Mevlana Şibli Numani

Mevlana Şibli Numani

Yazar
8.8/10
20 Kişi
·
62
Okunma
·
8
Beğeni
·
1092
Gösterim
Adı:
Mevlana Şibli Numani
Tam adı:
Allame Şibli Numani
Unvan:
Hindistanlı Yazar, Avukat, Tarihçi, Gezgin ve Filozof
Doğum:
Hindistan, 3 Haziran 1857
Ölüm:
18 Kasım 1954
Hindistanlı Edebiyatçı ve tarihçi olan Muhammed Şiblî Nu’manî, 1857 yılında A’zamgarh şehrine yaklaşık 13 km. uzaklıkta bulunan bir köyde doğmuştur. Babası Şeyh Habibullah varlıklı bir avukat idi. Şiblî babasının evinde, meşhur alim Çirayîyakut’lu Muhammed Faruk’un nezaretinde İslamî ilimleri öğrendikten sonra, Rampur’da Mevlevî İrşad Hüseyin’in yanında fıkıh araştırmalarını daha ileriye götürdü. 1872’de Lahor’a giderek burada büyük bir Arapça uzmanı olan Prof. Feyz el-Hasan’ın yanında kendisini Arap Edebiyatına vakfetti. Lahor’dan dönüşünde Sabarapur’lu Mevlevi Ahmed Ali’nin yanında hadis ilmi tahsil etti ve sonra Deoband’a döndü. 1880’de avukatlık imtihanına girerek bir süre Azamgarh ve Basti’de avukatlık yaptı. Kısa bir süre Azamgarh idari bölgesinde kâtiplik ve Eminlik görevi yaptıktan sonra ticaretle meşgul oldu. Ancak bu işlerin hiçbiri onun ideallerine uymuyordu. Şiblî, eğitimine devam etmekte olan kardeşinin yanında Aligarh’ta bulunduğu sırada Sir Seyyid Ahmed’e takdim edildi, o da kendisine Collegiate School’da bir hocalık verdi ve az zaman sonra onu Arapça ve Farsça profesörü tayin etti (1 şubat 1882). Sir Seyyid ile kurduğu bu temasın genç adamın edebî faaliyeti üzerinde çok önemli etkisi oldu ve hayatının geçmiş yıllarında toplamış olduğu bilgi hazinesini faydalı kılmayı öğrendi. 1892’de edebî ve kültürel durumu incelemek için bir seyahata çıktı ve İstanbul, Beyrut, Kudüs, Kahire ve diğer bazı şehirleri ziyaret etti. 1896’da Haydarabad Nizamından bir tahsisat aldı ve 1898’de profesörlükten istifa etti. Haydarabad’da Ulum-u Fünun kısmının müdürü (Nisan 1901), sonra da Lahnau’da Nedvetü’l-Ulema’nın Darü’l-Ulum’unun kâtibi (1805-1913) oldu, daha sonra bir süre için Encümen-i Terakki-i Urdu’nun kâtibi oldu. 1914’te vefat etti. Vefatından hemen sonra talebesi A’zamgarh’ta onun hatırasına bir kütüphane ve bir yayınevi ile donatılmış Darü’l-Musannifin’i kurdular. Bu kurum aylık olarak Maarif adlı bir dergi çıkardı.
Hz. Muhammed'in (SAV) peygamberliği, Hristiyanların ileri sürdükleri "dünyadan kopuk yaşama" düşüncesini kökünden kurutmuştu. Bunun için Hz. Peygamber (SAV) ara sıra değerli elbiseler giyer, zengin yemekler yerdi. Fakat kendisi esas itibariyle dünya süslerine hevesli biri değildi. Bir hadiste şöyle buyurulur: "İnsanoğlunun bu dünyada muhtaç olduğu şeyler şunlardır: oturacağı bir ev, giyeceği bir elbise, kendini besleyecek yemek ve su." Hz. Âişe, Hz. Peygamber'in ikinci bir elbisesinin bulunmadığını söyler.
Hz. Peygamber (SAV),"Bana bütün peygamberlerin üstünde bir fazilet ve ayrıcalık tanımayınız." buyurmuştu.
Hz. Peygamber (SAV), "Hayır, biz verdiğimiz söze bağlı kalmalıyız. Biz ancak Allah'ın yardımını isteriz. O bize yeter." buyurmuştu.
Mevlana Şibli Numani
Sayfa 148 - Sahih-i Müslim
Hz. Peygamber (SAV) ömrü boyunca bir dilenciyi bile geri çevirmemiştir. Daima, "Ben sadece dağıtıcıyım. Veren Allah'tır." derdi.
Mevlana Şibli Numani
Sayfa 107 - Buhari,"Babu Bed'i'l-Vahy", Buhari
" Cinlerin ömürleri,insanların ortalama ömürleri olan 70 senenin aşağı yukarı 10 ila 13 yani katı yani 700 ile 1000 sene arasında değişmektedir..."
Mevlana Şibli Numani
Sayfa 32 - Be Yayınları
" Cin ve Şeytan.
Dünyada en ürkütücü kelimenin ne olduğunu sorduğunuz her yüz kişiden 99 size cevap olarak bu iki korku dolu kelimeyi fısıldayacaktır.
Ölüm bile bu kadar ürkütücü,korku ve dehşet verici değildir. "
Mevlana Şibli Numani
Sayfa 15 - Be Yayınları
" Cinler kendileriyle ilgili konuların açıklanmasını,sırların bildirilmesini istemezler. "
Mevlana Şibli Numani
Sayfa 11 - Be Yayınları
335 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İmam Şibli gibi nüktedan bir kimseden, afilli bir kitap altında topladığı öykü, anlatı ve dönem içi önemli varsayılan bilgilerden oluşmuş.

Şibli, hasta yatağında yatar iken kendisini ziyaret eden Hristiyan Doktora "Benim devam senin İslamiyete sığınmandır" diyerek hasta olmasına rağmen dinamik oluşunu siyasi tabakaya oldukça sindirimiş bir kimse. Kitaplarının değerli oluşu da onun şahsiyeti altındaki bu ince düşünceden muhtemel, sanıyorum.

Kitabın başlangıçtaki öykünmeleri, diğer anekdot ve monologlar arasında enerjisi en yüksek olanı diyebilirim.

Şeytan ve Ademin, kainatı Tanrı huzurunda paylaşması ve ardından Cinlerin, Yusuf peygamberi, öldürdüklerinde Tanrı'nın Ademi, yeryüzüne hakim kılmak istemesinden, bahsediyorum. Melekler ise Cinlerin Yusufu katletmesinden dolayı Ademin de onlar gibi olacağından, Tanrı' ya gittikleri ana dek geçen öykünme çok iyi yazıya dökülmüştü. Gerisi sanki mürekkep gelişi güzel dökülmüş gibiydi.

Kitaptan genel olarak, bir beklentim de vardı aslında, fakat
"CİNLER İLE DEĞİL SİZE HELAL KILINAN, İKİŞER, ÜÇER, DÖRDER KADINLARI NİKAHINIZA ALINIZ." kısmını görünce kitap ile ilgili parapsikoloji ve metafiziğe dair, hiç bir beklentim kalmadı.

Ve dedim ki "Bu kitap kendi içinde, döneminin karanlığını ve toplum kadar aydın kesimin de içinde bulunduğu,cehaletten bocalayışının, mushafı"

Okumaya bu yönden, devam ettiğimde ise
Hayvanlara karşı göstermiş olduğu, nefret dolu söylemleri gördüm. Bunlar :
Önünüzden köpek geçerse namazınızı tehlikeye girer ;Siyah köpek ve kediler cindir. ;Yılanlar cinlerin neslidir gibi hadis alimlerin sözleriyle desteklenmiş kısımlar.


Kitabın devamı ise Cinler ve İnsanlar arasında müstehcen olaylar, kavgalar gibi huzuru kalmamış karısıyla kavga etmesi çokça muhtemel, acı çeken bir megalomanın kitabı olarak vücut bulmuş "Cinlerin Esrarı" Üzgünüm, Şibli üzdün beni.

Cin kısmı biraz üfürükten teyyare anlatılardan ibaret olunca, çekilen esrarın ve hurilerle dolu fantezilerin geniş yelpazesini sunmuş, Şibli.
192 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitabı oldukça beğendim. Okumadan önce yazarı hakkında yaptığım araştırmalarda hep kendisinin Peygamberimiz (SallAllahu aleyhi ve sellem) hakkında kitaplar yazdığını ve alanında ciddi mânâda rağbet gördüğünü öğrendim. Kitabı açıp içindekilerden istifade etmeye başladığım zamansa aldığı takdirleri hakettiğini gördüm.

Kitap Peygamber Efendimiz (SallAllahu aleyhi ve sellem)'in davranışlarını, zorluklar karşısındaki sabrını, insanseverliğini, gelmiş geçmiş en başarılı ve en doğru insan özelliğini çeşitli Sahihi Buhari adlı, içerisinde gerçek hadislerin bulunduğunu duyduğum kitaptan yararlanarak anlatıyor. Okurken kalbime aşk işledi resmen. Bir takdir. Bir utanç. Bir korku. Bir endişe. Bir gurur. Tevazu hissettim yine, en sevdiğimden. Gerçekten yeni başlayanlar için tam teşekküllü bir kitap. Hiç araştırmadan ilk olarak bu kitaba rast geldiğim için ne kadar şükretsem az.

Kitabı okurken sürekli kendi davranışlarım ve davranışlarımız, toplum olarak davranışlarımızı Peygamber Efendimiz (SallAllahu aleyhi ve sellem)'in öğütleri, emirleri, davranışları ve kişiliğiyle karşılaştırdım. Sonuç tamamiyle hüsran. Aklıma gelen binbir çeşitli sorulardan bir kaçı şunlar:

Kızının belki de hakkı olmasına rağmen altın taktığını gören ve "Peygamber'in kızı altın takıyor" demelerini ister misin diyerek tepkisini gösteren Peygamber nerede, altınlarını tak da öyle çık dışarıya diye dikte eden biz "ümmet" nerede?

Açlıktan kıvrandığı zamanlarda dahi aç olanlara yardım etmek için çabalamış olan, kendi üzerinde para bulunduğu zaman fakirlere dağıtmadan eve gidemeyen Peygamber nerede, yolda yanı başında dilenen yaşlı bir adam dururken yılbaşı bileti sırasına giren "ümmet" nerede?

Kızının evinde süslü perde gördüğü için yemek yemekten vazgeçip geri dönen Peygamber nerede, 1500 odalı sarayda yaşayan "ümmet-i muhammed" nerede?

Evdeki son unu, son hurma tanesini dahi hiç gocunmadan, kendisinin ihtiyacı olduğu halde dağıtan ve ümmeti için bu sıkıntılara katlanan Peygamber nerede, evlere yemek tıkıp dışarıdaki çoluğu, çocuğu, yetimi aç bırakan, daha sonra da Allah niye onlara vermiyor, niçin bu kadar adaletsiz diye küfre yollanan "ümmet" nerede?

Kendi davranışlarıyla İslam'ı kabul ettiren Peygamber nerede, Müslümanı dahi dininden soğutan "ümmet" nerede?

Şu su götürmez br gerçek ki, inanan/ inanmayan herkes Onun hayatından feyz almalı. Araştırıp öğrenmeli. Şuanda en çok ihtiyacımız olan kişi O. Onun örnek kişiliğini kalplerimize yerleştirmeli ve yaşamalıyız. En son merak ettiğim ise; biz günü geldiğinde Ona ne diyeceğiz ? Onun şefaati nasıl bize de dokunacak onun hayatı hakkında tek bir şey bilmeden, uygulamadan, yaşamadan?

Kitabın kendi fiyatı dahi 4 lira. Almanız için ricada dahi bulunurum.
335 syf.
·3 günde·10/10
#Kitapyorum
#Îmam-ıŞiblî
#CinlerinEsrarı
#sayfa363
#OkudumBitti

Bitti...
Uzun zamandır peşinde olduğum ve çok merak ettiğim kitaplardan birisiydi. Kitaba başladığım zaman çevremdeki arkadaşlarım ve gruplardaki arkadaşlardan okumamam konusunda uyarı aldım. Bu nedenle biraz korktuğum doğrudur, hatta devam edip etmemekte kararsız kaldım. İnternetten kitapla ilgili biraz daha araştırma yaptım. İçinde yeralan cin çağırma metodlarından dolayı ülkemizde bir dönem yasaklanmış. Rivayete göre; vakti zamanında o kitabı okuyanlar bu metodları kullanarak cinleri çağırmışlar ve birçok kişi psikolojik rahatsızlık yaşamış akıl sağlığını yitirenler bile olmuş.
Elimdeki kitapta bu bölümün çıkarılmış olduğuna emin olduktan sonra devam etmeye karar verdim...
Ayet ve Hadisler ışığında cinler hakkındaki tüm bilinmeyenlerin anlatıldığı bilgi dolu, güzel ve çok faydalı bir kitap. Kurgu değil gerçek bilgilerin yer aldığı bir kitap. Bu kitap ile birlikte Kur'an-ı Kerim Tefsirlerinden bazı bölümler okudum o nedenle bitişi biraz zaman aldı.
Bilinenden değil bilinmeyenden korkmalı o nedenle bilmek için okumak gerek...
Bu konuyu merak edenlere önerebilirim okuyup okumamak kendisine kalmış​...
Küçük bir uyarı gece okumanızı tavsiye etmem okurken elinde olmadan ürperiyor insan...

Bu kitabı bana ulaştırıp okumama vesile olan arkadaşa tekrar teşekkür ediyorum.
Kitapta yeralanlardan bazıları
Cinlerin yaradılış tarihi, cisimleri, sıfatları, nerelerde yaşarlar? ne yerler ne içerler ? evlenirler mi? çocukları varmıdır ? mezhepleri? ŞEYTAN...?

Yazar ve kitapla ilgili merak edilenler
Hayatı:
İmam Şibli ya da Ebu Bekr Şibli
Doğum: Miladi 867 Ölüm: 945 Bağdat, Samarra. Babasının adı Yunus'tur. Künyesi Ebu Bekr'dir.
İslam Alimi olarak bilinen Ebû Bekr-i Şiblî'nin adı'nın Cafer, baba adının ise Yunus olduğu söylenir. Orjinali Arapça olan birçok tercüme eserde Samarra'da doğduğu ve Bağdat'a yerleştiği anlatılır. Tarihte adına çok sık rastlanan Cüneyd Bağdadi'nin talebesi olduğu şeklinde kayıtlara rastlanır. Yine birçok kaynakta Maliki Mezhebinin fıkıh alimlerinden olduğu şeklinde bilgilere ulaşılmıştır.

CİNLERİN ESRARI
Cinlerin Esrarı, İmam-ı Şibli'nin en ünlü eseri. Arapça orijinali 880 yılında yazıldı. Mısır, Kahire İskenderiye Kütüphanesi'nde bulunan el yazması kitabın mikrofilmleri, araştırmacı Muhammed Ferşad tarafından çekilerek tercüme edildi. Kitabın tercüme edilmiş ilk Türkçe baskısı 1979 yılında İstanbul'da yayınlandı. İmam-ı Şibli, Cinlerin Esrarı isimli orijinali Arapça olan kitabında "Müslüman ve gayrı müslim cinler, cinlerden korunmak için neler yapmalı, cinlerin tehlikeleri, zararsız cinler, cinlerle evlenmek mümkün mü?" gibi parapsikolojik olayları yazdı. Kitap, Kahire El Ezher Üniversitesi mensubu Türk asıllı mütercim Muhammet Fersat tarafından tercüme edilerek 1979 yılında Türkiye'de Türkçe olarak yayınlandığında tartışmalara neden oldu. Kitabın içerisinde yer alan "Cin Çağırma Metodları" bölümü 1980 yılında cin çağırma çabaları nedeniyle psikolojik sorunlar yaşayan insanların artması nedeniyle kitabın yayıncısı Fersat Yayınevi tarafından kitaptan çıkartıldı.

Kaynak: İmam-ı Şibli - Vikipedi
363 syf.
·4/10
Kitaptan cin çağırma ile ilgili kısımlar çıkartılmış ve orjinal kitabın İstanbul'da din ile ilgili bir kurumda gizlendiğini duymuştum.

Genelde cinlerle ilgili hadisler ve onların varyasyonları üzerinden gidiyor, bazı hikayelerde var. Beklediğim kadar ilginç gelmedi ne yazık ki...
350 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yazar bu muhteşem eserinde görülen yerleri,karşılaşılan olayları,tartışılan konuları,incelenen meseleleri,ortaya konan çözümleri bir amaca göre delillendirmektedir.Yazar yaptığı seyahati geziden çok müslümanları bilgilendirmektir. Hindistandan başlayıp birçok yeri gezdikten sonra İstanbul'a gelmesi ve burda birçok kütüphaneyi ziyaret etmesi ve bu kütüphanelerin içerik bakımından çok zengin olduğunu tespit etmesi bunların dışında da eski ve modern okulları karşılaştırması eğitim yerlerini görmesi ve birçok şeyi... Bunlardaki en büyük amacı aslında müslümanların eğitimde ne seviyede olduğunu görebilmektir. Çünkü Hindistan İngilizlere karşı hep bir mücadele içindeyken İstanbul da müslümanların ileride olup olmadıklarını görmek istiyordu ama ne yazık ki burda da durum pek iç açıcı değildi. Çoğu mimari yapılar ve eğitimde ki öncelik gayrimüslimlere aitti bu durum yazarı baya üzmüştü .Çünkü onun en çok önem verdiği şey eğitim ve öğretimdi.Eğitim dünya hakimi iken müslümanların dünya mahkumu haline getiren hastalığın cehalet olduğunu çok iyi biliyordu .Bundan kurtuluşunda eğitimle gerçekleşeceğini ve müslümanların eğitim ve öğretime önem vermesi gerektiğini belirtiyor o yüzden de gittiği yerlerdeki kütüphane ve okulları geziyordu.
335 syf.
alemde yalnız olmadıgımızı zaten biliyoruz ama birde okumak lazım demi.dinimize göre kovulmadan cennette bir melek olan cismani varlıkların bu alemde nerde nasıl görünebildikleri korunma yolları hadislerle ve yaşanan olaylarla anlatılmış okumaya deger.okurken Bruce Willis ın altıncı his filmi izler gibibir kitap.
335 syf.
·17 günde·Beğendi·8/10
Benim okumuş olduğum bu kitap, ( Be Yayınları'ndan -449 sayfa ) olup,altı bölümden oluşuyor.
Her zaman insanoğlunun merakını cezbetmiş ve halen de gizemini koruyan bir konu.
Cinler,Cinlerin varlığı,Hususi halleri,Cinlerin Peygamber'imizle ve insanlarla olan diyalogları ve son bölümde de Şeytan konusu gerek ayet ve hadisler ışığında anlatılıyor.
Bazı bölümlerin anlaşılması açısından ( o bölüm ) birkaç kez okumayı gerektirse de tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
360 syf.
·10/10
Her hali bir mucize olan Efendimiz'e (s.a.v) dair muazzam bir kaynak olmuş bu kitap. Sadece Mirac, ayın ikiye bölünmesi gibi mucizeler değil, Efendimiz'in (s.a.v) ahlakı, korunmuşluğu, rüyaları, gaybı bilmesi, dualarının gerçekleşmesi, Kur'an mucizesi gibi bi çok konuda kıymetli bilgiler ayet ve hadislerle anlatılmış. Ayrıca diğer peygamber hayatlarından örneklerde var. Okuyup istifade edilmeli inşaAllah..
425 syf.
·Puan vermedi
Bir devlet nasıl kurulur, koskoca bir millet hatalarından ve eksikliklerinden nasıl arındırılır, zulme nasıl sabır gösterilir, nasıl iyi bir devlet adamı, iyi bir asker, iyi bir arkadaş, baba, eş, öğretmen olunur?
Bu soruları en güzel şekilde cevaplamış bir kitap.
Orjinali olsaydı güzel olurdu..çok değişimlere maruz kalmış eser ama yinede okunur. Meraklısını bilgilendiren metafizik alemin karanlığına gizemine bir nebzede olsa ışık tutan zamanın alimi imam-ı şiblinin bu eserini okumanızı tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mevlana Şibli Numani
Tam adı:
Allame Şibli Numani
Unvan:
Hindistanlı Yazar, Avukat, Tarihçi, Gezgin ve Filozof
Doğum:
Hindistan, 3 Haziran 1857
Ölüm:
18 Kasım 1954
Hindistanlı Edebiyatçı ve tarihçi olan Muhammed Şiblî Nu’manî, 1857 yılında A’zamgarh şehrine yaklaşık 13 km. uzaklıkta bulunan bir köyde doğmuştur. Babası Şeyh Habibullah varlıklı bir avukat idi. Şiblî babasının evinde, meşhur alim Çirayîyakut’lu Muhammed Faruk’un nezaretinde İslamî ilimleri öğrendikten sonra, Rampur’da Mevlevî İrşad Hüseyin’in yanında fıkıh araştırmalarını daha ileriye götürdü. 1872’de Lahor’a giderek burada büyük bir Arapça uzmanı olan Prof. Feyz el-Hasan’ın yanında kendisini Arap Edebiyatına vakfetti. Lahor’dan dönüşünde Sabarapur’lu Mevlevi Ahmed Ali’nin yanında hadis ilmi tahsil etti ve sonra Deoband’a döndü. 1880’de avukatlık imtihanına girerek bir süre Azamgarh ve Basti’de avukatlık yaptı. Kısa bir süre Azamgarh idari bölgesinde kâtiplik ve Eminlik görevi yaptıktan sonra ticaretle meşgul oldu. Ancak bu işlerin hiçbiri onun ideallerine uymuyordu. Şiblî, eğitimine devam etmekte olan kardeşinin yanında Aligarh’ta bulunduğu sırada Sir Seyyid Ahmed’e takdim edildi, o da kendisine Collegiate School’da bir hocalık verdi ve az zaman sonra onu Arapça ve Farsça profesörü tayin etti (1 şubat 1882). Sir Seyyid ile kurduğu bu temasın genç adamın edebî faaliyeti üzerinde çok önemli etkisi oldu ve hayatının geçmiş yıllarında toplamış olduğu bilgi hazinesini faydalı kılmayı öğrendi. 1892’de edebî ve kültürel durumu incelemek için bir seyahata çıktı ve İstanbul, Beyrut, Kudüs, Kahire ve diğer bazı şehirleri ziyaret etti. 1896’da Haydarabad Nizamından bir tahsisat aldı ve 1898’de profesörlükten istifa etti. Haydarabad’da Ulum-u Fünun kısmının müdürü (Nisan 1901), sonra da Lahnau’da Nedvetü’l-Ulema’nın Darü’l-Ulum’unun kâtibi (1805-1913) oldu, daha sonra bir süre için Encümen-i Terakki-i Urdu’nun kâtibi oldu. 1914’te vefat etti. Vefatından hemen sonra talebesi A’zamgarh’ta onun hatırasına bir kütüphane ve bir yayınevi ile donatılmış Darü’l-Musannifin’i kurdular. Bu kurum aylık olarak Maarif adlı bir dergi çıkardı.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 62 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 87 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.