Murat Gülsoy

Murat Gülsoy

Yazar
7.8/10
231 Kişi
·
620
Okunma
·
77
Beğeni
·
3.931
Gösterim
Adı:
Murat Gülsoy
Unvan:
Türk Yazar, Akademisyen
Doğum:
İstanbul, 1967
1967'de İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde Elektrik-Elektronik Mühendisliğini bitirdikten sonra yüksek lisans çalışmasını aynı üniversitenin Psikoloji Bölümü'nde tamamladı. İnsan yüzlerine ilişkin uyarılmış beyin potansiyelleri üzerine yaptığı deneysel tez çalışmasından sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği Programında doktora yaptı. Beyin cerrahisinde kullanılacak bir cerrahi lazer sistemi üzerinde temel bilimsel çalışmalar yaptı. 2000 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta Biyofotonik konusunda dersler vermekte, araştırmalar yapmaktadır. Lazer-doku etkileşimi, lazerle doku kaynağı, cerrahi lazer sistemi tasarımı konularında çok sayıda makalesi bulunmaktadır.

Arkadaşlarıyla birlikte 1992-2002 yılları arasında çıkardığı Hayalet Gemi dergisi ile edebiyat alanında adını duyurmaya başladı. Bu dergide öykü ve deneme türünde yazılarını yayımlayan Gülsoy ilk kitabını 1999 yılında Can Yayınları'ndan çıkardı. 2001 yılı Sait Faik Hikâye Armağanı, "Bu Kitabı Çalın" adlı kitabına, 2004 yılı Yunus Nadi Roman Ödülü, "Bu Filmin Kötü Adamı Benim" adlı romanına, 2013 yılı Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü "Baba, Oğul ve Kutsal Roman" adlı romanına verildi. Kitapları çeşitli dillere (İngilizce, Almanca, Çince, Makedonca, Rumence, Bulgarca, Arapça, Arnavutça) çevrilmektedir. Yapıtlarında akıcı bir üslup kullanan yazarın gerçekliğin ve zihinsel deneyimlerin aldatıcılığı, rüyalar, ölüm ve aklın sınırları gibi konuları ele aldığı söylenebilir. Öykü ve romanlarında türler arasında gidip gelmekten çekinmeyen Gülsoy edebiyat üzerine de inceleme ve denemeler yazmaktadır. Borges, Kafka, Orwell, John Fowles, Coetzee, Tanpınar, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk sıklıkla andığı yazarlar arasında sayılabilir. Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte olduğu yaratıcı yazarlık derslerini Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı kitabında, Modernizm/Postmodernizm üzerine görüşlerini 602.Gece adlı inceleme kitabında yayımlamıştır.

Açık Radyo'da 1995-2002 yılları arasında Hayalet Gemi, Simgeler Sözlüğü, Ubor Metenga gibi programlarda yer almış olan Gülsoy 2010 yılından bu yana TRTTURK kanalında Açık Şehir programında Sinemada Edebiyat Uyarlamaları hakkında yorumlar yapıyor. Murat Gülsoy aynı zamanda 2004 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyor.
“Gitmek istiyorum ama gidemiyorum. İnsanın terk edecek kimsesi yoksa gitmeninde bir anlamı olmuyor. Evden çıkarken kapıcıyla vedalaşabilcegim başka kimse olmadığını o anda fark ettim (yazarken fark ettim) vazgeçtim tabii .”
"Ama hayır, onu öldürmek istemezdim. Sadece yok olmasını tercih ederdim. Onu hiç bilmemiş olmayı. Böylece onsuzluğu da tatmamış olurdum."
Bir okuyucunun yaşamı boyunca dahil olduğu okuma serüveninde yaşayabileceği en büyük şans kaliteli yazarlar ve kaliteli eserlerle karşılaşabilmektir. Zirâ şu kısacık yaşamda okuyabileceğimiz kadar kaliteli eser okuyup, bu eserleri özümsemek yanımıza kâr kalacaktır. İşte tam da bu noktada kendimi şanslı okuyucular kategorisine dahil etmek istiyorum; çünkü okunmayı hak eden, değerli bir eser bana göz kırptı ve ben de hemen bu kitabı ç\aldım. :)

Murat Gülsoy, 37. Sait Faik Hikâye Armağanı'na lâyık görülmüş kıymetli bir yazar. Bilirsiniz, çeşitli edebiyat matinelerine katılan Sait Faik, Darüşşafaka Lisesi'nde yapılan bir matineye de katılmış ve okulu gezip orada sahipsiz çocukları görmesinin ardından annesi Makbule Hanım'ı mal varlığını Darüşşafaka'ya bağışlaması konusunda ikna etmiştir. Makbule Hanım da oğlunun vefâtı sonrasında hazırladığı vasiyetnâmede hem servetinin büyük kısmını hem de Sait Faik'in eserlerinin telif hakkını bu kuruma bağışlamıştır. Fakat Makbule Hanım tarafından hazırlanan vasiyetnâmede bir madde daha vardır: Her yıl dönemin önde gelen edebiyatçılarından oluşacak bir kurul, o sene içinde yazılmış en iyi öyküyü seçerek ona 'Sait Faik Hikâye Armağanı' verecektir. 1955 yılından beri sahiplerini bulan bu ödüllerin 2001 yılındaki sahibi de Murat Gülsoy olmuştur. Yazar 2010 yılından itibaren de jüri içerisinde yer almaktadır.

Eserinin daha başında, 'Bu Kitabı Çalın' isimli ilk öyküsünde, okuyucusuna kurmaca içinde kurmaca yaşayacağının sinyallerini vermek adına hikâyesini yazarken Abbie Hoffman'ın 'Steal This Book' isimli kitabından ilham aldığını söyler Murat Gülsoy. Kitaba ismini veren bu güzel öykünün arkasından ilginç konular üzerine yazılmış farklı kurmacalar içinde bulur okuyucu kendisini. Öykülerin çoğunda kimi zaman iki arada bir derede kaldım, hayal ile gerçeğin kesiştiği sınırda buldum kendimi. Tam sınırı aşacağımı düşünürken bir cümle çekip aldı beni ve bambaşka bir noktaya taşıdı. İşin garibi bu durum beni hiç rahatsız etmedi; aksine vardığım her nokta okuma arzumu güçlendirdi.

Eserde yer alan öykülerin birinde konuk bir yazar karşılar bizi: Oğuz Atay. Bir hayalin insanı nerelerde dolaştırdığına şahit olmak adına yazılan bu güzel öyküde Oğuz Atay'la karşılaşmak şaşırtmadı beni. Zîra Murat Gülsoy, Atay'ı okumasının ardından yazar olmaya karar verdiğini söylüyor bir başka yazısında. Öykülerin birçoğunda yazmak eylemi üzerine bir vurgu yer almakta. Murat Gülsoy yazdığı öykülerde yazma eylemine bir şekilde kapılmış çeşitli insanların oluşturduğu kurmacalarla da buluşturmuş bizleri.

Öyküleri okurken her birinin birer kurmacadan ibaret olduğunu bilsem de, hem etkilendim hem de tanıdık bir şeyler buldum satırlarda. Mac Barnett’in de dediği gibi; kurmacanın gerçek olmadığını biliriz fakat onun hakkındaki duygularımız gerçektir. Okuyucuya yansıyan haliyle tam da bu durum söz konusu.

Öykülerin insanı bu denli sarıp sarmalamasında yazarın dil ve üslubunun da etkisi büyük. Anlatılmak isteneni anlatabilmek adına kullanılan kelimeler, cümleler gayet yerinde. Bana kalırsa bir öyküyü cezbedici kılan en önemli unsur; her şeyi ortaya dökmeden, gerekli boşluklar bırakmaktır okuyucuya. Yazarımız da bunu lâyıkiyle yerine getirmiş. Okuyucunun zihninde oluşabilecek soruların bazılarının yanıtlarını satır aralarına saklamış; farkedebilene. Bazı soruları yanıtsız bırakmış ve okuyucuya gönlünce doldurabileceği boşluklar bırakmış. Paul Brunton’un da dediği gibi: Biri size meyveyi çiğneyerek ikram etse hoşunuza gider miydi? Gitmez dediğinizi duyar gibiyim. :) Benim en sevdiğim öykü ‘Kötü Yola Düşen Ev’ oldu. Bakalım sizinki hangisi olacak? :)

Ayrıca eser ile tanışmama vesile olan arkadaşım İbrahim (Sisifos) ‘a da teşekkür ediyorum. : Ee hadi, daha ne duruyorsunuz bir an evvel ç\alın bu kitabı! :)
Okulun her günkü sıradan günlerinden bir gündü. (ne kadar günlü bir cümle oldu) Elimde kütüphaneye teslim edilecek kitaplar var. İki tane Ferit Edgü kitabı (Çığlık, Işte Deniz, Maria) ve Cemal Süreya'nın Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi'si. Kararlıydım. Bu sefer bu kitapları teslim ettiğimde kütüphaneden kitap almayacaktım. Çünkü elimde okumam gereken, bana ait olan kitaplarım vardı. Olmadı. Yapamadım. Teslim ettikten iki dakika sonra kendimi onlarca kitaplığın önünde buldum. Karşımda "beni al,beni al" diye birbiriyle sataşan kitaplar. "Hangisini almalıyım?" düşüncesi sardı bi an. Hepsi öyle güzel ki, hepsi öyle güzel kokuyor ki! Birden gözüme ilişti hemen. "Bu Kitabı Çalın." Neden ismi böyle acaba diye düşündüm. Bir merak sardı içimi. Kapağı beni cezbetti. Reklamdan değil ama baktım 2001 Sait Faik Hikaye Ödülü de almış. "Boşuna almamıştır yahu" diyerek aldım kitabı. Sadece o mu? Kütüphaneden çıkınca 3 kitapla çıkmışım. Diğerleri sürpriz olsun. Şu anki konumuz "Bu Kitabı Çalın".

Öncelikle yazara mı değinsek ne? Kendileri 92-2002 arasında Hayalet Gemi adında dergi çıkarıyor arkadaşlarıyla. 2000 yılından beri de elektronik yayınevi olan altkitap'ı yürütüyor. Şu an da Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim üyesi, mühendislik ve yaratıcı yazarlık dersleri veriyor.

Eveeeet , gelelim kitaba. Kitabın ilk basımı 2000 yılında. 18 yılı devirmiş. İçinde 12 ayrı öykü var ama ne öyküler..! :

1. Bu Kitabı Çalın!
2. Kayıp Eşyalar Bürosu
3. Hindistan Yolculuğu
4. Hızlı Düşünme Sanatı
5. 54 Numara'nın Esrarı
6. Kötü Yola Düşen Ev
7. Yazarın Belleği
8. Hasta Bir Konak
9. Birkaç Dolar İçin
10. Kukla
11. Sakla Beni
12. Yasadışı Öyküler

Hepsi birbirinden sağlam öyküler. Ama birkaçına değinecem sadece. Kitaba adını veren öyküden başlayalım.

İlk okunduğunda "Bu Kitabı Çalın" adlı kitabın bir avm'de kitabevinden çalındığından bahsediyor. Adama sorulduğunda "tahrik oldum, çaldım" açıklamasını yapıyor. Meğer kitabı çaldıran da yayınevi. Sırf kitabın reklamı olsun diye yapmış. İstedikleri de olmuş tabi. Kitabın satışında patlama yaşanıyor. Önemli olan çalma falan değil de okurken bi "acaba?" diyorsunuz. Gerçekten bu kitap çalındı mı? Ama hayır. Olamaz ki böyle bir şey. Bu kitap yayımlandıktan sonra çalındı. Hırsızlık da o zaman oldu. Peki bunca olay sonradan bu kitaba nasıl girdi? Kurgu. Öyle sağlam bir kurgu var ki sizi mantık hatalarına bile sürükleyebilen türden.

Diğer bir öykü Kayıp Eşyalar Bürosu. Bir adam şehrin garajında Kayıp Eşyalar Bürosu'nda memurdur. Birçok insan birçok eşyasını unutur otobüslerde, peronlarda, banklarda vs. Bu adam hiçbir zaman unutulan eşyaları umursamaz ama o gün farklıdır. Bir çanta eline ulaşır. Karıştırır. İçinde bir not defteri, bir makyaj çantası, bir parfüm ve bir kitap vardır. Adam onca unutulan kitaba dokunmazken o kitabı okur. Oğuz Atay'ın Korkuyu Beklerken'i. Okur ve iki günde bitirir. Parfüm kokusuna daha doğrusu görmediği bi kadına aşık olmuştur. Her gün işe giderken üstüne başına dikkat eder o günden sonra. Olur da çantanın sahibi gelir de alır, gelir de onu dünya gözüyle bir kere görürüm diyerek. Aradan günler, haftalar geçer. Kimse gelmez. Dayanamaz tabi. Not defterini karıştırır. Bayanın bir ıngilizce kursuna gittiği kanısına varır. Dershaneleri yoklar, fiyatlarını karşılaştırır ama yok. En son bir bara gider orda da yoktur. Birkaç gün sonra büroya bir adam gelir ve şöyle der. "Merhaba kolay gelsin, bi ay falan önce eşim bir çanta unutmuştu da, onu almaya geldim." Memurumuzun dünyası başına yıkılır.

Kötü Yola Düşen Ev'e de kısaca değinip incelememizi tamamlayalım. Kötü yola insan düşer bizim bildiğimiz. Burada olay farklı. Burada kötü yola düşen bir ev. Tarık G. adında bir adam bir gün bir porno filmde o videonun evinde çekildiğini farkeder. Defalarca başa sarıp sarıp izler. Fikri değişmez. Ev onun evidir. Evinin anahtarının kimlerde olduğunu düşünür. Ve bu işin peşine düşer. Bakalım bulabilmiş mi? Orasını da siz okuyun.

Zahmet edip okuyanlara bol bol teşekkürlerimi sunar, bol okumalı günler dilerim. Kalın sağlıcakla. :)
Gölgeler ve Hayaller Şehrinde.. İstanbul’un büyülü havasında, kendini bulmaya çalışan Türk asılllı Fransız gazeteci Fuat’ın hikayesi.En kadim dostu Alex’e yazdığı mektuplarla yaşadıklarını anladığımız, her sayfasında karakterin iç dünyasında gezindiğimiz, etkileyici bir roman.Osmanlı’nın çalkantılı dönemlerinde geçen, o dönemin izlerini çarpıcı bir anlatımla bizlere yaşatan yazar, Latince cümlelerle de kurgusuna şekil vermiş.Bu yüzden insanın daha da dikkatini çekmeyi başarmış.Uzun bir yolculukta keyifle dinlenilen şarkılar gibi tat alıyorsunuz.Her yazılan mektubu, ‘’Alex'' gibi okuyorsunuz, sanki size yazılmışlar gibi hissetmek, duygusal zekanızı besliyor.Özellikle de Fuat’ın iç dünyasındaki bunalım başarılı tasvir edilmiş. Kimlik arayışında Fuat'ın kendisiyle olan çelişkisini, yazar okuyucuya çok iyi hissettiriyor.
Olayların akışı, ilerleyen sayfalarda değişiyor, eleştirel bakılacak olursa, romanın sonu daha da çarpıcı bitebilirdi.

Ubi Amor, ibi dolor.''Her nerede aşk varsa orada acı vardır.''
Murat Gulsoy la ilk tanışmam nisyan unutmak demekmiş. Yazar diyorki ekrandaki adama bakıyorum. Kendinden emin dimdik. Buz gibi gülümsüyor kameraya. Kendini önemli bulduğu belli. Video kasetler bu adamın görüntüleriyle dolu ben olduğuma inanmak istiyorum ama elimden gelmiyor. O mutlu adamından bedenini calmisim. Zihni boş bir kağıt yaşlı bir yazarın ölmeden önce hastalığa yakalanisini ve neler hissettiğini bize aktarmaya çalışmış. Kısacık yazılar ve kocaman bir hayat .. acı hayat veriyor tavsiye ederim iyi geceler kitap dostları
Küçük bir izlenim yazayım telefonumdan , malum bilgisayarım kapalı :) Murat Gülsoy'un kalıplaşmış kuralları eleştirdiği kitabı. Sanat özgürlüktür, belirli kalıplara sıkışmak bu özgürlüğü kısıtlar diyor. Dilediğiniz gibi yazın. Yazdığınız tüm metinler sizin kişisel sanat anlayışınızdır.

Son bir düşünce; Çehov'un tüfeğinin patlaması bir yorumdur, o tüfeğin patlamaması ise apayrı bir yorumdur.

Herkese keyifli okumalar dilerim. Sağlıcakla..
Murat Gülsoy'un "Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık" adlı kitabı, kurmaca metinler yazmak isteyen okurlara rehberlik edebilecek nitelikte bir kitap. Yaratıcı yazarlık atölye çalışmaları da yapan Murat Gülsoy'un kitabı son derece akıcı bir üsluba sahip ve içeriği de dolu dolu. Kurmaca bir metinde bulunan unsurlar üzerinde tek tek kafa yoran yazar, bunu yaparken zaman zaman yetkin edebî eserlerden de yararlanıyor ve bu sayede soyut kavramlar zihnimizde ete kemiğe bürünüyor. Roman ve öykü kavramlarının yazılış sürecine, tekniklerine, unsurlarına, kısacası kurmaca metinlerin mutfağına bakmak isteyen herkese Murat Gülsoy'un bu hem bilgilendirici hem de son derece akıcı kitabını tavsiye ediyorum.
Deliliğin, ölümün, insanın kalabalıklar içindeki yalnızlığının romanı. Bu yalnızlığın insana neler yaptirabileceğinin fantastik bir kurgu ile öyküleştiği bu nefis roman, anlatıcının bir yazara yazdığı mektubu da içeriyor. Bu yönüyle kitap; sürükleyici, bir solukta okunan bir hikayenin yanı sıra etkileyici, karanlık metinlerle de duygu dünyanızı harekete geçiriyor. Benim Murat Gülsoy ile tanışmama çok güzel bir vesile oldu bu kitap. Farklı bir tat ve tarz arıyorsanız mutlaka okuyun.
!!!BU KİTABI ÇALIN!!!

İlk defa bütün bir kitabı sadece yoldayken okudum. Çünkü kitap birilerinin dikkatini çeker mi diye merak ettim. Hatta bir öykünün etkisinde kalıp birileri kitabı çalar mı diye düşündüm hep.
Ve gerçekten birilerinin dikkatini çekti:) (Tanımadığım biri ile kitap hakkında konuşmak gerçekten çok samimiydi.Tabi kitabı eline alınca çalmaz değil mi? diye düşünmedim desem yalan olur.) Sonuç olarak kitabı kimse çalmadı:(

Kitaptan bahsedecek olursak ; kısa öykülerden oluşuyor. Ve bu öyküler olaylara çok farklı bakmama sebep oldu. Ayrıca her öyküden herkesin farklı şeyler anlaması kitabı daha da güzel kılıyor.
Diğer incelemeleri okuduğumda çoğunlukla aynı öyküler ön planda tutulmuş. Ancak benim en beğendiğim öykü kurmaca bir karakterin kendinin bilincine varması idi. Ya okuduğumuz kitaplardaki kahramanlar onların özel hayatlarını , en derin sırlarını okuduğumuz için rahatsız oluyorsa ... Ya da okuyacağımızı bilse yine böyle davranırlar mıydı?..

Keyifli okumalar:)
“İşten eve evden işe gidip gelirken aklımı kaçırmamak için öyküler yazarak, hatta bu kaygılarımı gizlemek istediğim için bu konu üzerine düşünen kahramanlar yaratacaktım”
Yazar gerçekten böyle kahramanlar oluşturmuş kitabında,hepsi gerçek gibi arkadaş listenize ekleniyor okurken.
Murat Hoca'nın bu kitabını çalar mısınız bir arkadaş kitaplığından , yoksa satın mı alırsınız bilemiyorum ama mutlaka bu kitabı okuyun.
Kitaptaki hikayeler bir kere çok özgün, kurgular merak uyandırıcı sonlara sürükleniyor.
Ben özellikle "Kayıp Eşyalar Bürosu" isimli hikayesini çok ama çok sevdim.
Yazmak, yazar olmak hayali ile alınan kişisel gelişim kitabıdır. Içinde birçok bilgi mevcut kurmaca metinlerle ilgili. Gerek öykü, gerekse roman türü olsun edebi metinler yazmanın yapı taşlarını, olmazsa olmazlarını anlatıyor. Lakin sürekli belirttiği birşey var Murat Gülsoy'un "her kural çiğnenebilir!" kuralı..
Ben yazar olmak istemiyorum, yazmak istemiyorum deseniz dahi kitabı okumalısınız. Çünkü kitap "okuma" ile de ilgili birçok sırra vakıf. Çeşitli yazarlardan, eserlerden bolca alıntı yapılmış, eleştiri yapılmış.
Hiç olmazsa edebi eserlere olan bakış açınıza faydası olacağı muhakkak..

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Gülsoy
Unvan:
Türk Yazar, Akademisyen
Doğum:
İstanbul, 1967
1967'de İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde Elektrik-Elektronik Mühendisliğini bitirdikten sonra yüksek lisans çalışmasını aynı üniversitenin Psikoloji Bölümü'nde tamamladı. İnsan yüzlerine ilişkin uyarılmış beyin potansiyelleri üzerine yaptığı deneysel tez çalışmasından sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği Programında doktora yaptı. Beyin cerrahisinde kullanılacak bir cerrahi lazer sistemi üzerinde temel bilimsel çalışmalar yaptı. 2000 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta Biyofotonik konusunda dersler vermekte, araştırmalar yapmaktadır. Lazer-doku etkileşimi, lazerle doku kaynağı, cerrahi lazer sistemi tasarımı konularında çok sayıda makalesi bulunmaktadır.

Arkadaşlarıyla birlikte 1992-2002 yılları arasında çıkardığı Hayalet Gemi dergisi ile edebiyat alanında adını duyurmaya başladı. Bu dergide öykü ve deneme türünde yazılarını yayımlayan Gülsoy ilk kitabını 1999 yılında Can Yayınları'ndan çıkardı. 2001 yılı Sait Faik Hikâye Armağanı, "Bu Kitabı Çalın" adlı kitabına, 2004 yılı Yunus Nadi Roman Ödülü, "Bu Filmin Kötü Adamı Benim" adlı romanına, 2013 yılı Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü "Baba, Oğul ve Kutsal Roman" adlı romanına verildi. Kitapları çeşitli dillere (İngilizce, Almanca, Çince, Makedonca, Rumence, Bulgarca, Arapça, Arnavutça) çevrilmektedir. Yapıtlarında akıcı bir üslup kullanan yazarın gerçekliğin ve zihinsel deneyimlerin aldatıcılığı, rüyalar, ölüm ve aklın sınırları gibi konuları ele aldığı söylenebilir. Öykü ve romanlarında türler arasında gidip gelmekten çekinmeyen Gülsoy edebiyat üzerine de inceleme ve denemeler yazmaktadır. Borges, Kafka, Orwell, John Fowles, Coetzee, Tanpınar, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk sıklıkla andığı yazarlar arasında sayılabilir. Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte olduğu yaratıcı yazarlık derslerini Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı kitabında, Modernizm/Postmodernizm üzerine görüşlerini 602.Gece adlı inceleme kitabında yayımlamıştır.

Açık Radyo'da 1995-2002 yılları arasında Hayalet Gemi, Simgeler Sözlüğü, Ubor Metenga gibi programlarda yer almış olan Gülsoy 2010 yılından bu yana TRTTURK kanalında Açık Şehir programında Sinemada Edebiyat Uyarlamaları hakkında yorumlar yapıyor. Murat Gülsoy aynı zamanda 2004 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyor.

Yazar istatistikleri

  • 77 okur beğendi.
  • 620 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 417 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları