Geri Bildirim
Murat Bardakçı

Murat Bardakçı

8.5/10
90 Kişi
·
228
Okunma
·
103
Beğeni
·
3.548
Gösterim
Adı:
Murat Bardakçı
Unvan:
Özellikle Tarih Alanında Uzmanlaşmış Türk Gazeteci, Yazar ve Televizyon Programcısı
Doğum:
Şişli, İstanbul, Türkiye, 25 Aralık 1955
Murat Gökhan Bardakçı, 1955 yılında İstanbul'da doğdu, ekonomi öğrenimi gördü.

Musikiye Dr. Selahattin Tanur'la tanbur ve eser meşkederek başlayan Murat Bardakçı, Tanur'dan "icazet" aldı, Ekrem Karadeniz'le teori, teori tarihi ve ses sistemi üzerine çalıştı, Fahire Fersan ve Vecdi Seyhun'dan yararlandı, ilgi alanını daha sonra musiki tarihine yöneltti. Abdülbaki Gölpınarlı'dan şarkiyat kaynakları ve metodolojisi alanlarında büyük ölçüde faydalandı, bu arada Türk ve İslam Müziği'nin tarihiyle ilgili kitap, belge, fotoğraf, film ve ses kaydı gibi arşiv malzemesi topladı, geniş bir nota kolleksiyonu oluşturdu.

Türk Müziği Tarihi'yle ilgili çok sayıda araştırması yayınlanan Murat Bardakçı, Hürriyet gazetesi yazarlarındandır.
... hattâ halk Sarıkamış'taki büyük bozgunu bile öğrenemedi ve onbinlerce can kaybından ancak seneler sonra haberdar olunabildi. Bu yeni istibdat ile Sultan Hamid'in istibdatı arasında önemli bir fark vardı: Abdülhamid döneminin muhalifleri sadece sürgüne gönderilir; can kaybı, idam yahut siyasî cinayet pek bilinmezdi ama İttihad ve Terakki zamanında muhalifler, özellikle de muhalif gazeteciler artık ardarda katlediliyor, üstelik cinayetlerin failleri de hep meçhul kalıyordu!
Murat Bardakçı
Sayfa 12 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. I. Basım, Kasım 2015, İstanbul.
"... Türk kadınlara yalnız ev hizmetçiliği veren kara cahillerden iğreniyorum, nefret ediyorum... Ben eminim ki Türklük ve İslamlık, kadınlarına insanlığa mahsus bilumum hakları ver[me]dikçe hiçbir zaman bahtiyar olmayacaktır."
Murat Bardakçı
Sayfa 39 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
“...Öksüzün hiç anısı olmaz.Ben öksüzüm.Bayramlarda hep bunu hatırlarım.”
Safiye Ayla*

*İstanbul Radyosu’nda 1960’larda bir Kurban Bayramı’nda yaptığı konuşmadan...
"... maddeten ihmal edilen vatan, mânen de ihmal edilir."
Murat Bardakçı
Sayfa 39 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Öncelikle Günaydın,
İsmail Hakkı Bey'in Anadolu'ya geçmesi Ankara'nın İstanbul'da faaliyet gösteren gizli teşkilatı için kamuoyunda Ankara lehine puan toplamak bakımından bulunmaz bir propaganda malzemesiydi. Teşkilat, hükümdar damadının yolculuğunu gazetelere sızdırdı. Damadının gidişini gazetelerden öğrenen Sultan Vahideddin aynı gün Tevfilk Paşa'ya oğlunun nerede olduğunu sordu; ''Burada, yani sarayda bulunduğunu zannediyorum'' cevabını alması üzerine gazeteleri gösterdi, ''Anadolu'ya geçmiş'' dedi ve yaşlı Paşa'nın bu defaki cevabı ''Öyle ise vazifesini yapmaya gitmiş'' oldu.
Öncelikle Günaydın,
Sultan Vahideddin'in Malta'dan Hicaz'a gitme kararı en çok İngiltere'yi memnun etti. Zira Şahbaba'nın İstanbul'dan ayrılması konusu Londra'da dünya tarihinde eşi emsali belki de hiç görülmemiş bir hal almış, siyasi mesele olmaktan çıkıp bakanlıklar arasında yaşanan bir para kavgasına dönmüştü. Tutumluluklarıyla tanınan İngilizler bu özelliklerini tahtından ettikleri Şahbaba'nın yolculuğu sırasındaki benzin harcamalarına ve Malta'daki yeme-içme masrafları seviyesine indirmişler, tartışmalar büyüyünce İngiliz Dışişleri Bakanlığı çareyi hükümdar için artık para sarfetmemekte, dolasıyla onu Malta'dan başka yere göndermekte bulmuştu...
"... Ah Enver! Ah! Bu kış seferini ta'cil etmek, sonra da bu parlak taarruzda 9. Kolordu'yu dörtnala kaldırmakla yüz bin masumun kanına girdin! Allah seni affetsin (3 Kânunsanî-16 Ocak 1915)"
Murat Bardakçı
Sayfa 27 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sultan Vahdettin hakkında pekçok bilinmeyen bilginin yer aldığı güzel bir kitap. Yıllarca vatan haini olarak gösterilen son padişahın gerçekte öyle olmadığını anlıyorsunuz.
Kitabı büyük bir heyecan ile aldım ve tam anlamıyla odaklanmadan okumak istemediğim için bitirmem aylarımı aldı. Fark ettim ki bunca yıllık Tarih dersleri ile ben sadece anahtar deliğinden bakabilmişim. Bir denizde bırakın yüzmeyi, ayaklarımı bile değdirmemişim. Osmanlının son dönemlerini,Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarını, hanedanın sürgün yıllarını, dünyanın ve Türkiye'nin 1. ve 2. Dünya Savaşı yıllarındaki durumunu, Avrupa'da ve Orta Doğu'da adım adım değişen yönetim şekillerini...bunların hepsi ve daha fazlası hakkında,son Osmanlı prensesi Neslişah'ın hayatını okurken bilgi sahibi oluyorsunuz. Belgelerle dolu olması bakımında da önemli ve tekrar okunması gereken bir kitap.
Talat Paşa'ya ait "kara kaplı defter", muhtelif mektuplar ve eşi Hayriye Hanım ile Murat Bardakçı'nın yaptığı söyleşinin yer aldığı kitap, özellikle Ermeni olayları ile ilgilenen araştırmacılar için değerli bir başvuru kitabı. Kitabın belgelerden oluşması akademik bir değer verdiği gibi ikinci bölümde yer alan mülakat kitaba bir anı özelliği de katıyor. İmparatorluğun son dönemleri hep acılarla dolu olduğu için o döneme ilişkin tüm kitaplar beni hüzünlendirmektedir. Özellikle Talat ve Enver Paşaların çok vatanperver ve dürüst insanlar olduklarına inanıyorum ama yeterince realist olmamalarının ya da çaresizliklerinin sonucu girdiğimiz cihan harbi ülkeyi büyük acılara ve felakete sürüklemiştir.
Hem güzel bir araştırma kitabı hem de harika bir roman okudum. Kitabın ismi Neslişah olmasına rağmen bir tek sultandan değil, o dönemdeki tüm hanedandan ayrıntıyla bahsetmesi ayrıca hoşuma giden bir konu oldu. Aslında çok yorum yapmaya gerek yok. Tarihle ilgilenen herkesin rahatlıkla okuyabileceği bir kitap, güzel bir araştırma. Kitabı bitirdikten sonra yine Murat Bardakçı'nın eseri olan Son Osmanlılar Belgeselini de izlemenizi tavsiye ederim.
Torunları, Sultan Vahideddin’e Şahbaba derlerdi.

Murat Bardakçı Osmanlı Hanedanı mensuplarının ellerinde bulunan ve kimseye gösterilmeyen özel arşiv, belge, mektup, hatırat ve fotoğrafları inceleyerek hem Vahideddin'in hem de aile ve yakın çevresinin hikayesini yazmış.

Bardakçı, kitabında 75 yıldır tartışılan Vahideddin hakkında tarafsız kalmaya büyük özen gösteriyor. Bir tarihçi titizliği ile belgelerle konuşmaya çalışıyor. Kitabın 190 sayfası belgelere ayrılmış. 25 bölümden oluşan eserde 60 sayfa dipnot veriliyor.

Bir de kitabın başında ve sonunda teşekkürler var ki bu yazarın kadirşinaslığını göstermesi yanında ülkemizde yeni gelişmekte olan sözlü tarihçilik için de iyi bir örnek teşkil ediyor.

Kitap bir kesimin beklediği gibi Sultan'ı göklere çıkarmıyor ya da diğer kesimin beklediği gibi vatan haini de ilan etmiyor; son padişahın insani yönlerini ve güçlü ve de kararlı bir tutum sergileyememesini fırsat bilen kişilerce düşürüldüğü durumları o devri görüp yaşamış kişilerin hatıratlarından alıntılarla aktarıyor.

Kitap, Osmanlı’nın son dönemine ait bilgiler,belgeler ve resimler içeriyor.
Osmanlı’nın son döneminde tahta oturan Sultan Vahdettin’in hain olup olmadığını, Atatürk’ün kurduğu yeni Cumhuriyet’e ihanet edip etmediğini, Atatürk’ün onu ve ailesini neden sürgüne yolladığını ve Osmanlı’nın son demlerinde siyasi anlamda neler yapıldığını merak ediyorsanız şayet, belgelerle, mektuplarla, resimlerle ve tanıkların ifadeleriyle bir bütün olarak hazırlanmış bir kitap...

Kitabın sonunda Atatürk Vahdettin'in öldüğünü duyduğunda şunu söylüyor:"Çok namuslu bir adam öldü.İsteseydi Topkapı'nın bütün cevahirini götürür ve öyle bir ordu kurup geri dönerdi ki..."

ŞAHBABA'da tarih severlerin, okuyabileceği bir eser.
İlk inceleme Vatana ve Millete Hayırlı Olsun :)

Öncelikle Murat Bardakçı'yı hep televizyondan tanırdım hiç bir zaman kitabını okumamıştım. İlk olarak Şahbaba'da denemek istedim ve gerçekten dedikleri kadar belgelerle konuşan ve hayatını gerçekleri gün yüzüne çıkarmaya adamış bir insan olarak gördüm. Anlatmakla bitmeyecek bir kitap olduğu için okumanızı tavsiye ederim.

1-Murat BARDAKÇI Osmanlı hanedanı mensuplarından bu güne kadar kimselerle paylaşılmayan belgeleri yayınlamaya gayret göstermiş ve aile ile diyalog halinde olmuş.
2-Murat BARDAKÇI kitabında tarafısz kalmaya gereğinden fazla özen göstermeye dikkat etmiş, genelde belgelerle durumları ispatlamaya ve gerçekleri bir nebze olsun yansıtmaya çalışmış
3-Murat BARDAKÇI 200 sayfayı belgelere ayırmayı ihmal etmemiş.
4-Kanaatimce kitabın en beğendiğim noktası Padişahı ne göklere çıkartıyor ne de vatan haini olarak ilan ediyordu.
5-Kitap aileye ait resim ve belgeler içeriyor, Şahbaba'nın kızlarıyla sürgünde yazıştığı mektuplar Sanremo'da çekilen fotoğraflar mevcut.
6-Son olark Atatürk Şahbaba'nın ölümünü duyunca söylediği meşhur bir laf vardır. ''Çok namuslu bir adam öldü.İsteseydi Topkapı'nın bütün cevahirini götürür ve öyle bir ordu kurup geri dönerdi ki..."
Belki de son osmanlılar olarak anılan yaşları dolayısıyla bir daha bu şekilde bilgi alabileceğimiz öğrenebileceğiniz fırsatın olmayacağı çok önemli bir eser vücuda getirilmiş.Bu eserde ki sehzadeler sultanlar bugün ki gibi arsız,değişik istekleri olan kişiler gibi değiller bu eseri okuduğunuz da bunu idrak edeceksiniz.Yurt dışına çıkarılan kişiler elbette zorluk çektiler ve biz bu yaşanan zorlukların çok az kısmını biliyoruz.Bu zorluklara rağmen ayakta kalan yeni bir hayat kuran bu insanların hayatlarını kendi ağızlarından dinliyorsunuz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Bardakçı
Unvan:
Özellikle Tarih Alanında Uzmanlaşmış Türk Gazeteci, Yazar ve Televizyon Programcısı
Doğum:
Şişli, İstanbul, Türkiye, 25 Aralık 1955
Murat Gökhan Bardakçı, 1955 yılında İstanbul'da doğdu, ekonomi öğrenimi gördü.

Musikiye Dr. Selahattin Tanur'la tanbur ve eser meşkederek başlayan Murat Bardakçı, Tanur'dan "icazet" aldı, Ekrem Karadeniz'le teori, teori tarihi ve ses sistemi üzerine çalıştı, Fahire Fersan ve Vecdi Seyhun'dan yararlandı, ilgi alanını daha sonra musiki tarihine yöneltti. Abdülbaki Gölpınarlı'dan şarkiyat kaynakları ve metodolojisi alanlarında büyük ölçüde faydalandı, bu arada Türk ve İslam Müziği'nin tarihiyle ilgili kitap, belge, fotoğraf, film ve ses kaydı gibi arşiv malzemesi topladı, geniş bir nota kolleksiyonu oluşturdu.

Türk Müziği Tarihi'yle ilgili çok sayıda araştırması yayınlanan Murat Bardakçı, Hürriyet gazetesi yazarlarındandır.

Yazar istatistikleri

  • 103 okur beğendi.
  • 228 okur okudu.
  • 22 okur okuyor.
  • 355 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları