Mark Twain

Mark Twain

8.1/10
579 Kişi
·
2.302
Okunma
·
365
Beğeni
·
8.390
Gösterim
Adı:
Mark Twain
Tam adı:
Samuel Langhorne Clemens
Unvan:
Amerikalı Mizahçı, Satirist, Roman Yazarı, Yazar ve Öğretmen
Doğum:
Florida, Missouri, Amerika Birleşik Devletleri, 30 Kasım 1835
Ölüm:
Redding, Connecticut, Amerika Birleşik Devletleri, 21 Nisan 1910 (74 Yaşında)
Mark Twain (asıl adı Samuel Langhorne Clemens) 1835’te ABD’nin Missouri eyaletine bağlı çok küçük bir köy olan Florida’da doğdu. Dört yaşındayken Clemens ailesi başka bir küçük köye, Mississippi ırmağı kıyısındaki Hannibal’e yerleşti. Esnaflık ve avukatlık yaparken politikaya atılan babası on bir yaşındayken ölünce Samuel okuldan ayrılıp bir matbaada çırak olarak çalışmak zorunda kaldı. Ardından ağabeyinin çıkardığı Hannibal Journal adlı yerel gazetede dizgiciliğe başladı. Aynı gazeteye ve Boston’da çıkan mizah dergisi The Carpet-Bag’e mizah yazıları yazdı. Dizgicilikten sıkılınca dört yıl boyunca Mississippi nehrinde çalışan buharlı gemilerden birinde kaptanlık yaptı. Abisiyle batıya gitti; gazete muhabiri olarak çalışmaya başladı. Mark Twain adını ilk kez 1863’te mizahi bir gezi yazısında kullandı. “Mark Twain” (İngilizcede “ikiyi işaretle”) geminin dibe oturmaması için gerekli su derinliğini ölçen bir gemici terimiydi. 1867’de ilk kitabı The Celebrated Jumping Frog of Calaveras County(Calaveras İlinin En Hızlı Sıçrayan Kurbağası) yayımlandı. 1870’te kısa ve özlü bir biçimde yaptığı konuşmalarıyla ününü tazeledi. Aynı yıl evlenerek Connecticut’ta Hartford’a yerleşti, üç kızı oldu. Çocuklar ve gençlere yönelik en iyi romanlardan biri sayılan Tom Sawyer’ın Maceraları’nın ardından başyapıtıHuckleberry Finn’in Maceraları’nı yazdı. 1880’lerde bir dizgi makinesine yatırım yaptı ama iflas etti. Kitaplarının geliri ve birçok ülkede yaptığı konuşmalarla borçlarını ödeyebildi. 1906’da başladığı otobiyografisini bitiremeden öldü.
Başlıca yapıtları: Tom Sawyer’ın Maceraları (1876); Huckleberry Finn’in Maceraları (1884); Adem ile Havva’nın Cennet Günlüğü (1905); Çalınan Taç(1881), Yurtdışında Bir Serseri (1880) , Mississippi’de Yaşam (1883).
Benim,
Ne ırk önyargım var,
Ne sınıf önyargım var,
Ne din önyargım var,
Ne insan önyargım var,
Tek umursadığım canlı olması ve bu benim için yeterli...
Eğer aç ve kimsesiz bir köpeği alıp bakar ve rahata kavuşturursanız sizi ısırmaz. İnsan ve köpek arasındaki temel fark budur.
Seçimler bana ölmekte olan bir adamın hikayesini anımsatıyor. Adamın yaşayacak iki dakikası kalmış , yanına bir papaz yollamışlar. Adam sormuş, “ Gidilecek en iyi taraf neresi ?” diye, çünkü karar veremiyormuş. Papaz da demiş ki “ iki tarafın da avantajları var. Cennnetin havası iyidir, cehennemin İnsanları.”
''Açık sözlü olmak iyidir iyi, en kötü ihtimalle sonradan kaybedeceklerini en başta kaybedersin."
“ Arkadaşlık güçlü bir bağdır. Paraya ihtiyaç duyulunca başvurulmazsa, ömür boyu sürer.”
''Hafta denen şeyin neye yaradığını anladım en sonunda: Pazar gününün can sıkıntısını insana unutturmaya yarıyor...''
Önemli olan kavgadaki köpeğin boyutu değil, köpeğin içindeki kavganın boyutudur.
SADECE ADEM İLE HAVVA'NIN GÜNCESİ ÖYKÜSÜNÜN YORUMLAMASI


Öncelikle bu yazıyı okurken arka fonda, aşağıda ilişik olan şarkıyı dinlemenizi hatta sonrasında klibini izlemenizi öneririm.

SOKO - First Love Never Die : https://youtu.be/-_Y2jfK06pY

---------------------------------------

Havva anamız Adem babamız veya Eva anamız Adam babamız dünya yuvamız.

Düşünsenize, gözünüzü bir açmışsınız, her yer o kadar canlı renklere sahip ki!
Her şey o kadar saf ve temiz ki aldığınız oksijen ciğerinizi yakıyor. Daha yeni doğdunuz ve yeni doğar doğmaz gözleriniz yanmaya başlıyor cennet bahçesinin zerafetinden.

Bir gün uyanmışsınız ve kaburganızda bir leke var. Yanı başınızda da uzun saçlı bir yaratık! Kim bu nereden geldi? Zararlı mı? Yaratık doğruluyor ve ses çıkarıyor.
Her şeye isim takıyor. Adem'in peşinden ayrılmıyor. Çünkü bu yaratık sevgi dolu ve yaşadığı dünyayı hayvanları bitkileri o kadar çok seviyor ki her nesne ile arkadaş oluyor.

Yıldızlar ile dost oluyor onları selamlıyor. Adem'i merak ediyor ve sonra ne oluyor biliyor musunuz???

Adem'e değer veriyor. Tabi o zamanlar aşk meşk falan yok. Ama Eva anamız Ademi çok çok çok seviyor. Onun gönlünü almak için de yasak ağaçtan elmalar topluyor Adem'e veriyor.

-"Yasak elmalar bunlar. Onun dediğine göre bir iş açacakmışım başıma. Olsun!
Onu hoşnut kılmak uğruna, başıma gelecek her işi göze almaya hazırım." diyor koca yürekli Eva.

Adem ise hep ondan kaçıyor. Onun çekip gitmesini istiyor. Miskinliğine devam etmek istiyor.

-"Yeni yaratık kendisinin dişi olduğunu söylüyor. Belki de uyduruyordur. Her neyse, beni hiç ilgilendirmez.
Başımdan çekip gitse de şu çenesinden kurtulsam tek." diye düşünüyor Adem.

O malum elmanın yenmesiyle bütün dünya değişiyor ve dünyaya ÖLÜM geliyor. Kaplanların koynunda uyuyabilirdi Eva önceden ama artık uyuyamıyor. Bütün canlılar birbirlerini yemeye başlıyor. Ölüm dünyaya balyoz gibi iniyor.

Kaçıp iki insan başka yere yuva kuruyor. Bir gün Havva ufak bir yaratık ile beliriyor. Adını Kabil koyuyorlar. Kimse bu yaratığın ne olduğunu bilmiyor. Sonrada bir tane daha yaratık geliyor. Buna da Habil diyorlar.

Artık ilk ailemiz yuvasında yaşıyor. Zaman geliyor geçiyor derken dünyaya gelen ÖLÜM, herkese tadını tattırıyor.

Bildiğimiz üzere Kabil kardeşi Habil'i yaralıyor ve ölmesine sebep oluyor. Henüz aileden kimse ÖLÜMün ne demek olduğunu bilmiyor ki! Şeytanın tasvir ettiği gibi "uzun bir uyku hali, ama bildiğin bir uyku değil.". Eva ana için ne büyük bir acı. Dünyanın ilk cinayeti, ilk ölümü, ilk acısı, ilk kaybı, ilk gözyaşı.... Bir ananın ilk feryadı. Acaba Havva ana o elmayı yediğine pişman olmuş muydu oğlunu ölü görünce? Bunu asla bilemeyiz sanırım.

Ömrünü sevgiye ve güzelliğe adamış Havva anamızı saygı ve sevgi ile yad ediyorum.

Adem klasik erkek, hisseder ama pek belli edemez. Adem de onu çok seviyor ve hatta diyor ki:
-Aradan geçen bunca yıldan sonra, başlangıçta Havva'yı zaman zaman yanlış anlamış olduğumu görüyorum. Cennet Bahçesi'nde onsuz yaşamaktansa, dışarıda onunla birlikte yaşamak çok daha güzel. İlkin çok konuştuğunu düşünüyordum hep, şimdi ise bir gün susmasının, sesinin günlerimden silinmesinin benim için büyük bir acı olacağını düşünüyorum.
Bizi birbirimize yaklaştıran, bana onun yüreğindeki iyiliği, ruhundaki tatlılığı tanımayı öğreten o ilk kestane bin yaşasın!

Biraz ketum olsa da Adem baba iyi birisi. Havva yı çok sevmiş sonraları. Yukarıda da diyor ya..

Adem'in güncelerinde cümleler birer ikişer cümle ile sınırlı iken Havva'nın günceleri oldukça uzun ve betimleme kaynıyor. Çünkü Eva sevgi dolup taşan bir kalbe sahip. Konuşmayı da çok seviyor :)))

Çok enfes ve mizahi yönü güçlü bir öykü idi. Herkese tavsiye ederim. Normalde tavsiye işini sevmem pek ama bu kısa ve sıcacık öykü için istisna yapabilirim. :))

Okuyacak olanlara keyifler dilerim.

Bu öyküden edindiğim çıkarımlar şunlardır:

1) Dünyaya ölüm indiğinden bu yana, hayatı çok ciddiye almak aptallıktır.
2) Sevgi sadece insana değil canlıya, cansıza, dünyaya, galaksiye, evrene beslenebilen bir duygudur.
3) Sevdiklerimizin ölümüne ağlamak, kendi bencilliğimizden ileri gelir. Biz en çok kendimizi düşünürüz.
4) Sevdiklerimizin ardından elbette göz yaşı dökeriz ama dökerken de güzel anılar ile tebessüm edebilmeliyiz.
5) Sevgi yetmez tek başına; emek, özveri, mücadele, dayanışma varsa sevgi bir anlam kazanır. Yoksa beş harfli bir kelimeden öte gidemez.
6) Sevdiklerimize kızarken, tavır alırken veya kötü söz söylerken, onların bir gün hayatımızdan göçüp gideceğini, ardından ise bize pişmanlıkların kalacağını düşünmek gerek bazen.
7) Kaybedişler aslında birer kazanımdır. Bazıları meyvelerini geç verir.
8) Sevilenler ihmale gelmez.
9) Sevdiğini söylemek, belli etmek ayıp bir şey değil.
10) Ayıp derseniz şayet, en büyük ayıbı işleyin. Şahane sevin, doğaçlama dans edin.
11) Sizi mutlu edecek şeyleri asla ve asla ertelemeyin. Mottomuz şu olsun "ŞİMDİ DEĞİL İSE NE ZAMAN"

Sevgi ile sağlıcakla, esen kalın.



Eva'nın mezarında ise şu yazılıymış:

Cennet, O'nun olduğu yerdi.
Adem

---------------------------------------
Final şarkımız da yine aynı sanatçıdan.
SOKO - We Might Be Dead By Tomorrow : https://youtu.be/hqj8_RdLoJE
Beğendim elbette içinde çocuk ruhu taşıyan herkes gibi hemde :) okumayan kalmış mıdır kalmıştır mutlak hatta yıllar yıllar evvel okuyup kırıntıları dahi kalanlar içindir bu önerim üşenmeden tekrar okunmasıdır dileğim. :))
Öykü ve romanlarıyla tanıdığımız ünlü Amerikalı yazar Mark Twain, uzun bir ara verdikten sonra yazmış olduğu İnsan Nedir? adındaki bu felsefe ve düşünce kitabıyla bizleri şaşkınlığa uğratıyor. Belirli bir zümre için sadece 250 adet basılmış olan bu önemli kitabı okuma şansına eriştiğimiz için şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Okudukça neden sınırlı sayıda dağıtıldığını daha iyi anlıyoruz. Mark Twain insan olmaya dair bildiğimiz birçok olguyu çürütüp çöpe atmamıza neden olurken aynı zamanda çok farklı bakış açıları kazandırıyor bizlere. Kitapta genç adam ve yaşlı adam olmak üzere sadece iki kahraman yer alıyor ve bizler onların diyaloglarını okuyoruz. Kitabın dili çok sade olmasa da dikkat vererek okunursa anlaşılırlığı kolaylaşıyor. Zaten kitabı iki kişi çevirmiş onlar da zorlanmıştır muhakkak. Genel anlamda eser şüpheci ve meraklı genç bir adamın sunduğu önermeler ve sorduğu sorulara karşılık, tecrübesini konuşturarak cevaplar veren bilgili bir yaşlı adamın tartışması biçiminde. Bana sanki yaşlı adam Mark Twain gibi geldi çünkü okurken o konuşuyormuş gibi geliyor. Yazıldığı döneme göre fazla bir kitap olduğunu düşünüyorum. İnsanı makineye benzetmek, içindeki efendiyi memnun etmek, dış etkilerle öğrenim sağlamak ve zihnin kontrolsüzlüğü gibi tartışmalı tanımların bulunduğu kitapta bunların nasıl bir mantık çerçevesinde ele alındığını görebiliyoruz. Saçma bulacağınız ve katılmayacağınız görüşler olabilir kitapta fakat bunların desteklendiği örneklere bakarak kendi içlerinde bir mantık olduğunu görmeniz mümkün. Hiç böyle düşünmemiştim dediğim yerler çok oldu benim. Hayatı farklı açıdan değerlendirerek insan olduğunuzu hissettiren bir eser diyebilirim. Okurken dertleri unutup en azından hayattayım dediğimi hatırlıyorum. Fakat mucizevi bir kitap değil, sadece beğendiğim için bunları belirtiyorum. Mark Twain'i daha yakından tanımak ve hayata farklı açılardan bakmak isterseniz okumanızı öneririm.
kütüphanede tesadüfen denk geldiğim ve daha ilk cümlesiyle beni içine çeken bir kitap oldu.Okadar keyifliydi ki okurken bitmesini hiç istemedim. İnsanın varoluşundan bu yana kadın ve erkeği esprili bir kalemle dile getiren yazar,Adem ve Havva'nın düşüncelerini günlük şeklinde okuyucuya sunmuş.
Birbirlerini ilk gördüklerinde hissettikleri,yasak meyve,cennetten düşüş, şeytan kavramlarına mizahi bir biçimde yaklaşarak,ilgi çekici bir hava yakalamayı başarmış.Özellikle beni güldüren tarafı
Günümüze değin,hiç değişmemiş olan kadın erkek ilişkisini harika bir dille anlatmış olması Havva'nın Adem'i neden sevdiğine dair sorgulamaları ? Aşk,Annelik,korku,ahlak,ölüm gibi duygularla ilk kez tanışan bu iki insanın gözünden dünyaya bakmak
çok çok keyifliydi
Tom Sawyer heyecan ve aksiyon meraklısı deli dolu, hareketli, cesur, cin fikirli bir çocuktur. Kendisi gibi arkadaşlarıyla, bir çok serüven yaşamaktadır. Bir gün bir kızı sever ve onu etkilemek için türlü oyunlar yapar. Günleri küsmek ve barışmakla geçer. Yaptığı yaramazlıklardan dolayı sürekli teyzesinden ve öğretmenlerinden dayak yer. Bir gece vakti can dostu Huck ile beraber hiç görmemeleri gereken bir olaya şahit olurlar ve asıl macera bundan sonra başlayacaktır...

Evet, yetişkinler için basit bir kitap ama sürükleyici, kendini okutturuyor. Sonuçta Amerika'nın ünlü bir yazarının ünlü bir eseri, fikir sahibi olmak için okunabilir. Genç nesillere okumayı sevdirmek için alınabilir...
Mark Twain en sevdiğim yazarlardan biri. "Tom Sawyer'ın maceları" yaramaz bir çocuğun maceralını, duygularını anlatan kitap. Içinde çocuk ruhu taşıyan her yaşta insanın seveceği bir kitap. Bana okumayı sevdiren kitaplardan birisi.
Ona göre kişi özgür olmalıydı,ancak bu başkalarına zarar vermek değil,onların özgürlüğünüde tanımaktı.İnsan,akadaşlarını,doğayı,doğanın bir parçası olan insanı sevmeliydi.Sevecenlik,özgür düşüncenin temeliydi,özgürlük ise varlık demekti...
Bir yaşlı adam ile genç adamın 'insan' üzerine yaptığı bir konuşma ve Mark Twain'in bu eserinden sadece 250 tane basılmış ve bu kitap 240.nüshadan tercüme edilmiş yazar bu eserini yayınlama cesaretini bulabildiğini fakat yazdıktan 20-25 sene sonra az sayıda yayıldığını görüyoruz.Fikirleri kesinlikle somut örneklerden tartışıyor ya da öyle varsayıyor mutlaka okuyun derim çünkü çok farklı ve katan bir kitap kesinlikle katılıp katılmamak tamamen okuyana kalmış fakat sürükleyiciliği ve genç adamın soruları alıp götüyor sizi.Karıncalar ile kısmı çok ayrı sevdiğimi söyleyebilirim.
Uyarı Spoiler içerir!!
Bu kitap tam Malcolm X in "Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır. " sözünü bulduğu yerdir. Köleliğin baş gösterdiği dönemde bebekken birbiriyle değiştirilen iki çocuğun hikâyesini anlatır. Siyahi olup beyazın yerine geçen adam Chambers artık tom gibi davranır.tom degil chambers oldugunu ögrendiğinde bir kimlik sorunu yaşar. Aslında ırkçılıgın kendini onun yerine koymayı empati kurmayı somut olarak anlatmak istemiş . insanların bundan "vay be" demek ki bizde siyahı birinin yerinde olabilirdik demelerini beklerdim .ahmak Wilson ise en son parmak iziyle olayı çözer. Herkes eski yerine geçer.ve insanlık bu utançla yaşamaya devam eder . bu olaydan ders çıkarılmaz.
Kitap Âdem'le Havva'nın Güncesi ile başlıyor ve toplamda 7 kısa hikaye barındırıyor. Birbirleriyle tanışmaları,yasak elma ve cennetten kovulmalarını okuyacaksınız. Ha bir de Habil ile Kabil de var tabi. Fazlasıyla farklıydı diyebilirim. Farklı bir bakış açısı farklı bir ütopya olduğunu düşünüyorum. Özellikle Adem'in iç sesleri beni fazlasıyla güldürdü. Kısa sürede okuyacağınız keyifli bir kitap bana sorarsanız. Beni etkileyen bir diğer hikaye ise , 1 milyonluk banknot. Çulsuz bir adamın elindeki bir milyonluk banknot ile bir aylık yaşamını konu alıyor. Seveceksiniz bence siz de.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mark Twain
Tam adı:
Samuel Langhorne Clemens
Unvan:
Amerikalı Mizahçı, Satirist, Roman Yazarı, Yazar ve Öğretmen
Doğum:
Florida, Missouri, Amerika Birleşik Devletleri, 30 Kasım 1835
Ölüm:
Redding, Connecticut, Amerika Birleşik Devletleri, 21 Nisan 1910 (74 Yaşında)
Mark Twain (asıl adı Samuel Langhorne Clemens) 1835’te ABD’nin Missouri eyaletine bağlı çok küçük bir köy olan Florida’da doğdu. Dört yaşındayken Clemens ailesi başka bir küçük köye, Mississippi ırmağı kıyısındaki Hannibal’e yerleşti. Esnaflık ve avukatlık yaparken politikaya atılan babası on bir yaşındayken ölünce Samuel okuldan ayrılıp bir matbaada çırak olarak çalışmak zorunda kaldı. Ardından ağabeyinin çıkardığı Hannibal Journal adlı yerel gazetede dizgiciliğe başladı. Aynı gazeteye ve Boston’da çıkan mizah dergisi The Carpet-Bag’e mizah yazıları yazdı. Dizgicilikten sıkılınca dört yıl boyunca Mississippi nehrinde çalışan buharlı gemilerden birinde kaptanlık yaptı. Abisiyle batıya gitti; gazete muhabiri olarak çalışmaya başladı. Mark Twain adını ilk kez 1863’te mizahi bir gezi yazısında kullandı. “Mark Twain” (İngilizcede “ikiyi işaretle”) geminin dibe oturmaması için gerekli su derinliğini ölçen bir gemici terimiydi. 1867’de ilk kitabı The Celebrated Jumping Frog of Calaveras County(Calaveras İlinin En Hızlı Sıçrayan Kurbağası) yayımlandı. 1870’te kısa ve özlü bir biçimde yaptığı konuşmalarıyla ününü tazeledi. Aynı yıl evlenerek Connecticut’ta Hartford’a yerleşti, üç kızı oldu. Çocuklar ve gençlere yönelik en iyi romanlardan biri sayılan Tom Sawyer’ın Maceraları’nın ardından başyapıtıHuckleberry Finn’in Maceraları’nı yazdı. 1880’lerde bir dizgi makinesine yatırım yaptı ama iflas etti. Kitaplarının geliri ve birçok ülkede yaptığı konuşmalarla borçlarını ödeyebildi. 1906’da başladığı otobiyografisini bitiremeden öldü.
Başlıca yapıtları: Tom Sawyer’ın Maceraları (1876); Huckleberry Finn’in Maceraları (1884); Adem ile Havva’nın Cennet Günlüğü (1905); Çalınan Taç(1881), Yurtdışında Bir Serseri (1880) , Mississippi’de Yaşam (1883).

Yazar istatistikleri

  • 365 okur beğendi.
  • 2.302 okur okudu.
  • 32 okur okuyor.
  • 1.133 okur okuyacak.
  • 20 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları