Yazar
Melih Cevdet Anday

Melih Cevdet Anday

Yazar
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
7.9
711 Kişi
2.272
Okunma
584
Beğeni
26,4bin
Gösterim
Unvan
Şair, Tiyatro Oyunu, Roman, Deneme, Makale Yazarı
Doğum
İstanbul, 13 Mart 1915
Ölüm
İstanbul, 28 Kasım 2002
Yaşamı
Melih Cevdet Anday (13 Mart 1915, İstanbul – 28 Kasım 2002, İstanbul), şair, tiyatro oyunu, roman, deneme, makale yazarı. Lise arkadaşları Orhan Veli ve Oktay Rifat'la birlikte ortaya çıkardıkları Garip Akımı ile Türk şiirindeki yenilenmeyi başlatmıştır. Kolları Bağlı Odysseus ile kendine özgü felsefi şiir akımını başlatmış, Garip Akımı`ndan ayrılmıştır. UNESCO'nun Courrier dergisi, 1971 yılında onu Cervantes, Dante, Tolstoy, Unamuno, Seferis ve Kawabata düzeyinde bir edebiyat adamı olarak gördüğünü açıklamıştır. Yaşamı İstanbul'da doğan Melih Cevdet Anday'ın çocukluğu Kadıköy Bahariye'de geçti. Ortaokula kadar İstanbul'da eğitim gördü. Liseyi ise Ankara'da, Gazi Lisesi'nde tamamladı. Lisede okuduğu sırada, Orhan Veli ve Oktay Rifat ile tanıştı. Liseyi bitirdikten sonra bir süre Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Daha sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne kaydoldu. Ancak Devlet Demiryolları'nda memur olarak çalıştığı için öğrenimine devam edemedi. Çalıştığı kuruluş tarafından sosyoloji öğrenimi görmek için Belçika'ya gönderildi. Ukde isimli şiiri 1936'da Varlık Dergisi'nde yayımlandı. Bunun ardından şiirleri Ses, Yaprak, Yeditepe, Papirüs, Yeni Ufuklar, Yeni Dergi, Soyut, Ataç, Dönem, Yön gibi dergilerde yayınlandı. Orhan Veli ve Oktay Rifat ile birlikte 1941 yılında Garip isimli şiir kitabını çıkardı. Hasan Âli Yücel'in tavsiyesi ile Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü'ne memur olarak atandı. 1946 seçimleriyle birlikte bakanlığın el değiştirmesi sonrasında önce yeniden askere alındı, sonra Konya'ya atandı. Ancak bu atama daha sonra geri alındı. Anday, bir süre sonra bu görevinden ayrılarak İstanbul'a döndü. 1953-1954 yılları arasında Akşam Gazetesi'nin edebiyat ve sanat sayfasını hazırladı. Fikirleri sebebiyle işten çıkarıldı. Doğan Kardeş Yayınları'na geçti ve çeviriler yaptı. Buradaki görevinden de aynı sebeple ayrılmak zorunda kaldı. 1958'den itibaren Tercüman, Büyük Gazete, Yeni Tanin ve İkdam'da kendi adıyla ve çeşitli takma adlarla denemeler ve makaleler yazdı, tefrika romanlar yayınladı. 1960'ta Nadir Nadi'nin desteğiyle Cumhuriyet'te köşe yazıları yazmaya başladı. Bu gazetedeki yazılarını 1997'ye kadar sürdürdü. 1956'da yayınladığı Yanyana isimli şiir kitabı, 142. maddeye aykırı olduğu gerekçesiyle 1964'te yasaklandı. Anday gerek şiir kitaplarıyla, gerekse daha sonraları yöneldiği roman ve tiyatro alanlarındaki yapıtlarıyla birçok ödül aldı. Anday, İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nde diksiyon, özel bir tiyatro okulunda mitoloji dersleri verdi. 1964-1969 yılları arasında TRT'de yönetim kurulu üyeliği, 1979-1980 yıllarında da Paris'te eğitim müşavirliği görevlerinde bulundu. Solunum ve böbrek yetmezliği tanısıyla Marmara Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi'ne kaldırılan Melih Cevdet Anday, 28 Kasım 2002'de 87 yaşındayken vefat etti. Büyükada mezarlığında toprağa verildi. Takma Adları Anday, eserlerinde kendi adı haricinde şu takma adları da kullanmıştır: Yaşar Tellidede, Niyaz Niyazoğlu, A. Mecdi Velet, M. C. A., H. Mecdi Velet, Yaşar Tellidere, Gani Girgin, Zater, Yaşar Tellioğlu.
Erhan
Teknenin Ölümü'ü inceledi.
106 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Açıkcası ilk defa okuyorum Melih Cevdet'i nedense. Eskiden bir iki şiirine denk gelmiştim galiba atlayarak geçtiğim. Ama bu ilk normal okuma oldu. Garip, hayatı, eşleri vb. her yerde bulabileceğiniz ayrıntılar. Kendi görüşlerimi aktarıp bitireyim ben kısaca Zor bir şair kendisi. Kapalı şiirler var özellikle bu kitabında. İsterseniz ayrıntılı olarak girebilirsiniz şiirlerin içine, isterseniz hızlı bir okuma ile aklınızda kalan güzel yerlere odaklanırsınız. Ben ikisinden de yaptım parça parça. Teknenin Ölümü 4-5 kısa kitaptan oluşuyor aslında. İlki Hüzünlü Bir Akşam Borusunun Etkisi İçin Söz. Gerçekten ilk bakışta dopdoplu görünen bir şiir . Homeros'dan Hititlere, Sinbad'dan İsa'ya kadar herkes var içinde. Ama gerçekten bu bir bütün mü yoksa bir simge ve imgeler topluluğu mu diye incelemeye başladığınızda, yeni yeni şeyler çıkıyor karşınıza ve anlıyorsunuz şiirin sadece güzel ve uzun bir mısralar bütünü olamaktan çok uzak olduğunu. Gerçekten ilmek ilmek örülmüş bir destan var burada. Bunun benzerini kitaptaki son bölüm olan Troya önündeki atlarda da görebiliyoırsunuz. O da Troya savaşını geçmişimizdeki diğer imgelerle harmanlayarak güzel bir ziyafet sunuyor ilgilenen okura. Uzun şiirlerden, kitaba adını veen Tekne'nin Ölümü var bir de. Bu da gerçekten alkışlanacak bir eseri özellikle denizi seven şairin. Yine dolu dolu, üstelik bahsettiğim diğer okur grubu da soluksuz okuyacaktır bu şiiri. Kalanlar; Güneş , Zaman Su Gibi ve Lirik Şiirler. Nispeten kısa şiirlerle dolu bu kitaplar diğerlerinin oluşturduğu iskeletin arasına serpiştirilmiş. Güneş ve Lirik Şiirler kitapları adları üstünde hoş lirik şiirlerden oluşmakta. Zaman Su Gibi'de de çeşitli mitolojik ve tarihsel karakterleri kullanarak kafa yorabileceğimiz kısa şiirler var. Aralarında çok güzel şiirler olsa da genel olarak bu üç kitaptakileri fazla beğenmedim ben. Ama yine de Teknenin Ölümü'ne bir bütün olarak bakıldığında okunmayı, incelenmeyi, özellikle içine girilmeyi hak eden bir kitap olarak göze çarpmakta. Böyle ara kitap olarak okunacak bir şey değil. Daha fazlası ve daha derin okuma konusunda tetikliyor insanı bir şekilde. Geniş zamanlarda Melih Cevdet Anday Külliyatına da girmeyi düşünüyorum artık. Umarım size de bir fikir verebilmişimdir.
Teknenin Ölümü
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
44
Mikail Balcı
Teknenin Ölümü'ü inceledi.
94 syf.
·
1 günde
·
8/10 puan
Teknenin Ölümü - Melih Cevdet Anday
"Bak Çiçek açıyor!" Böyle başlamış şair kitabına. Ben de onun gibi başlamak istedim incelememe. Melih Cevdet Anday ismine lise yıllarımdan beri denk geliyordum ancak yıllar sonraya nasip oldu okuması. Bazı şiirler vardır okurken duygulanıp geçersin. Bazı şiirler vardır okurken şairin duygularının yanında düşünce dünyasını, bilgi birikimini de görürsün. Tarihe meraklı, kurduğu cümlelerle bende entelektüel imajı oluşturan bir karakter gördüm karşımda. Dizeler için muhteşem diyemem, bunu demek ya da dememek de bana düşmez. Ama beğendiğim satırları sizlerle paylaşabilirim: Ne yalnızken birim, ne de seninle iki. Şaşkın kuşların değil mi bu dünya. Başka kimin olabilir ki! Unutmak kuşlardır ölümsüzlüğe  Gökyüzüdür zarı beynimizin,  Kuşlar, bulutlar gezinir içinde. Ne yanıma dokunsam sevda  Kapasam gözlerimi büyür  Gümüşsü gezegeni acının Ey ten ne buldun dünyada! Ölüm insanla geldi dünyaya  İnsanla gitti dünyadan. Ölüm izleğini başarıyla işleyen sanatçıları her zaman beğenmişimdir. Melih Cevdet Anday da onlardan biri oldu. Eserin sonunda bir şiirini aydınlatmak için açıklayıcı ve akıcı bir yazıyla son vermiş kitaba. Herkese hitap edeceğini düşünmesem de şiir seven okurların okuması gerektiğini düşünüyorum. Eminim sizi anlatan birkaç mısra da olsa bulursunuz. Keyifle okunması temennisiyle...
Teknenin Ölümü
OKUYACAKLARIMA EKLE
104
Müge
Raziye'yi inceledi.
278 syf.
·
10/10 puan
-spoiler yoktur- bu kitap için klişe olacak belki, belki 10 okurun 10u da aynı şeyi söyleyecektir ama; “sevdalanmaya gidiyormuşum meğer.” diye başlayan bu eser, daha ilk cümleden okurun yüreğine dokunmayı başarıyor. kent yaşamından köy yaşamına bakış, o psikolojik tahlillerin ustalığı, sanki oradaymışız gibi bizi serinleten serin yaz rüzgarlarının mükemmel tasviri... o dağlar, deniz, plaj... kitap bitti ve ben hala eserin geçtiği yerlerde dolaşıyorum. yıllar sonra bile kütüphanemde duran Raziye’yi gördükçe o sokaklara, bahçeli dayı evine, Vedia’nın köy evindeki lüks odasına, balıkçı teknesine gidip gidip geleceğim. merak duygusunu eserin ilk sayfasından son sayfasına kadar taşımayı başarıyor Anday. hiç tahmin etmedim, tahmin edemedim. tahmin etmek istememiş de olabilirim. kapıldım gittim. aşkı gerçekten hissettirebilen eserler nadirdir benim için. sonuna kadar hissettim. o önemsenmeyişi, görmezden gelinişi o kadar mecburi bir empatiyle okudum ki, ana karakterin “e ben şimdi ne olucam?” hissiyatı içindeyim şu an. bir şeyler oldu, bir şey değişti / her şey değişti ve şimdi biz yolumuza devam etmek zorundayız, en zoru da bu ya(!) hissiyatını öyle derinden hissediyorum ki... yazarın, olayın akışı içerisinde kendi sözünü kesip şimdiden cümleler kurması, olayın kalıcığını, vuruculuğunu arttırıyor. böyle eserlerin yüreğimde hep kor etkisi yarattığını biliyordum zaten. “şimdi düşünüyorum da, insan geçi geçivererek gördüğü şeyler arasında bunlardan hangisinin ileriki yaşamında unutulmaz bir yer tutacağını bilemiyor, nerden bilsin!” syf 29 işte böyle es’ler veriyor yazar. okurken “ne oldu ki acaba?” diye düşünmemek elde değil. “aşk, bir çabanın sonucu olamaz. başımıza gelir ancak.” aşkı öyle derinden anlatabilmiş ki, bu kadar olurmuş ancak. kalbimi oraya, o köye, o eve bıraktım. Vedia’ya bıraktım. keşfedişim üzerinden tam sekiz ay sonra okudum Raziye’yi. doğru zamanın şimdi olduğuna inandım, iyi ki böyle bir zamanda okumuşum. kendi adıma doğru zaman seçtiğimi düşünüyorum ve iyi ki okumuşum. “ama şunu iyi bil ki, ben seni geçici olarak sevmemiştim.” gerçekten seven herkese selam olsun.
Raziye
8.5/10
· 120 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
15