Mevlüt Uyanık

Mevlüt Uyanık

6.5/10
2 Kişi
·
10
Okunma
·
1
Beğeni
·
975
Gösterim
Adı:
Mevlüt Uyanık
Unvan:
Türkiyeli Felsefeci ve Yazar
Doğum:
Çorum, 1962
Prof. Dr. Mevlüt Uyanık, Türkiyeli felsefeci ve yazar.

Hayatı
Çorum ili, Sungurlu ilçesinde 1962 yılında doğan Uyanık, ilk ve Orta öğrenimini aynı ilçede tamamlamıştır.(1980) Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini 1985 yılında bitirdi. 1987 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde araştırma görevlisi olmuş ve “İslam Akaidinde Karşıt Fikir Kavramı”, (İbn Teymiye Örneği) isimli tezi ile yüksek lisansını, (1989); “Çağdaş İslam Düşüncesinde Bilginin İslamileştirilmesi Kavramı” konulu tezle doktorasını tamamlamıştır. (1994). 1995 yılında Gazi Üniversitesi Çorum İlahiyat Fakültesinde Yrd. Doç. Dr. olarak atanan Uyanık, 2000 yılında İslam Felsefesi anabilim dalında doçent, 2009 yılında profesör olmuştur. Halen Çorum'da Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesidir.
“Önümüzde oldukça önemli bir görev var. Ne zamana kadar, Batının önümüze attığı ekmek kırıntılarıyla yetineceğiz ? Şimdi kendimize has özgün şeyler üretmenin tam zamanıdır. Sosyal bilimciler olarak geçmiş eğitimimizi gözden geçirip, Kur’an ve sünnet ışığında yeniden bunları düzenlemek zorundayız. Bu, atalarımızın tarih, hukuk ve kültür alanlarına yaptıkları özgün katkılara benzer şekilde olacaktır. Batı, onların mirasını almış, seküler bir kalıba sokmuştur. Bizim bu bilimi alıp, onu İslamileştirmeyi istememiz çok şey midir ?”
Bu Batı metodolojisinin ilk önemli eksikliğidir. İnsanın diğer boyutu olan ahlak ve ruhunun yok sayılması, bunları besleyen dini ve geleneksel değerlerin belirleyiciliğini görmezden gelmek demektir. Batı'nın bilimsel metot diye evrensel kılmaya çalıştığı yöntemle, İslam toplumunu tahlil etmesi, üstelik bunu da onu "İslami " kılan manevi unsurları soyutlayarak yapması, müslümanlar arasındaki zihni kırılmanın ilk belirtisidir.
Kanaatimize göre, Kur'an'a dayalı bir İslami bilgi teorisi kurgulamanın en özgün tarafı, aklın dışında kalbin de anlama yetisi ve bilgi vasıtası olarak zikredilmesidir.
Pozitivist ve empirist temellere sahip olan bir bilgi ve bilim tasarımıyla hareket eden Batılı araştırmacıların, tabiat bilimlerinde uyguladıkları yöntemlerle sosyal bilimler alanlarını tetkik etmeye çalışması; insanı sadece duyusal verilerle incelenen, istatistik verilere tabii tutulan bir varlık konumuna indirgemiştir.
Yeryüzünün bir döşek gibi insanın ayaklarının altına serilmesi ve her şeyin bir düzende olması ve rızık olarak temiz şeylerin verilmesi, insanın da düzenli ve iyi bir hayat kurmasını gerektirmektedir. Üstelik bu görevi tabiatı koruyarak yapmak zorundadır. Çünkü insanoğlunun bu evrendeki diğer mahluklardan tek ayrıcalığı, bilgi edinme yetilerine sahip olması ve hiçbir varlığın kabul etmediği emaneti yüklenmesinden dolayıdır. Bu nedenle yapacağı bütün tasarruflarda, her şeyin sahibinin Allah olduğunun idrakinde olacaktır.
Kötülükler önemli oranda bilgisizlik (cahillik)ten kaynaklanmaktadır.Hatta bilmediğini bilmek ve onu öğrenmeye çalışarak, pratiğe geçirmek en büyük erdemdir.
Bilginin İslamileştirilmesi kavramının detaylı olarak incelendiği bu kitapta ;
Öncelikle İslam toplumunun başladığı ilk günden itibaren nasıl bir gelişmeyle devam ettiğini ve her dönem farklı kültürel kimliklere girdiğini ve yenilenerek geliştiğinden dem vuruyor. Lakin Koskoca İslam medeniyeti de ister istemez beşeri etkenlerle 17. yüzyıldan sonra sömürülmeye başlanıyor. ( İslam değil İslam'ı yaşadığını sanan toplumlar ! ) Özellikle Ortadoğu. Ekonomik nedenler bu sömürülmenin başında geliyor tabi ki.
Velhasıl, İslam'ın modernleştirilmesi çalışmaları başlanıyor ve en önemli temsilcisi İsmail Raci Faruki. " Bilginin İslamileştirilmesi " kavramını açıklayan bu teori "modern düşüncenin doğru hususlarını, Kur'an-ı Kerim, sünnet ve sahih geleneksel düşüncenin verileri ile birleştirerek şekillendirmek ve bir kalıba dökmektir " ile tarif edilirken bir çok âlim tarafından türevleri ileri sürülüyor ve eleştiri de alıyor pek muhtemel.


Fakat aydınlatıcı bulduğum modernleşme ilkeleri; öncelikle eğitim sisteminde temelden tevhid ve hakikat eğitiminden sonra beşeri bilimlerin verilmesi ve böylelikle toplumumuzda İnaç bütünlüğü ile kişiler yetiştirilirse zaten ele alınan her bilim islami bir bilim olarak değerlendirilecektir. Buna örnek olarak da " müslüman bilim adamının, kevni düzeni akıl yoluyla elde ettiği bilgi ile vahiylerden elde ettiği bilgiler arasında hiçbir fark yoktur. Çünkü her ikisinin yazarı da Allah'tır. "

Yani bilgiler vahiy ve bilimsel bilginin uzlaşmasıyla islamileştirilir...

Yazarın biyografisi

Adı:
Mevlüt Uyanık
Unvan:
Türkiyeli Felsefeci ve Yazar
Doğum:
Çorum, 1962
Prof. Dr. Mevlüt Uyanık, Türkiyeli felsefeci ve yazar.

Hayatı
Çorum ili, Sungurlu ilçesinde 1962 yılında doğan Uyanık, ilk ve Orta öğrenimini aynı ilçede tamamlamıştır.(1980) Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini 1985 yılında bitirdi. 1987 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde araştırma görevlisi olmuş ve “İslam Akaidinde Karşıt Fikir Kavramı”, (İbn Teymiye Örneği) isimli tezi ile yüksek lisansını, (1989); “Çağdaş İslam Düşüncesinde Bilginin İslamileştirilmesi Kavramı” konulu tezle doktorasını tamamlamıştır. (1994). 1995 yılında Gazi Üniversitesi Çorum İlahiyat Fakültesinde Yrd. Doç. Dr. olarak atanan Uyanık, 2000 yılında İslam Felsefesi anabilim dalında doçent, 2009 yılında profesör olmuştur. Halen Çorum'da Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesidir.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 10 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 17 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.