Miyase Sertbarut

Miyase Sertbarut

Yazar
8.9/10
1.065 Kişi
·
2.867
Okunma
·
119
Beğeni
·
4.492
Gösterim
Adı:
Miyase Sertbarut
Unvan:
Türk yazar, eğitimci
Doğum:
Ceyhan, Adana, 1963
Miyase Sertbarut, 1963 yılında Ceyhan’da doğdu. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 1985 yılında mezun oldu.

Çeşitli illerde öğretmenlik yaptı. Yazmaya radyo oyunları ile başlayan Miyase Sertbarut 1996 yılında Çankaya Belediyesi ve Damar Edebiyat Dergisi’nin birlikte düzenlediği yarışmada ilk ödülünü aldı ve ilk kitabı yayımlandı: “Fasulyem Bulutlara Çıkamaz”

Bu ödülün ardından çocuk edebiyatına yönelen yazar, ağırlıklı olarak çocuklara ve ilk gençlik çağına yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

Çocuk edebiyatı dışında kalan deneme, anlatı ve öyküleri Hayalet Gemi, Bir Yeni Biçem, İnsan, Damar gibi farklı edebiyat dergilerinde yayınlandı.

Pek çok kurumdan ödül alan Miyase Sertbarut, Ankara’da yaşıyor.
...insan ne acayipdi?Kendini herşeyin sahibi sayıyordu.Doğayı,hayvanları istediği gibi yönlendirmek istiyordu.İşine gelmeyince açlığa susuzluğa terk ediyordu.
“Bu bir vampir hikayesi değildir, ama kan emicilerin varlığını gösterir. Fantastik sivri dişlerle değil, güzel gülüşlerle ısırırlar en diptekileri.
Okşamayı bilseler elleri temiz kalabilirdi, ama tırnaklarının içinde çalıntı kan hücreleri gizli.

Maskeleri bizimkine çok benzediğinden onları suçlamakta hep zorluk çektik.”
"Başını belaya sokacaksın sen."
"Herkes beladan kaçarsa, bela büyümez mi anne? Baş edilemez olduğunda bizi de ezmez mi anne?"
Miyase Sertbarut
Sayfa 129 - Tudem Yayınevi
152 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İlk bakışta çocuk kitabı olarak gözüksede genç ve yetişkinlerinde birçok ders çıkarabileceği bir kitap.Yazar üst tabakadakilerin(zenginlerin) alt tabakadan olanları(yoksulları) sömürmesinden, çocukların eğitimde fırsat eşitsizliğine v.b. birçok toplumsal konuyu basit ve başarılı bir şekilde kitapta işlemiştir. Çocuk, genç, yetişkin demeden herkes tarafından okunması gerektiği bir kitap diye düşünüyorum...
168 syf.
·22 günde·10/10 puan
Ne zor bu kitabı okumak. Ya da benim canım çok acıdı, ben dayanamadım bilemiyorum. Belki de buna benzer hikayelerin gerçekliğini, çokluğunu bildiğimden... Girişte yazayım fikrimi. Her çocuk kaldıramaz bu kitabı. Okutacaksanız, lütfen önce siz okuyun, kaldıracağına inanıyorsanız öyle okutun. Zira ben yürek daralmaları eşliğinde zor bitirdim.

On üç yaşında, yetiştirme yurdunda büyümüş Ece'nin, aslında Ecelerin hikayesi bu. Ece'nin dilinden, tuttuğu günlüğe aktardıklarından oluşuyor roman. Günlük; tarih atılarak günü gününe yaşananlar şeklinde değil, daha çok Ece'nin duygularını ve düşüncelerini aktardığı bölümler halinde oluşturulmuş. "Lülüfer" adını vermiş günlüğüne, nilüferleri çok sevdiği için. Ece daha bebekken manidar bir biçimde "Hayat" Apartmanı'nın girişine bırakılmış.

Ailesini tanımayan, onların izlerini bulma şansı olmayan; ailesini yitirmiş ya da ailesinin yanından alınmış çocukların, aile özleminin dışındaki ortak sorunlara da değinmiş yazar. En başı da maalesef cinsel istismar çekiyor. Basit bir dille, üstü örtülü de olsa yeterince acıtarak, birbirinden farklı iki olayla anlatıyor. İki olayın ortak noktası da çocukların buna yakınları, yakın gördükleri vasıtasıyla maruz kalması. İkisinde de eleştirisi aynı: Yetkili addedilenlerin suçluların cezalandırılmasını sağlamak, olayları çözmek yerine "aman başımız ağrımasın"cılık yapmaları. Olayı çözmek isteyenlerin tehdit edilmesi, sinmesi, susması. Tabii bu eleştiriyi yaparken susmayanların, korkmayanların başarısıyla örnek oluşturmak istemiş çocuklara. Bu tür durumlarda susmayın, saklamayın demiş ki bunu da bir karaktere birkaç kez söylettiği "Suçlu olan biz değiliz, o. Onun korkması gerek." sözleriyle vurgulamış.

Bunun dışında elbette ev özlemi; kardeş, anne, baba, sevgi, ilgi ihtiyacı, arayışı; dışarıdan gelenlerin oyuncak dağıtırken boy boy fotoğraf çektirip hiçbir yakınlık göstermeden gitmeleri, evlat edinirken anne baba adaylarının "güzel" çocukları tercih etmeleri anlatılmış Ece vasıtasıyla. Hem de çok içten, çok gerçek cümlelerle. Bazı cümleleriyse özellikle dikkatimi çekti, hoşuma gitti. Birkaç örnek bırakayım buraya, fikir olsun:
" Lülüfer, bugünlük bu kadar olsun mu, üşüdüm ben. Ne zaman sevgiden söz etsem üşürüm zaten. Bir şeyin olmadığını fark etmek mi üşütüyor?" S. 16

"Korkmasınlar evet, dünya ne güzel bir yermiş demeye devam etsinler. Ben de inanmak istiyorum buna. İyiliğe inanmak istiyorum. Bir şeyi çok fazla söylersen o şey gerçek olurmuş. Tamam, bu da masal. Hadi kapatalım pencereyi, masalsız uyuyalım o zaman." S. 104

"Ayakkabılarını kapı önündeki paspasa sildi. Uzun uzun... İnsan ayakkabılarını bu kadar temizliyorsa... Ah Lülüfer, salağım ben, çok salağım. Ayakkabılarını bu kadar temizleyen bir insanın kalbinin de temiz olacağını sandım." S. 116

"İnsan yalnızca kişisel başarı için terlememeli, başka türlü zafer kupaları da var hayatta. Başka türlü madalyalar da var, kimse görmese de boynunuzda olduğunu, biliyorsunuz orada ışıldadığını." S. 136
224 syf.
·4 günde·Puan vermedi
“Kapiland” serisinin üçüncü ve son kitabı olan “Kapiland’ın Kıyameti” ortaokul öğrencilerine hitap etmekle birlikte düşündürücü nitelikte ve aynı zamanda işlediği konu itibarıyla ilgi çekici bir kitaptır. Seri hali hazırda içerisinde distopik ögeler barındırken bu eserin türünün distopya olarak satışa sunulması isabetli olmuş. Yazarın eserde kullandığı üslubun sadeliğinin; okumayı teşvik edecek türden olması, eserin okunulabilirliğini ve ayrıca önerilme potansiyelini artıran bir husustur. Sürükleyicilik, tatmin edicilik ve bilhassa distopya türüyle gençleri tanıştırmak için yerinde bir tercih olacaktır. “Kapiland’ın Kıyameti” karakterleri üzerinden insani değerlere göndermelerde bulunurken, eş zamanlı olarak iyiliği, kötülüğü, vefayı ve ahlakı sorgulatıyor.
Bunların yanı sıra “Kapiland” dizisinin her bir cildi diğerlerinden bağımsız da okunulabilmektedir.
216 syf.
·10/10 puan
Ortaokulda Türkçe öğretmenimizin önerisiyle okuduğum bir kitaptı. Kesinlikle sadece çocuklara, gençlere değil tüm yaş gruplarına hitap eden ve herkesin okuması gereken bir kitap. Okudukça sizi içine çeken ve hayal dünyanıza göre şekillenen muazzam akıcılıkta bir kitap. Kesinlikle tavsiyemdir...
200 syf.
·1 günde·9/10 puan
Müthiş bir kitap daha.ღ
Sevgili Miyase Sertbarut'un emeğine sağlık. Fantastik, sürükleyici ve yazarın okuduğum ilk kitabıydı.

Kitabın konusu şöyledir:

Türkiye ve Kapilandlı bilim insanlarının üç yıldır yaptıkları ortak bir araştırma sonucu olarak, kuş gribinden, Kırım-Kongo kanamalı ateşine neden olan kenelerden bile tehlikeli olan bir virüsü tespit etmişlerdir. Bu virüs de 7 ile 17 yaş arası çocuklar üzerinde etkilidir. Genç beyinler üzerinde etkili olan bu virüs, şiddete yönelten bir etki yaratır. Bundan dolayı da anti-row adlı şurup ülkede dağıtılır...

Kitapta bilinçli gençlerin birliği, her şeye karşı mücadeleri ön plandadır.

Kitapseverlere tavsiye ederim! ❦
48 syf.
Nereye koşuyoruz acaba, bilen birileri var mı?
Kitapta da işte koşturan insanların çocuklarının mutsuzlukları ve buna çözümden bahsediliyor.
İyi okumalar.
64 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bazen insanlar başkalarını anlayamazlar bu insanlarda genel bir sorundur. İnsanlara birbirlerini anlaması için bu kitabı okumalarını öneririm.Ben kitabı çok beğendim. Okula kitabın yazarı geldi ben de ona dedim ki sen benim favori yazarımsın dedim. Çünkü kitaplarında bir anlam saklı, sizde bu kitabı okurken ne demek istedimi anlıyacaksınız.

Yazarın biyografisi

Adı:
Miyase Sertbarut
Unvan:
Türk yazar, eğitimci
Doğum:
Ceyhan, Adana, 1963
Miyase Sertbarut, 1963 yılında Ceyhan’da doğdu. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 1985 yılında mezun oldu.

Çeşitli illerde öğretmenlik yaptı. Yazmaya radyo oyunları ile başlayan Miyase Sertbarut 1996 yılında Çankaya Belediyesi ve Damar Edebiyat Dergisi’nin birlikte düzenlediği yarışmada ilk ödülünü aldı ve ilk kitabı yayımlandı: “Fasulyem Bulutlara Çıkamaz”

Bu ödülün ardından çocuk edebiyatına yönelen yazar, ağırlıklı olarak çocuklara ve ilk gençlik çağına yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

Çocuk edebiyatı dışında kalan deneme, anlatı ve öyküleri Hayalet Gemi, Bir Yeni Biçem, İnsan, Damar gibi farklı edebiyat dergilerinde yayınlandı.

Pek çok kurumdan ödül alan Miyase Sertbarut, Ankara’da yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 119 okur beğendi.
  • 2.867 okur okudu.
  • 55 okur okuyor.
  • 771 okur okuyacak.
  • 22 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları