Mehmet Ildırar

Mehmet Ildırar

Yazar
9.6/10
102 Kişi
·
302
Okunma
·
53
Beğeni
·
2588
Gösterim
Adı:
Mehmet Ildırar
Unvan:
Emekli yarbay
Doğum:
Afyon, 1927
1927 yılında Afyon'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini afyon'da tamamladı. Daha sonra kuleli askeri lisesini kazandı, 1949 yılında aynı liseden mezun oldu. 1952 yılında ise Ankara harp okulundan teğmen olarak mezun oldu. 27 yıl askeri hizmette bulundu. Ekim 1971'de yarbay rütbesiyle emekli oldu. 1983 yılında Almayanya'ya yerleşti. Burada tasavvufi konularda sohbetler yaptı. Bu sohbetlerin büyük çoğunluğu Semerkand Yayınları tarafından kitaplaştırıldı.
Demek ki, bu dünyada müslümanların başına gelen her musibet, bu ateşe varmadan kendisini temizlemek içindir. Onun için bir sıkıntı, musibet, meşakkat, keder, hüzün, darlık, hastalık başınıza gelirse, 'neden böyle oldu? Benim ne günahım vardı?' demeyin, gönlünüzü ALLAH'u Teâla'ya döndürün, O'na yönelin.
Ey Mü’min! Şeriat muma benzer, yol gösterir. Ama mumu ele almakla yollar aşılmaz. O mumun ışığında yola koyuldun mu, bu gidişin adı tarikat olur.

~Mevlana Celaleddin-i Rumî
"İçinde bulunduğunuz zamana sakın kızmayın, onu suçlamayın, zamanın iyisi, kötüsü olmaz. İnsanı bozan zaman değildir, insanı asıl bozan, aldatan, şaşırtan, nefsi ve şeytanıdır."
413 syf.
·Puan vermedi
"Madem ki bütün kromozomlar canlıların hayat kabiliyetlerini taşıyor ve madem ki ben insan olarak yaratıldım; şu halde, bu insanlık halimi en mükemmel şekilde bitirebilmem için son sözüm 'La ilahe illallah' olmalıdır ki kromozomları dizen yüce Allah'ı tanımış olayım..."
136 syf.
·42 günde·Beğendi
...
Kitaba not: Gönlüme nasıl da şifa oldun, bitmeyesin diye azar azar okudum, sindirebileyim istedim, ne kadar aldım almam gerekeni bilmiyorum, inşallah ihtiyacım olduğu kadarını alabilmişimdir senden..:)

Bu kısa anekdottan sonra söyleyeceğim her söz kitabın mahiyeti karşısında aciz kalıcaktır, bu yüzden Mevlana(ks) Hazretlerinin şu sözüyle anlatmak istiyorum meramımı: “İnsanlar dünyayı bu kadar bildikleri halde ahireti bilmezler! İnsanlar madem bu kadar akıllı neden ahirete giden yolun üzerinde bir köprü gibi duran Allah dostlarını görmezler, onları neden kabul etmezler?!”
Tam bu noktada, insan bilmediğinin düşmanı olur, demek yerinde olucaktır zannımca..
Kitaba dair naçizane tavsiyem: Okurken gözlerinizi değil gönüllerinizi açıp da okumanızdır..
174 syf.
·Beğendi·10/10
Adından da anlaşılacağı gibi aklın tasavvuftaki yerini anlatıyor. Bir insanın zekasını kullanarak, düşünerek ulaşabileceği noktaların sınırlı olduğunu, zeka ile akıl arasındaki farkı, bilgiyi ilme dönüştürmeyi, insanın sahip olduğu kuvvetleri(şehvet,akıl,gazap) ve bu kuvvetleri nasıl kullanacağını, tasavvufa nasıl yaklaşmamız gerektiğini anlatıyor. Kafamdaki birçok soru işaretine son vermiş, huzursuzluktan ve bazı vesvese hallerinden kurtulmamı sağlamıştır. İnsanı derinden etkileyen, tasavvuf konusunda aydınlatan ve insanın tasavvufa yönelmesine vesile olabilecek, çok sevdiğim, hayranlıkla okuduğum ve ileride tekrar okumak istediğim bir kitap.

Tabii tasavvuf ile ilim arasındaki bağı ve bu yolda ilerlemenin kurallarını dikkate almakta fayda var.

Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
136 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Tasavvuf Sohbetleri serisinin bu birinci kitabında yazar,Tasavvuf nedir ?,Tasavvuf nasıl başladı ? gibi soruların cevablarını anlatıyor ve Allah dostlarından ( Nebilerin izinden giden Velilerden ) örnekler sunuyor.

Tasavvufi bir hayata başlamak isteyenlerin,bu yola çıkmış bulunanların ve bu konuyu merak edenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap.

Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
168 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Evlilik konusnda farziyetleri ve muhabbetin nasil kazanilacagi Allah için yapilan bir evliliğin insana cennetden bir yuva olacagi güzel liklerden bahseden ince bir ruha sahip sağlam bir kitap
119 syf.
"İlim yerli yerinde kullanılmazsa zulüm,
yerli yerinde kullanılırsa adalet olur.
Adaletle mücehhez ilim fazilettir."

Nefis; Modern zaman insanının kendini aldatma telaşıdır. İlk insanın dünya sürgünüyle içimize çöreklendiği günden beri, bir düşman gibi yakamızı bırakmaz. Kimi zaman iman kuvvetinizle siz onu aldatırsınız, kimi zaman kuvvetinizin kırılma noktalarında o sizi. İlla ki bir aldatma telaşı vardır iki tarafta da yani. Elimizdeki kitaba bu bağlamda yaklaştığımızda ilahi huzurun izindeki insanların aşması gereken ilk merhalenin nefis olduğunu görüyoruz.

Sayfalar arasında nefis merhalesini geçmenin yollarını ararken buluyorsunuz kendinizi, karşınıza çıkan en birinci unsur zikir oluyor. Zikirle süslenmiş gönüllerin imanla mutmain olduğu şüphesiz. Zikrin önemi özellikle nefsin en azgın olduğu anlar olan bela ve musibet anlarında daha çok anlaşılıyor. Çünkü nefis böyle anlarda isyana karşı hazır ol da beklerken, zikir bu hazır duruşu bozuyor. İsyanı yumuşatma aşamasında kalbin dil ile teması önemli bir rol oynuyor.

Mehmet Ildırar'ın bu eserinde ele almış olduğu nefis terbiyesi yöntemleri ve bu yöntemlerin uygulanmasının doğal sonucu olan ilahi huzur, okuyucuyu tam anlamıyla tatmin etmese de izlenecek yöntemler açısından ufuk açıcı bir kitap. Kitapta birçok başlık altında anlatılan bu yöntemlerden bir kaçına genel olarak değinecek olursak;

Nefsin Savaş Alanı: Dünya!

Efendimiz (s.a.v) nefis için: "Nefsiniz bineğinizdir, yumuşaklık ve şefkat ile muamele edin" buyurmuştur. Bu hadis, insanın dünya üzerinde nefsine karşı olan sorumluluklarını yerine getirmesiyle ilgili olarak söylenmiştir. Elest bezminde var olan ruhumuza giydiren beden elbisesine karşı olan sorumluluklarımız, yaşadığımız çevreye, yaşam içerisinde iletişimde bulunduğumuz bir takım insanlara karşı nefsen sorumluyuzdur daima. Örneğin ibadet penceresinden bakarsak olaya, yazarımızın da dediği gibi "Bedenimizin uzuvlarına Allah'ın hükümlerini yaptırmak, bedenin bizim üzerimizdeki hakkıdır." Dünya nefsimizle sınandığımız en büyük savaş alanıdır adeta!
Dünya üzerinde nefsin hoşuna gidecek ancak ruhumuzu yıpratacak birçok eylem bulunmaktadır. İnsanın bu eylemler karşısında ayakta durması kalbi huzuru ve iman kuvveti ile doğru orantılıdır. Hz. Ali'ye dünya nedir diye sorulduğunda: " Sağlamı hasta, emniyette olanı pişman olacak. Fakiri mahzun, zengini ise helalinin hesabı, haramının azabına düşecek. Şüpheli şeyler için de azarlanacaktır. Size bunun daha neyini anlatayım." Buyurmuştur. Dünyalık meşgalelere dalarak farz ibadetleri yerine getirmiyor ve O'nun rızasının dışında işlerle meşgul oluyorsak tam anlamıyla nefsimizin kölesi olmuşuzdur. Dünya üzerinde nefisle başlatılan savaş kaybedilmiş demektir. Ancak nefsimizin arzularından bir an bile sıyrılabiliyorsak bu savaşı kazanma ihtimalimiz var demektir.

Mehmet Ildırar, dünya üzerindeki nefsi arzulara kapılmamak ve nefsimizin Mevlâ'nın rızası olmadığı konulardaki eğilimlerini doğrultmak adına, bir mürşid-i kâmilde terbiye olunmasını tavsiye ediyor eserinde. Bu noktada cemaatleşme kavramı karşımıza çıkıyor. Kimilerimiz Müslümanlığın bireysel bir kavram olduğunu, öncelikle içsel olarak yaşanması gerektiğini savunsa da kimilerimiz tam aksini düşünmekte. Bu kısmı okurken bir sohbet ortamında konuşulmuş kelamlar geliyor aklıma. Hanım Teyze'nin birisi "sırtını bir dağa yaslamalısın ki, kayıp düşmeyesin tek başına" demişti. Haklıydı veya haksızdı... Sırtımızı yasladığımız bir mürşid-i kâmil varsa şayet, öncelikle kalp ve akıl süzgecinden bulunduğumuz topluluğun, şahsımıza olan artı ve eksilerini görmeli, sürü psikolojisiyle her denileni kabullenmemeli, çok okumalı ve çok dinlemeliyiz. Doğruyu birileri gözümüzün içine sokabilir lakin doğru, kişinin aklının idrak ettiği kadardır. Dünya öyle tehlikeli bir sürgün yeri ki, bu konularda bile çokça sükût-u hayale uğrayabiliriz.
Nefsi boş heva ve isteklerden arındırmanın bir diğer yolu da ilim dilencisi olmaktan geçmektedir. Doğru ilim, çağın iyi âlimlerince nefsin vazgeçilmez arzularına karşı kalkan görevi görmektedir. Ancak ilim tahsili sürecindeki âlimlerin de nefislerinin kibrinden uzaklaşması ancak zikirle temizlenen bir kalple olabilir.

Dünya nefsin en büyük savaş alanıdır. Bu alanda kimi insanlar nefsinin kölesi olup telef olurken, kimileri de imanının kölesi olup dimdik ayakta durmaktadır. Biz dileriz ki ayakta kalabilenlerden olalım.

Nefis Telefinin Telafisi: Tövbe

İlahi'den huzur diliyorsak eğer, önce O'ndan gelen ve O'nun izini taşıyan her şeyi, gönül makamında ağırlamamız, bu ev sahipliğine lâyık olmak için de, dünyalık süslerimizi taktığımız yerlerimizi temizlememiz gerekir. Kişinin süse en yatkın yeri ise gönlüdür şüphesiz! Gönlün telef olan yanları ancak nefsin elinden kurtulmuş bir dille, O'na tövbe ederek temizlenir. Bu temizliğin kalıcılığını ise zikir tamamlar. Tövbe etmek kişinin kurtuluşuna bir kapı açar, bu kapının daim açık kalması ise edilen tövbeye uymakla gerçekleşir.

Tövbenin hikmetlerine vasıl olmak için, nefsin kaynağı olan bedenin ilim ile süslenmesi lazımdır. Zira Hz. Âdem yaratılırken ona ilk verilen, ilim ve hikmetten başkaca bir şey değildir. Mehmet Ildırar üzerine konuştuğumuz eserinde tövbe ile ilgili "İmandan sonraki en büyük nimet, günahları idrak edip, tevbe kapısını açmak ve tevbe-i ele geçirmektir." Der. Tövbe kapısında bekleyen insan, nefsi arzularının yanlış olan kısımlarını idrak edebilmiş demektir. Öyleyse insan nefsini ıslah etmeye tövbe ile başlamalı, zikir ile devam etmeli ve ilim ile nefis ıslahını son noktaya taşımalıdır. Nefsinin telef ettiği benliğinin hasar almış yanlarını, tövbe kapısında tamir etmelidir.

Kalbin İlâhi'ye Bakan Yüzü: Zikir

Kalbin huzuru yalnızca Allah ile olan yakınlıkla mümkündür. Zikir, tövbe kapısında temizlenen kalbin, bu temizliği kalıcı halde tutması için gerekli olan en önemli unsurdur. Zikirle kalpler temizlenir, huzura gark olur. Nefsin boş arzuları ise, huzurlu bir kalpte barınamaz! Dilin zikrini doğru bir şekilde tamamlaması ise tamamen temiz bir kalbe bağlıdır. Zikirsiz kalan bir kalp, nefsin arzularınca avuçlanır ve bir kıskaç içinde yalnızca mecaz söylemlerin tadına varır. Bu durum eserde " Kalp de ancak zikrullah sayesinde selamete erişir." Şeklinde ifade edilmektedir. Kalp Allah'tan başkasına ait değildir. Bu nedenle O'nun anılmasıyla huzuru bulması ve nefsin düşmanlığından korunması kadar doğal bir durum yoktur.

Zikir, kalp ile aklın beraberce yürüdüğü dünya yolunda, Mevlâ'ya sunulan bir demet kalp nimetidir!
***

Nefsin arzularından kurtulup, ilahi huzuru kalbinizde hissetmek için, dünya üzerinde nefis cengini kazanmanız gereklidir. Bu cengin kazanılması adına gerekli silahlar ve stratejiler bu eserde mevcut olmakla birlikte alt başlıklarda anlatılan yöntemleri yazar daha da açabilirdi diye düşünüyorum. Hacim olarak az sayfalı bir kitap olmakla birlikte içeriği yönünden faydalı. Lakin içeriğini genişletmek okuyucunun elinde. Kitapta anlatılanlar başka eserlerle desteklenerek üzerinde düşünülmeli ve nefsin ıslahı için ona göre bir harita çizilmelidir.

Mehmet Ildırar'ın bu eseri tasavvuf sohbetleri ışığında hazırlanmış bir eser olmakla birlikte okurken bu sohbetlerin havasını fazlası ile hissedeceğinizi düşünüyorum.
Tasavvuf severlere ve nefsiyle başı dertte olan herkese tavsiyedir...


Nefis Terbiyesi ve İlahi Huzur
Tasavvuf Sohbetleri-5
Mehmet ILDIRAR
119 syf.
Semerkand Yayınları

Gülnaz Eliaçık Yıldız - 02.05.2012
119 syf.
·21 günde·Beğendi·8/10
Adından da anlaşıldığı üzere nefsi terbiye etmek ve ilahî huzura kavuşmak hakkında Mehmet Ildırar'ın sohbetlerinden derlenen bir kitap. 2şer 3er sayfalık kısa kısa bölümleri, kalbe dokunan nasihatleriyle insanın dini yaşantısını sorgulamasına ve imanını diri tutmasına yardımcı oluyor. Tavsiye ederim.
163 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Evet eser bitti. Kafamda bazı soruları aydınlatan bir kitap oldu. Her cümlesi önemliydi benim için.
Amel ibadet kulluk...
Bu üç kavram gerçekten çok önemli. Üstad çok güzel bir şekilde bu kavramları anlatıyor. Birbiri ile olan bağlantıları aydınlatıyor. Anlatırken menkıbeler ile birlikte çok iyi çerçeve çiziyor.
İbadetlerimizin ne kadar iyi bir şekilde olması gerektiğini ortaya koyuyor. Ameli ibadete nasıl dönüştüreceğimizi anlatıyor.
Eserde sürekli benzer cümleler görebilirsiniz. Bunun sebebi ise konunun daha iyi anlaşılması için.
Şu asırda gerçek bir kul olarak yaşayabilmek için bu kavramlar önemli.
Okumanızı tavsiye ederim.
413 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Okurken tasavvuf hakkında bir çok soruya cevap bulacaksınız Aynı zamanda da tövbe nin insan hayatındaki gerekliliğini, tövbe etdikten sonra kalbimizin nasıl değiştiğini iyiye ve dogruya meyletdikce Allah katindaki degerimizin arttigini Bir Allah dostunun insana faydasini anlatan muazzam bir kitap
120 syf.
·1 günde·10/10
Öncelikle aslında okuduğum serinin başka bi kitabıydı fakat o kitap 1000kitap'a eklenmediği için alıntıları aynı serinin bi önceki kitabı adına yaptım.Kitapda inanılmaz derecede güzel kıssalar,örnekler,sözler,şiirler var.Konu itibari ile bir mürşide bağlanmak,nefsin arzularından kurtulmak,tasavvuf içeriyor.Yazarın ilk okuduğum kitabı oldu.Çok güzel şeyler kattı bana.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Ildırar
Unvan:
Emekli yarbay
Doğum:
Afyon, 1927
1927 yılında Afyon'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini afyon'da tamamladı. Daha sonra kuleli askeri lisesini kazandı, 1949 yılında aynı liseden mezun oldu. 1952 yılında ise Ankara harp okulundan teğmen olarak mezun oldu. 27 yıl askeri hizmette bulundu. Ekim 1971'de yarbay rütbesiyle emekli oldu. 1983 yılında Almayanya'ya yerleşti. Burada tasavvufi konularda sohbetler yaptı. Bu sohbetlerin büyük çoğunluğu Semerkand Yayınları tarafından kitaplaştırıldı.

Yazar istatistikleri

  • 53 okur beğendi.
  • 302 okur okudu.
  • 28 okur okuyor.
  • 189 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.