Mustafa Necati Bursalı

Mustafa Necati Bursalı

Yazar
9.0/10
277 Kişi
·
967
Okunma
·
81
Beğeni
·
6.444
Gösterim
Adı:
Mustafa Necati Bursalı
Unvan:
Türk Şair, Yazar, Hattat
Doğum:
Alaca, Kavak, Samsun, 1941
Ölüm:
Yeniköy, Sarıyer, İstanbul, 28 Eylül 2009
1941 yılında Samsun’un Kavak ilçesinin Alaca köyünde doğdu. Küçük yaşta öksüz kaldı. İlkokulu ve hafızlığını aynı köyde bitirdi. Merzifon ve İstanbul’da Kur’an-ı Kerim hıfzı çalıştı. İstanbul'da ilk dinlediği üstad Abdurrahman Gürses oldu. İmamlıkla beraber yazı hayatı da başladı. Hat sanatına ilgi duyarak Hamit Aytaç’tan icazet aldı. 1965’te Osman Reis Camii imam hatipliğine tayin edildi. 1988’de emekliye ayrıldı. Yazı ve şiirleri Yeni Asya ve İslam gazete ve dergilerinde çıktı. 1965 yılından bu yana 50'den fazla eser yazdı. 28 Eylül 2009 tarihinde İstanbul’da Sarıyer Yeniköy'deki evinde vefat etti.
Gece ile gündüz bir makas gibi ömür kumaşlarını biçip dururken " Niçin geldik bu cihana?" diyerek düşünmek zahmetine katlananlar yoktu artık..
Aziz ve Celil olan Allah buyurur ki:
"Peygamberler, mü'minlere öz nefislerinden evlâdır. Zevceleri (mü'minlerin) analarıdır."
İki cihanda da annemiz O... Evladın anneye karşı her zaman sönmez bir muhabbeti vardır.
Kadınların efendisi Hatice, tek kelimeyle "Büyük ve Temiz" ve şu cihan denilen sarayın altın taçlı sultanıydı. Öyle bir sultan ki, Nebîler Nebîsi O'nun hakkında şöyle buyurmuşlardır:
-"Hiç şüphe yok ki ben onun sevgisi ile rızıklandırılmışımdır." (Müslim)
Her yaşayan ölür,
Her yeni eskir.
Her yaslı göçer.
Her gül solar.
Her çok fena bulur.
Her nefes tükenir,
Her ömür son noktaya gelir.
Ben de öleceğim; benim hayat mumum da ecel rüzgârıyla sönecek;
Fakat senin gibi temiz bir vekil bırakacağım için,
Adım asla ölmeyecek!...
Ne akıl, ne fikir, ne ölçü, ne hesap, ne şu, ne bu; ebediyet sultanına bütün varlığıyla teslim olmanın ve bir yıldırım inişi hâlinde hak ve hakikatin üstüne düşmenin 'doğrulayıcı' manasına sıfatı...
568 syf.
·10/10
Hazreti Muhammed Mustafa Aleyyisselam efendimizin hayatını en akıcı ve akıllardan ziyade gönüllere hitap edecek bir dil ile yazılmış kıymetli hayatının ve tüm vahiylerin gelişi anlatan muazzam bir eser...
256 syf.
Bu kitabı okurken sanki Ömer Döngeloğlu konuşuyor gibi hissettim. Bu tarz anlatım ne yazık ki bana hitap etmiyor. Hadislerde ayrıntısı verilmeyen mimiklerden jestlere hatta bazen içsel duygulara kadar değinilmiş. Belki bunda bir beis yok yanlış düşünüyorum ama bana mübalağa yapılmış gibi geliyor ve sanki konunun ciddiyetini kaybetmesine neden oluyor. Yazar her hadisin kaynağını vermemiş. Bazılarını verip bazılarını neden vermemiş hala anlamış değilim. Yazarın anlatım tarzını sevmesem de anlattıklarına diyecek yok. Hz.Fatıma' ya hayran olmamak elde değil. Elindeki son yiyeceğini kapısına gelen muhtaç birine verdiği için iftarını sadece su ile yapan bir şahsı mühimme.Hem de bu olay üç gün peş peşe tekrarlanıyor.Olayı bizim iftar sofralarımızla kıyaslayınca çok ütopik gelse de sonuçta o da bir insan açlık bizi etkilediği kadar, onu da etkiliyor deyip susuyorsunuz... Onun aç kalışları genelde elinde olmayışından değil de, elinde olan son yiyeceği kendini düşünmeyip bir başkasına vermesinden.İşte beni en çok etkileyen de Hz.Fatıma-i Zehra' daki bu isar duygusu oldu.
272 syf.
·10/10
İslam'ın ilk annesi, ilk zevce, ümmetin ilk müslümanı, ilk mü'mine...

Bu kitap iki kısımdan oluşmakta. Birinci kısım Hz.Hatice'nin anne ve babasının izdivacından başlayarak 15 yaşına kadar ki yaşadıklarını ele almış. Bu kısım daha çok roman tarzında anlatılmış, o devrin bozuk ve yürekler yakan halini çok iyi şekilde tasvir etmiş.

İkinci kısım daha çok tarihi kaynaklara dayalı bilgilerle devam etmiş.

Hz. Hatice'nin Efendimiz (sav) ile izdivacını 40 yaşındayken gerçekleştirmiştir. Ve bu süreden itibaren vefat edinceye kadar maddi ve manevi her zaman ve her koşulda Efendimiz'e (sav) hep destek olmuştur.İlk vahiy geldiğinde Efendimiz Hz Hatice'nin yanına koştu, ilk ümmet, ilk mü'mine O oldu. Kâfirlerin her türlü işkencesine Efendimizle birlikte göğüs gerdi.

Hz. Hatice Efendimiz'e (sav) 25 yıl zevcelik etmiştir. Bütün varlığıyla ve ruhuyla Efendimiz'e bağlanan ve seven, Hz. Ali ve Hz. Fâtıma 'ya en sıcak annelik kucağını açan, bizzat Allah'ın getirdiği selama nail olan, cennetle müjdelenen bu büyük ve ulvi kadın 65 yaşında fani aleme gözlerini kapamıştır.

Hz. Hatice öyle fazilet sahibidir ki bütün ömrü boyunca Efendimiz sav onu hep hayırla yad etmiş. Onun iyiliklerini ve faziletlerini hep anmıştır. Hz. Hatice biz kadınlara büyük bir örnektir. İslam büyüklerinin bu konudaki ölçüsü şöyledir:
" Kadınların erlerine hizmet , muhabbet ve izzet göstermeleri Hz. Hatice'nin sünnetidir."

Kitabı çok çok çok beğendim arkadaşlar göz yaşları içinde okudum. Dili çok akıcıydı. Birini ne kadar tanırsak o kadar çok severiz o yüzden tanımak,sevmek isteyenlere ve merak edenlere mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum.
221 syf.
·74 günde·Beğendi
Kölelikten, İslamın ilk müezzini olmaya götüren imani.. Çektiği onca çileye, cezaya , işkenceye rağmen inkara gitmeyen, dilinden "ahaddir " demekten başka hiç bir kelime çıkmayan kutlu sahabe. Hz. Bilal hakkında bilgi almak isteyenlere tavsiye edeceğim muhteşem bir eser. Mevlam ondan razi olsun.
286 syf.
Âişe(r.a);ilim,iffet ve ismet timsali,zarafet ve incelik mâdeni,zekâ,sevgi ve nezaket kadını...
Âişe(r.a);Allah Rasûlü'nün mübârek zevcesi,Ebubekir radıyallahû anha'nın biricik kızı,Mü'minlerin temiz ve pak annesi...
Âişe(r.a)Allah'ın selamını alan,mübârek dizleri çoğu zaman Rasulullah'a minder olan,En Sevgili(s.a.v)tarafından kördüğüm gibi sevilendir...İlim ve irfan yuvasıdır.Muallimdir,alimedir.Mümtaz bir şahsiyettir.Ancak Âişe annemizin evlilik yaşı,Cemel Olayı,bazı şiaların iftiraları gündeme geliyor hep.Örtülüyor bir nevi bu iffet timsali annemiz.O yüzden hep Hazreti Âişe'yi anlatan bir kitap okumak istiyordum.

Mustafa Necati Bursalı'nın okuduğum ilk kitabı.Genelde hanım sahabeleri bayan yazarlardan okumayı daha çok severim.Ancak Mustafa Necati Bursalı'nın kalemini de sevdim :))Kitap iki bölümden oluşuyor.Ilk bölüm,Âişe annemizin doğumu,çocukluğu vs.anlatılıyor.1.bölümde Hazreti Aişeden çok Hazreti Ebubekir'i okuyorum gibi hissettim.Ikinci bölümde ise Rasulullah ile Âişe annemizin geçirdiği tatlı günler ve halifeler devri anlatılıyor.Ikinci kısmı çok sevdim:)Zaten Âişe annemiz ile Rasulullah'ın arasındaki muhabbete,sevgiye hep imrenmişimdir...Kitabı bunun için okudum diyebilirim :)

Âişe annemizin kıskanç olduğunu zaten biliyordum ama bildiğimden de fazlaymis :))Kıskanılan Hakk'ın Nazlı Nebi'si(s.a.v) olunca tebessüm ediyor insan :)

Yorulunca,dinlenmek için Hazreti Aişenin dizinde uzanıyor Efendimiz.Ve arada canı acısa bile kıpırdamıyor Âişe annemiz Efendisini rahatsız etmemek için...

Ve Efendimizin Hz.Âişe'ye sevgisi...
"Gözbebeğim"diyordu Âişe'sine.Öyle seviyordu onu,öyle koruyor,öyle bakıyordu Âişe'sine...Son günlerinde Âişesinin odasında kalmak istemişti.Ve duâ etmişti Rabb'ine:
"Allah'ım maddi olarak adaleti gözetmeye çalışıyorum.Ama gönül meselelerinde affına sığınırım."
En çok Âişe'sini seviyordu."Sen beni mutlu ediyorsun ey Âişe"demişti.Gözünde en sevgili o idi...
Bir gün Âişe annemiz Sevde annemize yemek ikram etmişti.Yemeyince Sevde annemiz,yüzüne sürmüştü yemeği Hz.Âişe.Rasulullah gülümsemiş,"Ya Sevde,sen de Âişeye sür"demişti...
Bir kez daha sana âşık oldum ya Resulullah ! Zevcelerine olan muhabbeti görünce bir kez daha aşık oldum sana Efendim !Ancak gerçek âşıklarını görünce utandım kendimden...Sen temizdin ve temizleri severdin Efendim !Benim ise gönlüm dünyayla kirlenmiş...

Kitabı okurken Hatice annemiz geldi aklıma hep."Ben en çok Haticeyi seviyorum."demişti Allah Rasulü. Âişe'sini böyle seviyorsa,Haticetü'l Kübrâ'yı düşündüm hep..Ne güzel annelerimiz var Ya Rabbi ! Hamdolsun !
Ne yazsam eksik kalacak Âişe annemize..Bu kitap olmasa bile mutlaka Hz.Âişe 'yi anlatan bir kitabı okuyun...

Kitabı okuduğum zamanda çok önemli.. Başka bir zamanda okusam belki bu kadar etkilenmeyecektim. Ama öyle bir zamanda okudum ki !Çıkamadım etkisinden!Çok sevdim.

O zaman duâmızı da edelim :)
"Ya Rabbi!Âişe annemizin ahlakıyla ahlâklardır bizleri.Ilmimizi ve iffetimizi O'na benzet"
Âmin :)

Kitabı doğru zamanda okumak duâsıyla,TAVSİYEMDİR.
416 syf.
·35 günde·Beğendi·8/10
Cahiliyet döneminin Ömer'i nasıl olmuşda,İslam dinini kabul edince adeta kemalatın zirvesine ve Peygamberimizin " Ashabım yıldızlar gibidir,kim onlara tabi olursa kurtulur." denilecek bir noktaya,hak ve adaletin timsali diye gösterilecek noktaya gelmiş.

Usta ve kendine has üslubuyla Mustafa Necati Bursalı'nın bu kitabını,o dönemi adeta yaşayarak okuyacaksınız.

Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
320 syf.
Kitabı nerden aldım, kimden aldım veya kim verdi inanın bilmiyorum. Belki de benden önce aldılar, onuda bilmiyorum. Ama 2. veya 3. el bir kitap orası kesindir. Kitap dokunsam yırtılacak, sayfalar elimde kalacak diye korkuyorum :(
Çok yıpranmış...
Neyse, ben çok beğendim. Hz. Ali'nin hayatından kısa bölümler var.
Tavsiye ediyorum, iyi okumalar...
568 syf.
·Beğendi·8/10
" Sen olmasaydın,sen olmasaydın,alemleri yaratmazdım ! " İlahi hitabına mazhar olan,bütün alemler için rahmet olarak gönderilen son ve yüce peygamberin hayatı..
Kısa ve özlü cümlelerle,herkesin anlayabileceği bir dille,akıcı ve çekici bir üslup.
Ve usta kalem Mustafa Necati Bursalı..Tavsiye eder,iyi okumalar dilerim.
280 syf.
·Beğendi·8/10
Yazar Mustafa Necati Bursalı'nın kendine has üslubundan Hz. Osman Bin Affan (r.a)'ın kısa ve şiirsel cümlelerle hayatı anlatılıyor bu kitapta.
Hz.Osman (ra ) Peygamberimizin üçüncü halifesi, hayâ ve edep numunesi ve hayatta iken cennetle müjdelenen bahtiyarlardan biriydi.
Tavsiye eder,iyi okumalar dilerim.
1024 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
İşte bu eser,Hak'la oturanların,Hak'la beraber olanların,Hak aşkıyle yananların destanıdır.Usta yazar Mustafa Necati Bursalı'nın bu sözlerle takdim ettiği ve kendine has üslubuyla kaleme aldığı bu kitapta Anadolu'da ve İstanbul'da yaşamış olan Allah dostlarının hayatlarından kesitler sunululurken, ayrıca çeşitli hikayeler ve özlü sözler de okuyucu bir süre bu manevi havanın etkisinde kalıyor.Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Necati Bursalı
Unvan:
Türk Şair, Yazar, Hattat
Doğum:
Alaca, Kavak, Samsun, 1941
Ölüm:
Yeniköy, Sarıyer, İstanbul, 28 Eylül 2009
1941 yılında Samsun’un Kavak ilçesinin Alaca köyünde doğdu. Küçük yaşta öksüz kaldı. İlkokulu ve hafızlığını aynı köyde bitirdi. Merzifon ve İstanbul’da Kur’an-ı Kerim hıfzı çalıştı. İstanbul'da ilk dinlediği üstad Abdurrahman Gürses oldu. İmamlıkla beraber yazı hayatı da başladı. Hat sanatına ilgi duyarak Hamit Aytaç’tan icazet aldı. 1965’te Osman Reis Camii imam hatipliğine tayin edildi. 1988’de emekliye ayrıldı. Yazı ve şiirleri Yeni Asya ve İslam gazete ve dergilerinde çıktı. 1965 yılından bu yana 50'den fazla eser yazdı. 28 Eylül 2009 tarihinde İstanbul’da Sarıyer Yeniköy'deki evinde vefat etti.

Yazar istatistikleri

  • 81 okur beğendi.
  • 967 okur okudu.
  • 39 okur okuyor.
  • 612 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları