Murat Menteş

Murat Menteş

Yazar
8.3/10
9,7bin Kişi
·
32,3bin
Okunma
·
3.607
Beğeni
·
116,4bin
Gösterim
Adı:
Murat Menteş
Unvan:
Türk yazar, şair
Doğum:
İstanbul, 1974
Murat Menteş (d. 1974, İstanbul), Türk şair ve romancıdır.

2009'da yayımlanan Korkma Ben Varım adlı romanı, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından roman dalında ödüle layık görülmüştür.

Samed Karagöz ile Klark adındaki kültür sanat programı TVNET'te yayınlanan Menteş, 2011 yılından beri Standart FM'de yine Samed Karagöz'le birlikte Nunchaku isimli programı sunmaktadır. 2012 yılında Yeni Şafak gazetesinde köşe yazıları yayınlamaya başladı ve bu işini 26 Temmuz 2013 tarihinde bıraktı, afilifilintalar.com sitesinde yazmaya da devam etmektedir.

Romancılığı

Menteş romanı Türkçe edebiyatta fazlaca karşılaşılmayan sıradışı olaylarla doludur. Ve bu sıradışı olaylar, son derece enerjik bir üslupla anlatılır. "Romanı, saatte 300 km. gidebilen bir spor araba gibi tasarlıyorum. Dileyen okur yavaş yol alabilir, fakat hızlı okunmaya elverişli bir anlatımı benimsiyorum." diyen yazar için hız, romanın temel taşlarından biridir. Dolayısıyla kitaplarında uzun tasvirlere ve betimlemelere yer vermez. Bu durumu "Eskiden romancılar bir dağı ya da bir odayı detaylı bir şekilde tasvir ederken bugün görsel çağda yaşadığımız ve herkes her şeyi gördüğü için tasvir romanı hantallaştıran bir şeye dönüşüyor." şeklinde açıklar.

Yazarın alametifarikalarından; Nuh Tufan, Hayati Tehlike, Şebnem Şibumi, Nazlı Hilal gibi karakter isimlerinden ise şu şekilde bahseder: "Biz, benlik imgesi kaymış bir toplumuz. Dikkat edin, sarsak, sığ kızların genel adı “Kezban” oldu. Ayşe, Fatma, Yahya, Süleyman gibi geleneksel isimler ile Çağatay, Tonguç, Tuğçe gibi isimler arasında sınıfsal aidiyet çağrışımı farkı var. Roman kahramanlarımı bu yüzeysel algı ve banal tasniften muaf tutmak için orijinal isimler seçmeye çalışıyorum."
296 syf.
·Beğendi·9/10 puan
⋆⋆
⋆ Kısa bir inceleme yapacak olursam:

Kitap, yetimhanede büyümüş hayata bakış açısıyla dikkat çeken Nuh Tufan ile başlamaktadır.

Kendisi Albino olan zeki ve ağzı iyi laf yapan bir karakterdir. Lise döneminden yakın arkadaşı İbrahim Kurban, zengin bir aile çocuğu ama biraz içe kapanık takılan farklı ilgi alanları olan zeki bir adamdır.

Nuh Tufan bize biraz ilginç gelebilecek birkaç işler yaptıktan sonra İbrahim Kurban ile beraber büyük bir serüvene başlıyorlar. Bu serüvene daha sonra Nuh Tufanın aşkı, Ferruh Ferman (Arkeoloji okumuş, farklı bir işle zengin olmuş iş insanı.) gizli servis elemanları Umur Samaz ve Habip Hobo ve yerli bir mafya ile İtalyan mafyası(konuya çok dahil edilmemiş) dahil oluyor. Kitap sırasıyla Nuh Tufan, İbrahim Kurban, Habip Hobo, Ferruh Ferman ve tekrar Nuh Tufan’ın ağzından anlatıyor. Gerek bu gençlerin hayatları, hayata bakışları, düşünceleri bizi hikayeye çekiyor.

Murat Menteş’in aforizmaları, saptamaları, benzetmeleri gayet güzel ve dikkat çekici bence. Yerinde yapılan açıklamar insanı olaya daha çok bağlıyor. Romanın dili gayet akıcı bazen güldüren bazen ise düşüren sürükleyici okuması zevkli bir kitap.

Bazı okurlara absürt gelebilir.Ben yazarı ve kafasını sevdiğim için severek okudum ve beğendim. Sizlerde farklı izler bırakabilir. Keyifli okumalar şimdiden.
318 syf.
Beni en çok şaşırtan yazarlardan biridir Murat Menteş. Sadece iki kitabını okumakla yazar hakkında bir şeyler söylemek ne kadar kabul edilir bilmiyorum ama dün artık inceleme yazacağım dedim kendime.

Öncelikle kitabın kapak tasarımı fazlasıyla orijinal ve başarılı. Kapağında silahlar, uçaklar, televizyonun içinde kovboy şapkasıyla bir elinde tabanca Cüneyt Arkın… kırmızı, sarı, mavi…rengarenk! Küçücük kütüphanemde bile gören herkesin ilgisini çektiğine göre kitapevlerindeki durumu hayal etmekte zorlandım.

Dört yaşındaki oğlum her sabah benim kütüphanemden bu kitabı alıp boyama kitaplarının olduğu kendi kitap dolabına –ısrarla- koyarken, ‘’Anne sana kaç kere söyleyeceğim, bu kitap benim. Çocuk kitabı bu!‘’ diyor. Akşam da dolabından ısrarla bu kitabı alan kardeşiyle boğuşurken ‘’ bu abilerin kitabı, bırak onu’’ diyor. Geçen hafta eve yardıma gelen, ilkokul kitapları dışında kitap okumaya fırsatı olamamış Selma Teyzemizin de toz alırken bu kitap nasılsa ilgisini çekmiş . Her yerini inceledikten sonra merakla kitabın nasıl olduğunu sordu bana :)

En son dün, tıp kitapları dışında kitap okumanın vakit öldürmek, asıl okumanın hayatı okumak olduğunu ısrarla söyleyen babalarının elinde incelerken görünce bu kitabı -yok artık- dedim kendime. Uzun zamandır ilk defa bir kitap hakkında nasıl olduğunu sorunca ‘’ Türkiye’yi ancak roman okuyan kadınların kurtaracağını söyleyen yazar, hem de karısı da doktor ‘’dedim kocaman sırıtarak:)

1000kitapla tanıdım yazarı aylar önce. O kadar çok alıntı vardı ki, merakla aldım hemen. Kitabı okurken çoğunlukla patlak kahkahalarla çılgınlar gibi güldüm, sonra birden derin cümlelerin altını defalarca çizip birkaç dakika düşünme molası verdim. Mizahi cümlelerin arasında derin sorgulamalar, yoğun duygular. Eleştirdikleri de başkaları değil, biz, hepimiz… kısacası insan??

Hani polisiye komedi filmleri vardır ya, işte kitap hali. Kesinlikle kafa dağıtmak ve dinlenmek için ya da monoton hayatın kopma noktasında terapi misal. Farklı dünyalara alıp götürdü beni. Hızlı, uçuk, kopuk ama heyecanlı. Sevgili Kübra Sultan’ın tabiriyle yazarın beyni sanki lunapark. Rengarenk. Acaba kafa yapan bir şey alıyor mudur diye düşünürken nette bakayım dedim ve gene şaşırdım.

Kendi tabiriyle yandaş değil de taraflı olduğunu söylediği bir gazetede yazıyor Murat Menteş (hala yazıyor mu bilmiyorum). Tarafgirlik hastalığı illa ki bulaşmıştır diye önyargımı büyütürken, yazarın Gezi olaylarındaki birkaç yorumunu görünce şaşırdım elbet. Eleştirmeyi ayrışmak değil de dayanışmak olarak değerlendirdiğini söyleyen yazarın öyle büyük cümleleri var ki.
Mesela ;
‘’Nefret dolu insanları dindar saymıyorum. Onlar başka bir tür. Hayat yolunda seyran etmeyi bilmiyorlar. Halbuki nefret çok benzin yakar..’’
‘’Türkiye’deki tüm kavgalar kardeş kavgasıdır…’’ vs

İsmet Özel'i ve Dücane Cündioğlu’nu da seviyor ya:)

Sadece gündemin köşe yazıları da değil, şiirleri de var. Hem de öylesine derin. Sanki farklı Murat Menteşler var bir sürü de. Bu kadar farklı tarz, farklı okurlar.. Şaşırdım yine...

Cengiz Aytmatov mesela; benim gönlümdeki rengi toprak misal kahvedir. Cemil Meriç samimi asaletin morudur. Yeşil deyince Mustafa Ulusoy gelir sükûnetiyle. Murat menteş deyince??? Pasparlak turuncu üstüne cascanlı renkler..arada siyah noktalar… rengarenk :)

Tabii bazılarına hitap etmeyebilir. Kitabın birkaç sayfasını okuduktan sonra bırakan ve ‘’ Dostoyevski’den sonra olmadı be kardeş, biraz ciddi şeyler mi okusan?? ’’ diyen abim gibi.
Ama yine de hayattan mola isteyeceğiniz zamanlar için dursun bir köşede derim. Ben çok sevdim:)
360 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
“Herşeyin manasız olduğunu söylediğimiz anda manalı bir söz söylemiş oluruz.”

Albert Camus

Merhabalar;

Kitap bitti, ben uzay boşluğuna bırakılan terlik gibi yerçekimsiz ortamda savruluyorum. Öncelikle size Murat Menteş'i tanıtmalıyım. Kendisiyle yollarımız 2005 yılında Afilifilintalar adlı internet sitesinde kesişti. Bir kaç blog yazısı hoşuma gitmişti, aynı yıl çıkan Dublörün Dilemması ile yolculuğumuz başladı, ama ne yolculuk :)

Kitaplarının kapaklarına aldanıp yeni yetme sosyal medya yazarlarıyla aman karıştırmayın. Zira bu sizin için büyük kayıp olur. Menteş romanları için ; '"Romanı, saatte 300 km. gidebilen bir spor araba gibi tasarlıyorum. '' diyor. Kitabın kapağını açtığınız andan itibaren size tahsis edilmiş kırmızı bir Ferrari ile galaksiyi turluyor, başınıza galakside gelebilecek en abzürd olaylar geliyor. Eğer bir Murat Menteş romanı okuyorsanız, kendinizi 10 dakika içinde uzaya fırlatılacak bir roketin pilot kabininde, 10 saniye sonra infilak edecek bir denizaltının içinde, henüz hiç kimsenin keşfetmediği bir piramitin firavun lahitinde sosisli sandviç yerken bulabilirsiniz, ve buna kendiniz bile inanamazsınız. Menteş sizi öyle mahir bir dille oraya yerleştirir ki, neden diye sormazsınız.

Romanlarındaki karakterlerin isimleri de hafızada yer eder, kolay kolay unutulmaz. Bknz; Şebnem Şibumi, Ruhi Mücerret, Avni Vav, İgor Mortes, Şifa Şavk, Apo Calypso, Refik Risk, Varda Rowa , Menteş aklınıza gelebilecek en abzürd olayları abzürd isimli bu karakterlerle inşa eder.

Abzürd terimi daha çok varoluşçular tarafından kullanılmış. İnsanın, evrenin tesadüfen oluştuğunu, evrenin ve diğer her şeyin hiç bir anlamının olmadığını savunan bir terim olmuştur.

Menteş'in hemen her kitabında felsefeyle harmanlanmış uzun bölümler bulunuyor. Kendisinin muhafazakar olduğunu zannetiğim Menteş, bu kitapta beni gerçek bir Nihilist gibi karşıladı. Varoluşla alakalı Camus'den, Kierkegaard'dan yaptığı alıntılar ve kafasında ki sorularla beni roman mı okuyorum, felsefe panelinde miyim sorularına gark etti ve bu kitabında felsefeye, varoluşa daha fazla yer ayırdığı gözümden kaçmadı.

Ülkedeki sistemi de olabilecek en sivri, en kibar diller eleştirmekten geri kalmamış elbet bknz;
-Bir ülkede neden teröre ihtiyaç var?
#34332972

-Akademisyenler neden tutuklanır, ihraç edilir?
#34266003

-Veeee din kisvesi altında gizlenenler sahtekar, şarlatanlar kimlerdir?
#34263482


Ufak bir şey de gözümden kaçmadı, Murat Menteş tam bir Orhan Gencebay tutkunu hatta Ruhi Mücerret kitabının kapağında Cüneyt Arkın ve Orhan Gencebay yer alıyor. Anlaşılan o ki, Orhan Gencebay'ın iktidara yakın söylemlerde bulunup siyaset çizgisine kayması Menteş'i biraz kırmış ve bu kırgınlığı şu satırlarla dile getirmiş bknz;
#34270859

Benim çok haklı ve yerinde bulunduğum bir gönderme olmuş. Şahsi fikrim, iktidarların, makam mevki sahiplerinin gelip geçici olduğu fakat sanat icra eden bir sanatçının yandaşlık neticesinde, bal tutan parmağı yalayan eşek arısı gibi vız vız iktidarı yalamasının aşağılık bir hareket olduğu yönünde. Kendileri bilir, kimseyi yargılayacak değiliz, devran hep döner.

Antika Titanik, isimden anlaşılacağı üzere yeni versiyon 2019 yapımı bir gemide geçiyor. Kahramanlarımızın başı kitabın sonuna denk dertten, olağandışı olaylardan kurtulmuyor. Beklediğimden de iyi bir kitap karşıladı beni, çok güldüm, çok da düşündüm ne yalan söyleyeyim, bilen bilir felsefi terimlerle aram pek iyi değil. Kitabı beğendim. Okumak isteyen arkadaşlara Dublörün Dilemması sonrasında Korkma Ben Varım sonrasında Ruhi Mücerret en son da Antika Titanik olarak okumalarını öneririm. Kitap seri değil fakat yazar her kitabında eski kahramanlarına atıfta bulunuyor ve bu jest tam kitabın ortalarında bir yerlerinde karşınıza çıkınca mütemadiyen gülümseyip zevk duyuyorsunuz bunu kaçırmanızı istemem.

Şimdilik hoşçakalın, ben buralarda bir sonraki kitabı dört gözle bekliyor olacağım.
267 syf.
BİZ BU ÇAĞIN FİYAKALI KAYBEDENLERİYİZ.

Bir okurun kütüphanesinde yıllar yılı bulundurupta okumadığı olağanüstü kitaplar vardır. Her seferinde başına gidip onları okşar ve yerine bırakır. Sonra o yıllara ihanet edip gidip başka kitaplara sarılır. Bu durumun yaşanma ihtimali 1 de 1.

Sevdiğiniz biriyle yanlış mezarlara gömülüp birbirinizi kaybetme ihtimaliniz 3 milyonda 1

İnsanın aptal durumuna düşmektense susmayı tercih etme ihtimali 4454'te 1

Dostoyevski'nin bir sabah işe giderken karanlıkta yola çıkmamıza istinaden 'aşağılık insaoğlu her şeye alışır' deme ihtimali 100 milyonda 1

Ülkemizdeki ayrılıkların, çekişmelerin, savaşların, didişmenin, olumsuzlukların bitme ihtimali 'imkansıııız'

Merhabalar, uzun zamandır inceleme yazmıyormuşum, bunu fark ediyorum. Bu sekmenin bana soğuk, yabancı olduğu nadir zamanlardır. Okuduğum bir kitabı başkalarının da okuması %98 oranında insanları mutlu etmektedir. En azından beni %98 oranında mutlu ediyor. O sebeple oransal açıdan bakmam gereken yerin ta kendim olması gerektiğini düşünüyorum. Her neyse beni de mutlu eder birinin okuduğum kitabı okuması ancak incelemelerde üstüne basa basa ''bu kitabııı okumazsanız, gözünüz açık gider. Hataların dik alasını yaparsınız, Okuyuuuun'' gibi cümlelere sığınmadım hiç. (bunları yapanları eleştirmiyor hatta destekliyorum) İlk kez okuduğum bir kitabı, yazarı elimden geldiğince size sevdirmeye çalışacağım. Bunda başarılı olur muyum bilmiyorum ancak iddiam yok. Sadece deneyeceğim.

Murat Menteş kimdir ağalar, hanımlar bu siteden önce bilmez idim. Muhtemelen bu site olmasa bilemeyecektim de. Varlığım yaklaşık 1 senedir bu siteyi işgal ediyor. Bu işgalimi gerçekleştirirken tanıdığım birçok yazar / kitap oldu. Ve eveeeet! Ben Murat Menteş gibisine rastlamadım! Hangi kitabı okursak okuyalım bir noktadan sonra bir sıkılma hali ya da dikkat dağınıklı yaşadığımız oluyor. 276 sayfa boyunca bir an olsun sıkılmadım, bir an olsun dikkat dağınıklığı yaşamadım. Eğlenceli bir dili var Menteş'in. Onca şamatanın, gırgırın arasında hayat dersi vermeyi de ihmal etmiyor. Ayrıca derin bir araştırmacı olduğu kanaatine de hemen sahip olabilirsiniz. Kolombiya kravatı mesela! Bir çok latin dizisi izlememe rağmen hiç karşıma çıkmamıştı. Senin aklına nereden esti be adam...

Hayatı fazlasıyla ciddiye alıyoruz. Çevremizdeki insanları da. Komiktir ki nesneler de bizim ciddiye aldığımız temel taşlardan. (kimseyi tanımadım ben senden daha özel: PARA) Evet neleri saydık, eğlenceli bir dili var, didaktik bir yapısı var. Bunlar tamam. Demeden edemeyeceğim başka bir özelliği de hayal gücünün sınırsızlığı. Kitabın içinde sallamasyonel bir çok öykü mevcut. (çoğu kitap zaten kurgu değil mi??) Evet kurgu içinde kurgu var. Hayal gücünün sınırsızlığı normalde beni rahatsız eder. Yok artık Lebron James! dediğim bir çok nokta bile oldu. Ancaaaak bunlar beni hiiiç rahatsız etmedi. Çünkü dil ya bu yılanı da bile yola getiriyorsa beni de tavlaması uzun sürmeyecektir. Ben de tavlandım sevgili arkadaşlar.

Yeraltı edebiyatını seven çok sever, sevmeyen de hiç sevmez. Jojo Moyes, Sarah Jio, Kahraman Tazebittiyarıngel vs gibi tatlı dilli adamları okumayı sevenler var. Yeraltı edebiyatı onlara hiç gelmez. Yeraltı edebiyatının zirvesi benim için Yeraltından Notların ''Yeraltı'' kısmıdır. Döner döner okurum, okur okur sorgularım. Ne de güzel iç hesaplaşmadır, iç organlarını ne güzel döke döke kusmadır o öyle. Leonardo Da Vinci'nin hayatının anlatıldığı Da Vinci Demon's dizisini izleyeniniz oldu mu hiç? Murat Menteş'in burada anlattığı karakteri ona çok benzettim. Belki buluşların derecesi aynılık taşımıyor olabilir ancak sürekli arayış içinde olan kıpır kıpır zıpır karakteriyle olmazları oldurur edası gözlerimde o karakteri canlandırdı. (Çok film izlemiş olmalı Murat Menteş)

Evet çok film izlediğine öylesine eminim ki! Her karşına çıkan karakteri ayrı bir dizi / film karakterine benzetiyor Menteş. Bir yere kadar açıp baktım ancak baktım olacak gibi değil ben de bakmadım. Bu kitabın ana karakterlerinden biri olan D.D. (ismi lazım değil, okuyun bilin) bir arkadaşımın tabiriyle ''voddiri vot vot, zoddiri zot zot'' bir karakterimiz. Karakter derken bildiğin Eyşan'ın elinde fırçası olan hali. Bu kitapta aşk var mı derseniz bir miktar var. Var ama öyle yüreğinizi burkmaya izin vermiyor. Ama bir yandan da olgu olarak orada ve gözünüzü kanatmayı ihmal etmiyor.

Yine Adalet Ağaoğlu'nun 'Üç Beş Kişi' adlı romanında yaşanmış bir olayı 5 farklı ağızdan dinlemiştim. Burada da aynısı gerçekleşiyor. Yaşanan olayı farklı ağızlardan dinliyoruz. Taşlar önceleri hayli ağır geliyor ancak farklı ağızlardan dinlenince birer birer yerine oturuyor. Bilim kurgu romanlarında olay örgüsünü yazarlar istediği gibi yönlendirir. Ne de olsa kurgunun sınırsız halidir. Murat Menteş ise ne kadar da dalgacı bir anlatıma yönelmiş olsa da bir ciddiyeti benimsiyor. Olayların olurluğuna, karakterlerin var olmuş olabileceğine, yaşanmış ya da yaşanması muhtemel bir kimlik kazandırıyor anlatımına.

Cephanelikleri tastamam, sınıra sevkiyatı sağlanmış, tehditlerin boyunduruğunda, konusuz bir savaşa soyunulmuş. Hikayeyi büsbütün ele alındığında karmakarışık bir labirentte gibi hissedebilirsiniz kendinizi, yılmayın. Gerçi buna izin vermeyecektir yazar. Hep bir eli yakanızda ancak gitmekte de özgürsünüz. Gi-de-me-ye-cek-si-niz!

Üzüldüm be bitmesine. Yazılacak tonlarca şey var ancak bu kadarı kafi diye düşünüyorum. Yerinizde olsam bir saniye durmam. Hemen alır, okurum. Bu keyifli anlatıda bir sürü de gerekli / gereksiz şey öğrendim. (Neyin gerekli neyin gereksiz olduğuna siz karar verin) Öyle işte keyifli okumalarınız olsuuun.

Son olarak kitaptan: ''Birini takip etmenin en iyi yolu, onun önünde yürümektir. Kimse önündeki kişi tarafından takip edildiğini aklına getirmez.''
240 syf.
·Beğendi
Bu bir inceleme DEĞİLDİR. Bu bir isyandır. :)

Kitabı okurken aldığım bir kaç "bu kitaptan neden bu kadar çok alıntı yapıyorsunuz?" şikayeti, bu isyanı dile getirmeme sebep oldu.

Belirtmek isterim, bu kitabın her sayfasından "en az" üç soru - cevap, alıntı yapmaya değer. Ben daha fazla alıntı yapmamak için yeterince kendimle mücadele verdim. :)

Şikayetler için söylemek istediğim, "BANA YAPTINIZ, DİĞER OKUYAN ARKADAŞLARA YAPMAYIN! :)))
Çünkü diğer arkadaşların da bu kitaptan alıntıları bol olacak, eminim.

Kitap hakkında sadece "Vay canına!" Diyorum.
Umarım bu seri devam eder. Etmeli. Etsin. :))

Kitabı okumayı düşünen arkadaşlar, "daha fazla düşünmeyin, kesinlikle okuyun." :)
Kaleminizi lütfen kitabın arasından eksik etmeyin, bol kahveli , keyifli okumalar dilerim. :)
318 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Murat Menteş ile bu kitabıyla tanıştım. Ve bu tanışıklık dostluğa dönüşene kadar diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.

Bir tavsiye üzerine kitabı elime aldım ve tam anlamıyla elimden bırakamadım. Normal şartlarda 300 sayfalık bir kitabı 24 saatte bitiremem fakat bu kitap ilk oldu.

Yazarın dili çok tatlı, anlatımı çok akıcı. Kullandığı tasvirler, seçtiği karakter isimleri ve kurguladığı kahramanlar da çok tatlıydı. Biraz karmaşık giden olay örgüsünde oldukça farklı ve güzel mesajlar barınıyor. Kitapta, yaşamdan bi çok şey bulabilirsiniz. Yazarın tekniğini ve hayal gücünü çok beğendim. Bir kitaba (tabi ki absürt olarak) bunca şeyleri sığdırmak hayal gücü ve teknikle alakalı olsa gerek.

Şunu da belirtmek isterim: Yazarın tarzını tam olarak şahsen ben açıklayamam ama gerçekçilikten yana olanlara gayet saçma gelecek bir hikaye. Yani kitabı elinize "Dan Brown" mantığıyla alırsanız hayal kırıklığına uğrarsınız. Durup hikayeyi değerlendirmeye kalkarsanız da aynı sonuç olur. Ama sizin böyle bir sonuç çıkarmanız yazarımızın eksiği değil zevk meselesidir. Şahsen ben kitaba bayıldım. Sözüm o ki: Ayrıntılara takılmadan kendini akışa bırakıp okuyacaksınız.

Uzun ve yorucu kitap okuyanlar, böyle tatlı kitapla bir mola verebilirler. Ve tabi ki kitap okuma serüvenimize böyle tatlı ve farklı mizahlar da eklemeliyiz.

Saygılarımla...
360 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Antik Titanik’te yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi ironik ve duygusal kelimeler had safhadadır.Olaylar Titanik gemisinde farklı farklı olaylar ele alınmış ; Başrolde felsefe profesörünün hafızasını kaybetmesi ve çevreyi anlamaya çalışması,Dedektifler,Gençleşenler gibi ilginç olaylar yer almaktadır.Hayatı felsefenin tüm bakış açılarından değerlendirmiş yani ; nihilizm,rasyonalizm,yaradılışın gerçeği,günümüzün en büyük sorunu olan depresyona yer verilmiştir.Okuyacak olanlara şunu da belirtmek isterim +18 olan yerler mevcut.Kitap tam olarak çağımızın en büyük sorunu olan cehalet ve demans(bunama) ayrıntılı bir şekilde vurgulanmıştır.Diğer kitapları kadar iyi bulamadım.
Keyifli okumalar dilerim
263 syf.
·3 günde
Adını şuan hatırlamadığım bir Türk yazar ''bu topraklarda yazıldığı için mutlu olduğum bir kitap'' diye bahsetmişti Dublörün Dilemması kitabından. (Dilemma=İkilem. TDK) Muradımın okuduğum 2.kitabıdır.Ruhi Mücerret'i okuduktan sonra kitabı nerde görsem öper,severdim.Bu kitabı da nerde görsem öper hatta makas bile alırım.

Murat Menteş farklı bir beyin,çok farklı bir yazar.3 kelime verin ve sadece 1 cümle kurmasını isteyin,size onlarca cümle kursun.Ben kendisine 'Cümle Mühendisi' diyorum kısaca.Gün yüzüne çıkmamış matrak ve matrak felsefik sözler duymak,okumak istiyorsanız bence Murat Menteş en iyisi.

Dublörün Dilemması,okuduğunuz zaman fark edeceksiniz,çok emek verilmiş,çok araştırma yapılmış ince elenip gerçekten sık dokunmuş ve üstüne üstük harika bir kurguyla soslanmış,içinde çok ince ve çok lezzetli felsefeler barındıran bir romandır.Dili yeraltı edebiyatı gelebilir hatta zaman zaman kurgusuna absürt diyebilirsiniz fakat okuyucuya kattığı değerler muazzam.Kahkaha patlatırken yamulan suratınız size kahkahayı attıran mesajı düşününce düzeliyor.Dağ gibi adamı şekilden şekile soktun Muradım.

İki,üç kez yaptığım kötü kitap seçimlerimden sonra değerli bir arkadaşımdan bana adam akıllı bir okuma listesi hazırlamasını rica etmiştim.Aslında kendi okuma listem var ama ben sadık kalamıyorum :) listeme.Merak ettiğim bir kitabı araya sokma huyumdan dolayı arada kalan her zaman kötü oluyor.Kendisinin hazırladığı listeye sadık kalacağımı umuyorum.Arkadaşımın hazırladığı listede kendisi vasıtasıyla tanıştığım ancak daha hiçbir kitabını okumadığım Murat Menteş kalibresinde bir yazar olduğunu hissettiğim Alper Canıgüz'ün,Dublörün Dilemması için kullandığı bir söz ile incelememi bitirmek istiyorum;

Ben sevdim,eller alsın.

OKUYUN LÜTFEN.

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Menteş
Unvan:
Türk yazar, şair
Doğum:
İstanbul, 1974
Murat Menteş (d. 1974, İstanbul), Türk şair ve romancıdır.

2009'da yayımlanan Korkma Ben Varım adlı romanı, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından roman dalında ödüle layık görülmüştür.

Samed Karagöz ile Klark adındaki kültür sanat programı TVNET'te yayınlanan Menteş, 2011 yılından beri Standart FM'de yine Samed Karagöz'le birlikte Nunchaku isimli programı sunmaktadır. 2012 yılında Yeni Şafak gazetesinde köşe yazıları yayınlamaya başladı ve bu işini 26 Temmuz 2013 tarihinde bıraktı, afilifilintalar.com sitesinde yazmaya da devam etmektedir.

Romancılığı

Menteş romanı Türkçe edebiyatta fazlaca karşılaşılmayan sıradışı olaylarla doludur. Ve bu sıradışı olaylar, son derece enerjik bir üslupla anlatılır. "Romanı, saatte 300 km. gidebilen bir spor araba gibi tasarlıyorum. Dileyen okur yavaş yol alabilir, fakat hızlı okunmaya elverişli bir anlatımı benimsiyorum." diyen yazar için hız, romanın temel taşlarından biridir. Dolayısıyla kitaplarında uzun tasvirlere ve betimlemelere yer vermez. Bu durumu "Eskiden romancılar bir dağı ya da bir odayı detaylı bir şekilde tasvir ederken bugün görsel çağda yaşadığımız ve herkes her şeyi gördüğü için tasvir romanı hantallaştıran bir şeye dönüşüyor." şeklinde açıklar.

Yazarın alametifarikalarından; Nuh Tufan, Hayati Tehlike, Şebnem Şibumi, Nazlı Hilal gibi karakter isimlerinden ise şu şekilde bahseder: "Biz, benlik imgesi kaymış bir toplumuz. Dikkat edin, sarsak, sığ kızların genel adı “Kezban” oldu. Ayşe, Fatma, Yahya, Süleyman gibi geleneksel isimler ile Çağatay, Tonguç, Tuğçe gibi isimler arasında sınıfsal aidiyet çağrışımı farkı var. Roman kahramanlarımı bu yüzeysel algı ve banal tasniften muaf tutmak için orijinal isimler seçmeye çalışıyorum."

Yazar istatistikleri

  • 3.607 okur beğendi.
  • 32,3bin okur okudu.
  • 786 okur okuyor.
  • 12,1bin okur okuyacak.
  • 689 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları