Nasuh Mahruki

Nasuh Mahruki

7.9/10
52 Kişi
·
141
Okunma
·
17
Beğeni
·
3.000
Gösterim
Adı:
Nasuh Mahruki
Unvan:
Türk Dağcı, Yazar, Fotoğrafçı
Doğum:
İstanbul, 1968
Ali Nasuh Mahruki (d. 21 Mayıs 1968; İstanbul), Türk dağcı, yazar, fotoğrafçı.
Şişli Terakki Lisesi'nin ardından 1992'de Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden mezun oldu. Dağcılık sporuyla 1988 yılında Bilkent Üniversitesi Doğa Sporları Topluluğu'nda tanıştı. Üç yıl boyunca topluluğun başkanlığını yaptı. Dağcılık dışında mağaracılık, aletli dalış, yamaç paraşütü, motor sporları, bisiklet ve yelken sporuyla ilgilenmektedir.
1992-1994 yılları arasında eskiden Sovyetler Birliği'nin sınırları içinde kalan 7000 metreden yüksek beş dağa tırmanarak Kar Leoparı unvanını aldı.
1995 yılında Everest Dağı'na tırmanan ilk Türk ve dünyadaki ilk Müslüman dağcı oldu. 1996 yılında yedi kıtanın en yüksek dağına tırmanarak Yedi Zirveler projesini tamamlayan 45. sporcu ve en genci oldu. Sonraki yıllarda da birçok zorlu tırmanış gerçekleştirdi. En önemlileri, Oksijen desteksiz olarak gerçekleştirdiği Cho Oyu, Lhotse ve K2 dağlarıdır. 15 yıl aradan sonra bir kez daha Everest Dağı'na tırmandı.
Liderlik, takım çalışması, kişisel gelişim, kendini tanıma, hedef odaklılık, kararlılık, disiplin, risk yönetimi gibi konularda motivasyon konuşmaları ve seminerler düzenlemektedir ve Bahçeşehir Üniversitesi'nde "Takım Çalışması ve Liderlik" dersi vermiştir. Çeşitli gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yapmıştır ve çeşitli televizyon kanallarında belgesel programları hazırlamıştır.
AKUT'un kurucu üyesidir ve halen yönetim kurulu başkanlığını sürdürmektedir.
Nasuh Mahruki, Himalayalar'da Bhutan Krallığı'na yaptıkları bir motosiklet yolculuğu sırasında geleneksel bir düğün töreniyle Mine Mahruki ile evlendi.
Yaşanmamış yaşamlar dünyasındayız. Ya sen hayatı yaşarsın ya da hayat seni yaşar...Ve bu dünyada büyük bir çoğunluğumuz yaşamadan ölüyoruz. Erich Fromm
Yaşamımız her gün yaptığımız binlerce seçimden oluşuyor.
Her seçim bir kapı açar ya da kapatır.
Bilginin cesaret, cehaletin ise cüret verdiğini bilirim ve benim cesaretim, kendimi ve doğayı iyi tanımamdan, sınırlarımı iyi bilmemden ve Allah'ın, doğru olduğuna inandığı şeyleri yaparken insanları yalnız bırakmayacağına duyduğum sonsuz güvenden kaynaklanıyor
Hayatımızla ilgili seçimlerimizin sorumluluğu, seçtiğimiz hayatı yaşamaktır. Ve bu geri döndürülemez ve devredilemezbir sorumluluktur.
Buda, Dhammapada'sında şöyle der: "Bugün ne isek,dünkü düşüncelerimizin ürünüyüz ve bizim şu anki düşüncelerimiz yarınki hayatımızı oluşturur; hayatımız aklımızın yaratısıdır. Bir adam saf ve temiz bir aklın yönlendirmesiyle konuşur ve hareket ederse sevinç ve mutluluk onu gölgesi gibi izler."
kendi yoluna gitmeli
kendi dağına tırmanmalı
kendi denizine dalmalı
kendi göğünde uçmalı
kendi gözlerinle görmeli
Bilinçli bir doğa sporcusu, doğada girdiği bu mücadelede, mücadele ettiğinin doğa değil de kendisi olduğunu bilir. Doğayla savaşılmaz, onunla ancak bir uyum yakalanabilir; sizi sadece seyreden bir şeyle nasıl savaşabilirsiniz ki? Savaş kişinin kendi içinde, ruhunda, bedenindedir.
Kişisel gelişim kitapları, kimileri için çok beğenilen türlerden biriyken kimileri için içi boş ve birbirinin aynısı olan kitaplardır.

Bence, bu iki farklı görüşün olma sebebi kişisel gelişim kitabı yazacak yetkinlikte olmayan-farklı bir deyişle kendisinin ne kadar gelişmiş olduğu sorgulamaya açık olan- kişilerce de kişisel gelişim kitabı yazılmasıdır.

Mahruki'nin kitabının adı - Kendi Everest'inize Tırmanın- kitaba başlamadan adeta okura bu kitabın içi boş bir kitap olmadığını bildiriyor.Bu tür kitapları sevenlerin kesinlikle okuması gerekiyor, bunun yanında yukarıda da belirttiğim gibi bu türe karşı önyargıları olanlar için bu kitabı ayrıca tavsiye ediyorum.
Sanirim beni herhangi bir kisisel gelisim kitabindan daha cok motive eden kitap oldu. Zirveye ulasma cabasi, kendini motive edisi, yasadigi zorluklar karsisinda pes etmemesi cok guzeldi. Gunluk yasadiklari disinda din, arkadaslik vs konularinda fikirlerini ve bazi yazarlarin sozlerini paylasmasi da guzel bir ayrinti olmus kitapta. Cok begendim keske daha erken okusaymisim diyorum.
Sayın Mahruki,
Nihayet sizinle daha uzun uzun, sanırım daha emin olarak konuşabileceğim. Birkaç arkadaşımla okul dergisi adına yaptığımız röportajda daha çok konuşmak isterdim sizinle, daha çok paylaşmak, daha çok fikir alışverişi yapmak “Kendi Everest’inize Tırmanın” adlı kitabınız hakkında. Kendini farkına varmak ve farkındalık yaratmak arasındaki başarı yolunu aktardığınız kitabı yazarken izlediğiniz stratejik yolun kitaptaki sözlerinizle uyumu, kitaba duyduğum hayranlığı tetikleyen nokta oldu. “Hayatı ne kadar değiştirebilirsek orası o kadar bizim yerimiz” derken başarılı bir adam gördüm gözlerinizde. Edebiyata olan ilgim ve başarıya duyduğum açlığı düşündükçe oluşan endişelerim sizinle konuştukça azaldı ve azalmaya da devam ediyor. Çünkü liderliğini yaptığınız projelerinizle edebiyata olan ilginiz doğrultusunda yedi kitabı yazabilmeniz kelimenin tam anlamıyla müthiş bir şey.
“Bir şeyi iyi anlamanın ve iyi anlatmanın en iyi yolu yapmaktır…” diyerek başlamışsınız kitabınıza. Ne kadar doğru bir söz! Öyle ki başarıya giden yolu anlamış ve anlatmak için başarıyı tatmışsınız. Daha önce okuduğum birçok kişisel gelişim kitabına göre hiç bu denli tutarlı bir yazarı okuduğumu hatırlamıyorum. Bu doğrultuda kitapta beni en çok etkileyen söz Konfüçyüs’ün;
“Duydum Unuttum,
Gördüm Hatırladım,
Yaptım Öğrendim.”
sözü olmuştur.
Değindiğiniz gibi “Hayatın provası olmaz” Bu yüzdendir ki hayat sürecinde doğru soruları sormak ve doğru cevapları aramak çok önemlidir, ama tabiki her şeyi insanın önce kendinde araması gerekir. Hayatımızla ilgili seçimlerimizin sorumluluğu, seçtiğimiz hayatı yaşamaktır. Bu doğrultuda “İçinizdeki ‘En İyi Ben’i Arayın” sözünüz yerinde olacaktır.
“En önemli sanat, yaşama sanatı;
En önemli sanat eseri, insandır”
Yaşama sanatı insanın yaptığı tercihlerle yol bulurken, eğer yapabileceğimizin daha azını yapmayı planlıyorsak, hayatımızın sonuna kadar mutsuz oluruz. Bu yüzden hayatın şans ve fırsatlarını yakalayıp sorumluluklarımızı unutmadan kendimize en iyi ben olma yolunda şans tanımalıyız. Hiçbir zaman kendimizi otomatikleştirmemeliyiz.
“Söylediklerinize dikkat edin düşüncelere dönüşür,
Düşüncelerinize dikkat edin duygularınıza dönüşür,
Duygularınıza dikkat edin davranışlarınıza dönüşür,
Davranışlarınıza dikkat edin davranışlarınıza dönüşür,
Davranışlarınıza dikkat edin alışkanlıklarınıza dönüşür,
Alışkanlıklarınıza dikkat edin değerlerinize dönüşür
Değerlerinize dikkat edin karakterinize dönüşür
Karakterinize dikkat edin kaderinize dönüşür”
Sözünü ele alıp bizim hayatı algılama biçimimizi sorgulamışsınız. Bu tespitinizi daha önce düşünmediğimden olacak kıskandım doğrusu. Olumlu düşüncenin gücü ne kadar da önemli oysaki.
“En iyi ben”i bulmak, kaderimizi çizmek, başarılı olmaktan bahsediyorsunuz. Bunun için cesaretli olun diyorsunuz, ama bu o kadar kolay mı Nasuh Bey? Ne yapmalı Nasuh Bey? Kendimi değerlendiriyorum ve sorumluluklarımdan oluşan koskoca bir duvar çıkıyor önüme. Başarıya açım, kelimenin tam anlamıyla doymak bilmez bir ihtiyaç duyuyorum, ama her şeye yetişmeye çalışırken kafamı sağlam, vücudumu bitkin buluyorum. “Büyümezseniz küçülürsünüz, Gelişmezseniz gerilersiniz” diyorsunuz. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum. En iyisini umut edip, en kötüsüne hazırlıklı oluyorum ve bunu yaparken tavsiyenize uyup darbelere karşı ayakta duruyorum. Sonum hayrola Nasuh Bey.
En içten saygılarımla.
Dağcılık sporundan pek haz etmem ama bu kitabı okuyunca insan ölmeden yüksek bir dağa çıkmalı demiştim.. Tutku gerektiren bir iş ki bu tutku doğuştan geliyor sanırım dağcılara.. Nasuh Mahruki biraz duyarsız geldi ama bana.. Ölen dağcılara çok tepkisizdi sanki..
Her cümlesini merakla okuduğum çok güzel bir kitaptı. Yazarın günümüzün konularına çok güzel referanslarla ve nasihatlerle değindiğini gördüm. Gençlerin özellikle okumaları gereken ve hayata bakış açınızı değiştire bilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bu güzel kitabı bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederim sayın Nasuh Mahruki.
Nasuh Mahruki' nin 4 ay süren doğu yolculuğunu ve bu yolculuğun ikinci ayında Tibet'te bulunan, dünyanın 6. büyük dağı Cho Oyu'ya yaptığı başarılı yalnız tırmanışını da anlattığı kitabı.

Yeni tecrübelere, farklı kültürlere tanıklık ettiğim keyifli bir seyahat okumasıydı. Günce şeklinde yazılmış, başlarda rotalar gidilen, kalınan yerler anlatılarak ilerliyor, yazar ve gezgin Mahruki sonlara doğru yolculuğun muhasebesini ve yaşama dair hissettiklerini içten bir dille paylaşıyor. Özellikle Sıkkım ve Tibet ile ilgili kısımları çok keyifle okudum, o bölgeleri çok merak ediyorum. Okumaya değer.
Okunmaya değer özel bir kitap olduğunu düşünüyorum eğer zorluklarla mücadeleyi seviyorsanız hiç sıkılmadan okuyabileceksiniz. Tırmanışlarını anlatmasının yanı sıra ünlü yazarların, düşünürlerin sözlerini paylaşarak kitaba çok daha fazla değer katıyor Nasuh Mahruki. Diğer yazmış olduğu kitapları da okuyacağım, herkese tavsiye edebilirim.. İyi okumalar diliyorumm..
Nasuh Mahruki'den kendi yaşamından örnekler verdiği, bilgece yazılmış, etkileyici bir kişisel gelişim kitabı. Genelde kişisel gelişim kitaplarını sıkıcı bulurum, bu kitaptan etkilendiğimi söyleyebilirim.
Sporcunun Everest dağına tırmanan ilk Türk olma yolundaki çalışmaları sırasında, dağa tırmanma sırasında yaşadığı sıkıntılar ve teknikleri konu ediniyor kitap
Dağcılık ve tırmanış ile ilgili teknik kısımları bir kenara koyacak olursak müthiş bir (içsel) yolculuk kitabı olduğunu söyleyebilirim. Kitabı okudukça Nasuh Mahruki'yi daha yakından tanıma fırsatım oldu; ruhunu yaptığı işlerle ortaya koyuşu, duygu ve düşüncelerini gayet samimi bir şekilde dışa vurumu beni çok etkiledi.

Kitap birçok okuyucuda motive edici etkiler yaratıp birçoğunu harekete geçmeye davet edecektir. Bendeki kıvılcımı, bu tarz sporlara uzak duruşumu yumuşatarak içimde dağcılığı ve tırmanışı deneme isteği uyandırması oldu. İlham, motivasyon ve model arayışında olanlara tavsiyemdir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nasuh Mahruki
Unvan:
Türk Dağcı, Yazar, Fotoğrafçı
Doğum:
İstanbul, 1968
Ali Nasuh Mahruki (d. 21 Mayıs 1968; İstanbul), Türk dağcı, yazar, fotoğrafçı.
Şişli Terakki Lisesi'nin ardından 1992'de Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden mezun oldu. Dağcılık sporuyla 1988 yılında Bilkent Üniversitesi Doğa Sporları Topluluğu'nda tanıştı. Üç yıl boyunca topluluğun başkanlığını yaptı. Dağcılık dışında mağaracılık, aletli dalış, yamaç paraşütü, motor sporları, bisiklet ve yelken sporuyla ilgilenmektedir.
1992-1994 yılları arasında eskiden Sovyetler Birliği'nin sınırları içinde kalan 7000 metreden yüksek beş dağa tırmanarak Kar Leoparı unvanını aldı.
1995 yılında Everest Dağı'na tırmanan ilk Türk ve dünyadaki ilk Müslüman dağcı oldu. 1996 yılında yedi kıtanın en yüksek dağına tırmanarak Yedi Zirveler projesini tamamlayan 45. sporcu ve en genci oldu. Sonraki yıllarda da birçok zorlu tırmanış gerçekleştirdi. En önemlileri, Oksijen desteksiz olarak gerçekleştirdiği Cho Oyu, Lhotse ve K2 dağlarıdır. 15 yıl aradan sonra bir kez daha Everest Dağı'na tırmandı.
Liderlik, takım çalışması, kişisel gelişim, kendini tanıma, hedef odaklılık, kararlılık, disiplin, risk yönetimi gibi konularda motivasyon konuşmaları ve seminerler düzenlemektedir ve Bahçeşehir Üniversitesi'nde "Takım Çalışması ve Liderlik" dersi vermiştir. Çeşitli gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yapmıştır ve çeşitli televizyon kanallarında belgesel programları hazırlamıştır.
AKUT'un kurucu üyesidir ve halen yönetim kurulu başkanlığını sürdürmektedir.
Nasuh Mahruki, Himalayalar'da Bhutan Krallığı'na yaptıkları bir motosiklet yolculuğu sırasında geleneksel bir düğün töreniyle Mine Mahruki ile evlendi.

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 141 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 88 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.