Mustafa İslamoğlu

Mustafa İslamoğlu

8.4/10
198 Kişi
·
1.188
Okunma
·
102
Beğeni
·
5.378
Gösterim
Adı:
Mustafa İslamoğlu
Unvan:
Türk İlahiyatçı, Şâir
Doğum:
Develi, Kayseri, 28 Ekim 1960
Mustafa İslamoğlu, (d. 28 Ekim 1960, Develi, Kayseri) Türk ilâhiyatçı, şâir. Edebiyat, İslam hukuku, İslam tarihi, tefsir gibi alanlarda çalışmalar yapmış, çeşitli eserler vermiştir.

Yaşamı

Mustafa İslamoğlu, 28 Ekim 1960 senesinde Kayseri'nin bir ilçesi olan Develi'de dünyaya geldi. İlk ve orta eğitimini doğduğu ilçede yaptı. Kendisi ilk hocasının babası olduğunu, ilk Arapça ve temel İslami ilimlerini ondan aldığını söyler. Yüksek öğrenimine, ilk önce Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü'nde başlamış, akâbinde İlâhiyat Fakültesi'nde, daha sonra da Kahire'de, El-Ezher Üniversitesi'nde İslam Hukuku Fakültesi'nde sürdürmüştür.

Yazı hayatına edebiyatla başlamış, ilk makalelerini 1980'de Milli Gazete'de, daha sonra 1982-83 yılları arasında Yeni Devir gazetesinde yayınlamıştır. Edebi ürünlerini ise Mavera, Aylık Dergi ve Dergâh gibi yayın organlarında yayımlamış ve üniversiteler arası şiir yarışması birincilik ve ikincilik ödülleri almıştır.

Mustafa İslamoğlu'nun şiirlerinden oluşan ilk kitabı Heyelan, 1987 yılında Aylık Dergi Yayınları tarafından yayınlandı. 1989 yılında ise İslami hareket önderleriyle yaptığı söyleşiler Öncülerle Konuşmalar adı altında kitaplaştırıldı.

Kahire'de eğitim için bulunduğu yıllarda bir yandan İslami araştırmalarda bulunmuş, bir yandan da dersler vermiştir. Burada, 1990 yılında İmamlar ve Sultanlar adlı İslam tarihinin ilk 150 yılını ele alan eleştirel tarih niteliğindeki ve kendisinin ilk araştırma ürünü olan eserini vermiştir. Aynı yıl, Yürek Devleti adıyla İslami Hareket Eleştirisi'ni de içinde barındıran ilk denemesini kaleme aldı ve aynı dönem Mısırlı yazar Safinaz Kazım'ın fi Mez'eleti's-Sufur vel Hicab adlı eserini, Kadının Özgürlüğü adıyla tercüme ederek ilk çevirisini de yayımlamış oldu. İlk cildini Kahire'de diğer ciltlerini Türkiye'de kaleme aldığı Anadolu İslami Hareketleri (şimdiki adıyla:İslami Hareketler ve Kıyamlar Tarihi) serisini 1991-93 yılları arasında peşi peşine yayımlamıştır. Bu serinin ilk cildini Hasan Ali el-Beyyumi ile birlikte Arapça'ya çevirmiştir.

1993'de İman adlı eserini ve 1994 yılında geniş kapsamlı bir eleştiri niteliğindeki araştırma eseri olan Yahudileşme Temayülü adlı eserini verdi. Seminer notlarından oluşan Tavsiyeler I ve Tavsiyeler II de bu tarihlerde yayınlandı(1995-1998).

Kahire-Mekke hattında yazdığı şiirlerini Yasin adlı kitabında 1991 yılında toplamış, 1996 yılında ise tüm şiirlerini Divan adlı eserinde bir araya getirmiştir. Kahire'de verdiği tefsir derslerini bir konulu tefsir örneği olan Adayış Risalesi başlığı altında kitaplaştırmıştır.

1992 yılının Ekim ayından beri başlattığı tefsir dersleri, 15 yıldır devam etmekte ve bu dersler adlı siteden canlı olarak izlenebilmektedir.Tefsir Dersi Yine 1998'de başlayan Tefsiru-l-Kur'an Te'vilu'l-furkan adlı görüntülü ve sesli tefsir projesinde bugüne kadar 170'den fazla ders yayımlamıştır. Proje, Kur'an'ın tamamının görüntülü olarak tefsirini hedeflemiş ve 2008 yılında tamamlanmıştır.

Görüntülü tefsir ile birlikte başlayan Gerekçeli Meal adı verilen Kuran'ın Türkçe tercüme çalışması da yukarıdaki projeyle eş zamanlı olarak yürütülmüş ve aynı tarihte tamamlanmıştır.

Mustafa İslamoğlu, kimilerinde halen yazmaya devam ettiği Anadolu'da Vakit, Selam, Ribat, Yeni Şafak, Meydan, Aylık Dergi, Özgün Duruş gibi gazete ve dergilerde yayınlanan makaleleriniMakalat, Şafak Yazıları, Dağarcık, Yokluğunda Düşülmüş Notlar, Savaş Kesmeyen Sözler, Sözün Gücü mü, Gücün Sözü mü, Yerliler ve Yersizler, Ayetlerin Işığında isimleriyle kitaplaştırmıştır. Ayrıca kendisiyle yapılan söyleşiler, Söyleşiler I ve Bir Yaradan Kurşun Çıkarır Gibi adlarıyla yayımlandı.

Mustafa İslamoğlu, bir gazetede yazdığı makale nedeniyle 1 yıl ve Ankara'da kapalı bir forumda sunduğu Kürt Sorununa Islami Çözüm başlıklı tebliğinden dolayı 1,5 yıl olmak üzere toplam 2,5 yıllık Gölcük Cezaevi'nde başlayan mahkumiyetini, Ankara Yarıaçık Cezaevi'nde tamamlamıştır. Cezaevinde çok zor şartlar altında Macar Oryantalist Ignaz Goldziher'in De Richtungen der İslamichen Koranauslegung adlı eserini, Arapça tercümesinden Türkçeye çevirdi. 1997 yılında Human Rights Watch Helmann-Hammet 1997 ödülünü aldı.

Yazarın bunlardan başka II. Uluslararası Fetih Sempozyumu'nda sunduğu tebliğ, 1997 yılında Yürek Fethi adıyla kitaplaştı. Mekke'de kaleme aldığı Hac Risalesi 1998'de yayımlandı. Aralık 2000 tarihinde dini çevrelerde hayli ses getiren eseri Üç Muhammed'i yayımladı. Amerika/Atlanta'da verdiği seminerler, 2001'de Hayatın Yeniden İnşası İçin adıyla yayımlandı.Bunu 2000 yılında yayımladığı Ne Yapmalı-Nasıl Yapmalı-Kiminle Yapmalı adlı eseri takip etti. Yazar, 1983 yılında kaleme aldığı Seyrani adlı ilk edebi kitap çalışmasını 2002'de yayımladı. Allah: Tanımak-Bilmek-Anlamak adlı eser, yazarın yayımlanmış son kitabıdır. Yazar, İslami İlimler Akademisi'nde tefsir usulü dersleri vermekte ve Anadolu'da Vakit gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca yazarın konferans, seminer, hutbe ve konuşmalarından oluşan onlarca görüntülü eseri bulunmaktadır.

Yazar, evli ve beş çocuk babasıdır.
Bir İsrail'li diplomat Londra'da saldırıya uğrar bunun adı terörizmdir. Bir yıl içersinde (1988) tek silahı çakıl taşları olan tam 327 Filistin'li çocuk İsrail askerleri tarafından öldürülmüştür. Bunun adı düzeni sağlamadır. Buna karşılık aynı yıl çoğunluğu çocuklara kurşun sıkan asker olmak üzere ölen İsrailli sayısı 8'dir ve bunun adı da İslamcı terördür.!!!!
Mustafa İslamoğlu
Sayfa 202 - Denge yayınları
Doğruyu doğru yerde, doğru zamanda ve doğru bir üslupla söylemezsen, o doğruya zulmetmiş olursun.
Mustafa İslamoğlu
Sayfa 35 - Düşün Yayıncılık
Yürekler arası eskiden var olan yollar kullanılmaya kullanılmaya unutulmuş, yeni yollar açılmamış, hatta yürekler arasına modern çağ, modern Berlin duvarları ve Çin setleri inşa etmiştir. Yürekler arasına inşa edilen tüm modern engellerin harcı da ideolojiler olmuştur.
Mustafa İslamoğlu
Sayfa 40 - denge yayınları
Üç Muhammed, iki tasavvur bir gerçek Muhammed. Kitabın ismi ilk başlarda dikkat çekiyor, belki de rahatsız ediyor. Nedir bu Üç Muhammed, üç tane Muhammed mi var? Kaynaklara ve tarihe bakılınca, biraz da düşününce karşımıza üç tane Muhammed çıkıyor.

Birisi aşırı yüceltilen, arkasından ağlanılan, sakalından, saç telinden hatta hırkasından bereket, medet beklenen, sakal ve saç telinin olduğu cam fanusu öpülüp göze, yanaklara ve dudaklara sürülen (maalesef pis bir de eylemdir) o parçaların önünde salavatlar getirip bazen tavaflar edilen, yürüdüğünde iz bırakmayan, teri toprağa damladığında topraktan anında gül çıkan, biz ümmetin ona karşı "insan – insan" ilişkisi olması gerekirken aşırı yüceltme sonucu "insan – aşkın" ilişkisi olan, dünya, evren yaratılmamışken O’nun nuru yaratılmış, insan topraktan yaratılırken melek nurdan yaratıldığına göre akıllara insan mı melek mi sorusunu getiren, hâşâ Allah'ın bile ona aşık olduğu ve habibim (sevgilim) dediği, bir yandan açlık çekerken diğer taraftan bir tabak yemeği koca bir orduya yetiren, bir damla sudan çölde susamış askerlerin susuzluğunu gideren, Kur’an kendisine mucize verilmedi derken siyerlerde daha doğar doğmaz ayı parmak ucunda top gibi gezdiren, ayı ikiye bölen, bölünen ay da küçük bir parçaymış gibi bölündükten sonra bir kişinin bahçesine düşen, camilerde Allah’ın anılması gerekirken, Allah’tan şefaat ve af dilenmesi gerekirken maalesef hiç istemediği şekilde aşırı yüceltilip kendisinden af ve şefaat dilenen Muhammed, çok sevilen, aşırı yüceltilen artık aşık olunan Muhammed.

Bir başka Muhammed de sadece postacı gibi görünen, hiçbir şekilde bir sözünün, bir hareketinin dini bir kaynak olarak görülmediği, bir aktarım kablosu gibi tüm vahyi iletip aktardıktan sonra biz Müslümanların hayatından usulce geri çekilen, artık sadece ve sadece tarihte kalan bir kişi olan bir peygamber. Misyonu yaşamı ile hatta yaşamından sadece 23 yılı ile sınırlı kalmış, sadece o zamanda sözü olan, misyonu, yaşanması, örnek alınması söz konusu olmayan bir Muhammed.

Aşırı yüceltenler peygamberlerini, Hz. İsa’yı yücelttikleri gibi, yarı ilah gibi insan üstü bir varlık haline getirmişken, ikinciler ise peygamberlerine sıradan bir insanmış gibi sadece ufak bir görevli muamelesi yapanlardır.

Üçüncüsü ve gerçek olan Muhammed de Kur’an’da yazan, bizlerin örnek alması gereken çünkü melek değil insan olan hatta Kur’an’da yazdığı gibi arkadaşımız olan, insanları kendi şefkati, iyiliği, kişiliği ve Kur’an ahlakı ile donatan, bunlarla örnek olan Hz. Muhammed (sav). İnsan üstü peygamber olmayan üstün insan olan peygamber, sakal ve kıl bırakmayan ümmetine akıl bırakan peygamber.

İslamoğlu farklı birçok eseri, kaynağı inceleyerek çalışmasında kullanarak ve bunları da belirterek kaynaksız hiç bir adet bilgi bırakmamış kitapta. Zaman zaman dili ağır gibi geliyor kitabın, bu tarz konulara ilk girenler için bilinmedik ve hiç duyulmadık kavramlar var ama yazar bazılarını açıklasa da açıklanmadıkları da kalmış maalesef. Güzel, sağlam delillere dayanan başarılı bir çalışma.
merhabalar değerli inceleme okuyucuları..
an itibariyle bitirmiş olduğum kitabın sıcağı sıcağına yani bir nevi dumanı üstünde tüten incelemesine hoşgeldiniz :)

Yıl 9 ekim 2006 Kocatepe den ......arkadaşıma sevgilerle ...... diye hediye edilmiş bu kitap gördüğünüz üzere 11 yıldır kitaplığımdan bana bakıp durmuş ve en nihayetinde bu günlerde yani yıl 2017 aylardan Aralık da kendini bana açma fırsatı yakalamış.. ne sabırlı kitapmış değil mi :) merak edenlere anti parantez söyleyeyim Kocatepe ne alaka diye.. efenim o yılda ramazan demek ki ekim ayına denk geliyormuş ki sevgili iş arkadaşımla bir iftar akşamı teravihden önce Kocatepe cami avlusunda açılan geleneksel Ramazan kitap fuarını ziyaret etmişiz.. o gün ve an ı tam hatırlayamıyorum tabii 11 yıl sonuçta.. ama bu çok güzel bir kitap diye arkadaşımın heyecanla onca kitap arasından bunu ısrarla seçtiği o an ı hatırlıyorum.. arkadaşım o dönemlerde bu tip kitapları yeni okumaya başlamış ve akabinde de yaşantısında ciddi değişiklikler yapmıştı.. Bense o dönemlerde muhtemelen İslamoğluna karşı tepkili olmalıyım ki alıp kitaplığa atıvermişim :)) çok biliyorum ya !! :)) neyse kendimi kınadıktan sonra devam edeyim efenim :) takdir etmeliyim ki o arkadaşım daha dini bilgiler adına yeni yeni bir şeyler okumaya başlarken bu kitabı seçerken , bense gördüğünüz üzere Kudüs ve oraların tarihi ile alakalı son birkaç yıldır meraka gark olup araştırma, bir şeyler okuma ve o mekanları ziyaret etme vs. gayretleri içine girdim.. idrak ve his seviyesi kat edilmesi gereken bir yolculuk evet ve herkesin kat edeceği mesafe aynı olmuyor.. maalesef..

Öncelikle kitap bildiğiniz ders kitabı ebatlarında.. ilk bakışta normal standartlarda değil.. kapak da güzel.. ön kapakta bir kum saati var ve içinde kumlarla birlikte hilal akarken hilal aşağıda davut yıldızına dönüyor.. zaman içinde yahudileşmeye meyyal ve bu temayülde olan ümmeti anlatmak adına çok güzel.. arka kapakta da Meşhur 7 kollu şamdan var.. şimdi bu şamdan hakkında bi kaç bir şey söyleyeceğim.. Kudüs'e gitmeden önce bu kitabı okusaydım emin olun bu şamdan resmi hiç bir şey ifade etmeyecekti.. ve algıda seçicilik adına hiiiç bir yerde fark etmeyecektim bile.. Kudüs te bir tepede Mescid i Aksaya bakan kısımda bir sinagogun önünde camekanlatılmış kocaman bir heykeli var bu şamdanın.. ve bir sürü Hollywood filminde veeeee ilginçtir Trump seçildiğinde altın kaplamalı evinin fotoları çarşaf çarşaf gazeteleri süslerken odasının bir köşesinde de görmüştüm bu şamdanı!! çok acaip simgesel çalışmaları var bu milletin.. sembollere düşkünlüğü tarihlere düşkünlüğü vs.. kitabın içinde bol bol anlatılıyor.. bu semboller bol miktarda film vs lerde klip dizi vs her koldan insanların gözüne sokuluyor tabi bilenler farkedenler bilir :)

gelelim kitaba.... kitabı okurken birkaç kişiden uyarı aldım yazar hakkında.. bazı hezeyanlarını tv den izleyenlerden.. Peygamber efendimiz ile alakalı yakışıksız haddi aşan lafları hakkında.. ben izlemedim hangi tarihte söylemiş bunları ama kitabın ilk basımı Şubat 1995 .. ve ben öyle saygısız hiçbir üslup görmedim kitapta.. Hatta çok saygılı diyebilirim.. zaman içinde bu temayüle yazar da kapılıp kum saatinin altına Davut yıldızına meyyal geçiş yapmış mıdır bilemiyorum :)
Bu kitabında gerçekten derli toplu güzel anlatmış ve karşılaştırmalı olarak coğrafik bilgilerle İsrailoğullarının zaman içindeki Yahudileşme süreçlerini ve sonralarda İslam ümmetinin de bu tehdit altında zamanla neler yaşadığını anlatmış İslamoğlu..
bu tarihsel süreci ve bu kavmin karakteristik özelliklerini anlamak için bana çok faydası oldu.. çok yerin altını çizdim ve inanın alıntı yapmamak için çok zor tuttum kendimi çoğu yerde..

velhasıl değerli arkadaşlar.. geçmiş kavimler Yahudi ve Hristiyanların tahrifatları ve bu minvalde şu anki İslam ümmetinin durumunu anlamak için bulunmaz bir kaynak diyorum.. 9 point verdim.. aslında 10 luk bir kitap ama o 1 point de ders kitabı gibi basılıp okuyacak olanları ürküttüğü içindir :)

keyifli okumalar ve bol istifadeler diliyorum.. sağlıcakla efendim ..
Bu kitabı kesinlikle öneriyorum..okumalısınız..Kitapta ilk olarak Allah ve evren ilişkisi anlatılıyor..Ardından Evrenin Big Bangle beraber 13.8 milyarlık süreci Kur'andaki ayetlerle beraber aşama aşama anlatılıyor..İkinci bölümde Adem çömlekten Havva kaburgadan mı yaratıldı rivayetlerine Kur'andan cevap veriyor. Evrimle İslam dinini çelişkiye düşürmeye çalışan insanlar için gene Kur'andan ayetlerle Beşer-İnsan ilişkisini kapsamlı bir şekilde anlatılıyor..

Din ve Bilim ilişkisinde en büyük çelişkiye düşülen evrim teorisinin İslamla bir çok ortak yanı olduğunu bu kitapta ayetlerle beraber göreceksiniz..Israrla bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum..
İslamoğluna dair hep ön yargı vardır. Bazı konularda uzak durulması gerektiğini düşünsem de bu kitabı beğendim. Farklı peygamber algılarından bahsediyor. İlahlaştırılan bir Hz. Muhammed(sav), sıradanlaştırılan ve küçümsenen bir Hz. Muhammed(sav) ve gerçek Hz. Muhammed(sav). Bu üç başlıkta ufuk açan , toplumda gördüğümüz bazı tavırların aslında ne olduğunu gayet iyi anlatmış. İslamoğlu kitaplarını okurken biraz dikkatli olunmalı, farklı kaynaklardan teyit edilme, doğruluğu araştırılmalı diye düşünüyorum. ...
Resmi dili/metin dili Arapça olan ama anlam dili/gönül dile Rabbçe olan Kur'ân'ı bana sevdiren en iyi 3 mealden biridir bu. Arapça dilinin Kur'ân diline/Rabbçe'ye muhtaç olduğunu da okuyucuya gösteriyor. Kur'ân'ı Kronolojik, Filolojik ve Etimolojik olarak incelemek isteyenler bu çeviriyi okumalıdır.
" İnsan Allah der de, titremez mi?
Elbet bu satırların yazarı da titriyor. Korkudan değil, O'nun hakkında konuşmaya ve yazmaya cüret etmekten. "

Kendi deyimiyle ve bu sözlerle Yazar Mustafa İslamoğlu bu kitabı adeta özetliyor.Onu anlatmaya kimsenin gücü yetmeyeceği ve aciz kalacağı malum bir konu..

Önyargısız bir yaklaşım içerisinde okumanızı tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
3 serinin tamamını okudum. ALLAH'ın yani El-İlah'ın (Mutlak Oteritenin) isimlerindeki inceliği, güzelliği, latifliği ve azametini anlatan nadide bir eser.
Kimi zaman çürük ve zayıf fikirleri kabul ettirmek güçlü şahsiyetler üzerinden gerçekleştirilir. Bu kitapta da Islamoğlu kendi görüşlerini değerli kılmak için aynı metodu uyguluyor . Ayrıca sahabi düşmanlığını belli ediyor herzaman ki gibi .
Üşengeç ve Kendi çıkarına göre yaşayan toplumumuz. bu kitabı okumalı biraz hareketlenmelidir. Hepimizde Bir potansiyel enerji vardı ancak bizim için önemli olan kinetik enerjidir. Bu yüzden kalkıp hareketlenmek ve kendinden çok insanlara yararlı olmak gerekir. Herkes Aktif olursa herkes bir birini teşvik ederse işte o zaman çok güzel bir toplum oluruz.. bazen yer yer sıksada çok değil bu olay. Kitaba neden övüp 7 verdin diyebilirsiniz ancak kitabın asıl puanı 8 iken benim gözüme takılan bir olay bir puanımı düşürdü. Peygamberler - Önemli kişilerin sonunda (Sav) -(ra) -(as) gibi kelimeler kullanılmamış bu birazcık hoşuma gitmedi. NEbi (sav) demesi gerekiyor mesela... Ancak kitabı bunu bilerek okursanız. siz oraları doldurusanız zihninizle iyi bir kitap iyi bir kütphanede saklı olacak koleksiyon olabilir.
Kitap cogunlukla bildigimiz ancak uygulamadigimiz aile kurallarindan bahsediyor. Cogunu bildigimiz icin okuyup geciyordum bende bazi yerler iyi olsada bazi yerler normal ve tekrar edendi. Aile kurmadan once okunsa daha iyi olur

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa İslamoğlu
Unvan:
Türk İlahiyatçı, Şâir
Doğum:
Develi, Kayseri, 28 Ekim 1960
Mustafa İslamoğlu, (d. 28 Ekim 1960, Develi, Kayseri) Türk ilâhiyatçı, şâir. Edebiyat, İslam hukuku, İslam tarihi, tefsir gibi alanlarda çalışmalar yapmış, çeşitli eserler vermiştir.

Yaşamı

Mustafa İslamoğlu, 28 Ekim 1960 senesinde Kayseri'nin bir ilçesi olan Develi'de dünyaya geldi. İlk ve orta eğitimini doğduğu ilçede yaptı. Kendisi ilk hocasının babası olduğunu, ilk Arapça ve temel İslami ilimlerini ondan aldığını söyler. Yüksek öğrenimine, ilk önce Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü'nde başlamış, akâbinde İlâhiyat Fakültesi'nde, daha sonra da Kahire'de, El-Ezher Üniversitesi'nde İslam Hukuku Fakültesi'nde sürdürmüştür.

Yazı hayatına edebiyatla başlamış, ilk makalelerini 1980'de Milli Gazete'de, daha sonra 1982-83 yılları arasında Yeni Devir gazetesinde yayınlamıştır. Edebi ürünlerini ise Mavera, Aylık Dergi ve Dergâh gibi yayın organlarında yayımlamış ve üniversiteler arası şiir yarışması birincilik ve ikincilik ödülleri almıştır.

Mustafa İslamoğlu'nun şiirlerinden oluşan ilk kitabı Heyelan, 1987 yılında Aylık Dergi Yayınları tarafından yayınlandı. 1989 yılında ise İslami hareket önderleriyle yaptığı söyleşiler Öncülerle Konuşmalar adı altında kitaplaştırıldı.

Kahire'de eğitim için bulunduğu yıllarda bir yandan İslami araştırmalarda bulunmuş, bir yandan da dersler vermiştir. Burada, 1990 yılında İmamlar ve Sultanlar adlı İslam tarihinin ilk 150 yılını ele alan eleştirel tarih niteliğindeki ve kendisinin ilk araştırma ürünü olan eserini vermiştir. Aynı yıl, Yürek Devleti adıyla İslami Hareket Eleştirisi'ni de içinde barındıran ilk denemesini kaleme aldı ve aynı dönem Mısırlı yazar Safinaz Kazım'ın fi Mez'eleti's-Sufur vel Hicab adlı eserini, Kadının Özgürlüğü adıyla tercüme ederek ilk çevirisini de yayımlamış oldu. İlk cildini Kahire'de diğer ciltlerini Türkiye'de kaleme aldığı Anadolu İslami Hareketleri (şimdiki adıyla:İslami Hareketler ve Kıyamlar Tarihi) serisini 1991-93 yılları arasında peşi peşine yayımlamıştır. Bu serinin ilk cildini Hasan Ali el-Beyyumi ile birlikte Arapça'ya çevirmiştir.

1993'de İman adlı eserini ve 1994 yılında geniş kapsamlı bir eleştiri niteliğindeki araştırma eseri olan Yahudileşme Temayülü adlı eserini verdi. Seminer notlarından oluşan Tavsiyeler I ve Tavsiyeler II de bu tarihlerde yayınlandı(1995-1998).

Kahire-Mekke hattında yazdığı şiirlerini Yasin adlı kitabında 1991 yılında toplamış, 1996 yılında ise tüm şiirlerini Divan adlı eserinde bir araya getirmiştir. Kahire'de verdiği tefsir derslerini bir konulu tefsir örneği olan Adayış Risalesi başlığı altında kitaplaştırmıştır.

1992 yılının Ekim ayından beri başlattığı tefsir dersleri, 15 yıldır devam etmekte ve bu dersler adlı siteden canlı olarak izlenebilmektedir.Tefsir Dersi Yine 1998'de başlayan Tefsiru-l-Kur'an Te'vilu'l-furkan adlı görüntülü ve sesli tefsir projesinde bugüne kadar 170'den fazla ders yayımlamıştır. Proje, Kur'an'ın tamamının görüntülü olarak tefsirini hedeflemiş ve 2008 yılında tamamlanmıştır.

Görüntülü tefsir ile birlikte başlayan Gerekçeli Meal adı verilen Kuran'ın Türkçe tercüme çalışması da yukarıdaki projeyle eş zamanlı olarak yürütülmüş ve aynı tarihte tamamlanmıştır.

Mustafa İslamoğlu, kimilerinde halen yazmaya devam ettiği Anadolu'da Vakit, Selam, Ribat, Yeni Şafak, Meydan, Aylık Dergi, Özgün Duruş gibi gazete ve dergilerde yayınlanan makaleleriniMakalat, Şafak Yazıları, Dağarcık, Yokluğunda Düşülmüş Notlar, Savaş Kesmeyen Sözler, Sözün Gücü mü, Gücün Sözü mü, Yerliler ve Yersizler, Ayetlerin Işığında isimleriyle kitaplaştırmıştır. Ayrıca kendisiyle yapılan söyleşiler, Söyleşiler I ve Bir Yaradan Kurşun Çıkarır Gibi adlarıyla yayımlandı.

Mustafa İslamoğlu, bir gazetede yazdığı makale nedeniyle 1 yıl ve Ankara'da kapalı bir forumda sunduğu Kürt Sorununa Islami Çözüm başlıklı tebliğinden dolayı 1,5 yıl olmak üzere toplam 2,5 yıllık Gölcük Cezaevi'nde başlayan mahkumiyetini, Ankara Yarıaçık Cezaevi'nde tamamlamıştır. Cezaevinde çok zor şartlar altında Macar Oryantalist Ignaz Goldziher'in De Richtungen der İslamichen Koranauslegung adlı eserini, Arapça tercümesinden Türkçeye çevirdi. 1997 yılında Human Rights Watch Helmann-Hammet 1997 ödülünü aldı.

Yazarın bunlardan başka II. Uluslararası Fetih Sempozyumu'nda sunduğu tebliğ, 1997 yılında Yürek Fethi adıyla kitaplaştı. Mekke'de kaleme aldığı Hac Risalesi 1998'de yayımlandı. Aralık 2000 tarihinde dini çevrelerde hayli ses getiren eseri Üç Muhammed'i yayımladı. Amerika/Atlanta'da verdiği seminerler, 2001'de Hayatın Yeniden İnşası İçin adıyla yayımlandı.Bunu 2000 yılında yayımladığı Ne Yapmalı-Nasıl Yapmalı-Kiminle Yapmalı adlı eseri takip etti. Yazar, 1983 yılında kaleme aldığı Seyrani adlı ilk edebi kitap çalışmasını 2002'de yayımladı. Allah: Tanımak-Bilmek-Anlamak adlı eser, yazarın yayımlanmış son kitabıdır. Yazar, İslami İlimler Akademisi'nde tefsir usulü dersleri vermekte ve Anadolu'da Vakit gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca yazarın konferans, seminer, hutbe ve konuşmalarından oluşan onlarca görüntülü eseri bulunmaktadır.

Yazar, evli ve beş çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 102 okur beğendi.
  • 1.188 okur okudu.
  • 42 okur okuyor.
  • 561 okur okuyacak.
  • 16 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları