Münib Engin Noyan

Münib Engin Noyan

Yazar
8.5/10
345 Kişi
·
1.092
Okunma
·
112
Beğeni
·
6401
Gösterim
Adı:
Münib Engin Noyan
Unvan:
Türk Tiyatrocu
Doğum:
İstanbul, 1953
Münib Engin Noyan (d. 1953, İstanbul) Türk tiyatrocu.

İstanbul Alman Lisesi ve Viyana Üniversitesi Felsefe Fakültesi Tiyatrobilimi Enstitüsünde eğitim gördü. Türkiye'ye döndükten sonra bir müddet İstanbul Şehir Tiyatroları'nda yönetmen ve dramaturg olarak çalıştı. Bir dönem Avrupa'nın çeşitli yörelerinde, örneğin Fransa'nın güneydoğu şehir ve kasabalarında eşi ile birlikte çok başarılı yahudi tiplemeleri yapmaktaydı.Halk deyimi ile bir vakit önce "hidayete erdi" ve şimdilerde yurtiçinde ve yurtdışında konferanslar veriyor, dini sohbetlere katılıyor, ilahiler seslendiriyor.

Hilal TV'de uzun süre Kapılar ve Köprüler isimli programı hazırlayıp sunmuş, ayrıca yine aynı kanalda Mustafa İslamoğlu ile birlikte Vahyin Penceresinden isimli programı yapmıştır.
Kur’an’ın gölgesinde yaşamak, ancak tadanların bilebileceği bir nimettir.
İnsanın hayatını yücelten, temizleyen ve onurlandıran bir nimet…
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Allah size yardım ederse, hiç kimse sizinle baş edemez; ama ya O sizi terk ederse, kim size yardım edebilir? O halde mü'minler Allah'a güvensinler!
(3 Al-i İmran 160)
263 syf.
Merhaba, dünyanın en güzel insanları,
Kendi Kuran Günlüğü'nü tutmaya davet eden bir kitap. İçinde birsürü güzel, hikmetli konulara değinmiş Münib Engin Noyan. Kur'an'ı daha iyi anlamak, hayatına nakış nakış işlemek isteyenlerin okumasını istediğim bir kitap.
"Kur'an artık raflarda, sarıp sarmalanmış bezlerde, özenle asılmış çivilerde değil. Hayatımızın içinde, davranışlarımızda, zihnimizde, mantığımızda, yolumuzda." diyebileceğimiz günleri görme ümidi ile başlamalı.
272 syf.
·9/10
İlkbaşta inanılmaz sürekleyici anlatımıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Konusu biraz klasik gelebilir ama eserde ki anlatım dil konusunda baya gelişmiş. Romanda günlük hayatta kullanılan yabancı dillere oldukça anlatıcı yer vermeye çalışmış. Örnek olarak rumcadan " Kalinihta " iyi geceler demek . İnsana bilgide katıyor dogrusu. Okumadan geçmeyin derim :)
264 syf.
·44 günde·10/10
Müslümanca bir gayretle, kuranla hemhal olmuş bir müslümanın kaleminden ayetleri konu konu incelemek keyifli ve insanı bu araştırmaya yönlendirmek için güzel bir başlangıç. Okurken 'Ben bunları nasıl fark etmemişim. Kuran'i okumamışım ben daha önce.' Dedirtecek bir kitap.
464 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Kitapta ayrıca 2.Dünya Savaşı, Hitler Almanyası, Atatürk''ün vefatı ve eski İstanbul yaşantısının örnekleri bulunuyor.Biyografi dönem resimleri ile daha güzel olmuş
464 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10·
Yazarın Sevgili Rahmetli Anneannem deyişiyle gözlerimden usulca süzülen yaşlarla başladım kitaba ne kadarda özlediğimi farkettim Sevgili Rahmetli Anneannemi..

Kitap özünde bir hatıratın yayınlanması olsada bundan çok daha fazlası. Adelenin yaşamı boyunca dünyada ülkesinde ve yeni bir yaşam kurmak için geldiği yeni ülkesinde olup biten herşey ve bunlara karşı dönem insanlarının ve kendisinin verdiği mücadele gerçekten etkileyiciydi... Bu akıllı cesur ve vefalı bayanın bende okurken inanılmaz bir saygı hissi uyandırdığınıda söylemeliyim..
Tamamen yabancı bir ülke dil ve kültüre adabte olma sürecini okumak gerçekten çok keyifliydi.... İlk Alaturka hela ile karşılaşması ve tepkisi favorim

Kitap oldukça akıcı keyifli ve evet okunmalı diyebileceğim bir kitap.. Kitap severlere gönül rahatlıyla tavsiye edebilirim..

Sevgili Addi nin 16 yaşında yazdığı ilkelerinide şuraya iliştirmek istiyorum ve evet kesinlikle bu ilkelere göre yaşamış.

Görevde sadakat,
Söylemde hakikat,
Eylemde sebat...
320 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Hikaye-i Bilal yazarın birinci kitabı ve devamı olan Hikaye-i Rabia iki kitap için de anlatımın ne kadar güzel olduğunu teslimiyetin sabrın ve hakkın herşeyden ve herkesten üstünde vebkudretli olduğunu en güzel şekilde ifade etmişler. Allah (cc) yazan da yazdırandan da razı olsun. İki kitabı da herkese tavsiye ederim..
264 syf.
·Beğendi
Günlükler girer ömrümüze zaman zaman, geçmişte izler bırakmak ister... Kimi zaman bıraktığı izler silinsin diye yere sıkıca basmayan cümleler, bazen de bu kitapta olduğu gibi kalıcı olmak niyetiyle gömülmek ister bastığı kalbin üzerine... Kur'an Günlüğü Münip Engin Noyan'ın izleri silinmesi güç olsun diye her satırını duayla yazdığı bir kitap.

Kimin aklına gelir ki Kur'an okurken bir günlük tutmak! Hepimizin aklına gelmeli aslında, kitabı okuyunca kesinlikle Hâk kelâmını okurken köşeye beriye notlar almadığınız için kızacaksınız kendinize. Münip Engin Noyan öyle çok notlar almış ki, bu notları bir kitapta toplanacak kadar az olmadığından kitaba "Kur'an Günlüğü Bir" demiş. Yani devamı olan nitelikte bir kitap.

Önceleri sadece kendini anlamak, anlatılanların farkına varmak için başladığı bu iş sonraları dost meclislerinde ortaya çıkınca, ısrarlar üzerine kitap projesine dönüşmüş. "Kur'an Günlükleri" asla akademik değeri olan bir çalışma olma iddiasında değil, olamaz da- buna bencileyin fakirin ne ilmi yeter ne görgüsü-bilgisi, ne de feraseti." diyerek tevazusundan ödün vermeyen yazar, bu işi sadece Rabbine kulluk bilinciyle yapıyor. Okurken iyi ki yapmış diyorsunuz. Okuduklarınız üzerine düşünmeniz için size ayrılmış özel bir bölüm de var kitabın son sayfalarında; "Öyleyse, onlar bu kur'an üzerine hiç düşünmezler mi?" diyerek "kendi notunu kendin al" davetinde okura.

Yazar kitap boyunca pîrim üstadım dediği, tam bir Kur'an aşığı olarak tanımladığı Muhammed Esed'in tefsirlerinden sıkça yararlanıyor. Kur'an'la alakalı gelenekselleşmiş tabuları eleştiriyor; insanların O'nu sarıp sarmalayıp yüksek yerlere çivilemesine anlam veremiyor. Kur'an'ın duvarlarda asılı durmak adına değil İkrâ! Emrine uyma yolunda müslümanım diyen her birey için okunup anlaşılması gerektiğini savunuyor.

Televizyon programlarından da tanıdığımız Münip Engin Noyan, Kur'an Günlüğü'ünü okurla sohbet eder nitelikte yazmış. Kullandığı bu üslup kitabı okunur kılan en birinci unsur. Okurken zevk alıyorsunuz, ilimsel gerçekleri didaktik bir vaaz şekliyle değil de, dost meclisinde elinizde çay eşliğiyle dinliyor hissine varıyorsunuz kitap boyu.

Okunmasını daha kolay hale getirmek adına kendince bölümlere ayırmış yazar kitabı. Girizgâhı tamamlayıp yola düşüyorsunuz cümleler boyu. Yazar günlüklerin çoğunu yolculuk esnasında ya da gece namazlarıyla sabah namazı vakitlerinde tutuyor. Kitapta kullandığı kısaltmaların anlamlarını kitabın baş kısmında açıklamalı olarak belirtiyor.

Günlüklerin çoğuna yazıldığı ay ve hal belirtilmiş. Örneğin yazar, kayıp bir ayetin peşinde aklını gezdirdiği vakit, Ağustos ayında "Başkent Ekspresi" ile Ankara yolunda. Sayfalar arasında "Kur'an nedir aslında?" diye sorarken bir mühendis yazara, aynı soru okuyan içinde cevaplanası duruyor. Kaçımız bu soruya karşımızdakini tatmin edecek doğrultuda cevap sunabiliriz mesela? Ya da kaçımız böylesi bir soruya hazırlıklı tutuyoruz kendimizi?

O'nu anlamaya O'nu kalbimizin merkezine oturtmakla, sayfalarına yüz sürmekle başlayabiliriz, çünkü Kur'an'ın tanımı yine kendi içinde; "Üzerinde hiçbir şüpheye yer olmayan bu ilâhî kelâm Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlara rehber[olarak indirilmiş]tir" Anlamak niyetiyle dinlemeyen ve okumayan kişi hiçbir cümleyle tatmin olmuyor aslında. Yazar soruyu soran mühendisi tatmin edemediğinin farkında. Bütün meselenin, "...buram buram enaniyet kokan bir sanal özgüven duygusu içinde bilgiçlik taslamak yerine, o bilgiyi sonsuz rahmet ve bereket kaynağından arayıp bulmak, sonra da kılcal damarlarına, hücrelerine kadar, içine sindirmekte!" Bozuk niyetle okunan ve dinlenen her cümleyi akli ve kalbi tartımız ölçemiyor oysaki!

Yazar Kur'an okumaktan neden korkulduğunu da sorguluyor kitapta. Birçok meal ve tefsir kitabının bulunmasına rağmen neden insanların hâlâ okumamakta ısrarcı olduğuna anlam veremiyor.

İnsanın Rabbinden uzaklaştıran olgunun ne olduğunu düşlüyor Urfa yollarında. "Rahmanın yaradılışında bir aksaklık göremezsin"[67 Mülk-3] ayetini hatırlayıp kusursuz yaradılışlardaki nizamsal kurguya hayranlığını dile getiriyor. Yaşanılan her güzelliğin Yaradan'dan ötürü oluşuna şahitlik eden ayetleri günlüklerine not ediyor.

İnsana verilen ömrün boşa geçen bir saniyesinin bile kişiyi ziyana düşürdüğünün, Kur'an'ı hayatının merkezine alan insanların çoraklaşmış kalplerinde imân filizleri açacağının ve ikrâ emrine uyma yolunda tefsir ve meâl okumanın önemini sıkça dile getiriyor yazar günlüklerinde. Muhammed Esed'in yanı sıra Elmalılı Hamdi Yazır'ın tefsirlerinden de kendince anladıklarını okuyucuya aktarırken destek alıyor sıkça.

Münip Engin Noyan'ın sadece Rabbine kulluk derdiyle kaleme aldığı günlüklerinin, Kur'an okuyan veya okumayan herkesin ufkunda yeni meşaleler yakacağı inancındayım ben. Bu nedenle cümleleri kalbinize düşesi bir kitap Kur'an Günlüğü. Hakka ulaşma yolunda basılacak bir merdiven basamağı daha sayfaları çevrilmek üzere karşınızda...

09.03.2011 - Gülnaz Eliaçık Yıldız

Kur'an Günlüğü-I
Münip Engin Noyan
Bîrun Yayınları
120 Sayfa
272 syf.
·66 günde·Beğendi·10/10
Eser bir roman olduğu için başlarda bir inceleme yazmayı düşünmemiştim.Ama sayfalar ilerledikçe insanın yüreğini titreten cümlelere daha sık rast gelmeye başlıyorsunuz ve konuşmaya değer bir şeyler olduğunu düşünüyorsunuz zira her ne kadar kurgu olsa da anlatılanlar, bir zamanların acı gerçekleriydi de aynı zamanda...
Köle olmayı kendine layık gören ve bundan başka bir şekilde yaşamayı bilmeyen Winnie adında 18 yaşında siyahi bir kadının yeni bir hayata adım atmasının hikayesi aslında beni en çok etkileyen; Winnie'nin Hacer Hanıma dönüşümü...
Kölelerin en büyük hasretlerinin özgürlükleri olduğunu düşünmüşümdür hep ama yanılmışım...
Winnie' ye göre ömürleri boyunca tek bir şeyin peşinde olurlarmış köleler: Verebilmek. Birilerine bir şeyler verebilmek.
Bizim elimizin altında olup da yapmaktan sakındığımız bir eylemin özlemini çekmek ve bunu özgürlüklerinden bile ötede tutmak?!. Günümüz insanının anlaması zor sanırım,almaya ve tüketmeye alışmış bizlerin...Ama Winnie bize unutturulan bir gerçeği hatırlatıyor bizlere, bize değer katan bir şeyi, bizi biz yapan:
Meğer "alınca değil, ancak verince ve verebildiğince var olur"muş insan...
Vermenin de bir nimet olduğunun ve bir yerlerde hala bunun özlemini çeken insanlar olduğunun bilincinde olduğumuz günlere...
Selametle.
212 syf.
·8/10
"Bir garabetin hakikatli hikayesidir bu"
Kitabı bir yazarın kitap hakkında yaptığı bu değerlendirme sonucu çok merak ederek satın almıştım. Engin Noyan'ı dinlemeyi zarafeti, güzel ses tonu ve sakin, dingin konuşma tarzı ve donanımı hasebiyle çok severim.

Engin Noyan'ın ilk okuduğum kitabı Şapka'dır. Kitap, isminden de anlaşıldığı gibi, şapka devrimini ele alır ve o dönemi bir hikayeyle eleştirir. O dönemde yaşanan garip bir olayın, şapka yerine "siper-i şemsli serpuş" kelime öbeğiyle anlatılması kesinlikle kitabı daha keyifli hale getirmektedir. (Benim gibi eski kelimelere vurgunsanız.)

Kitabı okurken, daha önce belki de hiç bakmadığınız bir açıdan memlekete bakıyor, memlekette o kanun çıktığı esnada yaşanan hadiselere, bu kanun yüzünden evinden çıkamayan, işine gidemeyen, oldukları yere tıkılıp kalan insanların hikâyelerine yakından tanık oluyorsunuz.
464 syf.
·62 günde·10/10
okuduğum, en güzel biyografi türünde eserdi. alman bir kadının sevdiği adam için almanya'dan türkiye'ye gelişini, yaşadığı kültür karmaşasını ne kadar da güzel anlatmış noyan. anneannesinin hayatını anlattığı bu kitap hala kitaplığımın üst rafında durur.

Yazarın biyografisi

Adı:
Münib Engin Noyan
Unvan:
Türk Tiyatrocu
Doğum:
İstanbul, 1953
Münib Engin Noyan (d. 1953, İstanbul) Türk tiyatrocu.

İstanbul Alman Lisesi ve Viyana Üniversitesi Felsefe Fakültesi Tiyatrobilimi Enstitüsünde eğitim gördü. Türkiye'ye döndükten sonra bir müddet İstanbul Şehir Tiyatroları'nda yönetmen ve dramaturg olarak çalıştı. Bir dönem Avrupa'nın çeşitli yörelerinde, örneğin Fransa'nın güneydoğu şehir ve kasabalarında eşi ile birlikte çok başarılı yahudi tiplemeleri yapmaktaydı.Halk deyimi ile bir vakit önce "hidayete erdi" ve şimdilerde yurtiçinde ve yurtdışında konferanslar veriyor, dini sohbetlere katılıyor, ilahiler seslendiriyor.

Hilal TV'de uzun süre Kapılar ve Köprüler isimli programı hazırlayıp sunmuş, ayrıca yine aynı kanalda Mustafa İslamoğlu ile birlikte Vahyin Penceresinden isimli programı yapmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 112 okur beğendi.
  • 1.092 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 402 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları