Marguerite Yourcenar

Marguerite Yourcenar

Yazar
8.3/10
156 Kişi
·
431
Okunma
·
75
Beğeni
·
3988
Gösterim
Adı:
Marguerite Yourcenar
Tam adı:
Marguerite Antoinette Jeanne Marie Ghislaine Cleenewerck de Crayencour
Unvan:
Belçika Asıllı Fransız Romancı ve Deneme Yazarı
Doğum:
Brüksel, Belçika, 8 Haziran 1903
Ölüm:
Northeast Harbor, Maine, Amerika Birleşik Devletleri, 17 Aralık 1987
Marguerite Yourcenar, asıl adı Marguerite de Crayencour (d. 8 Haziran 1903, Brüksel, Belçika- ö. 17 Aralık 1987, Northeast Harbor, Maine, ABD),romancı, deneme, öykü yazarı ve çevirmen. Üye sayısı 40'la sınırlı olan Académie française'e seçilen (6 Mart 1980) ilk kadın üyedir. Akademi üyeliği yalnızca Fransız vatandaşlarına verildiğinden, Amerikan uyruklu Yourcenar, Fransız cumhurbaşkanının özel izniyle çift uyrukluluk kazanmıştır.

Baba tarafından Flandre bölgesinin Fransız kesiminde yerleşmiş eski bir aileden, anne tarafından ise Belçika'ya çok sayıda edebiyatçı ve siyaset adamı vermiş Valon bir ailenin soyundan gelen Crayencour, Flandre'ın Fransızca konuşulan kesiminde bulunan evinde özel eğitim gördü. Çocukluğunun çoğu, daha sonra "tanıdığım en iyi dost ve en özgür insan" olarak tanımlayacağı babasıyla birlikte gittiği gezilerde geçti. Genç yaşta yazmaya başladı. 1927'de babası öldükten sonra kalan miras, Crayencour'a istediği gibi yazma özgürlüğü kazandırdı, uzun dünya gezilerine çıktı. İlk romanı Alexis'i 1929'da yayımladı. II. Dünya Savaşı çıkana değin bir göçebe gibi yaşadı.Sonra ABD'ye yerleşti; 1947'de Fransız vatandaşlığından çıkmadan ABD vatandaşlığına geçti. Asıl adı Crayencour'u değiştirerek yaptığı Yourcenar adını kullanmaya başladı.

Yapıtları

Yourcenar'ın yapıtları, kusursuz klasik üslupları, içerdikleri geniş bilgi ve psikolojik incelikle dikkati çeker. En önemli yapıtlarında geçmiş dönemleri ve kişilikleri yeniden yaratmış, insanlığın kaderi, ahlak ve iktidara ilişkin düşünceler ileri sürmüştür. Başyapıtı Mémoires d'Hadrien (1951; Hadrianus'un Anıları, 1984) 2. yüzyılda hüküm sürmüş bir Roma imparatorunun öykülerle zenginleştirilmiş anılarını içeren tarihsel bir romandır. Başka bir tarihsel roman olan L'Œuvre au noir (1968; Zenon, 1985) ise 16. yüzyılda yaşamış bir simyacı ve bilim adamının düşsel yaşamöyküsüdür. Yourcenar'ın öteki yapıtları arasında kısa öykülerini topladığı Nouvelles orientales (1938; Doğu Öyküleri, 1985), düzyazı bir şiir olan Feux (1936; Ateşler) ve Le Coup de grâce (1939; Bir Ölüm Bağışlamak, 1988) adlı kısa roman sayılabilir.

Ayrıca denemeler (Sous bénéfice d'inventaire (1962)), ailesine ilişkin anı kitapları (Souvenirs pieux (1973)), (Archives du Nord (1977)) ve Hindu gizemciliğine olduğu kadar eski ve modern Yunanistan'ın lirizmine duyduğu ilgiyi belirten çeviriler yayımladı. Ölüm teması (Mishima ou la Vision du vide (1981)) ile herşeyin gelip geçiciliği teması (Comme l'eau qui coule (1982), Le Temps, ce grand sculpteur (1984)) sanatın ve yalnızlığın ayna oyunlarına temel oldu.

Birçok deneme yazan Yourcenar, Siyahların spiritual'ları ile çeşitli İngiliz ve Amerikan romancılarının yapıtlarını Fransızcaya çevirmiştir.
“Bana bir öykü daha anlatın dostum... Bir viskiyle, denize karşı bir öyküye ihtiyacım var...”
Marguerite Yourcenar
Sayfa 35 - Helikopter Yayınları, ‘Ölü Kadının Sütü’ adlı öykü, Ç: Hür Yumer
89 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Marguerite Yourcenar, Belçika doğumlu bir yazar. Doğumundan kısa süre sonra annesini kaybetmiş, babası dil konusunda ona destek olarak küçük yaşta Latince ve Yunanca’yı öğretmiş. 18 yaşında da ilk şiir kitabını yine babası bastırmış. Babasıyla birlikte gerçek soyadı olan Crayencour’un harflerinin yerine değiştirip yazar soyadını oluşturmuşlar. Sonrasında büyük destekçisi babasını da kaybetmesiyle dört farklı ülkede belli dönemler yaşamış. Son olarak, ölümüne kadar Maine’e bağlı Mount Desert adasında hayatını sürdürmüş. En büyük başarısı ise, 1980’de Fransız Akademisi'ne seçilmiş ilk kadın yazar olması.

Gelelim kitaba… Nasıl bir kitaptı Alexis? Öznel tepkim: “Açıkçası, beklediğimden fazlasıydı.” Alexis için şunu diyebiliriz; şairane bir üslup, lirik dili olan bir kitap, Yourcenar tarzı, üslubu, dili kullanım biçimiyle etkileyici bir iş ortaya koymuş. Kabaca bakarsak; iç hesaplaşmaların hayat hikayesinin akışıyla verildiği bir veda mektubunu okuyoruz. Ancak tabi ki bu kadar basit değil. İçeriğe bakarsak; bir şeyleri itiraf etmekteki beceriksizliği üzerinde taşıyan derin bir mahcubiyet, incelik ve kırılganlığı görüyoruz. Kelimelerin açık kullanım yerine soyut bir alanda kalmasıyla (ya da Yourcenar tarafından bilerek soyut alanda bırakılmış olmasıyla diyelim), geniş bir anlam perspektifi doğuyor. Alexis’in bir türlü Monique’ e açık bir itirafta bulunamamasıyla, biz de karakterin kişisel sorununa sıkışmadan romana dahil olabiliyoruz. O derin sorgulamalar, kendiyle savaşımın içine bizi de katıyor. Kelimeleri, sesi, sessizliği, müziği, kendi olmayı, özlemi düşünüyoruz. Arzunun, inancın, mantığın, ahlakın ve seçimlerimizin üzerinde duruyoruz bir süre… Böylece net çizilmemiş bir gölgede hayatı görüyoruz, net çizilmiş bir resimle bir insanın hayatını izlemek yerine.

Kullandığı soyut dil ve karakterin sorununu açık etmemesi, yazarın bilinçli tercihi. Basitleştirmemek adına kelimelerini az geride bırakıyor, pencereyi daraltmadan uzağı göstermeye çalışıyor. İstiyor ki okur, Alexis de takılıp kalmasın. Yourcenar, daha en başında bize bunu: “Bir mektup, hatta mektupların en uzunu bile basitleştirilmemesi gereken şeyi basitleştirmeye zorlar bizi: Her şeyi tam olarak aktarmaya çalıştığımızda anlaşılır olmaktan uzaklaşırız daima!” diye izah ediyordu. Yani bir şeyi tam olarak anlatmaya çalışmak, belirli kelimelerle onun etrafını çevirmek onu eksiltmek oluyordu. Bu aynı zamanda anlatılmak istenenden uzaklaşmak manasına da geliyor. “Kelimeler fazla kesin oldukları için zalimdirler daima” derken, kelimelerin bu kısıtlayıcı, zorlayan, kuşatan ve eksilten tarafını anlatmaya çalışıyordu. Bunu farklı ifade biçimleriyle defalarca yaptı hem de. Eğer kelimeleri daha çok kullansaydı, onları daha somut işaretçiler olarak üzerimize salsaydı, bizler Alexis’in kişisel sorununda boğulacaktık. Onu yargılamaktan, sorunundaki kavramsal noktaya bakmaktan, yaşamı sorgulayışını ve ortaya koyduğu ince görüşleri kaçıracaktık. Kişisel olanın kişisel alanda bırakılmasıyla bir boy aynasına odaklanabildik. Çünkü hayat, Alexis’ten, yani kişisel olandan daha büyük, daha geniş ve daha kapsamlı.
Çünkü:

“Hayat, Monique, olası bütün tanımlardan daha karmaşıktır; basite indirgenmiş her imge, kaba olma riskini taşır her zaman."
Nurda
Nurda Alexis ya da Beyhude Mücadelenin Kitabı'ı inceledi.
85 syf.
·1 günde
Kitabın 35 yıl boyunca toplum ahlakına uymadığı için yasaklandığını ögrendiğim an okumaya karar verdim...
Doğruyu söylemek gerekirse yasaklanacak tek bir tarafı bile yok .
Bu eser eşine veda için yazılmış uzun bir mektup hayatını ve çektiği acıları en başından anlatmış.
Tek bir satırda bile eşcinsel kelimesi geçmeyen bu eseri önceden araştırmasaydım ana karakterin eşcinsel olduğunu anlayamazdım .
Kitapta müziğe ve hayata dair çok hoş alıntılar var. Okunmasında fayda gördüğün bir kitap oldu .
200 syf.
·23 günde·Beğendi·9/10
Hadrianus; Roma İmparatorluğunun Hatay ve Suriye valisi iken tartışmalı bir şekilde (Askerlerin maaşını artırma sözü vererek) Roma İmparatoru olarak tahta çıkmış en sevilen 5 imparatorundan üçüncüsüdür.

Roma imparatoru olarak görev yaptığı 21 yıl 11 aylık görev süresi boyunca kendisinden önceki ülkenin topraklarının genişletilmesinden ziyade stoacı yönetime karşılık getirdiği ciddi reformlar ve eserler sayesinde sevilen bir imparator olmuştur. Bu özelliğinden dolayı Marguerite Yourceanar'ın ilk kez 26 yaşında eseri yazmaya başlayıp daha sonra aradan yaklaşık 15 yıl sonra kitabı tekrar yazmaya başlaması İkinci dünya Savaşı'ndan çıkan bir dünya için haklı olarak çok önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. Ülkesini savaşlardan ziyade reformlarla, yasalarla, şehirlerde yaşayan insanların hayatını kolaylaştırmak açısından yapmış olduğu eserlerle gelişimine önemli katkılarda bulunan bir imparatordur.

Hayatının tüm ihtişamına, gösterisine rağmen kendisinden sonra gelecek imparator için yazmış olduğu mektubun kendisi ile hesaplaşmasını, hatalarını ve kendi doğrularına yer vererek önemli tavsiyelerde bulunduğu monolog şeklinde ilerleyen bir devlet adamının yaşayacağı önemli anlara dair buna kendi ölümü de dahil olmak üzere çok kapsamlı bir anlatım üzerinden Yourcenar farkı ile kitabı sadece okumak değil kitapta bahse konu olan o döneme ait yerlerin bir kısmını da görerek okuduğum için kendimi şanslı hissettiğim bir okuma oldu benim için. Burdur Ağlasun da bulunan Hadrianus sayesinde bambaşka bir şehir olan, o dönemin gözde şehri Sagalassos Antik Kenti'ni görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız. Kitabı okumayı düşünen herkese keyifli okumalar, keyifli gezmeler dilerim şimdiden .
88 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kitap “BU MEKTUP, DOSTUM, çok uzun olacak. Yazmaktan pek hoşlanmam. Sözlerin düşünceye ihanet ettiğini çok yerde okudum, ama bana öyle geliyor ki yazılı sözler düşünceye daha da çok ihanet ediyor. " diye başlıyor. 1929’da basılan ve toplum ahlâkı o günden bugüne pek az değiştiği için güncelliğini koruyan bu ilk romanında Marguerite Yourcenar, eşcinsellik sözünü bir kez bile kullanmadan , cinsel kimliğini inkâr etmekten vazgeçmeye karar verip müzik ile uğraşarak kendini konserlere ve özel ders verdiği öğrencilerine adayan evli bir adamın karısına yazdığı veda mektubu üzerinden kendisiyle mücadelesini anlatıyor.

Kitap konusu itibari ile toplum ahlakına zarar verebilecek endişesiyle yaklaşık 35 sene yasaklandıktan sonra yayınlanmıştır. Yazar bu konu ile ilgili de birkaç üslup dikkatsizliği hariç, insanı derinden sarsan etkileyici cümleleri olan 89 sayfalık kitabı başka hiçbir değişiklik yapmadan yayınlatmıştır. Kitabın kahramanı olan baş kişisini Herman Broch'un "Vergilus'un Ölümü" kitabının ikinci bölümündeki Ateş- Çöküşte geçen Alexisten almıştır.

Yazar gecikmiş olan itirafından dolayı çöküntü içerisinde hayatı bitmiş bir adamın, gecikmeli de olsa yapacağı itirafı ile yeniden varolup doğacağına inanmasını anlatıyor. Adamın yapmış olduğu itirafın bir kadın yazar tarafından yazılması kitabı daha da ilginç kılıyor. Erkek ve kadın ilişkileri üzerinden mükemmel tespitleri , müzik , toplum , ahlak , yaşadığımız çevrenin insanlar üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini gözler önüne seren bu eseri, Marguerite Yourcenar sever okuyucu olarak herkese kesinlikle tavsiye ederim.
144 syf.
·1 günde·7/10
Hikâye gibi okumaya başladığım ama roman gibi biten Marguerite Yourcenar'ın okuduğum 3.kitabı "Düş Parası" hiç bitmesin, hep hikâye olarak okumaya devam etseydim keşke diyerek bitti.

Gerek kurgusu, gerek bölüm bölüm anlatımından dolayı bu sekilde düşünmeme neden oldu kitap.
İtalya'nın Roma şehrinin insanlık adına ne kadar önemli olduğunu ve bu önemin neden kaynaklandığını, nelere mal olduğunu ince ama etkili durum tespitleri ve romanda geçen siyasi olarak diktatörlük çevresinde her ne kadar Jul Caesar'ı suikast ile öldürmeye çalışan insanlar ile anlatmaya çalışsa da yazar bana göre kitabın yayınlandığı tarih olan 1934'ü göz önüne alınca aslında Mussolini'nin İtalya üzerinde kurmuş olduğu diktatörlüğe göndermede bulunuyor. Birbirlerinin hayatında olmasa da birbirlerinin hayatını etkilediklerinin farkında olmadan yaşayan insanların etkileşimlerinden dolayı yaşananlar kitabın sonu ile ortaya "Ne olacak acaba" sorusu heyecanla okumama vesile oldu. Bu açıdan çok ilginç bir kitap.
Beni bir diğer etkileyen özelliği de kitapta bulunan karakterlerin kurgu üzerinde ne kadar etkin ve başarılı bir şekilde yansıtılması oldu. Yarattığı karakterler üzerinde güçlü bir devamlılık ile hikayeye bağlı kalarak başarılı karakterler ortaya çıkarmasını keyifle okudum.

Bir şey söylemeden geçemeyeceğim. Yazarın daha önce okuduğum 2 kitabında geçen bir cümle bu kitapta da var, diğer kitabında da karşıma çıkacak mı diye merak ediyorum.

"Biz iki aşık değil, iki suç ortağız "
89 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Son 3-4 aydır Marguerite Yourcenar ve Yukio Mişima okuması yapıyorum.Marguerite Yourcenar'ın Mişima ya da Boşluk Algısı kitabını okuduğumda bu iki yazar bir şekilde birleşecek beynimde.Düşünmeden seçmiştim bu iki yazarı ama güzel bir tesadüf oldu.️
Alexis ya da Beyhude Mücadelenin Kitabı,
İlk kez 1929 yılında yayımlanmış.Kitap ismini Vergilius'un ikinci Eglog'undan, Alexis'ten ve Andre Gide'in Beyhude Arzunun Kitabı'ndan almış.Seksen dokuz sayfadan oluşan kitabın tamamı aslında bir veda mektubu.Alexis, 89 sayfa boyunca eşi Monique'e onu neden terk ettiğini, çocukluğundan itibaren yaşamını anlatarak açıklamaya çalışır.Bu terk ediş aslında cinsel kimliğini kabul ediştir.Karısını terk ederken, gerekçe olarak cinsel özgürlük arayışını gösterir.Yourcenar 1930'lu yıllarda cinsel tercihini açıkça ortaya koyup yaşayan kadınlardan biriymiş ayrıca.Kitabın içinde cinsel özgürlük arayışı çok kapalı bir şekilde anlatılmış.Yaşama, sanata, müziğe, aşka, mutluluğa dair öyle güzel düşünceler var ki kitapta...Yourcenar'ın kaleminden çıkınca büyüleyici bir mektuba dönüşmüş.
Her veda keşke bu kadar güzel olsa dedim.️

Hayatımızda bazı anlar vardır; o anlarda, açıklanamaz ve neredeyse korkutucu bir şekilde,ilerde olacağımız kişi oluruz. (syf 18)

İnsanları birlikte korkmak kadar birbirine yakıştıran hiçbir şey yoktur. ( syf 28)

Haz çok kısa sürer, müzik bizi sadece bir anlığına yükseltip daha hüzünlü halde yere bırakır, fakat uyku bir telafidir.Bizi terk ettiğinde bile, yeniden acı çekmeye başlamamız birkaç saniye sürer; ve uykuya her dalışımızda, kendimizi bir dostun kollarına teslim ettiğimiz hissine kapılırız.Vefasız bir dost olduğunu biliyorum, bütün diğer dostlar gibi; çok mutsuz olduğumuzda o da bizi terk eder.Ama er ya da geç, belki farklı bir isimle geri geleceğini ve sonunda onun kollarında dinleneceğimizi biliriz.Rüyasız olduğunda mükemmeldir; denebilir ki, uyku her akşam bizi hayattan uyandırır. ( syf 50)
112 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Doğu öyküleri

Marguerite Yourcenar

Yourcenar, Doğu Öyküleri’nde Batılı bir gözle Doğu’yu yorumlar. Marguerite Yourcenar, Bürüksel’de doğmuş, Amerika’ya yerleşmiş, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşamış bir yazar. Hadrianus’un Anıları adlı romanı en tanınmış eseri. Doğu Öyküleri de onun başyapıtlarından. Yourcenar daha çok geçmişteki insanlık durumlarından çağdaş, güncel sonuçlar üretmeyi, insanlığın temel meselelerini hikâyeleştirmeyi seçen bir yazar. Anlatılarındaki felsefi derinlik, dilsel çaba, şiirsellik temel özelliklerindendir. Doğu Öyküleri; Çin, Hint, Japon, Balkan masal, balad ve efsanelerinden yola çıkarak çağdaş öyküyle masal kurgusunu kesiştirir. Öykülerin çoğu bilinen efsane, masalların geliştirilmesi, yorumlanması ile yazılmış. Kitabın sonunda yer alan yazarın notu epey aydınlatıcı kaldı ki Yourcenar ne yazarsa yazsın okunur çünkü muazzam bir dili var.

"Bana bir öykü daha anlat dostum, dedi Philip. Güzel ve gerçekle ilintisi mümkünse az olan, demin rıhtımda satın aldığım gazetelerdeki çelişkili ve vatanseverce yalanları unutturabilecek cinsten bir öykü olsun…” Çünkü “mutsuzlukla yaşlılığa karşı, kılı kırk yaran titizlikle korunan kadınlarımız bundan böyle yaşamıyor artık. İnsanın çocuğu olmaktan gurur duyduğu, o bol sütlü yaratıklara artık yalnız barbar ülkelerin destanlarında rastlanır oldu.”

Kitaptaki iki öykü Balkan Savaşları sırasında Türklerle Sırp ve diğer etnik unsurların mücadelesine yaslanır. Marko’nun Gülümseyişi”, bir Sırp epik şiirinden yola çıkılarak oluşturulur ama öyküde de belirtildiği gibi “Sırp epik şiiri pek öyle adil değildir. Öyküde evrensel değerler, savaşlar, kıyımlar insanlığın destanları anlatılırken bir gülümseyişin eksikliği öne çıkarılır. Genel olarak öykülerde ölüm, savaş, iktidar gibi olgularda insanın aldığı tavırlar, sınanışlar özellikle aşk olgusundaki seçimleri hikâye edilmiş. Kahramanlar, krallar aşkla sınanmış. Aşkın nasıl milliyetleri aşan bir duygu olduğu çok güzel öyküleşmiş.
Fransız akademisi'ne kabul edilen ilk kadın üyedir kendileri,okur kitlesi dünya genelinde epey çoktur. Masal,öykü,destan ve balad sevenlere tavsiye ederim.

Keyifli okumalar

Gürbüz Deniz
112 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Bu kitabımızda da birbirinden güzel 11 akıl almaz öykü bulunmakta. Akıl almaz diyorum çünkü öyküler çok uçuk ama bu öykülerin güzel olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Tek tek öyküleri özetlemektense herkese tavsiye ediyorum. Pişman olmayacaksınız. :)
96 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Konu yourcenar olunca soylenecek pek bisey yok aslında kitaba daha çok ask hikayesi diyebiliriz. Rusyanın ic savaşı sırasında yasanan aşkı erkek kahramanımızın dilinden okuyoruz.eric'in hisleri gelgitleri savaş, yoksulluk, ölüm cok iyi anlatılmış. Etkilenmemek mümkün değil.

Yazarın biyografisi

Adı:
Marguerite Yourcenar
Tam adı:
Marguerite Antoinette Jeanne Marie Ghislaine Cleenewerck de Crayencour
Unvan:
Belçika Asıllı Fransız Romancı ve Deneme Yazarı
Doğum:
Brüksel, Belçika, 8 Haziran 1903
Ölüm:
Northeast Harbor, Maine, Amerika Birleşik Devletleri, 17 Aralık 1987
Marguerite Yourcenar, asıl adı Marguerite de Crayencour (d. 8 Haziran 1903, Brüksel, Belçika- ö. 17 Aralık 1987, Northeast Harbor, Maine, ABD),romancı, deneme, öykü yazarı ve çevirmen. Üye sayısı 40'la sınırlı olan Académie française'e seçilen (6 Mart 1980) ilk kadın üyedir. Akademi üyeliği yalnızca Fransız vatandaşlarına verildiğinden, Amerikan uyruklu Yourcenar, Fransız cumhurbaşkanının özel izniyle çift uyrukluluk kazanmıştır.

Baba tarafından Flandre bölgesinin Fransız kesiminde yerleşmiş eski bir aileden, anne tarafından ise Belçika'ya çok sayıda edebiyatçı ve siyaset adamı vermiş Valon bir ailenin soyundan gelen Crayencour, Flandre'ın Fransızca konuşulan kesiminde bulunan evinde özel eğitim gördü. Çocukluğunun çoğu, daha sonra "tanıdığım en iyi dost ve en özgür insan" olarak tanımlayacağı babasıyla birlikte gittiği gezilerde geçti. Genç yaşta yazmaya başladı. 1927'de babası öldükten sonra kalan miras, Crayencour'a istediği gibi yazma özgürlüğü kazandırdı, uzun dünya gezilerine çıktı. İlk romanı Alexis'i 1929'da yayımladı. II. Dünya Savaşı çıkana değin bir göçebe gibi yaşadı.Sonra ABD'ye yerleşti; 1947'de Fransız vatandaşlığından çıkmadan ABD vatandaşlığına geçti. Asıl adı Crayencour'u değiştirerek yaptığı Yourcenar adını kullanmaya başladı.

Yapıtları

Yourcenar'ın yapıtları, kusursuz klasik üslupları, içerdikleri geniş bilgi ve psikolojik incelikle dikkati çeker. En önemli yapıtlarında geçmiş dönemleri ve kişilikleri yeniden yaratmış, insanlığın kaderi, ahlak ve iktidara ilişkin düşünceler ileri sürmüştür. Başyapıtı Mémoires d'Hadrien (1951; Hadrianus'un Anıları, 1984) 2. yüzyılda hüküm sürmüş bir Roma imparatorunun öykülerle zenginleştirilmiş anılarını içeren tarihsel bir romandır. Başka bir tarihsel roman olan L'Œuvre au noir (1968; Zenon, 1985) ise 16. yüzyılda yaşamış bir simyacı ve bilim adamının düşsel yaşamöyküsüdür. Yourcenar'ın öteki yapıtları arasında kısa öykülerini topladığı Nouvelles orientales (1938; Doğu Öyküleri, 1985), düzyazı bir şiir olan Feux (1936; Ateşler) ve Le Coup de grâce (1939; Bir Ölüm Bağışlamak, 1988) adlı kısa roman sayılabilir.

Ayrıca denemeler (Sous bénéfice d'inventaire (1962)), ailesine ilişkin anı kitapları (Souvenirs pieux (1973)), (Archives du Nord (1977)) ve Hindu gizemciliğine olduğu kadar eski ve modern Yunanistan'ın lirizmine duyduğu ilgiyi belirten çeviriler yayımladı. Ölüm teması (Mishima ou la Vision du vide (1981)) ile herşeyin gelip geçiciliği teması (Comme l'eau qui coule (1982), Le Temps, ce grand sculpteur (1984)) sanatın ve yalnızlığın ayna oyunlarına temel oldu.

Birçok deneme yazan Yourcenar, Siyahların spiritual'ları ile çeşitli İngiliz ve Amerikan romancılarının yapıtlarını Fransızcaya çevirmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 75 okur beğendi.
  • 431 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 494 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.