Mark Haddon

Mark Haddon

Yazar
8.6/10
166 Kişi
·
327
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.206
Gösterim
Adı:
Mark Haddon
Unvan:
İngiliz Yazar ve Şair
Doğum:
Northampton , İngiltere, 26 Eylül 1962
" Ama bazen bazı şeylere üzülürüz ama diğer insanlara üzüldüğümüzü söylemek istemeyiz. Bunu sır olarak saklamak isteriz. "
Metafor kelimesi bir şeyi bir yerden başka bir yere taşımak anlamına gelir... Yani metafor kelimesi de bir metafordur.
.. çünkü okulda Yabancı Tehlikesi'nden bahsetmişlerdi, eğer yabancı bir adam gelip seninle konuşursa ve korkarsan hemen bir kadın bulmalısın çünkü kadınlar daima daha güvenlidir.
Bir sürü gizemli şey vardır. Ama bu, bir cevapları olmadığı anlamına gelmez. Sadece bilim adamları henüz cevapları bulamamış demektir.
Mark Haddon
Sayfa 136 - İş Bankası Kültür Yayınları
Çoğu insan kör gibidir ve çoğu şeyi görmezler ve kafalarında bir sürü boş alan vardır ve kafaları genellikle "Acaba evde ocağı açık mı bıraktım?" gibi birbirleriyle bağlantısız ve saçma şeylerle doludur.
Mark Haddon
Sayfa 190 - İş Bankası Kültür Yayınları
Duygular sadece yarın ya da gelecek yıl ne olacağını ya da olan bir şey yerine nelerin olabileceğini kafada canlandırmaktır ve eğer canlanan görüntü mutlu ediciyse insanlar güler, üzüntü vericiyse ağlarlar.
Mark Haddon
Sayfa 160 - İş Bankası Kültür Yayınları
Ve bu yüzden satrançta, matematikte ve mantıkta iyiyim, çünkü çoğu insan kör gibidir ve çoğu şeyi görmezler ve kafalarında bir sürü boş alan vardır ve kafaları genellikle "Acaba evde ocağı açık mı bıraktım?" gibi birbiriyle bağlantısız ve saçma şeylerle doludur.
Benim adım Christopher John Francis Boone. Dünya üzerindeki bütün ülkeleri biliyorum ve onların başkentlerini ve 7.507'ye kadar bütün asal sayıları.
Mark Haddon
Sayfa 10 - İş Bankası Kültür Yayınları
Görebildiğim tek şey yıldızlar olurdu.Ve yıldızlar hayatı meydana getiren moleküllerin milyarlarca yıl önce oluştuğu yerlerdir.Őrneğin kanındaki anemiyi öldüren demirin tümü bir yıldızda oluşmuştur.
Otizm belirtileri gösteren 15 yaşındaki Christopher’in yaşamındaki olaylar ve yazarın gerçek bir otistik çocuk tarafından yazılmış ve dile getirmiş şekilde aktarması inanılmaz okuma zevki veriyor.Mutfaktaki masa ve sandalyelerin bile yerlerinin değiştirilmesine tahammül edemeyen,farklı yemekler birbirlerine karışınca yemeyi reddeden,sarınılmasından ve dokunulmasından inanılmaz rahatsızlık duyan,kalabalık ortamlardan korkan,matematik ve fizik konularında inanılmaz yeteneği olan,muazzam bir hafızaya sahip olan, bizler gibi duygusal çıkarımlarda bulunamayan ve duygusal tepkiler veremeyen ve insanlarla alışılagelmişin dışında yöntemlerle iletişim kuran bu çocukların nasıl hissettiklerini, nasıl algıladıklarını ve etrafında cereyan eden olaylardan nasıl etkilendiklerini ve elbette onların ailelerinin de neler hissettiğini anlayabilmek isteyenler için muazzam bir kitap.Keyifle okudum.
Otobüsle okula giderken peş peşe 4 kırmızı araba gördüm bunun anlamı o günün iyi bir gün olacağıydı.

Kitabı okumadan önce Otizm ile ilgili araştırma yazısı ve makale okumanızı tavsiye ederim, bu şekilde kitabın etkisi kafada daha iyi oturacaktır.

Kitap, 15 yaşında otizm belirtileri gösteren Christopher'in bir cinayeti çözme serüvenini anlatıyor.
Kitabı, Matematik dehası olan ve astronot olmak isteyen Christopher'İn anlatımıyla okuyoruz. Otizmli bir çocuğun dünyaya bakış açısını, duygu ve düşüncelerine tanıklık ediyoruz, onun penceresinden dünyaya bakıyoruz.
Her okurun hayatında en az bir defa okuması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
Peş peşe 4 kırmızı araba görüp iyi bir gün geçirmeniz dileğiyle.. Keyifli okumalar..
Christipher Boone 'un muhteşem hikayesi.15 yaşında otizmli bir çocuğun dilinden yazılmış oldukca sade bir anlatımla yazılan sürükleyici bir hikaye. Dünyayı onun gözünden görmek, hislerine, duygularına tanık olmak... Okunması gereken kitaplardan. Peş peşe 5 kırmızı araba görmeniz dileğiyle :)
Zihinsel ve bedensel engelliler üzerine çalışmalar yapan Mark Haddon, bu kitabında bu konudaki bilgileriyle düş gücünü harmanlayarak gayet sürükleyici ve başarılı bir hikaye ile sesleniyor okura.

Çocukların dilinden hikayeler yazmak zordur fakat otizmli bir çocuğun dilinden yazmak daha da zor. Christopher isimli otizmli bir çocuğun başından geçenleri konu alıyor kitap. Kendi gibi özel gereksinimli çocukların bulunduğu özel bir okulda eğitim alan Christopher, üst düzey bir hatırlama ve matematik yeteneklerine sahip bir çocuk... Bu yeteneklerini bir cinayeti çözmek için kullanmaya çalışmasıyla başlayan hikâyesi kısa bir zamanda sürükleyici bir serüvene dönüşüyor.

Kitap kendilerini anlatamayan otizmli çocukların ebeveynlerine, çocuklarının penceresinden dünyaya bakabilmeleri için bir kapı aralıyor. Aynı zamanda ebeveynlere içten içe bir mesaj veriyor: Ayrılırken kendi bencilliklerinizle çocukları bir seçim yapmak zorunda bırakmayın!

Sezai Karakoç şöyle der; "Ve güldün rengârenk yağmurlar yağdı." Bir çocuğun gülüşü de benim için rengarenk yağmurların yağması demektir. Sevgili ebeveynler; çocuklarınızın rengarenk yağmurlar yağdırmasına engel olmayın!
Otizmli bir çocuğun gözünden yaşamı anlatılan kitap, otizmli bireyleri ve ailelerini anlamak , farkındalık yaratmak adına oldukça faydalı olmuş. Eğlenceli olduğu kadar da öğreten bir kitap. Kitabın kahramanının ilgi alanlarını , çözebildiği problemleri görünce aslında belki de asıl problem bizde diye düşünüyor insan. Bizim gibi düşünmeyen , olayları farklı algılayıp, yorumlayan, yaşayanları ötekileştirdiğimiz için belki de onlarla iletişim kuramıyoruz. Her şey empati ve sevgi ile başlıyor. Otizmlilerin hassasiyetlerini bilirsek onlarla doğru iletişim kurabilir toplumun dışına itmeyiz. Kitapta ailelerin de yaşadığı zorluklar çok güzel ele alınmış.
Kitap Christopher'in başından geçenleri konu alıyor. Kendi gibi otistik ve dâhilik arasında gidip gelen çocukların bulunduğu özel bir okulda eğitim alan Cristopher üst düzey bir hatırlama ve matematik yeteneklerini bir cinayeti çözmek için kullanmaya çalışmasıyla başlayan hikâyesi kısa bir zamanda sürükleyici bir serüvene dönüşüyor. Okur, Christopher boone'un aklının içine girmiş gibi hissediyor her satırda. asal sayılar, matematik ve hayat, evren ve insanın evren içindeki varlığı, renkler, insan ilişkilerinin olağan görünen gariplikleri ile ilgili çok açık ve özgün tespitler var. bir yandan da bir çocuğun hayalleri, hayata bakış açısı da harika yansıtılmış. sayfalar arasında klasik eserlere, ingiliz kültürü ve popüler kültüre göndermeler, beklenmedik olaylar da işin cabası. okuyana kesinlikle farklı bir bakış açısı kazandıran kitaplardan.

Keyifli okumalar...
"Yapabileceğimi biliyorum çünkü tek başıma Londra'ya gittim ve Wellington'ı kimin öldürdüğüne dair gizemi çözdüm ve annemi buldum ve cesur davrandım ve bir kitap yazdım ve bu, her şeyi yapabileceğim anlamına geliyor."

Otizmli 15 yaşında Christopher'ın başından geçenleri anlatıyor. Kafasında neler kurduğunu, otizmli çocukların aklından geçenleri ve ailesinin yaşadığı zorluklardan bahsediyor. Çok beğendim. Gerçekten akıcı ve merak uyandırıcı.
Christopher John Francis Boone.15 yaşında dokunulmaktan,yüksek sesten,kalabalıklardan,bir şeylerin yerlerinin değiştirilmesinden hoşlanmayan ancak bunun yanında uzaydan,yıldızlardan ,matematikten,fizikten vs hoşlanan OTİZMLİ ÖZEL BİR ÇOÇUK .Süper İyi Günler ise onun günlüğü tarzında yazılmış ,onun gibi özel çoçukları daha iyi anlamamızı sağlayacak sürükleyici bir kitap..Okuması ve terapisi bol olan günlerimiz olması dileğiyle (^_^)
Dünyayı otizmli bir çocuğun gözlerinden görmek isteyen bir insan için harika bir kitap. Bunu dışında bizim gerçekliğimiz haricinde de gerçekler olabileceğinin çok güzel bir anlatımı. Tüm eğitimciler okumalı.
  Christopher John Francis Boone, 15 yaşında otizmli bir genç. Hayvanları çok seviyor ve komşularının köpeği Wellington'ın bir tırmıkla öldürülmüş olduğunu görüp katili bulmak istemesiyle başlıyor kitap. Bölüm numaraları 1,2,3 diye sıralanmamış, asal sayılardan oluşuyor 2,3,5,7.. gibi.
  Christopher, Dünya üzerindeki tüm ülke ve başkentlerini ve 7507'ye kadar tüm asal sayıları biliyor. Matematik ve fizik en iyi olduğu dersler. Bilimsel konular ilgisini çekiyor, belgeseller izliyor ve astronot olmak istiyor. Ancak insanları anlamakta zorluk çekiyor. Konuşurken metafor kullanmaları, yüzdeki mimikler ve jestler O'nun kafasını karıştırıyor. Birinin kaşını kaldırmasının o an ne demek olduğunu çözemiyor. Ya da biri kafayı mı yedin derken ne demek istiyor bilemiyor.
  Genç dedektifimiz otizmin tipik özelliklerini taşıyor; dokunulmaktan hoşlanmıyor, biri dokunduğunda, sinirlendiğinde ya da üzgünken çığlık atıyor ve iniltiler çıkartarak kendini sakinleştiriyor. Kalabalıktan yabancılarla konuşmaktan nefret ediyor. Düzeni seviyor, eşyaların yerinin değişmesi onu sinirlendiriyor. Tabağında farklı yemekler birbirine değdiyse asla yemiyor...
 Yer yer kendi yeğenimden de izler bulduğum bu kitabın; otizmi anlamak adına okunması gerektiğini düşünüyorum.  Otizm artık her 68 çocuktan bir tanesinde görülüyor. Farklılıklarına nefretle ya da acıyarak bakılmadan, dışlanmadan, alay edilmeden, sevgiyle büyümek herkes gibi onların da hakkı. Gün içerisinde anlamaya çalıştıkları onca şey varken, üstüne empati yoksunu insanların zorbalıklarına maruz kalmamalılar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mark Haddon
Unvan:
İngiliz Yazar ve Şair
Doğum:
Northampton , İngiltere, 26 Eylül 1962

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 327 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 215 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.