Murat Bardakçı

Murat Bardakçı

Yazar
8.6/10
298 Kişi
·
844
Okunma
·
214
Beğeni
·
5684
Gösterim
Adı:
Murat Bardakçı
Unvan:
Özellikle Tarih Alanında Uzmanlaşmış Türk Gazeteci, Yazar ve Televizyon Programcısı
Doğum:
Şişli, İstanbul, Türkiye, 25 Aralık 1955
Murat Gökhan Bardakçı, 1955 yılında İstanbul'da doğdu, ekonomi öğrenimi gördü.

Musikiye Dr. Selahattin Tanur'la tanbur ve eser meşkederek başlayan Murat Bardakçı, Tanur'dan "icazet" aldı, Ekrem Karadeniz'le teori, teori tarihi ve ses sistemi üzerine çalıştı, Fahire Fersan ve Vecdi Seyhun'dan yararlandı, ilgi alanını daha sonra musiki tarihine yöneltti. Abdülbaki Gölpınarlı'dan şarkiyat kaynakları ve metodolojisi alanlarında büyük ölçüde faydalandı, bu arada Türk ve İslam Müziği'nin tarihiyle ilgili kitap, belge, fotoğraf, film ve ses kaydı gibi arşiv malzemesi topladı, geniş bir nota kolleksiyonu oluşturdu. 
... hattâ halk Sarıkamış'taki büyük bozgunu bile öğrenemedi ve onbinlerce can kaybından ancak seneler sonra haberdar olunabildi. Bu yeni istibdat ile Sultan Hamid'in istibdatı arasında önemli bir fark vardı: Abdülhamid döneminin muhalifleri sadece sürgüne gönderilir; can kaybı, idam yahut siyasî cinayet pek bilinmezdi ama İttihad ve Terakki zamanında muhalifler, özellikle de muhalif gazeteciler artık ardarda katlediliyor, üstelik cinayetlerin failleri de hep meçhul kalıyordu!
Murat Bardakçı
Sayfa 12 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. I. Basım, Kasım 2015, İstanbul.
... Hıfzı Paşa bütün olup bitenleri Sultan Abdulhamid'e gönderdiği telgrafta sadece beş kelime ile mükemmel bir şekilde ifade edecekti:
" Manastır'da kulunuzdan başka herkes ITTIHADCIDIR!"
Naciye, senden ayrılalı beri ne yaşadığımı nasıl yaşadığımı anlayamıyorum ki sana anlatabileyim.
Murat Bardakçı
Sayfa 30 - Königsberg, 6 Ağustos 1920, Saat 6, dakika 00, öğleden sonra
"Bu ülkeyi sorgulama yeteneği olan gençler lazım. Çeyizi kitapları olan kadınlarla evlenin kardeşim. Böyle bir nesli ancak onlar yetiştirir."
Avrupa'nın dünya savaşından mağlup çıkan ülkeleri, yenilginin sorumluluğunu başlarındaki hanedanlarda buldular; tahtlar peşpeşe devrildi ama Türkiye'de sorumluluk hanedana ve padişaha değil, iktidardaki İttihad ve Terakki Partisi'ne çıkartıldı.
784 syf.
·19 günde
Kitap, 783 sayfadan oluşmakla birlikte okuması zor diyemem.. Bazıları kitapta Enver Paşa'nın övüldüğüne yönelik çıkarımlarda bulunmuş bence yanlış bir çıkarım çünkü; aksine Enver Paşa'nın gerek toplumsal,siyasi gerekse bölgenin şartlarını değerlendirmeden girişmiş olduğu mücadelenin nasıl hayalkırıklığına neden olduğunu apaçık ortaya koyabilmekte... Belki de yerici olduğunu bile söyleyebiliriz. Ancak orta halli bir aileden gelen Enver Paşa'nın vatansever kişiliği, devleti ve milleti için yaptıkları sonu hüsranla bitse de bu uğurda vermiş olduğu mücadeleyi gözler önüne de seriyor. Aslında okurken insan hüzünlenmeden geçemiyor...
Kitapta Enver Paşa'nın ailesinden alınan mektuplara fazlasıyla yer verilmiş, ayrıca Enver Paşa'nın resim yeteneğini de ortaya koyan birçok çizim de kitabın sonunda görmekteyiz..
Evet bence bir tarih kitabı Enver Paşa'yı bilmek tanımak isteyenlerin okuması gereken derin araştırmalarla ortaya konulmuş bir inceleme, tavsiye olunur....
416 syf.
·9/10
Hanedanın her bir üyesinin başına gelenleri okuduğunuzda hayret ediyorsunuz. Her biri adeta birer macera veya dram filmi. Dünyanın dört bir yanına dağılmış parasızlık içerisinde ömürlerini sürmek zorunda olan, vatansız birer asiller topluluğu. Tüm bu sıkıntılara rağmen verdikleri mücadele takdire şayan. Yüksek tahsil yapmayan aile üyesi neredeyse yok. İçlerinde Fransız şövalyesi olan, Hint mihraceliklerine gelin giderek oraları ihya eden, Mısır'da haksız yere zindanlarda tutulan, ABD ordusu için pilotluk yapan, Arnavutluk kralının yaveri olup komünist ihtilalde kralı ve servetini yurtdışına kaçıran... ne serüven ararsanız mevcut.

Üstelik şimdilerde medyada görünmekten ve vasıfsızlıklarını soylarıyla kapatmaktan pek memnun birtakım zevatın aksine, Atatürk, cumhuriyet gibi konularda oldukça olgun ve asil davranıyorlar. Ki büyük sıkıntıyı çeken ilk nesillerden olmalarına rağmen.

Hanedanın kendi içlerindeki çekişmeleri, kırgınlıkları; yine hanedanın Vahdettin özelinde kendi aileleri hakkındaki düşünce ve analizleri; üstte anlattığım gibi her biri bir macera filmi niteliğinde olan yaşam öyküleri dışında yine tek başına bir cilt doldurabilecek miras meselesi, mirasın Abdülhamit ile alakası ve hanedanın mirasın peşindeki macerası... Tüm bu konular okunmaya değer. Murat Bardakçı'nın samimi ve özverili çalışmasıyla toplanmış.
624 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Hürriyet Kahramanı, Edirne Fatihi, Şehid-i Âla Enver Paşa...

Sevdası, savaşı, yarası, yazısı, mektupları...
Geleceğe ışık tutması adına zeki cümleleri.
Ve bir de Naciye'si... Cicim, ruhum, efendim dediği.
416 syf.
·10/10
Okurken neredeyse acı çekeceğiniz bir eser. Bir zamanlar dünyaya hükmeden Yavuz'un, Kanunî'nin, Fatih'in torunları, nelere mecbur bırakılmışlar, ne acılar çekmişler, hangi şartlarda yaşayıp vefat etmişler bilmek, öğrenmek hepimizin boynumuzun borcu diye düşünüyorum. Tarih, kazandığımız zaferlerden ibaret değildir. Bunu idrak edebilmek ümidiyle...
680 syf.
·Puan vermedi
Sultan Vahdettin hakkında pekçok bilinmeyen bilginin yer aldığı güzel bir kitap. Yıllarca vatan haini olarak gösterilen son padişahın gerçekte öyle olmadığını anlıyorsunuz.
784 syf.
·20 günde·10/10
Enver Paşa ile ilgili bütün ayrıntılar bu kitapta yer alıyor. Genel anlamda böyle ayrıntılı anlatan bir kitap bulamazsınız. Murat Bardakçı takdir edilecek bir kitap çıkartmış.
256 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitabı fazla beğenmedim. Sanki Osmanlı Döneminde de seks yapılıyordu, eşcinsellik, jigololuk vardı demek için yazılmış. Ayrıca yazarın dediklerini kanıtlamak için verdiği metinler fazla sıkıcıydı o kısımları atlayarak okudum. Okuyacak olanlara da atlayarak okumalarını tavsiye ederim.
Kitapta günlük yaşama, yüzyıllar içinde değişen ahlak anlayışına, cariyeliğin anlamına, hangi suçların hangi cezaları aldığına ve Anadolu halkına da yer verilebilirdi. Sadece İstanbul'dan bahsedilmesi sıkıcı olmuş. Ben kitabın sadece son 30-40 sayfasını beğendim.
272 syf.
·Puan vermedi
Talat Paşa'ya ait "kara kaplı defter", muhtelif mektuplar ve eşi Hayriye Hanım ile Murat Bardakçı'nın yaptığı söyleşinin yer aldığı kitap, özellikle Ermeni olayları ile ilgilenen araştırmacılar için değerli bir başvuru kitabı. Kitabın belgelerden oluşması akademik bir değer verdiği gibi ikinci bölümde yer alan mülakat kitaba bir anı özelliği de katıyor. İmparatorluğun son dönemleri hep acılarla dolu olduğu için o döneme ilişkin tüm kitaplar beni hüzünlendirmektedir. Özellikle Talat ve Enver Paşaların çok vatanperver ve dürüst insanlar olduklarına inanıyorum ama yeterince realist olmamalarının ya da çaresizliklerinin sonucu girdiğimiz cihan harbi ülkeyi büyük acılara ve felakete sürüklemiştir.
680 syf.
·56 günde·Beğendi·10/10
İlk inceleme Vatana ve Millete Hayırlı Olsun :)

Öncelikle Murat Bardakçı'yı hep televizyondan tanırdım hiç bir zaman kitabını okumamıştım. İlk olarak Şahbaba'da denemek istedim ve gerçekten dedikleri kadar belgelerle konuşan ve hayatını gerçekleri gün yüzüne çıkarmaya adamış bir insan olarak gördüm. Anlatmakla bitmeyecek bir kitap olduğu için okumanızı tavsiye ederim.

1-Murat BARDAKÇI Osmanlı hanedanı mensuplarından bu güne kadar kimselerle paylaşılmayan belgeleri yayınlamaya gayret göstermiş ve aile ile diyalog halinde olmuş.
2-Murat BARDAKÇI kitabında tarafısz kalmaya gereğinden fazla özen göstermeye dikkat etmiş, genelde belgelerle durumları ispatlamaya ve gerçekleri bir nebze olsun yansıtmaya çalışmış
3-Murat BARDAKÇI 200 sayfayı belgelere ayırmayı ihmal etmemiş.
4-Kanaatimce kitabın en beğendiğim noktası Padişahı ne göklere çıkartıyor ne de vatan haini olarak ilan ediyordu.
5-Kitap aileye ait resim ve belgeler içeriyor, Şahbaba'nın kızlarıyla sürgünde yazıştığı mektuplar Sanremo'da çekilen fotoğraflar mevcut.
6-Son olark Atatürk Şahbaba'nın ölümünü duyunca söylediği meşhur bir laf vardır. ''Çok namuslu bir adam öldü.İsteseydi Topkapı'nın bütün cevahirini götürür ve öyle bir ordu kurup geri dönerdi ki..."

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Bardakçı
Unvan:
Özellikle Tarih Alanında Uzmanlaşmış Türk Gazeteci, Yazar ve Televizyon Programcısı
Doğum:
Şişli, İstanbul, Türkiye, 25 Aralık 1955
Murat Gökhan Bardakçı, 1955 yılında İstanbul'da doğdu, ekonomi öğrenimi gördü.

Musikiye Dr. Selahattin Tanur'la tanbur ve eser meşkederek başlayan Murat Bardakçı, Tanur'dan "icazet" aldı, Ekrem Karadeniz'le teori, teori tarihi ve ses sistemi üzerine çalıştı, Fahire Fersan ve Vecdi Seyhun'dan yararlandı, ilgi alanını daha sonra musiki tarihine yöneltti. Abdülbaki Gölpınarlı'dan şarkiyat kaynakları ve metodolojisi alanlarında büyük ölçüde faydalandı, bu arada Türk ve İslam Müziği'nin tarihiyle ilgili kitap, belge, fotoğraf, film ve ses kaydı gibi arşiv malzemesi topladı, geniş bir nota kolleksiyonu oluşturdu. 

Yazar istatistikleri

  • 214 okur beğendi.
  • 844 okur okudu.
  • 55 okur okuyor.
  • 1.015 okur okuyacak.
  • 25 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları