Nazmi Ağıl

Nazmi Ağıl

YazarÇevirmen
8.2/10
40 Kişi
·
140
Okunma
·
1
Beğeni
·
833
Gösterim
Adı:
Nazmi Ağıl
Unvan:
Türk yazar, şair, eğitimci
Doğum:
Eskişehir, 1964
Nazmi Ağıl (1964, Eskişehir) Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans ve doktora çalışmalarını tamamladı. İngilizce öğretmenliği yapıyor. Geoffrey Chaucer’dan Canterbury Hikâyeleri, Theodore Roethke’den Açık Ev ve John Ashbery’den Dışbükey Bir Aynada Otoportre adlı yapıtları dilimize kazandırdı. Şiir kitapları: Gökçe Yazı (1998), Boşanma Dosyası (1998; Yunus Nadi Şiir Ödülü), Beni Böyle Değiştiren (1999), Aşk Küçücük, Kırılgan (2002), Kokarca Aramak (2005)
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
129 syf.
·5 günde·9/10
Ah Beowulf...İngiliz edebiyatına giriş dersi sağolsun ön yargılı yaklaştığım bir eserdi.Zaten çoğumuz zorla okutulan kitaplara önyargı beslemez miyiz?
Lakin tüm bu yargılarıma karşın çok beğendiğim bir destan oldu Beowulf!
Eser 5. yüzyılda geçmesine rağmen 8 ile 10. yüzyıllar arasında ilk defa kaleme alınmış.Anglo-saksonlar tarafından anlatılmasına rağmen ingiliz toplumu değil iskandinav kahramanları anlatır.
Kahramanımız Beowulf Grendelin insanlara karşı zulmünü duyar ve Danları kurtarmak için onların ülkesine gelir.Grendel Kabil soyundan gelmedir ve tanrı bu soyu lanetlemiştir.Heorotda verilen bir eğlenceyi basarak insanları katleder,bu olaydan sonra kahramanımız Gotların Prensi Beowulf Danların ülkesine gelir.Eser genelinde Beowulfun kahramanlıklarını okuyoruz.
Yer yer hristiyanlık öğretileri barındırsa da Pagan inancı odağında anlatılmış bir destan Beowulf.Zaten kahraman olma isteği de bu inançtan gelmekte,paganlarda ölümden sonra yaşam inancı olmadığı için kişi kendini bu dünyada kanıtlama isteği içerisindedir.Hristiyan öğelerinin 7. yüzyıldan itibaren etkisini gösteren Hristiyanlaşma ile eklendiği tahmin edilmekte.
Zaten çok çok kısa bir eser,ingiliz edebiyatına en ufak bir ilginiz varsa kesinlikle okumalısınız,özellikle kitabın başında yer alan Nazmi Ağıl'ın şiir hakkında ki yazısı da kesinlikle okunmalı!
136 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Beowulf "bee" (arı) ve "wulf" (kurt) kelimelerinden oluşan bileşik bir kelime ve arıların baş belası "ayı" anlamına geliyor. 5. yüzyıla ait sözlü bir edebiyat ürünü olan destanın anadili anglo-saksonca olmasına rağmen, İngilizce'nin uğramış olduğu değişimler hasebiyle kendi dilinden okunamayan bir destan. Beowulf destanda nasıl bir karakterdir; Şapşik doğaüstü canavarlarla çarpışan, heybetli, cesur, bilek gücünün kıvrak bir zekayla buluştuğu, tam da destansı bir kahraman. Yazıldığı dönemden mi eklenen, yoksa destanın kendiliğinde mi mevcut olup olmadığı bilinemeyen; -kuvvetle muhtemel üçyüz yıl sonra yazılırken yapılan ekleme ve değişikliklerden sadece biri- pagan inancından izler var. Anlayacağımız dilden söyleyeyim, 'bâsübâdelmevt', yani ölümden sonra dirilmek, yeniden canlanmak gibi bir inanışa sahip değildirler. Dolayısıyla içinde bulundukları yaşamlarınının niceliği de, niteliği de, onlar için daha büyük bir anlam ifade eder. Nam salmak, yiğitlik şanına ermek, şöhret elde etmek amacıyla ve gurur kazanabilmek için, canavarlarla dahi savaşabilirler... Destanların ve sözlü edebiyat ürünlerinin en sevdiğim yanı; dilediğin gibi çıkarım yapabilmemdir. Gedik mi var, kendin doldur.


Kültür eleştirisi yapabilmeye ve varoluşu olumlamalara da müsaittir destan okumaları. Ki bu tarz okumaların en belirgin rolü, asla anlatılmak istenenle yetinmemelerde olduğunu düşünüyorum. Dahasını, eğerini ve günümüzcesini kafamda kurup, selametimi aradım. Hal böyle olunca üzerine konuşabileceğim epey bir düşünce peydahladığımı söyleyebilirim.
64 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Yer İngiltere.
Zaman MS 1717
Doğuran cinsiyetin sessizliğinin kavi olduğu zamanlar, hani şu kadının silik, sadece onun karısı, onun kızı olduğu vakitlerdi 17. yüzyıl. Onlara eğitim verilmez, seyahat hakkı tanınmaz, toplumda bir yer edinemezlerdi. Tek yapmaları gereken evlenerek bu hakları kendilerine sunacak kocaları bulmalı ya da bunun hayalini kurmalıydılar. İngiltere’de erken yaşta evlenmelerin en büyük sebebi bu gibi durumlar olduğunu düşünmeden edemiyorum. Başkaca türlü kadın kimliği o dönemlerde asla barınamaz, öne çıkamazdı.

Yazarımız Pope işte tam böyle bir dünyaya 1668 yılında gözlerini açtı. Ciddi sağlık sorunları nedeniyle iyi bir eğitim alamadı. Bütün bunlara rağmen çok küçük yaşta Homeros başta olmak üzere meyil edecek yazarla tanışıp, destansı yapıtların yüceliğine kendisini bıraktı. Toplumu, kraliyetleri, kişileri eserlerinde sıkça eleştirdiği ve yerdiği için herkeslerce kısa zamanda tanınmaya başladı.

“Saniye, senin gözetiminde saat...” (Alıntı #45262220 )

Epik şiirin tepesine ulaştığı Bukleye Tecavüz eserini ise 1717 tarihinde yayımlandı. Konusu yaşanmış bir olaydan ve geneli ise alaylı kurgudan oluşmaktadır. Olay ise; Baron Petre adındaki genç, yüksek sınıftan Arabelle Fermor adlı hanımın saçından muziplik olsun diye bir bukle kesip almış, bunun üzerine iki gencin aileleri birbirlerine girmiştir.

Eser isminin kabalığı tamamen çeviriden dolayıdır. İngilizce olarak bakıldığında “Buklenin Çalınması” ismi Türkçede bu isimle karşılık bulmaktadır.

Tüketim toplumu ve sahip olduğu eşyaların yüceliği altında ezilen insanların üzücü durumu Pope için her zaman acınası bir durum olarak lanse edilmiştir. Dönemin yüksek sınıf kadınlarının bu tarz düşkünlüklerini eserlerinde sıkça yerdiği için ise feminist çevreler tarafından hedef haline gelmiştir. Eserde buklesi çalınan kızımızda kadın araç gereçleri, incik/boncuk diye tabir edilen şeyler arasında kaybolmuş bir kişiliktir.

Homeros ve diğer ozanlarında hayranı olan Pope bu hadiseden de gücünü alıp, kendi dönemine uygun, modern çağa da hitap edebilecek bu güzel eseri kaleme almıştır. Eserin önemli olmasının ve günümüze kadar süregelen devamlılığı ise batının en büyük hiciv örneklerinden biri olmasıdır. Homeros’un İlyada’sında gördüğümüz Tanrılar savaşı da bu eserde gözükmektedir. Sıradan bir olayın bağıra çağıra abartılması ve insanüstü varlıklarında olaya dâhil olduğu şiirsel anlatım eser bitine kadar devam etmektedir.

“Hayal girince işe doğuruyor erkekler,
Şişeye dönüşmüş kızlar, hepsi de mantar bekler.” (Alıntı #45263365 )

Kitabım Yapı Kredi Yayınları’ndan çevirisi bağlı bulunduğu Kazım Taşkent Klasikleri’ni küçültmeyecek kadar muazzam. Sayfa kalitesi, kapak kalitesi ve dizgisine söylenecek hiçbir kötü yorum yapılamaz. İçerik olarak 9 sayfa harika bir çevirmen önsözü okuru karşılıyor. Hem yazar hakkında hem eser hakkında oldukça sizi bilgilendirip, okuyacağınız esere hazırlıyor. 2 Sayfa yazarın Arabelle Fermor’a sunuş yazısı bulunmaktadır. Akabinde ise destansı, komik şiiri 5 parçada okura sunulmuş ve en sonda notlar başlığı altında yazım ile alakalı açıklamalar bulunmaktadır.

Sözün özü; benim için güzel bir okuma olması eseri hem okunulası hem de tavsiye edilesi kılıyor. Doğu yazarlarından pek çok hiciv okumanız çok olasıdır. Birde Pope’nin kaleminden okumanız sizlere güzel bir okuma yaşatacaktır.

Sevgi ile kalın.
64 syf.
·Puan vermedi
Augustus döneminin en önemli yazarlarındandır. Bu eseri epik şiir biçiminde yazılmış bir eserdir. Nükteli ve alaycı bir şekilde basit konuların abartılı bir şekilde anlatılmasını eleştirir. Aslında hedef üst sınıf insanları, asilleri yermektir. Bir buklenin kesilişini abartılı bir şekilde anlatıldığı bu eserde asillere, üst sınıf insanları alaycı ve aşağılayıcı bir şekilde eleştirir. Kısacası okuduğunuzda asıl meselenin sadece bir buklenin kesilmesi olmadığını anlayacaksınız.
310 syf.
·2 günde
Beowulf, İngiliz şiirinin hatta modern dönemdeki şiir ve kurgularnın temeli olan bir şiirdir. Dili, Anglo- Saksoncadır ve tek nüshasının bulunduğu British Library'de çıkan bir yangında son anda kurtulmuştur ve küçük bir kısmı yanmıştır. Sonrasında ise günümüz modern ingilizcesine çevrilip basımları gerçekleştirilmiştir. Fakat he yazık ki Beowulf muhteşem bir destan olmasına rağmen çoğunlukla -buna ben de dahil- bir araştırma ya da ders kitabı olarak bakılıyor.

Beowulf, Gotlar'ın büyük bir lideridir; çok iyi bir savaşçı ve çok zeki bir insandır. Bir gün, Grendel adında şeytani bir canavar Dan krallığına musallat olur ve 12 yıl boyunca her gece bir sürü genç kanı içer. Bunu duyan Beowulf, kendine güveni sayesinde denizleri aşıp Dan krallığına gider ve Grendel ile yüzleşir. Evine döner. Bir süre sonra muhteşem soyluluğu sayesinde Got kralı olur. Ve 50 yıl sonra, bir ejderha ortaya çıkar. Bu Beowulf'un yüzleşmesi ve hayati bir olaydır.

Betimlemeler, dilin kullanış tarzı ve lirik anlatımı çok hoşuma gitti. Biraz dikkatli okunduğunda eski ve modern edebiyatın izleri çok güzel görünüyor; Odysseia'daki ölülerin diyarına açılan göl, Yüzüklerin efendisindeki kılıçlara isim verme... Güzel ve hoş ayrıntılar.

Sadece ders ya da araştırma kitabı olarak değil, ebedi bir eser olarak okunmasını tavsiye ederim, iyi okumalar.
64 syf.
Ders kitabı olarak gösterilen ve batı edebiyatında gelmiş geçmiş en büyük hiciv(taşlama) sanatçılarından kabul edilen neo-klasik yazarı Alexander Pope'a aittir. Söylediğim gibi kitap bir hicivdir daha doğrusu alay söz konusudur. Kitabın türü mock-epic diye geçer yani epik öğelerle alay etme durumu vardır. Özet olarak Clarissa adındaki genç bir kızın küçük bir buklesinin kesilmesini destansı biçimde, özellikle sanki tanrılar savaşıyormuş gibi anlatarak göstermesi ve tanrısal özellikleri sanki önemsiz bir detay gibi göstermesi bir kaç özelliklerden birkaçıdır.
136 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bir kitabın daha sonuna geldim.
Lakin bu defa fazlasıyla etkilenerek ...
Ah Beowulf, adı destanına ad olan Gotların en yüce ve en cesur kahramanı !
Ömrünün sonuna kadar kendi canı pahasına halkı ve çevresindekiler için uğraşan koca yürekli korkusuz kraldan fazlasıyla etkilendiğimi belirtmek isterim
Daha sonrasında
Konu olarak beşinci yüzyıl sonu ile yedinci yüzyıl arasında yaşanan / yaşandığı varsayılan olayları içeriyor kitap .
Size açık olarak söylemese de okuduklarınızı anlamlaştırırken gayet güzel hayat dersleri veriyor .
Ölümün var olduğu ve eninde sonunda bizi de bulacağı aşikar durumdayken.
Dil-edebiyat okuyanların yanı sıra milletlerin geçmişine meraklı olanların kesinlikle okuması gereken bir eser .
Okurken kendinizi olayların içinde bir kahraman edasına bürümüşken geçmişe bir fener gibi ışık tuttuğunuzu hissedeceksiniz
641 syf.
·12 günde·Puan vermedi
13.yy da böyle bir kitabın yazılması ve küçüklüğümüzde okuduğumuz masallar gibi prenseslerin, kahramanların tadını da hatırlatmasıyla tatlı bir his bırakıyor hikayeler.

Haçlı seferlerinin ciddi ve zorunlu bir görev olmaktan çıkıp dualar ve ilahiler eşliği yerine şen şakrak, iğnelemelerle, çok güzel eleştiriler ve gülüşlerle yolculuğun zevk için yapılan yolculuğa dönüştüğünü, hacıların yol çoookk uzun, sıkılmayalım herkes birer hikaye anlatsın en güzel hikayeyi anlatana da yemek ısmarlarız fikriyle hikaye yarışı başlar ve hac yolculuğunun eğlenceye dönüşünü çok güzel anlatıyor.

Ortaçağ döneminde simyanın yeri hakkında fikir vermesi, din ve hukuk kurumlarının bozulmasını, evlilik, karı-koca ilişkileri, kadın erkek egemenlik konuları, din ve yargı kurumlarının bozulması, rüşvetler, şövalyeler, büyüler, yıldızlar, prensler, papazlar, keşişler, mitoloji, venüsler vsvs farklı bir yere götürüyor kitap... iyi okumalar ,)
248 syf.
·Beğendi·9/10
#kitap#yorum#gerard donovan #schopenhauerin teleskopu
Vay ne kitap ama
Düşman işgali altındaki bilinmeyen bir Avrupa kasabasında dondurucu soğuk altında askerlerin gözetiminde iki adam ücra bir tarlaya getirilir( bir fırıncı ve tarih öğretmeni ) hayatta kalmak için herşeyi göze almış fırıncı büyük bir çukur kazmaya başlarken kendini yüksek ideallere adamış öğretmen onun başında bekler,bu arada kendi aralarında konuşmaya başlarlar ve sohbet yavaş yavaş şiddet,savaş ,kötülük ,insan doğası ,din ,adalet ,aşk hakkında felsefik tartışmalara dönüşür ,kral leopold,Cengiz han ,sun tzu,John locke ve bir çok isim,bir yandan çukur büyürken bir yandan tarlaya kamyonlarla askerler tarafından kasabada ki insanlar getirilmeye devam eder .
Tek mekanda geçen filmler gibi tek mekanda geçen neredeyse tamamı bir kitap çokkkkk düşünmeye ,tartışmaya ,kafa yormaya yol açan fikirler diyaloglar ve tabi çoğu şey göründüğü gibi değildir ,eğer bir kitap listeniz varsa cüzdanınızda ,cebinizde taşıdığınız sahaflara,kitap fuarlarına ,kütüphaneye gidersem yanımda bulunsun dediğiniz illa ki bu kitabı da ekleyin derim .

Yazarın biyografisi

Adı:
Nazmi Ağıl
Unvan:
Türk yazar, şair, eğitimci
Doğum:
Eskişehir, 1964
Nazmi Ağıl (1964, Eskişehir) Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans ve doktora çalışmalarını tamamladı. İngilizce öğretmenliği yapıyor. Geoffrey Chaucer’dan Canterbury Hikâyeleri, Theodore Roethke’den Açık Ev ve John Ashbery’den Dışbükey Bir Aynada Otoportre adlı yapıtları dilimize kazandırdı. Şiir kitapları: Gökçe Yazı (1998), Boşanma Dosyası (1998; Yunus Nadi Şiir Ödülü), Beni Böyle Değiştiren (1999), Aşk Küçücük, Kırılgan (2002), Kokarca Aramak (2005)

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 140 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 152 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.