Muazzez İlmiye Çığ

Muazzez İlmiye Çığ

YazarÇevirmen
8.5/10
607 Kişi
·
1.556
Okunma
·
221
Beğeni
·
6.490
Gösterim
Adı:
Muazzez İlmiye Çığ
Unvan:
Türk Sümerolog
Doğum:
Bursa, 20 Haziran 1914
Muazzez İlmiye Çığ, (20 Haziran 1914, Bursa), Türk sümerolog.

Biyografi
Ailesi köken olarak Kırımlı göçmenlerden olup babası Kırım'dan Amasya, Merzifon'a, annesi ise Kırım'dan Bursa'ya göçmüştür. Ailesi İzmir'de yaşamaktayken, 15 Mayıs 1919 tarihinde meydana gelen İzmir'in işgali ardından daha güvenli bir yer olan Çorum'a yerleşti.

Eğitim ve kariyer
İlkokula Çorum'da başladı. Daha sonra ailece Bursa'ya taşındılar. Bursa'da özel bir okul olan Bizim Mektep'te Fransızca ve keman dersleri aldı. 1926'da sınavla Bursa Kız Muallim Mektebi'ne (Bursa Kız Öğretmen Okulu) girdi. 1931 yılında mezun oldu ve babasının da öğretmenlik yapmakta olduğu Eskişehir'e tayin oldu. Eskişehir'de öğretmenlik mesleğini dört buçuk yıl yaptı.

15 Şubat 1936 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Hititoloji bölümüne kaydoldu. Nazi Almanyası'ndan Türkiye'ye iltica etmiş olan ve Ankara Üniversitesi'nde dersler veren Prof. Dr. Hans Gustav Guterbock'dan Hitit Dili ve Kültürü derslerini, Prof. Dr. Benno Landsberger'den Sümer ve Akad Dilleri ve Mezopotamya Kültürü derslerini aldı. 1940 yılında Ankara Üniversitesinden mezun olduktan sonra İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi Çiviyazılı Belgeler Arşivine uzman olarak atandı. Aynı yıl Kemal Çığ ile evlenmişti. Müzede çalıştığı 31 yıl boyunca meslektaşı Hatice Kızılay ve Dr. F. R. Kraus ile birlikte müzenin deposunda bulunan Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış on binlerce tableti temizleyip, sınıflandırıp numaralandırdı, 74.000 tabletten oluşan çivi yazılı belgeler arşivini oluşturdu, 3.000 tabletin kopyasını yapıp katalog halinde yayımladı.

1957'de Münih'teki Oryantalistler Kongresi'ne katıldı. 1960'da Heidelberg Üniversitesi'nde altı aylık bir çalışma yaptı. 1965'de Roma'da sergilenen Hitit sergisini bu şehirden alarak Londra'ya götürdü. 1972'de emekliye ayrıldı.

Emeklilikten sonra bir süre yurtdışında yaşayan Muazzez İlmiye Çığ, 1988'de Philadelphia'daki Asuroloji kongresine katıldı. Prof. Kramer'in History Begins at Sumer adlı kitabını Türkçeye çevirdi ve kitap 1990'da “Tarih Sümerle Başlar” adıyla Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlandı. Kitabın çok ilgi görmesi üzerine 1993'te çocuklara yönelik Zaman Tüneliyle Sümerlere Yolculuk da dahil Sümer ve Hitit kültürlerini tanıtan 13 kitap yazdı.
Tevrat'a göre yaratılış 6 bin yıl önceymiş. Hristiyanlık da bu tarihi kabul etmiş. Kuranda bu yok ama İslam inanışına göre 5 bin yıl önceymiş. Çinliler 49bin yıl önce diyorlarmış, Heredot ise 17 bin yıl önce diyor. Bugün 4 milyon yıl önceye ait insan fosilleri bulundu . Allah neden doğrusunu yazdırtmadı acaba?
İslamiyetten önce Türklerde kadının yeri önemliydi. Siyasal hayatta söz sahibi idi onlar. Kadın erkek eşitliği vardı. Hakanların yanında daima eşleri hatunlar bulunur, anlaşmaları birlikte yaparlardı.

-->>Kızlara çocuk bakmak, ev işi yapmak yerine ata binmek, silah kullanmak öğretilirdi.
Muazzez İlmiye Çığ
Sayfa 96 - Kaynak Yayınları, 7.Basım, M.İlmiye Çığ'ın Eserleri - 16
Türkiye'de Atatürk Devrimi'yle birlikte tam üç devrim birden yaptık.

1- Rönesans,
2- Sanayi Devrimi,
3- Fransız Devrimi.
Muazzez İlmiye Çığ
Sayfa 66 - Kaynak Yayınları, 7.Basım, M.İlmiye Çığ'ın Eserleri - 16
Bir taraftan Tanrı ve Tanrıçalara çatıyordu. "Mademki, onlar bizi yarattılar, neden öldürüyorlar? Neden insanlara acı çektiriyorlar? Bir insanı başkasını öldürünce cezalandiriyorlar; Tanrılar ise istediklerini öldürüyor, istedikleri zaman şehirleri yakıp yıktırıyorlar. Rüzgârlar, frrtinalar, yağmurlar ve taşkınlıklar veriyor, tufan ile yarattıklarını yok ediyorlar. Bu yaptıklarından dolayı onları cezalandıran da yok?!" diye düşünüyordu.
Bize çıkmaz sokakta yol, karanlıkta ışık bulan büyük Atamızın açtığı yolda, gösterdiği ışıkla geç de olsa yolumuza devam edeceğiz. Bunu Önlemek isleyenler er veya geç hatalarını anlayacaklardır.
Sümer'de tecavüz de fena sayılmış, "Hür bir adamın kızı yolda tecavüze uğrarsa, anne, babası onun sokakta olduğunu bilmemişlerse, kız onlara, "Tecavüze uğradım" derse, anne, baba onu zorla erkeğe karı olarak verecekler."
152 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Tarih : M.Ö. 2000 ler
Yer : Mezopotamya

Öncelikle kitaba ismini veren Ludingirra beyefendinin Sümerli bir şair, yazar olduğunu belirterek başlayalım.

Ve elbette Muazzez İlmiye Çığ hanımefendiye emekleri için büyük bir teşekkür , kendisini zaten bir çoğumuz ismen de olsa tanırız.

"Ben bir Sümerli öğretmen , şair ve yazarım. Yaşım yetmiş beşi bulduğundan öğretmenliği bıraktım çoktan. Fakat şair ve yazarlığım ölünceye kadar sürecektir herhalde"

Kitap bu cümlelerle başlıyor. Tabi önsözde Muazzez hanımın verdiği kıymetli bilgilerin ardından.

Sümerli şairler genellikle isim kullanmadan yazmışlar, bunun istisnası Ludingirra , Enheduanna ve Dingiraddamu isimli şairlermiş.

Devir tablet devri, kil tabletlerle korunarak bugüne ulaşan ve başta Muazzez hanım olmak üzere kıymetli Sümerologlar tarafından çevrilen yazılar bize dönem hakkında çok önemli bilgiler sunuyor.

Kitapta Ludingirra , çocukluğundan , öğretmenliğinden , evliliğinden , yaşadığı şehirden , kısaca kendi hayatı ve döneminden bahsediyor ve bunu 75 yaşından sonra bir çeşit hatırat olarak yazıyor. Amacının hem geleceğe bir eser bırakmak hem de kaybolmakta olan Sümer dilinin böylece unutulmaması olduğunu söylüyor.

Dönemin bir diğer medeniyeti Akadlar, bir süredir Sümerleri kısmen de olsa işgal etmiş, yönetimi ele almış ve Akadca dili egemen olmaya başlamıştır.

"Ülkemiz yavaş yavaş bölüşülüyor. Yabancılar aramızda özgürce yaşadıkları halde nedense rahat batıyor kendilerine. Ülkede karışıklıklar hep onlardan çıkıyor. Kendi insanlarımızın da birbirinden üstün olma tutkusu düşmanların eline iyi bir fırsat veriyor."

Ne kadar tanıdık değil mi? Hem bizim ülkemiz hem de dünyanın pek çok yerinde karşımıza çıkan bu örnek ? Bugün için kısmen Suriye meselesi özelinde ele alabiliriz. Fakat bence mesele daha da derin bir şekilde yaşanmaktadır. Şu kadarını söylemek isterim, bugün malum bir AVM kültürü hayatımızın içinde büyük yer tutmaktadır, olmasın mı peki ? Olsun tabi. Lakin dilimiz bu konuda yara alıyor mu ve kendi kültürümüz , buna bir bakalım..

Bugün ağırlıklı olarak İngilizce isimli AVM'lerde , yine bu dilin ağırlıklı olduğu yemek katında yediğimiz yemeklerin türüne kadar, sinema katında izlediğimiz Hollywood ağırlıklı filmlerle , giyim ve diğer mağazaların yine başka bir modanın hakimiyetinde ve yoğun olarak aynı dille adlandırılması , bizim bir bakıma "işgal" altında olduğumuzu göstermeye yetmiyor mu? İşte kitabın da etkisiyle, zaten malum olan bu mesele hakkında bir kere daha düşündüm. Dillerini koruyamayan milletlerin tarihten nasıl silindiği , tek neden bu olmasa da gerilemeye nasıl katkıda bulunduğu meselesi sanırım her devirde önemini koruyor.

Kitapta mitoloji unsurları , çok tanrılı inanışlar , kadın-erkek ilişkileri , yaşam tarzları çok bilgilendirici şekilde işlenmiş , Ludingirra bize büyük bir eser bırakmış.

"Bizim ulusumuz arasında bir kadınla zorla beraber olmak çok fena sayılır. Kanunlarımızda böyle yapanlara ağır cezalar var."

İnsan ilişkileri ve yaşam tarzı yönünden pek çok şeyin bugün de benzer olduğunu , hatta bazı açılardan bugünden ileri olduğunu öğrenmiş oluyoruz. Tarih bir tekrardan ibaret dedirten pek çok kısım var kitapta.

Sümerlerin Türklerle aynı soydan ya da Türk olduğu tezine katkıda bulunması açısından da meraklısı için bu ve başkaca eserler çeşitli bilgilerle dolu.

"Biz ozan ruhlu bir milletiz herhalde ki , her konuyu şiir şeklinde yazmaktan çok hoşlanıyoruz."

Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Özellikle tarihe meraklı kişilere kesinlikle önereceğim bir kitap, büyük keyif aldım okurken. Herkese iyi okumalar..
116 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Dünyanın ve Türkiye'nin önde gelen Sumerolog'larından Muazzez İlmiye Çığ hocamızın okuduğum ilk kitabı. Kitap kısa olmasına rağmen içerdiği bilgiler bakımından adeta bir hazine olarak değerlendirilebilir.

Kitapta, ilk olarak Sumer uygarlığı ve bu uygarlığın insanlık tarihine ve gelişmesine yaptığı büyük katkıların kısa bir özeti yapıldıktan sonra, esas konu olan üç semavi dindeki inanç ve yaşantının Sumer'lerde görülen benzerliklerine değiniliyor. Kitabın isminde de yazıldığı gibi Kuran,İncil ve Tevrat'ta bulunan bir çok ayrıntının Sumer yazıtlarıyla benzerlikleri üzerinde duruluyor. Kabaca olarak düşündüğümüzde aralarında ortalama biner yıllık süreler bulunan bu yazıtlar ve kutsal kitapların, bazı bölümlerde birebir veya benzer uyum sağlamasının altı çiziliyor. Bu durumun nasıl olmuş olabileceği hakkında da ayrıca fikir yürütülüyor.

Kitap, içerdiği bilgilerin bu kadar kapsamlı olmasına ve bölümler çok ayrıntılı bir şekilde yazılmasına rağmen müthiş bir akıcılıkla okunuyor.

Son cümle olarak, müthiş ve çok ilginç bilgiler içeren bu kitabı , özellikle de bu tür kitaplarla ilgilenen kişilerin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.
116 syf.
·Beğendi·9/10
Deisttim,Ateist oldum.Pişman değilim.Bu kitabı "idrak yolu enfeksiyonu" olmuş herkese okutulması lazım.
Bana uymuyorsanız inandığınız dinin kitabına uyun ve okuyun .Kadını köle,cariyeden öte bir şeye benzetmeyen din sadece faztazi kitabıdır.
116 syf.
·1 günde
Sümer kil tabletlerinden elde edilen veriler ışığında, geçen olayların Kuran-ı Kerim,Tevrat ve İncil kıyaslaması yapılmış kitapta. Sümerler konusunda bilgi almakla birlikte, yorumlarda geçen dini konular da dikkat gerektiriyor.
179 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10·
4000 yıl önce şehir parkı mı? Hem de Fırat'ın kıyısında, balıkçı lokantaları da cabası... Vay be diyerek başladığım bir kitap.

Kitabı okurken aklımda hep "4000 yıl, koskoca 4000 yıl önce Sümer denilen bu halk nasıl bir toplumdu ki biz geçen bu 4000 yılda üzerine hiç birşey katamamışız?" sorusu vardı.

Bu kitap otobiyografi özelliği de taşıyabilir, üniversitelerde ders olarak da okutabilir. Bu kadar yalın bir dille yazılan ders kitaplarını kim sevmez?!
Sayesinde 15 yıllık eğitim hayatım boyunca kazanamadığım birçok bilgiyi şu 179 sayfada kazanmışımdır.

Kitap özet olarak 4000 yıl önce Nişuppur denilen, daha çok sofist ailelerin yaşadığı yerde emekli bir öğretmen olan Ludingirra'nın

Dillerine ( Sümerce)

Geleneklerine ( anne- baba-kadın-erkek ilişkileri, erkekliğe ilk adımları, kız isteme, evlenme, boşanma, mal edinme, dava açma, tazminat, tıp- tedavi yöntemleri, dini inançları, bayramları, şiir gelenekleri...)

Sosyal yaşantılarına ( geçim kaynakları, eğitim hakları, bayramları, emeklilik, geçim kaynakları, savaşları, aşkları..)

dair verdiği bilgilerdir.

Öyle bilgiler ki okuyana "Evet, aynen... Evet hala öyle... Nasıl yani bu şimdi Sümerlerden mi gelmiş ?" ve eğer medeniyet bu ise biz neyiz şimdi dedirten bir kitap.

Bitti ve ben burdan koşarak İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne gitmek ve tabletleri gözlerimle görmek istiyorum.
95 syf.
·9/10
Tarihteki ilk kahramanı tanımak güzel bir deneyim, Tanrılar, ilginç yaratıklar, şaşırtıcı olaylar olmasına rağmen konu insan ve insani duygular olması okuyucuyu Sümere daha yakın hissettiriyor. Uruk şehrinin tasviri güzeldi, Sümer yaşantısı, insanları ve inançları, yaptıkları ayinler, rahip ve rahibeler ilgi çekici buldum. Muazzez İlmiye Çığ bilgisini çok iyi aktarabilen bir yazar, hem destanı sade bir şekilde anlatıp hem de Sümer ve Sümerliler hakkında, Tanrıları ve isimleri hakkında ayrıntılı bilgileri içeriğe yerleştirebilen bir yazar. Kitapta ve destanda en çok ilgi çeken yer şüphesiz Tufan hikayesi. Hem Kur'an'da hem de Tevrat gbi kutsal kitaplarda geçen bu olayın bir tabletde bir destanın içinde yer alması şaşırtıcı.
Kitap da ilgimi çeken ve beğendiğim bir diğer şey ise Sümer atasözleri.
Bir kaç örnek vermek isterim:
"Biliyorsun neden öğretmiyorsun?"
"İki katlı ip kopmazmış."

Sümerde rüya ve rüya tabirlerinin önemli bir yer tutması da diğer bir özellik.
Ayrıca Gilgameş'in Enkidu ile dostluğu, kardeşliği gerçekten okunmaya değer.
28 syf.
Sumerlerin bereket Tanrıçası Inanna'ya Sumerler güzelliği, hırsı, ihtirasi, nezaketi, seksiligi, gücü koyarak heralde bir kadında olmasını istedikleri her şeyi onda düşünerek bereketle ozdeslestirmisler.

Sumerler'in iki önemli geçim kaynağı: Tarım ve Hayvancılık. Tarım kısmını İnanna; diğer kısmı da Çoban Kral Dumuzzi oluşturuyor. İnanna başta naz yapsa da Dumuzzi'ye varır. Sonra gelişen olaylar sonunda Dumuzzi altı ay yer altında altı ay yerin üstünde yaşamaya başlar. Yerin üstünde yaşamaya başladığı gün bereketi yeryüzüne geldiği (bizdeki hidrilellez, hristiyanlarda Isa'nin gelişi için kutlanan yortular vb) gün yani yılbaşı olarak kutlarlar. Tabiki bu da diğer toplum inançlarına geçmiş. Bu günde Sumerlerde kral ile başrahibe cinsel ilişkiye girermis, senlikler olurmus. Bu da Süleyman peygamberi anlatan kısımlarda Tevratta benzer şekilde geçiyor.

Inanna'nin 'tarlami sür' diye seslenisi aklıma Kuran'daki kadının tarla olarak görülmesini getirdi. Sumerlerde kadının insiyatifinde görülürken Kuran'da erkeklerin inisyatifinde görülüyor. Ayrıca temmuz ayı da Dumuzzi'den geliyormus.

Keyifli okumalar
116 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Sümerlerle ilgili önemli bilgileri bugün dünyaya kazandıran Muazzez Hocanın yine güzel bir eserini daha keyifle bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Coğrafyamız içerisinde kadim millet Sümerler'in yaşadığını ve bugün pek çok unsurda onların izlerini gördüğümüzü kabul etmek zorundayız. Hocamız uzun araştırmalar sonucunda 3 büyük kitaptaki bazı konuların temelinin Sümerler döneminden beri olduğunu farklılıklarla bugünlere kadar ulaştığını bize belgeleri ile ispatlamaktadır. Dini bilgilerim burda ki pek çok arkadaşa göre oldukça sığdır. O yüzden kimse beni yargılamasın fakat inandığım bir şey var yüce Allahımız insanının yaratılışından itibaren ona doğru yolu göstermek için çeşitli efsaneler, hikayeler vb ile biz insan oğlunu bilinçlendirmeye çalışmıştır. Önce çok tanrılı dinleri olan topluluklara belli kuralları iletmiştir. Sonra dinler aracılığıyla insanoğluna doğruyu göstermeye çalışmıştır. İşte bu kitap bu ortak değerlerin Sümerler den başlayarak bugünlere nasıl geldiğini anlatmaktadır. Bu tarz araştırmaları seven tüm kitap severlerin keyifle okumasıyla...
192 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Sanki bundan dört bin yıl önceyi değil de, günümüzü okudum. Sumer tarihi, hayranlık uyandırıcı, ayakta alkışlanılası. Yıllarca tarih dersi gördüm, Muazzez İlmiye Çığ'ın bu eserindekilerin onda biri öğretilmedi yine de bana. Sumerli şair Ludingirra' nın yalın açıklayıcı dilinden, Sumer tarihine dair oldukça fikir sahibi olabileceğiniz, geçmişinizi öğrenebileceğiniz öyküler dolu.
231 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Bu kitabı cok sevdim eski çağların tanrıları ve yaşam biçimiyle ilgili bir çok bilgi var
Okumanızı mutlaka tavsiye ederim çok eğlenceli bir kitap

Yazarın biyografisi

Adı:
Muazzez İlmiye Çığ
Unvan:
Türk Sümerolog
Doğum:
Bursa, 20 Haziran 1914
Muazzez İlmiye Çığ, (20 Haziran 1914, Bursa), Türk sümerolog.

Biyografi
Ailesi köken olarak Kırımlı göçmenlerden olup babası Kırım'dan Amasya, Merzifon'a, annesi ise Kırım'dan Bursa'ya göçmüştür. Ailesi İzmir'de yaşamaktayken, 15 Mayıs 1919 tarihinde meydana gelen İzmir'in işgali ardından daha güvenli bir yer olan Çorum'a yerleşti.

Eğitim ve kariyer
İlkokula Çorum'da başladı. Daha sonra ailece Bursa'ya taşındılar. Bursa'da özel bir okul olan Bizim Mektep'te Fransızca ve keman dersleri aldı. 1926'da sınavla Bursa Kız Muallim Mektebi'ne (Bursa Kız Öğretmen Okulu) girdi. 1931 yılında mezun oldu ve babasının da öğretmenlik yapmakta olduğu Eskişehir'e tayin oldu. Eskişehir'de öğretmenlik mesleğini dört buçuk yıl yaptı.

15 Şubat 1936 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Hititoloji bölümüne kaydoldu. Nazi Almanyası'ndan Türkiye'ye iltica etmiş olan ve Ankara Üniversitesi'nde dersler veren Prof. Dr. Hans Gustav Guterbock'dan Hitit Dili ve Kültürü derslerini, Prof. Dr. Benno Landsberger'den Sümer ve Akad Dilleri ve Mezopotamya Kültürü derslerini aldı. 1940 yılında Ankara Üniversitesinden mezun olduktan sonra İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi Çiviyazılı Belgeler Arşivine uzman olarak atandı. Aynı yıl Kemal Çığ ile evlenmişti. Müzede çalıştığı 31 yıl boyunca meslektaşı Hatice Kızılay ve Dr. F. R. Kraus ile birlikte müzenin deposunda bulunan Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış on binlerce tableti temizleyip, sınıflandırıp numaralandırdı, 74.000 tabletten oluşan çivi yazılı belgeler arşivini oluşturdu, 3.000 tabletin kopyasını yapıp katalog halinde yayımladı.

1957'de Münih'teki Oryantalistler Kongresi'ne katıldı. 1960'da Heidelberg Üniversitesi'nde altı aylık bir çalışma yaptı. 1965'de Roma'da sergilenen Hitit sergisini bu şehirden alarak Londra'ya götürdü. 1972'de emekliye ayrıldı.

Emeklilikten sonra bir süre yurtdışında yaşayan Muazzez İlmiye Çığ, 1988'de Philadelphia'daki Asuroloji kongresine katıldı. Prof. Kramer'in History Begins at Sumer adlı kitabını Türkçeye çevirdi ve kitap 1990'da “Tarih Sümerle Başlar” adıyla Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlandı. Kitabın çok ilgi görmesi üzerine 1993'te çocuklara yönelik Zaman Tüneliyle Sümerlere Yolculuk da dahil Sümer ve Hitit kültürlerini tanıtan 13 kitap yazdı.

Yazar istatistikleri

  • 221 okur beğendi.
  • 1.556 okur okudu.
  • 32 okur okuyor.
  • 1.245 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları