Murat Menteş

Murat Menteş

Yazar
8.3/10
7.182 Kişi
·
23.537
Okunma
·
2.928
Beğeni
·
97857
Gösterim
Adı:
Murat Menteş
Unvan:
Türk yazar, şair
Doğum:
İstanbul, 1974
Murat Menteş (d. 1974, İstanbul), Türk şair ve romancıdır.

2009'da yayımlanan Korkma Ben Varım adlı romanı, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından roman dalında ödüle layık görülmüştür.

Samed Karagöz ile Klark adındaki kültür sanat programı TVNET'te yayınlanan Menteş, 2011 yılından beri Standart FM'de yine Samed Karagöz'le birlikte Nunchaku isimli programı sunmaktadır. 2012 yılında Yeni Şafak gazetesinde köşe yazıları yayınlamaya başladı ve bu işini 26 Temmuz 2013 tarihinde bıraktı, afilifilintalar.com sitesinde yazmaya da devam etmektedir.

Romancılığı

Menteş romanı Türkçe edebiyatta fazlaca karşılaşılmayan sıradışı olaylarla doludur. Ve bu sıradışı olaylar, son derece enerjik bir üslupla anlatılır. "Romanı, saatte 300 km. gidebilen bir spor araba gibi tasarlıyorum. Dileyen okur yavaş yol alabilir, fakat hızlı okunmaya elverişli bir anlatımı benimsiyorum." diyen yazar için hız, romanın temel taşlarından biridir. Dolayısıyla kitaplarında uzun tasvirlere ve betimlemelere yer vermez. Bu durumu "Eskiden romancılar bir dağı ya da bir odayı detaylı bir şekilde tasvir ederken bugün görsel çağda yaşadığımız ve herkes her şeyi gördüğü için tasvir romanı hantallaştıran bir şeye dönüşüyor." şeklinde açıklar.

Yazarın alametifarikalarından; Nuh Tufan, Hayati Tehlike, Şebnem Şibumi, Nazlı Hilal gibi karakter isimlerinden ise şu şekilde bahseder: "Biz, benlik imgesi kaymış bir toplumuz. Dikkat edin, sarsak, sığ kızların genel adı “Kezban” oldu. Ayşe, Fatma, Yahya, Süleyman gibi geleneksel isimler ile Çağatay, Tonguç, Tuğçe gibi isimler arasında sınıfsal aidiyet çağrışımı farkı var. Roman kahramanlarımı bu yüzeysel algı ve banal tasniften muaf tutmak için orijinal isimler seçmeye çalışıyorum."
İlk aşk unutulmazmış. Peki ya son aşk? Ölürken ruhunuzun bedeninizden sökülen o son parçası? Camilerde omuz omuza duran kambur ihtiyarların kalbi büsbütün boş mu sanıyorsunuz? Peh.
Aklımı kaçırdığımı düşünebilirsiniz. Bir insan acıdan delirdiğinde, diğerleri onun acısını değil, deliliğini görürler.
360 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
“Herşeyin manasız olduğunu söylediğimiz anda manalı bir söz söylemiş oluruz.”

Albert Camus

Merhabalar;

Kitap bitti, ben uzay boşluğuna bırakılan terlik gibi yerçekimsiz ortamda savruluyorum. Öncelikle size Murat Menteş'i tanıtmalıyım. Kendisiyle yollarımız 2005 yılında Afilifilintalar adlı internet sitesinde kesişti. Bir kaç blog yazısı hoşuma gitmişti, aynı yıl çıkan Dublörün Dilemması ile yolculuğumuz başladı, ama ne yolculuk :)

Kitaplarının kapaklarına aldanıp yeni yetme sosyal medya yazarlarıyla aman karıştırmayın. Zira bu sizin için büyük kayıp olur. Menteş romanları için ; '"Romanı, saatte 300 km. gidebilen bir spor araba gibi tasarlıyorum. '' diyor. Kitabın kapağını açtığınız andan itibaren size tahsis edilmiş kırmızı bir Ferrari ile galaksiyi turluyor, başınıza galakside gelebilecek en abzürd olaylar geliyor. Eğer bir Murat Menteş romanı okuyorsanız, kendinizi 10 dakika içinde uzaya fırlatılacak bir roketin pilot kabininde, 10 saniye sonra infilak edecek bir denizaltının içinde, henüz hiç kimsenin keşfetmediği bir piramitin firavun lahitinde sosisli sandviç yerken bulabilirsiniz, ve buna kendiniz bile inanamazsınız. Menteş sizi öyle mahir bir dille oraya yerleştirir ki, neden diye sormazsınız.

Romanlarındaki karakterlerin isimleri de hafızada yer eder, kolay kolay unutulmaz. Bknz; Şebnem Şibumi, Ruhi Mücerret, Avni Vav, İgor Mortes, Şifa Şavk, Apo Calypso, Refik Risk, Varda Rowa , Menteş aklınıza gelebilecek en abzürd olayları abzürd isimli bu karakterlerle inşa eder.

Abzürd terimi daha çok varoluşçular tarafından kullanılmış. İnsanın, evrenin tesadüfen oluştuğunu, evrenin ve diğer her şeyin hiç bir anlamının olmadığını savunan bir terim olmuştur.

Menteş'in hemen her kitabında felsefeyle harmanlanmış uzun bölümler bulunuyor. Kendisinin muhafazakar olduğunu zannetiğim Menteş, bu kitapta beni gerçek bir Nihilist gibi karşıladı. Varoluşla alakalı Camus'den, Kierkegaard'dan yaptığı alıntılar ve kafasında ki sorularla beni roman mı okuyorum, felsefe panelinde miyim sorularına gark etti ve bu kitabında felsefeye, varoluşa daha fazla yer ayırdığı gözümden kaçmadı.

Ülkedeki sistemi de olabilecek en sivri, en kibar diller eleştirmekten geri kalmamış elbet bknz;
-Bir ülkede neden teröre ihtiyaç var?
#34332972

-Akademisyenler neden tutuklanır, ihraç edilir?
#34266003

-Veeee din kisvesi altında gizlenenler sahtekar, şarlatanlar kimlerdir?
#34263482


Ufak bir şey de gözümden kaçmadı, Murat Menteş tam bir Orhan Gencebay tutkunu hatta Ruhi Mücerret kitabının kapağında Cüneyt Arkın ve Orhan Gencebay yer alıyor. Anlaşılan o ki, Orhan Gencebay'ın iktidara yakın söylemlerde bulunup siyaset çizgisine kayması Menteş'i biraz kırmış ve bu kırgınlığı şu satırlarla dile getirmiş bknz;
#34270859

Benim çok haklı ve yerinde bulunduğum bir gönderme olmuş. Şahsi fikrim, iktidarların, makam mevki sahiplerinin gelip geçici olduğu fakat sanat icra eden bir sanatçının yandaşlık neticesinde, bal tutan parmağı yalayan eşek arısı gibi vız vız iktidarı yalamasının aşağılık bir hareket olduğu yönünde. Kendileri bilir, kimseyi yargılayacak değiliz, devran hep döner.

Antika Titanik, isimden anlaşılacağı üzere yeni versiyon 2019 yapımı bir gemide geçiyor. Kahramanlarımızın başı kitabın sonuna denk dertten, olağandışı olaylardan kurtulmuyor. Beklediğimden de iyi bir kitap karşıladı beni, çok güldüm, çok da düşündüm ne yalan söyleyeyim, bilen bilir felsefi terimlerle aram pek iyi değil. Kitabı beğendim. Okumak isteyen arkadaşlara Dublörün Dilemması sonrasında Korkma Ben Varım sonrasında Ruhi Mücerret en son da Antika Titanik olarak okumalarını öneririm. Kitap seri değil fakat yazar her kitabında eski kahramanlarına atıfta bulunuyor ve bu jest tam kitabın ortalarında bir yerlerinde karşınıza çıkınca mütemadiyen gülümseyip zevk duyuyorsunuz bunu kaçırmanızı istemem.

Şimdilik hoşçakalın, ben buralarda bir sonraki kitabı dört gözle bekliyor olacağım.
318 syf.
·Beğendi·9/10
Beni en çok şaşırtan yazarlardan biridir Murat Menteş. Sadece iki kitabını okumakla yazar hakkında bir şeyler söylemek ne kadar kabul edilir bilmiyorum ama dün artık inceleme yazacağım dedim kendime.

Öncelikle kitabın kapak tasarımı fazlasıyla orijinal ve başarılı. Kapağında silahlar, uçaklar, televizyonun içinde kovboy şapkasıyla bir elinde tabanca Cüneyt Arkın… kırmızı, sarı, mavi…rengarenk! Küçücük kütüphanemde bile gören herkesin ilgisini çektiğine göre kitapevlerindeki durumu hayal etmekte zorlandım.

Dört yaşındaki oğlum her sabah benim kütüphanemden bu kitabı alıp boyama kitaplarının olduğu kendi kitap dolabına –ısrarla- koyarken, ‘’Anne sana kaç kere söyleyeceğim, bu kitap benim. Çocuk kitabı bu!‘’ diyor. Akşam da dolabından ısrarla bu kitabı alan kardeşiyle boğuşurken ‘’ bu abilerin kitabı, bırak onu’’ diyor. Geçen hafta eve yardıma gelen, ilkokul kitapları dışında kitap okumaya fırsatı olamamış Selma Teyzemizin de toz alırken bu kitap nasılsa ilgisini çekmiş . Her yerini inceledikten sonra merakla kitabın nasıl olduğunu sordu bana :)

En son dün, tıp kitapları dışında kitap okumanın vakit öldürmek, asıl okumanın hayatı okumak olduğunu ısrarla söyleyen babalarının elinde incelerken görünce bu kitabı -yok artık- dedim kendime. Uzun zamandır ilk defa bir kitap hakkında nasıl olduğunu sorunca ‘’ Türkiye’yi ancak roman okuyan kadınların kurtaracağını söyleyen yazar, hem de karısı da doktor ‘’dedim kocaman sırıtarak:)

1000kitapla tanıdım yazarı aylar önce. O kadar çok alıntı vardı ki, merakla aldım hemen. Kitabı okurken çoğunlukla patlak kahkahalarla çılgınlar gibi güldüm, sonra birden derin cümlelerin altını defalarca çizip birkaç dakika düşünme molası verdim. Mizahi cümlelerin arasında derin sorgulamalar, yoğun duygular. Eleştirdikleri de başkaları değil, biz, hepimiz… kısacası insan??

Hani polisiye komedi filmleri vardır ya, işte kitap hali. Kesinlikle kafa dağıtmak ve dinlenmek için ya da monoton hayatın kopma noktasında terapi misal. Farklı dünyalara alıp götürdü beni. Hızlı, uçuk, kopuk ama heyecanlı. Sevgili Kübra Sultan’ın tabiriyle yazarın beyni sanki lunapark. Rengarenk. Acaba kafa yapan bir şey alıyor mudur diye düşünürken nette bakayım dedim ve gene şaşırdım.

Kendi tabiriyle yandaş değil de taraflı olduğunu söylediği bir gazetede yazıyor Murat Menteş (hala yazıyor mu bilmiyorum). Tarafgirlik hastalığı illa ki bulaşmıştır diye önyargımı büyütürken, yazarın Gezi olaylarındaki birkaç yorumunu görünce şaşırdım elbet. Eleştirmeyi ayrışmak değil de dayanışmak olarak değerlendirdiğini söyleyen yazarın öyle büyük cümleleri var ki.
Mesela ;
‘’Nefret dolu insanları dindar saymıyorum. Onlar başka bir tür. Hayat yolunda seyran etmeyi bilmiyorlar. Halbuki nefret çok benzin yakar..’’
‘’Türkiye’deki tüm kavgalar kardeş kavgasıdır…’’ vs

İsmet Özel'i ve Dücane Cündioğlu’nu da seviyor ya:)

Sadece gündemin köşe yazıları da değil, şiirleri de var. Hem de öylesine derin. Sanki farklı Murat Menteşler var bir sürü de. Bu kadar farklı tarz, farklı okurlar.. Şaşırdım yine...

Cengiz Aytmatov mesela; benim gönlümdeki rengi toprak misal kahvedir. Cemil Meriç samimi asaletin morudur. Yeşil deyince Mustafa Ulusoy gelir sükûnetiyle. Murat menteş deyince??? Pasparlak turuncu üstüne cascanlı renkler..arada siyah noktalar… rengarenk :)

Tabii bazılarına hitap etmeyebilir. Kitabın birkaç sayfasını okuduktan sonra bırakan ve ‘’ Dostoyevski’den sonra olmadı be kardeş, biraz ciddi şeyler mi okusan?? ’’ diyen abim gibi.
Ama yine de hayattan mola isteyeceğiniz zamanlar için dursun bir köşede derim. Ben çok sevdim:)
267 syf.
BİZ BU ÇAĞIN FİYAKALI KAYBEDENLERİYİZ.

Bir okurun kütüphanesinde yıllar yılı bulundurupta okumadığı olağanüstü kitaplar vardır. Her seferinde başına gidip onları okşar ve yerine bırakır. Sonra o yıllara ihanet edip gidip başka kitaplara sarılır. Bu durumun yaşanma ihtimali 1 de 1.

Sevdiğiniz biriyle yanlış mezarlara gömülüp birbirinizi kaybetme ihtimaliniz 3 milyonda 1

İnsanın aptal durumuna düşmektense susmayı tercih etme ihtimali 4454'te 1

Dostoyevski'nin bir sabah işe giderken karanlıkta yola çıkmamıza istinaden 'aşağılık insaoğlu her şeye alışır' deme ihtimali 100 milyonda 1

Ülkemizdeki ayrılıkların, çekişmelerin, savaşların, didişmenin, olumsuzlukların bitme ihtimali 'imkansıııız'

Merhabalar, uzun zamandır inceleme yazmıyormuşum, bunu fark ediyorum. Bu sekmenin bana soğuk, yabancı olduğu nadir zamanlardır. Okuduğum bir kitabı başkalarının da okuması %98 oranında insanları mutlu etmektedir. En azından beni %98 oranında mutlu ediyor. O sebeple oransal açıdan bakmam gereken yerin ta kendim olması gerektiğini düşünüyorum. Her neyse beni de mutlu eder birinin okuduğum kitabı okuması ancak incelemelerde üstüne basa basa ''bu kitabııı okumazsanız, gözünüz açık gider. Hataların dik alasını yaparsınız, Okuyuuuun'' gibi cümlelere sığınmadım hiç. (bunları yapanları eleştirmiyor hatta destekliyorum) İlk kez okuduğum bir kitabı, yazarı elimden geldiğince size sevdirmeye çalışacağım. Bunda başarılı olur muyum bilmiyorum ancak iddiam yok. Sadece deneyeceğim.

Murat Menteş kimdir ağalar, hanımlar bu siteden önce bilmez idim. Muhtemelen bu site olmasa bilemeyecektim de. Varlığım yaklaşık 1 senedir bu siteyi işgal ediyor. Bu işgalimi gerçekleştirirken tanıdığım birçok yazar / kitap oldu. Ve eveeeet! Ben Murat Menteş gibisine rastlamadım! Hangi kitabı okursak okuyalım bir noktadan sonra bir sıkılma hali ya da dikkat dağınıklı yaşadığımız oluyor. 276 sayfa boyunca bir an olsun sıkılmadım, bir an olsun dikkat dağınıklığı yaşamadım. Eğlenceli bir dili var Menteş'in. Onca şamatanın, gırgırın arasında hayat dersi vermeyi de ihmal etmiyor. Ayrıca derin bir araştırmacı olduğu kanaatine de hemen sahip olabilirsiniz. Kolombiya kravatı mesela! Bir çok latin dizisi izlememe rağmen hiç karşıma çıkmamıştı. Senin aklına nereden esti be adam...

Hayatı fazlasıyla ciddiye alıyoruz. Çevremizdeki insanları da. Komiktir ki nesneler de bizim ciddiye aldığımız temel taşlardan. (kimseyi tanımadım ben senden daha özel: PARA) Evet neleri saydık, eğlenceli bir dili var, didaktik bir yapısı var. Bunlar tamam. Demeden edemeyeceğim başka bir özelliği de hayal gücünün sınırsızlığı. Kitabın içinde sallamasyonel bir çok öykü mevcut. (çoğu kitap zaten kurgu değil mi??) Evet kurgu içinde kurgu var. Hayal gücünün sınırsızlığı normalde beni rahatsız eder. Yok artık Lebron James! dediğim bir çok nokta bile oldu. Ancaaaak bunlar beni hiiiç rahatsız etmedi. Çünkü dil ya bu yılanı da bile yola getiriyorsa beni de tavlaması uzun sürmeyecektir. Ben de tavlandım sevgili arkadaşlar.

Yeraltı edebiyatını seven çok sever, sevmeyen de hiç sevmez. Jojo Moyes, Sarah Jio, Kahraman Tazebittiyarıngel vs gibi tatlı dilli adamları okumayı sevenler var. Yeraltı edebiyatı onlara hiç gelmez. Yeraltı edebiyatının zirvesi benim için Yeraltından Notların ''Yeraltı'' kısmıdır. Döner döner okurum, okur okur sorgularım. Ne de güzel iç hesaplaşmadır, iç organlarını ne güzel döke döke kusmadır o öyle. Leonardo Da Vinci'nin hayatının anlatıldığı Da Vinci Demon's dizisini izleyeniniz oldu mu hiç? Murat Menteş'in burada anlattığı karakteri ona çok benzettim. Belki buluşların derecesi aynılık taşımıyor olabilir ancak sürekli arayış içinde olan kıpır kıpır zıpır karakteriyle olmazları oldurur edası gözlerimde o karakteri canlandırdı. (Çok film izlemiş olmalı Murat Menteş)

Evet çok film izlediğine öylesine eminim ki! Her karşına çıkan karakteri ayrı bir dizi / film karakterine benzetiyor Menteş. Bir yere kadar açıp baktım ancak baktım olacak gibi değil ben de bakmadım. Bu kitabın ana karakterlerinden biri olan D.D. (ismi lazım değil, okuyun bilin) bir arkadaşımın tabiriyle ''voddiri vot vot, zoddiri zot zot'' bir karakterimiz. Karakter derken bildiğin Eyşan'ın elinde fırçası olan hali. Bu kitapta aşk var mı derseniz bir miktar var. Var ama öyle yüreğinizi burkmaya izin vermiyor. Ama bir yandan da olgu olarak orada ve gözünüzü kanatmayı ihmal etmiyor.

Yine Adalet Ağaoğlu'nun 'Üç Beş Kişi' adlı romanında yaşanmış bir olayı 5 farklı ağızdan dinlemiştim. Burada da aynısı gerçekleşiyor. Yaşanan olayı farklı ağızlardan dinliyoruz. Taşlar önceleri hayli ağır geliyor ancak farklı ağızlardan dinlenince birer birer yerine oturuyor. Bilim kurgu romanlarında olay örgüsünü yazarlar istediği gibi yönlendirir. Ne de olsa kurgunun sınırsız halidir. Murat Menteş ise ne kadar da dalgacı bir anlatıma yönelmiş olsa da bir ciddiyeti benimsiyor. Olayların olurluğuna, karakterlerin var olmuş olabileceğine, yaşanmış ya da yaşanması muhtemel bir kimlik kazandırıyor anlatımına.

Cephanelikleri tastamam, sınıra sevkiyatı sağlanmış, tehditlerin boyunduruğunda, konusuz bir savaşa soyunulmuş. Hikayeyi büsbütün ele alındığında karmakarışık bir labirentte gibi hissedebilirsiniz kendinizi, yılmayın. Gerçi buna izin vermeyecektir yazar. Hep bir eli yakanızda ancak gitmekte de özgürsünüz. Gi-de-me-ye-cek-si-niz!

Üzüldüm be bitmesine. Yazılacak tonlarca şey var ancak bu kadarı kafi diye düşünüyorum. Yerinizde olsam bir saniye durmam. Hemen alır, okurum. Bu keyifli anlatıda bir sürü de gerekli / gereksiz şey öğrendim. (Neyin gerekli neyin gereksiz olduğuna siz karar verin) Öyle işte keyifli okumalarınız olsuuun.

Son olarak kitaptan: ''Birini takip etmenin en iyi yolu, onun önünde yürümektir. Kimse önündeki kişi tarafından takip edildiğini aklına getirmez.''
240 syf.
·Beğendi
Bu bir inceleme DEĞİLDİR. Bu bir isyandır. :)

Kitabı okurken aldığım bir kaç "bu kitaptan neden bu kadar çok alıntı yapıyorsunuz?" şikayeti, bu isyanı dile getirmeme sebep oldu.

Belirtmek isterim, bu kitabın her sayfasından "en az" üç soru - cevap, alıntı yapmaya değer. Ben daha fazla alıntı yapmamak için yeterince kendimle mücadele verdim. :)

Şikayetler için söylemek istediğim, "BANA YAPTINIZ, DİĞER OKUYAN ARKADAŞLARA YAPMAYIN! :)))
Çünkü diğer arkadaşların da bu kitaptan alıntıları bol olacak, eminim.

Kitap hakkında sadece "Vay canına!" Diyorum.
Umarım bu seri devam eder. Etmeli. Etsin. :))

Kitabı okumayı düşünen arkadaşlar, "daha fazla düşünmeyin, kesinlikle okuyun." :)
Kaleminizi lütfen kitabın arasından eksik etmeyin, bol kahveli , keyifli okumalar dilerim. :)
318 syf.
·Beğendi
Canınız mı sıkkın? Sıcaklar sizi de benim gibi bunalttı mı? Kitap okuma hevesiniz mi kaçtı?
Ee başka bir tarz deneme konusunda da katı kurallarınız yoksa, bu kitabı size rahatlıkla önerebilirim...:)

Gelelim kitabın konusuna; aşk, savaş,aksiyon, dövüş, polisiye, din, felsefe ve tabiki güzel kadınlar. Yani yok yok!

Tabii yazarımız bunların hepsini öyle
güzel bir kara mizahla bize sunuyor ki okuyucuyu yanlız güldürmüyor, düşündürüyor da...

Okurken 100 yaşındaki İstiklal Savaşı gazisi Ruhi Mücerret'in arkadaşı Avni Vav'la dini ve felsefi sohbetlerini acayip eğlenceli ve bilgilendirici buldum. Kim 100 yaşına kadar yaşamak ister ki? Dedemiz de artık öbür dünyaya gitmeyi canı gönülden istese de bir türlü ölemediğinden dertli...Düşünsenize eşinizi, sevdiklerinizi hatta çocuklarınızı bile toprağa verdiniz ama siz hâlâ hayattasınız. Bkz.

"Artık kimseleri gömmek istemiyorum. Mezarlıklara dolu gidip boş dönmekten yıldım. Benden sonra doğmuş insanların benden önce ölmelerine alışamıyorum."

Hikayemiz Ruhi Mücerret'in en sevdiği arkadaşının ona ölmeden önce birini öldürmesini vasiyet etmesiyle start alıyor. O andan itibaren de tek hedefi Masum Cici'yi öldürmeden tahtalı köyü boylamamak oluyor...Sonrasında da daha neler var neler?

Özellikle de dedemizin kendinden 70 yaş küçük bir kadına aşık olmasından sonraki bölümler deyim yerindeyse "yok ya artık bu da olur mu" dedirtecek tarzdaydı...

Lütfen Ruhi Mücerret'i evlenme programlarında kendilerine eş arayan kart horozlara benzetmeyin. Zira o haddini ve bulunduğu konumu bilerek hareket eden zararsız platonik bir aşık..:)

Bütün karakterleri birbirinden değerli bu kitabı keyifle okudum. Murat Menteş'in diğer eserlerini de okuyacak kadar da tarzını sevdim...

Keyifli okumalar herkese..:)
318 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Sevgili Murat Menteş ile bu kitabıyla tanıştım. Ve bu tanışıklık dostluğa dönüşene kadar diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.

Bir tavsiye üzerine kitabı elime aldım ve tam anlamıyla elimden bırakamadım. Normal şartlarda 300 sayfalık bir kitabı 24 saatte bitiremem fakat bu kitap ilk oldu.

Sevgili yazarımızın dili çok tatlı, anlatımı çok akıcı. Kullandığı tasvirler, seçtiği karakter isimleri ve kurguladığı kahramanlar da çok tatlıydı. Biraz karmaşık giden olay örgüsünde oldukça farklı ve güzel mesajlar barınıyor. Kitapta, yaşamdan bi çok şey bulabilirsiniz. Yazarın tekniğini ve hayal gücünü çok beğendim. Bir kitaba (tabi ki absürt olarak) bunca şeyleri sığdırmak hayal gücü ve teknikle alakalı olsa gerek.

Şunu da belirtmek isterim: Sevgili yazarımızın tarzını tam olarak şahsen ben açıklayamam ama gerçekçilikten yana olanlara gayet saçma gelecek bir hikaye. Yani kitabı elinize "Dan Brown" mantığıyla alırsanız hayal kırıklığına uğrarsınız. Durup hikayeyi değerlendirmeye kalkarsanız da aynı sonuç olur. Ama sizin böyle bir sonuç çıkarmanız yazarımızın eksiği değil zevk meselesidir. Şahsen ben kitaba bayıldım. Sözüm o ki: Ayrıntılara takılmadan kendini akışa bırakıp okuyacaksınız.

Uzun ve yorucu kitap okuyanlar, böyle tatlı kitapla bir mola verebilirler. Ve tabi ki kitap okuma serüvenimize böyle tatlı ve farklı mizahlar da eklemeliyiz.

Saygılarımla...
120 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
FARABİ
SHAKESPEARE
DOSTOYEVSKİ
HACI BEKTAŞ-I VELİ
NIETZSCHE
HÜSEYİN RAHMİ
AGATHA CHRISTIE
NEŞET ERTAŞ
KURT VONNEGUT
ORHAN VELİ
BUKOWSKİ

Yıldızlar karması,şampiyonlar ligi gibi liste değil mi?

11 sanatçı,11 yazar, 11 düşünür, 11 ölümsüz beyin,11 apaydın.

Bunun yanı sıra kimi yakın zamanda,kimi uzun yıllar önce bedenen ölmüş olan bu yıldızlarla röportaj tadında,sohbet tadında, çizgi roman tadında hazırlanmış dahiyane konsepti oluşturan akıl küpü,cümle mühendisi yazar Murat MENTEŞ ve çizer Hakan KARATAŞ.

Futbol maç spikeri Ertem ŞENER'in, 2009 yılında Manchester United-Beşiktaş maçında hayati bir kurtarış yapan Beşiktaş kalecisi Rüştü'ye "her yerinden öperim Rüştüüüüüğ" dediği gibi kitabı bitirdiğim an aynı duygu patlamasına kapıldım.Murat Menteş' i zaten çok seven biri olarak fakat asla ne yazarsa yazsın pozitif önyargıyla yaklaşmayarak,eleştirerek,düşünerek,kayırmadan her kitabında yine yeni yeniden seviyorum. Bu kitapta beni en çok etkileyen şey kuşkusuz hazırlanan konsept ve sunum.Yer yer soru cevap,yer yer ise karikatürize edilerek sohbet baloncuklarıyla ustaca hazırlanan bir eser.

Neydi kitap okumak? Kitap okumak;sizi yıllar yada yüzyıllar önce yaşamış iyi insanlarla buluşturmaktı değil mi?Bu bir kitap karakteri de olabilir,bir yazar da.İşte Murat Menteş ve Hakan Karataş bu kitabı okuyan herkesi o 11 yıldızla buluşturdu.Sanki hiç ölmemişler gibi,sanki bir sanat dergisine;sanata dair,aşka dair,savaşa ve barışa dair,paraya dair,iyi ve kötüye dair,kadın ve erkeğe dair,ahlaka dair,ahlaksızlığa dair kısaca hayata dair görüşlerini bilgi ve birikimlerini anlattıkları bir felsefe şöleni.

Evet,düşündürürken bu sefer güldürmedi diğer kitapları gibi.Evet,kıvrak ve keskin zekasıyla kelimelerle de raks etmedi bu kitabında.Evet,kelime dağarcığıma enteresan kelimeler de katmadı.Ama beni o 11 güzel insanla buluşturup,RANDEVULAŞTIRIP  tepeden tırnağa felsefeye doyurdu.11 röportajdan en güzeli hangisi derseniz hepsi derim.Birini ayırsam diğerinin hatrı kalır.Çünkü hepsi DERDE DEVA.



Kitabın sonunda 1.cildin sonu yazısını görünce işte ben de Ertem ŞENER gibi "her yerinizden öpüyorum" demek istedim.1.cildin sonu demek 2.cilt de geliyor demek.Ne dolu,ne donanımlı bir adamsın ki,ölü insanları onlar kadar iyi bilip tanıyıp kendi sorduğun sorulara yine onlar namına yada eserleriyle kendin cevap veriyorsun.Üstelik takdim kısmında "Bu muteber müelliflerle muhataplık mertebesine layık mıyım?" diye tevazu ederek.

"Aceleye mahal yok.Tekerleği,icat eden adamın elinden kapıp uçağa takamayız. ELİNİZDEKİ KİTABIN DEĞERİ,SİZİ,DAHA BÜYÜK FAYDALAR TEMİN ETMEK ÜZERE KİMİ YAZARLARIN ESERLERİNİ OKUMAYA AZMETTİRMESİYLE BELİRECEKTİR.Kitap okumanın bir randevu olduğu,bu randevunun hemen her zaman bir dertleşme ve/yahut deva arayışı anlamına geldiği kabulüyle hareket ediyorum."

(Takdim kısmı-Önsöz)

Her yerinden öperim dedim ya,ben beyninden öpeyim sadece,her yerine say sen güzel adam.  :)
318 syf.
·11 günde·8/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve bilindiği üzere kendine has bi üslubu anlatımı ve hepsinden önemlisi karakter isimleri var. 100 yaşındaki son İstiklal gazisinin günümüz şartlarına uyum sağlama şekli bizim yaşlılığa ve ölüme bakış açımızı değiştiriyor. Yazarın kurgu yeteneği kitabı bir solukta bitirmemizi sağlarken her bölümde en az bir aforizma ya da özlü söz bulunması özellikle bu platform için nimet denilebilir. Özellikle son zamanlarda ciddi derecede maruz bırakıldığımız reklam saldırılarını çok güzel ve ölçülü şekilde eleştiren yazar bu fikri polisiye bi hikaye içine çok güzel işlemiş. Yer yer cümlelerde birtakım gereksiz süslemeler kullanılmış olsa da genel anlamda beğendiğim bir kitap oldu. Herkese iyi okumalar diliyorum şimdi reklamlar..
318 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10
AFİLİ FİLİNTA

“Cüneyt Arkın film çevirir,
Gencebay şarkı söyler ,
ve ben roman yazarım .” diyen Menteş’in şov yaptığı bir roman .

Kendisine “kelimelerle oyun oynayan yazar” diyenlere “Kelimeler nimettir, nimetle oyun olmaz!” diye karşı çıkıyor.

2009’dan itibaren, Alper Canıgüz, Ah Muhsin Ünlü, Murat Uyurkulak, Emrah Serbes gibi yazarlarla birlikte AFİLİ FİLİNTALAR adlı edebî hareketi kurmuş Menteş.

ŞOV DEVAM ETMELİ!

“Biri kefen satar, öbürü şov yapar, bir başkası laga lugayla, zırıltıyla kafamızı şişirir. Ağzını açıp ‘Dinimiz…’diyerek, tertemiz insanları yıllarca kandırıp hayatları zehirleyen din tacirlerinden iğreniyorum.” diyor ve BAĞNAZ insanı şöyle tanımlıyor :

“Bir başkası mutlu olacak diye ödü kopan herkes bağnazdır, yobazdır. Tek fikir, tek tutum, tek renk, tek önder, tek yol… diyen ve espri yeteneği sıfır kimseler…”

Menteş zeki bir adam ve mizahtan anlıyor.

Bir ropörtajında verdiği cevap ilginç:

Aktör Tamer Karadağlı’nın önce
“Sayın Cumhurbaşkanından korkuyorum.” deyip bir gün sonra “Onun müthiş karizması çok etkileyici” gibi sözler söylemesi ne anlama geliyor?

“Gayet tutarlı. İkinci açıklama, Sayın Karadağlı’nın gerçekten çok korktuğunu gösteriyor. “

ORHAN GENCEBAY ÇALARKEN ARABADAN İNİLMEZ!

Menteş’in “Romanı saatte 300 km hızla giden bir spor araba gibi” tasarladığını ( kendi deyimiyle) düşünürsek ; okurken ani frenler, ihlal edilen kırmızı ışıklar, patlayan lastikler, rüzgarda uçuşan saçlar, arka koltukta “ Nayır, nolamaz!” diye bağıran Cüneyt Arkın, “ 500 metre sonra 2. çıkışa yönelmenizi isteyen navigasyon” .... ile süren bir mizah yolculuğu!

Aforizma yüklü...
Kitap, film, şarkı alıntılarıyla süslü...
Selamlaşmaktan daha normal hale gelen REKLAM...
Kimilerince pulp fiction akımının içinde...
Aşkı bile öldüren kapitalizm...
Alegorik şahıs kadrosu...
Sürpriz üslup...
Gülümseyen okur...
Keyif...
Merak...
Sürükleniş...
Bazen hüzün...
Arada kan, pembe ceset torbası , silah...
Beyne takılan çip...
Tescilli zampara...
Kıdemli hovarda...
Kadrolu Don Juan...
Üstüne kırmızı Ferrari...
Coca Cola...
Pepsi...
Colgate...
Vivident...
Youtube’da tıklanma rekoru...

SON SÖZ : Cennete kapıyı kırarak giremezsiniz!
( Araya sıkıştırın bu romanı : Nefes almak, dinlenmek, keyifli vakit geçirmek için ama sanmayın ki hep güleceksiniz. )

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Menteş
Unvan:
Türk yazar, şair
Doğum:
İstanbul, 1974
Murat Menteş (d. 1974, İstanbul), Türk şair ve romancıdır.

2009'da yayımlanan Korkma Ben Varım adlı romanı, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından roman dalında ödüle layık görülmüştür.

Samed Karagöz ile Klark adındaki kültür sanat programı TVNET'te yayınlanan Menteş, 2011 yılından beri Standart FM'de yine Samed Karagöz'le birlikte Nunchaku isimli programı sunmaktadır. 2012 yılında Yeni Şafak gazetesinde köşe yazıları yayınlamaya başladı ve bu işini 26 Temmuz 2013 tarihinde bıraktı, afilifilintalar.com sitesinde yazmaya da devam etmektedir.

Romancılığı

Menteş romanı Türkçe edebiyatta fazlaca karşılaşılmayan sıradışı olaylarla doludur. Ve bu sıradışı olaylar, son derece enerjik bir üslupla anlatılır. "Romanı, saatte 300 km. gidebilen bir spor araba gibi tasarlıyorum. Dileyen okur yavaş yol alabilir, fakat hızlı okunmaya elverişli bir anlatımı benimsiyorum." diyen yazar için hız, romanın temel taşlarından biridir. Dolayısıyla kitaplarında uzun tasvirlere ve betimlemelere yer vermez. Bu durumu "Eskiden romancılar bir dağı ya da bir odayı detaylı bir şekilde tasvir ederken bugün görsel çağda yaşadığımız ve herkes her şeyi gördüğü için tasvir romanı hantallaştıran bir şeye dönüşüyor." şeklinde açıklar.

Yazarın alametifarikalarından; Nuh Tufan, Hayati Tehlike, Şebnem Şibumi, Nazlı Hilal gibi karakter isimlerinden ise şu şekilde bahseder: "Biz, benlik imgesi kaymış bir toplumuz. Dikkat edin, sarsak, sığ kızların genel adı “Kezban” oldu. Ayşe, Fatma, Yahya, Süleyman gibi geleneksel isimler ile Çağatay, Tonguç, Tuğçe gibi isimler arasında sınıfsal aidiyet çağrışımı farkı var. Roman kahramanlarımı bu yüzeysel algı ve banal tasniften muaf tutmak için orijinal isimler seçmeye çalışıyorum."

Yazar istatistikleri

  • 2.928 okur beğendi.
  • 23.537 okur okudu.
  • 657 okur okuyor.
  • 9.837 okur okuyacak.
  • 499 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları