Melek Özlem Sezer

Melek Özlem Sezer

Yazar
8.2/10
78 Kişi
·
197
Okunma
·
6
Beğeni
·
1179
Gösterim
Adı:
Melek Özlem Sezer
Unvan:
Yazar
Melek Özlem Sezer, Hacettepe üniversitesi Ekonomi Bölümü’nü bitirdi. Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı ve “Masallarda Toplumsal Cinsiyet” konulu bir tez hazırladı. Milliyet Çocuk (Miço) dergisinde köşe yazarlığı yaptı. TRT Ankara Radyosu için Büyüklere Masallar (2005) ve Masal Masal Makara (2006) bölümlerini hazırlayıp sundu. Masal Kutusu adlı program için metin yazarlığı ve seslendirme yaptı. Yetişkin edebiyatında şiir, öykü, masal; çocuk yazınında ise şiir, masal, roman, eleştiri, tiyatro, ayrıca senaryo alanlarında çalışmaları var.
...varmış kızın yamacına demiş ki:
– Kız bana varın mı?
....
Kız da bir oh çekmiş, bir sevinmiş, demiş ki:
– Aldım ülennn seni!
Tecavüz, tecavüzcünün namussuzluğuyken, ona mağdurun namusunun lekelenmesi gibi akıldışı bir tanımlama yapmanın; hiç de öyle ilkel ahlak anlayışı gibi basit bir şeyde esas kaynağını açıklamayacağını... Tecavüz korkusunun kadınları dışsal alana açılmakta, sosyal ya da politik direnişte engellediğini; böylece kontrol altında tutulmalarını ve bir erkeğe muhtaçlık duymalarını sağlayan bir işlevi olduğunu... Tecavüzün düpedüz bir politik bir aygıt olarak kullanıldığını...
Bir evliliğin başlaması için pek çok iyi ya da kötü neden olabilir. Ama hiçbiri, tecavüz kadar tuhaf bir başlangıç yaratamaz. Hele kız çocuğunun genital bölgesini, mikroplardan korumak işlevinde olan bir zarın kaybının, bir insanın yaşamını değiştirmesi kadar akıldışı bir şeye zor rastlanır. Bu, evine girerken camı kıran hırsıza evin tapusunu vermek ve gönüllü hizmetçisi olmayı teklif etmek kadar mantığın iflasına işaret eder. Evlilik öncesi taraflar birbirini araştırır ve kötü bir özellik göründüğünde de bu evlilikten vazgeçer. Peki birinin tecavüzcü olduğunu bile bile evlenmenin amacı nedir? Bir barbarın tecavüzlerine evlilik içinde rahat rahat devam etmesi mi?
Tahir Zühre’ye dedi ki:
– Ey benim Zühre’m, eğer ben dünyada senden başka yar seversem muradıma ermeyeyim; sen de başkasına gönül verirsen, Tanrıdan dilerim ki, o mutluluk seni perişan etsin!
Ki sorgulandığında, masalların çocukken bize verdiği iletilerin yetişkin yaşamımızdaki bitmek tükenmek bilmeyen aksiliklerde, bir türlü hayata geçiremediğimiz kararlarda şaşırtıcı boyutlarda etkisi olduğu ortaya çıkar.
232 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
"Gerçekten daha gerçek olan bir şey var mıdır?
Evet, vardır: Masal."
Níkos Kazancakis.



Masalı bir hayal disiplini olarak tanımlıyor Melek Özlem Sezer. Hayallerin yaratılmasına neden olan gereksinimleri iyi yakalar ve onları arzuları ustaca tatmin edecek estetik bir formda örgütler diyor. Masalların alt metinlerindeki mesajları görebilmek, çocuk aklımızla bunları anlayamadığımız ama sürekli dinleye dinleye içselleştirdiğimiz, daha neyin ne olduğunun farkında bile olmadan, ne olması ve nasıl olması gerektiğini kalıplaştırdığımız bu mesajları irdelemek için yazılmış harika bir kitap. "Masal öğretisini fark ettirmez. Asıl tehlike budur."

Genel olarak toplumsal cinsiyet üzerinde durulan kitapta farklı simgelerin de eleştirileri yapılmıyor değil. Masalların öteden beri hem sistemi eleştirmek hem de desteklemek için kullanılması ideal bir araç olmasına da vurgu yapılıyor. "Bir zamanlar, ülkenin birinde, bir padişah yaşarmış..." söylemlerindeki "yer, zaman ve kişi belirsizliği" eleştiriyi cezadan muaf kılar. Ne de olsa sözün gideceği adres belli değildir... Toplumlar en ağır politik baskı altında oldukları dönemlerde bile masal aracılığıyla dertlerini anlatabilmişlerdir. Ülkelerini distopik bir coğrafyaya, zamanı belirsiz bir geçmişe, yöneticilerini isimsiz bir krala ya da padişaha çevirerek en tehlikeli sorulardan ve cevaplardan kurtulmak basittir.” İktidarı sorgulayan masallar yerine, yayılması teşvik edilen masallar da vardır ki bunlar bilinçaltı simgelerini ve genetik hafızayı da arkalarına alarak iktidara hizmet eden ideolojik bir ileti düzeni kurar.

Örneğin masallarda kadınlar hep edilgendir, güçlü savaşçı kadınlar nadiren yer alsa da onlar da kendilerini yenen erkekle evlenip hemen itaatkar konumuna döner. Hep zayıf, kurtarılmaya muhtaç konumdadırlar ve erkeklerin de türlü tehlikelerden geçip 'ödüle' ulaşması beklenir. Masallarda erkeğin cesaretine de bu kadar çok vurgu yapılmasını şöyle açıklıyor Sezer: “Klasik masallarda kahramanın eylemlerinden söz edilirken cesarete keskin ve parlak vurgular yapılır. Cesarete yapılan övgüler ve bu cesaretin yol açacağı eylemin sorgulanmaması; masal alıcısını, iktidar odaklarının istediği türde askerliğe hazırlamada işlevseldir. Böylece asker cesarete sahip olduğunu göstermeye odaklanırken, "Ne için?" sorusundan uzaklaşır.”

Kadının talihsizliği erkek için cazibesini çoğaltır, kadınsa kötü talihini sorgulamadan sabretmeli, itaatkar ve çalışkan olmalı çünkü sonunda onun için de bir ödül var: Evlilik. Evlilikte de ne kadar cefa çekerse çeksin sabretmelidir bir gün mutlaka mükafatlandırılacaktır, asla evliliği bozmamalıdır çünkü evlilik kutsaldır. Bu arada kutsal olan ilk evliliktir. İkinci evliliklerde, zalim üvey annenin gazabı babaların ve çocukların üzerine olacaktır. Erkeğin çok eşliliğini öven masalların kadınlara gelince böyle ikiyüzlülük yapması şaşırtıcı değil. "Öyle ya da böyle, erkeğin çok eşliliğini ve yalnızca onun çok eşli olabileceğini savunmak için geliştirilmiş pek çok argüman vardır. Ancak aynı anda çok eşli değilse de zaman içinde birden çok eşe sahip olarak, poligamiye küçük bir anıştırma yapan dul kadın, fahişeliğin bir alt dalı olarak muamele görür. Masallardaki üvey anneler de dulların yani 'ikinci bir erkekle' birlikte olan kadınların temsilidir. Üvey anne ne kaçırılmıştır ne de talep edilmiştir. O erkeği hileli güzelliğiyle baştan çıkarır." #44113430

Güzellik masum prenseslerde övülen ve mutlaka istenen bir özellikken, güçle veya zekayla birleştiğinde aşağılanır. #44112728 "Tıpkı Tanrı gibi o da 'bana sığın' çağrısı yaparken, kendini kutsal ve mutlak ihtiyaç-iktidar olarak görmek istemektedir. Ki gelişmiş bir kadın sığınma talebinde bulunsa bile bunu karşılamak, kapasiteyi zorlamayı gerektirir." Bugün dizilerimizde hala bu desteklenir. Masum kızlarımız ya evinde oturur ya da kadınsı işlerde çalışır, hep naif, kırılgan, korunmaya muhtaçtır ve camdan düşerken onu tutacak kaslı bir erkeğe ihtiyaç duyar. Güçlü ve zeki kadınlarsa erkeğe ait alanda çalışır ve hep fitne fesat peşinde, şirret bir karakter imajı çizer, aynı kötü üvey anneler gibi.

Güzellik erkek tarafından arzulanan ve sahip olunmak istenen bir şeydir ve kadının kendisine değil topluma aittir, onu paylaşması istenir. Herkes onun üzerinde konuşabilir, hak iddia edebilir veya zorla alabilir. Üstüne bunun kadının fantezisi veya suçu olduğu da söylenebilir. #43971909

Masalda güzelliğin ödülü olan evlilik içsel alana dairdir. Ancak bugünün kadınının dışsal alana dahil olması güzelliği farklı açmazlara sokmuştur. Başarılı bir kadının güzelliği ‘sayesinde’ başarılı olduğu çekemeyenler tarafından çokça konuşulur. Bunun doğru olduğu varsayılsa bile bu oyunun iki kişi oynandığı gerçeği yadsınır, erkeğin rolü hep görmezden gelinir. Kadının bu yabancı olduğu dışsal alana hemen uyum sağlaması ve başarılı olması istenir ancak yıllardır içsel alana dair becerileri geliştirilen kadın bu yeni dünyada bir de cinsiyetçilik ve tacizle karşılaştığında masalların hiç de gerçek olmadığını sert bir şekilde anlar. Masalların bilinçsizce yazılmadığını aksine kadınların yerini bilmesini ve kendini yalnızca onu ‘hak eden’ erkeğe saklaması gerektiğini öğrenmiştir.

Masallarda bahsedilen güzelliğin yalnızca dış güzellik değil cinsel anlamlar da taşıdığına dikkat çekmiş kitap. Örneğin Pamuk Prenses masalında prensesin doğduğu andan itibaren ne kadar güzel olduğu anlatılır ama bu ergenliğe ulaşana kadar sorun yaratmaz. Ergenliğe ulaştığındaysa cinsel değer kazanır ve üvey anneyi sinirlendiren budur. Prenses öldüğündeyse cüceler onu cam bir fanusa koyar, bu cam fanus bekaret zarını simgeler ve prense onun hala ‘dokunulmamış’ olduğunu söyler. Prensin ormandan gelip bir ‘ölü’ olan kadını öpmesi neden kimseye tuhaf gelmiyor. Masalın ilk metinlerinde bunun bir öpücük değil tecavüz olduğunu öğreniyoruz, diğer pek çok masalda olduğu gibi. Ve prensesin ona tecavüz eden biriyle evlenmesi mutlu son oluyor. İkisi de bir mutlu sonu hak ettiler sonuçta. Pamuk Prenses üvey annesinin ona hizmetçi gibi davranmasına ses çıkarmadı, ormanda cücelerin evini bulup içerideki dağınıklığı görünce hemen bir kadının yapması gerektiği gibi ortalığı silip süpürüp bir güzel temizledi ve tüm saflığıyla sanki onu kimse öldürmek istemiyormuş gibi bir yatağa kıvrılıp uyudu. Pamuk Prensesin kadınlar için öğretisi şu: “ Sen sesini çıkarma, evini ve kalbini temiz tut. Biri gelir kurtarır.” Nitekim yakışıklı prensi gelip onu kurtarıyor!

Masallarda kadının karakter özelliklerine çokça vurgu yapılırken erkeğin sadece cesaretine ve yakışıklılığına vurgu yapılması da sorgulanması gereken bir durum. Örneğin Kurbağa Prens masalında bir anlaşmanın sonucunda öpülüp, yakışıklı prense dönüşen erkekle evlenmek anormal karşılanmaz. Ama prens çirkin bir anlaşmayla ondan öpücük istemişti. Prensesin topunu geri vermesi karşılığında onunla uyumasını ve onu öpmesini istemişti. Bu iyi bir karakter özelliği sayılmaz pek ama kadın fedakar olmalı ve sabırla erkeği sevip onun kötü karakterine katlanmalıdır.

Dün toplumsal cinsiyet eşitliği komisyonun kurulmasını reddedenler hala kadınların masallardaki gibi yerlerini bilmesini ve ne kadar baskılanırlarsa baskılansınlar seslerinin çıkmamasını istiyor. Kötü karakterli erkeklere ses çıkarmamayı, bir kerecikten bir şey olmayacağını evlenince geçeceğini, evlerinde oturup hiç de kahraman olmayan erkeklerini beklemeleri gerektiğini düşünüyor. En başta da söylenildiği gibi kimi masallar ideolojileri desteklemesi için bilerek teşvik edilirler.

“O yüzden masalın yolları çatallanan bahçelerine yaptığımız ziyaretlerde, tepemize düşen o üç elma bazen o kadar ağır olabiliyor ki, kafamızda koca koca şişliklerle dolaşıyoruz. Onun için en iyisi elmaları havada yakalamak ve önce bir durup düşünmek:
Şu düşmek üzere olan elma kırmızı mı yeşil mi; kırmızıysa neden kırmızı, yeşilse neden yeşil, kurtlu mu yoksa puslu mu?
Masalı akıllı bir tutkuyla sevenlere…”
192 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Masalların cinsiyetçi yaklaşımıyla ilgili detaylı bir inceleme. Prens tarafından kurtarılmayı bekleyen prensesin aslında kadınlara verdiği "Kadınlar kurtarıcı bir erkeği olmadan hiçtir, kadınlar acizdir" mesajı; Pamuk Prenses, Uyuyan Güzel gibi masallarda verilen bekaret mesajları gibi farklı bir açıdan bakabildiğiniz detaylı bir sosyolojik analiz yapılmış.
192 syf.
Hepimizin bildiği o Pamuk Prenses,Sindrella ,Hansel ve Gretel gibi klasik haline gelmiş masalların bilinçaltına yolculuk yapmaya ne dersiniz? Farkettirmeden geleceğimize,düşüncelerimize şekil vermemizi sağlayan masalların içyüzünü gördüğünüzde çok şaşıracaksınız.Kullanılan metaforlar ,kadına toplumların bakışaçısı ve kadın ve erkek arasındaki güç mücadelesini o kadar iyi gözlemlemiş ki Melek Özlem Sezer'i bir kez daha alkışlamak geliyor içimden.Kitap yazarın bir tez çalışması ve 2010 yılında Halkbilimi ödülüne layık görülmüştür.Sosyolojiden,psikolojiye,felsefeye,siyaset ve dine yaklaşımını da işlemiş olup ,ebeveynlere de çocukları için seçecekleri masallar ve yapacakları yönlendirme konusunda yol gösterici bir kaynak olduğunu söyleyebilirim.Sanırım bu kadının tüm kitaplarını okumadan ölmek istemiyorum.
192 syf.
·28 günde·Beğendi·10/10
'Masal, bir hayal disiplinidir.' diye başlıyor yazar. Masallar, mitler ve rüyalar hep bilinçdışının ürünü diyerek bizi Freud'a yönlendiriyor bir parça.
Durum böyle olunca, o bir varmış bir yokmuşların içinde sandığımız masumluğun, iyiliğin ve sevginin aslında nasıl bir cinsiyet ayrımcılığı, çocuk istismarı ve erotik durumları anlattığını öğrendiğinizde masallara hiç de eskisi gibi bakmayacaksınız.

Kırmızının, yasak tutkuyu, cinsellik ve regl kanını;
camın, bekaret zarını;
öpüşme ve uyandırma-ölüyü diriltmenin, eski kabile geleneklerinden erginlenme törenlerini simgelediğini;
3 rakamının ve suyun bilinçdışı cinsellikle ilgili olduğunu öğreniyorsunuz.

Dahası kaderci zihniyetin ve hep ergenlikteki kızların seçilmişliği, erkekteki kahraman olma arzusu ve üvey-asıl anne zıtlıkları masalları cinsiyet açısından da incelemeye alıyor.

En sonunda yazar, bu cinsiyetçi ve şiddet içerikli iletileri taşıyan masalları çocuklarla nasıl tanıştırmalı sorusunu da cevaplıyor. Onları toz pembe bir dünyada yetiştirmeyi seçsek bile, bu mesajların televizyonda, bir gazete bayindeki dergi kapağında, okul çantasında, silgide, kalemde kuşatan görsellikle karşısına çıkacağını da ekliyor.
95 syf.
·1 günde
Kedilerden Korkanlara

Bu şiir, kedilerden korkanlara
Korkup korkup kaçanlara
Sandalyelerin masaların
Üzerine sıçrayanlara

Korkacak bir şey olmadığını
Bak nasıl göstereceğim sana

Kıvrık sobanın yanına
Uyu mırıldana mırıldana
Tatlı tatlı saçlarını okşamaya
Bir de pamuk nine bul hatta

Sonra uyanıp esne güzelce
Süt iç, yumakla oyna

Saatlerce şirinlik yap da
Canın istemiyorsa
Kimseyi yanına yaklaştırma
Ve şarkı söyle bütün gün
Miyav miyav miii

İşte şimdi sen de oldun bir kedi
Söylesene, korkunç buldun mu kendini?

(s.45)

Melek Özlem Sezer'in bu kitabında bolca kedi temalı şiirler bulunmaktadır. Şiirleri okurken kedilerin yumuşacık tüylerini duyumsadım. Ah ah kedilerden de nasıl korkarım.
Bu kitabı da sırf bu korkumu yenmeme yararı olsun diye almıştım. Ne iyi yapmışım, Melek Özlem Sezer'i tanıdım. ️
Şiirleri okurken kalbim kıpır kıpır, ben kıkır kıkır. ️️

Not: Kitabı bitirince hemen Ezginin Günlüğü'nden Kedim şarkısını açtım.
İyi gitti.

"Bir kedim var
Oyunu bitmez işi hep bahar."

Eeee o zaman ,çocuk yazını sevenlere, kedili ve keyifli okumalar...
232 syf.
·13 günde·9/10
"... ve sonsuza dek mutlu yaşadılar."

- mı acaba?

Masallar genelde mutlu sonla biten, bittiği noktadan sonra ne olduğunu hiçbirimizin bilemediği anlatılardır.
Bazen bir kuleden bazen bir canavarın elinden kurtarılan, kötü üvey annesi veya ilgisiz babasından çok çeken ama bir öf bile demeyen, ağzı varsa da dili olmayan, hamarat, asil, boyun eğen, iyi kalpli, dünyalar güzeli, fedakar, evine bağlı, vefalı prensesler (!) ve onun fikrini bile sormadan onunla evleniveren kahraman prensler...
Bu prenslere yakından ama çok yakından baktığımızda ise bazılarının bir ölüyü öpen (Pamuk Prenses), bazılarının aşık olduğu kadını cam ayakkabıyı denemeden tanıyamayan (Sindrella), bazılarının erkek kılığına giren kadının gerçek cinsiyetini anlamak için onu sınavlara sokan (Altı Kız Babası), rızası dışında savunmasız bir kadını öpen (Uyuyan Güzel) şuursuzlar, sapkınlar olduğunu görürüz.
Konu prenseslere geldiğinde ise insanüstü varlıklar gibi övüldükçe övülen bu mükemmel, kusursuz varlıkların hayatlarına dair kendi başlarına aldıkları tek bir karar bile yoktur ve toplumdan izole yetişmelerine rağmen gördükleri ilk adama güvenir, onunla giderler.

Bu masallarda kadın hayatındaki nihai nokta kendisine bahşedilmiş şaşaalı bir evliliktir. Fakat masaldaki baş karakterlere evlendikten sonra ne olduğunu bilen var mı?

Çocukluktan itibaren dinlediğimiz ve kurgu diyip geçtiğimiz masalların alt metinlerine ve bize empoze edilen mesajlarına çok daha geniş açılardan bakmamızı sağlayan bu masal analizlerinde aslında hepimizin bildiği pek çok şeye şaşıp kalıyoruz. Üstelik yazar bunların bizim yetişkin hayatımızı dahi etkilediğini söylüyor.

Simgelerle kurulup gizli iletilerle bize verilen çok sayıda masala ve ne demek istediklerine değinen harika bir kitap okudum. Feminizmi erkek düşmanlığı sanmaktan öte gidemeyenlerin değil, sorunu erkekler yerine sistemle olanların okuması ve ibretler alması gereken bir ödüllü kitap. Kitabı tavsiye edeceğim bir diğer grup ise çocuklarına masal okumak ve bir yandan da cinsiyetçilikle mücadele etmek isteyen anne babalar olacak.

Kitapta yer verilen ve konunun meraklılarının ilgisini çekebilecek bazı filmler:
- Dünya Örümceğe Karşı
- Mulan
- Kaplan ve Ejderha
- Özel Bir Kadın
Kitapta yer verilen ve konunun meraklılarının ilgisini çekebilecek bazı kitaplar:
- Vatan, Millet, Kadınlar
- Kadın, İkinci Cins, Genç Kızlık Çağı
- Melankoli Kadındır
- Sindrella Kompleksi: Çağdaş Kadında Bağımsızlık Korkusu
- Kadınlar Neden Yazdıkları Her Mektubu Göndermezler
192 syf.
·2 günde·9/10
Yıllarca hayranlıkla dinlediğimiz masal ve öykülerin toplumsal cinsiyeti pekiştiren en tehlikeli unsur olduğunu öğreten kitabın sarsıcı olduğunu söyleyebilirim. Farkındalık oluştururken kitabın sonunda çözüm niteliğindeki tavsiyeler de oldukça etkileyici.
192 syf.
·Beğendi·10/10
Çocuklarımızı uyutmak için onlara masal diye okuduklarımız, sadece masal değilmiş. artık çocuklarımızı uyutmak için değil onları uyandırmak için kendi masallarımızı okumalıyız.
İki sene önce okumuştum. Tekrar okudum, yeni şeyler buldum. Bir daha okusam yenilerini bulacağımdan eminim.
232 syf.
·Puan vermedi
Kitabın önsözünden;
Masal nereden bakarsak bakalım dişi bir konu, doğurganlığı
sınır tanımıyor. O masal ki sonsuz hazlar içermese, Şah Şehriyar
bir türlü tadına doyamayıp Şehrazat’ın idamını bin bir gece boyunca ertelemezdi. Öte yandan masalın yolları çatallanan bahçelerine yaptığımız ziyaretlerde, tepemize düşen o üç elmalar bazen o kadar ağır olabiliyor ki, kafamızda koca koca şişliklerle dolaşıyoruz. Onun için en iyisi elmaları havada yakalamak ve önce bir durup düşünmek: Şu düşmek üzere olan üç elma kırmızı mı, yeşil mi; kırmızıysa neden kırmızı, yeşilse neden yeşil, kurtlu mu yoksa puslu mu?
Masalı akıllı bir tutkuyla sevenlere…
200 syf.
·Beğendi·7/10
Beni takip edenler bilir , masal kelimesini görünce o kitabı hemen alıyorum...
Bu defa Melek Özlem Sezer önce masalın ne olduğunu bize anlatmış ve ardından 88 tane masalı sıralamış .
Hepsinin içinde kendinize ait bir şeyler buluyorsunuz.
Melek Özlem Sezer "Ben bu antolojiyi hazırlarken masalın doğasındaki değişim özgürlüğünü benimsedim .Temel amacım , bir ebedi tür olduğu unutulup yalnızca çocuklara dönük anlatılarmış gibi algılanan masalın hazlarını aktarabilmekti yetişkinlere" diyor ve devam ediyor "Edebi , felsefi ,değerleri yüksek ya da yalnızca eğlenceli olan ama düş gücünü ve dilin olanaklarını genişleten masallarla halk hikayelerini sunmak istedim...

"Tahir ( TEMİZ ) olmak da ayıp değil , Zühre ( AKŞAM YILDIZI) olmak da / hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil / bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte/ yani yürekte.

NAZIM HİKMET

Yazarın biyografisi

Adı:
Melek Özlem Sezer
Unvan:
Yazar
Melek Özlem Sezer, Hacettepe üniversitesi Ekonomi Bölümü’nü bitirdi. Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı ve “Masallarda Toplumsal Cinsiyet” konulu bir tez hazırladı. Milliyet Çocuk (Miço) dergisinde köşe yazarlığı yaptı. TRT Ankara Radyosu için Büyüklere Masallar (2005) ve Masal Masal Makara (2006) bölümlerini hazırlayıp sundu. Masal Kutusu adlı program için metin yazarlığı ve seslendirme yaptı. Yetişkin edebiyatında şiir, öykü, masal; çocuk yazınında ise şiir, masal, roman, eleştiri, tiyatro, ayrıca senaryo alanlarında çalışmaları var.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 197 okur okudu.
  • 17 okur okuyor.
  • 188 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.