Mihail Nuayme

Mihail Nuayme

7.7/10
36 Kişi
·
98
Okunma
·
15
Beğeni
·
2.183
Gösterim
Adı:
Mihail Nuayme
Unvan:
Lübnanlı ünlü yazar, düşünür ve şair
Doğum:
Biskintah-Lübnan, 12 Ekim 1889
Ölüm:
1988
12 Ekim 1889 yılında Lübnan'ın Biskintah köyünde dünyaya gelir. Biri kız olmak üzere altı kardeşin üçüncüsü olan Nuayme altı yaşında iken köyündeki bir okula başlar. Burada bir sene okuduktan sonra yine köyünde Ruslar'a ait bir okula girer. Gösterdiği başarı üzerini okul idaresi tarafından yine Ruslar'a ait öğretmen okuluna gönderilir. Eğitim süresi altı yıl olan bu okulda dördüncü sınıftayken okul yönetimi, öğrenimine devam etmek üzere kendisini Rusya'ya gönderir.

1912 yılında girdiği Washington Üniversitesi'nden hukuk ve edebiyat diploması alarak mezun olur. Üniversite'den sonra Lübnan'a dönmek istese de Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle 1918'de orduya katılır. Kısa bir süre sonra Fransa'ya gönderilir ve 1919 yılında terhis olur. Bu arada Göç Edebiyatı'nın önemli simalarından Cibran Halil Cibran, Necib Arıza, 11ya Ebu Mâzî ile bağlantı kurarak bu edebiyatın sesi olan er-Rabitatü'l-Kalemiyye'nin kuruluşuna katılır. 1931 yılma kadar bu kuruluşun danışmanlığını yapar. O sene kuruluş Cibran'ın ölümüyle kapanır ve Nuayme Lübnan'a döner. 1988 yılında hayata gözlerini yumar.

Amerika'da bulunduğu 21 yıl gibi uzun bir sürede tiyatro dilinin problemlerini çözmede büyük katkı sağlayan el-Âbâ ve'l-Benun ve el-Ğırbal eserleri dışında hiç bir eser kaleme almaz. Çocukluğundan beri varlık ve yokluk problemi üzerinde düşünen Nuayme varoluş gerçeğine ulaşabilmek için maddî duyumların ötesine geçilmesinin gerekliliğine inanır. Nuayme, düzenli, muhafazakâr, en önemlisi gerçekçi bir kişi ve edebiyatta yenilikçilik taraftarıydı. Eleştiri alanındaki başarı ve hizmetleri inkâr edilemez olan Nuayme'nin hikaye alanında Araplar'ın Maupassant'ı kabul edilmektedir.

Nuayme'nin eserlerinden bir kısmı şunlardır: el-Âbâ ve'l-Benûn (1917), el-Ğırbal (1923), el-Merahil (1932), Zadü'l-Mead (1936), el-Beyadir (1945), Müzçkkeratü'l-Arkaş (1917-1947), Ekâbir (1956), Mirdad, Kâne Ma Kâne (1960), Cibran Halil Cibran, el-Ğırbalü'l-Cedid (1978)

Kitapları:
GÖZLERİN FISILTISI VE KAFİLELER
KALK SON GÜNÜNE VEDA ET
KENDİNİ ARAYAN ADAM / ARKAŞ'IN GÜNLÜĞÜ
MİRDÂD / KUNDAKTAKİ ERMİŞ
Mantık, bir koltuğa dayanak, bir koşucuya ise yüktür; kanadı olana ise daha ağır bir yüktür.
Yarın, geçmişte yaşayanların üzerine doğmayacaktır. Dün de yarının gelişini bekleyenler için bir ölümdür.
Mihail Nuayme
Sayfa 61 - Kaknüs
Mal biriktirmek için fikirlerini ve kalplerini ateşe atanlara, gündüz ve gecelerini mahvedenlere yazıklar olsun !
Mihail Nuayme
Sayfa 117 - Kaknüs
İnsan ve yalnızlığı üzerine okuduğum en güzel kitaplardan biridir.
"Özgürlüksüz hayat olmaz mı?
Ölüm olur."
dizelerinin sahibi.eğer yalnızlığı seviyorsanız ve cevaplanmamış sorularınız varsa şiddetle tavsiye ederim.
sanırım bu kitabı bir 10 sene önce okudum o zamanlar çok beğenmiştim
keşke kütüphanemde tutabilseydim ama maaalesef bir arkadaşım okuma sırasında bana vermişti . bulduğum ilk yerde kitabı kütüphaneme koyacağım
Mirdad'in yazarı Mihail Nuayme, Halil Cibran ile birlikte Göç Edebiyatı'nın kuruluş ve gelisiminde payı olan en önemli şahsiyetlerden biri. Halil Cibran'ın etkisini kitapta gözlemlemek mümkün. Yazar eserde Halil Cibran'ın Ermiş'indeki üsluba yakın bir üslup kullanmış. Bu yüzden Halil Cibran'ın Ermiş'ini ve hatta Amin Maalouf'un Işık Bahçeleri'ni sevenler için bu kitap da ilgi çekici olacaktır. Kitapta bilge bir kişi olan Mirdad'ın hayatından bir kesit anlatılıyor ve kitap çoğunlukla Mirdad'ın birçok konu ile ilgili görüşlerini müridlerine ve halka aktardığı vaazlardan olusuyor. Bu vaazların içeriğini vahdet-i vücud nazariyesi üzerine temellenen batıni bilgiler oluşturuyor. Mirdad 'ın kimliği hakkında yazar kimi ipuçları dışında fazla bilgi vermiyor. Mirdad'ın bilge bir kisi, insan-ı kamil ve ermiş olduğunu hemen anlıyoruz. Bunun ötesinde onunla Hz. Isa'nın kisiliği ve hayati arasında bir takım paralellikler de bulunuyor. O da Hz. İsa gibi ihanete uğruyor. Romanda Yahuda'nın rolünü Şemadim üstleniyor. Mirdad'ın vaaz ettiği tüm değer ve erdemlere karşı çıkan maddeci bir tip olan Şemadim kimi zaman açık açık kimi zaman gizli olarak Mirdad'a düşmanlıkta bulunuyor. Bu ikisi arasındaki gerilimin aktarıldığı bölümlerde kitap sürükleyicilik kazanıyor ama genel olarak kitap oldukça durağan gidiyor. Bunun sebebi olarak ise olay örgüsünün son derece zayıf olması gösterilebilir. Düsünsel yön oldukça ön planda ve bu romanı açık konuşmak gerekirse bir vaaz kitabına dönüştürmüş. Yüzlerce sayfalık uzun monologlardan oluşan vaazları okumak her ne kadar ilginç düşünceler barındırsalar da bir sabır işi. Keşke olay örgüsü bu kadar zayıf kalmasaydı. O zaman bu kitap belki Nietzche'nin "Böyle Buyurdu Zerdüşt"ü gibi bir şaheser olabilirdi. Tüm bu eksikliklere rağmen yine de kitap okunmayı hakediyor.
çok güzel bir kitap.heyecan veriyor.ama bazı yerleri biraz daha açıklayıcı olmalıydı çünkü fazla açıklayıcı değil biraz daha açıklayıcı olsa daha anlaşılır olur
Arka kapak yazısından etkilenip hevesle almıştım ama kesinlikle beklentimi karşılamadığını söyleyebilirim bu kitabın. Yine de "kapı eşiği" metaforu güzeldi.
"Gözleri var, ama görmezler; kulakları var, ama duymazlar"


Neyi görüyor ve neyi duyuyoruz? Duymak ve görmek için ne kadar cesuruz? Ben neyimle varım; düşündüklerim ile mi yaptıklarım ile mi? Ne, nasıl , neden? İşte böyle cevabını bilmediğim sorular beni hep tedirgin eder. Hatta tüm meselem bu tedirginlikle yoğrulmuş ellerimdir. Fakat soru sorma cesaretinin o tedirgin ellerimde beslediğim bir imtiyaz olduğunu da unutmam. Biliyorum ki insan merak ettiği müddetçe öğrenir. Öğrendikçe eğilir ve eğildikçe yükü büyür. Bu yükü taşımaya hazır mıyım? Hasıl bilmek zor zanaat.

Nuayme bundan bahsetti; bilmek'in felsefesinden. Arkaş'ı kendi içindeki arenanın savaşçılarından seçti. Onu sessizlikle giydirdi. Eline susmak gibi güçlü bir silah verdi. Nuayme kendi kalemiyle büyüttüğü Arkaş'ın eliyle öldü. Bu kitap sahibini öldüren kitaplar silsilesinin bir zincirini bina etti.

Pazartesi,salı,çarşamba... Kendini arayan adamın sessiz ama kulakları ağırtacak bir gürültüyle müteşekkil kıldığı günlüğünü okumaya sizi davet ediyorum. Tek uyarım,cesaretli iseniz yaklaşınız..
Felsefe sevenlerin hoşalanacağı bir kitap. Yazar Kitabında bir nevi hayatı betimlemiş. Düzeni incelemiştir. Yazar diğer eserlerine bağlı kalmıştır. Açıkçası bitirmek için kendimi zorlandığım bir kitap. Felsefe severler kesinlikle okusun. Buram buram felsefe barındırıyor.
Yazdıkları insanı düşündürür ve şaşkınlığa sürükler.
İnsana hiç düşünmediklerini hatırlatır.
Yeni dünyalar, yeni ufuklar açar.
Hem öğrenir, hem öğretir.
Bilinmeyeni bilmek, bildiğini de unutmak ister...
Affet, ama af dileme!
Sevgimi kendi elimle kurban ettim. Çünkü o bedenimin tahammül edebileceğinin ve Ruhumun arzulayabileciğinin Çok Ötesinde idi...
*Mihail Nuayme.
مكاعل نعيمة.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mihail Nuayme
Unvan:
Lübnanlı ünlü yazar, düşünür ve şair
Doğum:
Biskintah-Lübnan, 12 Ekim 1889
Ölüm:
1988
12 Ekim 1889 yılında Lübnan'ın Biskintah köyünde dünyaya gelir. Biri kız olmak üzere altı kardeşin üçüncüsü olan Nuayme altı yaşında iken köyündeki bir okula başlar. Burada bir sene okuduktan sonra yine köyünde Ruslar'a ait bir okula girer. Gösterdiği başarı üzerini okul idaresi tarafından yine Ruslar'a ait öğretmen okuluna gönderilir. Eğitim süresi altı yıl olan bu okulda dördüncü sınıftayken okul yönetimi, öğrenimine devam etmek üzere kendisini Rusya'ya gönderir.

1912 yılında girdiği Washington Üniversitesi'nden hukuk ve edebiyat diploması alarak mezun olur. Üniversite'den sonra Lübnan'a dönmek istese de Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle 1918'de orduya katılır. Kısa bir süre sonra Fransa'ya gönderilir ve 1919 yılında terhis olur. Bu arada Göç Edebiyatı'nın önemli simalarından Cibran Halil Cibran, Necib Arıza, 11ya Ebu Mâzî ile bağlantı kurarak bu edebiyatın sesi olan er-Rabitatü'l-Kalemiyye'nin kuruluşuna katılır. 1931 yılma kadar bu kuruluşun danışmanlığını yapar. O sene kuruluş Cibran'ın ölümüyle kapanır ve Nuayme Lübnan'a döner. 1988 yılında hayata gözlerini yumar.

Amerika'da bulunduğu 21 yıl gibi uzun bir sürede tiyatro dilinin problemlerini çözmede büyük katkı sağlayan el-Âbâ ve'l-Benun ve el-Ğırbal eserleri dışında hiç bir eser kaleme almaz. Çocukluğundan beri varlık ve yokluk problemi üzerinde düşünen Nuayme varoluş gerçeğine ulaşabilmek için maddî duyumların ötesine geçilmesinin gerekliliğine inanır. Nuayme, düzenli, muhafazakâr, en önemlisi gerçekçi bir kişi ve edebiyatta yenilikçilik taraftarıydı. Eleştiri alanındaki başarı ve hizmetleri inkâr edilemez olan Nuayme'nin hikaye alanında Araplar'ın Maupassant'ı kabul edilmektedir.

Nuayme'nin eserlerinden bir kısmı şunlardır: el-Âbâ ve'l-Benûn (1917), el-Ğırbal (1923), el-Merahil (1932), Zadü'l-Mead (1936), el-Beyadir (1945), Müzçkkeratü'l-Arkaş (1917-1947), Ekâbir (1956), Mirdad, Kâne Ma Kâne (1960), Cibran Halil Cibran, el-Ğırbalü'l-Cedid (1978)

Kitapları:
GÖZLERİN FISILTISI VE KAFİLELER
KALK SON GÜNÜNE VEDA ET
KENDİNİ ARAYAN ADAM / ARKAŞ'IN GÜNLÜĞÜ
MİRDÂD / KUNDAKTAKİ ERMİŞ

Yazar istatistikleri

  • 15 okur beğendi.
  • 98 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 60 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.