Mehmet Emin Değer

Mehmet Emin Değer

Yazar
8.8/10
72 Kişi
·
147
Okunma
·
21
Beğeni
·
7.800
Gösterim
Adı:
Mehmet Emin Değer
Unvan:
Türk yazar, hukukçu
Doğum:
1927
Ortaöğrenimini Kastamonu Lisesi’nde, yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk fakültesi’nde tamamladı. Milli savunma Bakanlığı bursuyla öğrenim gördü, orduya katıldı. Askeri yargıç olarak Konya, Erzurum ve Ankara’da bulundu. 1971’den sonra görevinden ayrılarak avukatlık yaptı. Cumhuriyet gazetesindeki yazılarıyla tanındı. CIA, Kontrgerilla ve Türkiye (1977), Bir Bilim Adamının savunması (1978) adlı yapıtları yanında Başak adlı bir de şiir kitabı yayımlandı (1945).
"Kendini kurtara bilmek için ulusun her bireyinin ülkenin alınyazısı ile ilgilenmesi gerekir."

ATATÜRK'ün 1919'da Ankaralılara yaptığı konuşmadan..
Mehmet Emin Değer
Sayfa 66 - Kilit Yayınları
Oysa bugün İslam dünyası içinde gelişmeye aday tek ülke Türkiyedir ve bunu Mustafa Kemal'in kurduğu cumhuriyet sayesinde elde etmiştir.
Mehmet Emin Değer
Sayfa 100 - Kilit Yayınları
Toplum, içine itildiği çıkmazın ayırdında değildi. Emperyalizmin dayattığı sisteme karşı çıkmak, bağımsız ve bağlantısız ulusal bir politika izlenmesini istemek, ''komünizme çağrı'' olarak niteleniyor ve ağır cezalarla suçlanma nedeni oluyordu.
"ABD, her ülkede, özellikle tutucu milliyetçi çevreleri kullanır. Gazete ve dergilere kaynak sağlar," - Claude Julien
Amerika'da devleti kuran felsefe, ticaret ve sanayi burjuvazisinin çıkara dayalı dünya görüşünün ürünüdür.
Özetle, ABD'nin sosyal, ekonomik ve askeri politikaları tekelci büyük şirketlerin, holdinglerin çıkarlarıyla özdeştir. Amerika'yı gerçekte bu şirketler yönetir. Hatta askeri darbelerin ya da savaşların ardında bu şirketlerin eli bulunmaktadır.
ABD'nin Türkiye'ye neden ve nasıl yardım ettiğini belgeleyen yasa şu sözlerle başlar:
"Madem ki Türk ve Yunan Hükümetleri, Birleşik Devletler Hükümeti'nden, milli
bütünlüklerini ve hür milletler olarak mevcudiyetlerini idame ettirebilmek için, gerekli malî ve diğer yardımları acil olarak talep etmişlerdir."
İşte bu sözler, sanki Mustafa Kemal'i yadsırcasına, Lord Curzon'un "bugün reddediyorsunuz, hiçbir şeyiniz yok, kalkınmak isteyeceksiniz ve bir gün bize geleceksiniz. Bugün reddettiklerinizi o gün kabul edeceksiniz." sözlerini doğrularcasına, ulusal onurumuza indirilmiş tokat değil mi? Bir ulus nasıl olur da, ulusal bütünlüğünün ve özgürlüğünün korunmasını, bir başka ulusun yardımına, bir başka ulusun ellerine bırakır? Tarihini yadsırcasına emperyalizme sığınır?
Sömürgecilik, yeni emperyalizm öncesi, güçlü ülkelerin güçsüzlerin toprak altı ve
toprak üstü servetlerine el konulmasından da öte, sömürgeleştirilen ülke insanlarının, emek güçlerinin de sömürülmesi, o insanların kölelik düzeninde yaşatılmasıydı. Örneğin Çin'i sömüren ülkeler, Çin'in Şanghay lokantalarının kapılarına, "Buraya köpekler ve Çinliler giremez" levhalarını asarak, Çinli'yi köleden de aşağı gördüklerini belgelemişlerdir. Asgari ücret Kenya'da yerliler için 6 dolar iken, Avrupalılar için 209 dolardır. Kuzey Rodezya'da yerlilere 5 dolar, Avrupalılara 229 dolar olarak ödenmesi bunun somut örnekleridir. Uygar olduğunu, ele geçirdiği ülkelere özgürlük ve uygarlık getirdiğini söyleyen Batı, işle budur. Ve Batı uygarlığı, zenginliği, işte o insanların gözyaşları, sömürülen emekleri ve canları ve kanları pahasına elde edilen artı değerden de öte, varlıklarının talanına dayanır.
Kitabın ismi ise Nelson Rockefeller'in Türkiye için "Oltadaki balığın yeme ihtiyacı yoktur. Sadece bize bağımlı kalacağı şekilde kısıtlı yardımlar yeterlidir" sözünden geliyor. Atatürk'ün ölümünden sonra ülkemizin kapitalizmin tuzaklarına nasıl düşürüldüğünü belgeleriyle anlatıyor. Dış politika, abd ve ortadoğu konularında analizler içeriyor. Konular biraz dağınık ve akıcı olmasa da bu konulara meraklıysanız bu kitaptan öğreneceğiniz çok şey var.
Banu Avar'ın konuk olduğu bir televizyon programında: "Bu kitap bir üniversitedir. Kim, hangi üniversiteyi bitirirse bitirsin, bu kitabı okumadıysa olmaz." dediğinde, kitabın ismini hemen hafızama not almıştım ve şuan itibariyle bitirdim. "Her sırtını sıvazlayanı dost sanma! Belkide bıçak saplayacağı yeri yokluyordur." sözünü duysanız, aklınıza ilk olarak hangi ülke gelirdi? Ben amerika denilen illeti, her zaman kansere benzetirim. Ve biz bunun tedavisini bulamadığımız sürece; hem güzel ülkemizi, hem de tüm dünyayı kasıp kavurmaya devam edecek bu illet! Ne ile karşı karşıya olduğumuzu bilmeden, düşmanı tanımadan, onun stratejilerini ve geçmişte yaptığımız hataları görmeden, düşmanla nasıl mücadele edebiliriz? Önce düşmanı tanımalıyız ki, onunla mücadele edebilelim. Bu kitap, tam da bu sorulara cevap veriyor işte, asıl düşmanı tanımamızı istiyor! Siyasileri ve medyayı dahi avucunun içine almış, istediği gibi kanalize edebilen, içimize kadar sızmış bir düşman! Amerikan emperyalizmini, anlaşma ve yardım adı altında, ülkemizi nasıl "gizli işgal" ile işgal ettiklerini ve siyasilerin (özellikle 1947 yılı itibariyle) geçmiş dönemde verdikleri hatalı kararları gözler önüne seriyor. Malesef ülke olarak nasıl bir bataklığın içinde olduğumuzu içiniz acıyarak okuyacaksınız.
90'lı yıllarda felsefe öğretmenimin derste yüksek sesle ve sırayla isteyenlere okuturdu. Böyle tanıştım, hemen kitapçıdan alıp okumuştum. O yaşımda bile çok etkilemiştim. Tarih ve siyasetin önem ve ilişkisinin bilinmesine rağmen bir kere daha gözümüze sokan, yaşananların ve yaşanacakların neler olduğunu söyleyen, farkındalık artırıp birikim kazandıran bir kitap. Ayni duyguyu Cengiz Özakinci'nin kitaplarinda da yaşarım. Popüler bir deyimle ifade edersek 'değişen konjonktür' dense bile bir şeylerin aslinda temelde hep aynı durumlardan yola çıktığını bir kere daha anlamak için tekrar okumak istediğim kitap.
Özellikle kitap'ta ülkemizi yerle bir eden truman doktrini ve 12 temmuz 1947 tarihinde İsmet İNÖNÜ tarafından imzalanan Amerikan Yardım Anlaşmasıyla Amerikanın Orta doğuda ki petrollerinin bekçisi haline geliyoruz. Atatürk'ün Kurtuluş savaşı ile başlayan ve ekonomik kalkınmayla devam eden yükselişi maalesef İsmet İnönü tarafından 1947 tarihinde noktalanıyor. Amerikan siyasetinin dışına çıkan liderlere karşı darbeler tezgahlanıyor ve ayakları kaydırılıyor. Amerika'dan icazet alınmadan ve tavizler verilmeden hiçbir siyasetçi lider olamıyor bu ülkede. Okuyun ve okutun... Akıcı bir kitap, sıkılmadan okuyacaksınız. Yakın tarihe ışık tutan bir kitap. Kitabı okuduğunuzda neden Uğur MUMCU, Necip HABLEMİTOĞLU gibi aydınların öldürüldüğünü ve Isparta'ya uçakla giden değerli bilim adamlarının yok edildiğini belki daha iyi anlarız. Son söz Amerikan başkanı Johnson dan uyarı mektubunu alan İsmet İNÖNÜ her şeyin farkına varıyor ama iş işten geçmiş oluyor. Hala 1947 de Amerikan yardımlarını kabul eden bu ülkenin yüzü gülmüyor, nice insanlarımızın içi kan ağlıyor. Silkelenip kendimize gelmek dileklerimle...
M.Emin Değer'e bu eser için teşekkürler az olur. Yayınevinden ricam bu kitabı biraz daha sadeleştirerek tekrar ele almaları konusunda olacak.Türk toplumu gibi az okuyan bir kültüre sahip olmamız nedeniyle kitabı inceltmekte fayda var diye düşünüyorum.Ülkesini seven herkes bu kitabı okumalı ve okuttur malı dır.Hatta sponsor firmalar bu kitabı ücretsiz dağıtarak halkı bilinçlendirmelidir.1947 sonrasını çok güzel anlatmış.Günümüzde de zaten benzer dolaplar dönüyor.Değişen birşey yok maalesef.
İçinde yaşadığın dünyayı değerlendirmek adına, Türkiye’nin geçmişini ve bugününü analiz edebilmek adına, tam bağımsızlık için dökülen kanların ve yapmış olduğumuz kurtuluş savaşının, emperyalist ellerde ve hoyratça boşa çıkarılışını görmek adına okumalısınız.
Oltada ki Balık Türkiye kitabı, Türkiye'de çözümleyemediğimiz, anlayamadığımız, çıkmaza girdiğimiz anlar da bir çok cevap bulacağımız bir başucu kitabıdır. Mutlaka her insanın okuması gerekir sadece Türkiye'nin değil bütün dünya vatandaşlarına da hitap eden bilgi küpü bu kitap bizi karanlık gelecekten kurtaracak paroladır. Tanıdığım tanımadığım herkese tüm içtenliğimle tavsiye ederim. İyi okumalar
"Bu kitabi okuyunca bir universite bitirmis gibi olacaksiniz" yorumu uzerine cok merak ederek okudugum bir kitap. Bir kitaptan bu kadar cok bilgi ogrenilebilecegini bilmezdim. Oltaya takilmis Turkiye'nin bugunlere nasil geldigini gozler onune seren, gecmisten ders cikarip gelecege dair yon cizebilmek icin mutlaka okunmasi gereken bir kitap.
rockefeller'in einshower'e yazdığı Türkiye'yi tanımlama mektubu. Şu günlerde Türkiye üzerinde oynana oyunları anlayabilmemize yardımcı olabilecek bir kitap. Tavsiye ediyorum kesinlikle
'Devletimizin temelindeki ilk harç,bağımsızlık bilincidir.'cümlesi her şeyi açıklıyor aslında biz ve gelecek nesiller bu bilinçte olup üstümüze düşeni yapmalıyız.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Emin Değer
Unvan:
Türk yazar, hukukçu
Doğum:
1927
Ortaöğrenimini Kastamonu Lisesi’nde, yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk fakültesi’nde tamamladı. Milli savunma Bakanlığı bursuyla öğrenim gördü, orduya katıldı. Askeri yargıç olarak Konya, Erzurum ve Ankara’da bulundu. 1971’den sonra görevinden ayrılarak avukatlık yaptı. Cumhuriyet gazetesindeki yazılarıyla tanındı. CIA, Kontrgerilla ve Türkiye (1977), Bir Bilim Adamının savunması (1978) adlı yapıtları yanında Başak adlı bir de şiir kitabı yayımlandı (1945).

Yazar istatistikleri

  • 21 okur beğendi.
  • 147 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 212 okur okuyacak.
  • 14 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları