Mehmet Said Aydın

Mehmet Said Aydın

YazarÇevirmenEditör
8.3/10
312 Kişi
·
564
Okunma
·
14
Beğeni
·
2311
Gösterim
Adı:
Mehmet Said Aydın
Unvan:
Editör, şair
Doğum:
Diyarbakır, Türkiye, 12 Eylül 1983
12 Eylül 1983’te Diyarbakır’da doğdu. Kızıltepeli. Öğretmen anne babanın çocuğu olarak Kızıltepe’de büyüdü. Kızıltepe Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul’a Türk Dili ve Edebiyatı okumaya gitti. Turgut Uyar ve Cahit Zarifoğlu şiiri üzerine yazdığı tezle İstanbul Kültür Üniversitesi’nden lisans derecesi aldı. Aynı okulda başladığı yüksek lisansını devam ettirmeyip, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı bölümüne kabul aldı. Oradan da tez aşamasında ayrılıp Gelibolu’da askere gitti. İlk şiirlerini lise yıllarında yayımlamaya başlayan Aydın, şiirle tekrar temasını Ankara yıllarında kurdu ve Heves, Evrensel Kültür, Kitap-lık, Fayrap, Artshop Çeviri gibi dergilerde şiirler, tercümeler yayımlamaya başladı.

Ankara’dan İstanbul’a döndükten sonra editörlük yapmaya başladı. Ekim 2011’de ilk şiir kitabı Kusurlu Bahçe 160. Kilometre Yayınları’nın çıkış kitaplarından biri olarak yayımlandı. Bu kitapla Arkadaş Zekâi Özger İlk Kitap Özel Ödülü’nü kazandı. İkinci kitabı Sokağın Zoru Ocak 2014’te, yine 160. Kilometre Yayınları tarafından yayımlandı. 2015’ten itibaren şiirlerini Duvar dergisinde yayımladı. Birçok gazete, dergi, kültür sanat sitesi ve portalda söyleşiler verdi, soruşturmalar yanıtladı.

Yazı ve şiirleri İngilizce, Farsça ve Fransızcaya tercüme edildi.

2016 yılında, Selin Fişek’le evlendi. İstanbul’da yaşıyor, editörlük yapıyor.
çalınmış bütün uykuların hesabını soracağız
hesabını soramadık çalınmış hiçbir uykunun

aymayan bütün sabahların hesabını tutacağız
hesabını tutamadık aymamış hiçbir sabahın
Delilerin mektubu okunmazmış
Mektup yazdık lakin postaneler uzakta

Kağıtlarımıza mürekkep döktüler
İzlediler yayılmasını usul usul yıllarca
128 syf.
·25 günde·Puan vermedi
Selam.. Yavuz Türk “Yüce Lider’e Dair”:. Zaman, mekan ve karakter isimlerinden arındırılmış bir sistem eleştirisi, baskı altındaki
halk ve zorbalıktan nasibini bonkörce almış “iktidar kadrosu”.
Bana, dünya literatüründen başka başka kitapları da çağrıştıran bir yanı olmasına rağmen, eseri ilgi çekici, hatta kısa buldum, hikayenin daha çok yol almasını isterdim.
Okurun elinde ne bildiği bir mekan, ne zaman mefhumu, ne de isimler var. Bu köksüzlük, bu mahrumiyet coğrafyasında geçen vaktin bulanıklıklığı, ölülerini saksılara gömen insanların yoksunluklar karşısında “neye rağmen, ne uğruna” yaşadıklarının belirsizliği, okuyana kendi metaforlarını yaratma imkanı tanıyor. Neredeyse bir kıyamet senaryosunu (post-apokaliptik olarak bile değerlendirmeye yeltensem, mesnet bulmakta zorlanmam) minimize edip, daha ziyade “bir sosyal sınıfın diğer bir sosyal sınıfa tahakkümü” (bkz. Toplumsal tabakalaşma) şeklinde, hareketin değil ideolojilerin satır aralarına nüfuz etmesi esası üzerinden biçim bulmuş.
Başka kitapları çağrıştıran kısma gelince, böylesi insani kaygılar ve eleştiriler kaleme alınırken, yolun bir noktasında benzeşmemek neredeyse imkansız. Severek tavsiye listeme aldım. Saygılarımla..
220 syf.
·2 günde·10/10
 Mevsim Yas. Yer yer birleşen, yer yer ayrılan karakterlerin hikayeleri sizi öyle bir içine çekiyor ki kitabı elimden bırakamadım. İsimsiz gelen mektubun kimden geldiğini çözümleseniz bile son sayfaya kadar açıklanmasını heyecanla bekleten, olayların hem kurgu hem de hayatın içinden ortak bir geçmişe hitap ettiği sürükleyici ve olağanüstü anlatıma sahip bir ilk roman. Kadın intiharları, terör, cinayet, kadına şiddet, istismar, siyasi çatışmalar, ırkçılık gibi birçok hala süregelen soruna parmak basmış Mehtap Ceyran.
 Yazarın bu kitabını ve "Bekleyişin Şarkısı" isimli kitabını Begüm Çakır sayesinde görüp büyük bir heyecanla satın aldım ve aldığım gün okumaya başlayıp  bir çırpıda bitirdim. Kitabın tadı öyle damağımda kaldı ki diğer kitabına da hemen başlayacağım. Hiçbir önerisinden pişman olmadığım gibi bu kitaba da büyük bir hazla veda ediyorum. Beni bu ve daha nice kitapla tanıştırdığın için teşekkürler Begüm Çakır . Begüm Çakır
700 syf.
·354 günde·Beğendi·9/10
Anadolu ve Mezopotamya halklarının tarihi resmi Türk tarih tezleri ve paradigmalarına eşlik eden baskı ve sansürle karanlıkta bırakıldı. Şimdi Türkmenler de dahil bu halkların tarihini gün yüzüne çıkarma vaktidir. Dolayısıyla bölge halklarının tarihine yönelik çalışmalarda son yüz yıllık dönemde kabul görmüş resmi ya da yarı-resmi paradigmalara yaslanan tüm kabullere şüpheyle yaklaşmak elzemdir
Horasan Kürtleri, bunu büyük ölçüde başarmış, ele aldığı konuda hem ilk elden belgelere başvurmuş hem de resmi kabulleri bir bir çürütmüş. Bu tür çalışmalar çoğalarak devam etmeli.
200 syf.
·10/10
"Her şey senin şu anki yaşına ayak bastığım gün başladı."

Cümlesiyle söze başlayan yazarımız, daha ilk satırda beni eşsiz bir şekilde etkiledi. Sahi ben kaç yaşındaydım? 9, 13, 17, 25, 43 veya 70, belki daha da fazla. Hayata yeni mi gelmiştim yoksa her yeni gün yeniden geliyor muydum? Bu konuda söyleyebileceğim tek söz, insanın her yaşına dair bir anısının varolmasıdır. Yazarımız da kanaatimce bu düşünce ile başlamış olmalı yazmaya. Bir başlangıcı yoktu belki de. Ortaokul son sınıf öğrencisi olduğu bir vakti seçmiş ancak doğumundan son nefesine değin tüm yaşantısını konu edinmiş..

Fakat bu yazılanlar bir günce değildi. Bir oğul vardı. Gözleri görmeyen bir oğul. Bir de ona göz olan baba var. Bu yazılar da o oğula dinletilmesi istenen ses kayıtlarından ibaretti.

Görmediğin bir hayatı sana düşünde görme olanağı sağlayan bir anlatımı içeren kitapta buram buram kokan Elazığ toprakları, o eski mahalle kültürü, yerel inanışlar, sokak ağızları, insanın içinden geçen temiz ve necis tüm düşünceler en yalın haliyle canlanıyor gözümüzün önünde.

Hikayeyi ana kahraman Hasan'ın hikayesi olarak düşünsek de kitapta Hamo Dede, Deli Neco, Kör Sabiha ve kızı, Goncagül, Nihat, Hüseyin Amca, Şalvar Necdet Amca, Nazif, Emin, diğer aile fertlerinin ve hemen hemen tüm mahallenin hikayesi yer almakta.

Konuşan köpek, Salı Baba Türbesi, iyi vakitte gelsinler, Hüseynik'ten Çıktım Şeher Yoluna türküsü, Salıbaba ve Hırhırik Spor mücadelesi ve daha diğer konularda yine oldukça ilgi çekici ve merak duygusu uyandıran diğer hikayelerdi.

Haydi! Çayını, kahveni al da gel. Sonrasında ise sadece dinle ve hayal et. İnan bana o hayallere başladığın an kendini bir belgesel türü yaşamın tam merkezinde bir izleyici olarak bulacaksın. Sırf bu nedenle dahi olsa mutlaka okuyun derim..


Yara Bende Abdullah Ataşçı
136 syf.
·Puan vermedi
Banu Özyürek'in "Poz" isimli kitabını okudum. "Poz"la Banu Özyürek, 74'üncüsü verilen Yunus Nadi Öykü Ödülü'ne layık görülmüş. Ödül için tebrik ederken bu kıymetli ödülü sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum. Banu Özyürek anlatsın sabaha kadar dinlerim. Alaladenin içinden sözcüklere basarak yükselmiş. Yeni makine için yeni poz öyküsünden alıntı yapayım: "... Rakı kadehi elinde sağa sola sallıyor. Boynunda bir fular. Zaman sana onu nasıl bağlaman gerektiğini öğretmiş ... Mayda sen kimsin? Elimi soksam göğsünün ortasından belki de bir boşluğu avuçlayacağım. Belki de konfeti gibi rengarenk ama cansız şeyler dolacak parmak aralarıma..." Kendi sözcüklerini bulmuş, ne anlatmak istediğine karar vermiş bir yazar Banu Özyürek. Okumanızı öneririm. #poz #banuözyürek #everestyayınları #öykü #türkiyerdebiyatı #iyikitap #neokumalı #neokudum #tavsiyekitap #zorbakitabevikafe #bookstagram #instagram #kitap #kitaplık
718 syf.
Horasan’da, Afganistan’danda, Azerbeycan’da, Türkmenistan’da ve daha bir çok bölgede yaşayan Kürtler oraya neden gittiler? Kimler göçe katıldı? Neden bazıları geri döndü de bazıları geri dönmedi? Göç ettirilen Kürtler hangi aşiretlerden oluşuyor? Çaldıran savaşının Kürtler açısından önemi nedir? Horasan’daki Kürt varlığı ne zamandan beri kayıtlarda mevcut? Göç ettikleri yerde Kürtler neden kimlerle savaştı? Hangi Türk aşiretleri Farslaştı, Araplaştı, Kürtleşti? Hangi Kürt aşiretleri Türkleşti, Araplaştı, Farslaştı? Göç edenler benliklerini nasıl koruyabildiler? Hangi Kürt aşiretleri geri döndüler? Anadolu ve diğer bölgelerdeki Kürt aşiretlerin dağılımı nasıl? Edebiyatları, dilleri, tarihleri nasıl? Kürtler arasında birlik neden kurulamadı? Safevi devletinde Kürtlerin önemi, hangi şahlar Kürt olabilir? Kürtler İslamiyetle nasıl tanıştı? Nasıl müslüman, Alevi, Sünni, Şii oldular? Anadolu’daki hangi bazı Kürt aşiretleri ile Horasan’daki Kürt aşiret isimleri benzerlikler nerden gelmektedir?

Anadolu ve Mezopotamya bölgesinin tarihi en ince ayrıntılarla açıklanmaya çalışmış yazar.

Tarih, edebiyat ve aşiretler olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Kitabın yaklaşık 150 sayfasından fazlası kaynakçadan oluşmakta ve kitabın sonunda haritalar, belgeler, elyazmaları ve fotoğraflar eklenmiştir.

Tanıtım bülteninden:
Horasan Kürtleri Almanca, Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, Kürtçe, Rusça ve Türkçe kaynakları bir araya getiriyor. Aramî, Kiril ve Latin harfleri ile yazılmış metinleri buluşturuyor. Sayfaları yüzyıllardır açılmamış elyazmalarını, şairlerin şiir defterlerini, birer gölge yaşayan bilgelerin sözcüklerini, ışıklı elbiseleriyle İran’ın yaş rengini bahara çeviren kadınların sesini derliyor.


İyi okumalar.
250 syf.
·65 günde·10/10
Kitabı okumam epey biraz zaman aldı; yavaş yavaş okumak istedim aslında. Kürtleri asimile etme politikalarını belgelere ve kaynaklara dayandırarak ince bir şekilde anlatmıştır sayın Selim bey. Kitabı okurken şunu farkettim günümüzde özellikle serhat bölgesinde (Kars, Erzurum, Muş, Iğdır vb) Kürtlerin yaşadığı yerleşim yerlerine yerleştirilen Türkmen kökenli grupların aslında yıllar önce Horasan’da yapılan politikayı günümüz Kürt bölgelerinde yapılmak istendiğini görüyor insan.
80 syf.
·9/10
Aslında hepimiz barbarmışız, durup, susup beklemişiz onlarla. Bekleye susa koca bir taş olmuşuz. Taş olmuşuz ama yine de yiyememişiz demir leblebiyi. Demir leblebi... Tarihimizde bazı olaylar vardır hani konuşulması, üzerine sorgulanması cevaz değildir. Ya da sizden bu beklenir, bu beklentiyi karşıladığınızda siz de kocaman bir barbar olursunuz hani. İşte yazar bu kısacık anlatıda simgeleştiriyor herşeyi. Bir güvercinle, bir çiçekle, bir saatle, bir mayınla, bir çocukla(hiç büyüyemeyen)...
Yazar sığdırabildiği kadar sığdırmış 78 sayfaya insanın barbara evrilişini. Altını çizdiğim satırlarla, durup düşündüğüm paragrafların sarıp sarmaladığı kısa, fakat tokat etkili bir kitaptı. Yazarın hafızası kuvvetli, unutmamış hiçbir şeyi, unutturmamaya da niyetli. İyiki.. Herkesin aynı derinlikle okuyup anlayacağını sanmıyorum, bu sebeple tavsiye ediyorum demeyeceğim. Fakat ben uzun süre durup bu kitabı düşüneceğim.

..
220 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Bazı hayatlar böyledir işte.
Kimimiz bu yaşamları görmedik, duymadık bile.
Çok değil kısa zaman önce yaşanan bu olaylara ve yaşamlara ışık tutmuş Mehtap Ceyran.
Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen bir kitap olmamıştı. Herkese iyi okumalar
110 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Bu aralar yeni yazarlar keşfetmeye fena sardım. Soluğu Seray Şahiner'in bir kitabında aldım.
Gelin Başı.
İçerinde kısa kısa öyküler olan bir kitap.
Her öyküde bir takım kadınların yaşadıkları durumlara ve bu durumlar karşısında sergiledikleri içsel konuşmalara kulak veriyoruz.
Neler oluyor neler... Ahh müdürüne aşık evde kalmış kızlar, terkedilmiş kızlar, sevmediği biriyle evlenen kızlar, boşanmış çocuklu yüreği ah yüklü kadınlar...
Her telden kadının hikayesini anlatmış bize. Hemde bizim lisanımızla. Akıcı, güzel ve sıcak bir anlatımla...
Kitaba ismini veren Gelin Başı öyküsü de bir çok tabuyu barındıyor. Toplumsal yazılı olmayan kurallarımızın hayatımızı nasıl şekillendirdiğini gösteriyor.
Sevdiğim bir yazar oldu kendileri. Ve anlattıkları tam olarak günümüz problemlerini yaşayan kadın kesimleri olarak bir hayli gerçekçi geldi bana. Hayattan kesitler sunan bir program izler gibi okudum. İçsel konuşma kısımlarının italik yazıyla verilmesi gözümü yordu hepsi bu. Okuyun canım okuyun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Said Aydın
Unvan:
Editör, şair
Doğum:
Diyarbakır, Türkiye, 12 Eylül 1983
12 Eylül 1983’te Diyarbakır’da doğdu. Kızıltepeli. Öğretmen anne babanın çocuğu olarak Kızıltepe’de büyüdü. Kızıltepe Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul’a Türk Dili ve Edebiyatı okumaya gitti. Turgut Uyar ve Cahit Zarifoğlu şiiri üzerine yazdığı tezle İstanbul Kültür Üniversitesi’nden lisans derecesi aldı. Aynı okulda başladığı yüksek lisansını devam ettirmeyip, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı bölümüne kabul aldı. Oradan da tez aşamasında ayrılıp Gelibolu’da askere gitti. İlk şiirlerini lise yıllarında yayımlamaya başlayan Aydın, şiirle tekrar temasını Ankara yıllarında kurdu ve Heves, Evrensel Kültür, Kitap-lık, Fayrap, Artshop Çeviri gibi dergilerde şiirler, tercümeler yayımlamaya başladı.

Ankara’dan İstanbul’a döndükten sonra editörlük yapmaya başladı. Ekim 2011’de ilk şiir kitabı Kusurlu Bahçe 160. Kilometre Yayınları’nın çıkış kitaplarından biri olarak yayımlandı. Bu kitapla Arkadaş Zekâi Özger İlk Kitap Özel Ödülü’nü kazandı. İkinci kitabı Sokağın Zoru Ocak 2014’te, yine 160. Kilometre Yayınları tarafından yayımlandı. 2015’ten itibaren şiirlerini Duvar dergisinde yayımladı. Birçok gazete, dergi, kültür sanat sitesi ve portalda söyleşiler verdi, soruşturmalar yanıtladı.

Yazı ve şiirleri İngilizce, Farsça ve Fransızcaya tercüme edildi.

2016 yılında, Selin Fişek’le evlendi. İstanbul’da yaşıyor, editörlük yapıyor.

Yazar istatistikleri

  • 14 okur beğendi.
  • 564 okur okudu.
  • 24 okur okuyor.
  • 466 okur okuyacak.