Mehmet Çelik

Mehmet Çelik

YazarÇevirmen
8.7/10
14 Kişi
·
29
Okunma
·
17
Beğeni
·
1.851
Gösterim
Adı:
Mehmet Çelik
Unvan:
Türk tarih profesörü
Doğum:
Elazığ, 1954
Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Çelik 1979 yılında Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu.rnrnTarih alanında 1981 yılında Yüksek Lisans, 1985 Yılında ise doktorasını bitirdi.rnrnHalen Celal Bayar Üniversitesi Ortaçağ tarihi ABD başkanlığını yapan Çelik, özellikle Fener Rum Patrikhanesi ve Süryani Kilisesi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınmaktadır.
.. Çanakkale'nin en iyi ve en gerçekçi değerlendirmesini müttefik donanmaları başkomutanı Amiral Hamilton yapmıştır. Büyük Britanya Krallığı'na sunduğu savaş raporunun sonuç kısmında İngiltere'nin bütün kayıplarına karşın kazancını şu satırlarla ifade etmiştir: "Türk Milletinin aydınlarını ve okumuş kesimlerini yok ettik. Gençliğini ve geleceklerini ellerinden aldık!"..

Ne acı!!
1. Dünya savaşı'nda 4 milyon kilometrekare toprak kaybetmiş, 5 milyona yakın insanını yitirmiş, Milli Mücadele'yi çok zor şartlar altında gerçekleştirip, istiklâlini zar zor kurtarmış, savaş artığı 13 milyon nüfusundan 8.5 milyonu kadın, geri kalanları yaşlı, sakat ve çocuklardan oluşan bir toplumla yeni bir devlet kuracaksınız!.. Bu hiç de kolay bir iş değildi. Nihayet dünyada geçerli olan yönetim anlayışı "ulus devlet modeli"ydi ve 1923'te bu modeli esas alan Cumhuriyet kuruldu. Artık parlamenter sistemle, yani halkın özgür iradesiyle seçtiği temsilciler vasıtasıyla kendi kendini yönetmesi söz konusuydu. Ama ortada bir gerçek vardı: Bu 13 milyon nüfus eğitimsiz, aç ve perişandı. Karnını doyurmaktan, hayatını devam ettirmekten başka bir düşünceleri yoktu. Bu nedenle sistemin kuruluşuyla da işleyişiyle de zihnen bile olsa ilgilenecek durumda değillerdi. Evet, ülkede bir parlamento vardı. Seçime benzer bir şeyler de oluyordu: Sandıklar kuruluyor, usulen oy da kullanılıyordu. Fakat milletvekillerini Ankaradan üç kişi belirliyordu. Bu parlamentodan bir başbakan ve bakanlar kurulu da oluşuyordu ama, bu da bir kişinin tayin etmesiyle oluyordu. Özetle "Milli İrade"nin "M"si bile ortalıkta yoktu.
Mehmet Çelik
Sayfa 24 - paradoks
Sitem, 1950'ye kadar "Cumhuriyet ve halkın kendi kendini yönetmesi masallarıyla" işi idare etmişti, ancak, 1950'de şamarı yiyince, şapkasını önüne koydu ve düşünmeye başladı. Artık milli iradeyle iktidar olmak hayaldi. Ama buna bir çare de düşünülmeliydi. Kurdukları Cumhuriyeti, Haso ile Memo'ya ağzı çorba kokanlara teslim edemezlerdi. Kısa bir süre sonra 1950'nin şoku atlatıldı. 1952'den itibaren hazırlıklara başlandı. Gerekçe hazırdı: İnkilaplar ve Cumhuriyet... Halbuki 1938 10 Kasım'ından bu yana ne CHP ne de İnönü, bir tek sefer olsun inkilapları, ilkerleri ağzına almamışlardı. Atatürk'ün resimlerini paralardan, devlet dairelerinden kaldırmışlardı. Milli eğitimin bastığı kitaplarda da resimleri artık yer almıyordu. Ama demek ki şimdi lazım olacaktı. Bahane de "kuzunun suyu bulandırması..." Ordu içinde hemen bir cunta teşekkül ettirdiler. Ve askeri darbe dönemi... Üstelik ilkinde bir başbakan, iki bakanı astılar, Türk ordusundan da Anadolu toprağı kokan, kumaşı Anadolu insanının tezgahından dokunmuş yaklaşık 5000'in üzerinde subayı emekliye sevkettiler. Utanmadan sıkılmadan yaptıkları bu alçakça darbeyi de millete tam 20 yıl bayram olarak kutlattılar. Bu edepsizliğe cunta başı bile isyan etti ve bayram olarak kutlanmasını kaldırdı.
1950'lere gelinceye kadar, resim kabaca şöyle teşekkül etmişti: Adı cumhuriyet olan bir sistem vardı, fakat demokratik değildi. Devletin kurumları ve yasaları vardı, fakat bu devlet bir hukuk devleti değildi; çağdaş normlardan uzaktı, insan haklarına saygılı değildi. Devlet, millet için değil, millet bu yeni, tasarlanan devlet için konuşlandırılmıştı.
Mehmet Çelik
Sayfa 24 - paradoks
Çanakkale'nin en iyi ve gerçekçi değerlendirmesini yapan Amiral Hamilton yapmıştır. Büyük Britanya Krallığı'na sunduğu savaş raporunun sonuç kısmında İngiltere'nin bütün kayıplarına karşın kazancını şu satırlarla ifade etmiştir: " Türk Milletinin aydınlarını ve okumuş kesimlerini yok ettik. Gençliğini ve geleceklerini ellerinden aldık!" Bu nedenle Çanakkale kutlanmaz! Anılması lazım.
Mehmet Çelik
Sayfa 105 - paradoks
Yakın tarihimizde cereyan eden olayların enine boyuna bütün açıklığıyla tahlil edildiği hafızaların tazelendiği faydalı bir eser. Çanakkale'den Yemen'e Dersim Olayları'ndan Ermeni Soykırımı'na PKK'nın iç yüzüne hangi amaçlarla ortaya sürülen "siyasi bir proje" olmasına kimlerin bunu desteklediğine varana kadar bir çok konuda fikir sahibi olabileceğiniz bir eser. Ben ziyadesiyle faydalandım. Sizlere de tavsiye ediyorum..
Kitap inceleme yazısı

Kitap adı:2023'e 7 kala
Yazar adı : Mehmet Çelik
Yayınevi. : Buzdağı Yayınevi

Şöyle insanların sanal ve gerçek yaşamda kurdukları cümlelerin içerik ve vurgu olarak istatistiği tutulsa, yaklaşık %80lik kısmı politika, spor, magazin, dedikodu ve türevleri olduğu görülecektir.
Geriye kalanın bir kısmının da, bilim, sanat, edebiyat, maneviyat ve teknoloji olduğunu varsayalım.
Bu profil, öngörü ve çaba ile yola çıkan insanlık mutlu, huzurlu, başarılı olabilir mi?
Güven ve mutluluk dağıtabilir mi?
Bugünü dünden daha verimli olabilir mi?
İşte aşağıda fotoğrafı görülen ve buzdağı yayınevinden yeni okuduğum, yazar Mehmet Çelik'in kaleme aldığı 2023'e 7 kala adlı 203 sayfalık kitap, bu endişelere ve sorulara cevap aramak için yola çıkmış, akıcı bir dille yazılmış, sürükleyici bir eser.
3 günde rahatlıkla okuyabileceğiniz, ufuk açıcı nadir bir çalışmanın ürünü.
Elbetteki saatimizi 2023'e kurmadık. 300 yıldır biriken sorunlarımızı da 7 yılda çözecek halimiz yok. 2024 ise başaramazsak kıyamet senaryosu değil fakat düşünen, üreten genç bir beyin olan yazar kalkınma, yönetim, eğitim, ulaşım, enerji, savunma, istihdam, verimlilik gibi alanlara olağanüstü realist yaklaşarak, kabul edilebilir önermelerde bulunmuş. Bir deneme değil, anı değil, roman değil; bu alanlarda çalışma yapanların dikkate alabileceği başvuru, başucu kitabı niteliğinde.
Toplumsal barış ve sosyal adalete katkı sağlayabileceğine inandığım, Kalkınma tezi kıvamında olan bu eserlerin ve okurlarının artmasını diliyorum.

31.05.2017
Ali Rıza Malkoç
arm.web.tr
Uzun zamandır yoğun olduğum için inceleme yapma fırsatı bulamamıştım. Yazarın kendine has samimi üslubu ile sürükleyici bir şekilde kendini okutturuyor hatta dinliyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Cumhuriyet döneminden günümüze kadar olan vakaları kısaca anlatıyor. Bu kadar güzel bir kitabın az okunmasına şaşırdım doğrusu. Herkesin okuması gerektiğine inanıyorum.
Farklı fikir ve düşüncelere yönelebileceginiz ekonomi finans ve sanat konusunda aydinlanabileceginiz güzel bir kitap kitap bittiğinde kitap hakkında uzun uzun notlar aldığım doğrudur

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Çelik
Unvan:
Türk tarih profesörü
Doğum:
Elazığ, 1954
Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Çelik 1979 yılında Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu.rnrnTarih alanında 1981 yılında Yüksek Lisans, 1985 Yılında ise doktorasını bitirdi.rnrnHalen Celal Bayar Üniversitesi Ortaçağ tarihi ABD başkanlığını yapan Çelik, özellikle Fener Rum Patrikhanesi ve Süryani Kilisesi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 29 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 39 okur okuyacak.