Murat Uyurkulak

Murat Uyurkulak

YazarÇevirmenEditör
7.6/10
830 Kişi
·
2.601
Okunma
·
263
Beğeni
·
10,2bin
Gösterim
Adı:
Murat Uyurkulak
Unvan:
Türk Çevirmen ve Yazar
Doğum:
Aydın, Türkiye, 1972
Uzun süre Radikal gazetesi dış haberler servisinde çalıştı. Milliyet Sanat, Gate, Radikal Kitap gibi dergilerde yazıları yayımlandı. Tol isimli romanı Mahir Günşiray'ın yönetmenliğiyle Tiyatro Oyunevi tarafından sahnelendi. Yine Tol romanı 2007'de Almanca'ya çevrildi.
Bana ne düşündüğümü sorduklarında, O'nu diyordum. Ve eklemek istiyordum- O kadar dev, yılmaz yıkılmaz bir O'ydu ki o, bir zamanlar, sanırım, bana ben kadar yakındı.
“Hep yarım kaldım, hiç tam doymadım, tam bağırmadım, tam dokunmadım. Bıçak ruhumda dehşet bir fısıltı gibi ilerledi ve ben tam ortamdan yarıldım. Ruhuma bir hayat yakıştıramadım.”
" Okumak mağlupların işidir, hem de derin bir yalnızlık hissinin sebebi olup çıkmıştır ... Okuduğunuz onca kitabı, hayatınızı yatırdığınız o zorlu ve hassas meşgaleyi mezara götüreceğinizden korkmaya başlarsınız... Ve siz de bilirsiniz ki yalnız ölmek zordur, arkanızda mutlaka birkaç müttefik, birkaç şahit bırakmak istersiniz ... "
Murat Uyurkulak
Sayfa 17 - Metis Yayınları
İnsan çocukken bir büyük saadet ülkesinde yaşıyor, sağa sola şu­ursuzca koşturup neşeyle kişniyor. Sonra büyüyor, büyüdükçe sa­laklaşıyor, salaklaştıkça unutuyor o mesut diyarı, bir nevi ölüyor.
Murat Uyurkulak
Sayfa 75 - Metis Yayınları
Fiziki haritayı daha çok severdim, dünya bir bütün olurdu çünkü o zaman, sınırlar kaybolurdu ve benim için bütün o kesik çizgilerle birbirinden ayrılmış ülkeler varılabilir, görülebilir birer coğrafya haline gelirdi...
264 syf.
·Puan vermedi
Tol, hayal, düş ve hayal kırıklıkları ile dolu bir kitap. Tolu anlatmaya kelimeler yetmeyecek ama anlatmalıyım çünkü sadece bir kitap değil bir devrin başlangıcı ve yitik bir aşkın gölgesidir benim için.. Okuyup hayal kurduğumuz, film çeksek acaba bu kısmı nasıl çekerdik dediğimiz fakat sonrasında hayalleri ile baş başa kaldığım ve kimseye hediye almadığım, almayacağım kitaptır.
* Devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi diye başlar Murat Abi kitabına sonrasında devam eder aynı sarsıcı keskin dille. ilk başlarda biraz dağınık gelir kitap ama sonrasında hayat gibi birden toparlanır bir düzlüğe girer o zaman konuyu daha iyi kavrarsınız. İNTİKAM!.. Kitabın dili öyle etkileyici öyle büyüleyicidir ki ben ne okuyorum duygusu yaratır insanda. Korkarsınız, anlarsınız, Yusuf'la birlikte düşer kalkarsınız.. Kitabı okurken kafanızı kaldırıp dünyanın orta noktası tam da burası ama ben yalnızım ve orta noktada olduğumu ben hariç kimse bilmeyecek diyorsunuz.
*'Hep yarım kaldım, hiç tam doymadım, tam bağırmadım, tam dokunmadım. Bıçak ruhumda dehşet bir fısıltı gibi ilerledi ve ben tam ortamdan ayrıldım. Ruhuma bir hayat yakıştıramadım.' okurken ama niçin kim üzdü bir adam böylesi bir kaleme nasıl sahip oldu diyebiliyorsunuz. Kim yoksunluklarını bu kadar iyi bilebilir ki, kim kendinin bu kadar farkında olabilir.
*Siyasi kavgaların sürüp gittiği, masum gençlerin daha mutlu gün göremeden gözlerini kapattığı bu dünya savaşlara dair en keskin cümle yine bu kitaptaydı. Neden? diye sorduruyordu niçin? ne gerek vardı siyasi haritalara sınırlar olmasaydı ve insanlar düşmanlık ile yok etmeseydi içindeki insani duyguları dedirtiyor.
* Ben şimdi nereye gideyim? Çık surlara dolaş dedi, ama dedim ben topalım. Olsun dedi, zaten surlar da yıkık. (bu cümleyi size bırakıyorum, herkes kendi topallığını ve nasıl gideceğini biliyordur diye..)
93 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Murat Uyurkulak ile tanışmam Behzat Ç. dizisi sayesinde olmuştu. Behzat’ın kızı Şule Tol kitabını okuyor, kitabı okumayı düşünen Harun’a da kitapla ilgili bilgiler veriyordu. Yıllar geçmişken şimdi düşündüğümde o sahnedeki “Devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi.” cümlesi aklıma geliyor. Harun belki kitabı hiç okuyamadı ama ben bir gün Murat Uyurkulak okuma ihtimalini hep kendime sakladım.

Bazuka renkli, canlı öykülerden oluşan sevimli bir eser. Dil bakımından birçok yerde argo kelimeler geçse de bu durum sırıtmıyor, kitaba ya da hikayelere yakışıyor diyeyim. İronik bir dil, zeka dolu öykülerle birleşince ortaya zevkle okunan bir kitap çıkmış.

Yazar, bazı öyküleri başka yazarlarla birlikte yazmış bazılarını da dergilerde yayınlanmak üzere kendi kaleme almış. Ben en çok askerde geçirdiği travmalardan dolayı kırmızı rengine karşı direnç geliştirmiş, kırmızı renk görünce boğaya dönüşen Hamza’nın hikayesini sevdim. Onu hep kırmızıyı görmemek için ev - kahvehane demeden her yerde taktığı devasa güneş gözlüğü ile hatırlayacağım.

Beğendiğim ikinci bir öykü, Emrah Serbes’in Erken Kaybedenler isimli öykü kitabına nazire olarak yazdığı Aşk, Yalnızlık ve Bazuka. Bu hikayede de tıfıl delikanlılar ve tatlı bir çapkınlık öyküsü var.

Kitabın şahdamarı ise ötekiler üzerine yazılmış öyküler: Ermeniler, gayler, Kürtler vs. bilimum ötekiler, öykülerde kendilerine yer bulmuş. Özellikle Şarap öyküsü Ermeni meselesi sessizliği üzerine ince, dokundurmalı güzel bir eserdi.

Kitabın ilerleyen sayfalarında dini konularda hassasiyetleri olan okurlar için can sıkıcı cümleler, paragraflar var. Onu da Murat Uyurkulak’ın nevi şahsına münhasır dünya görüşü olarak kabul edip geçelim. Her yazarın keskin veya yumuşak yanları var. Dini konular Murat Uyurkulak’ın bıçkın tarafları belki de.

Öyküler hızlı akan, herkesçe okunabilecek metinlerdi. Ben beğendim. İlerleyen zamanlarda da okuyacağım.

Peki yazarın soyadı neden Uyurkulak?
264 syf.
·11 günde·7/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı, Hakan Gündayın bir söyleşisinde beğendiği Türk yazarlar arasında olduğunu belirttiğini hatırlıyorum. O günden beri bir kitabını okumayı istiyordum, sonunda bitti. Yer yer dilini ve anlatımını çok dağınık buldum, konu daldan dala , karakterden karaktere bağlantı kurulmadan atlanmış . Ama konu itibariyle geniş bir zaman dilimini kapsadığı için belki de olması gereken buydu kitabı yazarken.

Konu siyasi hayatın içinde aktif rol almış, devrim yapmak gibi kocaman ümitleri olan nice insanın darbeler sonucunda parçalanan, dağılan, lime lime edilen hayatlarını ve sadece aktif rol alanın değil o kişinin eklentisi olan her insanında dolaylı olarak bu parçalanmadan etkilendiğini konu alıyor.

Yer yer yapılan işkenceler, sorgu sırasında yaşananlar anlatılmış. Yol arkadaşlarının hepsi bir şekilde yolunu bulmuş , ama kendisi delirecek kadar dusunmekten , sorgulamaktan bitap düşmüş bir benlik.

Çok siyasete dokunmadan anlatılan siyasi dönemler kitabı, meraklılarına tavsiye ederim. Bol kitaplı günler dilerim, keyifli okumalar:))
264 syf.
·7 günde·7/10
Yazarın canı yanmış, yazdıkça canının acısı geçer sanmış, yazdıkça daha da yanmış…

Yakınçağ Türkiye ve dünya tarihi kitaplarını gördüğünüzde, Japon turistler gibi şaşkın şaşkın bakmaya başlıyorsanız kitabı tam olarak özümsemeniz zor.

Birbirinden farklı olayları art arda sıralıyor derken bir süre sonra tek bir şeyi anlattığını fark ediyorsunuz. Kurgu takdire şayan…

Sözün özü, çook karamsar bir kitap. İnsanda ne parçalayacak edebiyat ne de söyleyecek söz bırakıyor. Ne yaparsak yapalım değiştiremeyeceğimiz DÜZEN i diyor.

O zaman ne yapıyoruz ????

Hunileri çıkarıyoruz, kim ne derse desin umut fakirin ekmeğidir deyip , bugün gülmeyebilirim ama benden alamayacağınız bir “yarın” var diyoruz.

Gelmeyeceğini adımız gibi bilsek de “o gemi bir gün gelecek İsmail Abi” demeye devam ediyoruz…

Yani şarkı söylüyoruz hemi de avaz avaz…

https://www.youtube.com/watch?v=o28aI34_pms
264 syf.
·14 günde·7/10
Ciddi anlamda beyin yakıcı bir kitap. Yavaş yavaş okumama rağmen karakterler, zaman, mekan arasında kayboldum. Dili akıcı ve anlaşılır. Kurgu inanılmaz karışık. Hikaye çok farklı.Tekrardan okumak üzere rafa kaldırıp biraz akıcı bir kitap tercih edeceğim.
Sonrasında yine yazarin BAZUKA adlı kitabını (edit 🤦‍️) okumak istiyorum.
264 syf.
·Puan vermedi
Sevgili İrfan Karakoç farkı ile okuduğum kafamı allak pullak eden fakat içimde tuhaf duygular uyandıran roman. Çok sevdiğim bir arkadaşım hediye etmişti ama başta sarmadı okuması sıkıldım. Daha sonra tekrar okumaya başladım ve ilerlettim. Modern dönem diliyle yazılmış kurgu bakımından garip bir roman. Yine ezilmişlerin ve ötekileştirilmişlarin romanı. İçimden hep şöyle bir başlık geçiyor “TOL bir intikam romanıııı” bunu tekrarlayıp duruyorum belki de şairin ve Ahmet’in başından geçenlerin bir intikam örgüsü içinde geçmesindendir. Kitaba çok önyargılı başlamıştım ama sonunda değdi. Günümüz romancılarından okunabilecek nadir romanlardandır..
200 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Tek nefeste okunuyor bazı kitaplar. Bu kitap benim için tüm gün ayrılamadığım, elimden bırakamadığım bir uzvum gibiydi. Okumanız lazım. Baş karakterin Kendiyle konuşmalarındaki samimiyeti yakalamanız için, bir sevgiliye, bir sevdaya bahşedilen bir ömrün nasıl katedildiğini görmeniz için okumanız lazım.
96 syf.
·3 günde
Özellikle ilk hikayede okuyucu ve yazara dair manifesto niteliğindeki söylemler çok hoşuma gitti. Hikayelerin hepsinde vurucu dikkat çeken cümleler var. Yazar politik duruşunu gene hikaye arasına yedirmeye çalışmış. Belki de bunu yapmaya çalışmasa hikayeleri daha iyi olacak. Sıkılmadan keyifle okuduğum bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat Uyurkulak
Unvan:
Türk Çevirmen ve Yazar
Doğum:
Aydın, Türkiye, 1972
Uzun süre Radikal gazetesi dış haberler servisinde çalıştı. Milliyet Sanat, Gate, Radikal Kitap gibi dergilerde yazıları yayımlandı. Tol isimli romanı Mahir Günşiray'ın yönetmenliğiyle Tiyatro Oyunevi tarafından sahnelendi. Yine Tol romanı 2007'de Almanca'ya çevrildi.

Yazar istatistikleri

  • 263 okur beğendi.
  • 2.601 okur okudu.
  • 72 okur okuyor.
  • 1.199 okur okuyacak.
  • 78 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları