Murat Menteş

Murat Menteş

8.4/10
2.064 Kişi
·
6.391
Okunma
·
1.143
Beğeni
·
36.396
Gösterim
Adı:
Murat Menteş
Unvan:
Türk yazar, şair
Doğum:
İstanbul, 1974
Murat Menteş (d. 1974, İstanbul), Türk şair ve romancıdır.

2009'da yayımlanan Korkma Ben Varım adlı romanı, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından roman dalında ödüle layık görülmüştür.

Samed Karagöz ile Klark adındaki kültür sanat programı TVNET'te yayınlanan Menteş, 2011 yılından beri Standart FM'de yine Samed Karagöz'le birlikte Nunchaku isimli programı sunmaktadır. 2012 yılında Yeni Şafak gazetesinde köşe yazıları yayınlamaya başladı ve bu işini 26 Temmuz 2013 tarihinde bıraktı, afilifilintalar.com sitesinde yazmaya da devam etmektedir.

Romancılığı

Menteş romanı Türkçe edebiyatta fazlaca karşılaşılmayan sıradışı olaylarla doludur. Ve bu sıradışı olaylar, son derece enerjik bir üslupla anlatılır. "Romanı, saatte 300 km. gidebilen bir spor araba gibi tasarlıyorum. Dileyen okur yavaş yol alabilir, fakat hızlı okunmaya elverişli bir anlatımı benimsiyorum." diyen yazar için hız, romanın temel taşlarından biridir. Dolayısıyla kitaplarında uzun tasvirlere ve betimlemelere yer vermez. Bu durumu "Eskiden romancılar bir dağı ya da bir odayı detaylı bir şekilde tasvir ederken bugün görsel çağda yaşadığımız ve herkes her şeyi gördüğü için tasvir romanı hantallaştıran bir şeye dönüşüyor." şeklinde açıklar.

Yazarın alametifarikalarından; Nuh Tufan, Hayati Tehlike, Şebnem Şibumi, Nazlı Hilal gibi karakter isimlerinden ise şu şekilde bahseder: "Biz, benlik imgesi kaymış bir toplumuz. Dikkat edin, sarsak, sığ kızların genel adı “Kezban” oldu. Ayşe, Fatma, Yahya, Süleyman gibi geleneksel isimler ile Çağatay, Tonguç, Tuğçe gibi isimler arasında sınıfsal aidiyet çağrışımı farkı var. Roman kahramanlarımı bu yüzeysel algı ve banal tasniften muaf tutmak için orijinal isimler seçmeye çalışıyorum."
İlk aşk unutulmazmış. Peki ya son aşk? Ölürken ruhunuzun bedeninizden sökülen o son parçası? Camilerde omuz omuza duran kambur ihtiyarların kalbi büsbütün boş mu sanıyorsunuz? Peh.
Birini takip etmenin en iyi yolu, onun önünde yürümektir. Kimse önündeki kişi tarafından takip edildiğini aklına getirmez.
Aklımı kaçırdığımı düşünebilirsiniz. Bir insan acıdan delirdiğinde, diğerleri onun acısını değil, deliliğini görürler.
Mezar taşlarındaki ölüm tarihleri, ölülerin bizi kaç yıldır beklediğini gösterir.
Okumasi çok keyifli bir kitap arıyorsanız "Korkma Ben Varım" :) tam aradığınız kitap olabilir. Okuyorken keyifli zaman geçirebileceğiniz ayni zamanda edebi duygunuzu tatmin edebileceğiniz harika bir kitap. Kitaptaki her bir karakterle farklı hayatlara girip çıkıyorsunuz. Kitabin konusu, karekterleri, yazarım üslubu ve kitaptaki alıntılar bu kitabi daha önce neden okumamışım dedirtiyor. Okumak isteyene yazarindan harika bir kitap :) Herkese iyi okumalar. incelememi kitaptan bir alıntıyla bitiriyorum.

- Pinokyo yalanın sembolüdür.
- Yanılıyorsun Şebnem... Pinokyo, insan olma çabasını temsil eder...
Beni en çok şaşırtan yazarlardan biridir Murat Menteş. Sadece iki kitabını okumakla yazar hakkında bir şeyler söylemek ne kadar kabul edilir bilmiyorum ama dün artık inceleme yazacağım dedim kendime.

Öncelikle kitabın kapak tasarımı fazlasıyla orijinal ve başarılı. Kapağında silahlar, uçaklar, televizyonun içinde kovboy şapkasıyla bir elinde tabanca Cüneyt Arkın… kırmızı, sarı, mavi…rengarenk! Küçücük kütüphanemde bile gören herkesin ilgisini çektiğine göre kitapevlerindeki durumu hayal etmekte zorlandım.

Dört yaşındaki oğlum her sabah benim kütüphanemden bu kitabı alıp boyama kitaplarının olduğu kendi kitap dolabına –ısrarla- koyarken, ‘’Anne sana kaç kere söyleyeceğim, bu kitap benim. Çocuk kitabı bu!‘’ diyor. Akşam da dolabından ısrarla bu kitabı alan kardeşiyle boğuşurken ‘’ bu abilerin kitabı, bırak onu’’ diyor. Geçen hafta eve yardıma gelen, ilkokul kitapları dışında kitap okumaya fırsatı olamamış Selma Teyzemizin de toz alırken bu kitap nasılsa ilgisini çekmiş . Her yerini inceledikten sonra merakla kitabın nasıl olduğunu sordu bana :)

En son dün, tıp kitapları dışında kitap okumanın vakit öldürmek, asıl okumanın hayatı okumak olduğunu ısrarla söyleyen babalarının elinde incelerken görünce bu kitabı -yok artık- dedim kendime. Uzun zamandır ilk defa bir kitap hakkında nasıl olduğunu sorunca ‘’ Türkiye’yi ancak roman okuyan kadınların kurtaracağını söyleyen yazar, hem de karısı da doktor ‘’dedim kocaman sırıtarak:)

1000kitapla tanıdım yazarı aylar önce. O kadar çok alıntı vardı ki, merakla aldım hemen. Kitabı okurken çoğunlukla patlak kahkahalarla çılgınlar gibi güldüm, sonra birden derin cümlelerin altını defalarca çizip birkaç dakika düşünme molası verdim. Mizahi cümlelerin arasında derin sorgulamalar, yoğun duygular. Eleştirdikleri de başkaları değil, biz, hepimiz… kısacası insan??

Hani polisiye komedi filmleri vardır ya, işte kitap hali. Kesinlikle kafa dağıtmak ve dinlenmek için ya da monoton hayatın kopma noktasında terapi misal. Farklı dünyalara alıp götürdü beni. Hızlı, uçuk, kopuk ama heyecanlı. Sevgili Kübra Sultan’ın tabiriyle yazarın beyni sanki lunapark. Rengarenk. Acaba kafa yapan bir şey alıyor mudur diye düşünürken nette bakayım dedim ve gene şaşırdım.

Kendi tabiriyle yandaş değil de taraflı olduğunu söylediği bir gazetede yazıyor Murat Menteş (hala yazıyor mu bilmiyorum). Tarafgirlik hastalığı illa ki bulaşmıştır diye önyargımı büyütürken, yazarın Gezi olaylarındaki birkaç yorumunu görünce şaşırdım elbet. Eleştirmeyi ayrışmak değil de dayanışmak olarak değerlendirdiğini söyleyen yazarın öyle büyük cümleleri var ki.
Mesela ;
‘’Nefret dolu insanları dindar saymıyorum. Onlar başka bir tür. Hayat yolunda seyran etmeyi bilmiyorlar. Halbuki nefret çok benzin yakar..’’
‘’Türkiye’deki tüm kavgalar kardeş kavgasıdır…’’ vs

İsmet Özel'i ve Dücane Cündioğlu’nu da seviyor ya:)

Sadece gündemin köşe yazıları da değil, şiirleri de var. Hem de öylesine derin. Sanki farklı Murat Menteşler var bir sürü de. Bu kadar farklı tarz, farklı okurlar.. Şaşırdım yine...

Cengiz Aytmatov mesela; benim gönlümdeki rengi toprak misal kahvedir. Cemil Meriç samimi asaletin morudur. Yeşil deyince Mustafa Ulusoy gelir sükûnetiyle. Murat menteş deyince??? Pasparlak turuncu üstüne cascanlı renkler..arada siyah noktalar… rengarenk :)

Tabii bazılarına hitap etmeyebilir. Kitabın birkaç sayfasını okuduktan sonra bırakan ve ‘’ Dostoyevski’den sonra olmadı be kardeş, biraz ciddi şeyler mi okusan?? ’’ diyen abim gibi.
Ama yine de hayattan mola isteyeceğiniz zamanlar için dursun bir köşede derim. Ben çok sevdim:)
Öncelikle herkese merhabalar değerli 1000Kitap Ailesinin üyeleri…
Bu kitabı sitedeki arkadaşlarla birlikte kura yöntemiyle seçtim. Onların fikirlerine ve tercihlerine güvenerek başladım. Emeği geçen arkadaşlara teşekkürler.
Yazarı bu kitabıyla tanıdım; ilk Murat Menteş romanım. Hakan Günday’ın Kinyas ve Kayra’sından sonra alıntı sayısı yine çok fazla olan bir kitap. Yine sitede en fazla alıntı yapılan 6. Kitap olarak yer alıyor. Düşünün kitap 320 sayfa; alıntı 220. Yani her sayfaya güzel sözler ekmiş yazar.
Kitapla ilgili konulara gelecek olursak. Kitabın kapağından başlayayım. Kitabın kapağı zaten başlı başına gel bir bak bana diyor. Çok çekici bir kapak yapmış April Yayınları.
İçeriğe gelirsek; üslubu alışılmışın çok çok dışında bir kitap. Ama zamanla alışıp seveceğinizden eminim. Çünkü yazar çok akıcı ve mizahi bir dile sahip. Yazar okuru eğlendiriyor. Eğlendirirken de edebi cümleler ve aforizmalarla düşündürüyor. Şahsen bazı yerlerde sesli güldüğümü itiraf edebilirim. Mizaha vurarak toplumsal yozlaşmayı çok iyi anlatmış yazar.
Kitaptaki karakter isimleri çok farklı. İsimler bile ilgi çekiyor ve sosyal mesaj veriyor okura. İsimlere, konuya ve kurguya bakarsak zaten yazarın muhteşem bir hayal dünyası var. Gözlem ve betimleme gücü çok yüksek. Karakterler göz önünde canlanıyor.
Polisiye, sanat, şiddet, absürdlük, sosyal medya, tasavvuf, çarpık kentleşme, popüler kültür, aşk, erotizm vs. çok fazla şeyden bahsedilmiş romanda. Anlayacağınız yok yok.
Farklı konuların, farklı bakış açılarının, farklı şekillerde diyaloglarla oluştuğu; alışılmışın dışında bir kitap. Hayal dünyası geniş olan okurlar bu kitabı mutlaka okumalı. İnsanları farklı duygulara, farklı dünyalara götürüyor.
Her bölümün başındaki ve sonundaki alıntılar harikaydı. Mezar taşına bir şeyler yazdıracaklar ve bir şey icat etmek isteyenler okuyunca anlayacaklar.
Ana konuyu söylemek gerekirse reklamlar üzerinden çıkarak, reklamların insanların zihinlerini etkisine alıp; insanları tüketim çılgınlığına yönelttiğini anlatıyor. Reklamların hayatımıza verdiği tüketim çılgınlığı ve kültürel yozlaşmayı böylesine güzel yaratıcı bir kitapla anlatmış yazar ve bunu da başardığına inanıyorum. Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım.
Elbette ki tavsiye ediyorum. Sadece alıntılardan bir şeyler kapsa her okur; inanın bilinçlendirici bir kitap. Yine bir alıntıyla bitiriyorum.
“Gerzekler, öğütleri özümseyemez. İzahın izahına ihtiyaç duyarlar.”
İyi okumalar ve mutlu haftalar 1000Kitap Ailesi…
Baştan aşağı kelime oyunlarıyla bezenmiş, kimin kim olduğunu çözemediğiniz, başından itibaren öykünün kopukluğu ile savaştığınız bir kitap hoşunuza gider mi? Kitabın yazarı Murat Menteş'se evet. Başlarda anlamaya çalıştığınız Murat Menteş aforizmalarıyla dolu bu kitap; olaylar ilerledikçe, saçma da olsa, oldukça güzel bir kurguya kavuşuyor. Yazarın söylediği her cümleyi anlayabildiğimiz için kendimizle gurur duyuyoruz. Bu da dolayısıyla yazarın zekası karşısında duyduğumuz hayranlığı arttırıyor. Kitap bitince, her bağımlının yapacağı gibi, diğer kitapların üstüne atlıyoruz. Bu arada günümüz okuyucusunun, bizim "bug"ımızı bulan Murat Menteş de köşesinde kıs kıs gülüyor. Neyse ki ben bilinçli bir okuyucu olarak sadece üç kitabını okudum yazarın. Hepsi de benzer ve eşit derecede etkileyici. Değişik bir deneyim yaşamak isteyen herkese tavsiye ederim.
Murat Menteş'i yeni keşfettim. Romanla ilgili söyleyeceğim ilk şey zengin bir dili var. Bu okuyucu için önemli tabi. Beğenmediğim nokta şu oldu : 100 yaşında bir dedemiz var. Roman onun anlatımıyla yazılıyor. Güzel, ilginç , komik anlar yaşadım okurken fakat her sayfada okuyucunun gözüne sokulan şey " 100 yaşında ölmeyi hak eden kahramanin bir an önce ölmesi gerektiği "oluyor.Her sayfada tekrarlanması sıkıcı olmuş. Bu nokta dışında eğlenceli bir roman. Keyifli okumalar.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Kitap hakkındaki düşüncemi tek kelime ile ifade edersem. ''Muhteşem. '' Mizah kitabı gibi görünse de; Kitap zekice kurgulanmış bazen kahkaha atarak okudum, bazen de durup düşündüm. Sadece bu değil, roman karakterlerinden Şebnem Şibumi sayesinde pek çok tarihi bilgi edindim. Kısaca ben çok beğendim, son yıllarda okuduğum en güzel kitap.
Yazar muhteşem bir karakter ve olay örgüsü canlandırmış resmen. Karakterimiz konuşmalarından ve hayal gücündende anlaşıldığı üzere sanata ve edebiyata ilgisi olan bir albino üzerinden kurgulanmış. Olay örgüsü muhteşem komedi tarzı diye bileceğim bir eser. Keyifle okuyacağınız muhteşem bir kitap. Mutlaka okumalısınız
Öncelikle yazar kelimelerle adeta dans ediyor. Çok farklı bir anlatımı var. Kitabın kapağı zaten çok farklı ve etkileyici. Bunun için bile alınıp okunabilir :)

Tabi sırf bunun için değil konusu da bir o kadar etkileyici ve sürükleyici. Konusuna sıradan bakmak ne derece doğru olur bilinmez. Çünkü içinde aslında o kadar güzel eleştiriler, sitemler var ki.

Ayrıca güç sahibi insanların nasıl vahşi olabileceğini, kendi hükümdarlıkların sürmesi için gözlerini kırpmadan insanları nasıl harcayabileceğini görüyorsunuz. (Masum Cici)

Diğer bir kısım zor durumda olan bir insanın bu kişilerin eline nasıl düşüp oyuncak olduğunu ve onların emellerine nasıl alet olduğunu göreceksiniz. Tabi sonrasında zararı sırf kendine olmuyor bu insanların, etrafını da zehirliyor (Civan Kazanova)

Etkileyici bir anlatım, betimlemeler gerçekten çok fazla göremediğimiz cinsten. Bence okuyun.
Geriye dönüp geçmiş bir vakitte okuduğum bu kitabın incelemesini yazmakta ilk başta tereddüt yaşamadım da değil. Bilhassa bu tarz içerikli kitaplara olan ilgimin iyiden iyiye azalıp araştırma-inceleme kitaplarına kaydığı gerçeğini aynı şekilde hissediyor olduğum aşikâr iken. Ne var ki bu kitap türedilerinden bir kulaç önde duruyor.

İncelemeyi hakkıyla yapmak için birkaç dakikadır kitabı elimde evirip çeviriyorum. Kapağının ilgi çekiciliğine, içerikle ilgili nispeten bilgi verecek tasarımına, yıpranmış kenarlarının vaktiyle ilgiyi nasıl da almış olduğu delili oluşuna... Derken, iç kapakta Menteş'in imzası ve iyi dileklerini nakşettiği "3.V.14" tarihine... Tarihi bile mizahla atan adamın kitabı bu. Okunur.

Kelimelerle dilediği gibi oynayan, onları dizginleyen fakat olabildiğine özgür bırakan adamın kitabı bu. Bir köşeye çekilip cümlelere katıla katıla gülmek, bazen aynı parafı birkaç kere daha okumak, karakterlerin de kurgunun da aynı şekilde zekâ-mizah odaklı oluşuna dikkat kesilmek isteyenler için idealdir. Esasen bu üslup Afilifilintalar çetesinin kronik alışkanlığı. Onur Ünlü -veya Ah Muhsin Ünlü- de böyledir, Bahadır Cüneyt Yalçın da, ötekiler de. Dileyen şuradan devam edip çeteyi daha iyi tanımak şerefine erer: http://afilifilintalar.com

Kitap içeriğine girip keyfinizi kaçırmaktansa pek de önemsiz düşüncelerimi yazıp kaçırmayı tercih ettim. Dileyen olursa bir şekilde kitaptan can alıcı paraflar paylaşabilirim, ancak mesele kitabı edinip tez elden bitirmek. Çünkü geçiş sürecinin son gayri ciddi kitabı olmaya adaydır: Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varım'la birlikte.

Alın, sıcak sıcak tüketin. Ciddi kaynak kitaplar okumaya başladığınızda dönüp sadece hoş bir dost hissi alacağınız, döneminin baba kitabıdır.

Ha bu arada eklemeden geçmeyeyim: kitap yalnızca basit bir mizahi kurgudan ibaret değil. Onu değerli kılan tarafı da bu. Kitap bittiği zaman ironi yoluyla verilen güncel bir yığın eleştiri, sorunsal, aksaklık ve kabahatlerin her türlüsünü de kendinizden habersiz içselleştirmiş oluyorsunuz. Moderitenin acımasızlığı, menfi markalaşma ve toplumsal ziyan, bireysel aklın devredilmesiyle oluşabilecek çatlakların gelecek tasavvuru gibi meseleler siz gülerken bilinçaltınıza yerleşmiş olacak. Demedi demeyin. Bir de kitaptan sonra uzunca bir süre mesajlaşırken Menteşvari cümleler kırabilirsiniz, geçer o.
Keyifli okumalar kitap dostlarım,
Size kitabın içeriğiyle ilgili bilgi vermeden önce kitabın benim için değerinden bahsetmek isterim. Kitabı almaya burada karar verdim çünkü özel bir kitap olsun istemiştim. Gerçekten öyle de oldu her kelimesi her cümlesi beni anlattı sanki. Korkmuyorum sen varsın dedirten insanların olması güzel bir duyguydu. Kitabın benim için değerini anlatmak zor olacak ben içeriğine geçiyim.
Kitabın girişinde olayları kavrayamıyorsunuz ama sonrasında her şey açıklığa kavuşuyor. İlk önce isimleri oturtmada zorlanıyorsunuz ama kendiliğinden kişiler kafanıza yerleşiyor. İsimlerin eğlenceli dünyasında, Menteş' in mizahi yaklaşımıyla çok eğleneceğiniz bazı yerlerde işkencelerde gözlerinizi kısıp tırnaklarınızı yiyerek okuyacağınız çok iyi kurgulanmış bir kitap. Okurken benim kadar bağlanmanız dileğiyle. KEYİFLİ OKUMALAR:)

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Menteş
Unvan:
Türk yazar, şair
Doğum:
İstanbul, 1974
Murat Menteş (d. 1974, İstanbul), Türk şair ve romancıdır.

2009'da yayımlanan Korkma Ben Varım adlı romanı, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından roman dalında ödüle layık görülmüştür.

Samed Karagöz ile Klark adındaki kültür sanat programı TVNET'te yayınlanan Menteş, 2011 yılından beri Standart FM'de yine Samed Karagöz'le birlikte Nunchaku isimli programı sunmaktadır. 2012 yılında Yeni Şafak gazetesinde köşe yazıları yayınlamaya başladı ve bu işini 26 Temmuz 2013 tarihinde bıraktı, afilifilintalar.com sitesinde yazmaya da devam etmektedir.

Romancılığı

Menteş romanı Türkçe edebiyatta fazlaca karşılaşılmayan sıradışı olaylarla doludur. Ve bu sıradışı olaylar, son derece enerjik bir üslupla anlatılır. "Romanı, saatte 300 km. gidebilen bir spor araba gibi tasarlıyorum. Dileyen okur yavaş yol alabilir, fakat hızlı okunmaya elverişli bir anlatımı benimsiyorum." diyen yazar için hız, romanın temel taşlarından biridir. Dolayısıyla kitaplarında uzun tasvirlere ve betimlemelere yer vermez. Bu durumu "Eskiden romancılar bir dağı ya da bir odayı detaylı bir şekilde tasvir ederken bugün görsel çağda yaşadığımız ve herkes her şeyi gördüğü için tasvir romanı hantallaştıran bir şeye dönüşüyor." şeklinde açıklar.

Yazarın alametifarikalarından; Nuh Tufan, Hayati Tehlike, Şebnem Şibumi, Nazlı Hilal gibi karakter isimlerinden ise şu şekilde bahseder: "Biz, benlik imgesi kaymış bir toplumuz. Dikkat edin, sarsak, sığ kızların genel adı “Kezban” oldu. Ayşe, Fatma, Yahya, Süleyman gibi geleneksel isimler ile Çağatay, Tonguç, Tuğçe gibi isimler arasında sınıfsal aidiyet çağrışımı farkı var. Roman kahramanlarımı bu yüzeysel algı ve banal tasniften muaf tutmak için orijinal isimler seçmeye çalışıyorum."

Yazar istatistikleri

  • 1.143 okur beğendi.
  • 6.391 okur okudu.
  • 136 okur okuyor.
  • 2.674 okur okuyacak.
  • 118 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları