Mehmet Zaman Saçlıoğlu

Mehmet Zaman Saçlıoğlu

YazarDerleyen
8.3/10
21 Kişi
·
47
Okunma
·
2
Beğeni
·
1.107
Gösterim
Adı:
Mehmet Zaman Saçlıoğlu
Unvan:
Türk Öykücü ve Şair
Doğum:
Bursa, 23 Şubat 1955
Rükzan Hanım ile Anayasa Mahkemesi üyesi Nahit Saçlıoğlu’nun oğlu. 23 Şubat 1955′te Bursa’da doğdu. Mimar Kemal İlkokulu, TED Ankara Koleji ve Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Tekstil Sanatları Bölümünü bitirdi. 1977-81 Ege Üniversitesi’nde asistanlık, 1981’den sonra M.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptı. 1996’da profesör oldu. Belçika’da (Royal Academy of Gent) ve Avustralya’da (Wollongong University) kısa sürelerle konuk öğretim üyeliğinde bulundu. İlk şiir kitabı Günden Önce Yazko yayınlarından çıktı (1985). Yazko, Türk Dili, Düşün, Broy, Varlık, Türk Dili Dergisi, Gösteri, Milliyet Sanat, Atika, Yaşasın Edebiyat, Adam Öykü, Sıcak Nal, Eşik Cini, Dünyanın Öyküsü, Notos, Dünden Bugünden Edebiyat gibi dergilerde şiirleriyle, öyküleriyle ve yazılarıyla göründü. Yedi öyküden oluşan dosyasıyla 1993’te Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü, yayımlanmamış öykü dalında Vüs’at O Bener’le paylaştı. Bu öykülerin de içinde bulunduğu Yaz Evi adlı kitabıyla (1994) Sait Faik Hikaye Armağanı’na layık görüldü. Topaç adlı öyküsüyle Haldun Taner Öykü Ödülü’nde 1. oldu (1998). 2007 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden emekli oldu. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesi, Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü başkanlığını sürdürmektedir.

Evlidir, bir kızı (Ekin Saçlıoğlu) vardır.
-Yemek yapıp bulaşık yıkamayı sever, ütüden nefret ederim , çocuklarımı yetiştirirken hem kendime hem çocuklarıma ütü istemeyen giysiler aldım, hiçbir zaman aşırı titizlik göstermem gösterenlerden de rahatsız olurum, hergün evde toz almaya kalkarsanız, hiçbir iş yapamazsınız.
- Çok para kazanmalıyım diye bir derdim hiç olmadı, maddi hayallerimi büyütmedim, bunda babamın yaşadıklarının, son yıllarında yaşadıklarımızın etkisi olmuştur diyebilirim, o sıkıntılar bize azla yetinmeyi ve mutluluğun maddi varlıktan başka yerlerde olabileceğini öğretti, sürekli borçlu yaşadım çünkü herşeyi taksitle alırdım, bu bile mutluluktu benim için.
- Geri kalmış ülkelerin basit ama o ölçüde öldürücü hastalıkları var, bunların ilaçlarını araştırmak pek karlı olmuyor,ayrıca başka şeylerde oluyor , örneğin kolesterol seviyesinin normali diyelim ki 240 'tı, Amerika bu seviyeyi daha da aşağıya çekip üst sınırı 200 'e indirdi, böylece 200-240 arasındaki değere sahip milyonlarca kişiye kolesterol ilaçlarını satmak mümkün olabilecek, aynı şey hipertansiyon değerleri ile de yapılmak isteniyor.İlaç firmalarının karlarının bir bölümünü hekimlere havlu , çanta vb. türü armağanlar vereceğine Sosyal Sorumluluk Projelerine yönlendirmeleri gerekmez mi? ÇYDD olarak Çağdaş Eğitim adlı güzel bir kitap derlemiştik 4-5 baskı yaptı, Roche firması güzel bir anlayışla bu kitabı 20 bin kadar basıp tüm sağlık ocaklarına promosyon olarak dağıttı, ne yazık ki ilk ve son oldu bu destek.
-Evlendikten 1 yıl sonra ilk oğlum 2 yıl sonrada ikinci oğlum doğdu ve her iki doğum öncesinde tüberküloza yakalandım, ikincisinde kemik tüberkülozu teşhisi koyuldu ve tedavi için bacağımdan bir kemik alınıp bel kemiğime eklenmesi gerektiği ortaya çıktı.Bütün bunların olup bitmesi benim 13 ay yüzükoyun yatmam demekti-ameliyat sonrasında da 2 yıl daha çelik korseyle dolaştım. Korseyi giyer giymez herkesin karşı çıkmasına rağmen okula devam etmem gerekir diye karar aldım, dahası ihtisas yapmayı, doktorluk yapmayı istedim.Bu hastalıkların bile hastalara nasıl davranacağım hususunda getirmiş olduğu olumlu yönleri var; hastalara kötü davranan hekimleri gördüğümde benim de içimden " şu adam bir hasta olsa da acının, sıkıntının, hastalığın insan üzerinde yaptığı psikolojik etkin ne olduğunu anlasa" dediğim olur.
Karaciğer metastazı süpriz oldu benim için kuşkusuz. Kanser tanısını alınca herkes üzülür tabi ki. Kimi ağlar, farklı tepkiler gösterir,kimi içine kapanır,kimi tersine saldırganlaşır. Kolay değil insanın böyle kötü bir hastalıkla yüzleşmesi. Ben korkmadım,hiç de ağlamadım. Zaten ağladığımı hiç anımsamıyorum. Fakat çok kızdım. Yarabbim dedim, sen artık ayıp ediyorsun. ...
Kimi, kendi içine doğru yapar yolculuğunu, dünyayı keşfeder, kimi dünyaya yaptığı yolculukta kendisini bulabilir, bazen de yitirir. Ben ise nereye gideceğimi bilmiyordum. Bulunduğum yerden uzaklaştıkça kendime yaklaşacakmışım gibi geliyordu yalnızca.
- Bence hemşireler doktorlardan çok önce gelir, hemşireler gerçekten sağlık sisteminin en önemli taşlarından biridir, hastayla ilgili aklınıza ne gelirse hep hemşireler yapar bu yüzden de hekime eşit bir parçası olacakken yıllar boyu " yardımcı" , "doktorun emirlerini uygulayıcı" konumda kaldıklarını görerek bunun da savaşını vermeye çalıştım..
- Yıllar önce cüzzam taramaları sırasında Anadolu'da cüzzam hastalarının perişan durumda olan çocuklarını okutmaya, onlara okul, burs bulmaya çalışıyordum, bu insanların çoğu Kürt kökenli, kırsal alan kökenliydiler. O zaman bazı insanlar bana, "Hoca Hanım, bu çocukları neden okutuyorsunuz, bunlar büyüyüp bize silah çekecekler." derlerdi "Hayır , onlar okuyup öğretmen olacak , doktor olacak, bu bölgelere hizmet götürecek, bu insanları aydınlatacak, asıl okumadıkları, bilmedikleri için terörist oluyorlar" diye yanıtlar, bu ön yargılara üzülürdüm..
- Yirmi iki ile otuz yaş arasındaki 8 yıl benim için toplumsal değişimlerin bir okulu olduğu gibi, tıbbi açıdan da deneyim kazandığım yıllar oldu, o dönemde köydeki hastalara doktor olarak eşimle birlikte yardımcı olurken, okuyup yazmamış ama akıllı, fikirli, otodidakt bir sürü değerli insan tanıdım, daha önce kendi ailemde edinmiş olduğum yargıların bir kısmı değişti, köylü diye ortak bir kavramla tanıtılan insanların da ne kadar değerli, önemli olduğunu, aralarında okumuş olsalar kimbilir ne önemli işler yapacak ne değerlerin bulunduğunu gördüm, böylelikle eşitlik kavramım değişti, o insanların da benimle eşit olduklarını anladım, çok şey öğrendim.
Öğrencilerimize burs vermek için " Deniz Yıldızı " projesini yaparken bir öyküden etkilenmiştik: "Bir adam sahilde yürüyormuş, denizin kıyısında başka bir adamın eğilip yerden birşey alarak denize doğru fırlattığını, bunu defalarca yaptığını görmüş. Adama yaklaşıp ne yaptığunu sorduğunda, adam, " Karaya vurmuş yıldızları ölmesinler diye denize atıyorum" demiş. Öbür adam, "İyi de milyonlarca yıldız var burada, ne farkedecek " deyince, yıldızları kurtarmaya çalışan adam yere eğilip bir yıldız almış, denize fırlatmış, "Bakın, onun için farketti, " demiş..
Her akşam annem ile okumak için kitaplar belirledik ve bu kitap ilk elimize geçen kitap oldu, heyecan ve merak ile okumaya başladık Türkan Saylan tanımaya hazırız
146 syf.
·26 günde·9/10
Kitapta sevimli bir hüzün hali var. Hayata dair pek çok ayrıntıya dikkat çekilmiş. Bütün öyküler insanı çok üzmeyen bir hüzne sokuyor. Yazarın dili sade ve akıcı.
258 syf.
·Beğendi·9/10
Darbe döneminde yaşan bir aileyi anlatan anlatırken duygulandıran ve düşündüren harika bir kitap. Herkese tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Zaman Saçlıoğlu
Unvan:
Türk Öykücü ve Şair
Doğum:
Bursa, 23 Şubat 1955
Rükzan Hanım ile Anayasa Mahkemesi üyesi Nahit Saçlıoğlu’nun oğlu. 23 Şubat 1955′te Bursa’da doğdu. Mimar Kemal İlkokulu, TED Ankara Koleji ve Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Tekstil Sanatları Bölümünü bitirdi. 1977-81 Ege Üniversitesi’nde asistanlık, 1981’den sonra M.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptı. 1996’da profesör oldu. Belçika’da (Royal Academy of Gent) ve Avustralya’da (Wollongong University) kısa sürelerle konuk öğretim üyeliğinde bulundu. İlk şiir kitabı Günden Önce Yazko yayınlarından çıktı (1985). Yazko, Türk Dili, Düşün, Broy, Varlık, Türk Dili Dergisi, Gösteri, Milliyet Sanat, Atika, Yaşasın Edebiyat, Adam Öykü, Sıcak Nal, Eşik Cini, Dünyanın Öyküsü, Notos, Dünden Bugünden Edebiyat gibi dergilerde şiirleriyle, öyküleriyle ve yazılarıyla göründü. Yedi öyküden oluşan dosyasıyla 1993’te Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü, yayımlanmamış öykü dalında Vüs’at O Bener’le paylaştı. Bu öykülerin de içinde bulunduğu Yaz Evi adlı kitabıyla (1994) Sait Faik Hikaye Armağanı’na layık görüldü. Topaç adlı öyküsüyle Haldun Taner Öykü Ödülü’nde 1. oldu (1998). 2007 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden emekli oldu. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesi, Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü başkanlığını sürdürmektedir.

Evlidir, bir kızı (Ekin Saçlıoğlu) vardır.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 47 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 35 okur okuyacak.