Melisa Kesmez

Melisa Kesmez

YazarÇevirmen
7.8/10
272 Kişi
·
548
Okunma
·
57
Beğeni
·
4.536
Gösterim
Adı:
Melisa Kesmez
Unvan:
Çevirmen,yazar,gazeteci
Doğum:
İstanbul, 1980
MELİSA KESMEZ, Eylül 1980’de İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Üniversitesi’nde Sosyoloji okudu. Bir dönem Londra’da yaşadı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları ve söyleşileri yayımlandı. Çeviriler yaptı. İstanbul’da yaşıyor. Keriman isimli bir kedisi var.
Rahat bıraktığımızda doğa nasıl da güzel bakıyor başının çaresine.
Melisa Kesmez
Sayfa 17 - Sel Yayınları - 9. Baskı - 2016
Hayat işte. Evde hayal kuruyor, sonra sokağa çıkıyor ve hepsini tek tek gömüyorsun bir yerlere. Hayatın aklındaki ile alakası yok.
‘Gidecek’ diye düşündün, adın gibi emindin buna. Kalmak için gelmemişti. Kalmak için yaratılmamıştı. Bazı insanlara 'kal’ demekle 'öl’ demek aynı şeydi sanki.
Arka planda annemden kalan eşyalar, önde bekar babamın omuzları düşük yalnızlığı.
Melisa Kesmez
Sayfa 10 - Sel Yayınları - 9. Baskı - 2016
Önce ‘atları bağlayın geceyi burada geçireceğiz’ ismiyle yakalamıştı beni.Sonra öyküleri okudukça daha da sevdim ama zaten biliyordum Melisa Kesmez’i.Sabitfikir dergisindeki yazılarından.
Hatta bir kitap incelemesinden sonra (Google sağolsun yıl 2015 imiş), kitapçılarda dediği kitabı aramıştım ‘kayısılardan’ bahseden bir kitap diye sorarak.Tabii o kitabın adı ‘yakındaki uzak’ idi Rebecca Solnit’in.
Ben Melisa Kesmez’in kendi yazdıkları haricinde kalemine ortak ettiği kitapları da küpe ettim kendime,yeri çiçeklidir.Yanı ise demli bir çay.O yüzden ‘nohut oda’ (ah nasıl da güzel isimler bunlar!) çıkar çıkmaz okunmalıydı.
Beş hikaye var bu kitapta.Beş ayrılış,beş kopuş ama beş kabuk bağlayış.Hele ki Handan..’kız kardeşim Handan’ daha bir yaraladı beni.
Daha nice kitaplara..Hem yazdıklarına hem tanış ettiklerine..!
Bir kadın hikâyeleri resitali seyrettim kitabı okurken. Aslında giriş cümlesi şöyle de olabilirdi; Bir kadının hikâye resitalini seyrettim kitabı okurken. Kitabı yazanın bir kadın olmasından öte, hemen hemen ortak bir çizgisi olan kadın karakterlere sahip hikâyeleri içermesinden dolayı, hikâyelerin tamamını bir kadınla özdeşleştirmek mümkün.

Melisa Kesmez’in ilk eseri olan hikâye kitabı “Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz”den aklımda kalan ilk soru şu oldu; Kitabın ismi neden bu? Çünkü kitapta bu isimde bir öykü yok. Zannedersem, Melisa Kesmez, bir gecelik bir soluklanmaya eşlik edecek bir kitap olacağına işaret etmiş bu isimle.

130 sayfa ve 25 öyküden oluşan kitap, bir solukta olmasa bile, bir gecelik soluklanmada, bir iki duble rakı, birkaç sigara, birkaç damla gözyaşı ile Ahmet Kaya, Sezen Aksu, Zeki Müren ve Müslüm Gürses şarkıları eşliğinde okunabilecek bir kitap. Ben kitabı bir gecede bitirmedim. Beğendiğim kitapları sindirerek okuyabilmek için uzatmaya çalışıyorum. Bu şekilde okumanın bir faydası var mı bilmiyorum ama okuduğu kitapları çabuk unutan birisi olarak, bu hüzünlü hikâyelerin beni erken terk etmesini istemedim. Merak ediyorsanız, hikâyelerde geçen şarkıları, o hikâyeleri okurken özellikle dinledim.

Nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama ünlü bir yazarımız bir söyleşisinde –Murathan Mungan olabilir- kısa öykü yazmanın en zor yazım tarzlarından birisi olduğunu dile getirmişti. Melisa Kesmez, bu zorluğu kolaya çeviren bir tarzla kaleme almış öykülerini. Öyküleri genel olarak derleyecek olursak, yazar tüm öyküleri karakterlerin gözünden aktarmış. 25 Hikâyenin 22’sinde esas karakter kız çocuğu, ergen kadın ya da yetişkin kadın. 2 karakterin cinsiyeti belirgin değil ama kadın olduğu hissediliyor. Bir karakterin ise erkek olduğundan neredeyse eminim. Görüldüğü üzere birkaç küçük istisna dışında, kitap bir kadın öyküleri kitabı.

Kadın derken, şehirli, orta sınıf, marjinal, kaybeden, derdi olan ve bu derdi kendi ile sınırlı olmayan kadınları kast ediyorum. Hikâyelerin birçoğunda boşanmış veya erken yaşta ölmüş anne-babası olan, yine kendisi boşanmış, ayrılmış ya da ilişkisi iyi gitmeyen ana karakter mevcut.

Hikâyelerin ortak bileşeni hüzün. Hikâyelerde bir Türk melodramı havası da yok değil ama bu hava hikâyeleri o kadar bizden yapıyor ki. Bu hikâyeler içinde beni en çok etkileyen, kitabın ilk hikâyesi olan “Balık kraker” oldu. Annesi ile babası ayrılmış iki çocuğun –ki kahramanımız iki çocuktan abla olanı- annesi ile birlikte ayrıldıkları eve, babalarını görmek için yaptıkları kısa ziyareti içeriyor. Hikâyelerin ana gövdesini içeren hüznün aralarına serpiştirilmiş mizah kırıntıları, hikâyeleri daha bir samimi, içten ve bizden hale getiriyor.

Hikâyeler kadın ana karakterler kadar güçlü kadın yan karakterler de içeriyor. Özellikle anneler, halalar, anneanneler. Bu karakterler, bazen hikâyede bir gölge olarak var olsalar da, ağırlıkları kendisini fazlası ile hissettiriyor. Örneğin “Kıpırtısız” isimli hikâyede, kızı tarafından evden kovulan annenin hikâyede yer aldığı sahne çok dar. Sadece apartman merdivenlerinde adımlarını ve sonra sokakta pencereden seyredilen kayboluşunu seyrediyoruz. Ama hikâyenin içine öyle bir yerleşiyor ki, hikâyenin karakteri bile onun gölgesinde kalıyor.

Hikâyeleri çekici yapan, kısa ama derin senaryoları değil sadece. Bu kadar kısa hikâyelerde, hayatın detayına giren cümleler, tespitler ve gözlemler okuyanı şaşırtıyor. Taşınmak için toplanan bir evin ortasındaki kolilerin üzerinde gezinen kedi, kadını terk edilmiş evdeki kornişten kopan perde, içinde yapma bir çiçek olan plastik çakmak, kocayı kızdıran lavabonun içindeki domates kabukları, vitrinin içindeki kolonya şişesi, bıçak ucuna saplanıp ikram edilen elmalar, hikâyelerin içine sızmış ama bir kadına ait olduğu aşikâr kadın gözlemleri.

Hikâyelerin oturduğu toplumsal zemin, Türkiye’nin muhafazakar ve giderek muhafazakarlaşan yapısına uyumsuz. Ama bu Türkiye’de böyle bir toplumsal dokunun olmadığını göstermez. Bu nedenle, bazı eleştirilerde gözlemlediğim “uçuk hikâyeler” tanımını, açıkçası bu kitap için uygun bulmuyorum. Metropol hikâyeleri olduğunu kabul etmek mümkün ama hikâyelerin içine, özellikle yan karakterlerle giren taşra öğeleri de mevcut. “Halam” hikâyesindeki hala, “Sevgili Müslüm Baba”daki baba, “Ceyda’nın Dizleri”ndeki Memet, “Sarı Elmalar”daki baba, “Anneannemin Takma Dişleri”ndeki anneanne taşra rüzgârlarını taşıyorlar hikayeye.

Ama elbette tüm bunlara karşın, kaderlerini elinde tutmaya çalışan, hayatın dişlileri içinde yer alan ve doğal olarak o dişliler tarafından ezilen özgür ruhlu ama ruhları yaralı kadınlar hâkim hikâyelerde. Bu özgürlüğe içki, özellikle rakı içmek de dâhil.
Hayatımda bu kadar anason kokusu hissi veren bir kitap hatırlamıyorum. Öykülerde sık sık yer alan rakı, kitaba fazlası ile sinmiş. Ve o koku hikâyeleri daha da bir bizden ve hüzünlü yapmış.

“Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz” çok severek ve etkilenerek okuduğum bir kitap oldu. Kısa öykü tarzında Türk hikâyeciliğine ciddi katkı suna bir eser olduğunu düşünüyorum.
Merhabalar kitapkurdu meslektaşım sayesinde okuma şansı buldum.Yazarın okuduğum ilk kitabı olan Nohut Oda 5 kısa öyküden oluşan bir eserdir.Kitap bir bayanın bakış açısından anlatılmaktadır.Kitabı okurken kendi hayatınızdan kesitler yaşadığınız hisler vermektedir.Öyküler arasında en beğendiğim Annemin Çadırı.Üslup olarak sade ve akıcı bir dil kullanılmıştır.Bu hikayeler sanki bir yolculuk gibi geçmişteki hayatınızı sorgulatıyor.Kitabı okumanızı tavsiye ederim
Bazen Bahar yazarın okuduğum ikinci kitabı.İlk kitabı Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz kitabını çok sevmemiştim ve bu yüzden biraz ön yargılıydım.Ama Bazen Bahar diğer kitabına nazaran daha iyiydi.10 farklı kadının anlattığı,10 farklı öykü vardı.Benim en sevdiğim öykü Beyaz Kelebekler oldu.Edebi yönü olduğunu söyleyemem fakat bazı cümleler vardı ki yüreğime dokundu.Mutlaka okunmalı diyemem ama ağır kitaplardan sonra iyi geleceğini düşünüyorum.Keyifli okumalar...
Melisa Kesmez in okuduğum ilk kitabı. Yazar bir çok kadından kısa kısa hikayelerle kitabı yazmış. İçen, seven, aldatan, aldatılan... her tür kadından bir iz bir yara var. Tabi klasik sorunumuz olan edebi değer bakımından zayıf bir kitap. Ama akıcı ve okunabilir.
Merhabalar Atları Bağlayınca Geceyi Burada Geçireceğiz yazarın diğer eserleri gibi öykü türünde yazılmış.Yazarın diline gelecek olursam diğer eserlerine göre daha çok devrik cümleler kullanılmış.Devrik cümleler eserde yerinde kullanılınca edebi ve etkileyici bir metin yapar ancak bu eserde böyle bir durum söz konusu değildi.Evet diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de altını çizdiğim baya cümle oldu ancak yazar bu eserinde hem tekrarlara düşmüş hemde edebi olarak zayıf kalmış.Öykülerde anlatıcılar gözünden yaşanmıştır.140 sayfa ve 25 öyküden oluşan bir eserdir.Diğer öykülere göre sadece biraz Arif öyküsünü beğendim.Melisa Kesmez’in öykülerini okurken Emrah Serbest tadı alıyorum.Bu eseri dil olarak akıcı ancak edebi olarak zayıf.
Keyifli Okumalar Dilerim
Bazen Bahar, Melisa Kesmez'in okuduğum ilk kitabı. Dilini, anlatımını çok sevdim. Öyküleri hayattan bir parça taşıyor. Bazıları içimize dokunuyor....
Okuyanların beğenmesi üzerine alıp okuduğum bir kitaptı ama benim için biraz hayal kırıklığı oldu...Hikayeler havada kalmış düşüncesi oldu bende.Sanırım daha edebi bir dil bekliyordum kitapta.Üstelik yazarın Bazen Bahar kitabıyla birlikte almıştım.Umarım Bazen Bahar kitabı da Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz gibi vasat olmaz benim için...Kısacası okumasam bir şey kaybetmeyeceğim bir kitaptı.
Merhabalar yeni keşfettiğim yazarlardan olan Melisa Kesmez’in Bazen Bahar kitabı öykü türünde yazılmıştır.Eserde 10 öykü yer almaktadır öyküler bayanların bakış açışından anlatılmaktadır.Öyküler arasında en beğendiğim Beyaz Kelebekler oldu bunun haricinde ;Telefon Kulübesi, Kurtarma Gemisi Domates Tohumları,Yılbaşı Ağacı,Çürümenin Bahçesi,Yarım Kalan ve Bir Bahçeyi Beklemek gibi öykülerde yer almaktadır.Okurken herkesin kendinden bir şeyler bulacağı ve yüreğine dokunacak bir eser.Öyküleri okurken ne kadar gerçekçi ve abartıdan uzak olduğu göreceksiniz.Keşke öyküler daha uzun olsun diyeceksiniz.Yazarın dili de sade ve anlaşılır.
Keyifli Okumalar Dilerim
Boşaltın, kapatıyoruz… Erkek istemez; bir yetmişlik rakı, az da peynir çözer işimizi.

Tuhaf bir kitap, yazar demek istediklerini, içinde biriktirdiklerini adeta okuruna kusmuş. Hiçbir halden hoşnut değil hikâyelerinde, hep bir şeylerden dert yanmış, rakıdan teselli bulmuş ve erkeklerden soyutlanmış. Bütün hikâyeleri kadın ağzından dökülmüş kelimelere…

Ergen edebiyatından hallice…

Yazarı hiç tanımadığım halde; okuduğum hikâyelere istinaden kendisinin bir feminist olduğuna ikna oldum. Hiçbir şeyden tatmin olmayan bir Türk kadını… Her dem erkeklerden zokayı yutmuş ve kendini aydın sanan bir kimliğe bürünmüş… Çok itici geldi bana… Bir kadın rakı içiyorsa yalnızdır, keza yazarda öyle sanırım. Aşırı derece de kasvetli, karın ağrısı çeken hikâyeler.

Halı yanığı…

Çok değişik fantezileri olduğunu da düşünmeden edemedim. Hikâyelerde bir cinsellik havası, etik olmayan beraberlikler, eylem, gezi tarzı söylevler vardı. Hoşnut bırakmadı bunlar. Ayrıca “dizlerdeki halı yanığı” ise nasıl bir fantezinin ürünüdür aşırı derece de merak ettim. Yazarın çok iyi bir gözlemci olduğuna karar verdim.

Kitap 25 tane hikâyeden oluşuyor. Sadece “Arif” adlı hikâyeyi beğendim diğerleri benim için sonlandırılmamış hikâyeler olarak kaldı. Yazarın cümleleri hikâyelere nazaran güzel ve manalı, cümlelerini beğendim.

Sözün özü; okunulabilinir ama tavsiye edeceğimi sanmıyorum.

Sevgi ile kalın.

Yazarın biyografisi

Adı:
Melisa Kesmez
Unvan:
Çevirmen,yazar,gazeteci
Doğum:
İstanbul, 1980
MELİSA KESMEZ, Eylül 1980’de İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Üniversitesi’nde Sosyoloji okudu. Bir dönem Londra’da yaşadı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları ve söyleşileri yayımlandı. Çeviriler yaptı. İstanbul’da yaşıyor. Keriman isimli bir kedisi var.

Yazar istatistikleri

  • 57 okur beğendi.
  • 548 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 292 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları