Necmettin Alkan

Necmettin Alkan

YazarDerleyen
8.1/10
78 Kişi
·
202
Okunma
·
18
Beğeni
·
1.393
Gösterim
Adı:
Necmettin Alkan
Unvan:
Yazar
Doğum:
Gümüşhane, 1966
1966 yılında Gümüşhane’de doğan Alkan, 1984’te Ümraniye Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’ndeki yüksek tahsilinin ardından, Freiburg’ta Albert Ludwig Üniversitesi Felsefe Fakültesi Tarih Bölümü’nde 2003’te doktorasını tamamladı. 2004 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. olarak göreve başlayan yazar, 2009’da Doçent oldu. Hâlen KTÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Yakınçağ Anabilimdalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapan Alkan’ın başlıca çalışma alanları; Yakınçağ Osmanlı Tarihi, Osmanlı Yenileşme Tarihi ve Osmanlı-Alman Münasebetleri’dir. Bunların dışında Bosna Tarihi, Medeniyet Tarihi ve Tarih Felsefesi’yle de ilgilenmektedir.
Alman savaş gemilerinin İstanbul’a gelmelerinin ardından başlayan sürecin finali, Karadeniz’deki Rus hedeflerine saldırı olacaktır.
“Goeben ve Breslau’nun İstanbul’a gelmesi, karşılıklı stratejik beklentilerin gerçekleşmesine yönelik Türklerin ve Almanların uzlaşmasının ve rızasının sonucunda gerçekleşmiştir.”
Üç kıtayı birleştiren geniş Osmanlı coğrafyası, Avrupalı emperyal devletlerin belli sömürgeci beklentileri ve talepleri bağlamında kesişme noktasını teşkil ediyordu.
Filistin, Osmanlı toprağı olduğuna göre, buradaki kararı bizzat Sultan II. Abdülhamid verecekti. Bunu bilen Theodor Herzl, II. Abdülhamid ile görüşmek için beş kez İstanbul'a gelir ve görüşme için teşebbüslerde bulunur.

Ancak bunlardan sadece bir defasında, 17 Mayıs 1901 tarihinde Cuma selamlığının ardından huzura kabul edilme imkanına sahip olur. Fakat bu görüşmeden de bir netice elde edemez ve İstanbul'dan ayrılır.

Sultan Hamid ile Herzl'in görüşmesi ile alakalı olarak Türkiye'de halk arasında, belli çevrelerde genel bir kabul olarak anlatıla geldiği gibi, Sultan bu görüşmede Herzl'i öyle iddia edildiği gibi terslememiş ve azarlamamıştır. Aksine uzun süren bu görüşmede Düyun-u Umumiye ve Filistin'e göç meselesi karşılıklı olarak konuşulmuştur. Sultan II. Abdülhamid, Osmanlı devletinin dış borçlarının ödenmesi noktasında Herzl'in fikirlerini almış ve sonuna kadar onu dinlemiştir. Kabulde herhangi bir anormal durum vuku bulmamıştır.

İkili arasındaki irtibat bundan sonrasında mektuplaşmalar yoluyla devam etmiştir. Mektuplardaki genel üslup da aynı şekilde karşılıklı nezaket ve memnuniyet üzerine idi.
Geç vakit alkollü olarak saraya döndüğü bir akşam kaza yapmasının ardından tövbe ederek namaza başlamıştı. Bundan sonra içkiden ikrah ettiğini söylemiştir.
Rus devlet adamlarının düşündüklerinin tersine Osmanlı Devleti’nin harbe dâhil olmasını takip eden süreçte Osmanlı değil, Rus Çarlığı yıkılmıştır. Neticesinde Rusya, Osmanlı Devleti’nden çok öncesinde savaş denkleminin dışında kalmıştır.
Avrupalı diplomatik çevrelerin, romantik Yunan sevgisi her zaman yüksektir. Avrupalı karikatürcüler de bu sevgiyi çizimlerine fazlasıyla yansıtmışlardır.
Aaron, "bir Siyonist olarak Yahudi devletinin kurulmasını kendisinin birinci görevi olarak hissettiğini" belirtiyor. Daha önemlisi, "bunun ancak İngiltere galip gelirse" mümkün olabileceğini de ekliyor.
Kendisinin yetiştirdiği gençler tarafından tahttan indirilmesi, Sultan Hamid döneminin en ilginç ve paradoksal gelişmelerinden biridir. Aynı subaylar daha sonra Birinci Dünya Savaşı, Milli Mücadele ve Cumhuriyet Türkiye'sinin kurulması gibi önemli süreçlerde etkili olmuşlardır.
"Osmanlı Devleti'nin Avrupalı Hristiyan bir devletle 1790 yılında yaptığı ilk askerî ittifakın bir Alman devleti olan Prusya ile yapıldığını ifade etmek gerekir. İlginçtir, 1914'teki son ittifak anlaşması da yine Almanya ile gerçekleşecektir."
Necmettin Alkan
Sayfa 73 - Timaş Yayınları
192 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Genelde bu tarz kitaplar okumam. Casus kelimesi ilgimi çekti. Değişik bir kitap. Bu tarz şeyler okuyunca dünyada ne büyük oyunlar dönüyor diyorum. Devletler kazanmak uğruna ne çirkin yollara başvuruyor böyle. İyi okumalar var olun
144 syf.
Sultan Hamid, Türk tarihinin en ilginç karakterlerinden birisi olsa gerek. Zira ortası olmayan bir padişah gibi duruyor. kimilerince Kızıl Sultan -ki bu ona Batılıların taktığı addır, kimilerince ise Ulu Hakan'dır.

Prof. Dr. Necmettin Alkan, bu kitabında II. Abdülhamid'e ve dönemine tarihçi kimliği ile bakıyor. Sultan'ın yanlış yaptığını düşündüğü şeyleri yazarken, hakkını teslim ettiği konuları da sıralayıveriyor. Bunları yaparken ise şu ikazı ihmal etmiyor; tarihi içinde bulunulan şartlara göre değerlendirmek lazım...

Gelenek ve Modernitede Denge: Sultan Iı. Abdülhamid adını taşıyan kitapta, Alkan sultanı kitabın ismiyle müsemma tutuyor. Ona göre Sultan Hamid hem gelenekçi hem de reformist bir padişah. Berbat şartlar altında, kendisinin bile beklemediği bir makama geliyor. Yapabileceği şeyler olmayan konular olduğu gibi yapabilecekleri de var ve yapıyor.

Kitap bir Abdülhamid güzellemesi ya da taşlaması değil. Mümkün olduğunca objektif davranılmış ve belgelere sadık kalınmış. Ancak Erdem Yayınları'nın 'Tarihi İnsan Yazar' serisi öyle akademik ve ağdalı bir lisana sahip olmayan, ortalama tarih meraklılarına hitap eden, çabuk okunan kitapların yer aldığı bir seri ve bu kitap da benzer özellikler taşıyor.
240 syf.
·8 günde·8/10 puan
Eserin başında, Bosna-Hersek coğrafyasında hüküm sürmüş eski devletler ve İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan Yugoslavya hakkında kısa bilgiler yer alıyor. Daha sonra sırasıyla; Slovenya, Hırvatistan, Makedonya, Bosna-Hersek'in bağımsızlığını ilan etmesi, Yugoslavya'nın dağılması ve parçalanan Yugoslavya'da yaşanan iç savaş kapsamlı olarak anlatılıyor. İç savaşın anlatıldığı bölümlerde özellikle Sırpların Boşnaklara uyguladığı mezalim en çarpıcı noktalarına kadar, bütün ayrıntılarıyla, dikkat çekici bir şekilde aktarılmış. Uluslararası kuruluşların, büyük devletlerin, İslam ülkelerinin iç savaşa karşı yaklaşımı, tutumu da geniş bir açıdan değerlendiriliyor. Kitap henüz savaş devam ederken 1995 yılında yazılmış. Yazarın savaşı sona erdirmek adına çözüm önerileri ve dikkat çeken analizleri mevcut. Olayları kitabın başından beri başarılı bir şekilde yorumlayan yazarımız, eserin sonunda konuyu Mart 1994'te Türkiye yerel seçimlerinden önce, Bosna'ya gönderilmek için toplanan insani yardımlar üzerinden ortaya çıkan, Erbakan ve Çiller arasında yaşanan yolsuzluk tartışmalarına bağlıyor. Yazar kitabın sonunu tarafsız ve hoş bir şekilde bitirmemiş olsa da, eseri çok başarılı bulduğumu, kitabın sonunun tamamını gölgelemediğini söylemeliyim. İyi okumalar...
192 syf.
NİLİ, I. Dünya Savaşı sırasında Filistin topraklarında kurulmuş olan bir Yahudi Casusluk Örgütünü anlatıyor. Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde, önce Filistin meselesinin bir özeti, Filistin'e Yahudi göçleri, NİLİ adlı bu İngiliz yanlısı, Türk karşıtı casusluk örgütünün kuruluşu, faaliyetleri anlatılıyor. İkinci bölümde ise örgütün kurucularından olan Alexander Aaronsohn'un Türk Ordusuyla Filistin'de adlı propaganda kitabının tercümesi var. Kitap, baştan sona Türk düşmanlığı ve iftiralarıyla dolu. Ancak dönemin Kanal ve Filistin Cephelerinden malumatlar vermesi nedeniyle önemli.
192 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
NİLİ
Kitap Künyesi
İsim: Nili, Ortadoğu’da Casuslar Savaşı
Yazar: Necmettin Alkan
Basım: Kronik Kitap, 2017, İstanbul
Sayfa Sayısı: Yüz seksen bir
Yazar Hakkında
Yazarımız 1990’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat fakültesinden mezun olmuştur. Tarih doktorasını Almanya’nın Albert LudwingÜniversitesi’nde yapmıştır. Akademik kariyerine Karadeniz Teknik Üniversitesi’ndeÖğr. Gör. Dr. Olarak 2003 yılında Tarih bölümünde başlamıştır. Başlıca ilgi alanları Yakınçağ Osmanlı Tarihi, Osmanlı Modernleşmesi, Osmanlı-Alman münasebetleri, Balkan Tarihi, Medeniyet Tarihi ve Tarih Felsefesi Teşkil ediyor. 10’un üzerinde kitabı, 100’den fazla makalesi ve 30’a yakın tebliği vardır.
Ana Fikir
Yazarımızın söylemiyle, hikayeden kastedilen esas olarak tarihtir. Eser, 1915-1917 yılları arasında Filistin ve civarında faaliyette bulunan Yahudi casusluk örgütü  NİLİ’yi ele alıyor.
Esere Dair
Kitap, konuya dair bilinmesi gereken; antisemitizmi, siyonizmi, Yahudi göçü ve Osmanlı’nın Almanya tercihini tarihi zeminde açıklayarak başlıyor. Eserin tamamı akıcı, anlaşılır, sade bir üslupla yazılmıştır. Tarihi bağlamdan kopmadan yazılan eser dönemi etkileyen olaylara değinerek zamanda bir bütünlük sağlamayı başarmıştır.
Eser 4 bölümden oluşmuştur; birinci bölümde tarihi zemini, ikinci bölümde NİLİ Örgütünü, üçüncü bölümde hatıratlara yer verilmiş, son olarak da görseller ile desteklenmiştir.
İçeriğe Dair
NİLİ Casusluk örgütünün kurucuları  olan: Aaron, Alexsander ve Sarah Aaronsohn kardeşler Osmanlı’ya göç etmiş bir ailenin çocuklarıdır. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasının ardından Alexander, Cemal Paşa komutasında olan 4. Ordu’da er olarak göreve başlamıştır.  Ziraat mühendisi olan bir diğer kardeş Aaron çekirge istilasında Cemal Paşa’ya danışmanlık yapmıştır. Birinci Dünya Savaşı esnasında Filistin cephesinde çok büyük bir çekirge istilası yaşanmıştır. Yerli halkla beraber cephede bulunan askerler zorlu günler geçirmişlerdir. Cemal Paşa’da çekirge istilasını araştırması için Aaron’dan bir ekip kurmasını ve çekirge istilasını araştırmasını istemiştir. Peki, Filistin, Irak ve Suriye cephesinde rahatça gezme yetkisine sahip olan Aaronsohn kardeşler bu yetkiyi nasıl kullanmışlardır? Bahsi geçen bölgelere giriş-çıkışta zorlanmayan Aaron bölgelerden topladığı istihbarat bilgilerini düşman İngiliz birliklerine satmayı kararlaştırmıştır. Bu bilgilere daha kolay ulaşabilmek için yakın çevresinden oluşan hiçbir resmi bağlantısı olmayan NİLİ casus örgütünü oluşturmuştur. Akabinde, Aaron Filistin’de bir tarım Deneme istasyonu kurmuştur. Örgütün merkezi bu istasyon olarak belirlenmiştir.
NİLİ ne demektir, neden böyle bir isim seçilmiştir?  Örgütün ismi NİLİ, Tevrat’ta geçen ve Türkçe tercümesi “İsrail’in ihtişamı anlatılmaz” olan İbranice “Nezah Israil LoYesyaker” ayetinin baş harflerinden oluşmuştur. Tabi bu konuda muhtelif birkaç görüş daha mevcuttur. Amaçlarına gelecek olursak, yani neden İngilizler lehine çalışma yapılmak istenmiştir? Aaronsohn kardeşler, İngilizler lehine yapacakları casusluk faaliyetleriyle Türkler sonrası Filistin’i yönetecek İngilizlere zaferi getirebileceklerini ve bu suretle bir Yahudi devleti kurabileceklerini ümit ediyorlardı. Yani kardeşler Siyonist duygulara sıkı sıkıya bağlıydılar. Bunun yanı sıra yazarımızNİLİ’nin nasıl bir örgüt olduğunu çarpıcı bilgiler ile açıklamıştır.
NİLİ kendi propagandasını yaparken kendisini nasıl meşrulaştırmaya çalışmıştır? NİLİ Ermeni Tehcirini bahane ederek kendini meşrulaştırmak istemiştir, yani bir güvenlik problemi sonucu doğduğuna inandırılmak isteniliyor. Ancak burada Ermeni Tehciri’ne detaylıca değinmeyeceğiz, yazarımız tarihi zeminde gerekli açıklamaları yapmıştır.  AaronsohnlarFilistinde bir casusluk faaliyeti nedeni olarak 1915 Ermeni Tehciri olayını göstermişlerdir. Örgüt kendisine savunma amaçlı bir yapılanma görüntüsü vererek bir meşruiyet ve sempati kazandırma gayreti içerisinde olarak değerlendirilebilir. Şunu da eklemeliyiz ki, NİLİ’nin kurulmasıyla ilgili bir güvenlik probleminin zikredilmesi doğru olmayacaktır. Güvenlik sorunu ancak bir propaganda amacı olarak değerlendirilmelidir. Sadece kardeşler ile kalmamıştır üyeler şeması ve diğer üyeler hakkında çalışmalara yer verilmiştir kitabımızda. Kısaca ekleyecek olursak, örgüt genele yayılmadan mütemadiyen akrabalardan oluşan bir yapılanmadır diyebiliriz.
NİLİ’nin faaliyetleri nelerdir? Faaliyetlerini sıralayacak olursak söyleyebileceklerimiz şunlardır: Bilgi toplanması, elde edilen bilginin gönderilmesi, Kahire’deki İngiliz İstihbarat Merkezi ile irtibatlı olunması, Tarım Merkezi’nin İngiliz savaş gemisi Manegem’la iletişimde olması ve Amerikalı Yahudilerin Filistinli İhtiyaç sahibi Yahudilere yardım için gönderdikleri paraların altına çevrilmesi. Kuruluşu için neredeyse tesadüfi diyebileceğimiz örgütün başarılı olma sebepleri çok güzel bir şekilde açıklanmıştır diyebiliriz. Kuruluşunun tesadüfi olduğu gibi Türk yetkililer tarafından ortaya çıkarılışı da tamamen tesadüfidir. Bu konularda okuyucuya bilgiler vermeden konunun yeterince açıklandığını ve bir roman tadı verdiğini söylemek isteriz.
Sonuç
Şahsına münhasır diyebileceğimiz NİLİ casusluk örgütü alışılagelmiş casusluk örgütlerine benzememektedir. Filistin’de yaşayan Osmanlı Tebaası olan bir grup genç aynı zamanda bir kısmı Osmanlı askeri, İngilizler lehine casusluk faaliyeti başlatıyorlar ve İngilizlerin bölgedeki ilerleyişlerini hızlandırarak başarılarına ortak oluyorlar denilebilir. Burada Osmanlı yetkililerinin özellikle Cemal Paşa’nın ciddi zafiyeti söz konusudur. Bunların neler olduğu kitapta açıklanmıştır. Ancak şu durum atlanmamalıdır ki, Cemal Paşa bu Yahudileri kullanarak birçok gizli bilgiye de sahip olmuştur. Nye’in ya olsaydı teoremi ile düşünecek olursak, çekirge istilası hiç olmamış olsa, Cemal Paşa Aaron’nu hiç görevlendirilmese ve İngilizlere çok gizli bilgiler kuyu ve cephane koordinatları ulaştırılmasa bugün haritalar nasıl şekillenecekti? İşte bunların hepsine olabildiğince yazarımız değinmiştir. Roman diliyle, akıcı, nitelikli bir akademik çalışma ortaya çıkmıştır.
192 syf.
·1 günde·7/10 puan
Bir sıçrayıp amacına ulaşan çekirge... NİLİ adında, bugünkü İsrail devletinin kurulmasında anahtar rol oynayan, yüzyıllar boyu Batı Avrupa'dan Doğu Avrupa'ya nice sürgün ve soykırıma uğrayan ve nihayetinde Osmanlı'nın belli kontrolleri ile birlikte nice zamandır huzur içinde yaşayan ama sonunda ne büyük bir nankörlükle sonradan İngiliz devletiyle işbirliği yaparak Osmanlı'yı sırtından bıçaklayan Yahudilere ait bir istihbarat örgütünün içini dışını anlatan kitap.

Birbiriyle akraba ve dost olan bir grup Yahudi köylü gencin, 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa ile, bölgede yaşanan ciddi çekirge istilasına çare olma amacını kullanarak; kendisinden aldıkları sınırsız yetkiyle nice askeri ve stratejik noktalara serbestçe ulaşan çete, daha sonra topladıkları bu bilgileri İngilizlerle paylaşarak, Suriye ve Filistin topraklarını işgale açık olacak şekilde zafiyetten uğratmış ve Siyonist temelli, bugünkü Yahudi ulus devletini kurmayı başarmışlardır. Bunu yaparken İngilizler son derece ucuza mâl etmiştir bu örgütün giderlerini.

Bu istihbarat örgütü; tıpkı Ermeni çeteleri gibi yalan ve manipülasyonlarla, abartılı söylemlerle İngilizlere maşa olmuş ve kendilerini tüm dünyada Yahudi lobisiyle birlikte iyice sağlam hale getirmiştir. Bölgede yaşanan çekirge istilasının, nihayetinde İsrail'in kurulmasıyla netice bulması son derece trajikomik bir gerçek olarak gözler önüne serilmektedir.

Söylenecek çok daha şeyler olmakla beraber, kısa sürede biten ama bahsi geçen süreci adeta "film" gibi aktaran bu akademi kitabın, meraklısı için çok kıymetli olduğu düşüncesiyle incelemeyi sonlandırmak istiyorum.
376 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10 puan
Sayın Prof.Dr. Necmettin Alkan'ın derlemis olduğu, ana kurgusu Oryantalizm ve olumsuz Türk algısı olan karikatürler 1876-1909 arası dönemin siyasi ve askeri olaylarını belli bir zeminde harmanlayarak özellikle II. Abdülhamit üzerinden Avrupa'daki "Doğulu/Öteki" kavramlarını bizlere oldukça küçümseyici ve alaycı üslubu ile göstermektedir. Bu gün de yabancı olmadığımız etkisinin hala devam ettiği Șark meselesi, Alkan'ın özenle seçmiş ve de yorumlamış olduğu karikatürlerde bizlere dün ve bu gün arasındaki benzerlikleri görebilmemiz açısından oldukça faydalı olmuştur. Kitabı okumak isteyen okurlarımıza Osmanlı'da özellikle II.Abdulhamit dönemi siyasi olaylarına ve Avrupa diplomasisine vakîf olarak kitabı ellerine almaları tavsiye edilir. Tarih sever biri olarak kitabı oldukça faydalı buldum. Kitap çoğu tarihi esere nazaran okurunu kendisine bağlayabilecek niteliktedir. Hocamıza bu titiz ve özenli çalışması için teşekkürlerimi sunuyorum.
376 syf.
Bu kitap bir harika Dostum :) Kitap, 1876-1909 yılları arasında cereyan eden Osmanlı tarihinin en sıkıntılı olayları hakkında Avrupalı karikatürcülerin yayımladıkları karikatürleri ele alıyor. Kitaptaki karikatürler önce yazar tarafından tasvir edilmiş ve sonrasında yorumlanmıştır. Karikatür tarihi bir olayı konu ediniyorsa, yazar, onun hakkında kısa bir bilgi de sunmuştur. Tarihi olayları farklı açılardan görmek bakımından da bu kitabı okumalısınız. Bu karikatürlerde Avrupalıların bilinçaltındaki “Türk” tasavvurunu ve algısını görebiliyorsunuz. Oryantalist metinler gibi bu karikatürlerde de Türk’ü; “Hristiyan katili”, “barbar”, “gaddar”, “zevkine ve keyfine düşkün”, “hantal”, “despot”, “değişime ve yeniliğe kapalı”, “Avrupa’ya ait olmayan öteki” şekilde tasvir etmişlerdir. Özellikle cariyeler ve hareme çok vurgu yapmışlardır. Bu karikatürlerden de anlaşılacağı üzere Avrupalıların bilinçaltındaki bu olumsuz Türk/Müslüman algısı geçmişte ve günümüzde aynıdır. Gerçi Voltaire ve Shakespeare’i okuduğumuzda da Türkleri bu şekilde gösterdiklerini görüyoruz. Bu kitabı okurken aklıma İbrahim Kalın’ın “Ben, Öteki ve Ötesi” adlı eseri geldi. Konuyla ilgili bu eseri de okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
192 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10 puan
Bir yahudi casus örgütü olan Nili anlatılıyor eserde. Kendilerini Türk veya Alman olarak tanıtan Yahudilerin aslında amaçlarının büyük bir devlet kurmak olduğunu görüyoruz. Casuslar hakkında merakı olanlar icin okumaya değer.

Yazarın biyografisi

Adı:
Necmettin Alkan
Unvan:
Yazar
Doğum:
Gümüşhane, 1966
1966 yılında Gümüşhane’de doğan Alkan, 1984’te Ümraniye Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’ndeki yüksek tahsilinin ardından, Freiburg’ta Albert Ludwig Üniversitesi Felsefe Fakültesi Tarih Bölümü’nde 2003’te doktorasını tamamladı. 2004 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. olarak göreve başlayan yazar, 2009’da Doçent oldu. Hâlen KTÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Yakınçağ Anabilimdalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapan Alkan’ın başlıca çalışma alanları; Yakınçağ Osmanlı Tarihi, Osmanlı Yenileşme Tarihi ve Osmanlı-Alman Münasebetleri’dir. Bunların dışında Bosna Tarihi, Medeniyet Tarihi ve Tarih Felsefesi’yle de ilgilenmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 18 okur beğendi.
  • 202 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 183 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.