Marcus Aurelius

Marcus Aurelius

Yazar
8.5/10
2.088 Kişi
·
6,2bin
Okunma
·
848
Beğeni
·
42,7bin
Gösterim
Adı:
Marcus Aurelius
Tam adı:
Marcus Aurelius Antoninus Augustus
Unvan:
161 - 180 yılları arası Roma İmparatoru, filozof
Doğum:
Roma, İtalya, 26 Nisan 121
Ölüm:
Vindobona veya Sirmium, 17 Mart 180
Marcus Aurelius Antoninus Augustus (26 Nisan 121 – 17 Mart 180). 161 - 180 yılları arası Roma İmparatoru. 96 - 180 yılları arasında görev yapan Beş İyi İmparator'dan sonuncusudur ve aynı zamanda en önemli Stoacı filozoflardan biri olarak kabul edilir.

Adını ilk olarak Asya'da yeniden güçlenmeye başlayan Pers İmparatorluğu'na karşı ve limes Germanicus (Cermen sınırı) boyunca Cermen kabilelerle yaptığı savaşlar ve ardından Tuna nehrini aşmasıyla duyurur. Doğuda, Avidius Cassius önderliğindeki bir isyanı bastırmıştır.

Marcus Aurelius'a ait (Meditations / Kendime Gözleyişim) adlı felsefi eser 170–180 arasında savaştayken yazıldı. Eser edebi bir başyapıt olarak günümüzde bile hala saygı görür ve "mükkemmel vurgusu ve sonsuz narinliği" ile övgüyü hak eder.
Bir insanın de­ğerinin, ilgi duyduğu şeylerin değeriyle ölçüldüğünü aklın­dan çıkarma.
Marcus Aurelius
Sayfa 96 - Yapı Kredi Yayınları
''Sana dürüst davranmak istiyorum,'' diyen birisi nasıl çürümüş ve sahtekardır. Ey insan, sen ne yapıyorsun? Bunu söylemene gerek yok. Dürüstlük kendiliğinden anlaşılmalı. Yüzünde yazmalı, sesinde çınlamalı. Tıpkı sevgilinin, sevgilisinin bir bakışında her şeyi anlayabilmesi gibi dürüstlük baktığın an gözlerinden taşmalıdır. Kötü kokan bir insanın yanından geçerken fark edilmesi gibi hemen anlaşılmalıdır sade ve dürüst insan.
156 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitabı yorumladığım video yayında bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsiniz :) https://youtu.be/npkir3zRJG0

Bu kitabı yorumlamak uzun zamandır istiyordum fakat bir türlü vakit bulamıyordum. Youtube'daki kanalı ilk açtığım zamanlar yorumlamıştım fakat tam olarak kendimi ifade edememiştim bundan dolayı tekrar yorumlama kararı aldım. Tabii bu kitabı yorumlamadan önce bir Roma İmparatorluğuna bakmak gerekiyor.

Özellikle de Trajan devrinde imparatorluk Britanya'dan İran'ın kuzey bölgelerine kadar büyük bir imparatorluk görüyorsunuz şimdi bu imparatorlukta bir sürü din ve siyasal düşünceyle birlikte ayrıca filozofların bol olduğunu görüyoruz. Her ne kadar biz buradan her ne kadar birçok filozof var desek bile bunların birçoğunun kitabı ya ortaçağ döneminde yakılmış ya da bir şekilde günümüze ulaşamamıştır.

Tabii bu kişiliklerden önemli olarak Cicero, Seneca ve Epictetos gibi filozoflar var fakat bunlar geç cumhuriyet dönemi filozofları. İmparatorluk devrinde ise önümüze Marcus Aurelius çıkmaktadır. Tabii ki başka adamlarda var ancak önümüze bunların çoğu çıkmıyor var olanlar bile Avrupa'da dolanırken Türkçeye çevrilmemesi büyük bir kırgınlık yaratmaktadır. Ayrıca Marcus'un doğduğu yüzyıl ikinci yüzyıl yani Roma'nın sıkıntılarının baş gösterdiği bir dönemde bu adamı görüyoruz. Ayrıca Marcus'tan sonraki halefe baktığımız zaman oğlu Commodus'u görüyoruz ki kendisi Marcus'un yolundan değil Zalim Nero gibi adamların yolunu takip etmesi ilginç olmakla beraber babasını ne kadar tiye aldığı gerçeğini de değiştirmemektedir. Tabii bunlar işin genel boyutu.

Stoa felsefesine baktığımız zaman ise ilk olarak Kıbrıslı Zenon ve yavaş yavaş Roma'ya girmesiyle Scipio Africanus'u görüyoruz. Her ne kadar burada basit anlatsam da videoda daha genelini vermiş bulunmaktayım burada da özetini çıkartmaktayım.

Tabii Africanus'tan sonra Roma'nın ekonomik ve siyasi olarak doruğa ulaşan dönemi başlıyor bundan sonra ise biz Marcus'u görmekteyiz. Burada kitabın kendi isminden yola çıkarak Marcus Kendime Düşünceler diyor yani kendi kişiliğine ve karakterine uyması gereken notları derliyor tabii bu notların çoğunu savaş alanlarında yazması kişiliği ve karakteri açısından oldukça önemlidir çünkü adamın o kaosun etrafında bile kendi zihnini koruduğu ve evreni yorumlamaya adaması oldukça ilgi çekicidir. Tabii bu notlar öldükten sonra kitap haline getiriliyor bu da Marcus'un kendi karakterine uygun olarak getirdiği ve derlediği notları günümüze aforizmalar halinde getiriyor. Bu kitap sadece Stoa değil Roma Stoasının düşünce yapısını da gözler önüne seriyor. Son olarak Marcus ile ilgili birkaç alıntı yapıp incelemeyi kapatmayı düşünüyorum.
Bu kitabın kapağını her açtığımda daha önce okuduğum her cümleden yeni anlamlar keşfediyorum...Onun için asla okuduklarım arasına giremeyecek.
156 syf.
·6 günde
İnsanoğlu var olduğu günden beri sürekli mutluluğun gizini aramış. Bunu pek çok din adamı, düşünür ve filozofun ortaya koyduğu görüş, düşünce ve eserlerinden de görmek mümkün. Öyle ki birçok filozof daha da ileriye giderek düşüncelerini felsefi bir okul haline dönüştürmüş. Nitekim bu düşünce ekollerinden biri de Stoacılık Okulu’dur.
 • • •
Kıbrıslı Zenon tarafından kurulan Stoacılık Okulu, insanın temel amacının mutluluk olduğunu savunuyor. Mutluluğa ulaşmanın yolunun ise doğayla uyumlu bir yaşam felsefesi olduğunu ileri sürüyor. Bu felsefeye göre mutluluğa ulaşmanın ilkeleri ise “Hayatta bize verileni kabul etmek, arzularımız veya korkularımız tarafından kontrol edilmeye izin vermemek, etrafımızdaki dünyayı anlamak için aklımızı kullanmak, bu evrende üzerimize düşen rolü en iyi şekilde oynamak, beraber çalışıp başkalarına karşı dürüst ve adil olmak”* şeklinde sıralanıyor.
• • •
Stoacı felsefenin, günümüze kadar birçok felsefi ekolün yanında dini ve mistik düşünceye sahip kişi, grup ve okulu derinden etkilediğini görüyoruz.  Stoacı felsefenin Zenon’la birlikte en önemli temsilcileri ise Epictetos, Seneca ve Marcus Aurelius kabul ediliyor. İşte Marcus Aurelius, “Kendime Düşünceler” adlı eserinde bu okulun görüşlerini “12 Kitap”tan oluşan eserinde genel hatlarıyla sunuyor bizlere. M.S. 161-180 arasında Roma İmparatorluğu da yapmış olan Marcus Aurelius, aslında bu düşüncelerini bir kitap olarak değil günlük notlar şeklinde kaleme alıyor. Ölümünden sonra bu notlar kitap haline dönüştürülüyor.
• • •
Platon’un filozof kral idealinin en önemli örneği olan Marcus Aurelius, eserinde yaşamın amacının mutluluk olduğunu, insanın kendisiyle, doğayla ve diğer insanlarla uyum içerisinde yaşadığında mutluluğu yakalayabileceğini savunuyor. Her şeyin geçici olduğunu belirten Aurelius, asıl olanın “şimdiki zaman” olduğunu, bütün kaygılarımızın düşüncelerimizden kaynaklandığını, eğer istersek iyi ve erdemli bir yaşamı kendimiz için inşa edebileceğimizi ifade ediyor. Nitekim o, erdem, iyilik, doğruluk, kötülük, haz, mutluluk, kibir, intikam, öfke, doğum, ölüm, zaman, kader, birlik, uyum gibi hemen her konuda ileri sürdüğü görüşleriyle bu ideal yaşamı nasıl inşa edebileceğimizin ipuçlarını sunuyor.
• • •
Çağlar ötesinden “Yaşamak için on bin yılın varmış gibi davranma” diye seslenen Aurelius’in, “Kendime Düşünceler”de öyle ifade ve sözleri var ki kişisel gelişimden psikolojiye, sosyolojiye, siyaset bilimine, teolojiye ve hukuka kadar birçok alanda okuma yapan okurun, bu eserden kendine göre dersler çıkarabileceğini düşünüyorum. Doğrusu kitabı okuyup bitirmeme rağmen “Bundan böyle yaşamı her an sona erecek gibi düşünmeli ve her işini öyle yapmalısın”, “Bütün kaygılarımız içimizdeki düşünceden doğar”, “Bir cesedi sırtlanmış ufacık bir ruhsun sen”, “Hata yapmayan insan olur mu?”, “İntikam almanın en iyi yolu intikam alınacak kimseye benzememektir”, “Kovana yararlı olmayan, arıya da yararlı değildir” sözleri hala zihnimde dönüp duruyor.
• • •
Bilindiği gibi genelde felsefi metinlere karşı bir önyargımız vardır ve bu metinleri okumakta zorlanırız. Bununla birlikte “Kendime Düşünceler”,  anekdotlar şeklinde ilerlediği için insanı okurken yormuyor. Dili sade ve anlaşılır. Ancak, bir kitap mahiyeti taşıyan söz ve öğütlere sahip olduğundan bir kez okunup kenara bırakılabilecek bir eser değil. Bazen bunaldığımızda, bazen de günlük yaşamımızda herhangi bir engel ve sorunla karşılaştığımızda zaman zaman açıp okunabilecek bir başucu kitabı diyebilirim. Günümüzde önemini ve geçerliliğini hala muhafaza eden ve bizdeki tasavvuf anlayışını çağrıştıran sözlere de sahip bu kitabı, tüm okurlara mutlaka okumalarını tavsiye ederim.
 
“Eğer biri benim düşündüklerimin veya yaptıklarımın doğru olmadığını ispatlarıyla ortaya koyarsa onları düzeltir ve o kişiye minnettar olurum. Çünkü hakikati arıyorum ben” (#122251828) sözünü merak eden okurlara…
Keyifli okumalar dilerim! 
.........................................
*Bknz. https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Stoac%C4%B1l%C4%B1k
136 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Kendime Düşünceler, M.S. 2. yüzyılda yaşamış olan stoacı Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un Yunanca olarak kaleme almış olduğu antik çağın en önemli eserlerinden biridir.
Marcus Aurelius bu eserini oniki kitap olarak yazmıştır. Filozof imparatorun evren, doğa, akıl, ölüm, yaşam ve insan üzerine tuttuğu notlarıdır. Eserde yer alan bu notlar yazarının hem kendi kendine verdiği öğütler hem de evrensel bir ders niteliğini taşımaktadır.
Kendime Düşünceler, anlatımının anlaşılır ve sade olmasının yanısıra; sıradan insanların bile gündelik yaşantısında karşılaştıkları sorunlara çözüm sunmasından dolayı kesinlikle okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...
Cansu ️
Cansu ️ Unutma Mutlu Bir Hayat Çok Az Şeye Bağlıdır'ı inceledi.
88 syf.
2000 yıl öncesinde zihnini eğitmeye çalışan bir Roma İmparatoru.
''Mutluluk içimizde’’ demiş, stoacı filozof, imparator Marcus Aurelius, dışarıda aranmayacak kadar içimizde, içimizde olduğu kadar da yalın ve basit.

Mutluluğu felsefesinden, aklından uzak tutamayan stoacıların genel görüşü nedir peki?
Doğayla insanın uyumu, insanın akıl ve iradeyle terbiyesidir. Stoacılara göre doğa gibi insan da varoluş amacını bilmeli, buna uygun yaşamalıdır. Tıpkı doğa gibi sahip olduğu nimetlerin bilincinde olmalı, tutku ve hazlarından olabildiğince uzaklaşmalıdır.

Her şeye sahip olan dönemin en güçlü adamı Marcus Aurelius da mutluluğa böyle erişeceğimizi söyleyip, bu felsefeye göre yaşamış.
Öüm hakkındaki düşünceleri de doğadaki diğer olaylar gibi doğal karşılanan bir sonuçtur stoacılara göre. Buğday başaklarının biçilmesi kadar doğaldır ölümün gerçekleşmesi.

Kendisi de bunun farkındalığı için sürekli ölümü hatırlarmış; kulağına kölesi tarafından ‘’memento mori’’ ( ölümü hatırla ) sözcükleri fısıldanırmış, hiç ölmeyecek gibi yaşayan hükümdarların aksine güç zehirlenmesine kapılmadan.

Kendisini yücelten, bugün bile kendisinden övgüyle bahsedilmesinin en büyük nedeni belki de bütün gücüne rağmen büyük bir bilge ve hayatının sonuna kadar da erdemli bir insan olarak kalmasıdır.

Hazzın kölesi olmadan yaşayıp, dünyadaki varoluş amacını gerçekleştirmeye çalışan kaç tane hükümdar gelmiştir ki bu dünyaya?
156 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Filozof-Kral, Bilge-Kral tanımlamasını belki de en çok hakeden isimlerden birisine...

Marcus Aurelius Antoninus Agustus’a ...

Bu kitap başka şartlar altında günümüzün TEDxTalks’larından birisi olabilirdi. Ama biz kitap olarak okuyoruz, böylesi de güzel. Gerçi sürekli ağır bilgi, tavsiye ve tecrübe bombardımanı bir noktada “Marcus hocam bir sal da azıcık nefes alalım, tamam sen haklısın, en doğru sensin “ hissi oluşturuyor. Bazı yerlerde ise birbiriyle çok alakalı olmayan “düşüncelerin” alt alta yazılmış olması akıcılık açısından sizleri kötü etkiliyor.

Ancak şunu da kesinlikle söylemek isterim ki ilk başta, hoşuma giden cümlelerin altını çizme isteğim kitapta ilerledikçe “hamallığa” dönüştü. Çünkü nerdeyse her cümle bir şeyler anlatıyor ve o şeyleri gerektiği gibi anlatıyordu. Eğer altını çizmeyi bırakmazsam kitabın sonunda, sadece dipnotlar kısmı kuru kalmış, altı tamamiyle çizili bir kitabım olacaktı. Çizmekle uğraşmayıp -ve tabi alıntıları buraya yazmakla- doğrudan kitabı özümsemeye, ondan bir şeyler almaya çalıştım.

Bizde olanı bize koyma hedefiyle yola çıkan bu kitap aslında Aurelius’un kendiyle ilgili düşüncelerini unutmamak için aldığı notlardan ibaret. Bu notları biz uzun aforizmalar şeklinde okuyoruz. Gladyatör filminden de asaletine aşina olduğumuz Aurelius, Machiavelli tarafından kaleme alınan Titus Livius’un on kitabı üzerine söylevler kitabında beş iyi imparatordan biri olarak tarihe geçmiş.

İmparatorumuz, genel olarak Stoa felsefesinden etkilenmiş ve bu felsefenin bir ürünü olarak doğayla uyumlu yaşamayı, yaşatmayı, her şeyin geçici olduğunu, tek önemli olanın “şu an” olduğunu, ölümden korkmamayı hatta yeri zamanı geldiğinde onu istemeyi (bu konuda daha detaylı bilgi için Bkz. Kittiumlu Zenon) iyi ve erdemli yaşamak için neler yapılması gerektiğini nelerden de kaçınmamız gerektiğini bizlere bir filozof duyarlılığında vermiş.

Evrensel akıl, dünyanın özü, her şeyin aynılığı ve birliği, mutlak ve bağımsız iyi, erekselci bakış, toplumsal pragmatizm, anti-hedonizm, kadercilik, kelebek etkisi, tümdengelim değindiği diğer konular arasında.

Bir arkadaş bu kitapla ilgili “hiç bitiremeyeceğim çünkü her okuduğumda farklı anlamlar çıkarıyorum” demiş. Evet gerçektende okuduğunuz cümleyi geri dönüp tekrar okuduğunuzda dahi farklı anlamlar çıkarabiliyorsunuz. Ama şahsi fikrim, tüm bu karmaşıklığının yanında aslında tüm sayfalarda tüm cümlelerde söylenmeye çalışılan belli başlı şeyler ve bir mantık var. Sanırım kitaptan -eğer başarabilirsek- alabileceğimiz en büyük fayda bu mantığı(düşünüş tarzını) anlamak olacak.

Marcus Aurelius kitabını okumamın benim açımdan güzel tarafı Antik Yunan’ı Platon’u, Aristo’yu, Seneca’yı Cato’yu, Cicero’yu, Plutarkhos’u, Herakleitos’u ve daha nice filozofu hatırlamak oldu. Umarım sizde de buna benzer güzel bir etki yapar.

Evet, Romalılar sizleri daha fazla sıkmadan imparator, yüce insan, Marcus Aurelius’u okumaya davet ediyorum.

Son olarak eğer kitabı okurken müzik dinlemek isterseniz tavsiye edebileceğim bir tane var, ancak Türkçe ismini bilmiyorum, buyrun:

Ο ΣΤΑΘΜΟΣ-ΕΥΑΝΘΙΑ ΡΕΜΠΟΥΤΣΙΚΑ
156 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10 puan
Marcus Aurelius (MS 121-180)’un Kendime Düşünceler adlı eseri 12 kitaptan oluşmaktadır. Roma impartoru iken yaptığı sefer sırasında yazmaya başladığı eseri, Stoacılık felsefesini buram buram hissettirmektedir. Hatta Aurelius da Epiktetos ve Seneca gibi geç dönem Stoa temsilcilerindendir.
İyilik, doğruluk, erdemlik, doğayla uyumlu yaşamak, öfkelenmemek, kontrollü olmak, vakti doğru kullanabilmek, kendine ve doğaya yararlı olabilmek, bulunduğu konumdan şikayetçi olmamak (bana ithafen:)) ve daha birçok konu üzerinde durulmuştur. “Doğan gereği katlanamayacağın bir olayla karşılaştığında da şikayet etme, nasılsa bitip gidecek.”(sf.102 ,X.kitap) diyerek teselli etmiştir beni.
Aurelius konuşuyor ve karşısında dinliyor gibiydim. “Platon’un Devlet’i gibi bir şey umma” (sf. 95, 9.kitap) dediği an büyük bir sarsıntı yaşadım. İrkildim ve bir şeyleri kabullenmem gerektiğini farkettim. Memnuniyetsiz olmanın kendimiz için ne kadar sağlıksız olduğunu anladım.
Ayrıca her şeyin gelip geçici olduğu, ün-şöhret gibi gösterişlerin boş bir heves olduğu sıkça dile getirilmiştir. Hatta yazar durmadan “Şimdi onlar neredeler? Kimse kalmadı, öyleyse nedir bu telaş?” gibi ifadelerle yaşamın boş, gelip geçici olduğunu yüzümüze vurmuştur.
Bir alıntı da beni çok etkilemiştir. “Utanmaz birisi seni rencide ettiğinde kendine şunu sor: “Dünyada utanmazların bulunmaması mümkün mü? O halde mümkün olmayan bir şeyi isteme. Çünkü bu adam dünyada bulunması gerekli olan utanmazlardan birisi.” Ah bunu okuduğumda nasıl da güldüm:) Gerçekten bunu düşününce rahatlıyorum:)

Marcus Aurelius’u Psikolog Hasan Arslan ile tanımıştım. https://youtu.be/cwxUhEg4Ej8 Kitabından alıntıları okudukça merakım artmıştı. Gerçekten tam anlamıyla bir başucu kitabı. İyi okumalar diliyorum.
Mavi Hayaller
Mavi Hayaller Unutma Mutlu Bir Hayat Çok Az Şeye Bağlıdır'ı inceledi.
88 syf.
·3 günde·10/10 puan
2000 yıl öncesinde zihnini eğitmeye çalışan bir Roma İmparatoru Marcus Aurelius'a göre mutluluk;
Mutluluk, imkansızın içinde değil.
Mutluluk, karmaşanın içinde de değil...
Mutluluk, mücadelenin içinde de değil...
Stoacılara göre mutlu olmak çok az şeye bağlıdır.
Mutlu olmayı seçen akıllı bir insan olduramadığı bir şeyi çekiştirip zorlamaz, ille oldurmaya çalışarak kendine çatışma ve mutsuzluk yaratmaz.
Mutlu olmayı seçen akıllı bir insan kibre saplanmaz.Sürekli bir elde etme ve elde tutma mücadelesi içinde bulunmaz.
196 syf.
Bildiğim kadarıyla ilk yazılan kendine yardım kitaplarından. herhangi bir tavsiyesini sebebiyle ve arka yapısıyla mantığı ile birlikte açıkladı için benim için çok doyurucu ve kıymetli bir kitap ve herkese tavsiye ederim.
156 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Marcus Aurelius M.S 161- 180 arasında Roma imparatoruydu. Germen seferinde de günlük yazmış ve bu eser bize günümüze kadar gelmiş.
Kitabı ders kitabı okur gibi okudum ben. Marcus Aurelius ,kendi kendine öğüt veyahut sohbet gibi niteledim. Bazı cümleleri üç dört kez okudum diyebilirim, bitirme sürem uzadı oyüzden. Sindire sindire şevkle okudum. Felsefe sevenler ilgisi olanlar için harika bir kitap. Buarada kitapta bazı filozofları da eleştirmesi yeni düşünceleri kattı bana.
Kitap incelememi bir cümle ile kapatayım : Sana imkansız görünen şeyleri de yap. Çünkü sol el, yeterince alıştırma yapmadığı için çoğu işte yararsız görünür; oysa birazcık alıştırmayla dizginleri sağ elden daha sağlam kavrar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Marcus Aurelius
Tam adı:
Marcus Aurelius Antoninus Augustus
Unvan:
161 - 180 yılları arası Roma İmparatoru, filozof
Doğum:
Roma, İtalya, 26 Nisan 121
Ölüm:
Vindobona veya Sirmium, 17 Mart 180
Marcus Aurelius Antoninus Augustus (26 Nisan 121 – 17 Mart 180). 161 - 180 yılları arası Roma İmparatoru. 96 - 180 yılları arasında görev yapan Beş İyi İmparator'dan sonuncusudur ve aynı zamanda en önemli Stoacı filozoflardan biri olarak kabul edilir.

Adını ilk olarak Asya'da yeniden güçlenmeye başlayan Pers İmparatorluğu'na karşı ve limes Germanicus (Cermen sınırı) boyunca Cermen kabilelerle yaptığı savaşlar ve ardından Tuna nehrini aşmasıyla duyurur. Doğuda, Avidius Cassius önderliğindeki bir isyanı bastırmıştır.

Marcus Aurelius'a ait (Meditations / Kendime Gözleyişim) adlı felsefi eser 170–180 arasında savaştayken yazıldı. Eser edebi bir başyapıt olarak günümüzde bile hala saygı görür ve "mükkemmel vurgusu ve sonsuz narinliği" ile övgüyü hak eder.

Yazar istatistikleri

  • 848 okur beğendi.
  • 6,2bin okur okudu.
  • 371 okur okuyor.
  • 4.852 okur okuyacak.
  • 112 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları