Marguerite Yourcenar

Marguerite Yourcenar

Yazar
8.2/10
71 Kişi
·
172
Okunma
·
35
Beğeni
·
2.752
Gösterim
Adı:
Marguerite Yourcenar
Tam adı:
Marguerite Antoinette Jeanne Marie Ghislaine Cleenewerck de Crayencour
Unvan:
Belçika Asıllı Fransız Romancı ve Deneme Yazarı
Doğum:
Brüksel, Belçika, 8 Haziran 1903
Ölüm:
Northeast Harbor, Maine, Amerika Birleşik Devletleri, 17 Aralık 1987
Marguerite Yourcenar, asıl adı Marguerite de Crayencour (d. 8 Haziran 1903, Brüksel, Belçika- ö. 17 Aralık 1987, Northeast Harbor, Maine, ABD),romancı, deneme, öykü yazarı ve çevirmen. Üye sayısı 40'la sınırlı olan Académie française'e seçilen (6 Mart 1980) ilk kadın üyedir. Akademi üyeliği yalnızca Fransız vatandaşlarına verildiğinden, Amerikan uyruklu Yourcenar, Fransız cumhurbaşkanının özel izniyle çift uyrukluluk kazanmıştır.

Baba tarafından Flandre bölgesinin Fransız kesiminde yerleşmiş eski bir aileden, anne tarafından ise Belçika'ya çok sayıda edebiyatçı ve siyaset adamı vermiş Valon bir ailenin soyundan gelen Crayencour, Flandre'ın Fransızca konuşulan kesiminde bulunan evinde özel eğitim gördü. Çocukluğunun çoğu, daha sonra "tanıdığım en iyi dost ve en özgür insan" olarak tanımlayacağı babasıyla birlikte gittiği gezilerde geçti. Genç yaşta yazmaya başladı. 1927'de babası öldükten sonra kalan miras, Crayencour'a istediği gibi yazma özgürlüğü kazandırdı, uzun dünya gezilerine çıktı. İlk romanı Alexis'i 1929'da yayımladı. II. Dünya Savaşı çıkana değin bir göçebe gibi yaşadı.Sonra ABD'ye yerleşti; 1947'de Fransız vatandaşlığından çıkmadan ABD vatandaşlığına geçti. Asıl adı Crayencour'u değiştirerek yaptığı Yourcenar adını kullanmaya başladı.

Yapıtları

Yourcenar'ın yapıtları, kusursuz klasik üslupları, içerdikleri geniş bilgi ve psikolojik incelikle dikkati çeker. En önemli yapıtlarında geçmiş dönemleri ve kişilikleri yeniden yaratmış, insanlığın kaderi, ahlak ve iktidara ilişkin düşünceler ileri sürmüştür. Başyapıtı Mémoires d'Hadrien (1951; Hadrianus'un Anıları, 1984) 2. yüzyılda hüküm sürmüş bir Roma imparatorunun öykülerle zenginleştirilmiş anılarını içeren tarihsel bir romandır. Başka bir tarihsel roman olan L'Œuvre au noir (1968; Zenon, 1985) ise 16. yüzyılda yaşamış bir simyacı ve bilim adamının düşsel yaşamöyküsüdür. Yourcenar'ın öteki yapıtları arasında kısa öykülerini topladığı Nouvelles orientales (1938; Doğu Öyküleri, 1985), düzyazı bir şiir olan Feux (1936; Ateşler) ve Le Coup de grâce (1939; Bir Ölüm Bağışlamak, 1988) adlı kısa roman sayılabilir.

Ayrıca denemeler (Sous bénéfice d'inventaire (1962)), ailesine ilişkin anı kitapları (Souvenirs pieux (1973)), (Archives du Nord (1977)) ve Hindu gizemciliğine olduğu kadar eski ve modern Yunanistan'ın lirizmine duyduğu ilgiyi belirten çeviriler yayımladı. Ölüm teması (Mishima ou la Vision du vide (1981)) ile herşeyin gelip geçiciliği teması (Comme l'eau qui coule (1982), Le Temps, ce grand sculpteur (1984)) sanatın ve yalnızlığın ayna oyunlarına temel oldu.

Birçok deneme yazan Yourcenar, Siyahların spiritual'ları ile çeşitli İngiliz ve Amerikan romancılarının yapıtlarını Fransızcaya çevirmiştir.
Babam çok genç yaşta öldü. Onu çok az hatırlıyorum. Biz çocukların gözünde sert biriydi hatırladığım..
“Bana bir öykü daha anlatın dostum... Bir viskiyle, denize karşı bir öyküye ihtiyacım var...”
Marguerite Yourcenar
Sayfa 35 - Helikopter Yayınları, ‘Ölü Kadının Sütü’ adlı öykü, Ç: Hür Yumer
"En büyük yanlışımız, insanların iyi yanlarını geliştirmek yerine onlarda olmayan dürüstlükleri aramaktır; insanların çoğunda ne iyilik ne de kötülük tutarlıdır."
Masalcılar ve erotik öykü uyduranlar , ancak sinekler için çekiciliği olan et parçalarını satan kasaplardır.
Marguerite Yourcenar
Sayfa 26 - Helikopter Yayınları
Yalnız kaldım. Sonra, yalnızlık beni korkuttu. Hiçbir zaman tam anlamıyla yalnız değilizdir: maale­sef, her zaman kendi kendimizleyizdir.
Marguerite Yourcenar
Sayfa 58 - Metis Yayınları
"Ölüm gitgide, yalnızca en lekesizlerin layık
olduğu bir kutsama ayini gibi görünüyordu ona: İnsanların çoğu bozguna uğrar, pek azı ölür."
Kitabın 35 yıl boyunca toplum ahlakına uymadığı için yasaklandığını ögrendiğim an okumaya karar verdim...
Doğruyu söylemek gerekirse yasaklanacak tek bir tarafı bile yok .
Bu eser eşine veda için yazılmış uzun bir mektup hayatını ve çektiği acıları en başından anlatmış.
Tek bir satırda bile eşcinsel kelimesi geçmeyen bu eseri önceden araştırmasaydım ana karakterin eşcinsel olduğunu anlayamazdım .
Kitapta müziğe ve hayata dair çok hoş alıntılar var. Okunmasında fayda gördüğün bir kitap oldu .
....Her huzurlu saat kazanılmış zaferdir.
" Kendime ilişkin bilgiler için kendi içimin derinliklerinde yaptığım araştırmalardan ortaya çıkan bulgular belirsiz, içe dönük, biçimlenmemiş ve herhangi bir suç ortağı gibi gizli.."
Marguerite Yourcenar
Hadrianus; Roma İmparatorluğunun Hatay ve Suriye valisi iken tartışmalı bir şekilde (Askerlerin maaşını artırma sözü vererek) Roma İmparatoru olarak tahta çıkmış en sevilen 5 imparatorundan üçüncüsüdür.

Roma imparatoru olarak görev yaptığı 21 yıl 11 aylık görev süresi boyunca kendisinden önceki ülkenin topraklarının genişletilmesinden ziyade stoacı yönetime karşılık getirdiği ciddi reformlar ve eserler sayesinde sevilen bir imparator olmuştur. Bu özelliğinden dolayı Marguerite Yourceanar'ın ilk kez 26 yaşında eseri yazmaya başlayıp daha sonra aradan yaklaşık 15 yıl sonra kitabı tekrar yazmaya başlaması İkinci dünya Savaşı'ndan çıkan bir dünya için haklı olarak çok önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. Ülkesini savaşlardan ziyade reformlarla, yasalarla, şehirlerde yaşayan insanların hayatını kolaylaştırmak açısından yapmış olduğu eserlerle gelişimine önemli katkılarda bulunan bir imparatordur.

Hayatının tüm ihtişamına, gösterisine rağmen kendisinden sonra gelecek imparator için yazmış olduğu mektubun kendisi ile hesaplaşmasını, hatalarını ve kendi doğrularına yer vererek önemli tavsiyelerde bulunduğu monolog şeklinde ilerleyen bir devlet adamının yaşayacağı önemli anlara dair buna kendi ölümü de dahil olmak üzere çok kapsamlı bir anlatım üzerinden Yourcenar farkı ile kitabı sadece okumak değil kitapta bahse konu olan o döneme ait yerlerin bir kısmını da görerek okuduğum için kendimi şanslı hissettiğim bir okuma oldu benim için. Burdur Ağlasun da bulunan Hadrianus sayesinde bambaşka bir şehir olan, o dönemin gözde şehri Sagalassos Antik Kenti'ni görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız. Kitabı okumayı düşünen herkese keyifli okumalar, keyifli gezmeler dilerim şimdiden .
Konu yourcenar olunca soylenecek pek bisey yok aslında kitaba daha çok ask hikayesi diyebiliriz. Rusyanın ic savaşı sırasında yasanan aşkı erkek kahramanımızın dilinden okuyoruz.eric'in hisleri gelgitleri savaş, yoksulluk, ölüm cok iyi anlatılmış. Etkilenmemek mümkün değil.
Bu kitabımızda da birbirinden güzel 11 akıl almaz öykü bulunmakta. Akıl almaz diyorum çünkü öyküler çok uçuk ama bu öykülerin güzel olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Tek tek öyküleri özetlemektense herkese tavsiye ediyorum. Pişman olmayacaksınız. :)
Kitap “BU MEKTUP, DOSTUM, çok uzun olacak. Yazmaktan pek hoşlanmam. Sözlerin düşünceye ihanet ettiğini çok yerde okudum, ama bana öyle geliyor ki yazılı sözler düşünceye daha da çok ihanet ediyor. " diye başlıyor. 1929’da basılan ve toplum ahlâkı o günden bugüne pek az değiştiği için güncelliğini koruyan bu ilk romanında Marguerite Yourcenar, eşcinsellik sözünü bir kez bile kullanmadan , cinsel kimliğini inkâr etmekten vazgeçmeye karar verip müzik ile uğraşarak kendini konserlere ve özel ders verdiği öğrencilerine adayan evli bir adamın karısına yazdığı veda mektubu üzerinden kendisiyle mücadelesini anlatıyor.

Kitap konusu itibari ile toplum ahlakına zarar verebilecek endişesiyle yaklaşık 35 sene yasaklandıktan sonra yayınlanmıştır. Yazar bu konu ile ilgili de birkaç üslup dikkatsizliği hariç, insanı derinden sarsan etkileyici cümleleri olan 89 sayfalık kitabı başka hiçbir değişiklik yapmadan yayınlatmıştır. Kitabın kahramanı olan baş kişisini Herman Broch'un "Vergilus'un Ölümü" kitabının ikinci bölümündeki Ateş- Çöküşte geçen Alexisten almıştır.

Yazar gecikmiş olan itirafından dolayı çöküntü içerisinde hayatı bitmiş bir adamın, gecikmeli de olsa yapacağı itirafı ile yeniden varolup doğacağına inanmasını anlatıyor. Adamın yapmış olduğu itirafın bir kadın yazar tarafından yazılması kitabı daha da ilginç kılıyor. Erkek ve kadın ilişkileri üzerinden mükemmel tespitleri , müzik , toplum , ahlak , yaşadığımız çevrenin insanlar üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini gözler önüne seren bu eseri, Marguerite Yourcenar sever okuyucu olarak herkese kesinlikle tavsiye ederim.
Eser, yazar ve yapıtları -özellikle Bereket Denizi Dörtlemesi- hakkında doyurucu bilgiler veriyor. Yourcenar'ın önemli değerlendirmelerinin de olduğu bir eser. Daha özenli bir çeviri olmalıydı diye düşündüğüm kısımlar çok oldu. Ülkemizde layıkıyla tanınmayan bir yazar hakkında gerekli ve okunması gereken bir yapıt.
Hikâye gibi okumaya başladığım ama roman gibi biten Marguerite Yourcenar'ın okuduğum 3.kitabı "Düş Parası" hiç bitmesin, hep hikâye olarak okumaya devam etseydim keşke diyerek bitti.

Gerek kurgusu, gerek bölüm bölüm anlatımından dolayı bu sekilde düşünmeme neden oldu kitap.
İtalya'nın Roma şehrinin insanlık adına ne kadar önemli olduğunu ve bu önemin neden kaynaklandığını, nelere mal olduğunu ince ama etkili durum tespitleri ve romanda geçen siyasi olarak diktatörlük çevresinde her ne kadar Jul Caesar'ı suikast ile öldürmeye çalışan insanlar ile anlatmaya çalışsa da yazar bana göre kitabın yayınlandığı tarih olan 1934'ü göz önüne alınca aslında Mussolini'nin İtalya üzerinde kurmuş olduğu diktatörlüğe göndermede bulunuyor. Birbirlerinin hayatında olmasa da birbirlerinin hayatını etkilediklerinin farkında olmadan yaşayan insanların etkileşimlerinden dolayı yaşananlar kitabın sonu ile ortaya "Ne olacak acaba" sorusu heyecanla okumama vesile oldu. Bu açıdan çok ilginç bir kitap.
Beni bir diğer etkileyen özelliği de kitapta bulunan karakterlerin kurgu üzerinde ne kadar etkin ve başarılı bir şekilde yansıtılması oldu. Yarattığı karakterler üzerinde güçlü bir devamlılık ile hikayeye bağlı kalarak başarılı karakterler ortaya çıkarmasını keyifle okudum.

Bir şey söylemeden geçemeyeceğim. Yazarın daha önce okuduğum 2 kitabında geçen bir cümle bu kitapta da var, diğer kitabında da karşıma çıkacak mı diye merak ediyorum.

"Biz iki aşık değil, iki suç ortağız "
Düş Parası, Mussolini’nin 11. Yılına denk gelen,1933 İtalyasında geçen bir roman. Daha doğrusu, 10 liretlik madeni bir para sayesinde Hikaye sınıfından Roman sınıfına geçen bir edebi eser. Yazar Marguerite Yourcenar, aslen Belçikalı bir anne ile Fransız bir babanın kızı. Fransız Akademisine seçilmiş ilk kadın yazar olma unvanına da sahip.

Okuduğum kitap, 1933 yılında basılmış orijinal eserin, 25 yıl sonra, 1959 yılında tekrar düzeltmelerden geçirilmiş halinin yeni basımı. Kitabın önsözünde yazar, neden bir yeniden düzeltmeye ihtiyaç duyduğunu ve bu düzeltmelerin neler olduğunu açıklıyor.

Kitabın kahramanları son derece orijinal karakterler. Yazar, karakter yaratma konusunda son derece usta. Kurgunun da, son derece güçlü olduğunu söyleyebiliriz. Romanın ana zaman ekseni bir günün anlatımını kapsıyor. Ama bizler karakterlerle birlikte, uzun bir zaman diliminde yolculuk yapıyoruz.

Kitabın ana konusunu, İtalya’da iktidarının 11. Yılını dolduran (toplam 21 yılda iktidarda kalmıştı), Mussolini’ye yapılan bir suikast oluşturuyor. Kitapta Mussolini’nin sadece kocaman bir gölgesini hissediyoruz. Bir roman karakteri olarak kendisi yok. Ama İtalya ve insanlar üzerinde yarattığı etki detayları ile görüyoruz. Özellikle de Doktor Alessandro Sarte üzerinde.

Kitapta yaklaşık ona yakın karakter mevcut. Bu karakterlerin kimisi birbiri ile ilintili, kimisinin hiçbir teması yok. Bazı karakterler çok derinden incelenmiş iken, bazı karakterler ise fazlası ile yüzeysel geçilmiş. Suikastçi Marcelle Ardeati dahi yeterince incelenmiş bir karakter değil. Ancak her bir karakter ciddi bir legonun parçası ve herhangi bir karakter eksik olduğunda, lego tabloda ciddi bir eksiklik oluşacağını kitabın sonunda hissediyorsunuz.

Romanda aslen her bir karakter kendi hikayesinin merkezine oturuyor. Bazı karakterler birarada bir hikaye yaratıyor. Elden ele geçen madeni 10 liret ise bu hikayeleri birbirine bağlıyor. Hukukçu ve terk edilen eş Paola Farina, onun tesellisi olan metresi ve göğüs kanseri Lina Chari, onun doktoru olan ve rejime bağlı ama suikatçisinin eski eşi Alessandro Sarte, Suikatçi Marcella Ardeati, suikast planının içinde yer alan Massimo, Parfümeri dükkanı sahibi Giulio Lovisi, onun rejim aleytarı bir yazarla evlenen kızı Giovanna Lovisi, Rahibe Rosalia di Credo, akrist kız kardeli Angiola Credo, Çiçekiçi Dida ana, onun parasına göz dikmiş kızları, oğulları ve damatları romanın zengin karakterlerinin en başta gelenleri.

Hikayeler arası tek bağ sadece madeni 10 liret değil, birbirinden habersiz ve raslantısal birçok olay ve kişi ilişkisi de, bazen romanın tamamını zihninizde çizmenizi zorlaştırıyor.

Cümle kurguları zaman zaman zorlayıcı olan romanda, bazen bir tiyatro senaryoso havası da hissediliyor.

Romanın konusunda esas ilgimi çeken ise, 1933 yılının İtalya için, Mussolini’nin diktatör olma eşiğine iyice girmiş olması. O güne kadar ekonomik gelişmeler, toplumsal düzenin sağlanması toplumda giderek artan bir destek yaratırken, Mussolini’nin bu desteği diktatör olmaya kullanması dikkat çekici bir husus. En fakir kişi bile Mussolini’nin güçlü kişiliğinden ve devletin otoriter yapısından memnuniyet duyarken, bu gidişe tek karşı çıkanlar özgürlüğü idealize edenler. Gündelik yaşam dışında derdi olmayanların Mussolini ile bir sorunu olmaması, bugünlere örnek çıkarabileceğimiz unsurlar.

Kitabı okurken zaman zaman zorlansam ve 2-3 günlük zoraki bir aradan sonra elime almak konusunda tereddüt etsem de, özellikle bittikten ve belirli noktaları tekrar gözden geçirdikten sonra keyif verici bir kitap oldu. Özellikle Roma’da geçen ve dönem İtalya’sını merak edenler ile güçlü karakterlerden hoşlanan kitapseverler için kesinlikle tavsiye edebileceğim bir roman.
Ateşler - Marguerite Yourcenar

Marguerite Yourcenar üye sayısı 40'la sınırlı olan Acedémica Francaise'e seçilmiş ilk kadın üye olması ( 6 Mart 1980 ) nedeni ile dikkatimi çeken, "Ateşler" kitabı da yazar ile ilk tanışma kitabı oldu.

Kitap Magdalena Meryem dışında Yunan Mitolojisinde geçen efsaneler ve kahramanlar ile ilgili geçen yazarın kendi bakış açısı ile anlattığı lirik şiir, düzyazı ile geçmişten günümüze insanların yaşadıkları duygusal buhranlar, ölüm nedenlerinin aynılığı, olaylar karşısında göstermiş oldukları çaresiz kabullenişlerinden önce yaşadıklarını geçmişi bugün ile harmanlayarak o zaman ki yaşananlara dair çok farklı bir pencereden bakmamıza neden oluyor.

Kitabı okumayı düşünüyorsanız, okumadan önce kitabın en arka sayfasında yer alan kitapta adı geçen kahramanları ve kişileri anlatan açıklayıcı "Yardımcı Notlar" bölümünü okuduktan sonra kitaba başlanması daha etkili olur.

Yazarın biyografisi

Adı:
Marguerite Yourcenar
Tam adı:
Marguerite Antoinette Jeanne Marie Ghislaine Cleenewerck de Crayencour
Unvan:
Belçika Asıllı Fransız Romancı ve Deneme Yazarı
Doğum:
Brüksel, Belçika, 8 Haziran 1903
Ölüm:
Northeast Harbor, Maine, Amerika Birleşik Devletleri, 17 Aralık 1987
Marguerite Yourcenar, asıl adı Marguerite de Crayencour (d. 8 Haziran 1903, Brüksel, Belçika- ö. 17 Aralık 1987, Northeast Harbor, Maine, ABD),romancı, deneme, öykü yazarı ve çevirmen. Üye sayısı 40'la sınırlı olan Académie française'e seçilen (6 Mart 1980) ilk kadın üyedir. Akademi üyeliği yalnızca Fransız vatandaşlarına verildiğinden, Amerikan uyruklu Yourcenar, Fransız cumhurbaşkanının özel izniyle çift uyrukluluk kazanmıştır.

Baba tarafından Flandre bölgesinin Fransız kesiminde yerleşmiş eski bir aileden, anne tarafından ise Belçika'ya çok sayıda edebiyatçı ve siyaset adamı vermiş Valon bir ailenin soyundan gelen Crayencour, Flandre'ın Fransızca konuşulan kesiminde bulunan evinde özel eğitim gördü. Çocukluğunun çoğu, daha sonra "tanıdığım en iyi dost ve en özgür insan" olarak tanımlayacağı babasıyla birlikte gittiği gezilerde geçti. Genç yaşta yazmaya başladı. 1927'de babası öldükten sonra kalan miras, Crayencour'a istediği gibi yazma özgürlüğü kazandırdı, uzun dünya gezilerine çıktı. İlk romanı Alexis'i 1929'da yayımladı. II. Dünya Savaşı çıkana değin bir göçebe gibi yaşadı.Sonra ABD'ye yerleşti; 1947'de Fransız vatandaşlığından çıkmadan ABD vatandaşlığına geçti. Asıl adı Crayencour'u değiştirerek yaptığı Yourcenar adını kullanmaya başladı.

Yapıtları

Yourcenar'ın yapıtları, kusursuz klasik üslupları, içerdikleri geniş bilgi ve psikolojik incelikle dikkati çeker. En önemli yapıtlarında geçmiş dönemleri ve kişilikleri yeniden yaratmış, insanlığın kaderi, ahlak ve iktidara ilişkin düşünceler ileri sürmüştür. Başyapıtı Mémoires d'Hadrien (1951; Hadrianus'un Anıları, 1984) 2. yüzyılda hüküm sürmüş bir Roma imparatorunun öykülerle zenginleştirilmiş anılarını içeren tarihsel bir romandır. Başka bir tarihsel roman olan L'Œuvre au noir (1968; Zenon, 1985) ise 16. yüzyılda yaşamış bir simyacı ve bilim adamının düşsel yaşamöyküsüdür. Yourcenar'ın öteki yapıtları arasında kısa öykülerini topladığı Nouvelles orientales (1938; Doğu Öyküleri, 1985), düzyazı bir şiir olan Feux (1936; Ateşler) ve Le Coup de grâce (1939; Bir Ölüm Bağışlamak, 1988) adlı kısa roman sayılabilir.

Ayrıca denemeler (Sous bénéfice d'inventaire (1962)), ailesine ilişkin anı kitapları (Souvenirs pieux (1973)), (Archives du Nord (1977)) ve Hindu gizemciliğine olduğu kadar eski ve modern Yunanistan'ın lirizmine duyduğu ilgiyi belirten çeviriler yayımladı. Ölüm teması (Mishima ou la Vision du vide (1981)) ile herşeyin gelip geçiciliği teması (Comme l'eau qui coule (1982), Le Temps, ce grand sculpteur (1984)) sanatın ve yalnızlığın ayna oyunlarına temel oldu.

Birçok deneme yazan Yourcenar, Siyahların spiritual'ları ile çeşitli İngiliz ve Amerikan romancılarının yapıtlarını Fransızcaya çevirmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 35 okur beğendi.
  • 172 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 184 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.