Michael Grant

Michael Grant

Yazar
8.1/10
96 Kişi
·
295
Okunma
·
11
Beğeni
·
1473
Gösterim
Adı:
Michael Grant
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Los Angeles, Amerika Birleşik Devletleri, 26 Temmuz 1954
İ.S. V. yüzyıl, tüm tarihin en az ve en eksik bilinen yüzyılıdır. Batı Roma İmparatorluğu'nun V. yüzyılda son bulduğu sıklıkla söylenir. Fakat, birkaç kişinin ça­bası dışında Doğu İmparatorluğu'nun neden çökmediğini ve Konstantinopolis'ten yönetilen Bizans İmparatorluğu'na dönü­şerek, neredeyse bin yıl daha -13. yüzyıldaki ara dönem hariç- ya­şamaya devam ettiğini kaç kişi açıklayabilir.
Sanatsal beceri, edebiyattan çok mimarlığa özellikle de Kilise Mimarlığı'na yönelmişti. İncelediğimiz dönemde insanlar kendilerini bu şekilde ifade ediyorlardı; V. yüzyılın diğer dönemlere nazaran daha az ilgimizi çekmesi belki de bundan kay­naklanmaktadır. Ancak, mimarlığın ana dallarından Kilise Mi­marlığı'nın beşinci yüzyılda başladığı unutulmamalıdır.
Batı Roma İmparatorluğu'nun son bulmasında, ortak niteliği ayrışma olan nedenlerinin hiçbiri bugüne kadar çürütülme­miştir ve Roma'nın çöküşü hala tarih açısından son derecede önemli bir olaydır.
Ferril şöyle der:
'İmparator Honorius' hem eski, hem de günümüz tarihçile­rince Roma'nın çöküşünün en büyük sorumlusu olarak gös­terilir. Bunun nedeni, kısmen, Roma'nın 407-410 yılları ara­sındaki büyük utancının onun dönemine rastlamasıdır; ma­dem ki bunu önleyememişti, elbette sorumlusu da o olacak­ tı. Bugün bizler de, yurttaşlar olarak yöneticilerimize bu çe­şit bir ölçüt uygulamaktayız; geçmiş yöneticiler için de aynı şeyin yapılmış olması pekala akla yakın geliyor. Öte yandan, haklı olduğu halde yitirmek diye bir kavram varsa, bu, Ho­norius için geçerli olabilir. Honorius tam da bunu yapmış olabilir. Hiçbir şey yapmadığı için kendisine yöneltilen eleştirileri hak etmez, çünkü hiçbir şey yapmamak ona göre 'etkin' ve bilinçli bir yol izlemekti. 410 yılı Ağustos'unda Roma'nın kapılarından biri Alaric'in Vizigotlarına açılmasaydı o yöntem pekala işe yarayabilirdi... Belki, 408-410 yılları bunalımı sırasında Britanya'nın [Ek 2] kaynakları İtalya'nın ordusuyla birleşmiş olsaydı, yine Ala­ric'i yenebilirlerdi. Fakat... Honorius Alaric'i savaşa çekmeyi değil de, onu yorup tüketmeyi öngören bir taktik izlemeye kararlıydı.
Durum böyle olunca Alaric 410 yılında Roma'ya girdi ve kenti yağmaladı.
Bu yağma hareketi hem Hıristiyanlar için hem de Paganlar için çok büyük bir darbe oldu... Roma'nın düşmesi demek im­ paratorluğun düşmesi demekti. Hatta dünyanın sonu anlamı­na da geliyordu ... Paganların gözünde felaketin nedeni çok açıktı. İmpara­torluğun başındaki uğursuzluklar Hıristiyanlık geliştikçe art­mıştı... Hıristiyanlarsa bir çok yanıt üretiyorlardı ama hiçbiri inandırıcı değildi... Hıristiyanlar [demişti Augustinus] bu dünyadaki felaketlere kayıtsız kalıyorlardı. Hatta bunları, Tanrının inananları düzene sokmak ve saf bir kul yapmak için verdiği dersler olarak karşılıyorlardı.
Romalılar orduyu korumayı becerebilselerdi, belki de yok ol­maktan kurtulabileceklerdi. Artık asker toplayamaz duruma gelmeleri çöküşün ana nedenlerinden biridi
Hieronimus'tan çok daha ince bir düşünür, teolojiyi biçim­lendirmekte ondan kesinlikle daha etkili ve daha sevimli bir kişiliği olan Aziz Augustinus, kökünü Yunan-Latin antik ça­ğından almasına ve çok iyi bir retorikçi olmasına karşın Kla­sik gelenekten açık biçimde ayrılır. .. Roma'nın çöküşünün en sersemletici rüzgarlarıyla açılan yeni bir çağın başlangıcında ve belki de yeni bir dünyanın zirvesinde hizmet etmeye özel­likle uygundu... Augustinus'u izleyen kilise bilginlerinin ne­redeyse adlarını bile duymamış milyonların onun yapıtlarını coşkuyla okumuş olmaları rastlantı değildi.
Augustinus düşündüklerini öyle bağımsızca işlemiştirki, hayranlarının bile huzuru bozulmuştur. Batı Hıristiyanlığı­nın birçok alanında özgün izi kalmıştır. Augustinus'un belli başlı yapıtları eski kalıplaşmış düşüncelerin terkedilmesi sü­recinde önemli dönüm noktalarıdır.
"Aslında Bizans, göçebelere karşı kendisine yardım edebilecek güçlü bir Pers ülkesinin olmasını istiyordu."
Michael Grant
Sayfa 54 - Homer Kitabevi
Sınırlar yabancı düşmanlara karşı tümüyle güvende değildi. Yine de imparatorluğun çoğu kez yeniden toparlanması şa­şılacak bir durumdur. Tarihin o karışık döneminde dört bir yandan dış saldırıya uğrarken ve içeriden parçalanırken, Ro­ma adının ve Roma gücünün hala öylesine görkemli kalabil­mesi çok çarpıcıdır.
630 syf.
·Puan vermedi
Yoklar romanının devamıydı. Açlık hakkındaki yorumlarım daima olumlu olacaktır. Gerçekten olay ve kurgu çok leziz. Okurken çok eğleniyordum ve bu dünyadan kopuyor gibiydim. Emeğe sağlık
412 syf.
·Puan vermedi
Herşeye bakış açınızı değiştiren bu kitap geleceğin olasılıklarından birini taşımakla kalmayıp küresel savaşa yeni bir boyut kazandırıyor. Karakterlere bağlanacağınız bu etkileyici serüven en sevdiğim kitaplardan biri oldu. Sonu hoşuma gitmese de kurgu genel olarak güzel. Sonundaki sıkıntı ise kitabın yarım kalması ve hala 2. Kitabın çıkmamış olması. Yine de favorilerinden bir tanesi.
640 syf.
·6/10
Aslında kurgusu çok güzel ama kitabın bazı yerlerinde sıkıldım. Gerçekten elimden bırakamadığım kısım sadece son elli sayfaydı. Başlamadan önce beklentilerim çok yüksekti. Belkide o yüzden pek sevemedim.
640 syf.
·10/10
Çok uzun olduğunu düşündüğüm için asla bitmeyeceğini söyleyip dururdum. Fakat okumaya başladığım andan beri çerez gibi geldi ve hiç birakmak istemedim. Doğa üstü olay sevenler toplansın derim!
630 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Konusundan çok anlatım tarzı çok değişik hayal gücü ile yazılmış başlarda sıkılmıştım ama gün geçtikçe sarmaya başladı başlarda da sıkılmamın nedeni kitabın 2 ciltten oluşmuş olması o yüzden başından pek anlayamamıştım serinin devamı var mı onuda bilmiyorum okumaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum
640 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitabı okurken karakterlerin çokluğu kafanızı karıştırabiliyor. Ama bitirince her şey yerli yerine oturuyor. Uzun süe sonra bile rahatlıkla akla geliyor.
640 syf.
·Beğendi·10/10
Bir saniyeliğine gözünüzü kapatın. Gözlerinizi açtığınızda yetişkinlerin hepsinin gittiğini görseniz ne yaparsınız?
Güvenecek kimsesi kalmayan bir çocuk olsanız nereye gidersiniz?
Ne telefon ne televizyon ne de internet. Küçük bir kasaba. Sınırlı imkanlar. Yaşam mücadelesi. Bu çocukların notlar ve oyunlardan daha büyük endişeleri, su tabancalarından daha tehlikeli silahları, kendilerince intikam sebepleri ve kontrol edemedikleri güçleri var. Onlar sadece çocuk olmakla kalmayıp, doktor, itfaiye Mc Donald's çalışanı, kulüp işletmecisi, sürücü, avcı, bakıcı da oldular. Artık sınırları zorlamaları gerek. Artık mücadele zamanı. Yen ya da yenil, ama ne olursa olsun arzularının seni ele geçirmesine izin verme.
Bir de madendeki canavardan uzak dur
Artık tek başınasın, onlar artık yoklar.
Peki hayatta kalabilecek misin?
412 syf.
·Beğendi·6/10
İşte geleceğin savaşı bu, nanoteknoloji, küresel savaşlar artık kas gücüyle değil, beyin gücüyle olacak, nanoteknoloji ile savaşı başlatıyor ruhun bile duymadan kuklası oluyorsun. Göremiyorsunuz ama etrafınızda savaşıyorlar. Nano’ya hoşgeldiniz.
Çok güzel bir konusu var, bazı olaylar sahneler çok iyi ama anlatım bazı yerlerde tutuluyor kopuyorsunuz, harika bir kurgu bazı noktalar ve geçişler biraz daha planlansa harika olacakmış ...
640 syf.
Kitap çoğunlukla eleştirilerde gençlik yada çocuk kitapları katagorisinde geçiyor.ama kitap ilerledikçe biraz fantastik ama bilim kurgu havasında gidiyor.ama seriyi gereginden fazla uzatıldığını düşünüyorum.çok karakter olması işi karıştırıyor

Yazarın biyografisi

Adı:
Michael Grant
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Los Angeles, Amerika Birleşik Devletleri, 26 Temmuz 1954

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 295 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 106 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.