Mehmet Yaşar Kandemir

Mehmet Yaşar Kandemir

YazarÇevirmen
8.9/10
135 Kişi
·
274
Okunma
·
66
Beğeni
·
2.466
Gösterim
Adı:
Mehmet Yaşar Kandemir
Tam adı:
Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir
Unvan:
İlahiyatçı Yazar
Doğum:
İnceçayır, Yozgat, Türkiye, 1939
1939′da Yozgat’ın İnceçayır köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, İmam-Hatip Okulu’nu Yozgat’ta okudu. 1964′te İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nden mezun oldu. Sivas İmam-Hatip Okulu’nda üç yıl öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’ne hadis asistanı oldu (1967). Mevzû Hadisler adlı öğretim üyeliği tezini tamamladı (1970). Aynı yıl Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsü’ne atandı. Burada iki yıl hocalık yaptıktan sonra askere gitti ve yedek subaylığını Edirne’nin Lalapaşa kazasındaki hudut bölüğünde yaptı. Daha sonra İst. Yüksek İslâm Enstitüsü’ne tâyin edildi (1974). İÜ Edebiyat Fakültesi Şark Dilleri Bölümü’nde Kâdî İyâz ve Bugyetü’r-râid fî mâ fî hadîsi Ümmi Zer’ mine’l-fevâid adlı doktorasını tamamladı (1977). 1982 yılında MÜ İlâhiyat Fakültesi’nde yardımcı doçent, 1987′de doçent, 1991′de profesör unvanlarını aldı. 1999′da emekli oldu.

1984 yılından beri Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nde müellif redaktör olarak çalışmaktadır.

2005 yılından beri de Eyüp Sultan Camii’nde, her Pazar öğle namazından bir saat kadar önce Şifâ-i Şerif okumaktadır.
Şunu anladım ki, biz eğer Peygamberimizin hayatını ve sözlerini iyice öğrensek, başımıza hiç bir sıkıntı, hiç kötülük gelmez
Başını kaldır da , kardeşim, gökyüzüne şöye bir bak!
Direksiz duran bu muazzam tavan, büyük bir mimarın eseri olduğunu haykırmıyor mu?
بسم الله الرحمن الرحيم
أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ
'' Şunu iyi bilin ki;
kalpler ancak Allah'ın zikriyle huzur bulur.''
بسم الله الرحمن الرحيم
إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ
''Allah katında en değerliniz, en müttaki ( TAKVA ) olanınızdır.''

Hucurat,13
Kuran-ı Kerim hakkında kapsamlı, ilmi ya da ayrıntılı bir inceleme yapabilecek değilim, sadece belki de Kuran’ı yaşama ve anlama yolunda aynı yolun yolcuları ile hasbihal edip, okuma sürecinde düşündüklerimi paylaşmak niyetim.

Kuran-ı Kerim rehberliğinde yaşamaya başladığı ilk yıllarda; her inanan müslümanın kendince Kuran ayetlerini tefekkür edip notlar aldığı, şahsi Kuran günlüklerinin olduğunu düşünürmüş Münib Engin Noyan. Kuran Günlüğü isimli kitabının satırlarını çizerken kendimce planlar yapmıştım Kuran okumalarım adına. Yaklaşık 10-15 yıl önce…

İtiraf etmem gerekir ki, ben ilk defa Kuran Mealini tam olarak bu yaşımda bitirdim. Okul, sınavlar, iş, evlilik, çocuk, nöbetler, kararlar, pişmanlıklar, yıldönümleri, kutlamalar, hastalıklar, başarılar, hüsranlar, fotoğraflar….Evet kararımdan 15 yıl geçmiş!!!!

VE kendi Kuran Günlüğü’mün ilk sayfasına kocaman harflerle ilk not ettiğim ayet :
ANKEBÛT-64: Bu dünya hayatı bir eğlence ve oyundan başka birşey değildir. Âhiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı!!!

Karar verdim bu Ramazan ayında Kuran mealini bitireceğim diye. Kendi kısıtlı aklımla planlar yaptım. Masamı boşalttım, bembeyaz defterim, en sevdiğim kalemim. Not kağıtlarım. Dünyanın sükut ettiği ve Kuran-ı Kerim’in de OKUMAYI tavsiye ettiği gece saatlerini -sahura kadar- okumaya ayırdım. Kendimce hayaller kurdum ‘’Yürüyen Kuran’’ olma yolunda . Önce ayeti okuyacak, sonra tüm gün tefekkür edip, ameli hayatıma geçirecektim. Sureleri iniş sırasına göre, önce mealini sonra Arapçasını takip ederek okumaya başladım. Arapça kelimelere yakınlığım da vardı biraz. Ama olmadı. Mealdeki açıklamalar zihnimdeki kelimelerin sınırlarını pekiştirdi sanki ve ben Arapça okurken o manevi lezzeti alamadım. Sonrasında hiç bir şey düşünmeden, hiçbir hesabın bu kelamın nurunu perdelemesine izin vermeden teslimiyetle Arapçasını okudum, sonra mealini. Gene eksikti sanki. Olması gereken meal değil de tefsir kuşkusuz…. (Tefsir önerileri olan okurlar paylaşırsa çok sevinirim:)

Mantıken aldığım kararlardan biri de, bilimle ilgili ayet açıklamalarını hızlı geçmekti. Sanki imanla ilgili tüm basamakları aşmışım da geriye uyulacak farz ve kurallar kalmış. Vakit de kısıtlı…. Bilinç altı bu gibi ayetleri kıyasen daha hızlı geçerken bir de baktım ki Kuran’ın büyük kısmı bu sorgulamalar. Gökyüzünü tefekkür etmez misiniz? Ayı? Semayı? Yeryüzünü? Deveyi? Balarısını? Denizlerde yüzen gemileri?? Örümceği??… Ta ki -karadelikle- ilgili ayete kadar. O ayette durdum. Beynim durdu. Hazmetmek için 2 gün hiç elime alamadım. Ve yanlış yapıyorum dedim. Birkaç akşam iftar dönüşünde ayetin ifadesiyle - gökyüzünün süsü olan- yıldızlara ( görebildiğim kadar) ve AY’ a baktım. Sonra alışkanlık oldu AY a bakmak. Namaz kılmak gibi?? Kalbim bile farklı attı yemin ederim. ‘İman edip güzel amel işleyenler’ diye hep peşi sıra zikredilmiş ya ayetlerde. Amelin dereceleri varsa, imanın da dereceleri var ki, imanı artıran da tefekkürse hep eksik okumuşum ben:(

Dün aldatmaca dünyanın medeni yeni tapınakları olan alışveriş merkezinde can havliyle oyalanıp, alışveriş yaparken; küçük fosforlu oyuncak yıldızlar ve ay gördüm rafta çocuklar için..Semanın süsleri yapmacık da olsa zihinlerini süslesinler biraz diye yapıştırdım odalarının tavanına. Bir de teleskop ekledim alınacaklar listeme:)
…..
İlk günlerde inanılmaz huzur…Nebül almış KOAH hastası gibi, soluduğum hava bile açıldı, açıldı… Not üstüne notlar..

Buzdolabına yapıştırdığım ….’’ Ve o gün nimetlerden sorguya çekileceksiniz!’’ Tekasür -8 ayeti…

Sınava hazırlandığım kitaplarımla dolu masamın karşısına astığım…- ‘’ALAK-5 İnsana bilmediklerini öğreten O’dur!’’ ayeti…-

Yatağımın yanındaki duvara yapıştırdığım sabah akşam göreceğim- ‘’ Eyvah’’ der…Keşke bu hayat için bir hazırlık yapsaydım!’’ Fecr-24 ayeti…-

Sonra fark ettim ki ne çok tekrar. Geçmiş kavimlerin akıbeti ve kıssası o kadar çok tekrar ediliyor ki.. Neredeyse her surede hatta benzer ayetlerle. En çok zikredileni de FİRAVUNN!!! Sonra korktum aynı kelamı ezber eden, ‘’Benim kim olduğumu biliyor musun?’’ zikrini tekrar edip, gönlünde ilahlığını ilan etmiş ahirzaman firavunlarından. ‘’ BANA bütün servetim benim bilgim sayesinde verildi! ’’ deyip de BİR verenin olduğunu kabul ederken enaniyet putuyla kafirlerden yazılan KARUN’ un kıssasını okurken, ‘’benim sayemde’’ diye bağıran nefsimden korktum…

Sonra gönlüme su serpildi, ferahladım. Çok tekrarlardan biri de Ahiret terazisinde kimseye zerre haksızlığın yapılmayacağı idi. Hardal tanesi diyor ya …Merak ettim baktım google görsellerden hardal tanesine. Zerre şer zerre iyiliğin karşılığının verileceği sözünden daha büyük söz var mı ki insanlık için?? Sadece bu vaad bile benim ruhuma yetti ahiret inancı için. Ve tekrarlıyor defalarca ’’ sinelerinizde saklı olanı BİLİR’’ diye. Etrafındaki insancıklara feryat figan derdini anlatamazken, gönlündekini, dile dökülmeden bilen…Ne güzel yakınlık Rabbim…

Bir de ahiret sahneleri!!! Eyvahhh diyen hüsran ehli. Nasıl bir tasvir o pişmanlık anını. Tüm cezalardan evladır bence o anki hissiyat. Ceza tasvirinden öte pişmanlık ifadelerinde kaldım, cehenneme geçemedim desem??

Bir de sevinenler güruhu.. Defteri sağdan verilenler.. Allah’ ın selamının gönderildiği.. Esenlik ehli…Ve ne de çok geçiyor altından ırmaklar akan cennet tasvirleri…

Namazın ardından zekat … Namaz devamında zekat..namaz zekat , namaz zekat…Ben zekatı ne kadar küçük görmüşüm ki? Ayette bile peş peşe ve her surede.
Ve sadece namaz değil.. DOSDOĞRU namaz kılanlar … namazını DOSDOĞRU eda edenler… kıldığı namazdan habersizler???..

Sabırda ve merhamette yarışanlar…

Çokça şükredip çokça sabredenlere açılacak olan Kuran’ın hikmetleri??..

Ne çok zulüm kelimesi…Farklı anlamları da var muhtemel?? Kula zulüm, yaratılana zulüm, hakikatlere zulüm??

Veeeee … Sahih mi bilmiyorum bir hadisinde Efendimiz (sav) diyor ya ‘’ Herşeyin bir arusu (süsü) vardır, Kuran’ın süsü de Rahman Suresidir . ’’ İşte gönlümün Suresi de Rahman Suresi galiba..:)
‘’Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edersiniz??’’ hitabıyla nimetleri düşünürken kaybolursunuz başka alemlerde o güzelim okunuşuyla… Ben dinlerken bile heyecanlanıyorum bu kadar nimetlerin muhatabı olarak...

Ama sonra… Asrın salgını, tedavisi zor ülfet hastalığı geldi yapıştı algılarıma. Oyun ve aldatmaca olan dünya peşimde dört nala. Malum mantıken bu Ramazanda bitirmem lazım MEALİ… Ayetler sadece okuma düzeyine indi dünyamda…Seneler içinde inen Kuran-ı Kerim’i bir ayda anlamaya çalışma ukalalığında deryada boğuldum :( Bu sefer yeni kararlar aldım. Yavaş yavaş, sindire sindire -ama devamlı- Kuran Tefsiri okumaya…Bir on beş yıl daha geçmez inşallah.

Bitirirken belki de Kuran-ı Kerim’in indiği Kadir gecesidir bu gece ve duam kabul olur. Efendimizin (sav) duasıyla bitirsem; ‘’ RABBİM Kuran’ı kalbimizin baharı eyle’’…

AMİN..
"İslam dini, uçsuz bucaksız bir eczane gibidir. O eczanelerin raflarında dizi dizi gönül ilaçları vardır. Rabbimizin sözleri, Peygamberimizin sözleri, hareketleri yaşayışı...
O en büyük gönül doktorunum talebeleri olan sahabilerin hayatı, bizim istediğimiz ilaçlarla doludur.
Hele Efendimizin hayatı, aranılan her ilacın bulunduğu hususi bir dolaptır."

Aslında bu alıntı kitabın tüm güzelliğini, doğru ve tam manasıyla anlatmış..
Kıymetli Dostlar Es-Selam…
Son günlerde en çok tartışılagelen bir konu, Hadis…
Gerçekten sadece Kur’an bize yeterli midir veya Hadise ihtiyaç var mıdır sorularıyla sık sık karşılaşıyoruz.
Bu bağlamda öncelikle Hadis ilmi nedir kısaca bahsetmek istiyorum;

Müslüman olmak;
Hepimizin idrak ettiği gibi Allah'ın (c.c.) varlığına, birliğine
ve Muhammed’in (s.a.v.) Allah (c.c.) tarafından gönderilmiş
son peygamber olduğuna inanmak demektir.
Peygamber Efendimizin Allah’ın (c.c.) seçtiği bir elçi olduğuna iman eden kişi, hayatının her alanında O’nu kendine rehber kabul etmiş sayılır. Onu rehber edinen her Müslüman, inanç esaslarını, ibadetlerdeki kural ve ölçüleri, insanlarla ilişkilerinde dikkat etmesi gereken ilkeleri Resul-i Ekrem’den öğrenmelidir. Kendi hayat tarzını, Peygamberimizden (s.a.v.) öğrendikleri ile şekillendirmelidir.

İlmi-hal ,akidevi kitaplarına baktığımızda genel anlamda şu ibareler mevcuttur;
Bir Müslüman, hayatını Peygamberimizin (s.a.v.) öğretileri ile şekillendirdiği ölçüde iyi bir Müslüman olur.
Bu nedenle kadın, erkek her Müslümanın Peygamber Efendimizi yakından tanıması, doğru anlaması; Allah’ın (c.c.) istediği gibi bir kul olması ve Allah’ı (c.c.) hoşnut
edecek bir hayat sürdürebilmesi bakımından olmazsa olmaz bir öneme sahiptir.
Hadis ilmi, tam da bu noktada yani Müslüman kimlik ve kişiliğinin oluşmasında ve korunmasında yapıcı bir görev üstlenir. Çünkü hadis ilmi, Peygamber Efendimizi tanımak ve
anlamak ile ilgilenen bir ilim dalıdır. Peygamber Efendimizin sözleri, tutum ve davranışları,güzel ahlakı hadis ilminin başlıca konusudur.
Hadisleri öğrendikçe Peygamberimizi (s.a.v.) daha yakından tanımaya başlarız. İnanç esasları ile ilgili bize neler anlattığını bilir, ahiret hayatını ondan öğreniriz. Onun nasıl ibadet
ettiğini, nasıl dua ettiğini, neleri sevip nelere kızdığını öğrenmiş oluruz. Nasıl bir baba olduğunu,nasıl bir eş olduğunu, nasıl bir öğretmen olduğunu, nasıl bir devlet adamı olduğunu kavrar, onu daha yakından tanımış oluruz.
Resulullah Efendimizi tanıdıkça sever, sevdikçe onun yaşadığı gibi yaşamaya başlarız. Onun gibi inanır, onun ibadet ettiği gibi ibadet eder,onun güzel ahlakına benzeyen güzellikte bir ahlaka sahip olmak isteriz.
Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:
“Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çokça anan kimseler için, Allah’ın elçisinde size güzel bir örnek vardır.” Ahzab,21
Peygamber Efendimiz de:
“Ben ahlaki güzellikleri tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur.
Muvatta, Husnu’l- Hulk,8
Hadis ilmi, bu içeriğiyle hayatlarında Peygamber Efendimizi örnek almak isteyenler için Allah’ın (c.c.) Resulü ile ilgili doğru bilgi vermeyi amaçlar.
Bunun için de onun hikmetli sözlerini ve yaşama biçimini tespit eder. Elde edilen bilgileri konularına göre sınıflandırır ve hadis kaynaklarında bir araya getirir.
Böylece Peygamberimizi (s.a.v.) tanımak ve anlamak isteyenler bu kaynaklara başvurmak suretiyle gerekli bilgilere kolayca ulaşırlar.
Mesela hadis kitaplarının namaz bölümlerine başvuranlar, Peygamberimizin (s.a.v.) nasıl namaz kıldığını bütün incelikleriyle öğrenebilirler. Ya da hadis kitaplarının tefsir bölümlerini okuyanlar, Peygamber Efendimizin Kur'an-ı Kerim ayetlerini nasıl yorumladığına dair birçok bilgi edinebilirler.
Yahut hadis kaynaklarının edep bölümlerini inceleyenler, Resulullah’ın üstün ahlakının değişik yönlerine dair pek çok bilgiye ulaşırlar.
Kısaca Hadis ilmi, Peygamber Efendimizi tanımayı
ve anlamayı amaçlayan bir ilimdir.

Hadis ilmi, insan düşüncesini ve hayatını hurafelerden arındırmayı sağlar. Bir İslam âlimi,hadis olmayan sözleri belirlemeye çalışırken sadece dinî bir görev yerine getirmiş olmaz,aynı zamanda insanî ve ahlaki bir sorumluluk da üstlenmiş olur. Çünkü bu çalışmasıyla, sağlıklı düşünmenin yollarını açar, batıl inançları ve uygulamaları hayattan temizlemiş olur.

Hadis ilmi, Peygamber Efendimizle ilgili doğru bilgileri tespit etmeyi amaçlayan bir ilim dalı olduğu için, onun sözlerine ve davranışlarına dair bilgileri aktarırken dikkat edilmesi
gereken kuralları da belirlemiştir. Bu kurallar Peygamber Efendimizi görerek ona iman etmiş ilk Müslüman nesil olan Sahabe-i Kirâm tarafından belirlenmeye başlamıştır. Böylece henüz Peygamber Efendimiz hayatta iken onun sözleri, davranışları ve güzel ahlakı Müslümanlar arasında kurallı ve dikkatli bir biçimde, büyük bir titizlikle anlatılmaya başlanmış, her kuşaktan Müslümanlar bu yöntemleri muhafaza edip geliştirmeye gayret etmişlerdir.
Dolayısıyla Peygamberimizle (s.a.v.) ilgili bilgi aktarma yöntem ve kuralları da Sahabe Dönemi'nden itibaren hadis ilminin konuları arasında yerini almaya başlamıştır.
Demem o ki İslamî ilimlerde bilginin başlıca iki kaynağı vardır:
Kur'an-ı Kerim ve sünnettir.
Hadis ilmi, diğer İslamî
ilimler için kaynak olma özelliği taşıdığı gibi yöntem
bakımından da diğer İslamî ilimler üzerinde etkili
olmuştur.

Peki niçin Peygamber Efendimiz SAV ‘ e ihtiyaç duyulmuştur , niçin böyle ilim ilim hasıl olmuştur?
Değerli Dostlar;
Allah (c.c.), kullarına doğru yolu göstersinler,hak yoldan sapmışlara yeniden kılavuzluk etsinler ve onları uyarsınlar diye daima peygamberler göndermiştir.
Bu peygamberlerden bir kısmının adları Kur'an-ı Kerim’de anılmıştır. Peygamberlerin bazılarına vahiy yoluyla kitaplar verilmiş, bazıları ise daha önceki peygamberlere gönderilmiş
olan kitaplarla amel etmişlerdir.
Kur'an-ı Kerim’de Peygamber Efendimize çok önemli bir yer verildiği görülmektedir. Yüce kitabımızın yüzlerce ayeti bize onu anlatır ve tanıtır. Allah Teâlâ bütün peygamberlerine kendi adları ile hitap ederken, sadece Efendimize “Ey Resul”, “Ey Nebî” diye hitap eder. İslam âlimlerinden bir kısmı bu özel hitabı, Efendimizin diğer peygamberlere olan üstünlüğüne delil sayarlar ve onlara göre bu durum peygamberler arasında bir derece farkının bulunduğunu da gösterir. Şimdi Kur'an-ı Kerim’in Resul-i Ekrem’i bize tanıtırken dikkatimizi çektiği ayetlerden sadece bir bölümünün anlamlarını vererek konuyu kavramaya ve anlamaya çalışacağız:
Allah'ın (c.c.) Resulü bir beşerdir, fakat vahiy alan ve aldığı vahyi insanlara ulaştıran bir beşerdir.
“De ki: “Ben de sizin gibi bir insanım. Ancak bana sizin ilâhınızın tek bir ilâh olduğu
vahyedilmektedir.”Kehf,110
“Muhammed yalnızca bir peygamberdir. Ondan önce de pek çok peygamber
gelip geçmiştir.”Al-i İmran ,144
Sadece birkaçına işaret ettiğimiz Kur’an ayetleri Peygamber Efendimizin (s.a.v.) konumunu belirleyici niteliktedir.

Müminlerin Allah'a (c.c.) ve Resulullah'a karşı görevleri ise şöyle ifade edilir:
“Biz seni bir şahit,bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik;Allah'a ve Resulüne iman edesiniz, ona destek olasınız, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah'ı tesbih edesiniz diye.”Fetih,8-9

Peygambere itaatin, aynı zamanda Allah'a (c.c.) itaat anlamına geldiği şu ayette vurgulanmıştır:
“Peygambere itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. İtaat etmeyenlere ise aldırma. Çünkü biz seni onların üzerine bekçi göndermedik.”Nisa,80

Bütün bu ayetlerde dikkat çeken husus, Allah Teâlâ’nın kendisine itaatle Resulüne itaati bir arada anmış olması, Peygambere itaatin Allah'a (c.c.) itaat sayılacağını açıkça beyan etmesidir.
Allah Resulünün Veda Hutbesinde de ifade ettiği gibi Sünnet, Kur’an’ın yanında dinin ikinci ana kaynağını teşkil eder. Bu hüküm, Kur’an’ın ilgili ayetleri ve Peygamberimizin (s.a.v.) kendi sünneti ile ilgili beyanları ışığında, bütün İslam mezheplerinin görüşüdür. Konuyla ilgili Kur'an-ı Kerim'de geçen pek çok ayetten sadece bir misal vermek istiyorum;
"...Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah'ın azabı çetindir."Haşr,7

Sonuç olarak;
Kur’an’ın birçok ayeti muhkemdir, yani hükmü açıktır. Hz. Peygamberin sünnet ve hadislerinin de büyük çoğunluğu bu hükümlere tamamen uygun olup onları teyit eder. Birtakım ayetler ise mücmel, yani anlamı kapalı ve açıklanmaya muhtaçtır. Bu tür ayetleri açıklama görevi de Resul-i Ekrem’e aittir. Namaz emri bunun en açık örneğidir. Kur’an’da namaz birçok ayette emredilir ancak nasıl kılınacağı, kaç rekât kılınacağı, vakitleri, namazda kıraat gibi konular Kur’an’da yer almaz. Namazın kılınışını açıklayan hadisler sayesinde namaz ibadeti yerine getirilir. Zekât da böyledir; hangi maldan ne miktarda zekât alınacağı tamamen Peygamberimizin (s.a.v.) açıklamalarıyla bilinir. Çünkü ayette açıkça vurgulandığı gibi Resulullah müminler için tam bir örnektir:
“Andolsun, Allah'ın Resülünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”Ahzab,21

Bu bağlamda demem o ki Hadisi Kur’an’dan ayrı tutarak, dışlayarak Kur’an bize yeter iddiası ilgili örnekler ışığında tutarsızdır ve asla Hadisler devre dışı bırakılamaz.

Bu bakımdan Hadis Usulü ve Arapçaya vakıf olmadan ,islami ilimler anlamında Usul olmadan esas olmaz prensibini uygulamadan lütfen kendi şahsi görüşümüze göre değerlendirmelerde bulunmayalım.
Muhammed İKBAL der ki;
‘’Dini konuda her kim bu bana göre böyledir diye delilsiz konuşursa asla ciddiye almayın’’ sözünü şiar edinelim.
Son zamanlarda bahsi geçen İsra-Miraç ruh ile mi oldu bedenle mi,Mehdi geldi mi gelmedi mi, Kabir Azabı var mı yok mu gibi soruların peşinden gitmek yerine;
Değerli bir hocamızın ifade ettiği gibi bizlere düşen görev;
Kitle iletişim araçlarının kullanımının her geçen gün arttığı bir dönemde, din ve irşat dili, anlam ve zarafet boyutuyla daha önemli hale gelmiştir. Din adına sorumsuzca sarf edilen kaba ve gelişigüzel söylemler dine dair farkındalığı örselemektedir. Bu açıdan, dinî konularda konuşan herkesin, sahih kaynaklara dayalı bilginin yanında yapıcı, birleştirici ve kucaklayıcı bir söylemi de kuşanması gerekir. Aksi takdirde, müspet hiçbir dinî içerik arz etmeyen, tekelci, yargılayıcı ve baskılayıcı bir üslubun Müslümanlardan ziyade İslâm’a mâl edilen bir anlayışı beslediği dikkat çekmektedir. Bu itibarla, nebevi metodu ilke edinerek aklıselim ve kalbiselime uygun, güzel ahlak merkezli, yalın, saygın, hassas ve bütüncül bir üslup, dinin insanlarla doğrudan buluşmasında oldukça önem arz etmektedir. Bunun için de İslâm’ın yüce hakikatlerinin tutum, tavır ve eylem olarak aktarılmasında sorumluluk sahibi herkese büyük görevler düşmektedir.
Ve hamiş,
Kur’ansız sünnet olmadığı gibi, Sünnetsiz Kur’an olmaz.
Mani hükmün olmadığı yerde, amir hüküm aranmaz.
Allaha emanet olunuz…
Es-Selam...!
İFAV tarafından iki cilt halinde çıkarılan Ayet ve Hadislerle Açıklamalı Kur'an'ı Kerim mealinin tek cilde indirilmiş hali..
Bahsettiğim iki ciltlik mealde hemen hemen her ayetin dipnotunda, o ayetle ilgili bağlantılı başka ayetlere geniş bir şekilde yer verilmişken, bu mealde maalesef kısıtlı bir şekilde ayet ve hadislere yer verilmiş.
Bu yüzden 2 ciltlik meali tavsiye ediyorum:))
Türedi meallerin fazla olduğu şu ortamda ise çok güzel bir çalışma ortaya çıkmış, ayetlerin açıklaması anlaşılır ve paylaşılan hadislerin hepsinin kaynağı sahih bir şekilde yazılmış.
Bu kapsamda bugünlerde yeni farklı bir meal almak istiyorum diyenlere tavsiye ediyorum.
Bir de İFAV ( Marmara İlahiyat ) Yayınları gerçekten kaliteli bu noktada..
Çalışmalarını büyük bir zevkle takip ediyorum.
Rabbim ruhumuzu Kur'an ayetleri ile diriltsin her daim..
Keyifli Okumalar.
Hepimizin bildiği gibi piyasada pek çok meal çalışması yapılmaktadır.
Her bir mealin üstün özellikleri olduğu gibi, kaçınılmaz olarak eksiklikler de olabilmektedir.
En büyük eksikliklerin başında da mealin yanında destekleyici hadis-i şerifler ihmal edilmektedir.
İşte bu noktada Ayet ve Hadislerle Açıklamalı Kur'an meali geniş bir çerçevede;
hem ayetleri ,ilgili ayetler bağlamında açıklamış, hem de hadis-i şeriflere kaynaklarıyla birlikte yer vermiştir.
Özellikle İlahiyat-İslami İlimler veya hadislerle açıklamalı meal konusunda güzel bir çalışma okumak istiyorum diyenlere şiddetle tavsiye edilir.
Yalnız bu çalışmanın tek cilt şeklinde basımı da var ama siz iki ciltlik çalışmayı tercih edin:))
Selametle..
Eşimin hediyesi olan, bu ,hadislerle destekli meal çalışmasıyla geçen yıl tanıştım .Kursumuz da öğrencilerimle birlikte, ek öğretim programında 2 cildi de okuyup inceledik.Kur'an ayetlerini anlamada hadislere müracaat etmek isteyenlerin faydalanabilecekleri bir eser.Ayetlerin hadislerle yorumunu öğrenmek isteyenler için çok kıymetli bir çalışma olmuş.Eserde Kur'an ayetleri :akıcı, sade anlaşılır bir üslupla; kısa ve öz bir biçimde açıklanmıştır .
Sohbet tarzında güzel akıcı bir kitap sıkılmadan okunacak niteliklere sahip
Hocamıza Allah sağlık afiyet versin daha nice eserlerini okumayı nasip etsin inşallah
Peygamberimizin hayatına dair 101 tane hadisi derlemiş yazar. Çok da güzel olmuş. Her bir hadis birkaç sayfalık. Ve birbirinden güzel hadisler ele alınmış kitapta. Sevdiğim bir başka yönü ise kaynakçasını eksiksiz bir şekilde vermiş yazar ve sağlam hadislerden oluşturulmuş kitap. Herkese tavsiye eder keyifli okumalar dilerim...
Elhamdülillah bitti Bir kitap ancak bu kadar zarif, naif hissettirebilirdi. Müslümanlığın temellerini imani, ahlaki boyutta ele alıp her konuya o kadar güzel açıklama getirilmiş ki.. İman esaslarından, ilmihal bilgilerine, ahlaki değerlerimizden, Efendimizin dualarına kadar ele alınmış konular, geniş bir yelpazesi var yani. Demem o ki , mutlaka ama mutlaka okuyun ,kalınlığı göz korkutmasın sayfaların nasıl ilerlediğini anlamayacaksınız bile. Acizane tavsiyemdir efenim :)
" Allahı Arayan Çocuk " Dinim Serisi adı altında büyük bir özenle hazırlanan ve ilköğretim çağındaki çocuklarımıza Allah'ı ,Peygamberimizi ve
dinimizi öğretmeyi - sevdirmeyi amaç edinilerek hazırlanan bir kitaplardan bir tanesi olup,tavsiye eder,iyi okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Yaşar Kandemir
Tam adı:
Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir
Unvan:
İlahiyatçı Yazar
Doğum:
İnceçayır, Yozgat, Türkiye, 1939
1939′da Yozgat’ın İnceçayır köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, İmam-Hatip Okulu’nu Yozgat’ta okudu. 1964′te İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nden mezun oldu. Sivas İmam-Hatip Okulu’nda üç yıl öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’ne hadis asistanı oldu (1967). Mevzû Hadisler adlı öğretim üyeliği tezini tamamladı (1970). Aynı yıl Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsü’ne atandı. Burada iki yıl hocalık yaptıktan sonra askere gitti ve yedek subaylığını Edirne’nin Lalapaşa kazasındaki hudut bölüğünde yaptı. Daha sonra İst. Yüksek İslâm Enstitüsü’ne tâyin edildi (1974). İÜ Edebiyat Fakültesi Şark Dilleri Bölümü’nde Kâdî İyâz ve Bugyetü’r-râid fî mâ fî hadîsi Ümmi Zer’ mine’l-fevâid adlı doktorasını tamamladı (1977). 1982 yılında MÜ İlâhiyat Fakültesi’nde yardımcı doçent, 1987′de doçent, 1991′de profesör unvanlarını aldı. 1999′da emekli oldu.

1984 yılından beri Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nde müellif redaktör olarak çalışmaktadır.

2005 yılından beri de Eyüp Sultan Camii’nde, her Pazar öğle namazından bir saat kadar önce Şifâ-i Şerif okumaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 66 okur beğendi.
  • 274 okur okudu.
  • 39 okur okuyor.
  • 225 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları