1000Kitap Logosu
Max Weber

Max Weber

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.9
227 Kişi
1.298
Okunma
293
Beğeni
7,9bin
Gösterim
Unvan
Alman Düşünür, Sosyolog ve Ekonomi Politik Uzmanı
Doğum
Erfurt, Prusya Saksonyası, 21 Nisan 1864
Ölüm
Münih, Bavyera Zatürre, 14 Haziran 1920
Yaşamı
Max Weber (21 Nisan 1864-14 Haziran 1920), Alman düşünür, sosyolog ve ekonomi politik uzmanı. Modern antipozitivistik sosyoloji incelemesinin babası olduğu düşünülür. Sosyolojiyi metodolojik olgunluğa ulaştırmıştır. Weber, siyaset sosyolojisi ve eğitim sosyolojisi alanında yaptığı araştırmalarıyla da tanınır. Marx'ın sınıf temelli çözümlemelerinin yerine statü kavramını getirmiştir. Bürokrasi üzerine çalışmalarıyla tanınır. Çocukluğu ve gençliği Weber, Almanya’nın Erfurt kentinde doğmuştur. Sir Max Weber’in yedi çocuğunun en büyüğüdür. Babası seçkin bir liberal politikacı, annesi Helene Fallenstein ise ılımlı bir protestandı. Sir Weber politikanın içinde bir figürdü ve aile hayatına da bunu yansıtmıştı, Weber’lerin salonunda bir çok göze batan entelektüel ve siyasi ağırlanırdı. Genç Weber ve daha sonra kendisi gibi bir sosyolog ve ekonomist olan kardeşi Alfred, işte böyle bir entelektüel ortamda büyümüşlerdir. 1876’da, Max henüz 12 yaşındayken, ailesine Noel hediyesi olarak iki tarihi metin kaleme almıştır: “Alman Tarihi Hakkında, İmparator ve Papa’ya Özel Atıflarla” ve “Konstantin’den Kavimler Göçüne, Roma İmparatorluğu”. 14’üne geldiğininde Homer, Virgil, Çicero ve Livy atıflı mektuplar yazıyor ve henüz üniversiteye girmeden evvel Goethe, Spinoza, Kant ve Schopenhauer’u genişçe biliyordu. Weber’in üniversite çağında sosyal bilimler alanında uzmanlaşmak isteyeceği açıkça belli idi. Öğrenimi 1882'de Heidelberg Üniversitesi'ne Hukuk öğrencisi olarak girdi. Hukuk dersleriyle birlikte, ekonomi, Ortaçağ Tarihi ve teoloji derslerine de katıldı. Aralıklarla, Strasbourg’da Alman ordusuna hizmet verdi. 1884 Sonbaharında, babasının evine, Berlin Üniversitesi’ne çalışmak için girdi. Sonraki 8 yıl boyunca, sadece bir dönem Göttingen Üniversitesi için ve kısa dönem askerlik için evinden ayrıldı. Baba evindeyken, stajer avukat oldu ve nihayetinde Berlin Üniversitesine doçent olarak girdi. Meslek birliğinin sınavını kazandı. 1880’ler boyunca tarih dersleri almaya devam etti. 1889 yılında "Ortaçağ İşletme Organizasyonları Tarihi” isimli doktora tezini verdi. İki yıl sonra “ Roma Tarım Tarihi ve Roma Tarım Tarihinin Özel ve Halk Hukukundaki Önemi” adlı makalesini tamamladı. Weber'in profesör olması için önünde bir engel kalmamıştı. Doktora tezi sonrasında, Weber’in ilgisi çağının sosyal politikalarına kaydı. 1888’de “Verein für Sozialpolitik”e katıldı. Bu birlik, tarihçi ekole bağlı Alman ekonomistlerin kurduğu yeni bir meslek örgütüydü. Orada, sosyal problemlerin birçoğunun ekonomi ile çözümlenebildiğini gösterdi ve ekonomik problemleri çözümlemede istatistik yöntemleri kullanmaya öncelik etti. Siyasete ilgisi devam ediyordu ve sol görüşlü Protestan Sosyal Kongresi’ne katıldı. 1890, “Verein” Polonya Sorunu “Ostflucht” diye bilinen, yabancı çiftçilerin Doğu Almanya’ya girişleri ve yerli çiftçilerin ise hızla sanayileşen Alman şehirlerine göç etmelerini üzerine bir araştırma programı açtı. Bu araştırmanın bir kısmını yürüten Weber araştırmanın sonuç raporunu da kaleme aldı. Bu sonuç raporu, muhteşem bir empirik çalışma denilerek övüldü ve Weber’in tarım ekonomisi dalındaki uzmanlığını perçinledi. 1893’de, kuzeni ve geleceğin feminist yazarı olan Marianne Schnitger ile evlendi. Schnitger, Weber’in ölümünden sonra, onun gazete makalelerini toplayıp kitaplaştıran insandır. Çift 1894’de Weber’in Freiburg Üniversitesi'ne Ekonomi Profesörü olarak atanması üzerine, Freiburg’a gittiler. Bundan iki yıl sonra, aynı görevle Heidelberg Üniversitesi atandı. 1 yıl sonra, oğluyla sert bir anlaşmazlığa düşmelerinden iki ay sonra baba Weber vefât etti. Bu olayın ardından, Weber artarak uyku problemine ve sinirliliğe düçar oldu. Bu durum, Weber’in profesörlük görevini sürdürmesini zorlaştırdı. Bu durum, daha az ders vermesine neden oldu ve 1889’da son dersini verdi. 1900’de eşiyle birlikte İtalya’ya gittiler ve 1902’ye dek Heidelberg’e dönmediler. Kapitalizmin Ruhu ve Protestan Ahlak 1890’lardaki engin üretkenliğinden sonra, 1898’den 1902 sonlarına kadar tek bir sayfa bile yazmamış ve nihayetinde 1903’de profesörlükten istifa etmiştir. Bu sorumluluktan kurtulunca, “Archives for Social Science and Social Welfare”den gelen ortak editörlük teklifini, meslektaşları Edgar Jaffe ve Werner Sombart’la birlikte kabul etti. 1904’te, bazı makalelerini bu dergide basmaya başladı, “Kapitalizmin Ruhu ve Protestan Ahlak” (Die protestantische Ethik und der Geist des Kapitalismus) da bunlardan en dikkate değer ve ünlü olanıdır. Bu çalışması, daha sonraki, ekonomik sistemleri kültür ve dinle temellendirmek düşününe temel oluşturmuştur. Bu çalışması, o hayattayken kitap olarak basılan tek eseridir. Yine o yıl, A.B.D.’ye gitti ve Congress of Arts and Sciences’da World's Fair (Louisiana Purchase Exposition)’a atıldı. Bu başarılarına rağmen, Weber sürekli hocalığa devam edemeyeceğini düşünüyor, sadece özel dersler veriyordu, geçimini de kısmen bu yolla büyük ölçüde kendisine 1907’de kalan mirasla sağlıyordu. 1912’de Weber, sosyal demokratlar ve liberalleri birleştirerek bir sol parti kurmayı denedi. Bu girişim, liberallerin, sosyal demokratlardan devrim yapabilecekleri endişesiyle uzak durmaları sonucunda başarısızlıkla sonuçlandı. Alman siyasetindeki yeri ve etkisi I. Dünya Savaşı sırasında, Heidelberg’deki bir askeri hastanede müdürlük yaptı. 1915 ve 1916’da, savaş sonrasında Belçika ve Polonya’daki Alman üstünlüğünün sürdürülmesi için görevlendirilen komisyonda görev aldı. Savaş sırasında Weber’in Alman İmparatorluğu’nun genişlemesine dair görüşleri gibi, savaş hakkındaki görüşleri de değişti. 1918’de Heidelberg’deki “İşçi ve Asker Konseyi”ne katıldı. Yine aynı yıl, Versay Anlaşması'na katılan Alman Ateşkes Komisyonu’na danışmanlık yaptı ve "Weimar Anayasası komisyonuna üye olarak atandı. Özellikle 48. madde'nin bu anayasayada yer almasını sağladı. Bu madde daha sonra "Hitler" tarafından, muhaliflerini susturmak ve diktatörlüğünü kurmak için kullanılmıştır. Weber’in Alman politikasına yaptığı katkılar halen tartışılmaktadır. Weber, önce Viyana Üniversitesi'nde, 1919'da ise Münih Üniversitesi'nde ders vermeye yeniden başladı. Münih'te Almanya'nın ilk sosyoloji enstitüsünü kurdu ve başına getirildi ancak sosyoloji bölümü için yeterli personel bulunamadı. 1919 ve 1920'de Weber, sağcıların kışkırtmaları ile siyasetten ayrıldı. Birçok meslektaşı ve öğrencisi, 1918 ve 1919'daki Alman Devrimi boyunca solcuların davranışları ve konuşmaları hakkındaki görüşlerini protesto ettiler. Bazı sağcı öğrenciler ise evinin önünde protesto gösterileri yaptı. Ölümü Weber, 14 Haziran 1920'de zatürreden öldü.
Bürokrasi ve Otorite
OKUYACAKLARIMA EKLE
Sosyoloji Yazıları
OKUYACAKLARIMA EKLE
Sosyolojinin Temel Kavramları
OKUYACAKLARIMA EKLE
Din Sosyolojisi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Şehir
OKUYACAKLARIMA EKLE
Meslek Olarak Siyaset
OKUYACAKLARIMA EKLE
Sosyal Bilimlerin Metodolojisi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Ekonomi ve Toplum
OKUYACAKLARIMA EKLE
Hukuk Sosyolojisi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Şehir ve Cemiyet
OKUYACAKLARIMA EKLE
Meşru Egemenlik
OKUYACAKLARIMA EKLE
Karizmatik Otorite
OKUYACAKLARIMA EKLE
The Protestant Ethic and the Spirit of Capitalism
OKUYACAKLARIMA EKLE
Ekonomik Eylem
OKUYACAKLARIMA EKLE
Protestan ahlakî ve Kapitalizm Ruhu | Max Weber Protestan ahlakı Weber’in temel fikirlerinden birisidir. Onun araştırmalarındaki temalarından biri modern çağın ruhu arayışıdır. Toplumsal açıdan önemli tespitin yer aldığı kitap, Kapitalizmin kökenine inip, din ile bağlantısını inceliyor. Bu sürecin Avrupa toplumunda ne gibi değişimlere sebep olduğunun yanında var olan düzeni anlamak açısından da bir aydınlatıcı bir kitap. #alıntı “İş açgözlülüğe geldiğinde, bir soylu ile bir köylü arasinda, hiçbir fark bulunmaz.” “Halk yani işçi ve zanaatkarlar kitlesi, fakir kaldıkları sürece Tanrıya bağlı kalırlar.” “Kazanmak insan yaşamının amacıdır.” #kitap #kitapönerisi #kitapkurdu #kitapaşkı #kitapsevgisi #kitapkokusu #kitaptavsiyesi #mitoloji #beyzaalkoç #kitapönerisi #alıntılar #öneri #weber #sosyoloji
Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu
Okuyacaklarıma Ekle
8
150 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
6/10 puan
Bu kitap size fikirlere bağnazca yaklaşmaktan alıkoyar diyeyim..!
Aslında basit bir şekilde anlatmak daha mantıklı Sebebi bu kitabın ismine bile önyargıyla yaklaşıp okumak istemeyenler için... Dinin bazen amacından çok çıkarlara göre algılandığı; halkın belirgin bir eleştiri ortamı olmadan...Din yoluyla(inancından) bir takım şeyleri dayatmak her zaman daha kolay olmuştur.... Biraz sosyolojik açıdan düşünürsek işçi sınıfı, meslek bilinci kendi normlarını yaşatma isteksizliği.....ve daha nicesi Din; halkın varlığını belirtmekten ziyade, daha çok sınıfsal bir anlayışla halkın bilincine kaydedilmiş.. Kapitalizm dedikleri; özel mülkiyet zaafiyetini daha da nakşedilmesi bir kitle anlayışından daha çok bir kesimi ele alıp, üretim adı altında kim ne kadar kar edebilirse etsin anlayışıdır. Bir diğer tanımla liberal (serbest) ekonomiye denk gelen bir kavram demektir. Ayriyeten dini halka bir çıkar uğruna yanlış anlamlandırıp, kolay kandırmak kapitalizm için hiç de zor bir şey değil. ***Şahsi görüşüm.)))) Bir takım kavramlarla daha destekli fikirlere ortam hazırlanmış bir kilise baskısı Bazen Martin Luther ( nasıl diyeyim şu dini yanlış anlamdıranlara bir isyan niteliğinin bir nevi kalıplaşmış profili diyeyim) gibi biri çıkar yıkar tüm yanlışları cehennemdeki tüm arsayı almak istemesi bile bir takım normları yıkmak istemesindendir... Kısa anlatayım dedim ama.. Kusuruma bakın İyi okumalar
Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu
Okuyacaklarıma Ekle
29
365 syf.
Öncelikle benim okuduğum yayınevinde(alter yayınları) inanılmaz derecede yazım hatası var diyebilirim ama okumayı etkiliyor mu dersek kesinlikle hayır. Yine de yayınevinin biraz daha özen göstermesini beklerdim. Kitabın incelemesine geçecek olursam, Weber’in düşüncelerine katılalım veya katılmayalım, bu eserin ciddi bir inceleme ürünü olduğu gerçeğini değiştirmez. Weber kapitalizmin gelişimini dinsel öğelere bağlar ve dolayısıyla burada Marx’dan ciddi bir ölçüde ayrılır. Ekonomik davranışları dinsel tutumlarla açıklar. İncelemesine sermaye sahiplerinin genellikle Protestan mezhebine bağlı olduğu istatistiki bilgileriyle başlar. Neden katolik değil de protestan? İşte tam da bu soru, Weber’in Protestan mezheplerini incelemesine sebep olur. Asketizm kavramı kitabın ana kavramlarından birisidir. Çilecilik olarak türkçeleştirilse de bu kavram Weber’de farklı anlamlara geliyor. Asketizmi dünyevi ve ahiret olarak ele alıyor. Mesela katoliklerde dünyadan yüz çevirme, dünya nimetlerini küçümseme ve sürekli öteki dünya için çalışma mantığı vardı. Oysa Protestanlık dünyevi asketizme dayalıydı ve temel mantığı Tanrı’yı memnun etmek için çalışmaktır. Boş vakit bir zevk değil, aylaklıktır. Tanrı’ya ancak çalışmayla hizmet edilebilir gibi mantıklara dayanıyordu. Ayrıca mülk sahipliğini küçümsemiyorladı. Aksine lüks yerine tutumlu olmak, biriktirmek ve servetini artırmayı destekliyorlardı. Çünkü durmadan çalışınca ve mallarını çoğaltınca Tanrı’ya hizmet ettiklerine inanıyorlardı. Bu da Weber’in kapitalist ruh dediği nokta ile uyumluydu. Çünkü kapitalizm ona göre salt kazanç, sonsuz kazanma açgözlülüğü değildi. Weber’in bu eser de ikinci önemli kavramı ise “Beruf” (meslek, tanrı tarafından konulan bir vazifeye çağrı vb) kavramıdır. Luther çevirileri ile anlam kazanan “meslek” kavramı da kapitalizmdeki uzmanlaşmanın yolunu açmıştır. Kitapta daha birçok alt başlık alınabilir fakat ana mantık olarak Weber kapitalizmin gelişimini dünyevi asketizme bağlar. Tüm örnekleri, Protestanlık için açıkladığı alt mezheplerin hepsi bu tezine giden yolu oluşturur. İlginç bir inceleme olduğunu söyleyebilirim. İncelemeyi gerçekten beğendim.
Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu
Okuyacaklarıma Ekle
7