Mustafa Necati Sepetçioğlu

Mustafa Necati Sepetçioğlu

Yazar
8.9/10
388 Kişi
·
1.416
Okunma
·
122
Beğeni
·
5.254
Gösterim
Adı:
Mustafa Necati Sepetçioğlu
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Zile, Tokat, 1932
Ölüm:
2006
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli kurumlarda memurluk ve idarecilik yaptı. İlk romanlarında Malazgirt zaferinden başlayarak İstanbul’un fethine kadar Türk tarihini konu aldı, sonrakilerde ise Türkiye’de yaşanan toplumsal değişimi ve sonuçlarını anlattı. Eserlerindeki şiirsel anlatımı sayesinde geniş bir okuyucu kitlesine sahip olan Sepetçioğlu’nun Anadolu fethini ve Türk devletinin kuruluşunu anlattığı romanları, bir döneme ışık tutmuş ve başucu kitapları arasında yer almıştı.

Sepetçioğlu’nun tarihî romanlarının yanı sıra tiyatro oyunları da bulunuyordu. Trampacılar adlı oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenmişti. Oyun yazarlığında en önemli başarısını gösterdiği Büyük Otmarlar, önce İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Gençlik Tiyatrosu’nca sahneye konuldu. Ardından Avrupa Üniversitelerarası Tiyatro Festivali’nde en iyi oyun seçildi. ‘Gece Vaktinde Gün Dönümü’ ve ‘Karanlıkta Mum Işığı’ adlı kitaplarıyla 1980 yılında ‘Türkiye Milli Kültür Vakfı Kültür Armağanı’nı kazanan Sepetçioğlu, 1994’te İLESAM üstün hizmet beratı almış, 1998’de Atatürk Dil-Tarih Kurumu şeref üyeliğine seçilmişti. 10 Temmuz 2006 tarihinde hayatını kaybetti.
"Kanal üzerine taarruz etmek zorunda bırakılabileceğini umuyorum. İnşallah Enver'in pek güvendiği yabancı müşavirlerin çizdirdiklerini uygulamak zorunda kalmazsın"
Ya kafanız, kafanızın içindeki beyin denilen nesne? Onu niye kullanmazsınız, ne zamana saklarsınız ha?... Yürekle, sadece sevilir. Ama beyin işin içine girdi mi sevgi kalesi kurulur, sevgi ebedi olur, yaşama sonsuz olur. Beyin işin içine girdi mi yüreğin bağlandığı şeyin bir manası olur."
Sonra, yavaşça: "Geçmiş olsun." Dedi. "Dertlenme. Budanmamız lazımdı; budandık. Her ağaç gibi..."
Mustafa Necati Sepetçioğlu
Sayfa 27 - İrfan yayınevi
"Belkiyle budalalar aldatılır.Sen de bilirsin, bize belge gerek; Koca şeyhi gözden düşürecek belge... Osmanlı'ya satıldığını gösterecek."
Sağlık, unutmakla mümkün olurdu ancak...Zamanı unutmayan hastanın iyi olacağını söylemek...?Yok hayır söylenemezdi.
"Şam'da, sayısı bellisiz bütün ölülerin karışıp gittiği toprak!. Gökyüzünün alabildiğine uzaklaştığı, yine gökyüzünün bütünlüğüyle üzerine kapanıp sarıldığı toprak.."
265 syf.
·22 günde·Beğendi·8/10
Türk tarihi benim için her zaman merak konusu olmuştur. Özellikle İslamiyete geçişten sonrası. Tarih okumakta zorlanıyorum o yüzden tarihi romanlara yöneldim ve ilk kitabım Kilit oldu.
Kilit, gerçekten başarılı bir kitap. Okurken o dönemi hissetmemek mümkün değil. Kitabı okurken araştırmalar yaptığım için okuması biraz uzun sürdü. Beni zaman zaman Selçuklu Devleti ile ilgili bilgilendirdi zaman zaman da öğrenmem için teşvik etti.

Tuğrul Bey ve Çağrı Bey döneminde ki Selçuklu ile başlıyor kitap. Alpaslan'ın henüz çocuk olduğu dönemlerde, Alpaslan'a at binmeyi, kılıç kuşanmayı, savaşın inceliklerini öğreten Sav-Tekin Bey Alpaslan'a bir kilit verir ve bu kilidi Alpaslan'ın açmasını ister. İşte kitabın adı bu kilitten geliyor. Kilit burada bir sembol. Alpaslan'ın akıl hocası Sarı Hoca bu kilidin nasıl açılacağını anlatıyor. Kitabın sonunda kilidin neyi temsil ettiğini rahatlıkla anlayabiliyoruz. Sarı Hoca, Sav-Tekin ve Alpaslan'a bu kilidin nasıl açılabileceğinden bahsederken Selçuklu'ya baskın yapılır ve Selçuklu Ceyhun Nehri'ne doğru kaçar ve kendilerine yeni yurt aramaya başlamasıyla gelişen olaylar anlatılır kitapta. Selçuklu'nun bu yurt arayışı sırasındaki önemli olaylardan biri olan Dandanakan savaşı gerçekleşir. Alpaslan ve arkadaşları bu savaşta büyük rol oynamışlardır. Dandanakan savaşı Selçuklu için yeni bir başlangıç olmuştur aslında.

Bu sırada yazar bir yandan da Peçeneklilerden bahseder. Peçenek beyi Kegen Bey, oğlu Balçar ve Balçar'ın at uşağı Boğaç'tan bahsedilir. Balçar'ın sürekli aradığı bir gün doğusu vardır. Ayrıca Peçenekliler arasında Hanın Peçenekliyi düşünmediğini, asıl liderin Kegen Bey olması gerektiğini düşünen karabudundan- bu kelimeyi kitapta öğrendim halk anlamına geliyormuş- bir kısım vardır. Bununla birlikle gelişen bazı olaylarda anlatılıyor.

Alpaslan arkadaşları arasında çocukluktan beri saygı duyulan bir lider konumundadır . Amcası Tuğrul Bey'den sonra Selçuklu'nun başına geçer ve çocukluk arkadaşlarının hepsi Bey olmuştur. Kitap Alpaslan'ın, Beyleri ile birlikte Anadolu'ya girme dönemini anlatarak son bulur.

Yazar, Kitabı konuşma diliyle yazmaya çalışmış ve bu da kitabı beğenmemde güzel bir etken oldu. Şunu belirtmeliyim ki imla hataları var kitapta. Etkileyici bir anlatım oluşturmak için teşbihlerde abartı var. Bu zorlama bir anlatım oluşturmuş bence.
Konu olarak beğendiğim bir kitap oldu. Şimdi sırada Anahtar var.
238 syf.
Bismillâhirrahmanirahıym
“Pirimiz, üstadımız kutsal mevlid şairi Süleyman Çelebi’nin diliyle: Allah adını zikredelim evvelâ.”
Bir incelemeden ziyade sohbet edelim istedim, kısa bir sohbet, sohbet ederken inceleyelim.
Biz niçin kitap okuruz hiç düşündünüz mü? Bilmek için mi, filanca kafiyeyi okuyup ya da falanca sayfadaki tasvir edileni hayal edip o anı yaşamak, zevkten dört köşe olmak için mi okuruz? Yoksa okuduğumuz kitapta hayalimizi süsleyen o al yanak, güzel yüz, örgülü saçlı güzel kızı bulduğumuz için mi okuruz?
Sizinde nedeniniz vardır elbet, ben benimkini söyleyeyim; bilmek için.
Kitap okumakla bilinir mi adam sende diyenleri duyar gibiyim. Bilmek demişsem benimki öylesine cinsten bir bilmek değil.
Hani evvel zamanda bir ilim adamı yaşamıştı. O ilim adamı ki aklında hukuk, sosyoloji ve astronomi ile ilgili on iki bin problemi çözebilen bir ilim adamı idi. Sizin dediğiniz bilmekte işte böylesine bir bilmek. Ancak böylesine bilmekte noksanlık vardır.
Bilmenin meydana gelişi için üç şart mühimdir. Bu üç şart gerçekleşince işte bilmek dediğimiz şeyin yalnızca büyük ummandan bir kaç damlasını bilmek vasfına erişmiş olacağız. Ben bu kitabı okuyarak bu bir kaç damlanın tekinden zerresinin zerresine, en azından adının ne olduğu sırrına ermiş gibiyim. Ya o sırrı sorarsanız, beni affeyleyin. Çünkü sır bildiğini söylememektir.
Eğer sizde bilmek isterseniz, okuyun. Bu can ocağında pişen aştan sizinde gönlünüz doysun isterim.
Eminim söylediklerimi okuduktan sonra daha iyi anlayacaksınız.
Canlarını bizler için yakıp bu lezzetli aşı bizler için pişirenlerden Allah razı olsun. Gelin ruhlarına Fatiha hediye edelim.
295 syf.
Serinin ikinci kitabı beni hüzün deryasına attı desem yalan olmaz. Melikşah, Nizâmülmülk, Süleyman Şah, Hasan Sabbah ve Bizans. Karakterler çok keskin, konu çok sağlam. Dizi ve filmleri aratmayacak derecede heyecan ve aksiyon dolu bir kitap olmuş. Diğer yandan Süleyman Şah inanılmaz etkileyici işlenmiş, kitabı okuyup sempati duymamak imkansız. Ara veririm bu kitaptan sonra diye düşünüyordum ama yine kilitlendim konuya Kapı’ya geçtim bile ^^
354 syf.
·9 günde·Beğendi·7/10
Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun Dünki Türkiye dizisinin üçüncü kitabı. Daha önce de ilk iki kitabı -Kilit, Anahtar- okumuştum. Bu da ilk ikisi kadar etkileyiciydi.

Konu itibariyle babası Anahtar'da öldürülen Kılıç Aslan'ın sultan olması, Çaka Bey ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin yükselişi anlatılıyor, temelde. Bunun yanında ilk kitap olan Kilit'te hepsinin öncüsü olan Sultan Alparslan'ın yaktığı ateş devam ettiriliyor ve Anadolu adım adım Türkleştiriliyor. Bunu Anadolu'nun her yanına dağılan Türkmenlerle ve her yere yeni, Türkçe isimler verilmesiyle anlıyoruz. Özellikle Ahilerin ve Kurt Baba'nın dervişlerinin hem Anadolu'nun Türkleştirilmesinin hem de ordudaki askerlerin, hem de halkın manevi duygularını nasıl ilmek ilmek işlediğini, herkese manen nasıl destek olduklarına şahit olduklarını görüyoruz. Karakurt Hafız gibiler sadece camilerde vaaz vermekle kalmıyor, hem askere destek veriyor, hem de Anadolu'nun Türkleştirilmesinde aktif rol alıyorlar. Böylece hem fetihlerle, hem kültürümüzle adım adım bu toprakların nasıl bizim olduğunu okuyoruz.

Yazarın diline de değinmeden geçemeyeceğim. Çok şiirsel bir dili var bence. Evet, bu bir roman ama öyle ahenkli ki kendinizi uzun bir destanın sayfalarını okuyormuş gibi hissediyorsunuz bazen. Ayrıca tıpırdamak, pırpırlanmak, höykürmek gibi çok ilginç ve çok hoş kelimeler var. Konuşmaları okurken gerçekten de iki Selçuklu'nun oturup konuştuğunu hissediyorsunuz. Bugünün değil, o zamanın kelimeleriyle... Önceki iki kitapta geçen Alparslan, Süleyman Şah, Sarı Hoca, Savtekin Bey gibi karakterlere sık sık atıfta bulunulması da çok iyi olmuş.

Bizans'ın sokak sokak, meydan meydan anlatıldığı, Anadolu'nun karış karış gezildiği, Haçlılar'ın üzerimize saldırdığı, Hasan Sabbah'çıların her yeri gizliden gizliye çürütmeye çalıştığı, yeni bir yurt bulmaya ve bulduğu yerlerde tutunmaya çalışan Türklerin anlatıldığı bu romanı ben gayet beğendim. Bulabilirsem serinin devam kitaplarını da okumaya çalışacağım. Keyifli okumalar...
265 syf.
·Puan vermedi
Selçuklu tarihinden başlayip Fatihin istanbulu fethine kadar anlatan 12 serinin ilk kitabı.sadece tarihi ile degil ayni zamanda eski türkce kelimeleriyle insani mest ediyor.bide buna sepetcioglunun o inanilmaz tasfir yetenegide eklenince...
265 syf.
·7/10
Eserde tarihimizi roman şeklinde anlatması akılda kalıcı olmasını sağlamış. Ama sadece yazarin etki etmesiyle ortaya cıkan yapıtlardan biri değil tarihimizin büyük başarısı da romanda büyük etki göstermiştir. Donemin sosyal zihniyet inide yansıtmayi başarmış bir roman. Onemli eserlenden biri ...
200 syf.
·Beğendi·8/10
Yazar M.Necati Sepetçioğlu " Türk İslam Efsaneleri " adlı bu kitabında otuzun üzerinde adeta - efsane - olmuş,birçoğumuzun da bir şekilde okuduğu,duyduğu,bildiği hikayeleri anlatıyor.Ama buna rağmen bu kitap,her bir hikayesiyle sizi manevi bir yolculuğa çıkaracak,kültür dünyanıza yeni pencereler,ufuklar açacak,bazı bölümlerde bizzat oradaymışcasına yaşayacak ve bu okuduklarınızla aynı duyguları paylaşıyor olmaktan gurur duyacaksınız.Gayet akıcı bir dil de yazılmış olup,tavsiye eder,iyi okumalar dilerim.
387 syf.
·Beğendi·9/10
Oldukça güzel bir roman daha. Orhan Bey tahta geçmiştir ancak önceki kitaplarda da karşımıza çıkan Ehli Hak tarikatının müritleri Osmanlı'yı yıkmak için çalışmaktadır. Bu arada Süleyman Bey'in Rumeli'yi fethetmesi için eski Karesi Beyliğinin elemanları Bileyici Baba ile gönderilir. Bu arada Karesi Beyliğinde Hacı İlbey, Evrenos Gazi gibi önemli isimler vardır. Ehli Hak tarikatı kafasını eski kadı Dursun Fakıh'ı karalamak için ellerinden geleni yapmaktadır. Ancak başarabilecekler. İlk defa yazar bazı hikayeleri karakterlerin ağzından anlatıyor. Soluksuz okunan bir roman.
265 syf.
·Beğendi·10/10
Dünki türkiye ve alpaslan'ı anlatmış sepetçioğlu, malazgirt ve dandanakan da kör karanlik bir zamanda alpaslanin nasıl başarilı olduğunu anlatiyor. Bir sarı hocaya hasret alpaslan ve anadoluya hoca ahmet yesevinin gönderdiği müritlerle muvaffak olan bir liderin hayati hikaye şeklinde anlatilmış belki herkes tarihi roman sevmez belki tarih sıkar lakin bu romani okumayan insan kendini kandırıyor anadolu üzerinde yaşayan herkes bu romani alip eline okumasi gerek..

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Necati Sepetçioğlu
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Zile, Tokat, 1932
Ölüm:
2006
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli kurumlarda memurluk ve idarecilik yaptı. İlk romanlarında Malazgirt zaferinden başlayarak İstanbul’un fethine kadar Türk tarihini konu aldı, sonrakilerde ise Türkiye’de yaşanan toplumsal değişimi ve sonuçlarını anlattı. Eserlerindeki şiirsel anlatımı sayesinde geniş bir okuyucu kitlesine sahip olan Sepetçioğlu’nun Anadolu fethini ve Türk devletinin kuruluşunu anlattığı romanları, bir döneme ışık tutmuş ve başucu kitapları arasında yer almıştı.

Sepetçioğlu’nun tarihî romanlarının yanı sıra tiyatro oyunları da bulunuyordu. Trampacılar adlı oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenmişti. Oyun yazarlığında en önemli başarısını gösterdiği Büyük Otmarlar, önce İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Gençlik Tiyatrosu’nca sahneye konuldu. Ardından Avrupa Üniversitelerarası Tiyatro Festivali’nde en iyi oyun seçildi. ‘Gece Vaktinde Gün Dönümü’ ve ‘Karanlıkta Mum Işığı’ adlı kitaplarıyla 1980 yılında ‘Türkiye Milli Kültür Vakfı Kültür Armağanı’nı kazanan Sepetçioğlu, 1994’te İLESAM üstün hizmet beratı almış, 1998’de Atatürk Dil-Tarih Kurumu şeref üyeliğine seçilmişti. 10 Temmuz 2006 tarihinde hayatını kaybetti.

Yazar istatistikleri

  • 122 okur beğendi.
  • 1.416 okur okudu.
  • 28 okur okuyor.
  • 761 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları