Marc Levy

Marc Levy

Yazar
8.3/10
947 Kişi
·
2.450
Okunma
·
168
Beğeni
·
6797
Gösterim
Adı:
Marc Levy
Unvan:
Fransız Romancı
Doğum:
Boulogne-Billancourt , Fransa, 16 Ekim 1961
Marc Levy 1963 yılında Fransa'da doğdu. 17 yaşında Kızılhaç örgütüne katıldı, altı yıl gönüllü olarak hizmet verdi ve bir yandan da Paris-Dauphine Üniversitesi'nde öğrenimini sürdürdü. Yirmi üç yaşında ülkesinden ayrılıp ikinci vatanı ABD'ye yerleşti. Yedi yıl sonra, iki arkadaşıyla birlikte bir mimarlık şirketi kurmak üzere Fransa'ya geri döndü. On yıl boyunca bu şirketi yönetti. 40 yaşına yaklaştığı günlerde, oğluna anlattığı hikâyeleri kâğıda dökmeye karar verince, ilk romanı Keşke Gerçek Olsa (Can Yayınları, 2001) ortaya çıktı. Dünya çapında büyük bir başarı elde eden kitap, aylarca çoksatar listelerinin başından inmedi ve otuza yakın dile çevrildi. Yazarın ikinci romanı Neredesin, ilkini aratmayacak bir başarıyla çok geçmeden 1 milyon satış rakamına ulaştı. 2003'te yayımladığı Sept jours pour une éternité (Bir Sonsuzluk İçin Yedi Gün) Fransa'da 2003'ün en çok satan romanı oldu. 2004'te yayımlanan La prochaine fois (Bir Dahaki Sefer), aşk, mizah ve masalsı öğelerle ördüğü romanlarının son halkası oldu. Bir kısa metraj filmi de (La lettre de Nabila) bulunan yazar, şu sıralar ilk uzun metraj filminin hazırlıklarıyla uğraşıyor ve Londra'da yaşıyor.
Ürəkdolusu ağla. Yüngülləşəcəksənsə, ağla. Sevgi ağrısı adama it əzabı çəkdirir, amma tənha həyat daha böyük bədbəxtlikdir.
-- Daha heç vaxt heç kəsin xəyalını
sevməyəcəm. Gerçəklikdə yaşamaq istəyirəm, indiki zamanda, ancaq indiki zamanda.
- Mən isə daha aydın gələcək istəyirəm. -
Deyzi köksünü ötürdü.
-- Əas məsələ qərara gəlməkdir,
arxayıncasına dedi.
-- Hansı qərara?
-- Gələcəyin necə olacağı barədə özünüzə sual verməkdənsə, sizi indiki zamana qaytaracaq bir qərar...
-- Deyəsən, ərim məni aldadır.
- İndi kimə xayanət etmirlər ki? - Kreston
elektron məktublarını oxuya-oxuya dedi.
- Heç gülməli deyil.
Kreston oxumağını saxlayıb soruşdu:
- Necə yəni aldadır? Yəni dediyim odur ki,
herdən təsadüfən aldadır, yoxsa həmişə?
- Fərqi nədir?!
255 syf.
·Beğendi·10/10
Bir axşam yalnız yaşayan memarın evində gənc, gözəl qız peyda olur. Və o... ruhdur: "İndi sizə deyəcəyim şeyi, bilirəm ki, başa düşmək o qədər də asan deyil, qəbul etmək qeyri- mümkündür, ancaq əgər başıma gələnləri diqqətlə dinləsəniz və mənə etimad göstərsəniz, bəlkə də mənə inanarsınız. Bu isə çox önəmlidir, çünki siz heç özünüzdə bilmirsiniz ki, dünyada bunu paylaşa biləcəyim yeganə insansınız"... Beləcə qız başına gələnləri memara danışır. Yalnız gənc memar ona yardım edə bilər. Ancaq onları bir-birinə bağlayan sevgi hissləri olmasaydı, o da ölüm qarşısında aciz qalacaqdı.
231 syf.
·7 günde·Beğendi·6/10
Age of Adaline filmini, Da Vinci Şifresi’ni ve Paul Auster’in Yanılsamalar Kitabı’nı uygun miktarlarda bir kaba koyun karıştırın, ardından biraz bekletip baskıya verin ve… İşte karşınızda Gelecek Sefere…

Çok saçma bir benzetme oldu farkındayım. Bu bahsettiğim üç film-kitap da aslında birbiriyle çok alakasız. Ancak kitabı okurken ve bitirdiğimde aklımda oluşan görüntü tam olarak buydu.

Gelecek Sefere, 1800’lerde yaşamış Vladimir Radskin isimli ünlü bir ressamın ekspertizi olan Jonathan Gardner’ın günümüz zamanlarında geçen aksiyonlu, yer yer fantastik ve romantik hikayesini anlatıyor.

Kitaba ilk başladığımda Vladimir Radskin isimli bu Rus ressam öylesine gerçekçi anlatılıyordu ki kitabın bu ressam üzerinden bir kurgu olduğunu düşünüp kendisini ve tablolarını görmek için Google’da arattım, tıpkı Auster’ın Yanılsamalar Kitabı’nda Hector Mann’a yaptığım gibi… Fakat iki yazarın da başarısı sonucu karakterler kurgu çıktı. Diğer bir yandan Marc Levy kitabı bir film gibi yazmış. Bazı yerler oldukça sinematografik geldi. Bu hissi genel olarak Paul Auster okurken de bolca yaşıyordum. Sanki izlenilen bir filmi yazıya döküyormuşçasına belli bir açıyla yazılıyordu sahneler. İki yazarın bunu yapış şekli oldukça farklı ama açıkçası bana birbirini çağrıştırdılar.

Da Vinci Şifresi’ne (bu arada kitabını okumadığımı yalnızca filmini izlediğimi de belirtmeliyim) benzetmemin nedeni ise çok basit; gizemli ve kayıp olan bir tablonun ve onun ressamının hayatı etrafında gelişen aksiyonu anlatıyor Marc Levy bu kitapta. Bu arada kitabın bu kısmının Da Vinci Şifresi kadar kapsamlı, derin ve dolu dolu bir kurgusu olmadığını da söyleyeyim. Dediğim gibi atmosfer ve koşuşturmaca hatırlatıyor yalnızca. Ama tablonun ressamın hayatıyla ve karakterle iç içe geçmiş kendini sona saklayan gizemini okumak yine de oldukça keyifliydi.

Ve ölümsüz bir aşk… Kitabın fantastik bir olayı çok normal bir şekilde anlatan romantik bir kurgusu ve gelişimi de bana biraz Age of Adaline filmini hatırlattı. Tabii ki böyle bir konu işleyen milyon tane film vardır ama benim aklıma nedensizce bu geldi. Bu kısımda yazar metafiziksel, felsefi ve fantastik ögeleri biraz biraz harmanlayıp asla ölmeyen bir aşkı anlatıyor kitapta. Tabii ki bunlar ressamımızla ve onun ekspertiziyle de oldukça bağlantılı. Fakat ben kitabın romantik tarafını kurgunun en zayıf kısmı olarak bulduğumu da söyleyeyim. Beni hiç tatmin etmedi. Bir yerden sonra bu aşka kurulan kötü tuzaklar falan derken hafiften fantastik Yeşilçam kokuları gelmeye başlıyor burna. Başlarda zamana bilime ve gerçeküstü olaylara yapılan hafif felsefi ve metafiziki konuşmalar ve gizemli karakterlerle beklentim artarken öylece kalakaldım. Yazar elindeki güzel bir malzemeyi heba etmiş diye düşündüm okurken. Sanki yazar kitap okunsun ve satsın diye hikayenin geneline hakim bir aşk hikayesi yazmış gibi hissettim. Biraz zoraki… Ve bu kimi zaman kitapta zevkle okuduğum kısımları bastırdı.

Sonuç olarak çok akıcı bir kitap okudum. Tam yaz tatilinde kafa dağıtmalık güzel vakit geçirmelik, bir çırpıda film izler gibi bitirmelik… Ama o kadar. Yani beni fazla tatmin etmedi. Kitap okuduktan sonrasına fazla bir şey bırakmıyor. Belki de asıl sorun başında vadettiği şeyleri sonunda bulamamam. Bence yazarın elindeki malzeme ve kurguyla çok daha güzel bir şey çıkabilirdi ortaya.
324 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Mark Levi bu kitapinda naziler ve onlarla savaşan direnişçilerden bahs etmiş.
Eser iki yehudi kardeşin Güney Fransa'da Direniş herekatina katilmalariyla başlıyor.Buyuk bir yaşam mucadilesi,eylemler veriyor gençler.15 yaş ve 20 yaşta olan direnisçiler 1ci bölümde savaşması eylemleri 2ci bölümde hapishanedeki yaşam savaslari 3cu bölümde ise nazilerin mahkumları apardiklari trendeki yaşam savaşlarını anlatıyor.700 kişi başlayan bu herekatda yalnızca bir kaç kişi kurtuluyor.Ve yehudi kardeslerde onlarla birge bu savaştan özgür olarak çıkıyorlar.....
Okumanızı kesinlikle tavsiye ettiğim kitaplardan biri 🧡
324 syf.
·8 günde·9/10
Marc Levy ile tanışmam çok değerli bir insanın bana bu kitabı hediye etmesiyle başladı.
Bu eseri bir kaç cümleyle açıklamak gerekirse baba sevgisinden mahrum kalan bir kıza, babası tarafından sunulan bir olağanüstülükle,kısa süreli bir imkanla bu sevgiyi bir nebze de olsa doldurma fırsatını anlatıyor.
Geçmiş ile gelecek arasında harika bağların kurulduğu bir roman özelliği de taşıyor. Romanın konusu birden fazla. Aşk, dram, romantizm, bilim-kurgu...
Okuyana mutlaka bir şeyler katan eserlerden biri. Ben de bu eserle kendime, çevreme , çevremdekilerin bana söylemek isteyip de söyleyemediği şeyleri görme şansına eriştim.
197 syf.
·11 günde·Puan vermedi
spoiler icerir
evlilik arifesinde nerden geldiği belli olmayan bir haber ile Jonathan in hayati yeni bir boyut kazanir. Vladimir radskin tablolari ve hayatını en inqce ayrintisina kadar bilen Jonathan ressam radskin in olmeden once yaptigi son tablosu nun pesine duser. üzeri sır perdesi ile örtulmüş ve gizemli bir olayin icine düşer. Clara ile tanışması olaylarin boyutunu giderek seyrini degistiriyor. tabloları sunuma hazırlayan clara expertise jonatha nin incelemesinden gecip acik arttırmayla satışa sunulacak. lakin Jonathani oraya kadar sürükleyen sey ressamin 5. tablosunun gerçekten var olma ihtimalidir. Mistik olaylarmi desem dejavu mu desem çözemedim bazi olaylar meydana geliyor ne zaman Jonathan ile clara birbirine temas etse. resmen kitabi anlattim arkadas neyse yazar gayet guzel yazmış insan merak icinde kaliyor kitabınson sahnelerini acaba mutlu son ile bitecek mi diye. Bu arada rearkarnasyon ile Jonathan ile clara nin olumsuz aşkını dile getirmiş
304 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Aslında ben kitabı beri başından fantastik diye biliyordum ki, sonunda yanıldımı gördüm. Başdan sıkılsamda sonlarına doğru baya akıcı geldi. Mark Levi ile tanışlığm bu kitabla oldu. :)
Bizim hepimizin başkalarına söyleyemediğimiz onca şey var hakikaten. Ama ya kendimize? Kendimize söyleyemedeğimiz sözler de varmı?
288 syf.
·9/10
Ilk kitap olan keşke gerçek olsadan çok daha fazla beğenmiş olmam beni şaşırttı. Yine alışık olmadığım sizli bizli konuşmalar biraz rahatsız etti ama kitabı çok sevdim. Hem güldürdü hem duygulandırdı ve tam kıvamındaydı.
304 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Sanırım marc levy ne yazsa okurum. Sonu belirsiz olan kitapların ustası kendisi. Diğer kitaplarının aksine bu biraz daha gerçekçi bir kitaptı. Irkçılığı eleştirmesi tarihi irdelemesi ve bunj olay örgüsünü hiç bozmadan yapmış olması bile bu kitabı okumanızı gerektirir. Marc levy ile henüz tanışmadıysanız hemen tanışın ve tüm kitaplarını okuyun
404 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Səhər tezdən evdən çıxan Aqata üfüq boyunca uzanan mənzərəyə seyr etməyə başladı. O, nəm torpağın ətri ilə qarışan şam ağaclarının qoxusunu digərlərinə çəkdi. Aqata hər zaman arzuladığı başqa bir xoşbəxtliyin artıq həyatının onun üçün açdığı bu yeni səhifədə olduğunu anladı. O, hər zaman məhz bu xoşbəxtliyin arzusu ilə yaşamışdı.
Elə həmin səhər, qayıdarkən yolda Raula da baş çəkmiş Milli nəhayət ki, Filadelfiyaya çatdı.
O, ilk öncə evinə deyil, "Kambar Kampus Center" kafesinə doğru yol aldı.
224 syf.
·33 günde·Beğendi·8/10
Tanrı ve Şeytan bir anlaşma yapar ve birer elçi seçerler.Seçtikleri, elçilerin 7 günü vardır.İyilik baskın gelirse dünyanın hükmü tanrının elinde olmaya devam edecektir,kötülük kazanırsa şeytan dünyaya hükmedecek.
Kitabın konusunu duyar duymaz nedense kitabı çok seveceğime ikna olmuştum bile.
Şunu da eklemeliyim ki kitabın ismi çok güzel seçilmiş-en azından bana göre-.
Kitabın çevirmeni Sayın Işık Ergüden'e haksızlık etmek istemem çeviri zor zanaattir lakin bence çeviri ile ilgili ciddi sıkıntılar vardı.Maalesef bu durum kitabı okuma hızıma etki etti.
Eklemek istediğim bir diğer olumsuz yorum ise kitabın uzunluğu hakkında,kitap yalnızca 211 bir sayfa bence biraz daha uzun olabilirdi.İlk günler ince ince işlenmişken son 3 güne yeterli emek verilmemiş.
Olumsuz yorumlarına karşın eseri oldukça çok sevdiğimi belirtmeliyim.Bence şans vermeniz gereken bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Marc Levy
Unvan:
Fransız Romancı
Doğum:
Boulogne-Billancourt , Fransa, 16 Ekim 1961
Marc Levy 1963 yılında Fransa'da doğdu. 17 yaşında Kızılhaç örgütüne katıldı, altı yıl gönüllü olarak hizmet verdi ve bir yandan da Paris-Dauphine Üniversitesi'nde öğrenimini sürdürdü. Yirmi üç yaşında ülkesinden ayrılıp ikinci vatanı ABD'ye yerleşti. Yedi yıl sonra, iki arkadaşıyla birlikte bir mimarlık şirketi kurmak üzere Fransa'ya geri döndü. On yıl boyunca bu şirketi yönetti. 40 yaşına yaklaştığı günlerde, oğluna anlattığı hikâyeleri kâğıda dökmeye karar verince, ilk romanı Keşke Gerçek Olsa (Can Yayınları, 2001) ortaya çıktı. Dünya çapında büyük bir başarı elde eden kitap, aylarca çoksatar listelerinin başından inmedi ve otuza yakın dile çevrildi. Yazarın ikinci romanı Neredesin, ilkini aratmayacak bir başarıyla çok geçmeden 1 milyon satış rakamına ulaştı. 2003'te yayımladığı Sept jours pour une éternité (Bir Sonsuzluk İçin Yedi Gün) Fransa'da 2003'ün en çok satan romanı oldu. 2004'te yayımlanan La prochaine fois (Bir Dahaki Sefer), aşk, mizah ve masalsı öğelerle ördüğü romanlarının son halkası oldu. Bir kısa metraj filmi de (La lettre de Nabila) bulunan yazar, şu sıralar ilk uzun metraj filminin hazırlıklarıyla uğraşıyor ve Londra'da yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 168 okur beğendi.
  • 2.450 okur okudu.
  • 48 okur okuyor.
  • 878 okur okuyacak.
  • 47 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları