Mustafa Akgün

Mustafa Akgün

Yazar
7.9/10
56 Kişi
·
152
Okunma
·
0
Beğeni
·
2.131
Gösterim
Adı:
Mustafa Akgün
Unvan:
Yazı işleri müdürü
Doğum:
Uşak, 1946
1946 yılında Uşak/Ortaköy’de doğdu. İlkokulu doğduğu köyde, orta öğrenimini Uşak Lisesini bitirerek tamamladı. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden Ziraat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Master çalışmasını tamamladı. Tarım Bakanlığının muhtelif birimlerinde teknik eleman, idareci ve bürokrat olarak çalıştı. En son Tarımsal Araştırmalar Genel Müdür Yardımcılığı vazifesinde bulundu.

Evli ve üç çocuk babasıdır. İngilizce, Arapça ve Almanca bilir.

Yazı hayatı bazı dergi ve gazetelere makaleler yazmakla başladı. Aylık Yeni Odak dergisinin sahip ve yazı işleri müdürlüğünü yapmaktadır.

Şu ana kadar 37 kitabı yayınlanmıştır. Satı Gelin’in Türküsü romanını film sinopsisi haline getirmiş, bu sinopsis Esra Filmin açtığı yarışmada 110 (yüz on) sinopsis içinde üçüncülük alarak mansiyona layık görülmüştür. Ayrıca Gönül Dağı adlı romanı da İstanbul-Tuzla Belediyesinin açtığı roman yarışmasında 70 (yetmiş) roman içinde yedinci olarak mansiyon almıştır. Merih’ten Münih’e ve Gurbet Çiçeği adlı romanlarını birleştirerek Gurbet Çiçeği adında film senaryosu haline getirmiştir. Çekim için gerekli hazırlıklar yapılmaktadır.
"Ben bu cemiyete girmem ..
"Ben başkalarının yaptığı prensiplere değil "ancak kendi prensiplerime uyarım"
.................Mustafa Kemal Atatürk. .
Hayme Ana büyükçe bir kayanın üstüne çıktı. Oradan Kayılılara konuşmaya başladı:
"Biz namusumuza halel getirmeyen bir milletiz. Aile ve cemiyet namus sayesinde sapasağlamdır. Bir kadın kendi erinden başka er bilmez. Bir erkek için kendi kadınından başkası bacıdır, anadır. O yüce Peygamber de öyle yapıyordu. O aile residir. Bütün ümmetin aile residir.
Akça gürlercesine Bizanslı Basilis'e şunları söyledi: "Siz devleti insana zulmetmek için kurarsınız. Biz devleti insanca yaşatmak için kurarız."
Roosvelt ,Churchill ve Stalin arasında 1945 yılında yapılan Yalta anlaşmalarının savaş sonrası dünyadaki çatışmaların arkasında yattığı belirtiliyordu ..
Bu dünya liderleri arasındaki gizli anlaşmalar aralarında
Doğu avrupanın Stalin'a bırakılması ..
Ortadoğu "nun Ingiltere'ye verilmesi ..
Pasifik ve Güney doğu Asya'nın Amerika ya teslim edilmesi şartları vardı
Churchill in belgeleri ve yazışmaları ortaya çıkardığı 1970 lerde kanıtlandı ..

23/eylül /1950 de Mc Carthy şöyle söylemişti
"Kore tepelerinde ve vadilerinde ölen genç adamların ölüm fermanı burada (Yalta)da imzalanmıştı ..
yarın Hind_i Çin (ya da Viyetnam adı verildi)ormanlarında ölecek genç adamların ölüm fermanı da burada imzalandı. .
"Sultanım!...Duyduk ki Bizanslılarla savaşa girmek üzeresiniz. Cihad her Müslümana farzdır. Müslüman Kürtlerle Müslüman Türkler birbirinin kardeşidir. Türk- Kürt kardeştir. Dolayısıyla sizin safınızda savaşa girsek gerektir."
Eser Malazgirt Savaşını ön hazırlığından bahsedip daha ziyade, Sophia ve Bahadır'ın, Mestan ile Aybüke'nin aşkını anlatıyor. Dini menkıbeler ise Alparslan'ın, Şeyhi Abdülmelik'in ağzından aktarılıyor...

İmparator Romanos Diogones'e gönderilen elçilerin diyalogları, komutanları ve içlerinde ki ihanetin, savaş meydanında ortaya çıkması ise düşündürücü...

Cihad ve şehitliğin kutsallığın, Sav Tekin ve Sungur'un komutanlıkları ile ordunun bu büyük savaşta düşmanın sayı olarak üstün olsa bile akıl ve iman gücü ile kazanılacağına, savaş taktiklerinin önemi, Alparslan'ın savaş meydanında askerleri ile birlikte savaş alanında bulup cenge katılması ilginç olan bölümler...

Bizans komutanı Leon girdiği her yerde çocuk, yaşlı, demeden kadınlara tecavüz edip öldürmekten geri kalmayan bir askerdir. Zalimliği ve acımasızlığı ile ünlü bu asker, kendisine sağlanan adaletin hakkını verip sözünde duracak mıdır?


İki gezgin keşiş olan Yorgo ve Manuel ise mutluluğu aramak için çıktıkları yolda, Malazgirt Savaşına kadar orduyu takip edip, İslam adaletini bizzat görüp şahit olacaklarından habersiz kendi aralarında iddiaya girip sonucunu beklemekle geçiriyorlar...


Açıkçası eseri alırken, daha çok tarihi bilgi ve Selçuklu Sultanı Alparslan hakkında bilgi olacağını düşünmüştüm, bu yönde hayal kırıklığına uğradım...
Çok sade ve akıcı bir dil kullanılmış ama bir o kadar da anlatım tarzı olarak muazzam aralara serpiştirilen beyitler, dörtlükler ünlü şeyhlerden, dervişlerden, mevlana'dan inciler saçılmış resmen.
Özellikle Lise çağındaki gençlerin okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Tarihimize ilgi duyan kişilerin kaçırmaması gereken güzelliklerden
Edebali Türbesi, Bilecik’te bir tepenin üstündedir. Bu türbeyi çok kişi ziyaret etmektedir. Ziyaretçilerden gönül gözü açık olanların, zihinleri berrak olanların içine şu sözler aksetmektedir:

“Ahmet Yesevî midir, Horasan erenlerinden biri midir?
Edebali midir, Dursun Fakih midir, Kumral Abdal mıdır?
Hacı Bektaş Velî midir, Sarı Saltuk mudur?
Ahî Evren midir, Mevlana mıdır, yoksa Yunus Emre midir?
Bir eren şunları söylemektedir:
‘Erenler o kişilerdir ki görüldükleri zaman Allah akla gelir.’
Öylelerini gördüğünüz zaman eteklerinden tutun.
Gönüllerine girmeye çalışın.
Onların gönüllerine Allah’ın nurları tecelli eder.
Kendini fethedemeyen bir şey fethedemez.
Onlarla kendinizi fethedin.
Nefsini bilmeyen Rabbini bilemez. Onlarla nefsinizi bilin.
‘Padişah konmaz saraya hane mamur olmayınca’ denilmektedir.
Onlarla gönül hanenizi mamur edin.
Ancak Allah’ın Didarını, Cemalini açtığı haneler, gönüller mamur olur.
Zaten böyle muhteşem bir zatın hayatının kitabı nasıl güzel olmaz.Yunus Emre'nin hayatı şiirleri felsefesi hayatını etkileyen zatları görebiliyoruz.Dil itibari ile çok sade idi birkaç kelimenin anlamını bilmiyordum ama kitabın sonuna sözlük eklenmişti.Bölümler kısa kısaydı.Çok beğendiğim bir kitap oldu.Tek sorunum bazı yerlerde tekrara düşülmüş.
Tarihi sevdiğim için bu tarz kitapları beğeniyorum. Tarihimizi çok güzel anlatıyor.Tabiki eksiklikler olabilir. Ama yinede güzel bir kitap. Tarih sevenlere tavsiye ederim.
Evet mutlaka okunmalı!!! Kardeş olmanın önemini anlatıyor gibi görünen konumuz Alevilere ders niteliğinde! Alevileri ateist olarak örnek alıp onlara doğru yolu gösteren bir durum söz konusu. Aynı değerlere sahipken Din'i öğretmeye çalışmak hangi hakla? Objektif bakmak gerekiyorsa eğer bu kitap Alevi Sünni kardeşliğini değil Alevilerin haklı dışlanmalarına yer veriyor ve bunu çok yumuşak bir anlatımla sağlıyor. Ne yazık ki objektif değil...
Bununla birlikte 31 Mart vakası, Menemen olayı ve Sivas katliamı için söylemleri maalesef içler acısı.
Kitap yalın sade ve akıcı bir dille ele alınmış.Okuyucuyu sıkmadan, tarihteki önemli olayların siyasi dini ve içtimai yönlerini sağ ve sol kesim yazarlarının bir çoğundan alıntılar yapılarak Fransız ihtilal'inden İsrail'in kurulmasına kadar bir çok olaya açıklık getiren yazar kendi yorumunu katarak okuyuculara sunmuştur.Özellikle yakın tarihteki birçok olayın hakikatine vakıf olabilmek için okunması gereken kitaplardan birisi diye düşünüyorum.
Osman Bey'i bu kadar sevmesem okuyamazdım kitabı. ağladığım sayfalar da oldu okumadan atladıklarım da.. yine de hayallere sığmayan kahraman için okunmaya değer bir kitap..
okuduğum kitapta çok taraflı ve sadece din üzerine ve sanki hep türkiye cumhuriyetini kuranlar yahudi ahlaksız iki yüzlü gibi gösterilip osmanlı ve kendilerince uyguladıkları islamcılık övülüyor cumhuriyet düşmanlığı üstü örtülü de olsa işlenmiş bir kitap onun için yazarın ikinci kitabı olanlar tarih boyunca iki yüzlüleri okumadım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Akgün
Unvan:
Yazı işleri müdürü
Doğum:
Uşak, 1946
1946 yılında Uşak/Ortaköy’de doğdu. İlkokulu doğduğu köyde, orta öğrenimini Uşak Lisesini bitirerek tamamladı. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden Ziraat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Master çalışmasını tamamladı. Tarım Bakanlığının muhtelif birimlerinde teknik eleman, idareci ve bürokrat olarak çalıştı. En son Tarımsal Araştırmalar Genel Müdür Yardımcılığı vazifesinde bulundu.

Evli ve üç çocuk babasıdır. İngilizce, Arapça ve Almanca bilir.

Yazı hayatı bazı dergi ve gazetelere makaleler yazmakla başladı. Aylık Yeni Odak dergisinin sahip ve yazı işleri müdürlüğünü yapmaktadır.

Şu ana kadar 37 kitabı yayınlanmıştır. Satı Gelin’in Türküsü romanını film sinopsisi haline getirmiş, bu sinopsis Esra Filmin açtığı yarışmada 110 (yüz on) sinopsis içinde üçüncülük alarak mansiyona layık görülmüştür. Ayrıca Gönül Dağı adlı romanı da İstanbul-Tuzla Belediyesinin açtığı roman yarışmasında 70 (yetmiş) roman içinde yedinci olarak mansiyon almıştır. Merih’ten Münih’e ve Gurbet Çiçeği adlı romanlarını birleştirerek Gurbet Çiçeği adında film senaryosu haline getirmiştir. Çekim için gerekli hazırlıklar yapılmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 152 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 97 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.