Michael Ondaatje

Michael Ondaatje

Yazar
8.0/10
30 Kişi
·
72
Okunma
·
3
Beğeni
·
923
Gösterim
Adı:
Michael Ondaatje
Unvan:
Sri Lanka Asıllı Kanadalı Şair ve Romancıdır.
Doğum:
Sri Lanka, 1943
Philip Michael Ondaatje (d. 12 Eylül 1943, Sri Lanka) Sri Lanka asıllı Kanadalı şair ve romancıdır. En fazla bilinen eseri 1992 Booker Ödülü sahibi romanı İngiliz Hasta'dır. Bu roman ayrıca 9 dalda Oskar ödülü kazanmış aynı adlı filme de uyarlanmıştır.

Seylan'da (bugünkü adıyla Sri Lanka) doğan ve Burgher asıllı bir ailenin çocuğu olan Michael Ondaatje, 1954 yılında annesiyle birlikte İngiltere'ye göç etti.
1962 yılında Kanada'ya yerleştikten sonra Kanada vatandaşlığına geçti. Bir süreliğine Bishop's University'de öğrenim gördükten sonra Toronto'ya taşındı ve bu şehirdeki Toronto Üniversitesi ve Ontario eyaletinde bulunan Kingston şehrindeki Queen's University'de akademik derecelerini tamamladı. Batı Ontario Üniversitesi'nde ders vermeye başladı. 1970 yılında Toronto'ya temelli yerleşti. 1971'den 1988'e kadar bu şehirde bulunan York Üniversitesi ve Glendon Koleji'nde İngiliz edebiyatı dersleri verdi.
O ve yine kendisi gibi romancı ve akademisyen olan karısı Linda Spalding; Michael Redhill, Michael Helm ve Esta Spalding'le birlikte Brick, A Literary Journal isimli bir edebiyat dergisi çıkardı.
İlk romanı Coming Through Slaughter(1976)la başlayan ve İngiliz Hasta (1992) ile birlikte ustalaşmasıyla devam eden bir süreçte uyguladığı roman tarzı belirli bir çizgide değildir. Eserlerinde yaşamdan çıkardığı birçok bağlantısız enstantaneyi detaylı bir şekilde inceleyerek kendine özgü bir roman tarzı yaratmıştır.
Bir romancı olarak tanınmasına rağmen Michael Ondaatje anı ve şiir türlerinde ve sinema alanında da eserler üretmiştir. Sri Lanka'da geçen çocukluğunu anlattığı Running in the Family (1982) isimli bir anı kitabı vardır. Bugüne kadar on üç şiir kitabı yayınlamış; ve bunlardan iki tanesiyle Governor General's Award ödülü kazanmıştır: The Collected Works of Billy the Kid (1970) ve There's a Trick With a Knife I'm Learning to Do: Poems 1973-1978 (1979)
The Collected Works of Billy the Kid ve Coming Through Slaughter tiyatroya da uyarlanmış ve Kuzey Amerika'da birçok tiyatro projesinde kullanılmıştır. Üç filmi olan Michael Ondaatje'nin bu çalışmalarından biri kendi çağdaşı olan Kanadalı şair bpNichol'ın hayatını anlatan belgesel Sons of Captain Poetrydir.
Ondaatje bugüne kadar beş roman yazmıştır:
Coming Through Slaughter — 1976 yılında Books in Canada First Novel Award ödülünü kazanmıştır. 1900 yılı civarındaki New Orleans kentinin hikâyesini anlatan roman, aynı zamanda da efsanevi caz ustası Buddy Bolden ve fotoğraf sanatçısı E. J. Bellocq'un hayatlarından kesitler sunar.
Aslan Postuna Bürünmek — Özgün adı In the Skin of A Lion olan roman 1988 yılı City of Toronto Book Award ödülünün sahibidir. Toronto şehrine yerleşen ilk göçmenlerin hikâyesini anlatan bu eser birçok eleştirmen tarafından yazarın en iyi romanı olarak gösterilmektedir. Türkiye'de Can Yayınları tarafından 2003 yılında birinci baskısı yapılmıştır.
İngiliz Casus — Özgün adı The English Patient olan roman 1992 Booker Ödülü'nün sahibidir. 1996 yılında yönetmen Anthony Minghella tarafından sinemaya uyarlanan bu roman her biri savaşın vahşetinden kendi paylarına düşeni almış olan dört insanın rastlantı sonucu iç içe geçen hayatlarını konu almaktadır. Türkiye'de İngiliz Casus başlığı altında Can Yayınları tarafından 1997 yılında birinci baskısı yapılmıştır.
Anil'in Hayaleti — Özgün adı Anil's Ghost olan roman 2000 yılı Giller Prize ödülü sahibidir. İnsan hakları savunucusu olan avukat Anil'in Sri Lanka'da iç savaş sırasında yaşadıklarının çok yönlü hikâyesidir. Türkiye'de Can Yayınları tarafından 2002 yılında birinci baskısı yapılmıştır.
Divisadero — Yazarın son romanıdır. California'da yaşayan yalnız bir baba ve iki genç kızını, bu kızlardan birinin yaşadığı cinsellik ve şiddetle dolu olayların ardından gelişenleri konu etmektedir
Çünkü yeryüzü cennetleri toz duman olacak, eski bir kumaş gibi çürüyüp sararacak. Ve buna hizmet edenler de aynen öyle ölecekler. Güvelerin saldırısına uğrayacak o kumaş , lime lime olacak.
312 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Harika...Harika...Harika!
Filmini çok beğenerek izlemiştim. Ama kitabı daha çok beğendim. Bu kadar güzel bir kitabı bu sitede niye bu kadar az kişi okumuş ona da şaşırdım. Üstelik kitap son 50 yıl Booker Ödülü almış tüm kitapların içerisinde en iyi kitap olarak seçilerek Altın Man Booker Ödülü almış.
Kitap bir döneme ışık tutuyor.Kitap İngilizlerin çöle nasıl ilgi duyduklarını, nasıl sızdıklarını ve tabii ki 2. dünya savaşını ve sonrasını sanki olayların içindeymişiz gibi yaşamamızı sağlıyor.
312 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Önceden filmini seyrettiğim bir kitap olduğunu belirteyim. Ben genellikle kitapların işleniş, insanı içine alış ve daha ayrıntılı betimlemelerle kendi dünyasına çekmesini filmlere nazaran daha başarılı bulurum. Tabi bunun istisnaları da var elbette ama bu kitap istisnalardan biri değil kesinlikle 9 oskar ödülü alan filminden daha başarılı ve kapsayıcı.
İngiliz Hasta İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarında Toskana'da rastlantı sonucu yaşamları iç içe geçen dört insanın sıradışı öykülerini anlatıyor. Her biri, savaşın yükünü omuzlarında taşıyan, izlerini beynine kazımış dört insan. Uçağının düşmesi sonucu yanarak tanınmaz hale gelen ve belleğini yitiren bir adam, kendini kimliği belirsiz bu adamın tedavisine adayan Kanadalı bir hemşire, savaş sırasında casusluk yaparken yakalanıp başparmaklarını kaybeden eski bir İtalyan hırsız ve her an ölümle burun buruna ve bu yükle korkusuzca yaşayan bomba imha uzmanı bir Sih asker. Tüm bu karakterler arasında, onları da biraz uzaktan izler gibi gezinen, bu dört karakteri belkide unuttukları bir geçmişe sürükleyen, İngiliz hastanın gerçek kimliğine götüren bir kadın...
Kitabı okurken bir puzzle’ın parçalarını birleştirme zevkini tadıyorsunuz.
"Sevgilim! sevgilim!, Seni bekliyorum. Karanlıkta bir gün ne kadar sürer yada bir hafta? Ateş çoktan söndü ve çok üşüyorum.kendimi dışarı sürükleyebildim ama güneş vücudumu kavurdu.Korkuyorum; tüm ateşi bu sözleri yazmak için harcadım.Ölüyoruz ölüyoruz; İçimiz aşkın zenginliği ve tadıyla dopdolu ölüyoruz.Bedenlerimiz nehirlerde yüzer gibi.Korkular, içinde saklandığımız bu perişan mağara gibi.Tüm istediğim gün ışığına çıkmak; seninle gerçek bir ülkedeyiz.haritaların ve güçlü adamların isminin olmadığı.Biliyorum. geliceksin ve beni dışarı, o rüzgarlı yere taşıcaksın.Tüm istediğim bu.Seninle orada arkadaşlarımızla öylece yürümek.Sınırları olmaksızın bir dünya.Işık çoktan söndü sevgilim ve ben karanlıkta yazıyorum.Çok üşüyorum."
304 syf.
·2 günde·8/10
Kitabı bitirir bitirmez filmini de izledim, böylece karşılaştırma imkanım oldu. Film tabii ki hikayenin orijinal ismi olan #theenglishpatient yani #ingilizhasta adıyla çekilmiş, kitabı çevirense İngiliz Casus'u uygun görmüş. Kitap detaylı ve çok güzel ama filmin de hoşuma gitmediğini söyleyemem. (Ralph Fiennes'i ve Willem Dafoe'yu ne kadar itici buluyorsam, Naveen Andrews'u da o kadar çekici buluyorum çünkü.) İkinci Dünya Savaşı sonrası yolları kesişen dört insanın hikayesini okuyoruz bu kitapta. Ama ana hikaye, uçağı düşen ve vücudu yanıklarla kaplı halde iyileşmeye çalışan Almasy'nin flashbackleri üzerine kurulmuş diyebilirim. Filmde, diğer karakterlerin hikayelerine yeterince eğilmemişler. Özetle, kaymaklı keyif için kitabı okuyup üstüne filmini izlemek gerekiyor. =)
312 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Yıllar önce filmini izlemiştim; hatta romandan uyarlama olduğunu bile oldukça geç öğrendim.
İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında dört ayrı insan Toskana’da mayınlarla dolu terk edilmiş bir yalıda bir araya gelirler; her birinin savaşa dair bir öyküsü vardır; savaşta uçağı düşürülmüş vücudunun neredeyse tamamı yanmış bir İngiliz, kendini onun bakımına adamış bir hemşire, savaşta casusluk yapan eski bir hırsız, tüm gücüyle savaşta yer almış bomba imha uzmanı bir Sih asker… Birbirlerine geçen hayatları, her birinin hazin öyküsü oldukça etkileyiciydi. Hatırladığım kadarıyla film bazı yönleriyle daha etkileyici olsa da kitabı konunun tamamını anlayabilmek ve zengin detayları açısından çok keyifliydi
398 syf.
·30 günde·Beğendi·7/10
İngilis Pasiyent
Kanadalı bir tibb bacısı, İtaliyalı bir oğru/casus , Hindistanlı bir minaaxtaran və bütün bədəni yanmış İngilis pasiyent olmaqla fərqli irqlərə mənsub olan 4 nəfərdən söhbət gedir...
2. Dünya müharibəsinə şahid olan və müharibənin dərin izlərini daşıyan bu 4 nəfər bir-birlərini tanımağa çalışırlar.
312 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap Yorumu // İngiliz Hasta - Michael Ondaatje




Merhaba! Sizler için harika bir kitap yorumu ile geldim Hız kesmeden kitabın içeriğinden bahsedeyim kitapta İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarında Toskano' da dört insanın hayatlarının kesişmesi anlatılıyor. Bu kişilerden ilki uçağı düşüp tanınmaz hale gelen ve zihin kaybı yaşayan bir pilot, bu pilota bakan bir hemşire, savaş sırasında casusluk yaparken yakalanmış ve parmaklarından olmuş bir adam ve hırsızlık, bomba imha gibi işler yapan diğer bir adam... Başka bir karakter daha var onu da söylemeyeyim okuyunca fark edeceksiniz zaten. Her neyse karakterlerimiz bana biraz anılarına sadık geldiler ama aslında bu da kitabın iyi yönlerinden birisi çünkü onları tanımanıza olanak sağlıyor.



Kitabı ne kadar övsem az kalır sanırım çünkü harika hemencecik okunup gidiyor. Şahsen kitap bana çok şey kattı kültür manasında. Mesela hiç bilmediğim rüzgarların ismini öğrendim ya da İtalyanca gibi dillerden bazı kelimeler öğrendim. Yani bu kitabı okuduktan sonra kültürel bilgi kapmak garanti gibi bir şey... Ben kitabı çok ama çok sevdim ve bu yorumu okuyan herkese öneriyorum. Alın okuyun derim harika ötesi bir kitap. Bu arada kitabın birde "Altın Man Booker" ödülü var. Bu ödülü alan bir kitap da güzel olacaktır... Ben bu yorumu yazdıktan hemen sonra kitabın filmini izlemeye gidiyorum. Sizde kitabı okuduktan sonra filmi izlemeyi unutmayın. Ama önce kitap unutmayın...
304 syf.
·9 günde·7/10
İkinci Dünya Savaşı'nın sonları... Havada umutsuzluk, çaresizlik, bıkkınlık ve belirsizlik var.
Farklı dünyalardan gelen ve savaşın aynı coğrafyada buluşturduğu dört kahramanın hikayesini bulacaksınız bu romanda. Kanadalı bir hemşire, İtalyan bir hırsız, Sih bir asker ve gerçek kimliği ile ilgili hiçbir bilgi olmayan bir kazazede, ingilizce konuştuğu için ingiliz sanılan bir hastanın hikayesi. Onların birlikte geçirdikleri zamanın yanı sıra, geçmişte ne yaşadıklarına da tanık olacaksınız.
Başta karmakarışık görünse de hikaye ilerledikçe parçaları toplayıp onu kafanızda canlandırabileceksiniz. Okurken zaman zaman sıkılabilirsiniz. Ama bu sizi yanıltmasın, sabırlı olursanız okumaya değer bir roman olduğunu göreceksiniz. Her ne kadar yazarın uydurması olsa da değişik ve gerçekçi bir hikayesi var çünkü.
Kitabın orjinal adı ''The English Patient'' yani ''İngiliz hasta''. Filmi çekilmiş ve 1996 yılında en iyi film de dahil olmak üzere 9 dalda Oskar ödülü kazanmış. Sanırım bu hikaye okumaya değdiği kadar izlemeye de değer. :)
312 syf.
·7/10
Yıllar evvel filmini izlediğim kitabı; izlemeyip okumadıysanız kesinlikle önce okuyun derim. Zira ister istemez aklındaki görüntülerle denk getirmeye çalışıyorsunuz. Kitabı ele alacak olursak tek kelimeyle mükemmeldi. Konusu, anlatışı, yer betimelemeleri efsaneydi. İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarında Toskana'da rastlantı sonucu yaşamları iç içe geçen dört insanın sıra dışı öyküleri kaleme alınmış. Her biri, savaşın yükünü omuzlarında taşıyan, izlerini beynine kazımış dört insan. Uçağının düşmesi sonucu yanarak tanınmaz hale gelip belleğini yitiren bir adam, kendini bu adamın tedavisine adayan Kanadalı bir hemşire, savaş sırasında casusluk yaparken yakalanıp başparmaklarını kaybeden eski bir İtalyan hırsız ve her an ölümle burun buruna olup bu yükle korkusuzca yaşayan bomba imha uzmanı bir Sih asker ve bu dört karakteri unuttukları geçmişe sürükleyerek İngiliz hastanın gerçek kimliğine götüren bir kadın... Ve gerisi hikâyede efendim… .
310 syf.
·Beğendi·10/10
Yıl 1945. Londra hâlâ Almanların hava saldırılarının bıraktığı tahribatın ve savaş yıllarının yıkımını yaşıyor. On dört yaşındaki Nathaniel ile ablası Rachel’ın anne ve babası, onları Gece Kelebeği adını taktıkları tuhaf bir adama emanet ederek ve Singapur’a gittiklerini söyleyerek Londra’dan ayrılırlar. Yasadışı işler yaptığından kuşkulandıkları Gece Kelebeği, iki kardeşi hiç alışık olmadıkları tiplerle tanıştırır. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bu yeni ortamda, iki kardeş ortak bir hikâyeleri olan bu insanların çevresinde hayatı öğrenirler. On iki yıl sonra İngiliz Gizli Servisi tarafından savaş yıllarına ait dosyaları incelemekle görevlendirilen Nathaniel, eskiden bilmediği ve anlayamadığı her şeyin üzerindeki örtüyü, belleğinin ve araştırmalarının yardımıyla kaldıracak, annesinin geçmişinin izini sürecek ve onu ancak o zaman tanıyacaktır. Michael Ondaatje bu yolculuğu, bellek, sadakat ve insan ilişkilerine dair unutulmaz bir romana dönüştürüyor
287 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Man Booker ödüllü yazar Michael Ondaatje’nin, yer yer gençliğinde yaptığı yolculuktan otobiyografik izler de barındıran romanı Kedi Masası; dostluk, aile bağları, sınıf farkı, tutsaklık ve özgürlük gibi kavramları, yolculuğa tek başına çıkan Michael’ın iç dünyasındaki çocukluk ve yetişkinlik süzgeçlerinden geçirerek, yalın ve samimi bir anlatımla yorumluyor.

On bir yaşındaki Michael, Sri Lanka’dan İngiltere’ye üç haftalık gemi yolculuğunda bütün zamanını gemide tanıştığı iki çocukla ve geminin en değersiz masası olan kedi masasında oturan yetişkinlerle geçirir. Gemi, Hint Okyanusu boyunca Akdeniz’e doğru yol alırken, o ve iki arkadaşı edebiyattan müziğe, kadınlardan bitkilere, hayata dair pek çok bilgiyi kedi masasının yetişkinlerinden öğrenirler. Bu eşsiz deneyimin izlerini ömür boyu taşıyan Michael için bu mavi yolculuk âdeta hayat yolculuğunun bir provası olacak ve yıllar sonra bile hatıralarında yer edecektir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Michael Ondaatje
Unvan:
Sri Lanka Asıllı Kanadalı Şair ve Romancıdır.
Doğum:
Sri Lanka, 1943
Philip Michael Ondaatje (d. 12 Eylül 1943, Sri Lanka) Sri Lanka asıllı Kanadalı şair ve romancıdır. En fazla bilinen eseri 1992 Booker Ödülü sahibi romanı İngiliz Hasta'dır. Bu roman ayrıca 9 dalda Oskar ödülü kazanmış aynı adlı filme de uyarlanmıştır.

Seylan'da (bugünkü adıyla Sri Lanka) doğan ve Burgher asıllı bir ailenin çocuğu olan Michael Ondaatje, 1954 yılında annesiyle birlikte İngiltere'ye göç etti.
1962 yılında Kanada'ya yerleştikten sonra Kanada vatandaşlığına geçti. Bir süreliğine Bishop's University'de öğrenim gördükten sonra Toronto'ya taşındı ve bu şehirdeki Toronto Üniversitesi ve Ontario eyaletinde bulunan Kingston şehrindeki Queen's University'de akademik derecelerini tamamladı. Batı Ontario Üniversitesi'nde ders vermeye başladı. 1970 yılında Toronto'ya temelli yerleşti. 1971'den 1988'e kadar bu şehirde bulunan York Üniversitesi ve Glendon Koleji'nde İngiliz edebiyatı dersleri verdi.
O ve yine kendisi gibi romancı ve akademisyen olan karısı Linda Spalding; Michael Redhill, Michael Helm ve Esta Spalding'le birlikte Brick, A Literary Journal isimli bir edebiyat dergisi çıkardı.
İlk romanı Coming Through Slaughter(1976)la başlayan ve İngiliz Hasta (1992) ile birlikte ustalaşmasıyla devam eden bir süreçte uyguladığı roman tarzı belirli bir çizgide değildir. Eserlerinde yaşamdan çıkardığı birçok bağlantısız enstantaneyi detaylı bir şekilde inceleyerek kendine özgü bir roman tarzı yaratmıştır.
Bir romancı olarak tanınmasına rağmen Michael Ondaatje anı ve şiir türlerinde ve sinema alanında da eserler üretmiştir. Sri Lanka'da geçen çocukluğunu anlattığı Running in the Family (1982) isimli bir anı kitabı vardır. Bugüne kadar on üç şiir kitabı yayınlamış; ve bunlardan iki tanesiyle Governor General's Award ödülü kazanmıştır: The Collected Works of Billy the Kid (1970) ve There's a Trick With a Knife I'm Learning to Do: Poems 1973-1978 (1979)
The Collected Works of Billy the Kid ve Coming Through Slaughter tiyatroya da uyarlanmış ve Kuzey Amerika'da birçok tiyatro projesinde kullanılmıştır. Üç filmi olan Michael Ondaatje'nin bu çalışmalarından biri kendi çağdaşı olan Kanadalı şair bpNichol'ın hayatını anlatan belgesel Sons of Captain Poetrydir.
Ondaatje bugüne kadar beş roman yazmıştır:
Coming Through Slaughter — 1976 yılında Books in Canada First Novel Award ödülünü kazanmıştır. 1900 yılı civarındaki New Orleans kentinin hikâyesini anlatan roman, aynı zamanda da efsanevi caz ustası Buddy Bolden ve fotoğraf sanatçısı E. J. Bellocq'un hayatlarından kesitler sunar.
Aslan Postuna Bürünmek — Özgün adı In the Skin of A Lion olan roman 1988 yılı City of Toronto Book Award ödülünün sahibidir. Toronto şehrine yerleşen ilk göçmenlerin hikâyesini anlatan bu eser birçok eleştirmen tarafından yazarın en iyi romanı olarak gösterilmektedir. Türkiye'de Can Yayınları tarafından 2003 yılında birinci baskısı yapılmıştır.
İngiliz Casus — Özgün adı The English Patient olan roman 1992 Booker Ödülü'nün sahibidir. 1996 yılında yönetmen Anthony Minghella tarafından sinemaya uyarlanan bu roman her biri savaşın vahşetinden kendi paylarına düşeni almış olan dört insanın rastlantı sonucu iç içe geçen hayatlarını konu almaktadır. Türkiye'de İngiliz Casus başlığı altında Can Yayınları tarafından 1997 yılında birinci baskısı yapılmıştır.
Anil'in Hayaleti — Özgün adı Anil's Ghost olan roman 2000 yılı Giller Prize ödülü sahibidir. İnsan hakları savunucusu olan avukat Anil'in Sri Lanka'da iç savaş sırasında yaşadıklarının çok yönlü hikâyesidir. Türkiye'de Can Yayınları tarafından 2002 yılında birinci baskısı yapılmıştır.
Divisadero — Yazarın son romanıdır. California'da yaşayan yalnız bir baba ve iki genç kızını, bu kızlardan birinin yaşadığı cinsellik ve şiddetle dolu olayların ardından gelişenleri konu etmektedir

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 72 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 107 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.