Mümtaz'er Türköne

Mümtaz'er Türköne

YazarÇevirmen
7.9/10
35 Kişi
·
123
Okunma
·
3
Beğeni
·
1005
Gösterim
Adı:
Mümtaz'er Türköne
Unvan:
Öğretim Görevlisi, Köşe Yazarı, Yazar
Doğum:
İstanbul, 1956
Mümtaz'er Türköne, (d. 1956 İstanbul), öğretim görevlisi ve köşe yazarı.

1956 yılında İstanbul'da doğdu. 1978 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin İdari Şubesinden mezun oldu. Aynı fakültede 1986'da master, 1990'da doktora ünvanı aldı. 1993 yılında doçent oldu. Şu an Fatih Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nde ve Fatih Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak çalışıyor.

1980 öncesinde milliyetçi görüşleriyle tanınan Türköne şu anda Zaman Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapıyor. 1980 askeri darbesinden sonra tutuklan Türköne Ankara Mamak cezaevinde yatmıştır, bu dönemde ağır işkencelere maruz kalmıştır. Yazar, şu anda Tanzimat dönemi siyasî fikirler üzerine çalışmayı sürdürüyor. Aynı zamanda 2007 yılında TRT 1'de gazeteci Emre Aköz ve spiker Tülay Tüzün ile Gündeme Dair isimli tartışma programı yapmıştır.

Yaklaşık 1.5 yıldır gazeteci Faruk Mercan ile birlikte Endaze adlı tartışma programını hazırlamaktadır.

12 Haziran 2011 Genel Seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul milletvekili aday adayı olmuştur. Ancak AK Parti tarafından milletvekilliğine aday gösterilmemiştir.

21 Aralık 2011 tarihinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Prof. Mümtaz’er Türköne, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu üyeliklerine getirilmiştir. Göreve getirildikten sonra Atatürkçülük ile ilgili yaptığı açıklamaların ardından tepki alan Türköne, 5 Ocak 2012 tarihinde görevinden istifa etmiştir.

İlk eşi Doç. Dr. Mualla Kavuncu, ikinci eşi ise Özlem Piltanoğlu Türköne idi. Özlem Piltanoğlu'ndan da ayrılmıştır.
"Hükümetler halk için mevzû olup yoksa halk hükümet için mahluk değildir."
Sadık Rıfat Paşa
Mümtaz'er Türköne
Sayfa 61 - Sadık Rıfat Paşa Tanzimat'ın bir numaralı teorisyenidir.
Adldir mûcib-i salâh-ı cihan
Cihan bir bağdır dîvarı devlet
Devletin nâzımı şeriattır
Şeriata olamaz hiç hâris illâ mülk
Mülk zapt eyleyemez illâ leşker
Leşkeri cem edemez illâ mal
Malı cem eyleyen râiyettir
Râiyeti kul eder pâdişah-ı âleme adl
"Osmanlı İmparatorluğu yaşamak ve yükselmek için dahili idaresinin nizam ve tekâmül unsurlarını kendi öz mevcudiyetinde aramalıdır. Bundan sonradır ki, ancak hariçten bulabileceği faideli şeyleri ve fakat İslamî şekilleri muhafaza ve bunların dahilinde kalmak şartıyla hariçten alınacak kaidelerin herşeyden evvel esaslarında doğru olanlarını inceden inceye tedkik etmelidir. Osmanlı İmparatorluğu, omuzlarına çöken büyük fenalıklara bir çare bulabilmek için muazzam ve devamlı gayret ve ihtimamlara muhtaçtır. Bu büyük eserin vücuda getirebilmesi yapılacak işlerin millî örf ve an'anenin ruhuna uygun olabilmesi ve bu teşebbüslerin bunlara tetâbuk edebilmesi ile mümkün olacaktır. Hakikaten münevver olan fertler, Avrupa medeniyetinde, Osmanlı Devleti'nin ihtiyaçlarına uygun hususları araştırıp bulmalıdır. Fakat bunları memleketlerine Fransız, İngiliz, Rus veya Avusturyakârî tatbik etmemelidirler. Kuvvetli olmak isteyen bir devlet herşeyden önce kendine benzemelidir. Bu lüzumu iyice takdir ederse çok kudretli kalabilir... Kendimize tatbik ettiğimiz ve bu suretle kıymet ve ehemmiyetini bildiğimiz bu düsturu Hükümet-i Osmaniye'ye arz ve binnetice onun Müslüman kalmasını arzu etmekle bu devletin bekâ ve itilasına ne dereceye kadar doğruluk ve samimiyetle merbut bulunduğumuzu hiç şüphe yok isbat etmiş oluyoruz."
Osmanlı Devleti, reform programlarına zarurî olarak müracaat ettiği çöküş döneminde bile devasa bir imparatorluktur. Arkasında şanlı bir mazi ve yakın zamanda yaşanmış bir “altın çağ” vardır. Modernliğin gün yüzüne çıktığı Batı’ya karşı, hâlâ güçlü bir şekilde yaşattıkları üstünlük duygusuna sahiptirler. Bu üstünlük duygusu ile geçmişte yürüttükleri ve özellikle teknolojik alanda yoğunlaşan kültür alışverişi, nisbeten yumuşak ve komplekssiz bir ilişkiyi, Batı’yı güçlü yapan sırların keşfi için girişilen çabayı ve bu çabanın reformlara dönüştürülmesini mümkün kılmıştır.
Tanzîmat Fermanı Şeriat’e çok ısrarlı atıflar yaparak başlar: Osmanlı Devleti kuruluşundan beri Kur’ânî hükümlere ve şer’î kanunlara tam anlamıyla riayet ettiği için devlet güçlenmiş halk refah ve mamuriyet içinde olmuştur. Ancak son 150 senedir çeşitli sebeplerden dolayı şeriat’e ve “kavanin-i münifeye” uyulmadığı için kuvvet zayıflığa, mamuriyet de fakirliğe dönüşmüştür. Halbuki “kavanin-i şer’iyye” ile idare edilmeyen memleketlerin payidar olamayacağı bellidir. Osmanlı Devleti’nin arazisi verimlidir, halkı kabiliyetlidir. Bunların harekete geçirilmesi için gerekli ortam sağlanırsa beş-on sene zarfında büyük bir ilerleme kaydedilebilir. Bu ortamın sağlanması için Padişah bazı “kavaid-i cedîde vaz ve tesisi”ne lüzum görmüştür.
"Nasihat ile asker zaptolunmaz, iltifat ile düzeltilmesi mümkün olmaz. Bu asrın askeri öyle bir askerdir ki, aydan aya bütün maaşları verilse, herbirinin bütün levâzım ve mühimmatı devlet tarafından görülse, herbiri çeşitli lütuflara garkedilse, bütün bilginler ve şeyhler bir yere gelip nasihat eylese ve "İslâm padişahının emrine aykırı hareket etmek din ve nikaha zarardır" deseler, birinin de kulağına girmez ve zerre kadar faydası olmaz. Velhasıl insanoğlu, kahr ile zaptolunur, yumuşaklıkla olmaz."
192 syf.
·6/10
Mankurtlar Anadolu coğrafyasındaki bir çok farklı milletin çok zengin örf ve ananenin yanında geniş kültür yelpazesinde milliyetçiliğin bu kadar geniş toplum senkronundan beslenerek gitgide asimile olmasına değiniyor.Anadolu da yaşayan toplumların kültürlerine ve yaşadığımız coğrafyanın ne kadar kıymetli ve ne kadar asil bir ırk olduğumuzu öne sürüyor.ÖZellikle çok acımasız ceza sistemlerinin anlatıldığı ve kafanın tıraş edilerek hayvan derisinin traş edilen kafanın üzerine yapıştırılıp güneşte bekledikçe saç çıkıp deriye saplanıp acıyla öldürülme ceza tipleri acının içinize işlemesine sebebiyet veriyor.
624 syf.
·Puan vermedi
Kamu yonetimi/siyaset bilimi/uluslararasi ilişkiler okuyan herkesin, bu kitabı okusa da okumasa da kütüphanesinde bulundurması gerekiyor :) yazarın şahsını konu dışında tutarsak kitap kült bir eser ve ilgililerinin sayfa sayisindan korkmadan mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.
624 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Temel bir genel kültür kitabı. Al koy kosede dursun merak ettikçe bakarsin. Gericilik de var futurizm de. 2023 hedeflerini anlatan bir makale vardi. Belki 10 yil geçti. Hala aklimda
352 syf.
·4 günde·6/10
Kitap, şimdilerde tutuklu olan Mümtaz'er Türköne'nin doktora tezi esasında. Temelde anlatılmak istenen, İslamcılık ideolojisinin, Cemalettin Afgani'den on sene kadar önce, Osmanlı aydınları tarafından ortaya atılmış olmasıdır ki Cemalettin Afgani, Türköne'nin yüksek lisans tezine konu olmuş daha önce. Kitabın sunuş kısmında Sina Akşin, yani yazarın hem doktora hem de yüksek lisans tezlerinin danışmanı, söz ediyor bundan; Türköne, Cemalettin Afgani'den sonra büyük bir hayal kırıklığına uğramış, Afgani beklediği kadar özgün biri değilmiş falan filan... Tabii bu önemli zira kitabın önemli bir kısmı boyunca Afgani'den söz ettiğini, hatta öyle pek de güzel söz etmediğini izleyeceksiniz.

Benim kitapta asıl ilgimi çeken, yine lisedeyken gerek edebiyat gerekse tarih derslerinde şahit olduğumuz Tanzimat aydınlarının fikirlerine birebir belgelerden alıntılarla ulaşabiliyor olmamdı. Tabii bu kısımlarda, dilsel anlamda birtakım sıkıntılar yaşadımsa da çok memnun kaldım. Mesela, derslerde öylece geçiştirdiğimiz Ali Suavi'nin "demokrasi" sözcüğünü ilk kez kullanıp bunun üzerine uzun uzadıya incelemeler yazması, gazetelerin mühimliği, Namık Kemal'in üstün zekasını bilgisiyle birleştirip katıldığı tartışmalarda sık sık Batı'dan çevirileriyle (örneğin Rousseau) aydınlanma çabasına dahil olması... Yıkılmakta olan, "hasta" olan bir devletten söz ediyoruz ve onun insana ümit veren aydınlarından; önemli bu.

Kitabın güzel olan diğer yanı, iki yüz doksan dokuzuncu sayfadan itibaren ekler halinde bu aydınların makalelerini barındırıyor olması. Fakat bu kısım bir hayli zor çünkü anlayabilmek için sözlük takibiyle okumaya çalışmak gerekiyor. Ben de bu yüzden, bu işi daha uygun bir vakitte uygulamaya bıraktım örneğin.

Elbette çok yetkin değilim, ama tüm bunların dışında, biraz eksik buldum kitabı. Sadece alıntılanmış, tarihle iç içe, bazı noktalarda objektiflikten uzak olarak tabir edebileceğimiz bir çalışma olmuş sanki. Yine de alakaya bağlı olarak tavsiye edebilirim. Dikkatli okumalar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mümtaz'er Türköne
Unvan:
Öğretim Görevlisi, Köşe Yazarı, Yazar
Doğum:
İstanbul, 1956
Mümtaz'er Türköne, (d. 1956 İstanbul), öğretim görevlisi ve köşe yazarı.

1956 yılında İstanbul'da doğdu. 1978 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin İdari Şubesinden mezun oldu. Aynı fakültede 1986'da master, 1990'da doktora ünvanı aldı. 1993 yılında doçent oldu. Şu an Fatih Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nde ve Fatih Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak çalışıyor.

1980 öncesinde milliyetçi görüşleriyle tanınan Türköne şu anda Zaman Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapıyor. 1980 askeri darbesinden sonra tutuklan Türköne Ankara Mamak cezaevinde yatmıştır, bu dönemde ağır işkencelere maruz kalmıştır. Yazar, şu anda Tanzimat dönemi siyasî fikirler üzerine çalışmayı sürdürüyor. Aynı zamanda 2007 yılında TRT 1'de gazeteci Emre Aköz ve spiker Tülay Tüzün ile Gündeme Dair isimli tartışma programı yapmıştır.

Yaklaşık 1.5 yıldır gazeteci Faruk Mercan ile birlikte Endaze adlı tartışma programını hazırlamaktadır.

12 Haziran 2011 Genel Seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul milletvekili aday adayı olmuştur. Ancak AK Parti tarafından milletvekilliğine aday gösterilmemiştir.

21 Aralık 2011 tarihinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Prof. Mümtaz’er Türköne, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu üyeliklerine getirilmiştir. Göreve getirildikten sonra Atatürkçülük ile ilgili yaptığı açıklamaların ardından tepki alan Türköne, 5 Ocak 2012 tarihinde görevinden istifa etmiştir.

İlk eşi Doç. Dr. Mualla Kavuncu, ikinci eşi ise Özlem Piltanoğlu Türköne idi. Özlem Piltanoğlu'ndan da ayrılmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 123 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 128 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.