Marcus Aurelius

Marcus Aurelius

Yazar
8.5/10
988 Kişi
·
2.772
Okunma
·
484
Beğeni
·
30826
Gösterim
Adı:
Marcus Aurelius
Tam adı:
Marcus Aurelius Antoninus Augustus
Unvan:
161 - 180 yılları arası Roma İmparatoru, filozof
Doğum:
Roma, İtalya, 26 Nisan 121
Ölüm:
Vindobona veya Sirmium, 17 Mart 180
Marcus Aurelius Antoninus Augustus (26 Nisan 121 – 17 Mart 180). 161 - 180 yılları arası Roma İmparatoru. 96 - 180 yılları arasında görev yapan Beş İyi İmparator'dan sonuncusudur ve aynı zamanda en önemli Stoacı filozoflardan biri olarak kabul edilir.

Adını ilk olarak Asya'da yeniden güçlenmeye başlayan Pers İmparatorluğu'na karşı ve limes Germanicus (Cermen sınırı) boyunca Cermen kabilelerle yaptığı savaşlar ve ardından Tuna nehrini aşmasıyla duyurur. Doğuda, Avidius Cassius önderliğindeki bir isyanı bastırmıştır.

Marcus Aurelius'a ait (Meditations / Kendime Gözleyişim) adlı felsefi eser 170–180 arasında savaştayken yazıldı. Eser edebi bir başyapıt olarak günümüzde bile hala saygı görür ve "mükkemmel vurgusu ve sonsuz narinliği" ile övgüyü hak eder.
Bir insanın de­ğerinin, ilgi duyduğu şeylerin değeriyle ölçüldüğünü aklın­dan çıkarma.
Marcus Aurelius
Sayfa 96 - Yapı Kredi Yayınları
Bir insan seni suçladığında ya da kırdığında o insanın ruhunu inceleyerek nasıl bir insan olduğunu anlamaya çalış. Kafanda bir fikir oluştuğunda kendine acı çektirmenin gereksiz olduğunu göreceksin. Yine de onlara hoşgörü göster.
Marcus Aurelius
Sayfa 100 - Say Yayınları
Bu kitabın kapağını her açtığımda daha önce okuduğum her cümleden yeni anlamlar keşfediyorum...Onun için asla okuduklarım arasına giremeyecek.
136 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Kendime Düşünceler, M.S. 2. yüzyılda yaşamış olan stoacı Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un Yunanca olarak kaleme almış olduğu antik çağın en önemli eserlerinden biridir.
Marcus Aurelius bu eserini oniki kitap olarak yazmıştır. Filozof imparatorun evren, doğa, akıl, ölüm, yaşam ve insan üzerine tuttuğu notlarıdır. Eserde yer alan bu notlar yazarının hem kendi kendine verdiği öğütler hem de evrensel bir ders niteliğini taşımaktadır.
Kendime Düşünceler, anlatımının anlaşılır ve sade olmasının yanısıra; sıradan insanların bile gündelik yaşantısında karşılaştıkları sorunlara çözüm sunmasından dolayı kesinlikle okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...
156 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Marcus Aurelius (MS 121-180)’un Kendime Düşünceler adlı eseri 12 kitaptan oluşmaktadır. Roma impartoru iken yaptığı sefer sırasında yazmaya başladığı eseri, Stoacılık felsefesini buram buram hissettirmektedir. Hatta Aurelius da Epiktetos ve Seneca gibi geç dönem Stoa temsilcilerindendir.
İyilik, doğruluk, erdemlik, doğayla uyumlu yaşamak, öfkelenmemek, kontrollü olmak, vakti doğru kullanabilmek, kendine ve doğaya yararlı olabilmek, bulunduğu konumdan şikayetçi olmamak (bana ithafen:)) ve daha birçok konu üzerinde durulmuştur. “Doğan gereği katlanamayacağın bir olayla karşılaştığında da şikayet etme, nasılsa bitip gidecek.”(sf.102 ,X.kitap) diyerek teselli etmiştir beni.
Aurelius konuşuyor ve karşısında dinliyor gibiydim. “Platon’un Devlet’i gibi bir şey umma” (sf. 95, 9.kitap) dediği an büyük bir sarsıntı yaşadım. İrkildim ve bir şeyleri kabullenmem gerektiğini farkettim. Memnuniyetsiz olmanın kendimiz için ne kadar sağlıksız olduğunu anladım.
Ayrıca her şeyin gelip geçici olduğu, ün-şöhret gibi gösterişlerin boş bir heves olduğu sıkça dile getirilmiştir. Hatta yazar durmadan “Şimdi onlar neredeler? Kimse kalmadı, öyleyse nedir bu telaş?” gibi ifadelerle yaşamın boş, gelip geçici olduğunu yüzümüze vurmuştur.
Bir alıntı da beni çok etkilemiştir. “Utanmaz birisi seni rencide ettiğinde kendine şunu sor: “Dünyada utanmazların bulunmaması mümkün mü? O halde mümkün olmayan bir şeyi isteme. Çünkü bu adam dünyada bulunması gerekli olan utanmazlardan birisi.” Ah bunu okuduğumda nasıl da güldüm:) Gerçekten bunu düşününce rahatlıyorum:)

Marcus Aurelius’u Psikolog Hasan Arslan ile tanımıştım. https://youtu.be/cwxUhEg4Ej8 Kitabından alıntıları okudukça merakım artmıştı. Gerçekten tam anlamıyla bir başucu kitabı. İyi okumalar diliyorum.
156 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Filozof-Kral, Bilge-Kral tanımlamasını belki de en çok hakeden isimlerden birisine...

Marcus Aurelius Antoninus Agustus’a ...

Bu kitap başka şartlar altında günümüzün TEDxTalks’larından birisi olabilirdi. Ama biz kitap olarak okuyoruz, böylesi de güzel. Gerçi sürekli ağır bilgi, tavsiye ve tecrübe bombardımanı bir noktada “Marcus hocam bir sal da azıcık nefes alalım, tamam sen haklısın, en doğru sensin “ hissi oluşturuyor. Bazı yerlerde ise birbiriyle çok alakalı olmayan “düşüncelerin” alt alta yazılmış olması akıcılık açısından sizleri kötü etkiliyor.

Ancak şunu da kesinlikle söylemek isterim ki ilk başta, hoşuma giden cümlelerin altını çizme isteğim kitapta ilerledikçe “hamallığa” dönüştü. Çünkü nerdeyse her cümle bir şeyler anlatıyor ve o şeyleri gerektiği gibi anlatıyordu. Eğer altını çizmeyi bırakmazsam kitabın sonunda, sadece dipnotlar kısmı kuru kalmış, altı tamamiyle çizili bir kitabım olacaktı. Çizmekle uğraşmayıp -ve tabi alıntıları buraya yazmakla- doğrudan kitabı özümsemeye, ondan bir şeyler almaya çalıştım.

Bizde olanı bize koyma hedefiyle yola çıkan bu kitap aslında Aurelius’un kendiyle ilgili düşüncelerini unutmamak için aldığı notlardan ibaret. Bu notları biz uzun aforizmalar şeklinde okuyoruz. Gladyatör filminden de asaletine aşina olduğumuz Aurelius, Machiavelli tarafından kaleme alınan Titus Livius’un on kitabı üzerine söylevler kitabında beş iyi imparatordan biri olarak tarihe geçmiş.

İmparatorumuz, genel olarak Stoa felsefesinden etkilenmiş ve bu felsefenin bir ürünü olarak doğayla uyumlu yaşamayı, yaşatmayı, her şeyin geçici olduğunu, tek önemli olanın “şu an” olduğunu, ölümden korkmamayı hatta yeri zamanı geldiğinde onu istemeyi (bu konuda daha detaylı bilgi için Bkz. Kittiumlu Zenon) iyi ve erdemli yaşamak için neler yapılması gerektiğini nelerden de kaçınmamız gerektiğini bizlere bir filozof duyarlılığında vermiş.

Evrensel akıl, dünyanın özü, her şeyin aynılığı ve birliği, mutlak ve bağımsız iyi, erekselci bakış, toplumsal pragmatizm, anti-hedonizm, kadercilik, kelebek etkisi, tümdengelim değindiği diğer konular arasında.

Bir arkadaş bu kitapla ilgili “hiç bitiremeyeceğim çünkü her okuduğumda farklı anlamlar çıkarıyorum” demiş. Evet gerçektende okuduğunuz cümleyi geri dönüp tekrar okuduğunuzda dahi farklı anlamlar çıkarabiliyorsunuz. Ama şahsi fikrim, tüm bu karmaşıklığının yanında aslında tüm sayfalarda tüm cümlelerde söylenmeye çalışılan belli başlı şeyler ve bir mantık var. Sanırım kitaptan -eğer başarabilirsek- alabileceğimiz en büyük fayda bu mantığı(düşünüş tarzını) anlamak olacak.

Marcus Aurelius kitabını okumamın benim açımdan güzel tarafı Antik Yunan’ı Platon’u, Aristo’yu, Seneca’yı Cato’yu, Cicero’yu, Plutarkhos’u, Herakleitos’u ve daha nice filozofu hatırlamak oldu. Umarım sizde de buna benzer güzel bir etki yapar.

Evet, Romalılar sizleri daha fazla sıkmadan imparator, yüce insan, Marcus Aurelius’u okumaya davet ediyorum.

Son olarak eğer kitabı okurken müzik dinlemek isterseniz tavsiye edebileceğim bir tane var, ancak Türkçe ismini bilmiyorum, buyrun:

Ο ΣΤΑΘΜΟΣ-ΕΥΑΝΘΙΑ ΡΕΜΠΟΥΤΣΙΚΑ
170 syf.
Marcus Aurelius, mutluluğun ve gerçek bir yönetimin kaynağının maddesel şeyler değil 'erdemli olmak' olduğunu savunan Stoacı filozof Epiktetos'un ahlak felsefesinin izinden giden, imparator vasfını yalnızca toplum yönetiminde değil, ruhunu, bedenini ve yaşamını yönetmekte kullanmış bir bilge hükümdardır. Roma'ya altın çağını yaşatan, bir imparatordan daha hususi ve seçkin yetilere sahip Marcus Aurelius'a ait bu kitap, Marcus'un felsefesini ve yaşama dair edindiği ilkeleri anlatan aforizmalarla doludur. Her insanın hayatında tekrar tekrar(!) okuması gereken kült eser. Edinin!
170 syf.
" Hükümdarlar filozof, filozoflar hükümdar olsaydı kentlerin yüzü ışırdı " der, Platon.

Kitabı okuyunca, Platonun ne kadar çok yerinde bir cümle kurduğuna şahit oldum. Düşünün ki, 2000 yıl önce yaşamış olan bir kişi var karşımızda ve hala ismini dilimizden düşürmeyiz. Yaptıklarını, söylevlerini mümkün olduğunca kendi dünyamızda uygulamaya çalışırız.

Neden mi! Çünkü, Marcus Aurelius 2000 yıl önce görmüş insanlığın doğa ve insan üzerindeki yıkımını... Gördüklerini de gün gün günlükler tutarak insanın ahlaklı ve erdemli olmasını kısaca, insan olmanın felsefesini hem kendisine hem de derleyen kişiler sayesinde biz okurlara anlatmış yazar.

Bazı düşünceler bir yada iki satıra sığacak kadar kısa, bazıları ise uzundur. Düşünceler alıntılardan ve stoacı ( " İnsan olmanın amacı mutluluktur. " sloganını benimsemiş kişilerin oluşturduğu felsefe okulu.) öğretilerden çağrışımlar taşımaktadır.

Ara sıra yazarın kendi düşüncelerine de rastladığımız düşünceleri, mutlaka okumalısınız. Asla pişman olmazsınız...
156 syf.
·7 günde
" Her insanın sadece ilgilendiği şeylerin değeriyle değerlendirildiğini sakın aklından çıkarma." Kitapta beni en çok bu cümle etkiledi. Bu cümlenin benim hayatımdaki karşılığını son üç yıldır yaşadıklarımla anlatmak isterim.

İktisattan mezun olduktan sonra kariyer hayatıma dair harika hayallerim vardı. Mükemmel bir ekonomist olacak, özgün fikirlerim ve holistik bakış açımla finans sektörüne harika katkılarda bulunacaktım. Peki ne mi oldu?

Mezuniyetten sonra ilk bir yıl işsiz kaldım. Bu süreçte istediğim yerlerden mülakata bile çağırılmıyordum. Evde geçirdiğim her gün kendimi çürüyor gibi hissediyordum. Bir yılın sonunda nihayet iş bulabilmiştim: Bir kitabevinde satış elemanıydım artık. Harika! Çürümenin ne olduğunu asıl o zaman anladım. Çünkü haftanın altı günü, bir avm'de güneş ışığından mahrum, şımarık müşterilerle ve kitabevinin öküz sahibiyle muhattaptım artık. Daha sonra küçük bir firmada insan kaynakları adı altında işe başlayıp konuyla alakasız ne varsa yaptım. Dosya kaldır, dosya indir, dosya düzenle... Bu arada hor görülmem de cabası. Bir an öyle bir noktaya geldim ki kitabevini özler duruma gelmiştim.

Sonra bir şey dank etti kafama. Hayattaki ilgi alanlarımı bir sıralamaya koydum. Bir de baktım ki sıralamada ekonominin e'si bile yoktu. Bunun pişmanlığı ile haftanın 6 günü çalışıyor olsam da eve gider gitmez gece yarılarına kadar para-banka, ekonomik krizleri, mali analizi ve hukuk konularını deliler gibi çalışıyor; bir öğrenci gibi defterime notlar alıyordum. 6 ayın sonunda bir bankadan müfettişlik sınavına çağırdılar. Bilen bilir oldukça zorlu mülakatları vardır. 6 kişilik bir kurulun karşısına bile çıkmıştım. 7 adet hukuk sorusu sordular. Hukuk mezunu kadar varsın dediler. Ve ben o sınavı verdim :)

İlgi alanlarımız, Marcus Aurelius'un dediği gibi insanın değerini belirleyen en başlıca faktör. Eğer kendinizi değer verdiğiniz konumda görmüyorsanız ilgi alanlarınızın bir sıralamasını yapın. Eksikliği bulacağınıza ve yerini dolduracağınıza eminim.
156 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Marcus Aurelius ‘Stoa felsefesi’ üzerine yazdığı günlük notlar şeklinde kitaplaşmış bir eser. İnsanları psikolojik olarak tanıma ve ileriyi görebilme yeteneğine sahip Roma İmparatoru Marcus , insanlığın öz benliğini, derin noktaların da ki iyiliğe dokunarak bize tavsiyelerde bulunmuş.
“Sabah uyandığımda kendi kendime şöyle söylemeliyim; bugün de meraklı, hayırsız, kaba, kıskanç ve bencil insanlarla karşılaşacağım... Sonrasında ise toplumu değiştiremiyorsan değişime kendinden başla der
Tam bir baş ucu kitabı. Ara sıra açıp tavsiye almak ve kitapta fazlasıyla kendini ve hayatı bulmak mümkün.
156 syf.
·2 günde·4/10
Daha da Stoacı düşünür okumam.
İnsanların çok sevdiği, çok okunan bu kitabı ben sevemedim. Stoacı felsefe bana uygun değilmiş onu anladım.
Beni rahatsız eden ilk şey, aynı şeylerin, benzer cümlelerle sürekli tekrarlanması. İkinci şey de, hayata ve insanlara bakış açıları. Şöyle ki; "sana tokat atana diğer yanağını çevir" ci bir düsturları var; "her tür akraba her halükarda baş tacı edilmeli" şeklinde bir söylemleri var; "kötülükler de Tanrılardan geliyor o yüzden iyidir" diyerek insanoğlunun iradesini tanımayan tuhaf bir bakış açıları var. Bu söylediğim yanlış anlaşılmasın: Her şey Allah'ın iradesi ile vücut bulur evet, ama Stoacılara göre insanın kendi eliyle ve bilinçli olarak yaptığı kötülükler bile insanın kendi iradesiyle yapılmış olmuyor.
Neyse fazla uzamasın, keyifle okuyamadığım bir kitaptı. Ama emeğe ve düşünceye saygı duyuyorum. Bana hitap etmedi diye kötü bir kitap olduğu söylenemez. Okumak isteyenlere iyi okumalar..

Yazarın biyografisi

Adı:
Marcus Aurelius
Tam adı:
Marcus Aurelius Antoninus Augustus
Unvan:
161 - 180 yılları arası Roma İmparatoru, filozof
Doğum:
Roma, İtalya, 26 Nisan 121
Ölüm:
Vindobona veya Sirmium, 17 Mart 180
Marcus Aurelius Antoninus Augustus (26 Nisan 121 – 17 Mart 180). 161 - 180 yılları arası Roma İmparatoru. 96 - 180 yılları arasında görev yapan Beş İyi İmparator'dan sonuncusudur ve aynı zamanda en önemli Stoacı filozoflardan biri olarak kabul edilir.

Adını ilk olarak Asya'da yeniden güçlenmeye başlayan Pers İmparatorluğu'na karşı ve limes Germanicus (Cermen sınırı) boyunca Cermen kabilelerle yaptığı savaşlar ve ardından Tuna nehrini aşmasıyla duyurur. Doğuda, Avidius Cassius önderliğindeki bir isyanı bastırmıştır.

Marcus Aurelius'a ait (Meditations / Kendime Gözleyişim) adlı felsefi eser 170–180 arasında savaştayken yazıldı. Eser edebi bir başyapıt olarak günümüzde bile hala saygı görür ve "mükkemmel vurgusu ve sonsuz narinliği" ile övgüyü hak eder.

Yazar istatistikleri

  • 484 okur beğendi.
  • 2.772 okur okudu.
  • 211 okur okuyor.
  • 2.827 okur okuyacak.
  • 45 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları