Marquis De Sade Donatien Alphonse François le Marquis de Sade

Yazar 7,2/10 · 202 Oy · 21 kitap · 588 okunma ·  129 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Marquis De Sade
  • Yazarın Tam Adı:
    Donatien Alphonse François le Marquis de Sade
  • Unvan:
    Fransız Aristokrat ve Felsefe Yazarı
  • Doğum:
    Fransa 2 Haziran 1740
  • Ölüm:
    Fransa 2 Aralık 1814
  • Yazar kitaplarını satın al Sponsorlu

Yazar İstatistikleri

129 okur beğendi.
202 puanlama · 334 alıntı
1 haber · 8.306 gösterim
588 okur kitaplarını okudu.
621 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
16 okur kitaplarını şu anda okuyor.
15 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Marquis De Sade'nin Resimleri Resim Ekle

Henüz yazara ait resim eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Marquis De Sade'nin Biyografisi

Donatien Alphonse François le Marquis de Sade (Fransızca okunuşu:maʁki: dəsad) (d. 2 Haziran 1740 - ö. 2 Aralık 1814), Fransız aristokrat ve felsefe yazarı. Erotik edebiyat'ın önemli yazarlarındandır, genellikle sert pornografik yazılar yazardı. Yaklaşık 29 yılını hapishanede, 13 yılını akıl hastanesinde geçirmiştir ve en önemli eseri Sodom'un 120 Günü'nü hapishanede yazmıştır. Bir diğer önemli eseri de Justine'dir. Sadizm'in kökeninin onun yazdıklarına dayandığı bilinir. Yazılarında ahlakı, yasayı, dini öğeleri dikkate almadan aşırı özgürlüğü (hatta ahlaksızlığı) ve en iyinin zevk olduğunu savunuyordu. Sade, 32 yıl farklı hapishanelerde ve akıl hastanesinde hapsedildi; onbir yıl Paris'te (on yılı Bastille'de geçti), bir ay Conciergerie'de, iki yıl kalede, bir yıl Madelonnettes'de, üç yıl Bicêtre'de, bir yıl Sainte-Pélagie'de ve 13 yıl Charenton akıl hastanesinde. Yazılarının çoğunu tutuklu olduğu dönemde yazdı. "Sadizm" kavramı adından türetilmiştir. Sade kitaplarında kişilerarası ilişkilerde insanın insansal yanı bir kez yitirildiğinde, neler olabileceğinin bilgisini verir. Kişilerarası ilişkilerde insanın sahip olduğu onur bir yana bırakıldığında, ortaya çıkan yeni ilke kendi yararını koruma sonuna kadar götürülecek olursa; zorunlu olarak "sadizm"e varılır. Yani insandaki insansal olan tek şey doğaysa, doğrudan doğa nedenselliği insan türünün yapıp etmelerini belirliyorsa, insan olmak cani olmayı da beraberinde doğal olarak taşır. Eserlerinde ahlaksal eylemin belirleyicisi olarak etik değerler değil de, içgüdüler ya da "koşullu buyruklar" eylemin "ilkesi" yapılırsa neler olacağını anlatır.

Marquis De Sade'nin Kitapları Kitap Ekle

4. Sodom (Sodom'un 120 Günü)
6,9/ 10  (13 Oy) ·  52 Okunma
8. İkinize de Yer Var (Bütün Hikayeleri 1)
6,5/ 10  (6 Oy) ·  19 Okunma
8,0/ 10  (4 Oy) ·  10 Okunma
0,0/ 10  (0 Oy) ·  4 Okunma
8,0/ 10  (1 Oy) ·  3 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Muzaffer Akar, bir alıntı ekledi.
20 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

Ceza görmemiş ilk suçtan daha cesaret verici bir şey yoktur.

Sodom, Marquis De SadeSodom, Marquis De Sade
kitapları seven, bir alıntı ekledi.
24 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Hayal ettiğim şeyleri, ve yapmak istediğim şeyleri aklınıza bile getiremezsiniz dostum.''

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
Başak Salt, bir alıntı ekledi.
23 Eyl 2016 · İnceledi

Umut yalnızca umut... Bizi sakinleştiren, körleştiren ve bize iyilikten çok kötülük getiren bu yalancı umut.

Justine - Erdemin Felaketleri, Marquis De Sade (Sayfa 196)Justine - Erdemin Felaketleri, Marquis De Sade (Sayfa 196)
Başak Salt, bir alıntı ekledi.
22 Eyl 2017 · İnceledi

Canilerin ruhlarında da bazı namus çizgileri vardır. Erdemin insanların gözünde değeri büyüktür, en bozulmuş kimseler bile hayatlarında bir erdem gösterisinde bulunmak için binlerce fırsat arar.

Aşkın Suçları, Marquis De Sade (Sayfa 116)Aşkın Suçları, Marquis De Sade (Sayfa 116)
Başak Salt, bir alıntı ekledi.
24 Eyl 2016 · İnceledi

Bir şeyin tadına bakmadan taraf tutmanın önyargıdan öteye geçemeyeceğini düşünüyorum.

İkinize de Yer Var, Marquis De Sade (Sayfa 85)İkinize de Yer Var, Marquis De Sade (Sayfa 85)
Başak Salt, bir alıntı ekledi.
24 Eyl 2016 · İnceledi

Korkacak bir şeyi olmaksızın, kendinden yeterince emin, her şeyin karşısında dimdik durabilen kadındır önemli olan.

İkinize de Yer Var, Marquis De Sade (Sayfa 45)İkinize de Yer Var, Marquis De Sade (Sayfa 45)
Başak Salt, bir alıntı ekledi.
24 Eyl 2016 · İnceledi

İnsan gerçekten birini severse
Sevdiceğin alehine bir şey duysa da, görse de
Ne kulaklarına ne de gözlerine inanmalı
Yalnızca yüreğinin sesini dinlemeli.

İkinize de Yer Var, Marquis De Sade (Sayfa 71)İkinize de Yer Var, Marquis De Sade (Sayfa 71)
Başak Salt, bir alıntı ekledi.
23 Eyl 2016 · İnceledi

İnsanlar öylesine kör olmuştu ki, bir kadın ahlaksızlığını ne kadar ortaya koyarsa listesine girmek isteyen de o kadar çok olurdu. Değersizliğin ve yozlaşmışlığın ölçüsü, onun için sergilenmeye cesaret edilen duygularla ölçülür olmuştu.

Justine - Erdemin Felaketleri, Marquis De Sade (Sayfa 35)Justine - Erdemin Felaketleri, Marquis De Sade (Sayfa 35)
Bütün Alıntıları Göster

Marquis De Sade kitap incelemeleri

Burada artık kitap incelemesi yapmayı düşünmüyordum aslında. Ama bugün aldığım bir mesajdan dolayı bu kitaba inadına yapmam gerektiğini anladım. https://i.hizliresim.com/XEvdRR.jpg
Kendisi, dininin yasakladığı zinayı meşrulaştırıp, eşini aldatıp sonra ezip geçtiği o din hakkında kitaplar yazıp, vaazlar veren ahlak abidesi Uğur Koşar kitapları okuduğu için, beni ve okuduğum ahlaksız kitapları eleştirme hakkına sahip kendince. Belki buradaki çoğu insan da böyle düşünüp, nesini seviyorsun o sadist sapığın deyip benim ahlakımı sorgulayacak. Ama Sade, EL James gibi, Sylvia Day gibi boş porno kitapları yazmıyor. Onun bir amacı, felsefesi var. Bu yüzden Sade' yi okumak yetmez, onu anlamak gerekir. Sade kitaplarında yasaların, öğretilerin insanların hayatlarındaki kısıtlamaları anlatır. Ona göre bir kere geldiğimiz bu hayatta kendimizi hiçbir zevkten mahrum bırakmamamız gerekir. Ve bunun için istediklerini yapmak, kendi ilkelerini koymak zorundadır insan. Kendi ilkelerini kabul ettirmek ise sert olmayı, insalsal taraflarını yitirmeyi, ezilmemek için ezmeyi yani "sadizm" i gerektirir. İnsandaki insansal olan tek şey doğaysa, doğrudan doğa nedenselliği insan türünün yapıp etmelerini belirliyorsa, insan olmak cani olmayı da beraberinde doğal olarak taşır. Sade' nin felsefesini anlamayan insanlar yalnızca Sade okuyucularına ahlaksız gözüyle bakar.


Bu kitap Marques De Sade ' nin Türkçeye çevrilen ilk kitabı. Ülkemizde en bilinen eseri Sodom olsada tüm dünyada en bilinen, ünlü kitabı Aşkın Suçları' dır. Kitabın çevirisini yapan ünlü şairimiz Cemal Süreya önsözde bu eserin Dostoyevski, Lamartine, Baudelaire, Swinburne, Lautréamont, Nietzsche, Puşkin, Kafka ve Apollinaire gibi ünlü isimlerin başucu kitabı olduğunu yazmış.

Aşkın Suçları kitabında da "erdem" ve "ahlaksızlık " ana tema her Sade eserinde olduğu gibi. Ve yine her zamanki gibi bu iki başlığı genç kızlar, kadınlar üzerinden işlemiş. Malum erdem ve ahlak sadece kadınlarda aranır.

Kitabın orjinali 11 novelladan oluşuyor. Ama ne kadar arasam da bulamadım. Sanırım 11 novellayı hiçbir yayınevi tek kitapta toplamamış. O yüzden benim okuduğumda 3 novella var. Bunlardan ilki içinde çok fazla ensestlik barındıran
Florville ile Courval ya da Kadercilik. Florville üzerinde lanet taşıyan ve bu sebepten bir türlü mutlu olamayan genç bir kız. Florville, Sade ' nin her kadın karakteri gibi bir hata yapar ve bu hatası yüzünden sonu gelemeyen hatalar zinciri başlar. İkinci novella Faxelange ya da Hırsın Zararları. Kahramanımız yine kadın ve öykünün isminden anlaşıldığı gibi hırsın zararlarını anlatmış. Son olarak Dorgeville ya da Erdemin Suç İşlettiği. Buradaki kahraman da yine kadın ve en kötü kadın karakterlerden biri. Ayrıca kitabın sonunda
Roman Üstüne Düşünceler diye Sade' nin kendi yazdığı ve kendisini " ahlaksız " diye eleştirenlere cevap verdiği bir bölüm var.

Aşkın Suçları, Sade' nin şimdiye kadar okuduğum en masum kitabı. Bu kitapta diğer kitaplarından farklı olarak sadizmi ve açık anlatımını en aşağı indirmiş. Marques De Sade ile tanışmak isteyen okurlar bu kitapla Sade serüvenine başlayabilirler...

Marquis de Sade, Dostoyevski başta olmak üzere birçok önemli sanatçının başucu yazarı. Sade' yi okumak için sağlam bir psikoloji lazım. Çünkü içinde çok büyük bir kin hatta şeytani bir ruh vardır ve bunu kitaplarında kusmuştur. İnsanlara karşı büyük bir nefreti vardır. Çünkü ömrünün 29 yılını hapishanede, 13 yılını akıl hastanesinde geçirmiştir. Onlar onu içeri tıkdıkça o da kendini yazmaya adamış. Yazmış yazmış yazmış. Sade' ye göre iyilik yoktur ve tek doğru akıldır. Kitaplarını okudukça etrafınızdaki herkese şüpheyle bakıyorsunuz. Böyle sadist düşüncelerin akıllı bir kafadan çıkmadığı, Sade' nin gerçek bir deli olduğu aşikar. Justine kendini tanrıya adamış masum bir kızdır. Fakat başına gelmeyen işkence ve tecavüz kalmıyor. Öyle sadistçe yazılmış ki yok artık diyorsunuz. Çok beğendim, heyecanla okudum.

Uyarı: Din ve tanrı konusunda hassas olanlar incelememi okumayı şimdiden bırakabilir.

Marquis De Sade'ın tanrı, cehennem, cennet gibi ütopik, kutsal kitaplarda bolca sözü edilen kavramlarla maytap geçtiği muhteşem kitaptır kendileri. Sade bu kitabı özel olarak yazmamış, diğer kitaplarındaki tanrıyla ilgili bölümler derlenerek bu hale getirilmiştir. Kitabın üslubu rahatsız edici ve sert. Sonra uyarmadı demeyin. Hiçbir sansür gerektirmeden yazar aklından ne geçiyorsa yazmış.

Eh, nedir peki bu tanrı? İnsanın zavallılığının bir göstergesi, sığınacak bir liman mı? Hayatını anlamlandırmaya çalışan acizlerin son durağı mı? Kibrin evrilebildiği nokta mı? Yoksa cehaletten doğan öylesine bir cevap mı? Bilemiyorum. Belki de hepsi. Farklı toplumların kabul ettiği insanoğlunun ortak aptallığı, diye buyuruyor Sade. Bilinmezi başka bir bilinmezle açıklamayı bir cevap sayanların ortak noktası. "Bunlar kendi kendine mii oluştu aklınız yok mu?" diye hönkürürken "Tanrı kendi kendine mi oluştu?" sorusunu soramayanların veya da. Hiçbir kanıtı olmadığı halde dünya üzerinde milyonlarca can alan, milyonlarca beyni uyuşturan kocaman hayali bir katil. Devletlerin halk üzerinde egemen olmak için kullandığı, halkı en çok sömüren bir hırsız. Sefalet içinde yaşayan insanları en kolay mutlu etmenin yolu, bu sayede haklarını aramamalarını sağlayan muhteşem bir panzehir!

Nedir tanrı? İnanmak için hiçbir sebep bulamadığım, zaman zaman bilimin en büyük düşmanı, zaman zaman insanlar arasındaki ayrışmaya en büyük sebebiyet veren ak sakallı bir dede. Dokunmanın, hakkında konuşmanın en büyük tabu olduğu, insan canından bile kutsal kabul edilen görünmez bir hayalet. Birkaç bin yıl önce mağaralarda birileriyle konuştuğu söylenen fakat gerçekte kimsenin hakkında bir şey bilmediği.

Söylenenin aksine insan ateist doğar, bütün bu olgular ona daha sonradan zorla kabul ettirilir. Zaten bütün bu insanlar öğretilerine sonsuz bir güven içinde olsaydı, din ve tanrı denilen olgu 4-5 yaşlarında akledemeyen bir çocuğa dayatılmak yerine, 15 16 yaşlarında düşünebilen yarı çocuğa kavratılsaydı nüfusun büyük çoğunluğu bütün bunları zaten saçma bulurdu. Böylelikle tartışmalara "tanrının var olması kabulüyle" başlayacak kadar boş özgüven sahibi de olmazlardı. İspat yükümlülüğünün kendilerinde olduğunu baştan kabul ederlerdi.

Tanrı nedir? Küçükken, ufak bir çocukken televizyonda gördüğüm hayali kahramanların varlığına inanır, onlarla konuşurdum. İşte tanrı da yetişkin bir insanın çocukluktan devam eden tek hayali kahramanıdır.

Sade çok beğendiğim bir yazar. Sadizm bildiğiniz üzere onun isminden türemiştir. Gerçekten de her kitabında sadist düşüncelerini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bu kitabı Yatak Odasında Felsefe,Sodom ve diğer çoğu kitaplarına göre daha masum olmuş. Ahlak kavramını kısa kısa öykülerle anlatmış. Rahiplere kafayı takmış olan Sade,bu kitabında da onları es geçmemiş. Rahiplerin rehberlik etme bahanesiyle yaşadıkları cinsel ilişkileri,masum kızlara tecavüzleri mizahi bir dille yazmış. Sade denince çoğu insanın aklına sapık ve sadist biri düşüncesi gelir ve nesini okuyorsun o sapığın diye tepkiler görürsünüz. BU yüzden normalde metroda,otobüste kitap okumayı seven biri olmama rağmen bu önyargılar yüzünden toplum içinde çıkarıp bir Sade kitabı okuyamam.Ama bir iki kitabını okusalar konunun,amacın bu olmadığını anlayacaklardır. Pornografik kitap gözüyle bakanlara bunu değil, Grinin Elli Tonu nu tavsiye ederim

Muzaffer Akar, Sodom'u inceledi.
22 Haz 2015 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Bu kitabı okuması da yorumlaması da çok zor. Nefs ve tutkularının esiri olmuş dört çok varlıklı kişi, insanlardan uzak manastıra sadece cinsel hazlarının tatmini için, birçok seçilmiş kişiyle kapanırlar ve program işlemeye başlar. Sade’nin erdem, ahlak ve iyilik kabul etmez bencil ve sadist yaklaşımıyla birçok erotik sahne ve öykü detaylı işlenir. Okuyucu, nefsinin ve tutkularının esiri olmuş sadece şehveti ile hareket eden kişilerin ne kadar alçalabileceğini ve insanlıktan uzaklaşabileceğini açıkça görebilmektedir. Yazar aslında tüm iyilik ve erdemlere karşı çıkarken, kendi iyilerini oluşturmakta ve bu durum paradoksa dönüşmektedir.

Sade’nin saygı duyduğum tek yönü, düşündüklerini ve yazdıklarını yayınlama cesareti göstermesi ve satır aralarında ortaya çıkan muhteşem felsefesidir. Asırlardır evrilen insan kültüründe kuşkusuz iyilikler ve kötülüklerin birçoğu açıkça belli olmuştur. Akıl ve bilime dayanan hiç bir hukuk, cinayet, tecavüz, cinsel taciz, hırsızlık, yolsuzluk, yağma ve talan gibi büyük suçları hoş görmemeli ve cezalandırılmalıdır. Örneğin Sade’nin tüm erdem ve ahlak kurallarına saldırması gibi, hırsızlık ve yolsuzluğu masum gibi göstermeye çalışacak sapkınlar her daim olacaktır.

Bu kitabı okuyacak kişilere tavsiyem, eğer yazarı daha önce okumamışsanız bu kitaptan başlamayınız, önce yazar hakkında araştırma yapıp “Yatak Odasında Felsefe” ile okumaya başlanabilir.

., Yatak Odasında Felsefe'yi inceledi.
20 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Öncelikle müjde;bu kitabı okuyup katil ya da sapık olmuyorsunuz! İstediğiniz kadar marquis de sade ile ahlak ve hayat anlayışınızın benzemediğini düşünün ama benziyor işte! Onun sadece olayları ele alış şekli hepimizden farklı kitapta ensestten pedofiliye oradan hırsızlığa her türlü ahlak dışı kavram övülürken aslında anlatılmak istenilen apayrı.. Bize anlatılmak istenilen daha birçok felsefi düşünce var fakat marquis de sade o kadar akıllı ki bizleri sıkmadan bütün bu düşünceleri anlatmanın yolunun '' seks''ten geçtiğini biliyor. Ve unutmadan yazar da ekliyor' 'Büyük fikirler yüzünden ahlakı bozulacak kişiye yazıklar olsun! Felsefi düşünceler içinden yalnızca kötü olanları çekip almayı bilen, ahlakı her şeyle bozulan bu kişilere yazıklar olsun! Bunların ahlakının Seneca ya da Charron okuyarak bozulmadığını kim ileri sürebilir? Ben asla onlara hitap etmiyorum! '' Okurken ince ince işlenen düşünceyi cımbızla çekip özümsemek gerektiren bir kitap. '' Bir kitap okudum hayatım değişti! '' demek istiyorsanız, bir bakın derim.

mustafa tamer akder, Sodom'u inceledi.
13 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Okurken bir yanınız hasta olacak , okudukça eziyet çekeceksiniz , bu bundan daha fazlası olamaz dedikten sonra olduğunu görünce şaşıracaksınız , hayatınızda hayal bile edemeyeceğiniz iğrençlikler göreceksiniz , hayatının büyük bir çoğunluğunun hapiste veya akıl hastanesinde geçirmesinin getirdiği nefretin ve öfkenin boyutlarının büyüklüklerini görünce irkileceksiniz. Diğer yanınız muhteşem bir anlatım tarzına hayran olacaksınız , hayal gücünün bu kadar geniş olmasını ve buna yakın insanların çok ender olmasını ilginizi uyandıracak(Tam olarak demek istediğimi anlatacak kelimeyi bulamadım.). Kurgusunda düzeni ve disiplinin hayran olacaksınız , içindeki derin felsefelerini yapabildiğiniz de hoşunuza gidecek. Bu kadar duyguyu bir arada uyandırdığı için hem taktir edecek hem de beyninin akla zarar çalışmasından tiksineceksiniz. Bu kadar büyük yazarların baş ucu yazarı olmasını anlayacaksınız. Bu arada bu yazdıklarımı bu kitabın yarısına geldiğim de edindiğim duygular. Birkaç olayın nasıl bağladığını merak ettim ve devamlı müşteri olduğum sarraf'dan kiraladığım için bitirmek için neredeyse zorluyorum kendimi. (Bu arada evimde ölüm pornosu adlı kitabım var ama bu kitabı kütüphaneme alacak cesaretim yok. O kadar sert bir kitap. Ayrıca yukarıda bahsettiğim kitap bunun yanında çocuk kitabı kalır.)
Bu arada dikkatimi çeken erkeklere karşı çok büyük bir nefreti var. Özellikle üst düzey dediğimiz kesime ve din adamlarına nefreti üst seviye neredeyse şeytanın arka bacağı demediği kalmış. Sadizm fikir babası denmesinin nedenini bu kitapta anlayacağınız bir kitap olarak ekleyeyim.

rukiye altop, İçimdeki Giz'i inceledi.
09 Oca 18:31 · Kitabı okudu · 2 günde · 6/10 puan

Kitap, bölüm bölüm hikayelerden oluşuyor. Her bir hikaye birbirinden çarpıcı şekilde bitiyor. Bu kadar da tesadüf olmaz ki, diyorsunuz ama oluyor işte. Her hikayenin sonunda afalladım. Ben çok şaşırdım okurken ama siz o kadar şaşırmazsınız belki, sıkılabilirsiniz bile bilmiyorum. Abartılı da bulabilirsiniz. Neyse. Kitabın dili sürükleyici bir biçimde. Kolaylıkla okunabiliyor. Yazar arada sırada sanki sizinle konuşuyormuş gibi okuyucuya bilgi veriyor. Hikayeleri tek tek özetlemek isterdim ama ipucu vermeden anlatmak imkansız. Onun için pek bir şey yazmıcam. Kitabı okusanız da olur okumasanız da olur pek bir şey kaybetmezsiniz. Keyifli okumalar...

HavinECE, Yatak Odasında Felsefe'yi inceledi.
17 Şub 19:55 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Her ne kadar cinsellik içerikli olsa bile felsefik yönü ağır basmaktadır.
Yazar cinselliği araç yapıp savunduğu düşünceyi dile getirmeyi amaçlıyor. Düşüncesine katılıp katılmamak tamamen okura kalan bir şey. Yazar öyle düşünüyor diye başkasının da öyle düşünmesi gerekmiyor.
Kimi zaman "yok" dedirtecek noktalara değiniyor yazar ama yine de her şey kişi de bitiyor.

insan_okur, En Çok Kendisine Yabancıdır İnsan'ı inceledi.
02 May 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Aylak Adam aforizmalar serisinin 5.'si benim okuduğum ise 6. kitap oldu. Kitaplar sayesinde yazarın genel fikrini ve anlatmak istediklerini bana kattığı için çok seviyorum bu seti.

Kitaba gelirsek hazlar, farklılıklar, doğallık, sadelik bunlar temel başlıklar olmuş. Cinsel doyum, dine inanmamak, dinin saçma olduğunu söylemek, Allah'i inkar etmek ve isyan etmek ise başka bir konular. Bu konularda yalan yok çok kez bu kitabı bırakmak istedim. Hiç bir kitabı yarım bırakmak gibi bir huyum yoktur.

Hayatın bir devinim süreci içinde olduğunu, yapılır ve sonra yıkılır bunun bir döngü olduğunu, doğanın bile bu döngüde yönetildiğini savunuyor. Doğanın, insanlığın bir düzeni olduğuna ve bu düzenin bozulmaması gerektiğine ( rahatlık her yönden kıyafet, sex, vb. bir çok ahlaksızlık ) Evliliğe de karşı bu arada.

Yazar herkese bakmayın diyor önce kendi benliğini topla veya herkes kendi benliğini kontrol ederse bir sıkıntı olmaz gibi bir görü vardı beğendim kesinlikle doğru.

Gelenek, görenek, adet ve ahlak kurallarına tamamen zıt görüşte. Özgürlük istiyor ama öyle bir özgürlük ki ilk çağlardaki doğal olan özgürlüğü istiyor. Evrensel kurallara karşı çıkıyor; çünkü bir ülkede ve ırkta geçerli olan başka ülkede ve ırkta geçerli olmayabilir bu yüzden serbest ve kuralsız olunmalıdır görüşü hakim.

Ateist, deist, hedonist bir kişilik sanırım. Hazlardan dolayı dinden vazgeçmeyin demesi çok ilginç gerçekten. Ölümden sonra da yaşama inanmıyor ve saçma buluyor. Bazı fikirlerine çok az katılsam da çok beğenmediğim farklı bir kitap oldu. Bu yazarla ilgli düşüncelerim çok değişti. :) Tavsiye eder miyim size bırakıyorum. Herkesin görüşüne de saygılı olmak adına kötü bir kitap demekten kesinlikle kaçıyorum.

Bütün İncelemeleri Göster