Mark Lawrence

Mark Lawrence

Yazar
8.6/10
38 Kişi
·
64
Okunma
·
9
Beğeni
·
1752
Gösterim
Adı:
Mark Lawrence
Unvan:
Amerikalı yazar
Doğum:
Amerika Birleşik Devletleri, 1 Ocak 1968
Bellek tehlikelidir. Anıları evirip çevirirsin, her köşesini ve ayrıntısını bildiğlni sanırsın ama yine de seni yaralayacak keskin bir tarafına rastlarsın.
Bence her gün ölüyoruz. Her şafakta yeniden doğuyoruz, birazcık değişerek, kendi yolumuzda birazcık daha ilerliyoruz. Eskiden olduğun kişi ile dönüştüğün kişi arasına yeterince mesafe girdiğinde yabancılaşıyorsun. Belki de büyümek budur.
Suikast, cinayetin biraz daha titizlikle işlenmiş olanıdır. Birader Sim titizdir.
Mark Lawrence
Sayfa 72 - Pegasus Yayınları, Pdf
Meraktaydım, acaba kötü biri mi olmam gerekiyor, diye. Şeytanın iş yükünü alayım diye Tanrı tarafından bana bir mesaj gönderildiğini sanıyordum.
Annemin ölümünü pazarlığa sürdün, seni piç! Öz oğlunun kanını. Güzelim William öldü ve sen daha cesedi soğumadan üzerini pazarlıkla örttün. Nehir ticareti hakkı uğruna bir sulh.
Mark Lawrence
Sayfa 122 - Pegasus Yayınları, Pdf
400 syf.
·6 günde·10/10
Kesinlikle harikaydı! Türkiye'de çıkmadan önce beğendiğim ve merak ettiğim bir kitaptı. Başlarken bir beklentim yoktu ama okudukça vay dedim. İlk sayfalara adapte olmam biraz zor oldu ancak konu açıldıktan ve anlaşılır hale geldikten sonra kitap aldı götürdü beni.
Kitap bir çok fantastik eserden çok farklı, en büyük farkı baş karakteri diyebilirim. Baş karakter Jorg kötü, su katılmamış bir kötü. Okurken çok etkilendim, yaptığı şeyler berbat ve 'şeytani' de olsa ben çok sevdim. Yazarı takdir etmek istiyorum, kötü çocuğu yazarken haklı çıkarmaya acındırmaya çalışmamış, okudukça bunu daha çok takdir ettim.
Kitabın kurgusu ve anlatımını da çok beğendim. Sayfalar ilerledikçe konuyu anlamaya başlıyorsunuz ve bitirmek acı verici oluyor. Keşke serinin diğer kitapları çıksaydı, elimde olsaydı diğer iki kitabı beklemeden bitirirdim. Pegasus Yayıncılık üçlemenin tüm haklarını almış, umarım çok bekletmeden çıkarır.
Daha fazlası için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...ensi-parcalanms.html
400 syf.
·Beğendi·8/10
Yazar zamanının en anti kahramanını yaratmış sanırım. Ama sevdim yine de, Jorg tam bir pislik diyebiliriz ;) Genel olarak bu kitaplarda takıldığım konuya gelirsek niye bu karakterler hep 14 yaşlarında geziniyor çözemedim ya neysee... Konusu klasik bir intikam hikayesi olsa da bu psiko karakterle ilgimi çektiği kesin hale geldi. Bu çocuk Kral olursa dünyayı yakar, hazır olun! Herkese iyi okumalar :)
496 syf.
·22 günde·7/10
Şu sıra fantastik kurgu dönemimdeyim, Dikenlikler Kralı'nı ne zamandır bekliyordum bu araya denk gelmesi iyi oldu.

Dikenlikler Prensi'ni çok beğenmiş, anti-kahraman olan Jorg'a da bayılmıştım ve bu kitabı merakla bekliyordum. Anti kahraman yazmak zordur çünkü,
*Çoğu yazar ne yazık ki bu emelle yola çıkıp sonradan karakteri haklı çıkaracak nedenler üretmeye çalışırlar ancak Jorg öyle değil, o sadece kötü.
*Karakter farklı ve ürkütücü olabilmelidir, hoş olmayan davranışlar yeterli olmaz, karakteri okudukça sizi şaşırtacak bir şeyler bulabilmelisiniz.
Lawrence ilk kitapta bunları çok iyi başarmıştı, Jorg hem yeni hem farklı gelen bir karakterdi, sayfalar ilerledikçe başka bir tarafı çıkıyordu ancak bu kitap ilkinin zayıf bir yansıması gibiydi. Beni şaşırtan hiçbir olay olmadı diyebilirim, hatta Jorg daha sevecendi sanki. Olay örgüsü güzeldi ve geriye dönüşler olaylara olan ilgiyi artırıyordu ancak bir çok olay zayıftı, yazarın okura daha iyi aktarabilmesi lazım. Katherine'in günlüğü ise başarılı bir detaydı.

Yaşanan bazı olayları da Jorg'un karakterine uygun bulamadım, sanki bu kitaba ait değillerdi .

Yazar ilk kitapta hem farklı bir karakter hem de hikaye öne sürmüştü, yeni ve dikkat çekici detaylar çoktu ancak bu kitaptan ilk kitap kadar tat alamadım. Bazı detayları (kutu ve hayalet gibi) sevdim tabii ki ve serinin dünyasını daha yakından tanıma imkanı bulmak güzeldi.

Dikenlikler Prensi'ni daha çok sevsem de bu kitabı da severek okudum, serinin sonunu merak ediyorum.
400 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Dikenlikler Prensi hoş ve okunası bir kitaptı. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen iyi bir iş çıkardığını söylemeden geçemeyeceğim. Aksiyon dolu yerleriyle, karakterleriyle, gizemli noktalarıyla ilgi çekici bir kitaptı. Kitabın ilk ismi ilgimi çektiği için almıştım ve okumaya başladım. Bu kitabın olumsuz diye nitelendirebileceğim bazı yönlerde oldu. Öncelikle bu kitapta paranormal bazı ögeler vardı. Bu bence kitabın kalitesine biraz gölge düşürmüş diyebilirim. Karşınızda güzel bir kurgu ve konu ile sizi kendine bağlayacak kararkterler var ancak sanki yazar bu kurguyu ve karakterleri yeterince iyi değerlendirememiş de kitabın bir yönü eksikmiş hissinden kurtulamadım okurken. Kitapta bazı noktalarda biraz hızlı ve karmaşık aktarıldığı için bazı yerlerde kafam karıştı. Dinç bir kafayla okumadığınız takdirde bazı yerleri anlamakta zorlanabileceğinizi düşünüyorum. Yinede kurgu hoş. Daha çok küçük bir çocuğun ailesinin başına gelenlerden dolayı intikam alma öyküsü ve hayalleri anlatılıyor ki bu hayaller diğer 10 yaşındaki çocuklar gibi oyuncaklar, tahta kılıçlar değil tamamen gerçek çelikler ve yıkılmaya yüz tutmuş imparatorluklar. Ona bu yolda eşlik eden sadık arkadaşlar ve düşmanlarda diğer karakterleri oluşturuyor. Kitap ağırlıklı olarak psikolojik tahlillerle, mekan tasvileriyle, karakterlerin özellikleri ilke, aksiyon ve gizemle doluydu. Birçok yere de paranormal ögeler ve kararkterler serpiştirilmişti. Aşka ve diğer ögelere pek fazla yer verilmemişti. Ama içimde bunlara serinin ikinci kitabında daha fazla yer verilecek gibi bir his var. Bu kitabın sonu etkileyici bitti. Sonunda çok fazla merak unsuru yoktu, diğer serilerin ne ile ilgili olacağını az çok tahmin ediyordunuz ancak yine de hikayenin tamamlanmadığı hissi belliydi ve diğer kitapları da okumamak için pek bir sebep yok gibi duruyor. Karakterler gelince biraderleri sevdim. Onların Jorg’a olan sadakatleri ve hepsinin kendi halinde, doğal insanlar olmaları onlara ısınmamı sağladı. Aralarda onlarla ilgili bilgi veren sayfalar da hoşuma gitmişti. Ana karakter Jorg’a ise bir yandan tuhaf bir şekilde bağlandım bir tarafım ise yaptığı bazı şeylerden nefret etti. Kötü kararkterleri hep sevmişimdir ama bunların bile bazı erdemli özellikleri olmalı bence. Örenğin; sana sadık olanlara sadık olmak, sözlerini tutmak vesaire. Kitapta şaşırtıcı ölümler, gelişmeler, çekişmeler vardı. Aksiyon sevenler, imparatorluk hikayelerinden hoşlananlar ve araya bazı paranormal ögelerin karışmasını da sorun etmeyenler bence zevk alarak okuyabilirler. Kitap basit bir intikam kurgusundan çok daha fazlası ve 10 yaşında bir çocuğun erken yaşta sorumluluk alarak adım adım gerçek bir adama dönüşme yolculuğunu anlatan güzel bir kitap. Yazar ilk eserinde emek harcamışa benziyor ancak daha olgun eserler vermek için çok yolu vara benziyor. Yinede böylesine güzel bir eserle bizi tanıştırdığı için kendisine teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Keyifli okumalar :)
400 syf.
·Beğendi·8/10
38 kişilik grubumuz. Kahramanımız Jorg. Hatta şimdiden Krala ve geleceğin İmparatoruna ayıp olmasın; Prens Honorous Jorg Ancrath. Biraz Spoiler vericem ama işleyişi etkilemeyecek.
Türkiye'de olsa 10 sezonluk dizi yaparlar bu çocuğu. 9 yaşında anne ve kardeşlerin gidişi, 13 yaşında başına geçilen çete, çocuk kahramanların ünlü olmaya başladığı son dönem edebi yapıtları ve Cedric efsanesinin 14 yaşındaki halinin birleşmiş hali. Ne kadar Anti olsa da o bizim canımız ciğerimiz.
Karakterlerden bazılarını da çok tuttum. Mesela Rike, küfürbaz ve atarlı kardeşimiz. Acayip küfürleri var. Çulsuz Çiftlik Kurtçukları ve Zikindirik Bataklık Çiftçileri bunlardan bazıları. Aynı grupta Makin de var. O da sakin timsali. Kolu kopsa '-Olsun ya bir tane daha var' diyenlerden. Gemt ve kardeşi Maical (Allah rahmet eylesin) var. Gemt bildiğiniz üzere daha ön planda. Kardeşiyse bir o kadar geride. Hatta o kadar gerideki yazarımız bunu 'Bindiği Atın Kendisinden Daha Zeki' olmasıyla tanımlayarak konuyu kapatmıştı.
Amacımız Kont Renar’dan intikam almak. Öyle olaylar var ki ipin ucu kaçıyor bazen. Olsun, zararı yok kurgu güzel. Her ne kadar bazı yerlerde yazar kendini kaybetse de güzel bir başlangıç kitabı olduğunu söylemek mümkün.
Ayrıca 14 yaşında Kral olacağını söyleyen Jorg; 15 yaşına gelince Kral olduğu gibi yazarımız bizlere 20 yaşında da imparator olacağını söyleyerek serinin 3 kitap olacağı sürprizini veriyor. Şimdiden ben son kitabı düşünerek diğer kitaba geçeceğim ama olsun. Beklentilerim çok.
Son olarak da direksiyon sınavım vardı. Kazandım arkadaşlar. Acayip mutluyum. Bazen kendime bu kadar sakin olmak yerine biraz heyecanın iyi olduğunu söylediğim olmuştur ama bugün kazandıysam bunu sakinliğime borçluyum. Sonuç olarak kazandım ve mutluyum. Darısı kalan arkadaşların başına. Mutlu keyifli akşamlar ve huzurlu bir hafta sonu tatili diliyorum. Kendinize iyi bakın..
496 syf.
·Beğendi·6/10
Jorg’un Miana yengeyle evliliği üzerinden başladık. Nikahımızı Peter Gornst yaparken; nikah şahidi olarak da beni yazmışlar, bende hemen kabul ettim tabi.
4 yıl önce diye başlayan bir bölümler zinciri var, yani keşke geçen kitabın kaldığı yerinden devam etseydi. Daha iyi olurdu. Böyle sürekli geçmişi okuyunca bu kitaba ne zaman sıra gelecek, moduna giriyorsunuz. Bunu belirtmek gerek.
Kitabımız önceki kitapla kıyaslandığında geride hatta oldukça geride kalıyor. Yani bunu nasıl anlatayım hani diğer kitap 1. ve en önde olarak kabul edildiğinde bu kitap 2. sırada bile olsa birbirlerini görmüyorlar. O kadar arada fark var. Anlatımı bazen öyle sıkıyor ki elimden fırlatmamak için zor tuttum kendimi. Bunda etiketteki 39,90 yazısının zerre alakası olmadığını da belirtmek isterim.
Kitabımızda bir de Nekromansi üzerinde duruluyor. Şimdi Nekromansi de ne ola ki gibi yorumlar geliyor sanırım. En azından bana geldi. Ölmüş kişilerin ruhlarını doğaüstü güçlere karşı ruhsal koruma amaçlı çağırma olayı ya da böyle bir MEB tanımı yerine daha bizden bir cümleyle özetleyelim. Bilgi almak için ölülerin çağrıldığı ve ucuz Türk korku filmlerinde de sıkça rastladığımız bir Orta Çağ inanışı aslında. Nigromancy, başta Kilise olmak üzere her yerde yasaklanan bir davranış olarak öne çıkıyor. Tabi şimdi meraktan öyle araştırdım ki, burada da gereksiz bilgi kalabalığı yapmadan konuyu özetlediğime inanıyorum.
Spiritüalizm olarak da bunu genişletip sizlere fikir verebilirim. Yazarımız ayrıca Yapay Zeka üzerinde yani cansız varlıklara canlı varlık özelliği katmayla uğraştığından, bu konuya yoğunlaşması çok normal. Tabi bunu bazen çok abartmış bazen de üstünkörü geçmiş ama onun tercihidir, saygı duyarız.
Finalde de Temren Prensi Egan ile bir mücadeleye tanık olacağız ve kitabımız bitecek. Ama ne ara Prens, ne ara Kral, ne ara İmparator oldu derseniz, inanın bende bilmiyorum. O yüzden bu kitabı çok beğenmedim ama kavga gürültü olunca biz Türk insanı pek mantık aramıyoruz. Yorumu sizlere bırakıyorum. Bana sorarsanız “Okumasanız da Olur” diyeceğim. İyi akşamlar diliyorum..
400 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Klişe kahramanlık öykülerini mezarında ters döndürmek için yazılmış bir ana karakter bu kadar karanlık olması alışıla gelmiş değil ve tutku verici
480 syf.
·Beğendi·7/10
İlk 2 kitap kadar iyi değildi sonu ne kadar iyi olsada bitirme aşaması zoraki yazılmış gibiydi.Ve ana karakter biraz fazla abartılıyordu.Ama yinede okumaya değer bir roman.Tavsiye ettiğim hatta en beğendiğim seriydi.Yazarın da dediği gibi seri tadında bitti.
400 syf.
·Beğendi·9/10
Son derece sürükleyici bir roman. Gerçekten muhteşem. Devamını sabırsızlıkla bekleyeceğiniz bir fantastik serinin ilk kitabı. Olay örgüsü, işleyişi ve hikayesi ile okuyanı kendisine bağımlı hale getiriyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mark Lawrence
Unvan:
Amerikalı yazar
Doğum:
Amerika Birleşik Devletleri, 1 Ocak 1968

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 64 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 84 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.