Mircea Eliade

Mircea Eliade

Yazar
8.8/10
191 Kişi
·
497
Okunma
·
113
Beğeni
·
3605
Gösterim
Adı:
Mircea Eliade
Unvan:
Din Tarihçisi ve Filozof
Doğum:
Bükreş/romanya, 1907
Ölüm:
1986
Mircea Eliade, 13 Mart 1907'de Bükreş - Romanya'da doğdu. Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir. Fakat yıllar geçtikçe ilgisi daha çok sosyal bilimlere kaymış, özellikle filoloji ve felsefe ile ilgilenmiştir. Bu yüzden felsefe eğitimi alır. 1928 yılında Bükreş Üniversitesi'nde felsefe dalında yüksek lisans yapar. Master tezinin konusu İtalyan Rönesans dönemi filozoflarıdır. Aynı yıl Sanskritçe ve Hint felsefesi okumak için Kalküta'ya gider. Eliade burada ders aldığı Surendranath Dasgupta'dan etkilenmiştir. Ayrıca altı ay Himalayalar'daki Rişikeş aşram'ında yaşadı. Eğitimini bitirip, dört yıl sonra, 1932'de Bükreş'e geri döndü. 1933 yılında daha sonra Fransızca "Yoga: Essai sur les origines de la mystique Indienne" adıyla yayımlanacak olan doktora tezini verdi. Adından da anlaşılacağı gibi doktora tezi Yoga'nın farklı açılardan analizi niteliğindeydi. 1933'den 1939'a kadar Bükreş Üniversitesi'nde felsefe ve din tarihi konuları başta olmak üzere birçok farklı konuda ders verdi.
Savaş yıllarında İngiltere'de bulundu ve savaş sonunda Romanya Sovyet kontrolüne geçince Romanya'ya dönüşü imkânsızlaştı. Gençliğinde birçok aşırı sağcı eğitim görevlisiyle yakın ilişkileri olmuştu. 1945'de Paris'e geçti, konuk profesör olarak École des Hautes Études`de çalıştı. 1951'de en ünlü eserlerinden biri olan "Şamanizm" yayımlandı. 1956 yılında ise aldığı tekliflerden ötürü Paris'ten Amerika'ya geçti ve Chicago Üniversitesi'nde ders verdi. Daha sonra 1958 yılında Chicago Üniversitesi'nde Dinler Tarihi kürsüsünün başına geçti. 1961'de History of Religions dergisini kurdu. 22 Nisan 1986'daki ölümüne kadar Chicago Üniversitesi'nde çalışmaya devam etti ve birçok önemli eser kaleme aldı.
Bugün eserleri birçok farklı dile tercüme edilen Mircea Eliade, dinler tarihi konusunda gelmiş geçmiş en önemli akademisyenlerden biri olmuştur.
Kusursuz şaman, ciddi olmalı, söz ve davranışları yerine oturmalı, çevresindekileri inandırmayı başarabilmelidir. Özellikle kendini beğenmiş, gururlu ve öfkeli bir kişilik göstermemelidir...
Kozmogoni(evrenin yaratılması) ilkel halkların gözünde her şeyden önce,tanrıların yaratıcı gücünün tezahürünü ve bu yüzden de kutsalın olağanüstü bir saldırısını temsil ettiğinden, dünyayı ve beşeri toplumu yeniden meydana getirmek için dönemsel olarak tekrarlanır.
İnsanlara karşı günah işlemedim....
Tanrı'ya hakaret etmedim.
Bir yoksulu yoksullaştırmadım....
Öldürmedim....
Kimseye acı vermedim....
Tapınaklardaki besin gelirlerini azaltmadım vb.
Ben temizim. Ben temizim. Ben temizim. Ben temizim.
Bu kutsal tarih-mitoloji-örnek teşkil edecek ve paradigmatik bir özelliğe sahiptir. Bu yalnız eşyanın nasıl var olmaya başladıklarını anlatmaz; aynı zamanda bütün beşeri davranışların ve sosyal-kültürel müesseselerin temellerin ne olduğunu da ortaya koyar. İnsanın tabiatüstü varlıklar tarafından yaratılması ve medenileştirilmesi gerçeğinden onun davranış ve eylemlerinin tamamının kutsal tarihe ait olduğu sonucu çıkar ve bu tarih dikkatli bir şekilde muhafaza edilmeli ve el değmemiş olarak daha sonraki nesillere nakledilmelidir. Esasen insan, zamanın başlangıcında mitler tarafından anlatılan belli şeyleri yaşamış olan varlıktır. Modern insanlar kendilerini bütün beşeri tarih tarafından oluşturulan tarihsel bir varlık olarak ilan ettikleri gibi aynı şekilde arkaik toplumların insanları da kendilerini mitsel bir tarihin yani zamanın başlangıcında "illa tempore"de meydana gelen bir olaylar dizisinin son ürünü olarak kabul ederler. Ancak modern insan kendisinden önceki tarihi saf bir insan eseri görürken ve özellikle de insanın tarihi devam ettirme ve mükemmelleştirme gücü olduğuna inanırken geleneksel toplum insanları için ise önemli yani yaratıcı ve güçlü olan her şey başlangıçta mitlerin zamanında meydana gelmiştir.
560 syf.
·Beğendi·10/10
Şamanizm ile ilgili pek çok kaynak olmasına rağmen, bunlar ya bazı dini eserlerde parçalar halinde ya da sadece üst başlıkları ile ele alınmıştır. Bu kitap ise şamanizmi bir bütün olarak işleyen ve kendisinden sonra gelen eserlere de kaynak gösterilen harika bir kitap olma özelliğine sahip.

Şamanizm hakkında bilmek, öğrenmek istediğiniz neredeyse her şeyi bu kitapta bulabileceksiniz. “Neredeyse” diyorum çünkü tüm aradığınızı da elbette bulamayacak, bazı meraklarınızı karşılayamayacaksınız. Bu tür bilgiler her inanışın içinde olduğu gibi “sır” olarak sadece seçilmişlere veya hakedişe göre verilir; veya kitapta da sık sık rastlayacağınız gibi bir “içsel çağrı” ile bu yola girenlere gösterilir.

“Ben Şaman’ım” demek, şaman olmak için yeterli değildir. Söyleyerek, isteyerek ve ilan ederek pek çok şey olabilirsiniz. Ama Şaman olmak (sihir gibi, ruhu bedenden ayırmak gibi, yer altına veya göğe yolculuk yapabilmek gibi, ruhlarla konuşabilmek gibi) birtakım özel yetenekler gerektirdiği için bu konuda diğer inanışlardan ayrı tutulmalıdır.

Kitapta’da görüleceği gibi Şamanizm aslında tek başına bir din, bir inanç değildir. Lâkin her dinin içinde ve inanç sisteminde kendine yer bulabilir, entegre olabilir. Elbette Şamanizm’de de geçmişten günümüze pek çok değişmiştir. Örneğin: bir şamanın en belirgin davranış özelliği olan esrime, kendiliğinden (istenildiği zaman) olabiliyorken, yakın geçmişte ve günümüzde bunun için ritüellerde uyuşturucu özlelliği olan ya da halüsinasyona neden olan bitkiler/tütsüler kullanılmaktadır. Gerçek manada yaşayanlar da, gelenekleri yaşatanlar da muhakkak mevcudiyetini korumaktadır. Ama onları bulmak, tanımak sanırım pek kolay olmasa gerek. Zira gizli ve çok içinde yaşıyorlar diye düşünüyorum.

Çok ciddi ve tutarlı bir araştırma ile hazırlanmış olan bu kitap, pek çok sorunuza yanıt verecek ve bittiğinde en azından “Şamanizm’in ne olmadığını” kavrayabileceksiniz diye düşünüyorum.

Keyifli okumalar, sevgilerimle…
171 syf.
·Puan vermedi
Bir inceleme, öğretirken bu kadar zevk verebilir.... Kozmik zamandan günümüze uzanan insanın yaşam serüveninde "neyi ne için yapıyoruz?" sorusunun cevapları ve daha fazlası.
172 syf.
·15 günde·Puan vermedi
Kitabın çok fazla bir okuyucu kitlesi yok yalnız okuyacak kişiler için bir içerik özeti olması açısından yazmak istedim. İçinde 5-6 bölüm var kısaca bu bölümler hakkında bir şeyler yazdım, umarım okuyanlar için bir ön bilgi niteliğinde olur. Sağlam kafayla okunmadığı sürece tekrar tekrar sayfanın başına gidilebiliyor, benim için başlarda anlaşılması güç olmuştu baya. Aslında sadece ilgisi ve merakı olanların okuyabileceği bir kitap çünkü sonuç olarak bilgi odaklı. Eğer büyücülük ve bu törenler/ayinler ilginizi çekiyorsa okuyabilirsiniz.

Nasıl ki hayatımızda sosyal, ekonomik, dini olarak yaşayış tarzımızı değiştiren, başka bir soluk getiren modalar varsa entelektüellerin dünyasında da bazı yaklaşımlar, kuramlar veya ortaya atılan bazı düşünceler moda olur. Bu modalar çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilir de.

Eliade ise kitabında bir dinler tarihçisi olarak bu kültürel modalardaki gizli anlamları bulmaya çalışıyor. Her ne kadar 18. yy'dan sonra toplum mitlerden, efsanelerden, metafizik unsurlardan arınıp, sekülerleşip, rasyonelleşse bile mekanlara ve olaylara karşı mistik ve gizemli bir tutum modern insanın yaşamının bir parçası olmaya devam edecektir.

Bu kültürel modalara örnek olarak 2. Dünya Savaşı sonrası gelişen ve entelektüel dünyayı ellerine alan Varoluşçuluk ve Marksizm örnek verilebilir. Yaşadığı topluma yabancılaşma ve yalnızlaşma fikri geniş çevrelerce ilgi görür ve görmektedir. Daha sonra bu iki yaklaşıma alternatif olarak Planéte(Gezegen) dergisi, Teilhard de Chardin ve Claude Lévi-Strauss ortaya çıkar. Bu yaklaşımlar ve kişiler beraberinde metafiziği, ezoterizmi getirir. Örneğin Fransız okuyucuyu coşturan şey bilimi ezoterizm ile birleştirip önlerine sunan Planéte dergisi oldu. Planéte dergisinde okültizm, bilim-kurgu ve evrenin gizemi hakkında çeşitli yazılar yayınlanmaya başlar. Bilimsel bilgi dışında başka bilme biçimlerinin var olması ve esrarengiz evrenleri keşfetme çağrısı insanın mahkûm olduğu iç karartıcı insanlık durumunu atmak için muazzam bir fırsattı. Teilhard aynı şekilde dini, teleolojik kitaplar yazmış ve insan anlamsızlığını, değersizliğini vurgulayan Varoluşçuluktan sonra bu durum oldukça ferahlatıcı gelmiştir.

Bu kültürel modalarda genel olarak dönemlerinde var olan birtakım yerleşik yargılara bir nevi karşı çıkış söz konusudur aslında.

Eliade kitabın geri kalanında aynı şekilde inanç sisteminin mitolojinin, kozmolojinin insanların yaşayışlarına, sosyal yapılarına, geleneklerine, mimarilerine nasıl bir etkisi olduğundan bahsediyor.

Örneğin cenaze törenlerinin tesadüfi olarak olmadığını aslında mistik durumlarla, mitolojiyle nasıl harmanlandığını genç bir kızın ilginç cenaze ayiniyle anlatıyor bize Eliade.

Batı tarafından çoğunlukla mesafeli olarak yaklaşılan mistisizm aslında Doğu'nun temel dinamiklerindendir ve bu bir bakıma Pozitivizm'e de karşı çıkıştır. Bazı kişilerce bu mistisizmle Doğulu insanlar Batılıların sahip olduğu o anlam kaybının, manevi boşluğun ve bunalımların önünü kapatır.

Ve en son ortaya çıkan gizem patlaması Astroloji olur. Astrolojiyle beraber Heidegger ve Sartre'nin tanımladığı o saçma ve anlamsız dünya yoktur çünkü birtakım yıldızlara bakarak hayatımızın karanlık tarafını örtüyor ve burcumuzun bize itibar kazandırmasına izin veriyoruz.

Avrupa'nın büyücülüğe ve cadılığa olan mesafesini biliyoruz; bunu sapkınlık, kötülük, şeytana hizmet etme şeklinde görürler.

Benandanti ve daha birçok topluluk bu yüzden Engizisyonca yargılanır ve yakılır. Bana ilginç geleniyse orji ayinleriydi. Bu bir yerde toplanan kadınlı erkekli grubun rastgele cinsel ilişki içine girmesi. Bu kişilerin kim olduğunun önemi yok; ister kız kardeş ister nine olsun cinsel ilişkiye girilir ve bu ensest ilişki sonucu doğan çocuklar da yakılırdı. Bu konularda kültürel görelilik göz önüne alınıp konuşulmalı elbette ama bu durum bana gerçekten çok tuhaf gelmişti.

Bohemyalı Ademciler olarak adlandırılan bir grup ise Adem'in cennetten kovulmadan önce çıplak olduğunu ve bunun da özgür bir cinsel hayatı temsil ettiğine inanıyorlardı.

Sonuç olarak bu Avrupa cadılarının orji pratikleri belli bir dinsel örüntü sergiler. Eliade'nin kitap boyunca anlattığı da genel olarak bu. Dinin insanların hayatlarını, yaşayış biçimlerini nasıl etkilediğini göstermek.

Dediğim gibi kitap bilgi odaklı olduğu için içeriğinden bahsettim biraz, eğer konulara meraklıysanız okunabilir elbette. Benim bir dersim için okumam gereken bir kitaptı. İyi okumalar :)
560 syf.
·10 günde·6/10
Şamanizm hakkında çoğumuz bir şeyler duymuşuzdur, en azından okullarda öğrenmiş olduğumuz ilk Türk devletleride bu inancın var olduğunu fakat bu kitap ayrıntılar üzerine kurulu ve akademik bir kitap.

Şamanizm hakkında bilmek istediğiniz pek çok şey bu kitapta var, ön sözünde de belirttiği gibi ' şamanizm hakkında yapılan en geniş araştırmanın kitabı'. Hala var olan bir inanç, benim daha önce bilmediğim kadar yaygın ve köklü bir geçmişe sahip bir inanç sistemi.

Meraklısını tatmin edecektir, genel olarak güzel bir kitap. Yalnız şunu belirtmek isterim, dili akademik, çevirisi fena değildi, güzeldi.
Herkese iyi okumalar...
189 syf.
·4 günde·8/10
Mircea'nın "beni okumaya bu kitaptan başlayın" dediği eseri: Ebedi Dönüş Mitosu. Diğer adıyla Eternal Return.

Tarih Felsefesi 101 kitabı sayılabilecek nitelikte bir kitap. "Ebedi dönüş", Mircea Eliade tarafından, dini davranışları yorumlamak için ortaya atılmış bir fikirdir; yani, davranışlarla ifade edilen bir inançtır (bazen dolaylı, ancak çoğu zaman açıkça): Kişinin, efsanelerde anlatılan olayların gerçekleştiği zaman olan "mitik çağ" ile ya 'modernleşebileceği' ya da ona 'dönebileceği' inancı.

Eliade kitabında, 'arkaik' insanın tarihdışı bağlamında var olduğuna işaret ettiği bir tür tarih felsefesine giriyor: tarih, bizim anlayışımızın aksine geçmiş değil günümüzdür, sadece geçmiş olay ve arketiplerin taklidinden ibarettir, tekerrürdür.

Bu kitabı okurken, bu ilkenin, her insanın en derin çekirdeğinde bile var olup olmadığını ve “modern” her şeyin kaçınılmaz bir şekilde bu kadar ucuz, basit, anlamsız ve hatta aldatıcı görünmesinin nedeni olup olmadığını merak etmeden duramadım.

Kitap, kimin daha özgür olduğunu tartıştıkları 'arkaik' ve 'modern' insan arasındaki hayali bir diyalog ile son bulur. Modern insan, insanın tarihi kendi başına yaratamayacağını düşündüğünden, hayatı, geçmişin tekrarı olarak nitelendirecektir. Öte yandan, 'arkaik' adam, 'modern insanın tarih yazabileceği konusunda giderek daha fazla şüphe duyduğuna' cevap verebilir: çünkü ya tarih kendini yazar ya da gitgide azalan sayıda insan tarafından yazılır. “Arkaik” adam der ki, eğer kendisi ve toplumu, tarihe hapsolmuşlarsa, nasıl evrimleşmişlerdir?

Kitabın yazım tarzı bilimseldir. Eliade, hem eski hem de 'modern' benzer kaynaklara referanslarla fikrini desteklemiş ve çeşitli kültürlerden örneklerle de güçlendirmiştir. Kitap eski olduğu için çeviriye çok takılmamak lazım, konu ilgi çekici olduğu için çeviri, yazım hataları vs. katlanılabilecek bir durum.

Keyifli okumalar.
ozan erdoğan
ozan erdoğan Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt I)'ı inceledi.
462 syf.
·Beğendi·10/10
Bir ara tarih okuyayım diye bir planım olmuştu. ciddi okumalar da yapmıştım bu konuda sonra "Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi"ni görünce insanlık tarihini dinsel inanç ve düşüncelerden ayırmak imkansız diye düşünüp başladım onu da okumaya. Mircea Elliade'nin bu üç ciltlik eseri dünya tarihi boyunca var olmuş hemen hemen bütün dinleri ve dinsel inançları anlatır. üç cildi de okuduğunuzda aklınıza bir soru takılır: onca dinin birbirinden ne farkı vardı? ve sonra da aklınıza doğal olarak başka bir soru takılır: madem bu kadar aynılardı neden savaştılar? din savaşları dediğimiz şeyler aslına çıkar savaşları değil de nedir?
455 syf.
·167 günde·Beğendi·9/10
Bu muazzam eser, din olgusunun bütün dünyada yazarın ulaşabildiği ölçüde, binlerce kaynak ve yıllarca yaşantı ile ortaya çıkarılmıştır. Adı üstünde bir giriş olduğu için genel manada dünyanın bir çok yerinde kutsalın incelemesi yapılmıştır. Eserde kutsalın doğal ve yapay yönlerinin binbir yüzünü görüyoruz. Dinler her ne kadar hegomonik din toplumlarınca ilahi ve batıl gibi sınflandırılmalara konu olsa da aslında hepsi tarihsel birer olgudur ve vazgeçilmezimiz olmuştur. Eseri okurken kutsallarınız gözünüzün önünden geçecek ve kimi zaman bütün dünya dinlerinde( tufan) ortak taraflar bulacaksınız kimi zamanda çocuk kurbanı gibi 19. yüzyıla kadar Hindistan'da yapılmaya devam eden bazı caniliklerin de dinden sayıldığını görebileceksiniz.
270 syf.
Kitabın orijinali Fransızca "Aspects du Mythe" adıyla 1963'te yayınlanmıştır. Mircea Eliade, din ve mitoloji tarihleri konusunda dünyada otorite kabul edilen biridir. Daha önce başka kitaplarını da paylaşmıştım. Bu kitabı temel anlamda mitoloji teorisini anlatır. Bir mit hikayesi nasıl başlar nasıl sonlanır ve günlük hayat içinde nasıl yayılır gibi soruların cevaplarını bulabilirsiniz. Aynı zamanda mitlerin yapısıyla dini metinlerin, özellikle Hristiyanlığın metin yapılarını da zaman zaman karşılaştırmaktadır. Dünyanın her bölgesinden de bu teorik saptamalara örnekler vermiştir. Konuyla ilgili olanlara tavsiye edebileceğim bir kitaptır.
Esra
Esra Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt I)'ı inceledi.
462 syf.
·40 günde·Beğendi·10/10
Müthiş bir kaynak. Okurken insanlığın varolmuş, iz bırakmış tüm inançları hepsi su gibi akıp geçti. Birbirine bu kadar benzeyip birbirinden bu kadar farklı olan dinsel inanışlar. Bazı zamanlar okurken sanki binbir gece masallarını okuyormuş gibi hissettim, bazı zamanlar kendim yaşamışım gibi gerçekçi. Çok vaktimi aldı okumak ama sindire sindire hissettim, öğrendim bir bir. Umarım ikinci ve üçüncü ciltleri de bana bu duyguları fazlasıyla yaşatır . Okumanız dileğiyle.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mircea Eliade
Unvan:
Din Tarihçisi ve Filozof
Doğum:
Bükreş/romanya, 1907
Ölüm:
1986
Mircea Eliade, 13 Mart 1907'de Bükreş - Romanya'da doğdu. Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir. Fakat yıllar geçtikçe ilgisi daha çok sosyal bilimlere kaymış, özellikle filoloji ve felsefe ile ilgilenmiştir. Bu yüzden felsefe eğitimi alır. 1928 yılında Bükreş Üniversitesi'nde felsefe dalında yüksek lisans yapar. Master tezinin konusu İtalyan Rönesans dönemi filozoflarıdır. Aynı yıl Sanskritçe ve Hint felsefesi okumak için Kalküta'ya gider. Eliade burada ders aldığı Surendranath Dasgupta'dan etkilenmiştir. Ayrıca altı ay Himalayalar'daki Rişikeş aşram'ında yaşadı. Eğitimini bitirip, dört yıl sonra, 1932'de Bükreş'e geri döndü. 1933 yılında daha sonra Fransızca "Yoga: Essai sur les origines de la mystique Indienne" adıyla yayımlanacak olan doktora tezini verdi. Adından da anlaşılacağı gibi doktora tezi Yoga'nın farklı açılardan analizi niteliğindeydi. 1933'den 1939'a kadar Bükreş Üniversitesi'nde felsefe ve din tarihi konuları başta olmak üzere birçok farklı konuda ders verdi.
Savaş yıllarında İngiltere'de bulundu ve savaş sonunda Romanya Sovyet kontrolüne geçince Romanya'ya dönüşü imkânsızlaştı. Gençliğinde birçok aşırı sağcı eğitim görevlisiyle yakın ilişkileri olmuştu. 1945'de Paris'e geçti, konuk profesör olarak École des Hautes Études`de çalıştı. 1951'de en ünlü eserlerinden biri olan "Şamanizm" yayımlandı. 1956 yılında ise aldığı tekliflerden ötürü Paris'ten Amerika'ya geçti ve Chicago Üniversitesi'nde ders verdi. Daha sonra 1958 yılında Chicago Üniversitesi'nde Dinler Tarihi kürsüsünün başına geçti. 1961'de History of Religions dergisini kurdu. 22 Nisan 1986'daki ölümüne kadar Chicago Üniversitesi'nde çalışmaya devam etti ve birçok önemli eser kaleme aldı.
Bugün eserleri birçok farklı dile tercüme edilen Mircea Eliade, dinler tarihi konusunda gelmiş geçmiş en önemli akademisyenlerden biri olmuştur.

Yazar istatistikleri

  • 113 okur beğendi.
  • 497 okur okudu.
  • 57 okur okuyor.
  • 1.077 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları