Mustafa Çevik

Mustafa Çevik

8.1/10
47 Kişi
·
86
Okunma
·
7
Beğeni
·
4.271
Gösterim
Adı:
Mustafa Çevik
Unvan:
Yazar
Doğum:
Elazığ, 1967
1967 yılında Elazığ'ın Maden ilçesinde doğan yazar 1988 yılında Fırat Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Farklı liselerde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra Süleyman Demirel Üniversitesi'nde Yeni Türk Edebiyatı üzerine yüksek lisans yapar. Daha sonra Kiev Dil Bilimleri Üniversitesi ve Kiev Milli Savunma Akademisi'nde yabancılara Türkçe eğitimi verdi. Halen dizi ve sinema senaryoları yazarak hayatına devam eden yazarın ilk yayımlanan eseri ''Hükümdar'' dır.
Dünyanın dış güzelliklerine aldanma sakın. Körü körüne içine dalma. Bütün kötülüklerin başı cahilliktir ey kutluluğun yolcusu! Dünya yalancı, dünya zalim, dünya vefasızdır. İnsanların bir konduğu, sonra uçtukları bir varlık. Bilirsen eğer insan ömrünün aynasıdır dünya. Ona fikrinle bak ki ömrünün nasıl ve nereye gittiğini bilesin. Sonsuz gerçeğin değişmezliği yanında, dünyaya ve dünya malına inanmak cahilliktir inan.
Bilginin aslını öğrenmeden, halka bilginlik taslayan günümüz şeyhleri, bellerine bağladıkları kuşaklar ve cübbeleriyle özlerinin insan olduklarını sanıyorlardı. İlim olmayınca başa koyulan sarık neye yarar ki?
"Yanılırsan asıl Tanrı'ya her şeyi benzetebilirsin. Yanılmazsan eğer Tanrı bizzat senin gönlüne yerleşir.
İşte o zaman mercimek kadar kaygı sende olmaz."
Mustafa Çevik
Sayfa6 Yayınları
Acılar içinde kıvranan Türk halkı,
Nihayet kendi kendine sormaya başlamış:
Hani ben, ili, ülkesi, şanı, şerefi
Ve imparatorluğu olan bir millettim!
Nerede şimdi benim ilim, ülkem,
Şanım, şerefim ve yüce imparatorluğum?
Şimdi ben, hangi il’e, ülkeye hizmet ediyorum?
Kimin için il, ülke, şan, şeref, devlet kazanıyorum? demiş.
Hani ben, kendi kağanı olan bir millettim!
Nerede şimdi, benim kağanım?
Ben, şimdi hangi kağana hizmet ediyorum?
Hangi Kağanın işinde gücünde ömür tüketiyorum? demiş.
Böyle deyip düşünerek Çin kağanına düşman olmuş.
Düşman olmuş ama, iyi düzenlenip, örgütlenemediğinden
Çin boyunduruğundan kurtulup, bağımsızlığını kazanamamış.
Aşina'nın kağan, Aslan'ın da vezir olması Bumin ve İstemi'den sonra gelenekselleşmişti. Bu liderler genellikle birbirlerinin derinliğinden dolayı bir danışman gibi çalışmışlar, kağanlığın koruyucusu, devletin muhafızı görevini üstlenmişlerdi. "Otu ot, odunu odun, aslanı vezir bilirsen yanlış yapmazsın" demişti babası Kutluk'a. Odundan at, ottan da kırbaç olmayacağı gibi, iyi yetiştirilmemiş ve asil bir soydan gelmeyen kimseden de devlet adamı olamazdı. Türk kağanlığını kuran iki ruh Aşina ve Aslan sülalesiydi.
Gerçek mutluluk dünya malıyla kazanılabilir mi? Amacım gerçeğe ulaşmak elbette. Ve o benim kalbimde.
Kutluk, beraberindekilerle Ötüken'e ulaştığında hızla atından indi. Yüzü dağa dönük biçimde yere diz çöktü. Ellerini açarak Tanrı'ya dua etti. Ötüken'e ulaşmak kutsal bir görevin yerine getirilmiş olması demekti. Orta Asya'da kağanlık otağını Ötüken'de kurmayan hiç bir kabile iktidar olamazdı. Burası bozkırın kalbiydi. En uzaktaki Çin'den en yakındakilere kadar hiçbir düşman Ötüken'e yerleşen Türklerle başa çıkamazdı. Türk Halkı Ötüken'i terk ettiği, Çin'e yakınlaştığı için çok kez yenilmiş, yok olmaya yüz tutmuştu. Şimdi yeşerecekler, bahar çiçekleri gibi bozkıra hakim olacakları günlerin arifesine gelmişlerdi.
Elli yıldır bize ait olmayan bir dünyada yaşıyoruz. Gitmeliyiz. Ötüken'e, anavatana gitmeliyiz.
Gerçeği saptıranlar ağ sererek halkı avlamaya çalışırlar her zaman.
Ölümün gerçeği apaçık göz önünde dururken, dar kabirde canının yanacağını düşünmeden dünyalık her şey için korkuya düşenler halk için ne yapabilirler ki?
Orta Asya'da yaşayan Türk boylarının birbirleriyle amansız mücadeleleri, günlük yaşamları ve kültürel özellikleri harmanlanarak ortaya güzel bir tarihi roman çıkarılmış. Tarihi roman sevenlere öneririm.
"Mevlâna'nın hümanist bir şair, Mesnevi'nin alıntılar yapılan bir özlü sözler kitabı, Semanın ise artık düğünlerde bile keyif verici bir eğlence aracı olarak algılandığı tuhaf bir zamanda yaşıyoruz."
Önsözü ile zamanımız yaşantısının özetini açık olarak kavratan yazar Mustafa Çevik'in okuduğum ilk romanı oldu.
Hakikat arayışı içinde olan Ahmet Yesevi'nin o mükemmel yolculuğunu konu olarak almış yazar. Her bir cümlesi altın değerinde olan bu kitabı sindirilerek yavaş yavaş okunması taraftarıyım. Okuduğumda kendi yaşantımı düşünerek avuç içlerimin terlediğini bedenimi sıkıntılar kapladığını hissettim. Tasavvuf çok okumamış olan benim için güzel bir 'uyanma romanı' oldu. Bir süre etkisinden kurtulamıyor insan.
İsmine ve arka kapak yazısına vurularak aldım ancak çok uzun sürede okuyabildiğim tasavvuf kitaplarına olan merakıma rağmen sadece bitirmiş olmak için okuduğum bir kitap.
Kitapla ve yazarla ilgili hiç bir fikrim olmadan kitap fuarında, biraz da yayınevine ve konusuna itimat ederek aldığım bir kitaptı. Açıkçası pek başarılı bulmadım. Beklentilerimin hayli altında kaldı.Oysa ki Göktürk Devleti dönemini vaat ederek merak uyandıran bir romandı. Çin prenseslerinin entrikaları, Türklerin sürekli bölünmeleri var romanda.
Bir milletin devlet oluşunu adım adım anlatan bir roman. Yazarın diğer kitapları gibi bunuda okurken kendimi Orta Asyanın bozkırlarında hissettim. Kitabı okurken kimi zaman Bilge Kağan oldum kimi zaman kardeşi Göl. Eski Türk Tarihine meraklı olanlar için okunacak bir eserdir diye düşünüyorum.
Ortaasyanın bozkırlarında birleşmeye niyetli olan dağınık Türk boylarının birleşme serüvenini anlatan bu kitapta oğuzların özellikleri ve beylerinin nitelikleri üzerinde durulmuştur. Özellikle kitabın aralarında verilen kısa tavsiye ve öğütlerle kitap kendini okutmayı başarıyor.
İslamiyet öncesi Türklerin yaşam tarzını,törelerini,gelenek ve göreneklerini,inanışlarını masalsı bir dille anlatmış yazar . Tarih öğretmeni olsam lisede öğrencilere okumaları için ödev vereceğim bir kitap ...
Kitabı proje ödevim sebebiyle bişgi edinmek amacıyla okumuştum ama okudukça bende bu konusa daha fazla bilgi edinme hevesi isteğine sebep oldu. Kendi tarihimizi kendi atamızı romansal bir üslupla çok güzel ve sürükleyici bir şekilde anlatmış.
Kitabı okumak isteyenler vakit kaybetmeden alsın okusun çok güzel bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Çevik
Unvan:
Yazar
Doğum:
Elazığ, 1967
1967 yılında Elazığ'ın Maden ilçesinde doğan yazar 1988 yılında Fırat Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Farklı liselerde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra Süleyman Demirel Üniversitesi'nde Yeni Türk Edebiyatı üzerine yüksek lisans yapar. Daha sonra Kiev Dil Bilimleri Üniversitesi ve Kiev Milli Savunma Akademisi'nde yabancılara Türkçe eğitimi verdi. Halen dizi ve sinema senaryoları yazarak hayatına devam eden yazarın ilk yayımlanan eseri ''Hükümdar'' dır.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 86 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 35 okur okuyacak.

Yazarın sıralamaları