Yazar
Mark Twain

Mark Twain

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.1
6,1bin Kişi
20,4bin
Okunma
1.497
Beğeni
31,5bin
Gösterim
Tam adı
Samuel Langhorne Clemens
Unvan
Amerikalı Mizahçı, Satirist, Roman Yazarı, Yazar ve Öğretmen
Doğum
Florida, Missouri, Amerika Birleşik Devletleri, 30 Kasım 1835
Ölüm
Redding, Connecticut, Amerika Birleşik Devletleri, 21 Nisan 1910
Yaşamı
Mark Twain (asıl adı Samuel Langhorne Clemens) 1835’te ABD’nin Missouri eyaletine bağlı çok küçük bir köy olan Florida’da doğdu. Dört yaşındayken Clemens ailesi başka bir küçük köye, Mississippi ırmağı kıyısındaki Hannibal’e yerleşti. Esnaflık ve avukatlık yaparken politikaya atılan babası on bir yaşındayken ölünce Samuel okuldan ayrılıp bir matbaada çırak olarak çalışmak zorunda kaldı. Ardından ağabeyinin çıkardığı Hannibal Journal adlı yerel gazetede dizgiciliğe başladı. Aynı gazeteye ve Boston’da çıkan mizah dergisi The Carpet-Bag’e mizah yazıları yazdı. Dizgicilikten sıkılınca dört yıl boyunca Mississippi nehrinde çalışan buharlı gemilerden birinde kaptanlık yaptı. Abisiyle batıya gitti; gazete muhabiri olarak çalışmaya başladı. Mark Twain adını ilk kez 1863’te mizahi bir gezi yazısında kullandı. “Mark Twain” (İngilizcede “ikiyi işaretle”) geminin dibe oturmaması için gerekli su derinliğini ölçen bir gemici terimiydi. 1867’de ilk kitabı The Celebrated Jumping Frog of Calaveras County(Calaveras İlinin En Hızlı Sıçrayan Kurbağası) yayımlandı. 1870’te kısa ve özlü bir biçimde yaptığı konuşmalarıyla ününü tazeledi. Aynı yıl evlenerek Connecticut’ta Hartford’a yerleşti, üç kızı oldu. Çocuklar ve gençlere yönelik en iyi romanlardan biri sayılan Tom Sawyer’ın Maceraları’nın ardından başyapıtıHuckleberry Finn’in Maceraları’nı yazdı. 1880’lerde bir dizgi makinesine yatırım yaptı ama iflas etti. Kitaplarının geliri ve birçok ülkede yaptığı konuşmalarla borçlarını ödeyebildi. 1906’da başladığı otobiyografisini bitiremeden öldü. Başlıca yapıtları: Tom Sawyer’ın Maceraları (1876); Huckleberry Finn’in Maceraları (1884); Adem ile Havva’nın Cennet Günlüğü (1905); Çalınan Taç(1881), Yurtdışında Bir Serseri (1880) , Mississippi’de Yaşam (1883).
Pam Beesly
İnsan, Kendinde Olmayanı Arar'ı inceledi.
104 syf.
Mark Twain'in "İnsan Nedir?" kitabında hissettiğim güzel duyguları bu kitabında hissedemediğimi söyleyebilirim. Twain'in aforizmalarından oluşan bu kitabın bir kısmı güzel, mantıklı düşüncelerinden oluşmuş bir seçki, sözler dizisi iken, bir kısmı Hıristiyanlığa, mezheplere, İncil'e ama en çok da Tanrı'ya nefret söylemlerinden oluşmaktadır.(Abartmıyorum, yazar çok kızgın:) )Bunlar da sanatsal ve özlü olmuş ama kabul edelim şimdi :)) Kitabı okurken Cesare Pavese'nin Yaşama Uğraşı'nda okuduğum bir kısmı hatırladım: Tanrı'nın varlığı konusunda kararsız oldukları halde, alay ederken bile onun varlığını derilerinin altında duyan insanlar için Tanrı'ya sövmek hoş bir şey olmalı. Düşünür ki eğer Tanrı varsa, her sövgü çarmıhtaki çivilere bir çekiç, Tanrı'ya yöneltilmiş bir saldırıdır.. İyi okumalar :)
İnsan, Kendinde Olmayanı Arar
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
41
onsekizsıfıryedi
İnsan Nedir?'i inceledi.
136 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Dikkat! Kitap içerisinde, bize sunulan fikirlerden bahsetmiş bulundum. Bunu spoiler olarak değerlendirenler olabilir. Dolayısıyla uyarıda bulunuyorum. Barış Özcan ağabeyimizin tavsiye ettiği bu kitabı okumuş bulundum. İnsanın 'sadece makine' olduğunu savunan yaşlı amcamız ile genç arkadaşımızın diyalog savaşı ile karşılaştım kitapta. İlk sayfasını okurken nereye soktun beni Barış abi, desem de hemen sonrasında açtı kitap kendini bana. Ben ayfaları çevirdikçe sayfaların bana çevirdiği sorular aklıma tokat atmaya başladı. Yaşlı amcanın, "insanın kendi kendine fikir üretemeyeceği, bütün fikirleri dışarıdan sağladığı" gibi bir fikri vardı. Ben bunun doğruluğunu düşünürken, "İnsanların kendi üzerinde hak iddia edemeyeceğini" de söyledi. Oturup bunları not aldıktan sonra devam ettim. "İnsanın başarısı kendine ait değildir, sadece yapısına ve dışarıdan bunu şekillendiren etkilere aittir." İşte biraz kafam almaya başlamıştı, bunun ilk hipotezle bağlantısı vardı. Ben daha bunları sorgularken yeni bir tokat daha geldi amcadan. 'İnsanı bir şey yapmaya iten tek bir dürtünün olduğunu ve bunun da -ruhunu tatmin etme dürtüsü- olduğunu' söyledi. "Başkasına yardım ederken bile önce kendi ruhumuz için yaparız." Vay be! Biz nasıl insanmışız? Kitabın devamında amca yukarıda ki söylediklerini örneklerle açıkladı. O zaman daha da tatmin oldum. Sonra, insanın içindeki bu dürtünün eğitilmesinden bahsetti. Çokta güzel bir tembihi vardı.(syf69) Hayatımda aldığım en değişik tembih diyebilirim. Ben kendimi eğitmekle savaşırken bir de içimdeki dürtü çıktı başıma. Kitabın sonlarına yaklaşırken; 'aklın insandan bağımsız olduğunu ve insana itaat etmediğini' de öne süren amcanın, bunları bir de yemek tarifi verir gibi rahat anlatmasını da görmüş bulundum. Yok artık daha neler! Ne işe yarıyoruz o zaman biz? Akıldan da düşünmeye sektikten sonra, "hayvanlarında düşünebildiğini" söyledi amca. Bunu kanıtlaması da kolaydı ama insanı fareyle ve karıncayla aynı kefeye koyup değerlendirmesi bana inandırıcı gelmedi. Hatta onları insandan daha bile üstün tuttu. Şaşırdım ve ikna olmadım. Artık sona geldiğimde "Özgür irade diye bir şey yoktur ve aklın duyguları da yoktur." fikirleriyle karşılaştım. Bunların da örnekleri sunulduktan sonra beyin fırtınam başladı. Kafam karıştı. Kitabın finalinde; amca güzel bir sonuç bölümüyle toparlamasını yapıyor. Her şeyimizi Tanrı'nın yarattığını söylüyor. Doğru söze ne hacet... Vücudumuz, aklımız, vicdanımız çok farklı ve birbirinden bağımsız çalışıyor. Bu kadar karmaşık vücudu yaradana şükür etmek lazım. Son olarakta amca, kafanıza takmayın dedikten sonra kitabı bitiriyor. İnsanın gerçekten makine olduğuna ikna olmuş bulunmakla beraber, Serdar Ortaç ağabeyimizin "Kafamda deli sorular, kolayca atamıyorum." sözü kulaklarımda gezinmeye başladı... • • • • • • • • •Bu kitap benim için bir kapı oldu. Bitirdikten sonra, artık daha fazla felsefe kitaplarına yoğunlaşmaya karar verdim. •Kitap bana kendimi sorgulatmamı sağladı, derin düşündürdü. •130 sayfalık bir kitabı 2 saatte rahatlıkla bitirebilirken, kendisini 2 günde bitirdim. Üzerinde epey düşündüm. Asıl okumak ve öğrenmek böyle başlasa gerek. Darısı okuyanın başına... Kendinize, insanlığa çok farklı bir pencereden bakmanızı sağlayacak. Barış abi tavsiyesi, benden incelemesi, artık sizden de okuması... Saygılarımla.
İnsan Nedir?
8.3/10
· 7,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
24
364
Ahmet Y
İngiliz ve Amerikan Edebiyatında Kısa Öykünün Büyük Ustaları'ı inceledi.
192 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Eğer kafanızda alacağınız kitaba dair bir fikir yoksa,kitapçıya girince bakar beğenirim diyorsanız kandırılmaya mahkumsunuzdur.Çünkü vitrinler kararsız bireylerin yöneticisidir.Ben de nadir olarak kararsız girenlerdenim.Belki fazla seçeneğin yarattığı bir seçeneksizlik ve ya seçememezlikten olsa gerek ilk defa göz göre bu ticari tuzağa,bu reklam zekasına,kitap ismindeki kelime oyununa kandım.Kitaba bakıyorsunuz ilk bakıştı ismi çekiyor sizi istemsizce "Kısa Öykü" "Büyük Usta" dolaylı tezatlığı resmen bilincinize oynuyor.Kısa yoldan büyük ustaları tanıma mantığı.Beyin kandırılmaya ayarlanmışsa geri kalan yalanları size kendi beyniniz uyduruyor.Söz gelimi 3ü 1 arada ürünler gibi düşünün tek fiyata üç seçenek bir arada,toplu indirim.İşte ticaret bu,işte kapitalizm,işte reklamcılık bu...Edebiyat değil düpedüz reklamcılık.Güzel bir kapak tasarımı,çekici bir kitap ismi,dışarıdan akademik gibi görülen bir çalışma.Şimdi daha da açalım örneği.Kısa Öykünün Büyük Ustaları büyük harflerle yazılıp gözünüze sokulmuş.Aslında kitabın tam ismi "İngiliz ve Amerikan Edebiyatında Kısa Öykünün Büyük Ustaları" şeklinde.Ama siz tabi ilk kısmını gözden kaçırıyorsunuz,küçük yazılmış çünkü;ilk bakışta çemberin daraldığını farkettirmek istemiyorlar,çünkü size daha geniş perspektiften fikirler yakalayacağınız fikrini aşılamak istiyorlar.Söz gelimi dışardan akademik bir çalışma olduğu hissi veriyorlar fakat önsözü açtığınızda bunun çevirmenin seçkisi olduğu,çocukluktan aklında kalan hikayeleri özensizce derlediği görülüyor.Özensiz dediğime bakmayın sıralama yapmayı çok iyi biliyorlar,mesela kapakta "JAMES JOYCE,Wirginia Wolf,Jack London" gibi yazarlar gözünüze sokulup en üste koyulurken,tanınmamış yazarlar en alta küçük harflerle dizilirken,kitabı açtığınızda tanınmış yazarları en sona bırakarak dizi mantığıyla assosilstler en son çıkar edasıyla kitaptan bir filmden ayrılır gibi pişman ayrılmayın diye en sona koyuluyor.Ee bu da başka bir ticari zeka örneği.. Şimdi Örnekleri derleyelim; Kapak; 1-İngiliz Ve Amerikan Edebiyatında(görmeyin diye küçük yazılmış,reklamlardaki altyazı uyarı mantığı) 2-Kısa Öykünün Büyük Ustaları(Büyük harflerle gözünüze sokulmuş,söz sanatıyla ilgi çekici hale getirilmiş) 3-James Joyce,Jack London,Wirginia Wolf gibi yazarlar kapağın üst taraflarına kitabı alırken hızlıca seçmeniz için yerleştirilmiş.Diğer yazarlar altlara koyulmuş. Önsöz:Reklamlardaki gizli altyazı mantığıyla kitabın kusurları açıklanmış,yani siz aldıktan sonra; "bakın iyi kazıkladık siz şöyle sandının kapağa bakarken ama aslında bu böyle dürüstçe söylüyoruz" demeye getirilmiş.Sözgelimi akademik bir seçki olmadığının söylenmesi.. Kitap içeriği;Kapaktakinin aksine en üstlere büyük harflerle yerleştirilen yazar isimlerine tezat bir biçimde,o yazarların öyküleri en sona koyulup,okuyucuyu mutlu mesut ayrılmasına zemin hazırlanmış. Şimdi yakalayabildiklerim bunlar.Farklı olarak bu sefer yazarlar açısından değil yayınevlerinin ticari mentaliteleri açısından inceledim.Zira kitabın içeriğinden daha çok zihnimi işgal etti.Çünkü sistemden uzaklaşalım diye kendimize kitaplarla dünya kuruyoruz,bu dünyaya bile çirkin ellerini uzatıp bizi kandırıyorlar.Bu yazarları domestos reklamı yapar gibi bize tanıtıyorlar.Özensizce dalga geçer gibi sahtekarlıklarını önsözlere gizleyip,çekici tarafları kapakta gözümüze sokuyorlar.Neden kitap okuyoruz belki bilinçli olmak için belki amaçsızca ama bilinçli bir bilinçsizliğe maruz kalıyoruz.Bizi nereden yakalayacaklarını iyi biliyorlar.Banka Yayınevi elbet iyi bilecek,çevirilerini lafım yok belki en çok tercih ettiğim yayınevidir.Ama bu hileler beni soğutuyor.Neyse kitap dostlarım can sıkıcı bir inceleme olmuş olabilir ama amacım sizinle paylaşmak ve insanları dolandırma mantığıyla hareket edenlerin dolandırmasının bir nebze olsun önüne geçmek.Kitabın ismindeki çekiciliğe aldanmayın,yazarların ünlerine kanmayın,yayınevi iyi olduğu için her kitabı iyidir sanmayın.Kararsız ve araştırmasız kitapçılara girmeyin.Şimdilik diyeceklerim bunlar..Okuyan herkese teşekkürler...
2
93
Çiğdem aydın
İnsan Nedir?'i inceledi.
112 syf.
·
2 günde
·
10/10 puan
Mark Twain insanı ve insan davranışlarını sohbet tarzında çok güzel anlatmış hayran kaldım resmen. Kitabımızda yaşlı adam ile genç adam arasında geçen diyaloglar ile insan davranışları hakkında hoş bir sohbet gerçekleştiriliyor. İnsanın özünü benimsiyorsunuz genç adamla birlikte. Aslında biz insanların sadece kendini düşünen bir varlıklar olduğumuzu anladım işin kötüsü başkasına yardım ederken bile sırf kendimizi tatmin etmek için yardım ettiğimizi anladım. Herşeyi yaparken önce kendi tatminliğimizi hazzımızı düşünerek yaptığımızı farkettim.
İnsan Nedir?
8.3/10
· 7,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
12