Geri Bildirim
Mustafa Necati Sepetçioğlu

Mustafa Necati Sepetçioğlu

8.8/10
289 Kişi
·
1.057
Okunma
·
96
Beğeni
·
4.457
Gösterim
Adı:
Mustafa Necati Sepetçioğlu
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Zile, Tokat, 1932
Ölüm:
2006
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli kurumlarda memurluk ve idarecilik yaptı. İlk romanlarında Malazgirt zaferinden başlayarak İstanbul’un fethine kadar Türk tarihini konu aldı, sonrakilerde ise Türkiye’de yaşanan toplumsal değişimi ve sonuçlarını anlattı. Eserlerindeki şiirsel anlatımı sayesinde geniş bir okuyucu kitlesine sahip olan Sepetçioğlu’nun Anadolu fethini ve Türk devletinin kuruluşunu anlattığı romanları, bir döneme ışık tutmuş ve başucu kitapları arasında yer almıştı.

Sepetçioğlu’nun tarihî romanlarının yanı sıra tiyatro oyunları da bulunuyordu. Trampacılar adlı oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenmişti. Oyun yazarlığında en önemli başarısını gösterdiği Büyük Otmarlar, önce İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Gençlik Tiyatrosu’nca sahneye konuldu. Ardından Avrupa Üniversitelerarası Tiyatro Festivali’nde en iyi oyun seçildi. ‘Gece Vaktinde Gün Dönümü’ ve ‘Karanlıkta Mum Işığı’ adlı kitaplarıyla 1980 yılında ‘Türkiye Milli Kültür Vakfı Kültür Armağanı’nı kazanan Sepetçioğlu, 1994’te İLESAM üstün hizmet beratı almış, 1998’de Atatürk Dil-Tarih Kurumu şeref üyeliğine seçilmişti. 10 Temmuz 2006 tarihinde hayatını kaybetti.
"Kanal üzerine taarruz etmek zorunda bırakılabileceğini umuyorum. İnşallah Enver'in pek güvendiği yabancı müşavirlerin çizdirdiklerini uygulamak zorunda kalmazsın"
Ya kafanız, kafanızın içindeki beyin denilen nesne? Onu niye kullanmazsınız, ne zamana saklarsınız ha?... Yürekle, sadece sevilir. Ama beyin işin içine girdi mi sevgi kalesi kurulur, sevgi ebedi olur, yaşama sonsuz olur. Beyin işin içine girdi mi yüreğin bağlandığı şeyin bir manası olur."
Sonra, yavaşça: "Geçmiş olsun." Dedi. "Dertlenme. Budanmamız lazımdı; budandık. Her ağaç gibi..."
Mustafa Necati Sepetçioğlu
Sayfa 27 - İrfan yayınevi
"Belkiyle budalalar aldatılır.Sen de bilirsin, bize belge gerek; Koca şeyhi gözden düşürecek belge... Osmanlı'ya satıldığını gösterecek."
Sağlık, unutmakla mümkün olurdu ancak...Zamanı unutmayan hastanın iyi olacağını söylemek...?Yok hayır söylenemezdi.
Dünki Türkiye dizisinin ilk kitabı olan "Kilit" benim için artıları ve eksileri olan bir kitaptı. Ayrıca kitabın devam kitapları "Anahtar" ve "Kapı"yı da hemen okumak istiyorum.

Kitaba başlamadan sadece Alpaslan'ın Malazgirt Zaferini okuyacağımı sanmıştım ancak fena halde yanılmışım...

Büyük Selçuklu Devleti hakkında ne yalan söyleyeyim bir Osmanlı Devleti hakkında bildiğim bilgi vb. şeyler yoktur. Ancak bu kitap bana Büyük Selçuklu Devleti hakkında yepyeni şeyler kazandırdı denilebilir.

Kitap Sarı Hoca denilen Alim Zatın Küçük Alpaslan'a ders anlatması ile başlıyor. Ardından yapılan bozgun ve dur durak bilmeyen mekanlara gidişimiz... Kitapta başta olaylar çok yavaştan anlatılırken birden yıllar atlanıyor birden bakmışız Alpaslan Dandanakan Savaşında, bir bakmışız babası Çağrı Bey O'nu ordunun başına geçirmiş. Tabi o kadar hızlı atlama yok ama kitabın başındaki kadar uzun anlatım ve olaylar döngüsü yok. Başta çok uzun anlatma kitaptaki eksi verdiğim yerdi. Artı verdiğim yer ise karakterlerin derinlemesine analizi ve içlerinde yaşadıkları ikilem, aşk, özlem gibi duyguları gördüm. Ayrıca bir de olay sadece Büyük Selçuklu Devleti olaylarını anlatmıyor; Bizans'ı geçiyor ve aynı zamanda Türk olan Peçenekli boyunun yaşadığı siyasi olaylara tanık oluyor Peçenekli birkaç karakterlerle zaman geçiriyoruz:Boğaç, Balçar.

Kitaba aynı zamanda adını veren kilit de Alpaslan'ın amcası Sav Tekin Bey'in Karahanlılardan bulduğu Bizans yapımı bir kilit... Bu kilidi Alpaslan'a veriyor. Sarı Hoca ise bunu açmaya çalışıyor ancak kilidin açılmak için beklediği bir şey var: Anadolu'ya girmek, ilk tohumların yerleşmenin savaşın yapılması...

Kitabı kendimce anlatmaya çalıştım.  Kitabın devamları "Anahtar" ve "Kapı"yı da okuyacağım inşaAllah. Herkese iyi okumalar dilerim...
Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun Dünki Türkiye dizisinin üçüncü kitabı. Daha önce de ilk iki kitabı -Kilit, Anahtar- okumuştum. Bu da ilk ikisi kadar etkileyiciydi.

Konu itibariyle babası Anahtar'da öldürülen Kılıç Aslan'ın sultan olması, Çaka Bey ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin yükselişi anlatılıyor, temelde. Bunun yanında ilk kitap olan Kilit'te hepsinin öncüsü olan Sultan Alparslan'ın yaktığı ateş devam ettiriliyor ve Anadolu adım adım Türkleştiriliyor. Bunu Anadolu'nun her yanına dağılan Türkmenlerle ve her yere yeni, Türkçe isimler verilmesiyle anlıyoruz. Özellikle Ahilerin ve Kurt Baba'nın dervişlerinin hem Anadolu'nun Türkleştirilmesinin hem de ordudaki askerlerin, hem de halkın manevi duygularını nasıl ilmek ilmek işlediğini, herkese manen nasıl destek olduklarına şahit olduklarını görüyoruz. Karakurt Hafız gibiler sadece camilerde vaaz vermekle kalmıyor, hem askere destek veriyor, hem de Anadolu'nun Türkleştirilmesinde aktif rol alıyorlar. Böylece hem fetihlerle, hem kültürümüzle adım adım bu toprakların nasıl bizim olduğunu okuyoruz.

Yazarın diline de değinmeden geçemeyeceğim. Çok şiirsel bir dili var bence. Evet, bu bir roman ama öyle ahenkli ki kendinizi uzun bir destanın sayfalarını okuyormuş gibi hissediyorsunuz bazen. Ayrıca tıpırdamak, pırpırlanmak, höykürmek gibi çok ilginç ve çok hoş kelimeler var. Konuşmaları okurken gerçekten de iki Selçuklu'nun oturup konuştuğunu hissediyorsunuz. Bugünün değil, o zamanın kelimeleriyle... Önceki iki kitapta geçen Alparslan, Süleyman Şah, Sarı Hoca, Savtekin Bey gibi karakterlere sık sık atıfta bulunulması da çok iyi olmuş.

Bizans'ın sokak sokak, meydan meydan anlatıldığı, Anadolu'nun karış karış gezildiği, Haçlılar'ın üzerimize saldırdığı, Hasan Sabbah'çıların her yeri gizliden gizliye çürütmeye çalıştığı, yeni bir yurt bulmaya ve bulduğu yerlerde tutunmaya çalışan Türklerin anlatıldığı bu romanı ben gayet beğendim. Bulabilirsem serinin devam kitaplarını da okumaya çalışacağım. Keyifli okumalar...
Selçuklu tarihinden başlayip Fatihin istanbulu fethine kadar anlatan 12 serinin ilk kitabı.sadece tarihi ile degil ayni zamanda eski türkce kelimeleriyle insani mest ediyor.bide buna sepetcioglunun o inanilmaz tasfir yetenegide eklenince...
Oldukça güzel bir roman daha. Orhan Bey tahta geçmiştir ancak önceki kitaplarda da karşımıza çıkan Ehli Hak tarikatının müritleri Osmanlı'yı yıkmak için çalışmaktadır. Bu arada Süleyman Bey'in Rumeli'yi fethetmesi için eski Karesi Beyliğinin elemanları Bileyici Baba ile gönderilir. Bu arada Karesi Beyliğinde Hacı İlbey, Evrenos Gazi gibi önemli isimler vardır. Ehli Hak tarikatı kafasını eski kadı Dursun Fakıh'ı karalamak için ellerinden geleni yapmaktadır. Ancak başarabilecekler. İlk defa yazar bazı hikayeleri karakterlerin ağzından anlatıyor. Soluksuz okunan bir roman.
Serinin ikinci kitabı beni hüzün deryasına attı desem yalan olmaz. Melikşah, Nizâmülmülk, Süleyman Şah, Hasan Sabbah ve Bizans. Karakterler çok keskin, konu çok sağlam. Dizi ve filmleri aratmayacak derecede heyecan ve aksiyon dolu bir kitap olmuş. Diğer yandan Süleyman Şah inanılmaz etkileyici işlenmiş, kitabı okuyup sempati duymamak imkansız. Ara veririm bu kitaptan sonra diye düşünüyordum ama yine kilitlendim konuya Kapı’ya geçtim bile ^^
Yazar M.Necati Sepetçioğlu " Türk İslam Efsaneleri " adlı bu kitabında otuzun üzerinde adeta - efsane - olmuş,birçoğumuzun da bir şekilde okuduğu,duyduğu,bildiği hikayeleri anlatıyor.Ama buna rağmen bu kitap,her bir hikayesiyle sizi manevi bir yolculuğa çıkaracak,kültür dünyanıza yeni pencereler,ufuklar açacak,bazı bölümlerde bizzat oradaymışcasına yaşayacak ve bu okuduklarınızla aynı duyguları paylaşıyor olmaktan gurur duyacaksınız.Gayet akıcı bir dil de yazılmış olup,tavsiye eder,iyi okumalar dilerim.
Eserde tarihimizi roman şeklinde anlatması akılda kalıcı olmasını sağlamış. Ama sadece yazarin etki etmesiyle ortaya cıkan yapıtlardan biri değil tarihimizin büyük başarısı da romanda büyük etki göstermiştir. Donemin sosyal zihniyet inide yansıtmayi başarmış bir roman. Onemli eserlenden biri ...

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Necati Sepetçioğlu
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Zile, Tokat, 1932
Ölüm:
2006
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli kurumlarda memurluk ve idarecilik yaptı. İlk romanlarında Malazgirt zaferinden başlayarak İstanbul’un fethine kadar Türk tarihini konu aldı, sonrakilerde ise Türkiye’de yaşanan toplumsal değişimi ve sonuçlarını anlattı. Eserlerindeki şiirsel anlatımı sayesinde geniş bir okuyucu kitlesine sahip olan Sepetçioğlu’nun Anadolu fethini ve Türk devletinin kuruluşunu anlattığı romanları, bir döneme ışık tutmuş ve başucu kitapları arasında yer almıştı.

Sepetçioğlu’nun tarihî romanlarının yanı sıra tiyatro oyunları da bulunuyordu. Trampacılar adlı oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenmişti. Oyun yazarlığında en önemli başarısını gösterdiği Büyük Otmarlar, önce İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Gençlik Tiyatrosu’nca sahneye konuldu. Ardından Avrupa Üniversitelerarası Tiyatro Festivali’nde en iyi oyun seçildi. ‘Gece Vaktinde Gün Dönümü’ ve ‘Karanlıkta Mum Işığı’ adlı kitaplarıyla 1980 yılında ‘Türkiye Milli Kültür Vakfı Kültür Armağanı’nı kazanan Sepetçioğlu, 1994’te İLESAM üstün hizmet beratı almış, 1998’de Atatürk Dil-Tarih Kurumu şeref üyeliğine seçilmişti. 10 Temmuz 2006 tarihinde hayatını kaybetti.

Yazar istatistikleri

  • 96 okur beğendi.
  • 1.057 okur okudu.
  • 21 okur okuyor.
  • 544 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları