Necip Fazıl Kısakürek

Necip Fazıl Kısakürek

YazarDergi
8.7/10
11.105 Kişi
·
38.857
Okunma
·
8.866
Beğeni
·
106936
Gösterim
Adı:
Necip Fazıl Kısakürek
Tam adı:
Ahmet Necip Fazıl Kısakürek
Unvan:
Türk ve İslamcı Şair, Yazar ve Fikir Adamı
Doğum:
İstanbul, 26 Mayıs 1904
Ölüm:
İstanbul, 25 Mayıs 1983
Ahmet Necip Fazıl Kısakürek, (d. 26 Mayıs 1904, İstanbul - ö. 25 Mayıs 1983, İstanbul) Türk ve İslamcı şair, yazar ve fikir adamıdır.

Necip Fazıl, 21 yaşında yayımladığı Örümcek Ağı adlı şiir kitabının ardından, 24 yaşındayken yayımladığı Kaldırımlar adlı şiir kitabıyla tanınmıştır.[2] 1934 yılına kadar sadece şair olarak tanınmış ve meşhur Bâb-ı Âli'nin önde gelen isimleri arasında yer almıştır. 1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşamış ve bu değişimi kendisi "...içimi öylesine bir sosyal mücadele ve cemiyeti yorma hamlesi kapladı ki, artık çalışamaz oldum." şeklinde tanımlar.

Bu tarihten sonra Türkiye'nin bir çok şehrinde konferanslar düzenlemiş, düzenlemiş olduğu konferanslarda ki sözlerinden dolayı hakkında dâvâlar açılmış ve bu dâvâlar neticesinde öncülük ettiği Büyük Doğu Hareketi'ne dair yayın yapan Büyük Doğu Dergisi yayın hayatı boyunca 16 kez kapatılmış, Necip Fazıl'ın eserleri toplanmış ve basımı yasaklanmıştır.
Gençlik... Gelip geçti... Bir günlük süstü;
Nefsim doymamaktan dünyaya küstü.
Eser darmadağın, emek yüzüstü;
Toplayın eşyamı, işim acele!
512 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10
Çile... Bir şiir kitabı.

Bana şiiri sevdiren bir şiir kitabı..

Ben daha çok Roman sevenlerdenim. Sevenlerdendim.. Taki Necip Fazıl'ı tanıyana dek..

Necip Fazıl ki, kendisini bana zorla tanıttı. Şöyle ki; Yıllar önce 16 yaşlarımdayken (deli dolu zamanlarım) hocamız beni ve bir kaç arkadaşımı iki haftada bir olmak üzere bir toplantıya gönderiyordu daha çok yetişkinlerin olduğu bir toplantı. E insan kendini özel hissediyor tabi ki.. Hem bundan dolayı, hemde anlatıcının akıcılığından dolayı bayılarak dinliyordum.. İşte ilk o vesile oldu. Ama nasıl vesile oldu sormayın gitsin :)

Son zamanlara doğru, bana bakıp sen Necip Fazıl'a dair bir şeyler getir dedi. Getirir misin bile değil. Emir büyük yerden. Ama onun hakkında neredeyse HİÇ birşey bilmiyorum. Arkadaşımı kaptığım gibi kitapçıya gittim. Hatırlıyorum Çöle İnen Nur kitabı çok dikkatimi çekmişti. E en çokta almak istediğim kitabı.. Gözüne çarpan, dikkatini çeken şeyi yapacaksın kardeşim. Yapmazsan böyle olur işte. Ama ben "Çile" yani bu kitabı aldım. Çünkü içinde bir sürü şiir var tabi bir şiir yazsam mükemmel bir çalışma olurdu değil mi :). Aldığım düşünceye bakın. Her neyse, keşke sadece onunla kalsa. Evet gerçekten güzel bir çalışma yapmıştım neredeyse son dakikasında bitirmiştim yine en sona bırakıp. Ah şimdi olsa..

Yazımın güzel olduğunu söylerler, o yüzden mi yoksa Necip Fazıl hakkında kitabın baş kısımlarından alıntı yaptığım ve KARACAAHMET şiirini eklediğim için mi bilmiyorum ama hoca Sare nerede, Sare nerede güzel bir çalışma olmuş diye seslenirken ben ayakkabılarımı giymeye doğru kaçıyordum. Evet haklısınız bende sinirlendim şuan kendime. :)

Ama daha çok sinirlendiğim bir mevzu var. Ben Çile kitabını o kadar kurcaladım ki o zamanlar kendi çapımda postitlere olsun arkadaşlarımın kitaplarına not olarak olsun hep rastgele şiirler seçtim seçtim yazdım. Yavaş yavaş ısınıyordum kitaba, ama bir arkadışımın çok sevdiğini öğrendim ve gönlümden geçerek ona verdim.. Canım kitabım, şuan nasıl da hasretini çekiyorum. Sanki çocuğummuşta, benimle görüşmeden askere gitmiş gibi, bilmiyorum ya da böyle değil. Ama hasret çekiyorum o kesin.

Ben kitabı pdf'den okudum. O kadar zorlandım ki, kitap okumak her şekilde mükemmel ama en zoru pdf. Şimdi anneme imalarda bulunuyorum bana setini alacak inşaAllah, letgodan göz attıklarına baktım gizlice :)

Neyse çok uzattım. Acaba bu satırlara gelen olur mu onu bile bilmiyorum sonuçta bizim millet kitap sayfasında olmasına rağmen incelemeleri alıntıları okumaya üşenen millet :)

Necip Fazıl, neredeyse her şiirinde ölüme değinmek istemiş. Beni, ben olduğum için mi bu kadar etkiledi, yoksa herkesi bu kadar etkiledi mi merak ediyorum. Ben olduğum için'den kasıt, ben arkadaşlarıma ölümü hatırlatıpta artık bi müddet sonra ölüm denildiğin akla ölüm değilde benim geldiğim zamanlarda ölümü hatırlatmak artık vazgeçen bir insanım. Bilinçaltımda yerleştiği için, veya yakın zamanda anannemi kaybettiğim ve şiirleri okurken hep aklıma o geldiği için mi bilmiyorum.

Yeri geldi, (pdf okuduğum için) ışığı kapatıp okuduğum kısımlarda feneri açarak okudum korktuğum için. Cinler dostumdur dediği kısımlardaki şiirlerinin olduğu kısımlarda.

Çok yerinde ziyadesiyle etkilendim. Bazı kısımlar o kadar derin ki, birisine söylüyorum mesela, tam olarak anlamıyor ne demek istediğini. İzah ediyorum, izah ederken daha çok beğeniyorum. Belki anlaşılmaz diye çoğu yeri paylaşacakken vazgeçtim.

Velhasıl, maalesef ki, Necip Fazıl'ın okuduğum ilk kitabı.. Ama siz dua edin. Annem bana güzel bir sürprizle setini alsın :) bütün incelemelerde de beni görün :) Siz edin dua, merak etmeyin diğer incelemelerde bu kadar uzatmam :)

İyi okumalar dilerim herkese.
354 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
**** Spoiler içermeyen ama çok da kişisel bir incelemedir :)****
Ömrüm boyunca elime Necip Fazıl Kısakürek kitabı almadım. Bazı şiirlerini ordan burdan ve dahası sosyal medyadan işitmiştim. Siyasi çizgi ve kişiliğinin çok sert noktaları olduğunu düşünüyordum ve mesafeli duruyordum. Açık konuşmak gerekirse bu kitap kütüphanemde süs biberi gibi duruyordu. Daha da kişisel bir şey söyleyecek olursam ''visal'' kelimesine karşı acayip bir zaafım var. Hani insanın bir kelimeye aşık olabileceği mantığı aklıma yatmış olsa. Ben bu kelimeye aşığım diyebilirdim. Neyse kitabı okurken bazı şiirlerde bu kelime geçtikçe, kalbim de gerçekten tarifini edemeyeceğim bir his belirdi. Bunca şiirin arasında bir tanesi mi manasız olmaz, bir tane '' bu şiir kötüymüş'' diyebileceğim şiir çıkmaz. Kelimeler ile oynamak veya kelime cambazlığı dedikleri bu olsa gerek. Bir de bir şey söyleyeceğim, içimde kalmasın. Herkesin kendi düşüncesidir lakin, bu kitaba 1 puanı reva gören zihniyet siyasi düşünüyor ve fesatlanıyordur. Gitsinler küçük iskender okusunlar onları o paklar çünkü...
160 syf.
·4 günde·9/10
Adolf Hitler'in kitabı Kavgam batı dünyasının düşünce ve ifade özgürlüğü anlayışına aykırı olmadığından yayımlanmıştı. Jean-Jacques Rousseau ünlü çocuk eğitimi kitabı Emile - Bir Çocuk Büyüyor u yazmadan önce İtiraflarım kitabında cahil olarak bahsettiği eşinden olma 5 çocuğunu yetimhaneye bırakmıştı. Nobel ödüllü Knut Hamsun ikinci dünya savaşı sırasında Nazileri desteklemişti. Marquis de Sade fiziksel ve cinsel saldırılarla meşhur biliyorsunuz. Ve bunlara rağmen edebiyat severler olarak hepsini okuruz biz, madem mayaları kuvvetli yazıların. Ama bazılarımız da var ki bazı isimlere gelince kökü bozuk, fikri bozuk diye tutturuyor da asla almıyorlar eline kitaplarını.

Yapmayın. Salman Rushdie’nin “Yalnızca düşüncelerine katıldığınız insanlarla sınırlı kalacaksa ifade özgürlüğü neye yarar ki?” sözünü hatırlayın.

Muhteşem bir eser bu. Dinamik, gerilimli, ruhsal hezeyanlarla dolu psikolojik bir metin. Tiyatrosunun ilk gösterimlerinde başrol oyuncusu oyundaki karakterin ruhuna öyle bir adapte oluyor ki 38 derece ateşle bekliyor piyesi. Düşünmekten delirme raddesine varan, tabii insanlar arasında yerini kaybeden bir yazar. Bir adam yaratıyor, ölüme ilacı ölüm olan. Ve sonra birbirlerine karışıyorlar. 'Beni benden olmayan hareketlerle zorlamayın.' diyor, kimse anlamıyor.

Peki mahremiyetin sınırı nerede başlayıp bitiyor yazarlar için? Ahmed Arif'in, Kafka'nın mektupları yaşarken yayınlanabilir miydi? Çıldırmazlar mıydı? Bir yazara eseri ile soru sorarken hayatını irdelemeyi seviyoruz biz okurlar, kişinin magazinsel yanını merak edip mahremiyetinden mahrum ediyoruz. Hem de sonuna kadar. Hayranı olduğumuz figürlerin seceresini tümden öğrenmek için uğraşıyoruz. BÜYÜK YAZARLARIN GİZLİ HAYATLARI. Kitabın kahramanı yazar çırpınıyor, 'Alemden gizli bir sırrım kaldı, o da içimdeki kıyamet diyor.' Sorularla, belgelerle delik deşik oluyor adam.

Benim için kitabın görece büyük bir eksikliği yaratmak kavramının Allah'a bahşedilmesinin önemini bir anda ortaya atması, tüm kurguya yedirmemesi oldu. Belki bir nedeni vardır. Keyifli okumalar herkese.
160 syf.
·5 günde·9/10
Necip Fazıl Kısakürek'in 1937 yılında Zonguldak'ta maden ocağında yazmış olduğu 3 perdelik bir tiyatro oyunudur. İçerisinde işlenen konular, ölüm korkusu, kader ve yaratılıştır.

Ana kahraman, Hüsrev isimli bir oyun yazarıdır ve Hüsrev ülke çapında tanınan meşhur biridir. Son yazdığı "Ölüm Korkusu" isimli oyunu ise büyük yankı uyandırmış ve içerisindeki gizli mesajların çözülmeye çalışıldığı bir eser olmuştur. Esasen Ölüm Korkusu gerçekten de ilgi çekici bir piyestir. Bu piyeste bir çocuk silahla oynarken annesini kazara vurur ve bundan duyduğu üzüntüyle kendini bir incir ağacına asarak intihar eder. İşin ilginç yanı ise, çocuğun babasının da kendisini aynı incir ağacının dalına asarak yıllar önce intihar etmesidir.

Ölüm Korkusu isimli piyeste anlatılan öykünün, Hüsrev'in biyografisi olup olmadığı ise büyük bir merak konusu haline gelir. Zira Hüsrev'in babası da kendisini bir incir ağacının dalına asarak intihar etmiştir. Bu soru işaretleri içerisinde Bir Adam Yaratmak isimli tiyatro oyunu başlar ve sarsıcı bir şekilde ilerleyerek son bulur. Ancak eserin başlangıcından sonlanmasına kadar geçen süre zarfında Hüsrev'in dahilikle delilik arasında yaşadığı buhranlar ve derin felsefe içeren cümleleri eseri güzelleştiren detaylardır.

Daha eserin hemen başında Necip Fazıl ''sanatkar/sanatçı'' kavramını işleyerek aslında sanatçıların eserlerinin kendilerinden ve hayatlarından parçalar taşıdığını ve bir eserin sanatçısından bağımsız düşünülemeyeceğini ifade etmiştir. Eserin ilerleyen bölümlerinde ise Necip Fazıl, tüme varım yöntemini kullanarak "yaratma" kudretine sahip olan biz insanların da aslında bir yaratıcı tarafından yaratıldığını, dolayısıyla asıl sanatkarın o yaratıcı olduğu sonucuna varmıştır. Kitabın ana mesajı budur.

Eser ideolojik olarak benim düşüncelerime zıt mesajlar içerse de okurken hiçbir şekilde rahatsız olmadım. Hatta bana sorarsanız bu eserdeki ideoloji toplumumuzun %90'ına zıt bir ideoloji içeriyor. Necip Fazıl'ı seven kişilerin bile aslında ideolojilerine uymadığını düşünüyorum. Zira Necip Fazıl'ın gerçekten de kendisine göre güzel ve tutarlı bir fikir dünyası mevcut. Belli ki çokça düşünen, hatta düşünmekten beynini kanatan bir adam. Eserde şöyle bir cümlesi mevcut:

"Osman, hiç bıçağın deştiği yerden kan akmaz olur mu? Benim de beynimden kan akıyor. Ben düşünmüyorum, beynim kanıyor. Görüyorum, gözlerimi yumunca görüyorum. Beynimin etten yuvarlağı üstünde her düşünce bir damla siyah kan gibi yuvarlanıyor. Ben istemiyorum Osman! Fakat hiç bıçağın deştiği yerden kan akmaz olur mu?" Sayfa 105.

Bir tiyatro oyunu olarak baktığımızda oldukça beğendiğim bir kitap oldu. Sarsıcı olması, sürükleyici olması ve son cümleye kadar heyecanı taşıması bir tiyatro eseri için önemli kriterlerdir. Necip Fazıl da bunu fazlasıyla yapmış ve övgüyü hak etmiştir.

Son olarak, hiçbir zaman hiçbir yazara karşı önyargı beslemedim. Sadece tercih etmediğim yazarlar oldu. Tercih de asla bir önyargı değildir. Umarım sizler de aynı şekilde düşünüyorsunuzdur. Bu kitabı okumama vesile olan kişiler Selman Ç. ve https://1000kitap.com/Nesrinay'a teşekkür eder, hepinize keyifli ve önyargısız okumalar dilerim.
512 syf.
·Puan vermedi
Türkçeyi çok iyi kullanmakla beraber, şairliğini beğendiğim, şiirin hakkını veren, bana göre edebiyatımızın en güzide şairlerinden birisi...
*
'Çile' kitabı ise baştan sona bir başyapıt niteliğinde olup , okurken etkilenmemek elde değil.Özellikle belirli konular üzerinde duygusal yoğunluğun yaşandığı bir NFK klasiği diyebiliriz.
*
Kendi sesinden şiirlerini dinlemenizi tavsiye eder, Keyifli okumalar dilerim.
272 syf.
·Beğendi·10/10
Necip Fazıl ı okumaya ilk bu kitaptan başlanmalı bence.. o kadar samimi o kadar duygulu içten bir kitap ki.. yer yer ağlayarak okudum.. Bir insanın derdi nedir bu dünyada?? işte bu sancılarla kendini duvarlardan duvarlara vuran kafasını çatlatırcasına düşünen bir adam..köklü bir aileden gelmiş bir Osmanlı beyzadesi ve gençliğinde Avrupaya gönderilip Aydın olması beklenirken bohem hayatın içinde dibi gören, bocalarken yolu Seyyid Abdülhakim Arvasi Hz. mübarekle kesişen bir adam.. Necip Fazıl.. o dönemleri anlatırken güzel bir İstanbul hatırası da okuyorsunuz aslında.. özlüyorsunuz İstanbul un o halini.. çok değişik şeyler anlatılıyor kitapta.. yalnız sigara konusunda birtürlü ıslah olmayan Necip Fazıl ın(belki de olamayan) bu durumu garip gelse de o kalp dönüşümünü ve o yaşanılanların samimiyeti eminim okuyan herkesi sarıp sarmalayacaktır..nitekim bu kitap üzerine Arvasi hz. lerinin kabrinin bulunduğu Bağlum benim için özel bir yer olmuş ve bir kaç kez mübareği ziyaret etmişimdir..
608 syf.
"SEN OLMASAYDIN, SEN OLMASAYDIN, VARLIĞI YARATMAZDIM !"


"O ki olmasaydı, topyekün oluş olmayacaktı.

İşte O...

O kadar evvel ve o kadar üstün...

Bir arada sebep ve netice...

O Kİ, VARLIK O YÜZDEN"


Allah Resulünün mübarek hayatını anlatan Çöle İnen Nur, Siyer kitaplarının alışılmış anlatımlarından farklı bir üslubu yansıtıyor Eserin takdiminde bu farklılık şöyle ifade etmiştir:


‘Tefsir, Hadîs, siyer ve nakil olarak en emin kaynaklardan devşirili ve kaynaklarını tek tek göstermek tasasından uzak bu eser, ‘Başlangıç’ yazısında da belirtildiği gibi, sadece iman sahiplerine hitap edici, hiçbir aklî teftiş, tespit ve ispat gayretine düşmeyişi, mutlak ‘doğru’ üzerine hissî ve teessürî bir çatı kurucu ve eğer bir kıymeti varsa onu bu noktada toplayıcı bir denemedir; ve akla verdiği pay, onu bazı noktalarda yine akılla iptal etmekten ibarettir Bu bir ilim değil, sanat eseridir ve ilmin içini ve dışını tahkik selâhiyetinde olmadığı mukaddes kapıya, ancak, inanmış ve teslim olmuş sanat tavrıyla sokulmaktan başka çare yoktur'
( Necip Fazıl KISAKÜREK)

En çok etkilendiğim, beğendiğim ve çok sevdiğim kitaplarından biridir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Necip Fazıl Kısakürek
Tam adı:
Ahmet Necip Fazıl Kısakürek
Unvan:
Türk ve İslamcı Şair, Yazar ve Fikir Adamı
Doğum:
İstanbul, 26 Mayıs 1904
Ölüm:
İstanbul, 25 Mayıs 1983
Ahmet Necip Fazıl Kısakürek, (d. 26 Mayıs 1904, İstanbul - ö. 25 Mayıs 1983, İstanbul) Türk ve İslamcı şair, yazar ve fikir adamıdır.

Necip Fazıl, 21 yaşında yayımladığı Örümcek Ağı adlı şiir kitabının ardından, 24 yaşındayken yayımladığı Kaldırımlar adlı şiir kitabıyla tanınmıştır.[2] 1934 yılına kadar sadece şair olarak tanınmış ve meşhur Bâb-ı Âli'nin önde gelen isimleri arasında yer almıştır. 1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşamış ve bu değişimi kendisi "...içimi öylesine bir sosyal mücadele ve cemiyeti yorma hamlesi kapladı ki, artık çalışamaz oldum." şeklinde tanımlar.

Bu tarihten sonra Türkiye'nin bir çok şehrinde konferanslar düzenlemiş, düzenlemiş olduğu konferanslarda ki sözlerinden dolayı hakkında dâvâlar açılmış ve bu dâvâlar neticesinde öncülük ettiği Büyük Doğu Hareketi'ne dair yayın yapan Büyük Doğu Dergisi yayın hayatı boyunca 16 kez kapatılmış, Necip Fazıl'ın eserleri toplanmış ve basımı yasaklanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 8.866 okur beğendi.
  • 38.857 okur okudu.
  • 1.299 okur okuyor.
  • 20.414 okur okuyacak.
  • 609 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları