Marcus Aurelius

Marcus Aurelius

Yazar
8.5/10
246 Kişi
·
611
Okunma
·
192
Beğeni
·
17.082
Gösterim
Adı:
Marcus Aurelius
Tam adı:
Marcus Aurelius Antoninus Augustus
Unvan:
161 - 180 yılları arası Roma İmparatoru, filozof
Doğum:
Roma, İtalya, 26 Nisan 121
Ölüm:
Vindobona veya Sirmium, 17 Mart 180
Marcus Aurelius Antoninus Augustus (26 Nisan 121 – 17 Mart 180). 161 - 180 yılları arası Roma İmparatoru. 96 - 180 yılları arasında görev yapan Beş İyi İmparator'dan sonuncusudur ve aynı zamanda en önemli Stoacı filozoflardan biri olarak kabul edilir.

Adını ilk olarak Asya'da yeniden güçlenmeye başlayan Pers İmparatorluğu'na karşı ve limes Germanicus (Cermen sınırı) boyunca Cermen kabilelerle yaptığı savaşlar ve ardından Tuna nehrini aşmasıyla duyurur. Doğuda, Avidius Cassius önderliğindeki bir isyanı bastırmıştır.

Marcus Aurelius'a ait (Meditations / Kendime Gözleyişim) adlı felsefi eser 170–180 arasında savaştayken yazıldı. Eser edebi bir başyapıt olarak günümüzde bile hala saygı görür ve "mükkemmel vurgusu ve sonsuz narinliği" ile övgüyü hak eder.
Bunların hangisi övüldüğü için iyidir, ya da hangisi yerildiği için mahvolmuştur?

ZÜMRÜT çirkinleşir mi övgüler düzelmezse?
"Sabah kalktığında hayatta olmanın nasıl bir ayrıcalık olduğunu düşün - nefes almanın, düşünmenin, zevk almanın, sevmenin..."
Bir insanın de­ğerinin, ilgi duyduğu şeylerin değeriyle ölçüldüğünü aklın­dan çıkarma.
Marcus Aurelius
Sayfa 96 - Yapı Kredi Yayınları
''Düşünceleriniz ne ise hayatınızda o’dur, hayatınızın gidişini değiştirmek istiyorsanız düşüncelerinizi değiştirin…''
Bir insan seni suçladığında ya da kırdığında o insanın ruhunu inceleyerek nasıl bir insan olduğunu anlamaya çalış. Kafanda bir fikir oluştuğunda kendine acı çektirmenin gereksiz olduğunu göreceksin. Yine de onlara hoşgörü göster.
Marcus Aurelius
Sayfa 100 - Say Yayınları
Bu kitabın kapağını her açtığımda daha önce okuduğum her cümleden yeni anlamlar keşfediyorum...Onun için asla okuduklarım arasına giremeyecek.
156 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Marcus Aurelius (MS 121-180)’un Kendime Düşünceler adlı eseri 12 kitaptan oluşmaktadır. Roma impartoru iken yaptığı sefer sırasında yazmaya başladığı eseri, Stoacılık felsefesini buram buram hissettirmektedir. Hatta Aurelius da Epiktetos ve Seneca gibi geç dönem Stoa temsilcilerindendir.
İyilik, doğruluk, erdemlik, doğayla uyumlu yaşamak, öfkelenmemek, kontrollü olmak, vakti doğru kullanabilmek, kendine ve doğaya yararlı olabilmek, bulunduğu konumdan şikayetçi olmamak (bana ithafen:)) ve daha birçok konu üzerinde durulmuştur. “Doğan gereği katlanamayacağın bir olayla karşılaştığında da şikayet etme, nasılsa bitip gidecek.”(sf.102 ,X.kitap) diyerek teselli etmiştir beni.
Aurelius konuşuyor ve karşısında dinliyor gibiydim. “Platon’un Devlet’i gibi bir şey umma” (sf. 95, 9.kitap) dediği an büyük bir sarsıntı yaşadım. İrkildim ve bir şeyleri kabullenmem gerektiğini farkettim. Memnuniyetsiz olmanın kendimiz için ne kadar sağlıksız olduğunu anladım.
Ayrıca her şeyin gelip geçici olduğu, ün-şöhret gibi gösterişlerin boş bir heves olduğu sıkça dile getirilmiştir. Hatta yazar durmadan “Şimdi onlar neredeler? Kimse kalmadı, öyleyse nedir bu telaş?” gibi ifadelerle yaşamın boş, gelip geçici olduğunu yüzümüze vurmuştur.
Bir alıntı da beni çok etkilemiştir. “Utanmaz birisi seni rencide ettiğinde kendine şunu sor: “Dünyada utanmazların bulunmaması mümkün mü? O halde mümkün olmayan bir şeyi isteme. Çünkü bu adam dünyada bulunması gerekli olan utanmazlardan birisi.” Ah bunu okuduğumda nasıl da güldüm:) Gerçekten bunu düşününce rahatlıyorum:)

Marcus Aurelius’u Psikolog Hasan Arslan ile tanımıştım. https://youtu.be/cwxUhEg4Ej8 Kitabından alıntıları okudukça merakım artmıştı. Gerçekten tam anlamıyla bir başucu kitabı. İyi okumalar diliyorum.
156 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Filozof-Kral, Bilge-Kral tanımlamasını belki de en çok hakeden isimlerden birisine...

Marcus Aurelius Antoninus Agustus’a ...

Bu kitap başka şartlar altında günümüzün TEDxTalks’larından birisi olabilirdi. Ama biz kitap olarak okuyoruz, böylesi de güzel. Gerçi sürekli ağır bilgi, tavsiye ve tecrübe bombardımanı bir noktada “Marcus hocam bir sal da azıcık nefes alalım, tamam sen haklısın, en doğru sensin “ hissi oluşturuyor. Bazı yerlerde ise birbiriyle çok alakalı olmayan “düşüncelerin” alt alta yazılmış olması akıcılık açısından sizleri kötü etkiliyor.

Ancak şunu da kesinlikle söylemek isterim ki ilk başta, hoşuma giden cümlelerin altını çizme isteğim kitapta ilerledikçe “hamallığa” dönüştü. Çünkü nerdeyse her cümle bir şeyler anlatıyor ve o şeyleri gerektiği gibi anlatıyordu. Eğer altını çizmeyi bırakmazsam kitabın sonunda, sadece dipnotlar kısmı kuru kalmış, altı tamamiyle çizili bir kitabım olacaktı. Çizmekle uğraşmayıp -ve tabi alıntıları buraya yazmakla- doğrudan kitabı özümsemeye, ondan bir şeyler almaya çalıştım.

Bizde olanı bize koyma hedefiyle yola çıkan bu kitap aslında Aurelius’un kendiyle ilgili düşüncelerini unutmamak için aldığı notlardan ibaret. Bu notları biz uzun aforizmalar şeklinde okuyoruz. Gladyatör filminden de asaletine aşina olduğumuz Aurelius, Machiavelli tarafından kaleme alınan Titus Livius’un on kitabı üzerine söylevler kitabında beş iyi imparatordan biri olarak tarihe geçmiş.

İmparatorumuz, genel olarak Stoa felsefesinden etkilenmiş ve bu felsefenin bir ürünü olarak doğayla uyumlu yaşamayı, yaşatmayı, her şeyin geçici olduğunu, tek önemli olanın “şu an” olduğunu, ölümden korkmamayı hatta yeri zamanı geldiğinde onu istemeyi (bu konuda daha detaylı bilgi için Bkz. Kittiumlu Zenon) iyi ve erdemli yaşamak için neler yapılması gerektiğini nelerden de kaçınmamız gerektiğini bizlere bir filozof duyarlılığında vermiş.

Evrensel akıl, dünyanın özü, her şeyin aynılığı ve birliği, mutlak ve bağımsız iyi, erekselci bakış, toplumsal pragmatizm, anti-hedonizm, kadercilik, kelebek etkisi, tümdengelim değindiği diğer konular arasında.

Bir arkadaş bu kitapla ilgili “hiç bitiremeyeceğim çünkü her okuduğumda farklı anlamlar çıkarıyorum” demiş. Evet gerçektende okuduğunuz cümleyi geri dönüp tekrar okuduğunuzda dahi farklı anlamlar çıkarabiliyorsunuz. Ama şahsi fikrim, tüm bu karmaşıklığının yanında aslında tüm sayfalarda tüm cümlelerde söylenmeye çalışılan belli başlı şeyler ve bir mantık var. Sanırım kitaptan -eğer başarabilirsek- alabileceğimiz en büyük fayda bu mantığı(düşünüş tarzını) anlamak olacak.

Marcus Aurelius kitabını okumamın benim açımdan güzel tarafı Antik Yunan’ı Platon’u, Aristo’yu, Seneca’yı Cato’yu, Cicero’yu, Plutarkhos’u, Herakleitos’u ve daha nice filozofu hatırlamak oldu. Umarım sizde de buna benzer güzel bir etki yapar.

Evet, Romalılar sizleri daha fazla sıkmadan imparator, yüce insan, Marcus Aurelius’u okumaya davet ediyorum.

Son olarak eğer kitabı okurken müzik dinlemek isterseniz tavsiye edebileceğim bir tane var, ancak Türkçe ismini bilmiyorum, buyrun:

Ο ΣΤΑΘΜΟΣ-ΕΥΑΝΘΙΑ ΡΕΜΠΟΥΤΣΙΚΑ
170 syf.
·Beğendi·10/10
" Hükümdarlar filozof, filozoflar hükümdar olsaydı kentlerin yüzü ışırdı " der, Platon.

Kitabı okuyunca, Platonun ne kadar çok yerinde bir cümle kurduğuna şahit oldum. Düşünün ki, 2000 yıl önce yaşamış olan bir kişi var karşımızda ve hala ismini dilimizden düşürmeyiz. Yaptıklarını, söylevlerini mümkün olduğunca kendi dünyamızda uygulamaya çalışırız.

Neden mi! Çünkü, Marcus Aurelius 2000 yıl önce görmüş insanlığın doğa ve insan üzerindeki yıkımını... Gördüklerini de gün gün günlükler tutarak insanın ahlaklı ve erdemli olmasını kısaca, insan olmanın felsefesini hem kendisine hem de derleyen kişiler sayesinde biz okurlara anlatmış yazar.

Bazı düşünceler bir yada iki satıra sığacak kadar kısa, bazıları ise uzundur. Düşünceler alıntılardan ve stoacı ( " İnsan olmanın amacı mutluluktur. " sloganını benimsemiş kişilerin oluşturduğu felsefe okulu.) öğretilerden çağrışımlar taşımaktadır.

Ara sıra yazarın kendi düşüncelerine de rastladığımız düşünceleri, mutlaka okumalısınız. Asla pişman olmazsınız...
142 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Her yaptığın doğru olmayabilir. Böyle durumlarda canını sıkıp üzülme, gücünü de kaybetme. Eğer hata yaptıysan baştan başla. En azından yaptıklarının çoğunun iyi olması için uğraş. Yaklaştığın şeyi sev. Felsefeye ciddi bir okul öğretmenine yaklaşıyormuş gibi değil, gözlerinden rahatsız olduğu için buna bir çare arayan bir insan gibi yaklaşmaya çalış. Böylece hem akla boyun eğmenin kötü bir şey olmadığını göreceksin hem de mutluluğa kavuşacaksın.

Kendime düşünceler; Filozof İmparator’un kendine kendini anlattığı bir başucu kitabı. Kitap Marcus Aurelius’un evren, insan, doğa, akıl, yaşam ve ölüm üzerine gün gün tuttuğu notlardan oluşuyor. Her felsefi eserin yaptığını, yani kendimizi gerçekleştirme yolunda bize farklı yollar gösteriyor. Yine de her yeni bir eseri okuduğumuzda aynı şeyi düşünüyoruz. Bunları biliyoruz. Aristoteles ''bilmek yapmaktır'' der. Hala yapamadığımıza göre bilmiyor olabilir miyiz? Neden bildiğimizi söylüyoruz? Hala soru sorabiliyorsak yaşamaya devam ediyoruz. Belki bu kitap bütün sorularımıza cevap olamayacak ama bir ışık tutacağına eminim. Mutlaka okuyun…
156 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Kitabı alırken, alayım kitaplıkta kalsın, bir ara okurum havasındaydım ama okumaya başlayınca kitabı küçümsememin yersiz olduğunu fark ettim.

Kitabı okurken birçok yerde duraklayıp düşünmek istedim. İnsanın yaşamına, aklına, ruhuna, doğasına, değinen bir kitap. Çok güzel tespitlerde bulunulmuş.

Marcus Aurelius; ünü, şanı, şöhreti değil, insan olmayı önemseyen bir imparator. İnsanın sadece şimdi de yaşadığını çok güzel felsefeyle açıklamış kitabında. İyiliği her şeyin üstünde tutmuş bir insan olarak kötülüğe karşı da hoş görülü davranmayı insanın doğasının bir gerekliliği olduğunu vurgulamış.

Kitabı okurken; yaşama, ölüme, insana, doğaya karşı bakış açımız değişiyor. Boş, amaçsız bir hayat sürmenin ne kadar mantıksız olduğunu, bir hedef amaç, ilke edinmenin insanın kaliteli bir hayat yaşamasının gerekliliği olduğunu görüyoruz.
156 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Herkese tavsiye edeceğim bir kitap. İnsana faydası cidden dokunur. Sonlarına doğru geldikçe sinirlendim.

Bu kitabın çevrilmiş haline bile bir çeviri lazım. Google translate çevirisi sanırım. Yani nolur - us - yerine - akıl - kelimesi kullanılsa. - özdek- yerine - madde - denilse.
Sen anlamamışsındır , felsefecilerin anlayacağı bir kitap , diyorsanız bilemem.

Ama yani güzelim eseri insanlara böyle sunmak çok üzücü. Bırakın herkes okusun , herkes anlasın.
Sonra niye kitap okunmuyor. Okunmaz tabii. Sen halkın dilinden çok uzakta bir dil ile çeviri yapıyorsun. Sonra niye okunmuyor. Okunmaz. İnsanlar anlamadığı şeyi niye okusun?

Neyse sinirimi attım. Kitap harika. Eğer pes etmezseniz gayet size katkısı olur diye düşünüyorum.

Başka bir çevirisine denk gelirseniz onu alın tabi.
170 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Yaklaşık 2.000 yıl önce yaşamış bir düşünürün, bireysel ve toplumsal ahlak ve mutlu yaşam önerilerini okuyunca hayret ediyor insan. Kitabın giriş kısmı akıcı gelmeyebilir fakat sabırla ve dikkatle okunmasını öneririm.
Hele ki bu tür düşünce ürünlerine:
"Felsefe insanı inanç ve ahlak yönünden saptırıyor" formunda düşünenlerin, bu kalıbı aşmaları için ilaç gibi bir kitap.
Yky yayınları 169 sayfa, yaklaşık 9 tl değerindeki bu kitabı kütüphanenize kazandırmanızda fayda var.
Ali Rıza Malkoç
88 syf.
·5 günde·9/10
Bir süredir Aylak Adam aforizma serisine uzak kalmıştım. Marcus Aurelios'la da tanışmış olduk. Onun düşüncelerini ve felsefesini anlamak için çok güzel bir kitap. Genel düşüncesi insanlığa faydalı olmak. Kötülük yaparsan kendine yaparsın; kendin olunca tüm evren etkilenir diye düşünüyor. Düşünceleri ve cümleleri gerçekten çok güzel. Bazı aforizmalardan sıkılıyordum ama bu kitap aktı gitti. Gerçekten tavsiye ederim. Tek sıkıntısı bir çok sözü tekrar niteliğinde olmuş. Gerisi gayet güzel.
142 syf.
·11 günde·Beğendi·Puan vermedi
Stoacı filozof imparator Marcus Aurelius’un kendine özgü görüşleri, imparatorun kendi kişisel gelişimi ve stoacı felsefenin genel hatları anlatılıyor kitapta.
Machiavelli’ nin deyimiyle “beş iyi Roma imparatorundan sonuncusu” olan Marcus Aurelius bir imparatorun ağzından yazmak yerine sıradan bir insanın ağzından yazmış ve son derece anlaşılır bir dil var kitapta. Zaten Stoacılık öylesine yüce bir felsefe ki, bir imparatoru, bir köleyi ve zengin bir adamı kendine bağlayabilir.
Bu kitapta herkese hitap eder nitelikte.
Kitabı okurken yüzyıllar öncesinin genel problemlerinin, düşüncelerinin ve arayışlarının günümüzle neredeyse tamamen aynı olmasına çok şaşırdım.
Bitirdim demeyeceğim bu kitap için çünkü bana kalırsa her gün okunması gereken bir kitap. Her gün bir bölüm okuyup üzerine düşünülmesi gereken.

Yazarın biyografisi

Adı:
Marcus Aurelius
Tam adı:
Marcus Aurelius Antoninus Augustus
Unvan:
161 - 180 yılları arası Roma İmparatoru, filozof
Doğum:
Roma, İtalya, 26 Nisan 121
Ölüm:
Vindobona veya Sirmium, 17 Mart 180
Marcus Aurelius Antoninus Augustus (26 Nisan 121 – 17 Mart 180). 161 - 180 yılları arası Roma İmparatoru. 96 - 180 yılları arasında görev yapan Beş İyi İmparator'dan sonuncusudur ve aynı zamanda en önemli Stoacı filozoflardan biri olarak kabul edilir.

Adını ilk olarak Asya'da yeniden güçlenmeye başlayan Pers İmparatorluğu'na karşı ve limes Germanicus (Cermen sınırı) boyunca Cermen kabilelerle yaptığı savaşlar ve ardından Tuna nehrini aşmasıyla duyurur. Doğuda, Avidius Cassius önderliğindeki bir isyanı bastırmıştır.

Marcus Aurelius'a ait (Meditations / Kendime Gözleyişim) adlı felsefi eser 170–180 arasında savaştayken yazıldı. Eser edebi bir başyapıt olarak günümüzde bile hala saygı görür ve "mükkemmel vurgusu ve sonsuz narinliği" ile övgüyü hak eder.

Yazar istatistikleri

  • 192 okur beğendi.
  • 611 okur okudu.
  • 67 okur okuyor.
  • 941 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları