Mustafa Öztürk

Mustafa Öztürk

YazarÇevirmen
9.0/10
101 Kişi
·
250
Okunma
·
61
Beğeni
·
2.977
Gösterim
Adı:
Mustafa Öztürk
Tam adı:
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Unvan:
Akademisyen, Yazar, Araştırmacı
Doğum:
Giresun, 1965
1965’te Giresun/Keşap/Kaşaltı Köyü’nde doğdu. 1983’te Giresun İmam-Hatip-Lisesi’nden, 1987’de Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1987-1999 yılları arasında İçel/Mersin ve Giresun’da öğretmen olarak görev yaptı. 1998’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam BilimleriTefsir Anabilim Dalı’nda “Muvaffakuddîn el-Kevâşî: Hayatı, Eserleri ve Tefsirdeki Metodu” isimli teziyle yüksek lisansını tamamladı. 1999’da Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne araştırma görevlisi olarak atandı. 2001’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 2002’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam Bilimleri Tefsir Anabilim Dalı’nda “Tefsirde Bâtınîlik ve Bâtınî Te’vil Geleneği” isimli teziyle doktorasını tamamladı ve bu çalışması Kitâbiyât Yayınları tarafından “Kur’an ve Aşırı Yorum” adıyla yayımlandı. 2003 yılındaÇukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim dalına yardımcı doçent olarak atandı. 2005’te “Kur’an’ın Mu’tezilî Yorumu: Ebû Müslim el-İsfahânî Örneği” isimli çalışmasıyla doçent, 2011’de profesör oldu. Hâlen Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı ve Temel İslam Bilimleri bölüm başkanı olarak görevini sürdürmektedir.
De ki: "Herkes tercih ettiği yol ve yaşantıya göre hareket eder. Rabbiniz kimin doğru yolda olduğunu çok iyi bilir. "
Mustafa Öztürk
Sayfa 333 - ANKARA OKULU
Hiçbir ilahi kaynaklı mesnedi bulunmaksızın sırf kendi kafalarından birtakım hükümler uydurup bunları Allah'a isnat eden ve böylece insanları doğru yoldan saptıran kimseden daha zalim/kafir biri olabilir mi?
Mustafa Öztürk
Sayfa 182 - ANKARA OKULU
Yeryuzunde boburlenerek yurume. Cunku sen boyle yapmakla ne yeri yarabilirsin ne de boyun daglara erisir.
Mustafa Öztürk
Sayfa 327 - ANKARA OKULU
Düşünün bir kere, Allah ne güzel bir misal veriyor: Güzel söz; kökü yerde, dalları göğe doğru yükselmiş bir ağaca benzer. Bu ağaç rabbinin izniyle her zaman meyve verir.
Allah insanları işledikleri günahlar sebebiyle hemen cezalandıracak olsaydı dünya üzerinde bir tek canlı kafir bırakmazdı.
Mustafa Öztürk
Sayfa 313 - ANKARA OKULU
181 syf.
İlhan Arsel'in Seriat ve Kadin kitabını okuyacaktim. Öncesinde İslami bir çevreden bu konuya değinen bir kitap okumak istedim.

Kitap Cahiliye devrinde kadın, klasik mufessirlere göre yani ilk dönem İslama göre kadın ve günümüze yakın kadın diyerek yanlış hatırlamıyorsam 3 bölümden oluşuyor. Cahiliye dönemi kısmında beni şaşırtan durumlar mevcuttu. Aslında daha önce de duymuştum bunların bir kısmını. Mesela:
- Sanildiginin aksine Mekkelilerin hepsi puta tapan, Allah'tan bihaber insanlar değiller. Keza namaz, oruç, hac vb şeylerden de haberleri var. Hanefilik de gayet yaygın. O zaman neden İslam geldi? sorusu akla gelebilir. Çünkü Mekkeliler -puta tapanlar- Allah'i tanıyorlar ve ona inaniyorlar lakin ona ortak koşuyorlar, kendilerini Allah'a yaklastirmasi için birtakim aracilar edinmisler.
Diğer şaşırtıcı durumlar, bunları ilk defa duydum:
- Istibda (böyleydi sanirim) nikahı: Buhari'nin naklettigi Hz Aise hadisindeki ifadelere goe cahiliye devrinde bir erkek temizlik dönemindeki karısına, "Filan kişiyle cinsel ilişkiye gir ve o adamdan hamile kal." der­di. Kadın o kişiden hamile kalıncaya değin karısına asla yak­laşmazdı. Erkeğin böyle tuhaf bir talepte bulunması, damar­larında asil kan taşıyan bir çocuğa sahip olma arzusundan kaynaklanırdi.
Adam karısını başkasıyla ilişkiye girmesi yönünde teşvik ediyor. İlginç. Tabi bu Islam'da yer almıyor. Bir Cahiliye- Arap geleneği. Ben bu nikaha 'Deyyus Nikahi' diyorum.
- Keza bir ensarin muhacire: İstersen eslerimden birini bosayayim sen evlen demesi ! Yani şimdi bu misafirperverlik mi yoksa gavatlik mi? Siz karar verin.
- Çok kocalilik: evet yanlış duymadiniz. Bir kadın birden fazla erkekle ilişkiye giriyor. Sonra hamile kalınca bu erkekleri toplayıp bu çocuk senden diyor. İlginç.

Klasik mufessirlerin kahir ekseriyeti (bu lafa da bayılıyorum, kulağa çok hoş geliyor),
- Kadınin erkeğe göre ikinci bir sınıfta olduğuna
- Kadının dövülmesi gerektiğine
ve daha birçok kadınların hoşuna gitmeyecegi mevzularda ortak kanidalar. Bunda erkekci toplum yapısı etkendir. Lakin yazara göre Kuran'da geçen ayetler de mufessirlere bu hükümleri çıkarması için yardımcı olmuştur.

Yazar, Mekki surelerin evrensel yapısından, Medeni surelerin ise daha çok bir olay üzerine inerek o zamanki toplum için olduğu kanisinda. Genel olarak da Kuran'in her devirde insanların sosyal, ekonomik vb şartlarının penecerisinden ve bu şartların şekillendirdigi çağın zihniyetine bağlı olarak yeni yorumlar getirebilecegi yönünde fikri var. Evrensel durumlar: Adalet, eşitlik vb. olmasına karşın o dönemdeki Arap toplumundaki hakim görüşün şekillendirdigi olaylara bazı çözümler getirmesi ise olgusal,döneme ait mevzular. Olgusal hükümler, o devirde yok sayılan ve hakları bakımından sifirin altında 273 fahrenheitta olan kadınların durumlarını duzelttigi bir nevi de devrim sayılabilir. Lakin günümüzde aynı şekilde etkili olabilecegi şüpheli. Ancak şunu da belirtmek isterim, yazar gibi düşünmeyen ve yazarın tenkid ettiği günümüzdeki bazı alimler bu tartışmalı ayetlerden başka insani yani günümüze daha uygun yorumlar çıkarabiliyor. Onların da goruslerini almakta ve okumakta fayda vardır.

Yazarı tenkid ettiğim bir konu şudur: Yazar Islam dünyasında tartışılan bu kadının durumu konusun, İslam dünyasının Batı karşısında ezik hale gelmesine,yenilgi yaşamasına bağlaması. Yani ona sormak isterim: İslam alemi Bati karşısında hiç yenilgi yaşamasa kadının toplum içindeki yeri hakkında klasik mufessirlerin kahir ekseriyetinin yaptığı yorumlar muteber kalmaya devam mı edecekti veya etmeliydi?

Hani bir söz var: İlim Çin'de de olsa al. (Söz kimindi? Bilen söylerse mutlu olurum, ben emin olamadım) İlim ve doğru olan, daha insani olanı Batı veya Çin hatta Aborjinlerin üretmesi bizim için sıkıntı olmamalı. Sıkıntı varsa bunu üretemeyen bizdedir.

Keyifli okumalar..
694 syf.
·366 günde·10/10
Bu Kitap indirildiği dönem nasıl anlaşıldı diye sorduğu ve ilk anlamın peşine düştüğü için diğer meallerden biraz daha farklı. Dipnotları yetersiz bulsam da tavsiye edebileceğim bir meal.
250 syf.
·Beğendi·10/10
en güzel örnek .....yaşamımızın her alanında ,hareketlerimize ,düşüncelerimize yol gösteren son nebi....duygu yoğunluğunu tepelerde yaşadığım ....bir eser ....akıcı dili ,sadeliğiyle herkesimin anlayacağı boyutta bir eser...
250 syf.
·303 günde·Beğendi·10/10
Peygamber Efendimizi anlatan muhteşem iki eser.Okurken çok duygulanıp ağladığım yerler oldu.Yüce şahsiyeti daha yakından tanıma şerefine nail oldum.O' nun ümmeti olmaktan gurur duyuyorum.
56 syf.
·Puan vermedi
Kitap evet bir çocuk kitabı,lakin konusu ne çocukları ne de yetişkinleri inandırabilecek mantıksallıktan çok uzak.Yazarın ikinci çocuk kitabı , ilki nasıldır bilmem , ancak , merak etmediğim gibi okumak ve okutmak da istemem ; vakit bu kadar değersiz değil . Üzgünüm .
176 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Çok akıcı bir dille ve etkileyici yazılmış. Kitabı okuduğun zaman seni hemen içine alıyor. Bir solukta okudum. Ancak bazı olaylar sonucunda ne olduğu anlatılmamış yani yarıda bırakılmış.
437 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kitap Türkiyede geçmiştede gerçekleşmiş olan ve günümüze kadar da devam eden ekonomi alanında ortaya çıkan spekülasyon faaliyetlerini, nasıl ortaya çıktığı ve ülke ekonomisine ne gibi olumsuz etkilere yol açtığını ve ortaya çıkan kaos ortamında kimlerin nasıl bir kazanç sağladığını, faiz-dolar-borsa üçgeninde suni dalgalanmalar ile ülke ekonomisinde ortaya çıkatttığı tahribatı oldukça başarılı bir şekilde herkesin demem o ki ekonomi alanı ilgisini çekmeyen okuyucuların bile rahatlıkla anlayabileceği akıcı bir dil ile okuyuculara aktarıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Öztürk
Tam adı:
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Unvan:
Akademisyen, Yazar, Araştırmacı
Doğum:
Giresun, 1965
1965’te Giresun/Keşap/Kaşaltı Köyü’nde doğdu. 1983’te Giresun İmam-Hatip-Lisesi’nden, 1987’de Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1987-1999 yılları arasında İçel/Mersin ve Giresun’da öğretmen olarak görev yaptı. 1998’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam BilimleriTefsir Anabilim Dalı’nda “Muvaffakuddîn el-Kevâşî: Hayatı, Eserleri ve Tefsirdeki Metodu” isimli teziyle yüksek lisansını tamamladı. 1999’da Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne araştırma görevlisi olarak atandı. 2001’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 2002’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam Bilimleri Tefsir Anabilim Dalı’nda “Tefsirde Bâtınîlik ve Bâtınî Te’vil Geleneği” isimli teziyle doktorasını tamamladı ve bu çalışması Kitâbiyât Yayınları tarafından “Kur’an ve Aşırı Yorum” adıyla yayımlandı. 2003 yılındaÇukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim dalına yardımcı doçent olarak atandı. 2005’te “Kur’an’ın Mu’tezilî Yorumu: Ebû Müslim el-İsfahânî Örneği” isimli çalışmasıyla doçent, 2011’de profesör oldu. Hâlen Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı ve Temel İslam Bilimleri bölüm başkanı olarak görevini sürdürmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 61 okur beğendi.
  • 250 okur okudu.
  • 17 okur okuyor.
  • 168 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları