Mary Wollstonecraft

Mary Wollstonecraft

8.8/10
9 Kişi
·
26
Okunma
·
13
Beğeni
·
2.009
Gösterim
Adı:
Mary Wollstonecraft
Unvan:
İngiliz Yazar , Filozof
Doğum:
Londra, İngiltere, 27 Nisan 1759
Ölüm:
Londra, İngiltere, 10 Eylül 1797
Mary Wollstonecraft (27 Nisan 1759 - 10 Eylül 1797), İngiliz yazar, filozof ve kadın hakları savunucusu.

Mary Wollstonecraft yedi çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak Londra'da doğdu. Dokumacıyken çiftçiliğe yönelen ama başarılı olamayan babası, şiddet düşkünü bir adamdı ve sonunda da alkole sığınmıştı. Kız çocukları okula gönderilmediği için okuma yazmayı yaşlı bir kâhyadan öğrenen Mary, o dönemde kız çocuklarının geçimlerini sağlamaları için tek geçerli yol olan evlenmeye sıcak bakmadığı için evden ayrıldı.

O zamanlar kadınlara açık olan meslek ya da uğraşların hemen hepsine el attı: zengin kişilere çeşitli gezi ve etkinliklerinde ücret karşılığı refakat etme, mürebbiyelik, öğretmenlik, okul müdireliği, toplumsal eleştiri ve roman yazarlığı. Çocuk bakıcılığı yaptığı dönemde yazdığı Mary adlı uzun hikâye ve Kız Çocukların Eğitimi adlı kitabı ünlü yayınevi Fleet - Street tarafından basılır. Yayıncı Joseph Johnson, fikirlerinden ve özgürlük anlayışından etkilendiği Wollstonecraft'ı yayınevinde editör olarak işe alır. Kendi kendine Fransızca, Almanca ve İtalyanca öğrenen Wollstonecraft genelde tercüme yapmaktaydı.

1790'da otuzbir yaşında iken birdenbire üne kavuştu. Fransız Devrimine karşı olan felsefeci ve politikacı Edmund Burke'e karşı "İnsan Haklarının Korunması" başlıklı bir yazı yayımladı ve bu olay sonrasında kendisine Jüponlu Sırtlan lakabı takıldı.

İki yıl sonra, 1792'de Fransız devlet adamı Talleyrand'a ithaf ettiği Kadın Haklarının Savunması adlı kitabını yayınladı. Altı haftada yazdığı bu kitabında İnsan Hakları Bildirgesi'ni temel almakta, görüş ve düşünceleriyle Fransız devriminin görev ve amacına hizmet etmektedir.

"Kadının ufkunu genişleterek güçlendirin aklını; körü körüne itaat sona erecektir; ancak, iktidar her zaman körü körüne itaate ihtiyaç duyduğundandır ki zorbalar ve şehvet düşkünleri, haklı olarak karanlıkta tutmaya çalışırlar kadını; çünkü bunlardan birincisinin tek istediği bir köledir, ikincisinin istediği ise elinde tutacağı bir oyuncak."

Daha önce de böyle düşünen pek çok kadın olsa da bu ve daha pek çok görüşü Kadın hakları'nın savunulmasında bu kadar açık ve dolaysız bir şekilde ve daha da önemlisi yüksek sesle söyleme cesaretini ilk defa Wollstonecraft göstermiştir.

1795'de yayımcısı aracılığıyla tanıştığı ve dönemin çok satan kitaplarından olan "Siyasi Adalet"in yazarı William Godwin'le evlendi ve otuzdokuz yaşında, ikinci kızının ( Frankenstein'nin yazarı Mary Shelley) doğumundan on gün sonra öldü.

Kitaplarından bazıları şunlardır;


Kız çocuklarının Eğitimi Hakkında Düşünceler
Kadın Haklarının Savunulması
Fransız devrimi Hakkında tarihsel ve Ahlaksal Görüşler
Sadakat bilmeyen erkekler, sadakat bilmeyen kadınlar yaratır.
Mary Wollstonecraft
Sayfa 5 - İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Baskı Mart 2007, Çeviri: Deniz Hakyemez
Dünyada yoksunluğunu çektiğimiz şey hayırseverlik değil, adalettir!
Mary Wollstonecraft
Sayfa 110 - İş Bankası Yayınları, 1. Basım 2007, Çeviri: Deniz Hakyemez
İlkelerden oluşan bir temel olmaksızın beğeniler ve ince zevkler hep yüzeysel kalır; gerçek zarafet taklitten daha derin bir kaynağa sahip olmalıdır.
Mary Wollstonecraft
Sayfa 103 - İş Bankası Yayınları, 1. Basım 2007, Çeviri: Deniz Hakyemez
Yaşamda mücadele etmek zorunda kalan insanlar mutlu insanlardır, çünkü bu mücadelelerdir ki, insanın aylaklıkla geçirdiği boş zamana sahip olup da kendisini zayıf düşürecek kötü alışkanlıkların avucuna düşmekten alıkoyar!
Mary Wollstonecraft
Sayfa 85 - İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Baskı Mart 2007, Çeviri: Deniz Hakyemez
Bilgi olmadan ahlâk da olamaz!
Cehalet, erdemi içine koyamayacağınız kadar dayanıksız bir kaptır.
Mary Wollstonecraft
Sayfa 97 - İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Baskı Mart 2007, Çeviri: Deniz Hakyemez
Yanlışlar sıklıkla yararlı olurlar; ama genellikle yararlı oldukları alan yalnızca başka yanlışların telafi edilmesidir.
Mary Wollstonecraft
Sayfa 111 - İş Bankası Yayınları, 1. Baskı, Çeviri: Deniz Hakyemez
İnsan, nasıl tanımlanırsa tanımlansın, bir şey tarafından sevilmek ve sayılmak ister; kitlelerin oluşturduğu sürü ise bu isteklerini tatmin edebilmek için her zaman en kolay yolu seçer.
Servete ve güzelliğe gösterilen saygı tartışmasızdır ve elbette sıradan zihinlerin kaba gözlerini daima üzerine çeker.
Mary Wollstonecraft
Sayfa 89 - İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Baskı Mart 2007, Çeviri: Deniz Hakyemez
Mary Wollstonecraft, kadın haklarını savunan bir filozoftur. Kitabının ilk kısmında da Fransız Anayasasında(1791) kadın haklarına yer verilmesi gerektiğini belirtir. Kitabı, 1792 yılında yayımlanmıştır.

Akıl, eğer insanı hayvandan ayıran bir özellikse, bunu cinsiyet ayrımı gözeterek erkeğin yetkesine vermenin pek de doğru bir çıkarım olmadığını vurgular. Kadın ve erkekte erdemin ve aklın dereceleri farklı olsa da kaynağı aynı olmalıdır. Erkeğin fiziksel olarak kadından güçlü olduğunu kabul eder; ama kadının akıl yönünden erkekten aşağı olduğu düşüncesine katılması doğal olarak mümkün değildir.

Kadınları nitelerken zarif, güzel, incelikli, narin denilirken neden akıllı, güçlü, cesur demek ihmal edilir?
Buna açıklık getirir Mary Wollstonecraft.
Kadınları övmek için kullanılan sözcüklerin, onları zayıf ve narin birer varlık, bağımlı birer varlık olarak resmetmesine, kadınların erkeğe köleliğe varacak bir biçimde tabi kılmasına katlanamaz.
Bunun için eğitimi şart koşar. Kadın ve erkeğe eşit bir eğitim sunulması gerektiğini belirtir.
Kız çocuklarının eğitiminin zihinsel ve bedensel gelişimlerini destekleyecek nitelikte olması, daha sağlıklı bir toplumu ve aile kurumunu da beraberinde getirecektir. Kız ve erkek çocukların eğitiminde ailelere düşen büyük rolü de eserinde detaylı bir şekilde işler. Ebeveynlerin sırf anne baba oldukları için, kendileri çocuğa karşı görevlerini ihmal etseler de, itaat beklemelerinin yanlışlığı üzerinde durur. Bu da bir çeşit kör itaattir ve ilerde çocuğun kendini gerçekleştirmesi önünde büyük bir engel olacaktır.

Aşka ve aşka bağlı tutkulara karşı çıkmaz, bunu doğanın gereği olarak kabul etmekle birlikte, aşkın geçici bir duygu olduğunu, önemli olanın karşılıklı hoşgörü ve dostluk olduğunu vurgular.
Görüşlerini temellendirirken eleştirdiği yazarlardan da alıntılar yapar. Sık sık eleştirdiği yazarlardan biri de Rousseau ve onun eseri Emile'dir. Bu eserde kadının, yalnızca erkeğe haz vermesi, erkeğe körlemesine bir biçimde itaat etmesi gereken bir varlık olarak resmedilmesine katlanamaz.

Yazarın birçok görüşünü çağına göre cesurca ve yerinde bulmakla birlikte, katılmadığım görüşleri de oldu:
"Mutsuz bir evlilik ailenin çıkarınadır ve ihmal edilen kadınlar, çoğunlukla harika anne olurlar." (S.47)
Bu katılmadığım bir görüş. Çünkü, kadın evliliği sebebiyle mutlu olamadığında, çocuklarına kendini adayarak mutluluğu onlarda bulsa da bir süre sonra bu savaşımda yorgun düşecek ve bu çok kötü sonuçlar doğurabilecektir.
"Yoksul insanların erdemli olabilmeleri için çalıştırılmaları gerekir; orta sınıftan kadınlar da soyluların modasını takip etmeye çalışan, ama onların ince tavırlarını içselleştiremeyen maymunlar olmayı bırakıp, özellikle giysi yapımı alanında alt sınıftan kadınları çalıştırabilir; bu arada kendileri aileleriyle, çocuklarının eğitimiyle uğraşıp zihinlerini çalıştırabilirler." (S.116)
Kadın haklarını savunan(!) bir yazarın, kadınları sınıflara ayırıp alt sınıf dediği kadınları diğerlerinin uğraşmaya tenezzül etmeyeceği işlerle görevli sayması ne kadar hakkaniyetlidir ve ne kadar tutarlıdır?
Kitapta bu gibi çelişkili örnekler maalesef fazla miktarda var. Bunları çağın karanlığıyla birlikte ele almak gerekiyor.

Yazarın hemcinslerini de kıyasıya eleştirmesi, kadın ve erkeğin aklın önderliğinde arkadaş olacağı bir dünyanın özlemini duyması, bize de pek yabancı olmayan bir özlemi çağrıştırıyor.
Kadınların sivil, siyasi pek çok alanda bilinçli bir şekilde söz sahibi olabilmeleri dileğiyle.

İyi okumalar dilerim...
Kadınların hakları ve davranış biçimleri üzerine bir incelemede, özellikle kadınların durumunun iyileştirilmesi için yazılan yapıtlar es geçilemez; özellikle de kadınlar sahte inceliklerle donatılarak daha zayıf hale getirilirken. Yüksek zekâlı erkek yazarların elinden çıkmış kitaplar dahi sığ ürünlerle aynı eğilimi sergiliyor; insanı vahşi hayvanların üstüne çıkaran ve zayıf bir ele doğal bir kraliyet asası veren şeyin, geliştirilebilir akıl olduğu genel kabul görürken, kadınlara dinlerin özüne uygun olarak, insan türünün bir parçası olarak değil, doğuştan erkeğe tabi olan varlıklar olarak bakılıyor.

Türkiye kadın haklarına bir çok ülkeden daha önce önem vermiş bir ülke. Atatürk döneminden sonra tekrar kadınları planlı bir şekilde ikincil öğe olarak görmeye başladık. Türklerin özünde kadın erkek eşitliği varken, arap kültüründen etkilenerek bu eşitliği bozduk. Özümüze dönmeyi ne zaman hatırlayacağımızı bilemiyorum ancak gelişmeye o zaman başlayacağımızı biliyorum.
İnsanlar hiç akıllanmayacaklar mı ? - Burçaktan mısır çıkarabileceklerini, devedikenlerinden incir toplayabileceklerini ummaya devam mı edecekler ?

Marry Wollstonecraft / Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi
Suç ve Ceza'da okumuştum. Dostoyevski İtalya'da toplanan "kadın insanmıdır ?" konferansını eleştirir romanında. Geçen senelerde de yine aynı isimle Arabistanda konferans toplanmıstı. Bu kitapla beraber bu 2 olayı göz önüne aldığımızda da kadın haklarina bakarak, o toplumun medeniyetinin hangi aşamasında olduğunu rahatlıkla görebiliriz.
Günümüzden 220 yıl öncesinin koşullarından dolayı kadınların gerçekten hak ettiklerinin çok azını - bilgi sahibi olmaları için eğitim - istemesine rağmen, ülkemizin şu an ki koşullarında bile gerçekliğini koruyan tezleriyle okunması gerekli bir ilk kadın mücadelesi kitaplarından.(Genel bir kanı için 2015 seçimleri kadın aday oranlarına bakmak yeterli olacaktır: MHP-%11, AKP-%18, CHP-%33, HDP-%48)

Yazarın biyografisi

Adı:
Mary Wollstonecraft
Unvan:
İngiliz Yazar , Filozof
Doğum:
Londra, İngiltere, 27 Nisan 1759
Ölüm:
Londra, İngiltere, 10 Eylül 1797
Mary Wollstonecraft (27 Nisan 1759 - 10 Eylül 1797), İngiliz yazar, filozof ve kadın hakları savunucusu.

Mary Wollstonecraft yedi çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak Londra'da doğdu. Dokumacıyken çiftçiliğe yönelen ama başarılı olamayan babası, şiddet düşkünü bir adamdı ve sonunda da alkole sığınmıştı. Kız çocukları okula gönderilmediği için okuma yazmayı yaşlı bir kâhyadan öğrenen Mary, o dönemde kız çocuklarının geçimlerini sağlamaları için tek geçerli yol olan evlenmeye sıcak bakmadığı için evden ayrıldı.

O zamanlar kadınlara açık olan meslek ya da uğraşların hemen hepsine el attı: zengin kişilere çeşitli gezi ve etkinliklerinde ücret karşılığı refakat etme, mürebbiyelik, öğretmenlik, okul müdireliği, toplumsal eleştiri ve roman yazarlığı. Çocuk bakıcılığı yaptığı dönemde yazdığı Mary adlı uzun hikâye ve Kız Çocukların Eğitimi adlı kitabı ünlü yayınevi Fleet - Street tarafından basılır. Yayıncı Joseph Johnson, fikirlerinden ve özgürlük anlayışından etkilendiği Wollstonecraft'ı yayınevinde editör olarak işe alır. Kendi kendine Fransızca, Almanca ve İtalyanca öğrenen Wollstonecraft genelde tercüme yapmaktaydı.

1790'da otuzbir yaşında iken birdenbire üne kavuştu. Fransız Devrimine karşı olan felsefeci ve politikacı Edmund Burke'e karşı "İnsan Haklarının Korunması" başlıklı bir yazı yayımladı ve bu olay sonrasında kendisine Jüponlu Sırtlan lakabı takıldı.

İki yıl sonra, 1792'de Fransız devlet adamı Talleyrand'a ithaf ettiği Kadın Haklarının Savunması adlı kitabını yayınladı. Altı haftada yazdığı bu kitabında İnsan Hakları Bildirgesi'ni temel almakta, görüş ve düşünceleriyle Fransız devriminin görev ve amacına hizmet etmektedir.

"Kadının ufkunu genişleterek güçlendirin aklını; körü körüne itaat sona erecektir; ancak, iktidar her zaman körü körüne itaate ihtiyaç duyduğundandır ki zorbalar ve şehvet düşkünleri, haklı olarak karanlıkta tutmaya çalışırlar kadını; çünkü bunlardan birincisinin tek istediği bir köledir, ikincisinin istediği ise elinde tutacağı bir oyuncak."

Daha önce de böyle düşünen pek çok kadın olsa da bu ve daha pek çok görüşü Kadın hakları'nın savunulmasında bu kadar açık ve dolaysız bir şekilde ve daha da önemlisi yüksek sesle söyleme cesaretini ilk defa Wollstonecraft göstermiştir.

1795'de yayımcısı aracılığıyla tanıştığı ve dönemin çok satan kitaplarından olan "Siyasi Adalet"in yazarı William Godwin'le evlendi ve otuzdokuz yaşında, ikinci kızının ( Frankenstein'nin yazarı Mary Shelley) doğumundan on gün sonra öldü.

Kitaplarından bazıları şunlardır;


Kız çocuklarının Eğitimi Hakkında Düşünceler
Kadın Haklarının Savunulması
Fransız devrimi Hakkında tarihsel ve Ahlaksal Görüşler

Yazar istatistikleri

  • 13 okur beğendi.
  • 26 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 59 okur okuyacak.