Melih Cevdet Anday

Melih Cevdet Anday

YazarÇevirmen
8.0/10
109 Kişi
·
385
Okunma
·
187
Beğeni
·
13.652
Gösterim
Adı:
Melih Cevdet Anday
Unvan:
Şair, Tiyatro Oyunu, Roman, Deneme, Makale Yazarı
Doğum:
İstanbul, 13 Mart 1915
Ölüm:
İstanbul, 28 Kasım 2002
Melih Cevdet Anday (13 Mart 1915, İstanbul – 28 Kasım 2002, İstanbul), şair, tiyatro oyunu, roman, deneme, makale yazarı.

Lise arkadaşları Orhan Veli ve Oktay Rifat'la birlikte ortaya çıkardıkları Garip Akımı ile Türk şiirindeki yenilenmeyi başlatmıştır. Kolları Bağlı Odysseus ile kendine özgü felsefi şiir akımını başlatmış, Garip Akımı`ndan ayrılmıştır. UNESCO'nun Courrier dergisi, 1971 yılında onu Cervantes, Dante, Tolstoy, Unamuno, Seferis ve Kawabata düzeyinde bir edebiyat adamı olarak gördüğünü açıklamıştır.

Yaşamı
İstanbul'da doğan Melih Cevdet Anday'ın çocukluğu Kadıköy Bahariye'de geçti. Ortaokula kadar İstanbul'da eğitim gördü. Liseyi ise Ankara'da, Gazi Lisesi'nde tamamladı. Lisede okuduğu sırada, Orhan Veli ve Oktay Rifat ile tanıştı.

Liseyi bitirdikten sonra bir süre Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Daha sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne kaydoldu. Ancak Devlet Demiryolları'nda memur olarak çalıştığı için öğrenimine devam edemedi. Çalıştığı kuruluş tarafından sosyoloji öğrenimi görmek için Belçika'ya gönderildi.

Ukde isimli şiiri 1936'da Varlık Dergisi'nde yayımlandı. Bunun ardından şiirleri Ses, Yaprak, Yeditepe, Papirüs, Yeni Ufuklar, Yeni Dergi, Soyut, Ataç, Dönem, Yön gibi dergilerde yayınlandı. Orhan Veli ve Oktay Rifat ile birlikte 1941 yılında Garip isimli şiir kitabını çıkardı.

Hasan Âli Yücel'in tavsiyesi ile Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü'ne memur olarak atandı. 1946 seçimleriyle birlikte bakanlığın el değiştirmesi sonrasında önce yeniden askere alındı, sonra Konya'ya atandı. Ancak bu atama daha sonra geri alındı. Anday, bir süre sonra bu görevinden ayrılarak İstanbul'a döndü.

1953-1954 yılları arasında Akşam Gazetesi'nin edebiyat ve sanat sayfasını hazırladı. Fikirleri sebebiyle işten çıkarıldı. Doğan Kardeş Yayınları'na geçti ve çeviriler yaptı. Buradaki görevinden de aynı sebeple ayrılmak zorunda kaldı.

1958'den itibaren Tercüman, Büyük Gazete, Yeni Tanin ve İkdam'da kendi adıyla ve çeşitli takma adlarla denemeler ve makaleler yazdı, tefrika romanlar yayınladı. 1960'ta Nadir Nadi'nin desteğiyle Cumhuriyet'te köşe yazıları yazmaya başladı. Bu gazetedeki yazılarını 1997'ye kadar sürdürdü.
1956'da yayınladığı Yanyana isimli şiir kitabı, 142. maddeye aykırı olduğu gerekçesiyle 1964'te yasaklandı. Anday gerek şiir kitaplarıyla, gerekse daha sonraları yöneldiği roman ve tiyatro alanlarındaki yapıtlarıyla birçok ödül aldı.

Anday, İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nde diksiyon, özel bir tiyatro okulunda mitoloji dersleri verdi. 1964-1969 yılları arasında TRT'de yönetim kurulu üyeliği, 1979-1980 yıllarında da Paris'te eğitim müşavirliği görevlerinde bulundu.

Solunum ve böbrek yetmezliği tanısıyla Marmara Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi'ne kaldırılan Melih Cevdet Anday, 28 Kasım 2002'de 87 yaşındayken vefat etti. Büyükada mezarlığında toprağa verildi.

Takma Adları
Anday, eserlerinde kendi adı haricinde şu takma adları da kullanmıştır: Yaşar Tellidede, Niyaz Niyazoğlu, A. Mecdi Velet, M. C. A., H. Mecdi Velet, Yaşar Tellidere, Gani Girgin, Zater, Yaşar Tellioğlu.
''Bu gece başımı alıp gideceğim, yağmurun bittiği yere..Orayı çocukluğumdan beri merak ediyorum. ''
''İnsanın düşünenleri olmalı;
Merak edenleri,
Hesapsız kitapsız değer verenleri,
Uzakta olunca özleyenleri,
Sesini duyunca sevinenleri olmalı…''
«Denizi hatırlıyor musun, derin denizi,
Çılgına döndürür kuşları Kasımda?
Denize cazur cuzur inen güneşi de mi?
Yok canım! Ya altında çingenelerin oturduğu 
Ağaç? O da mı kalmadı aklında? Kaç yıl oldu 
Öleli?»
Melih Cevdet Anday
Sayfa 31 - Sedar yayınları
Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu anılacak şey değil
Apansız geliyor aklıma
Bir misafirliğe gitsem
Bana temiz bir yatak yapsalar
Her şeyi, adımı bile unutup, uyusam…
Kalktığımda yatağım hâlâ lavanta koksa
Kekikli zeytinli bir kahvaltı hazırlasalar
Nerede olduğumu hatırlamasam
Hatta adımı bile unutsam…
Yalnızlık, gözleri iyi görmeyen yaşlı bir kadının torunu. Güneşlenmeye çıkmışlar el ele.
Melih Cevdet Anday
Sayfa 39 - Adam Yayınları 1.Baskı Mart 1995 / "Yalnızlık" şiirinden
94 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Ne garip Adammışsın sen böyle Melih Cevdet Anday !

"Nasıl ölmek isterdiniz sorusunu ise o müthiş ironisiyle yanıtlıyor: “şakacıktan”…"

İnsan şakacıktan ölmek ister mi ? İşte buna müthiş ironi demişler iyi de demişler...


Şiirlerinde buz dağının güzelliği ve esintisi kadar buz dağının ardının gerçekleri de var. Gerek felsefi gerekse toplumsal, her türlü konu bu derece göze naif kulağa keskin nasıl gelebilir ? Bu dizeler için senin gibilere gerçekten şükranlarımı sunuyorum ve bunu sizin gibileri daha çok okuyarak ve okutarak hayata geçirmeyi umuyorum.

Doğrusu lise yıllarımda özünde saçma bir sistem için hafızaya alınan bu isimleri tanıtmak için edebiyat hocalarımın bizi raflarda dolanarak oyalamasındansa sayfa aralarında gezinmemize vesile olmasını isterdim ama ne de olsa sistem bu öyle değil mi... Umarım bazıları bu konu da şanslıdır.

Ama yine içimdeki bu burukluğu şu kalemler avutuyor ya daha ne diyim:

" Eskiyen söz simya gibidir.
Taş, bakarsın altın olmuş." Altın da ne ki...

Demiş ki üstad ;

" Gökyüzü beynin zarı
Kuşlar bulutlar gezinir içinde"

Şimdi o gökyüzü daha bir rengarenk, mahzun, dalgın ve bir o kadar da diri.

Şiire " Bilinen sözcüklerden bilinmedik sözler kurmaktır " diyerek daha güzel bir anlam yükleyebilir mi bir insan ?

Çok geniş bir yelpazeye sahip bu kalemi okuyanların seveceğine inanıyorum. Garipçileri seviniz...

Bu güzelliklerin görene göz duyana kulak olması dileğiyle keyifli okumalar dilerim.
106 syf.
·1 günde·10/10
Orhan Veli ve Oktay Rifat'la birlikte ortaya çıkardıkları Garip Akımı ile Türk şiirindeki yenilenmeyi başlatan Anday daha sonra Yunan Antik Çağından etkilenip kendine özgür felsefi bir şiir akımı yaratarak Garip Akımıyla yollarını ayırmıştır. Kolları Bağlı Odysseus bu akımın ilk örneklerindendir. Şiirlerinde güçlü imgeleriyle dikkat çeken dönemin en önemli şairlerinden olan Anday'ın bu kitabının son bölümlerinde antik çağın izlerini görmek mümkündür. Ben şahsen ilk okuduğum kitabı yanyanayı daha çok beğenmekle birlikte yine bu kitabında o ilk şiiri olan "Söz'ü" ve bazı şiirlerini çok beğendiğimi söylemek istiyorum. "Söz" şiirinde geçen şu iki mısra insanda nasıl büyük izler bırakabileceğini bu büyük şairin hemen her eserini okumak için ciddi nedendir.

Birdim iki oldum, iki iken bir
Ne yalnızken birim, ne de seninle iki.

Sonuç olarak M. Cevdet Anday'ı Cahit Sıtkı Tarancı kadar çok sevdim. Aynı güçlü imgelemleri görmek hissetmek benim için vazgeçilmez şairlerden olacağının habercisidir. Türk şiirinin önemli şahsiyetlerinden olan Anday'ın bütün eserlerini okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar :)
196 syf.
·Puan vermedi
Üç yazarın Şevket Rado’ya genel olarak iş ile alakalı yazdığı mektupların özgün fotoğraflarıyla sunumuyla oluşmuş bu kitap, 1940’ların edebiyat kişilerini, onların eserlerini anlatıyor.
Şairliklerinin yanısıra çeviri yapıp geçinmeye çalışan, buna karşın edebiyatımıza damga vurmuş bu üç büyük isme biraz daha yakın olmak beni çok mutlu etti.
Kıskandım aynı zamanda... Nasıl bir devir, nasıl bir kuşaktır bu? Birlikte gezip tozan, yiyip içen kişiler o kadar büyük ki birbirlerinden beslenmemeleri etkilenmemeleri mümkün değil...
94 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bir yıldız var gökte.
Ve kıyıya vuran deniz.Bir yıldız var gökte.
Ve kıyıya vuran deniz.
■□¤
Şaşkınlık, yalınız şaşkınlık,
Yüzlerde okunanların eşyaya
Vurması, saksılara ateş
Dikilmiş gibi gözlerle yansır da
Arkların uğultusunda güneş,
Kana döndürür taşın toprağın rengini
Kokuların zehri.

Çoktan ölmüş bir kadın bu çağ,
Eskimiş kıyıya vuran denizde
Çiçeksiz bir sevda kayığı,
Süslü bir at ıssız bir yerde.
Ve can kulelerinin göğündeki kuşlar
Rüzgârsız durmuşlar.

Içimden gelen şiir aşkını kesmedi. Yazmamak için okudum. Bu kesemeyince Han Duvarlarıyla devam edeceğim. Şiirlerinde duygu ogesinden yoksun olduğu için bana yavan geldi. 96 sayfa gibi küçücük bir eser tamamını beğendiğim bir şiir bulamadım. Şiirlerinde genellikle mitlerden yararlanan sair beni kesmedi. Içimden gelen şiir aşkını kesmedi. Yazmamak için okudum. Bu kesemeyince Han Duvarlarıyla devam edeceğim. Şiirlerinde duygu ogesinden yoksun olduğu için bana yavan geldi. 94 sayfa gibi küçücük bir eser tamamını beğendiğim bir şiir bulamadım. Şiirlerinde genellikle mitlerden yararlanan sair beni kesmedi.
Orhan Veli ve Oktay Rıfat’la beraber Garip hareketini başlatan Melih Cevdet, bu topluluğun akılcı ve toplumsal çizgide eser veren, şiirini duygudan daha çok aklın egemenliğine bırakmış olan önemli bir şairidir.Garip hareketine bağlı kaldığı ilk şiirlerinde uyak ve ölçü kaygısı olmadan eserler vermiş, fikirlerini geliştiren “duygu” anlayışıyla Orhan Veli ve Oktay Rıfat çizgisinden ayrılmıştır.Yalın bir dil kullanan sanatçının eserlerinde güzel günlere özlem vardır.Toplumsal ve kavgacı bir şiire de yönelen sanatçı, çeşitli şiirlerinde toplum ve insan değerlerini savunmuştur.Şiir hayatının 1960 sonrası döneminde “Kolları Bağlı Odysseus” adlı şiirinden başlayarak mitolojik unsurlara yönelmiş, eserlerinde Eski Yunan ve Doğu kültürlerinden izlere rastlanmıştır.Şiir, roman, deneme, tiyatro, gezi, anı gibi çok çeşitli türlerde eserler vermiş, ancak özellikle şiirleri ile tanınmıştır.
78 syf.
·Beğendi·8/10
"İşte gene yollara düştüm
Hem yalnızım, hem değilim."

Kitaba bu mısralarla başlamayı tercih etmiş olan Melih Cevdet Anday, kitabı sadece kendi yazmadığını samimiyetimize güvenerek belirtmiş. Çünkü bu kitabı okurken Macbeth'le, İkarus'la, Timur'la karşılacaksınız. Daha şanslı olanlar, kendini bulacak.

Şair kitabın açıklama bölümünde diyor ki: "Anlam dünyası bomboştur ve orada gözün hiçbir yeri yoktur. Biz bu boşluğu tam öğrenirken kaçırmışızdır. Şimdi şiirle yoklamaya çalışıyoruz onu." İçerisindeki şiirsel düzyazılar tamamen bu doğrultuda yazılmış.

Günümüzde basımı belki yok, lakin toplu şiirler ya da bütün şiirler adı altında basılan kitapları sevmiyorsanız benim gibi, ikinci el olarak sahaflarda denk gelebilirsiniz.
250 syf.
Hazır yiyicilerden oluşan bir konakta, paşa çocukları ve torunları, onların arkadaşları... Bir kaç kuşak üzerinden kesitler verilerek anlatılan ve zaman olarak cumhuriyet dönemine kadar gelen bir roman aylaklar. Bir birinden ilginç karakterleri kurguladığı roman içinde çok güzel yaşatmış yazar. İki bölümden oluşan romanın son bölümü konak sahibesinin torununun günlüğüyle bitiyor ki, romanın ilk bölümündeki kurguya baktığınızda bu durumun sıra dışı bir durum olduğunu söylemek yanlış olmaz ve günlük bölümünde de verilen detaylarla hazır yiyicilerin hayatıyla, aynı zamanda tarihimize de göndermeler mevcut... Karakterler bence çok ilginç, okuyanlar muhakkak seveceklerdir.
658 syf.
·7/10
Eskisi gibi yaşıyorum
Gezerek, düşünerek..
Yalnız biletsiz biniyorum vapura, trene
Pazarlıksız alış-veriş ediyorum.

Geceleri evimdeyim, rahatım yerinde
(Bir de sıkılınca pencereyi açabilsem)
Ah... başımı kaşımak, çiçek koparmak
El sıkmak istiyorum arada bir..

Garip bir şair, garip...
106 syf.
·Beğendi·10/10
Sızı dolu şiir birikintisiydi okuduğum.Kesinlikle bir kitap değil... Birikinti diyorum çünkü birikmiş sızılar doldurulmuş sayfalara,kelimeler olduğundan farklı bir şekilde yazılmış.Tablo gibi,beste gibi...
196 syf.
·38 günde·Puan vermedi
Kitabın ismi, konusunu tam olarak anlatıyor. Edebiyatımızda Garipçiler diye tanınan şairlerimiz Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet’in, gazeteci-yazar Şevket Rado’ya yazdığı mektuplar toplanmış. Mektupların orijinalleri ve yazarların fotoğraflarıyla kitap zenginleştirilmiş.

Orhan Veli’nin erken ölümüne bir kez daha kahrolduğum, Oktay Rifat’ın şiirlerini merak ettiren, Melih Cevdet’in Şevket Rado’ya en yakın isim olduğunu gözlemlediğim kitabı şairleri tanıyan, seven herkese öneriyorum.

https://suleuzundere.blogspot.com/...y-rifat-horozcu.html
106 syf.
·Puan vermedi
Açıkçası benim şairim değil çok alıntı yapmayı severim ama iki üç mısra hariç bu kitapta pek benlik bir şey yok. Belki de en sevdiğim buydu
Eyaz mı anlattı bunu, Zeid mi? 
Eskiyen söz simya gibidir,
Taş, bakarsın, altın oluverir.
Özdemir Asaf gibi etkilemedi beni. Ayrıca tarihi olaylara da şiirler yazılmış kitapta ramses ile muvattali bulmak hatta kardeş savaşını troyayı görmek enteresan geldi bana

Yazarın biyografisi

Adı:
Melih Cevdet Anday
Unvan:
Şair, Tiyatro Oyunu, Roman, Deneme, Makale Yazarı
Doğum:
İstanbul, 13 Mart 1915
Ölüm:
İstanbul, 28 Kasım 2002
Melih Cevdet Anday (13 Mart 1915, İstanbul – 28 Kasım 2002, İstanbul), şair, tiyatro oyunu, roman, deneme, makale yazarı.

Lise arkadaşları Orhan Veli ve Oktay Rifat'la birlikte ortaya çıkardıkları Garip Akımı ile Türk şiirindeki yenilenmeyi başlatmıştır. Kolları Bağlı Odysseus ile kendine özgü felsefi şiir akımını başlatmış, Garip Akımı`ndan ayrılmıştır. UNESCO'nun Courrier dergisi, 1971 yılında onu Cervantes, Dante, Tolstoy, Unamuno, Seferis ve Kawabata düzeyinde bir edebiyat adamı olarak gördüğünü açıklamıştır.

Yaşamı
İstanbul'da doğan Melih Cevdet Anday'ın çocukluğu Kadıköy Bahariye'de geçti. Ortaokula kadar İstanbul'da eğitim gördü. Liseyi ise Ankara'da, Gazi Lisesi'nde tamamladı. Lisede okuduğu sırada, Orhan Veli ve Oktay Rifat ile tanıştı.

Liseyi bitirdikten sonra bir süre Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Daha sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne kaydoldu. Ancak Devlet Demiryolları'nda memur olarak çalıştığı için öğrenimine devam edemedi. Çalıştığı kuruluş tarafından sosyoloji öğrenimi görmek için Belçika'ya gönderildi.

Ukde isimli şiiri 1936'da Varlık Dergisi'nde yayımlandı. Bunun ardından şiirleri Ses, Yaprak, Yeditepe, Papirüs, Yeni Ufuklar, Yeni Dergi, Soyut, Ataç, Dönem, Yön gibi dergilerde yayınlandı. Orhan Veli ve Oktay Rifat ile birlikte 1941 yılında Garip isimli şiir kitabını çıkardı.

Hasan Âli Yücel'in tavsiyesi ile Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü'ne memur olarak atandı. 1946 seçimleriyle birlikte bakanlığın el değiştirmesi sonrasında önce yeniden askere alındı, sonra Konya'ya atandı. Ancak bu atama daha sonra geri alındı. Anday, bir süre sonra bu görevinden ayrılarak İstanbul'a döndü.

1953-1954 yılları arasında Akşam Gazetesi'nin edebiyat ve sanat sayfasını hazırladı. Fikirleri sebebiyle işten çıkarıldı. Doğan Kardeş Yayınları'na geçti ve çeviriler yaptı. Buradaki görevinden de aynı sebeple ayrılmak zorunda kaldı.

1958'den itibaren Tercüman, Büyük Gazete, Yeni Tanin ve İkdam'da kendi adıyla ve çeşitli takma adlarla denemeler ve makaleler yazdı, tefrika romanlar yayınladı. 1960'ta Nadir Nadi'nin desteğiyle Cumhuriyet'te köşe yazıları yazmaya başladı. Bu gazetedeki yazılarını 1997'ye kadar sürdürdü.
1956'da yayınladığı Yanyana isimli şiir kitabı, 142. maddeye aykırı olduğu gerekçesiyle 1964'te yasaklandı. Anday gerek şiir kitaplarıyla, gerekse daha sonraları yöneldiği roman ve tiyatro alanlarındaki yapıtlarıyla birçok ödül aldı.

Anday, İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nde diksiyon, özel bir tiyatro okulunda mitoloji dersleri verdi. 1964-1969 yılları arasında TRT'de yönetim kurulu üyeliği, 1979-1980 yıllarında da Paris'te eğitim müşavirliği görevlerinde bulundu.

Solunum ve böbrek yetmezliği tanısıyla Marmara Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi'ne kaldırılan Melih Cevdet Anday, 28 Kasım 2002'de 87 yaşındayken vefat etti. Büyükada mezarlığında toprağa verildi.

Takma Adları
Anday, eserlerinde kendi adı haricinde şu takma adları da kullanmıştır: Yaşar Tellidede, Niyaz Niyazoğlu, A. Mecdi Velet, M. C. A., H. Mecdi Velet, Yaşar Tellidere, Gani Girgin, Zater, Yaşar Tellioğlu.

Yazar istatistikleri

  • 187 okur beğendi.
  • 385 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 412 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları