Michael Connelly

Michael Connelly

Yazar
8.4/10
387 Kişi
·
903
Okunma
·
68
Beğeni
·
5255
Gösterim
Adı:
Michael Connelly
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Philadelphia, Pennsylvania, 21 Temmuz 1956
Michael Connelly (21 Temmuz 1956, Philadelphia, Pennsylvania) dedektiflik romanı ve diğer suç kurgusu alanlarında yazan ABD'li yazar. LAPD dedektifi Hieronymus "Harry" Bosch ve suç uzmanı Mickey Haller karakterlerine ilişkin eserleri vardır. Yapıtları, 35 dile çevrilmiş, kendisine "Yılın Gerilim Yazarı" Ödülü'nü iki kez (2003 ve 2004) getirmiştir.

Connelly, aynı zamanda eski bir Los Angeles Times polis muhabiridir. Romanlarında geçen mekanlar da Los Angeles'taki mekanlardır.
“Bildiğim tek şey ,kötülüğün herkesin içinde olduğu. Bir gün içimizdeki bir şey çatlayıp filizleniyor. Sonra da önceden sadece hayallerinde göreceği şeyleri yapmaya başlıyor insan . “.
Michael Connelly
Sayfa 551 - Nemesis Kitap
Bir gazete muhabiriyle konuşurken mantıklı sözler bulmak zorundasınız. Çünkü sözleriniz kağıda dökülür ve ertesi gün, hatta ömür boyu yakanızı bırakmaz.
Eğer aptallıklarımızı ve hatalarımızı yinelemeye doğuştan mahkûmsak doğanın da aynı felaketleri yineleyeceğini anlamak kolaydı.
İnsanlar değişir.Mesleğimi yaparken insanlar hakkında öğrendiğim en önemli nokta, doğru koşullarda, doğru baskılar altında, doğru dürtülerle, doğru zamanda hepimizin herhangi bir şeyi yapabileceğidir.
Michael Connelly
Sayfa 249 - Altın Kitaplar
238 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Harry Bosch, tam adı ile Hieronymus Bosch. Bu adını ise döneminin ünlü ama günümüzde hakkında pek bir şey bilinmeyen yani fazla tanınmayan Hollandalı ressam Hieronymus Bosch’tan almakta. 2005 senesinden beri de hayatımda ve yaklaşık olarak 14 senedir soruşturduğu cinayet vakalarında yanında olduğum, bazen ise hatta çoğunlukla gerçekten de yaşadığını düşündüğüm bir roman karakteri. Connelly’nin kalemi ile hayatının, günlük yaşamının ve alışkanlıklarının her bir ayrıntısını bizler de yaşıyor gibi okuyoruz. Caz müzik ve blues müzik hayranıdır. Bira eşliğinde müziğini dinlerken Bosch ile beraber her seferinde dolaptan aynı anda soğuk bir bira alıp müzik eşliğinde düşünerek beraber yudumlamak isteriz. Her bir sigara yakışında da ayrı bir keyifle sigara içme isteği uyandırır insanda. 14 senedir Bosch hayatımda dedim ya, işte yanlış hatırlamıyorsam 7 sene önce de sigarayı bıraktı Bosch ama sanki bir şeyler kendisinde eksik olmasına rağmen bir şeyler de daha güzel gibi oldu. Bu alışkanlıklarının yanında hayatında kaybeden bir kişi de diyebiliriz Bosch’a. Kadından yana pek bir şansı yok Bosch’un, serinin birçok kitabında gerek uzun süreli gerekse de kısa süreli olarak kadınlar ile yakınlaşması oluyor ama mutluluğu bulamıyor, bulacağını düşündüğünde ise serinin keyfi başka boyutlara gidiyor ve Bosch’un gerçekten de yaşadığını daha çok düşünüyor oluyor insan, seri daha da gerçekçi hâlâ geliyor. Kurala ve düzene karşı gelen kişiliğinin yanında içini pek etrafındakilere dökemeyen, derdini paylaşamayan içinde tutan biri, genellikle etrafındaki kişiler Bosch’un durumunu anlarlar ve iç halini çözümlemeye çalışırlar. Şimdi belki bu yazdıklarım biraz fazla klişe gibi gelecek ama romanlar içinde en ufak bir klişe durum olmadan her bir şey gerçek hayata uygun bir şekilde, en ufak bir sırıtma olmayacak şekilde kaleme alınmış. Bosch için son söyleyeceklerim ise maalesef günden güne ve kitaptan kitaba yaşlanmakta olduğu ve artık yaşlandığı için de fiziksel kuvvetinden tutun da dedektiflikten de geri kalacak olması. Emekli olmuştu zaten bir ara, görevine özel dedektif olarak devam ediyordu ama tekrardan şubeye çağrılmış ve acar dedektifliğine devam ediyordu. Emekli olmasına rağmen yine de genç sayılırdı. Şimdilerde ise maalesef bayağı yaşlandı, emekli olduğu romanı 2013 yılında okumuştum düşünün artık. Okumadığım birçok devam kitabı var ve Vietnam Savaşı’na da katıldığını düşünürsek, tamam hadi söyleyeyim 1950 doğumlu olduğunu da düşünürsek devam kitaplarında nelerle karşılaşacağımı gerçekten merak ediyorum. Ah be Connelly neden kendinden büyük bir karakter yazdın ki?

Connelly'nin romanları tamamen birbirine bağlı şekilde ilerlemese de Bosch’un hayatı, görevindeki değişiklikler olsun veya bazı soruşturmalar olsun kronolojik sıralama ile okumak bence şart. Kitaplardaki cinayet soruşturmaları devam olarak ilerlemese de diğer her bşr şey birbirlerinin devamı olarak ilerlemekte. Bosch karakterinin haricindeki seri dışı romanlarındaki karakterleri mesela Connelly farklı Bosch romanlarında hepsini bir araya getirerek tadından yenmeyecek çoklu karakterli romanlar olarak da okurlarına sunuyor. Neler olmadı ki bu romanların içinde, Bosch’un hayatına yeni kadın girdi veya seri dışı bir romanındaki karakteri tarafından cinayet suçu ile mahkemeye çıkartıldı ve zanlı durumuna da düşürüldü. Bunun için seri olarak okununca polisiye edebiyat zevkinin emin olun zirve noktalarda yaşanacağı bir seri oluyor, zaten adı da üstünde değil mi seri olduğu için sırası ile okunmalı; ama gelin görün ki hem farklı bir dilde okuyor olmamız hem de yazarın kitaplarını birden fazla yayınevinin karışık düzende basıyor olmasından dolayı maalesef ülkemizde Connelly okumanın böyle bir sıkıntısı var. Connelly’nin eski bir polis muhabiri olmasının da polisiyeyi bu derece kaliteli verebilmesinde hiç şüphesiz büyük bir etkeni var, zaten benim için güncel şehir polisiyesinin bir numarası tartışmasız şekilde Michael Connelly ve Henning Mankell . Seri ile birlikte Bosch’u kuvvetli bir şekilde yaşayıp hissederken Los Angeles şehrinde de adeta yaşıyor gibi oluyoruz. En iyi müzik çalan yerlerinden tutun da en iyi yemek yapan veya en iyi kahvesi ya da en iyi çörekleri olan yerlere kadar okuyoruz, tabii bunların yanında arka sokaklarını da tanıyıp birçok kirli noktasını da öğreniyoruz. Bilmiyorum hâlâ var mı ama 2009 senesinde filan yazarın kendi internet sitesinde Bosch’un gittiği, ziyaret ettiği mekanların resimleri ve anlatımları filan da vardı ve seriyi yaşama duygusunu daha da kuvvetlendiriyordu.

Kayıp Delil’e gelecek olursak eğer diğer Connelly kitaplarına göre sayfa sayısı olarak daha kısa olan ama birçok romanına göre de olayların daha hızlı geliştiği ve sürükleyiciliğinin daha yüksek olduğu roman, öyle ki kitaptaki olayların toplam olarak geçtiği süre 12 saat filan. Haliyle akıcılık ve sürükleyicilik kitapta daha çok ön planda tutulmuş. Kurgu olarak da yine tüm kitapları gibi aynı kalitede, bazı romanlarında olduğu gibi bu olaya da federaller dahil oluyor ve LAPD’yi soruşturma dışına atmak için tüm yetkilerini kullanıyorlar. İşte bu kısımlarda Bosch tüm kural tanımazlığını ve düzene karşı gelmelerini kullanarak ve yine kendi kurallarını koyarak siz okurları da yanına alarak soruşturmasına yani kendi dosyasına devam etmeye çalışıyor ve harika bir okuma ile baş başa kalıyoruz. Tavsiye ederim, tek olarak da okuyabilirsiniz ama alacağınız keyif eminim ki yarı yarıya düşecektir.

Bosch serisi Amazon tarafından dizi olarak da uyarlandı, gayet güzel başarılı bir seri ama maalesef kitap serisinin de dışına çıkacaklar gibi (izlemediğim bölümleri var) https://www.imdb.com/...502248/?ref_=nv_sr_1

Connelly’nin Bosch serisi hariç başka film uyarlamaları da mevcut.

The Lincoln Lawyer : https://www.imdb.com/...189340/?ref_=nv_sr_1

Blood Work: https://www.imdb.com/...309377/?ref_=nv_sr_1
432 syf.
·14 günde·9/10
Michael Connelly okumayı ve Harry Bosch'u gerçekten de çok özlemişim.

Bosch emekliliğinin ardından kısa bir süre sonra geri döndüğü LAPD içinde ortağı Kiz ile beraber Kapanmamış Dosyalar bölümünde görevini sürdürmektedir. Hepimiz biliriz ki cinayet masası dedektifleri için kapanmamış dosyaların her zaman kendilerine verdiği daha başka hisler vardır. Dosya kendisinin arşivden alınmasını ister çünkü dosya dedektifiyle adeta konuşur, cinayet mahalli ya da maktülün odası da dedektifle konuşur. Dedektif her boş kaldığı anlarda ya da vesile olan dolu anlarında dosyasındaki kurbanını düşünür ve kurbanının kendisine seslendiğini işitir. Bunun için kapanmamış dosyalar her dedektifimiz için farklı bir anlam farklı bir duygu yaşatmaktadır ve bununla birlikte dedektiflerin kurbanın ailesine de bir borçları vardır. Bazı kurbanlar düşünün ki ailesi ya da çevresi olduğu için teşkilat içinde dosyaları önemsensin ve üstüne daha bir ilgi ile düşülsün ama bir de kenar bir mahallede ya da yol kenarında veya bir otel odasında öldürülen bir fahişenin genelde ne arkasından baskısını, takibini yapacak bir ailesi vardır ne de basına çok ses getirecek şekilde yansımasını sağlayacak haber değeri vardır. Ancak öldürülen kadın sayısı artacak ki, sayısı bir elin parmaklarını geçince en azından gerçek manada haber değeri taşısın ve öldürülen kadına teşkilat içinde gereken değer gösterilebilsin.

Bu anlattıklarımı eski bir polis muhabiri olan Michael Connelly'nin kaleminden okumak ve gerçekten de yaşadığını düşündüğüm, kural tanımaz Bosch'un gözünden okumak için daha doğrusu beraber yaşamak için bu seriye başlamınızı kesinlikle tavsiye ederim. Bosch ile beraber diğer karakterleri de çok iyiler, özellikle de Mickey Haller karakteri. Connelly bana göre tartışmasız güncel şehir polisiyesinin dünyada bir numarası diyebilirim ve en yakın rakibi de rahmetli Henning Mankell 'dir. Connelly'nin polisiye edebiyatta bu kadar başarılı olmasının en büyük sebebi başta Raymond Chandler olmak üzere Dashiell Hammett'e duyduğu büyük hayranlıktır. Güncel şehir polisiyesi dedim ya işte bu büyük yazarların güncel versiyonunu düşünebilirsiniz ve LA şehrini sanki Bosch ile beraber gezdiğinizi, beraber caz müzik eşliğinde birer bira içtiğinizi, Melekler Şehri'nin güzelliğini yaşarken kötülüğü peşinde de koşturabilirsiniz.

Seriyi okumak isteyenlere tavsiyem gerçekten polisiye roman severiyseniz okuyun yani seri katillerin olduğu değil tek bir cinayetin etrafında dönen romanları seviyorsanız okuyun ve kesinlikle de kronolojik sıralama ile okumanızı tavsiye ederim. Hem Bosch'un teşkilat içindeki sürecini daha iyi anlarsınız, hem diğer roman karakterleri ile bir arada toplandığı romanları daha iyi anlarsınız hem de yapılan göndermelerin tadını alırsınız.

Serinin film ve dizi uyarlamaları:

Kan Bağı - Terry McCaleb
http://www.imdb.com/title/tt0309377/

Güneşin Karanlığında - Mickey Haller
http://www.imdb.com/...340/?ref_=fn_al_tt_1

Bosch
http://www.imdb.com/...502248/?ref_=nv_sr_1
560 syf.
·88 günde·Beğendi·10/10
ŞAİR- MİCHAEL CONNELLY
Grange’nin Siyah Kanından sonra okuduğum en heyecanlı, en sürükleyici , en sıra dışı ve en ters köşe sona sahip kitaptı .
Bu kitabı okumak için bu kadar geç kaldığıma inanamıyorum. Tek kelimeyle efsaneydi.
Kitap çok can alıcı bir sözle başlıyor . “Ölüm benim kalp atışımdır.” Hemen moda girip kitabın içinde dedektifinizi, kurbanlarınızı ve katilinizi aramaya başlıyorsunuz. Hakkını vererek buluyor buluyor kaybediyorsunuz . Son sayfaya kadar size sürekli “ee bulduk bitmiyor mu bu olaylar ?” Dedirtiyor ancak bitti dediğiniz yerde tekrardan başlıyor her şey.
Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse Gazeteci Jack McEvoy ikiz kardeşinin intiharını araştırırken ,kardeşinin aslında bir cinayete kurban gitmiş olabileceğini fark eder ve FIB ile iş birliği yaparak katilin bulunmasına yardımcı olmaya çalışır. Katil , polisiyenin babası Edgar Allan Poe ‘ nın şiirlerini ipucu olarak bırakmaktadır. Adrenalinin hiç düşmediği soruşturmada Jack kardeşinin katilini bulabilecek mi yoksa oda bir kurban mı olacak ? ...
Gerçekten görüp görebileceğiniz en Kurnaz katille karşı karşıya kalıp zekasına hayran kalmadan bırakamıyorsunuz kitabı.
Önsözünü Stephen King ‘ in yazdığı kitabı mutlaka okumalısınız tavsiyemdir.
Yazar ayrıca hayran kaldım, diğer kitaplarını okumak İÇİN sabırsızlanıyorum.
528 syf.
·5 günde·Beğendi
Ceza avukatı olan fakat iş alamadığı için haciz davalarına bakan Michael Haller, avukatı olduğu Lisa'nın cinayet zanlısı olarak tutuklanması üzerine, davasını üstlenir. Lisa'nın katil olup olmadığı onun için önemli değildir. Önemli olan tek şey bu davayı kazanacağına inanmasıdır ki bunun için o ve ekibi çok çalışır.
Amerikan mahkemelerinin işleyiş şeklinin; jüri seçimi ve kararda ki etkinliğinin; hakimin jürili mahkemedeki rolünün; avukat ve savcının delil, tanık, sorgu prosedürünün işleyişlerinin anlatımı, ayrıntılı bir şekilde kitapta yer alıyor.
Katili aramaktan çok eldeki mevcut zanlının, temize çıkarılması veya mahkum ettirilmesi üzerine kurgulanmış bir kitap. Yine de 'suçlu mu? Değil mi?' İkilemini sık sık yaşadım. Avukata kızsam da finalde durumu kurtardı. Çok aksiyonlu değildi fakat durağan ve sıkıcı da değildi. Genel itibariyle beğendiğim.
Yazarın Michael Haller serisinin 4. kitabı olduğunu bilmeden alıp okudum. Başa dönüp 1. kitaptan başlayarak seriyi okumayı düşünüyorum.
400 syf.
·8/10
3 yıl aradan sonra Bosch teşkilata geri döner. Herkes Bosch'un teşkilata geri dönmesindeki ilerleyişini kuşku ile merak etmektedir ve soruşturma içindeki kanunları genel olarak Bosch'un kendi kanunları ile ilerletmesinden dolayı Bosch'a karşı daha da bir şüphe ile bakmakta ve aldığı dosyayı yüzüne gözüne bulaştırma düşüncesindedirler. Bosch 17 yıl önce öldürülen Verloen'İn faili meçhul katilini bulabilecek mi yoksa kendi kanunlarından ötürü dosyaya içişleri mi el atacak ya da hem katili bulup hem de içişleri ile başı derde mi girecek? Connelly gerçekten güncel polisiye romanlarının tartışmasız 1 numarası.
512 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Güncel şehir polisiyesinin hatta günümüz polisiyesinin tartışmasız 1 numarası olan Connelly’den yine harika bir roman. Connelly romanları genel olarak cinayet üzerine kurulu olsa da Haller’in baş karakter olduğu Güneşin Karanlığında ve bu kitabında esas konu cinayetten çok mahkeme ve mahkeme süreci oluyor. Tabii cinayet de bu mahkeme sürecinin içinde hatta mahkemenin sebebi de oluyor diyebiliriz. Şöyle desem sanırım daha doğru olacak, nasıl Harry Bosch romanlarında esas konu cinayet olup arka taraflardan çok detaya girmeden bir mahkeme süreci oluyorsa Mickey Haller kitaplarında bu sefer mahkeme ve süreci önde olup cinayet soruşturması arka taraflarda yürütülüyor. Ne de olsa Bosch bir dedektif, Haller de savunma avukatı.

Mahkeme ve mahkeme süreci de demişken özellikle ABD filmleri ve romanlarında en çok hoşuma gidenlerin başında şüphesiz hukuk gerilimleri vardır. Avukatların ve savcıların birbirine şov yaptığı, başta jüriler ve yargıca oynadıkları, hazır cevapları ile beraber gelen üstün zeka ile sorulmuş soruları her zaman ilgimi çekmiş ve hoşuma gitmektedir. Connelly romanlarında da bu lezzetlerden fazlasıyla mevcuttur, Betondaki Sarışın , Hile , Güneşin Karanlığında ve bu kitabı ile o mahkeme salonlarındaki romanlaştırma başarısını fazlasıyla kitaplarına geçirebildiğini göstermektedir. Okurken paragrafların ve sayfaların nasıl bir şekilde elinizde eridiğine şaşıracaksınız. Bu hızda okunan romanlar yazmasının yanında bir diğer başarısı da karakter, olay güzelliğinin yanında kitabı okuyup üzerinden zaman geçtikten sonra geriye dönüp baktığınızda kitabın birçok yerinin aklınızda kalıyor olmasıdır. Biliyorsunuz bu tip romanlar maalesef okunduktan sonra detaylı olarak akıllarda kalmıyor ve özellikle de finalde atılan yumruk gibi ters köşeler genel olarak akılda maalesef kalmayıp kendilerini unutturuyorlar ve bu durumun Connelly kitaplarında olmaması kendi kalitesini daha da arttırıyor. Keşke bu durum Harlan Coben kitaplarında da olsa ve geriye dönüp baktığımda kitaplarından birazcık bir şeyler hatırlıyor olabilsem diye düşünmeden edemiyorum.

Connelly kitaplarının bir başka güzelliği de farklı roman karakterlerini bir romanda bir araya getirip hepsini ortak bir soruşturmanın içine dahil etmesidir. Bu romanında Mickey Haller baş karakter iken ikinci karakterimiz Connelly’nin en önemli roman karakteri olan Harry Bosch ve diğer üçüncü karakterimiz de Şair romanındaki gazetecimiz Jack McEvoy. Yalnız kitabın bazı yerlerinde Bosch sanki gerçek Bosch gibi değildi, ya kitabın sonundaki sürprizden dolayı olacak ya da ikinci karakter olmasından dolayı Connelly ya isteyerek ya da istemeyerek romanın gidişatı için böyle bir yola başvurmuş diyebiliriz. Baştan sona ilgi çekici, cinayet ve hırsızlık davalarının içinde koşturacağınız, son sürat okuyacağınız güzel bir roman.
447 syf.
·Beğendi·9/10
Bagajdaki Ceset, Michael Connelly'nin en karmaşık, en akıl almaz komplosu olan cinayet romanı diyebilirim. Artık bir ara neredeyse herhalde bu cinayet çözülemeyecek gibi düşüncelere kapılmaya başlamıştım. Kesinlik çok sağlam bir polisiye bir kurgu.
422 syf.
·Beğendi·10/10
Yazar bu kitapta daha çok Harry'in duygusal yönüne, psikolojik unsurlarına ağırlık vermiş.Evi depremde hasar görmüş, işinden uzaklaştırılmış ve kız arkadaşı tarafından terk edilmiş...
Yazarın bundan önceki kitaplarında, dedektifin annesinin yıllar önce cinayete kurban gittiğini ve faili meçhul olarak kaldığını öğrenmiştik. İşten uzaklaştırılan Haryy, bir yandan ruhsal sorunlarıyla boğuşurken, bir yandan da geçmişe dönerek annesinin katilini bulmak için cinayet dosyasını tekrar açar ve kendi imkanlarıyla araştırmaya başlar...
Kitabın sonuna kadar katil nasılsa belli diye düşünerek okudum ama sürpriz finaliyle adeta tokat yemiş gibi oldum.
Collelly bir kez daha zekâsıyla beni kendine hayran bıraktı.
Büyük bir keyifle okudum...
560 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Şair, Michael Connelly'in, Jack McEvoy Serisi'nin ilk kitabı (İkinci kitap The Scarecrow henüz Türkçe'ye çevrilmemiş) ve aynı zamanda benimde okuduğum ilk Michael Connelly romanıydı. Polisiye kurgular favori türüm olmasa da yakından takip ettiğim roman türleri arasında yer alır. Şair, Stieg Larsson'un Millennium Serisi'nden sonra okuduğum en etkileyici polisiye romandı diyebilirim.

Konusundan biraz bahsedecek olursak, (Birazcık spoiler içerir) serinin isminden de anlaşılacağı üzere baş karakterimiz Gazeteci Jack McEvoy. Olaylar McEvoy'un cinayet masası dedektifi olan ikiz kardeşinin intihar etmesiyle! başlıyor. İntihar düşüncesiyle fazla detaylı incelenmeyen olay yerinde araştırma yapan gazetecimiz kimsenin dikkat etmediği, kardeşinin bıraktığı ölüm notunun, Edgar Allan Poe alıntısı olduğunu ve başka polis intiharlarında da Poe alıntılarının kullanıldığını keşfetmesiyle (Bu nedenle seri katile şair deniyor) aslında bu polis intiharlarının ülke geneline yayılan bir pedofili ağı ile bağlantılı seri cinayetler zinciri olduğunu ortaya çıkarıyor.

Şair; Konusu, kurgusu, çevirisi ve baskısıyla beğendiğim bir kitaptı.
368 syf.
·Beğendi·7/10
Başarılı bir gerilim, cinayet romanı olduğunu söyleyebilirim. Kurgusu, tasvirleri ve sürükleyiciliği yerinde. Bu tarzı beğenenlere veya benim gibi her tarzı okumak lazım diyenlere tavsiye ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Michael Connelly
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Philadelphia, Pennsylvania, 21 Temmuz 1956
Michael Connelly (21 Temmuz 1956, Philadelphia, Pennsylvania) dedektiflik romanı ve diğer suç kurgusu alanlarında yazan ABD'li yazar. LAPD dedektifi Hieronymus "Harry" Bosch ve suç uzmanı Mickey Haller karakterlerine ilişkin eserleri vardır. Yapıtları, 35 dile çevrilmiş, kendisine "Yılın Gerilim Yazarı" Ödülü'nü iki kez (2003 ve 2004) getirmiştir.

Connelly, aynı zamanda eski bir Los Angeles Times polis muhabiridir. Romanlarında geçen mekanlar da Los Angeles'taki mekanlardır.

Yazar istatistikleri

  • 68 okur beğendi.
  • 903 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 417 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları