Yazar
Necmettin Erbakan

Necmettin Erbakan

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
9.2
1.663 Kişi
3.867
Okunma
690
Beğeni
10,1bin
Gösterim
Unvan
Akademisyen, Siyasetçi ve Devlet Adamı (28 Haziran 1996 ile 30 Haziran 1997 tarihleri arasında Türkiye Başbakanı)
Doğum
Sinop, 29 Ekim 1926
Ölüm
Çankaya, Ankara, 27 Şubat 2011
Yaşamı
Necmettin Erbakan 29 Ekim 1926 tarihinde Sinop Kadı Vekili Mehmet Sabri ile Kamer Hanım’ın oğlu olarak Sinop’ta dünyaya geldi. Babası Mehmet Sabri Bey, Adana’nın Kozan ve Saimbeyli bölgesinde uzun süre hüküm sürmüş olan Selçuklu Türklerinin Kozanoğulları soyundan; Annesi ise Sinop’ un ileri gelen ailelerindendi. İlkokula Kayseri’de başlayan Erbakan, babasının tayininden sonra ilkokul öğrenimini Trabzon’da tamamladı. 1943 Yılında İstanbul Erkek Lisesi’ni birincilikle bitirdi. Üniversiteye sınavsız giriş hakkı kazanmasına rağmen kendisi sınava girmeyi tercih etti ve bu sınavı üstün başarıyla vererek üniversite öğrenimine ikinci sınıftan başladı. 1948 yılı yaz döneminde, İTÜ Makine Fakültesinden üstün başarı ile mezun olan Erbakan, aynı yılın 1 Temmuzunda Makine Fakültesi Motorlar Kürsüsünde asistan olarak göreve başladı. 1948 ile 1951 yılları arasında yeterlilik tezini hazırladı. Bu süreçte ders verme yetkisi sadece doçent ve profesörlere ait olmasına karşın, kendisine özel bir izin çıkarılması üzerine daha asistan iken Makine Fakültesinde ders vermeye başladı. İTÜ Erbakan’ı 1951 yılında Aachen Teknik Üniversitesinde ilmi araştırmalar yapmak, bilgi ve tecrübesini artırmak üzere Almanya'ya gönderdi. Almanya’da bulunduğu süre içerisinde Alman ordusu için araştırma yapan DVL araştırma merkezinde Profesör Schimit ile birlikte çalışmalar gerçekleştirdi ve hazırlamış olduğu doktora tezi ile Alman üniversitelerinde Doktor unvanını kullanmaya hak kazandı. Alman Ekonomi Bakanlığı için motorların daha az yakıt kullanımı konusunda araştırmalar yapan ve bu konuda ilgili bakanlığa bir rapor sunan Erbakan’ın bu dönemde yazdığı dizel motorlarda püskürtülen yakıtın nasıl tutuştuğunu matematiksel olarak izah eden doçentlik tezi Alman ilim çevrelerinde büyük ilgi gördü. Tezin akademik dergilerde yayınlanmasının ardından, o tarihlerde Almanya’nın en büyük motor fabrikası olan DEUTZ motor fabrikalarının genel müdürü Prof. Dr. Flats tarafından Leopar tanklarının motorları ile ilgili araştırmalar yapmak üzere bu fabrikaya davet edildi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Alman üniversitelerinde ilk Türk ilim adamı olan Erbakan, 1953’te doçentlik sınavını vermek üzere Türkiye’ye döndü ve bu sınavı başarıyla vererek henüz 27 yaşındayken Türkiye’nin en genç doçenti oldu. Araştırmalar yapmak üzere tekrar Almanya’ya giden Erbakan, burada yaklaşık 6 ay motor araştırmaları başmühendisi olarak görev yaptı. 1954-1955 yılları arasında askerlik görevini yerine getirdi. 1956 yılında Gümüş Motor A.Ş’ yi kurarak burada Türkiye’nin ilk yerli motorunu üretti. 1960 yılında Ankara’da yapılan Sanayi Kongresinde Gümüş Motorun yaptığı imalatları sunan Erbakan, Türkiye’de otomobil yapımı fikrini ortaya attı ve bu fikrin o zamanın yönetimince revaç görmesi üzerine Eskişehir Demiryolları CER atölyesinde “Devrim Otomobili” adıyla ilk yerli otomobili imal etti. 1965 yılında profesör oldu. 1967 yılında Nermin Erbakan ile evlendi ve aynı yıl Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Sekreterliğine seçildi. 1969 yılında TOBB başkanlığına seçilen Erbakan, hükümetin seçimleri iptal etmesi nedeniyle başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldı. Aynı yıl içinde Konya’dan bağımsız milletvekili olarak seçilerek siyasete girdi. 17 Ocak 1970’te Milli Nizam Partisini (MNP) kurdu. MNP 1971 darbesi döneminde Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılınca Erbakan 1972 yılında aynı kadroyla Milli Selamet Partisini (MSP) kurdu ve 1973 seçimlerinden %12 oy alarak 48 milletvekili ve 3 senatörle meclise girdi. 1973 seçimlerinden sonra Bülent Ecevit’in liderliğindeki CHP ile MSP hükümet ortağı oldu ve Erbakan bu hükümette devlet bakanı ve başbakan yardımcısı olarak görev yaptı. Bu dönemde Kıbrıs Harekâtı’nın yapılmasını savunan Erbakan’ın harekât sonrası adanın tamamının alınması konusunda ısrarcı olması sonucu Erbakan ile Bülent Ecevit arasında görüş ayrılığı yaşandı ve 17 Kasım 1974’te CHP-MSP koalisyon hükümeti dağıldı. CHP-MSP koalisyonunun bozulmasından sonra kurulan dörtlü koalisyonda yine Başbakan yardımcılığı ve Ekonomik Kurul Başkanlığı görevlerinde bulunan Erbakan, aynı görevini 5 Haziran 1977 seçimlerinden sonra kurulan üçlü koalisyonda da devam ettirdi. 12 Eylül’de askerlerin yönetime el koyması ile bir süre İzmir Uzunada’da gözaltında tutuldu. 1982 anayasası gereğince kendisine on yıl siyaset yapma yasağı getirildi. 6 Eylül 1987’de yapılan halk oylaması neticesinde yeniden siyasete döndü ve 1983 yılında kurulmuş olan Refah Partisinin 11 Ekim 1987’de yapılan kongresinde oy birliği ile partinin genel başkanlığına getirildi. 20 Ekim 1991 seçimlerinde tekrar Konya’dan milletvekili seçildi. Erbakan siyasi hayatındaki en büyük seçim başarısını Refah Partisi başkanı olarak girdiği 1995 seçimlerinde gösterdi. Bu seçimlerde % 21.37 oy alan Refah Partisi 158 milletvekili ile birinci parti oldu. Bu seçimlerden sonra DYP ile kurduğu Refahyol hükümetinde 28 Haziran 1996’da başbakan olarak göreve başladı. 1996-1997 yılları arasındaki Başbakanlık dönemi, 28 Şubat dönemi ve post-modern müdahale olarak nitelenen süreç ile son buldu. 1998 yılında Refah Partisi’nin kapanmasıyla birlikte beş yıl siyasi yasaklı olan Erbakan, 2003 yılında bu yasağının bitmesiyle Recai Kutan başkanlığında kurulan Saadet Partisinin Genel Başkanlığına seçildi. 2004’ ten sonra bir süreliğine ara verdiği bu görevine 17 Ekim 2010 tarihinde geri döndü. Yaşının ilerlemesi ile birlikte sağlık durumu giderek kötüleşen Erbakan, tedavi gördüğü hastanede kalp yetmezliği nedeniyle 27 Şubat 2011 günü vefat etti. Türk akademik hayatında bilimsel çalışmaları ve siyaset dünyasında Milli görüş çizgisi ile iz bırakan Erbakan 3 çocuk babası idi.
272 syf.
·
10/10 puan
Davam - Dikkat spoiler içerebilir!
Necmettin Erbakan siyasi kişiliği kadar bilimsel kişiliği de güçlü biri. Okuduğu okullardaki başarısı bunun en yalın örneği. Kitapta ciddi tespitler var. En dikkatimi çeken yer havada sürtünmesi düşük maddelerden füze kalkanı yapma fikriydi. İlk yerli motorumuz, leopar tank, kadınların çalışma hayatındaki yeri gibi birçok ilgi çekici konu mevcut... Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
Davam
9.4/10
· 2.810 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
267
280 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Davam
Necmettin Erbakan (29 Ekim 1926, Sinop - 27 Şubat 2011, Ankara), Türk siyasetçi, mühendis, akademisyen ve Türkiye başbakanı. Başbakanlık görevini 28 Haziran 1996 ile 30 Haziran 1997 tarihleri arasında sürdürmüştür. 28 Şubat sürecinden sonra istifa etmeye zorlanmıştır ve kendisine 5 yıl süreliğine siyaset yasağı getirilmiştir. Kayıp Trilyon Davası'nda 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Sinop Kadı Vekili Mehmet Sabri ile Kamer Hanım'ın dört çocuklarının en büyüğü olarak dünyaya geldi. Anne tarafı Çerkez,[1] baba tarafı ise, 19. yüzyılın sonlarında Adana'nın Kozan, Saimbeyli ve Tufanbeyli bölgelerinde hüküm sürmüş Kozanoğlu Beyliği'ne dayanır.[2][3] İlk öğrenimine Kayseri'de başlamasına karşın babasının tayin olması dolayısıyla Trabzon'da tamamladı. 1937'de orta tahsile başladığı İstanbul Erkek Lisesini 1943'te birincilikle bitirdi. Üniversiteye sınavsız giriş hak kazanmış olmasına rağmen sınava girmeyi tercih etti. Erbakan'ın öğrenime başladığı yıl olan 1943'te, öğretim süresi altı yıl olan Yüksek Mühendis Mektebi üniversiteye dönüştürülerek adı İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) olarak değiştirildi ve öğretim süresi beş yıla indirildi. Bu nedenle Erbakan kendisinden önce okula başlayan öğrencilerle birlikte tahsiline 2. sınıftan başladı.[2] Teknik üniversitedeki dönem öğrencileri arasında Süleyman Demirel ve Turgut Özal da vardı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesinden 1948 yılında mezun oldu. Aynı yıl "Motorlar Kürsüsü"nde asistan oldu (1948-1951). Bu süreçte öğretim üyesi olarak Prof. Dr. Selim Palavan'la beraber motor dersi verdi. Üniversite tarafından 1951'de gönderildiği Almanya'da RWTH Aachen'de (Aachen Teknik Üniversitesi) doktorasını yaptı. Klockner Humboldt Deutz AG motor fabrikasına davet edildi. Alman ordusu için araştırma yapan DVL Araştırma Merkezi'nde Prof. Dr. Schmidt ile çalışmalar yaptı Leopard 1 tankının motor tasarımında baş mühendis olarak görev yaptı. Motorun, yanma odasını bizzat kendisi çizdi. Alman üniversitelerinde doktorasını verdi.[4] 1953'te doçentlik sınavını vermek üzere Türkiye'ye döndü. 1954'te, 27 yaşındayken İTÜ'de doçent oldu. Araştırmalar yapmak üzere altı aylığına tekrar Almanya'nın Deutz fabrikalarına gitti. Mayıs 1954-Ekim 1955 arasında askerlik yaptı. Tekrar üniversiteye döndü. 1956-1963 arasında 200 ortaklı ilk yerli motoru üretecek olan Gümüş Motor'u kurdu ve motor üretimini gerçekleştirdi. 1965'te profesör unvanını aldı. 1967'de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Sekreterliği'ne seçildi. Aynı yıl, TOBB'da sekreteri olarak görev yapan Nermin (Saatçioğlu) Erbakan'la (1943-2005) evlendi.[5] Bu evliliğinden üç çocuğu (Zeynep (d. 1968), Elif (d. 1974) ve Fatih (d. 1978)) oldu. Bu dönemde, büyük sanayici ve tüccarlara karşı Anadolu tüccar ve küçük sanayicilerini savunmasıyla dikkati çekti. 25 Mayıs 1969'da TOBB genel başkanlığına seçildi. Ama Adalet Partisi (AP) hükûmetinin seçimleri iptal etmesiyle 8 Ağustos 1969'da başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldı.[6] 12 Eylül öncesi Düzenle 1969'da Adalet Partisi'nden (AP) milletvekili aday adaylığı Süleyman Demirel tarafından veto edildiği için Konya'dan bağımsız aday oldu ve iki milletvekili seçtirecek oy alarak milletvekili seçildi. 17 Ocak 1970'te 17 arkadaşıyla Millî Nizam Partisi'ni (MNP) kurdu. Ancak parti 12 Mart 1971 Askeri Müdahalesi'nden kısa süre sonra, "laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü" iddiasıyla açılan dava sonunda 20 Mayıs 1971'de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı;[7] yöneticileri hakkında ise ceza davası açılmadı. Erbakan, MNP'nin kapatılmasından sonra İsviçre'ye gitti ve bir süre orada kaldı. 1973 genel seçimlerinden önce, Türkiye'ye döndü. Türkiye'ye dönüşüyle ilgili olarak Süleyman Demirel'in liderliğindeki Adalet Partisi'nin oylarını bölmek amacıyla Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur ile Orgeneral Turgut Sunalp tarafından ikna edilerek Türkiye'ye döndüğü iddia edildi.[7][8] 11 Ekim 1972'de MNP kadrolarıyla Millî Selamet Partisi'ni (MSP) kurdu. 14 Ekim 1973 seçimlerinde Millî Selamet Partisi yüzde 12 oy oranıyla 48 milletvekilliği kazandı. Seçimlerden hemen sonra Bülent Ecevit'in liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi'yle (CHP) ile MSP arasında kurulan koalisyon hükûmetinde devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu. Hemen sonrasında İstanbul'da bir heykelin "ahlaksızlık" sebebiyle kaldırılması ve biranın yasaklanması tepki çekti. Bu dönemde, Kıbrıs Harekâtı'nın yapılmasını savundu. Harekâttan sonra adanın tamamının ele geçirilmesi konusunda Ecevit ile görüş ayrılığına düştü. 17 Eylül 1974'te hükûmet dağıldı. Mart 1975'te Adalet Partisi, Millî Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP) arasında kurulan I. Milliyetçi Cephe Hükümeti'inde devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu. 1977 genel seçimlerinde Millî Selamet Partisi'nin milletvekili sayısı yarı yarıya düşerek 24'e geriledi. Temmuz 1977'de AP, MSP ve MHP koalisyonuyla kurulan II. Milliyetçi Cephe Hükümeti'nde yine devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu. Adalet Partisi'nin Kasım 1979'da kurduğu azınlık hükûmetini dışarıdan destekledi. 6 Eylül 1980'de partisinin Konya'da düzenlediği Kudüs Mitingi'nde İstiklal Marşı protesto edildi, şeriat sloganları atıldı. Erbakan'ın ve diğer MSP'lilerin kol kola girdiği kortej, Arapça pankartlarla yürüyüş yaptı. Bu mitingin 12 Eylül Darbesi'nin sebeplerinden birisi olduğu söylenmiştir.[9][10] 12 Eylül sonrası Düzenle 12 Eylül'de bir süre İzmir Uzunada'da gözaltında tutuldu. 15 Ekim 1980'de 21 MSP yöneticisiyle birlikte "MSP'yi illegal bir cemiyete dönüştürmek ve laikliğe aykırı davranmak" suçlamasıyla tutuklandı. 24 Temmuz 1981'de serbest bırakıldı. 1983'te hakkında verilen hüküm Askerî Yargıtay'ca bozulduktan sonra 14 Şubat 1985'te beraat etti.[11] 1982 Anayasası gereğince 10 yıl siyaset yapma yasağı aldı. 6 Eylül 1987 halk oylamasıyla (%50,16 oy oranı ile yasaklar kalktı.) siyasete döndü. Refah Partisi dönemi ve başbakanlığı Düzenle 11 Ekim 1987'de Refah Partisi genel başkanı seçildi. Refah Partisi'nin Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi'yle (IDP) ittifak kurduğu 1991 seçimlerinde Konya'dan milletvekili seçildi. Millî Görüş Hareketi'nin tarihindeki en büyük başarıyı elde ettiği 1995 seçimlerinde Refah Partisi, aldığı yüzde 21,37 oy oranı ve kazandığı 158 milletvekili ile birinci parti oldu. Doğru Yol Partisi (DYP) ile Anavatan Partisi (ANAP) arasında kurulan kısa ömürlü koalisyon hükûmetinin istifasından sonra birbirlerinin yolsuzluk soruşturmalarını kapatmak şartıyla DYP ile kurduğu REFAHYOL hükûmetinde 28 Haziran 1996'da başbakan olarak göreve başladı. Koalisyon hükûmeti başbakanı olarak görevde olduğu 1996-1997 arası 1 yıllık dönemde Türkiye ekonomisi %7,5 oranında büyümüş ve Türkiye'nin GSMH'si Dünya toplamının binde 11,96'sınden binde 12,37'sine yükselmiştir.[12] Yapılan reformlar arasında, kamu kuruluşları arasında havuz sisteminin kurulması ve gelişmekte olan halkın çoğunluğu Müslüman ülkelerden 8 tanesini biraya getiren D8 oluşumu gösterilebilir. Erbakan'ın başbakanlığından sonra Atatürk'e, laikliğe ve cumhuriyete karşı Refah Partisi'nin bazı milletvekilleri, il ve ilçe teşkilatları ve üyeleri tarafından edilen hakaretler ve sokaklardaki şeriat eylemleri kamuoyunun bir kesiminde endişe ve tepki ile karşılandı. Erbakan, 2-7 Ekim 1996 tarihleri arasında sırasıyla Mısır, Libya, Nijerya'yı ziyaret etti. Libya'da Muammer Kaddafi'nin Türkiye Cumhuriyeti'ni suçlayıcı konuşması karşısında Erbakan'ın sessiz kalması basın ve muhalefet tarafından büyük tepki çekti. 3 Ekim 1996'da Susurluk'ta meydana gelen trafik kazasından sonra tartışılan mafya-siyasetçi-polis ilişkileri için "Bunlar faso fiso." ifadesini kullandı. Erbakan'ın Adalet Bakanı Refah Partili Şevket Kazan ise "Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık" eylemine katılanlar hakkında "Bunlar mumsöndü oynuyorlar." diyordu. Erbakan, 11 Ocak 1997 günü resmî başbakanlık konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar yemeği verdi. Davetliler arasında Fethullah Gülen de vardı. 30 Ocak 1997'de Sincan Belediyesi, "Kudüs Gecesi" düzenledi. Salona Hamas ve Hizbullah liderlerinin fotoğraflarının asılması, İran Büyükelçisinin yaptığı konuşma, sergilenen cihat oyunu kamuoyunda büyük tepki yarattı. Birkaç gün sonra Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Sincan sokaklarında tanklar yürütüldü. Dönemin İkinci Genelkurmay Başkanı Çevik Bir, tankların yürütülmesi için "Sincan'da demokrasi'ye balans ayarı yaptık." dedi. 3 Şubat 1997 günü Ankara'da Star TV muhabiri Işın Gürel'in muhafazakar biri tarafından dövülmesi toplumda büyük bir tepkiye neden oldu. 28 Şubat'ta yapılan MGK toplantısı 9 saat sürdü. MGK, laikliğin Türkiye'de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu vurguladı. Toplantıdan "irticayla mücadele" kararları çıktı, hükûmete bildirildi.[13] İrtica, cumhuriyet, laiklik ve Atatürkçülük tartışmaları sonucunda, "post-modern darbe" olarak adlandırılan 28 Şubat süreci ile Erbakan istifa etmeye zorlansa da bu teşebbüs ilk etapta başarıya ulaşamamıştır (Koalisyon 30 Haziran 1997'ye kadar devam etmiştir). 21 Mayıs 1997 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, "yasa dışı bazı eylemlerin odağı olmaya başladığı ve bazı üyelerinin laik rejimi hedef alan girişimleri" nedeniyle Refah Partisi'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne dava açtı. Başsavcı Vural Savaş, dava ile ilgili yaptığı açıklamada partinin "laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiğini ve ülkeyi giderek bir iç savaş ortamına sürüklediğini" belirtti. Dava devam ederken Erbakan, başbakanlık görevini Tansu Çiller'e devretmek amacıyla 18 Haziran 1997'de Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e istifasını sundu. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise yeni hükûmeti kurma görevini, Doğru Yol Partisi genel başkanı Tansu Çiller'e değil, Mesut Yılmaz'a verdi. 55. Hükûmet (ANASOL-D) Mesut Yılmaz'ın liderliğinde Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti, Demokrat Türkiye Partisi koalisyonu ile kuruldu. Fazilet Partisi ve Saadet Partisi dönemi Düzenle Açılan kapatma davası sonunda Anayasa Mahkemesi, 16 Ocak 1998'de Refah Partisi'nin kapatılmasına ve aralarında Erbakan'ın da olduğu 6 kişiye 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesine karar verdi. Refah Partisi'nin kapatılma kararından bir ay önce Millî Görüş çizgisindeki Fazilet Partisi kuruldu, partinin başına önce İsmail Alptekin, ardından da Recai Kutan getirildi. Bu dönemde tarafların aksi yöndeki demeçlerine karşın, Fazilet Partisi'nde Necmettin Erbakan'a yakın olan ve "ak saçlılar" ya da "gelenekçiler" olarak tanımlanan kanat ile Recep Tayyip Erdoğan'ın temsil ettiği kanat olan "yenilikçiler" arasındaki gerilim tırmanmaya başladı.[14] Kanatlar arasındaki çekişmenin artık görünür hale geldiği 14 Mayıs 2000'de yapılan FP 1. Kongresi'nde, yenilikçi kanadın adayı Abdullah Gül 521, Recai Kutan 633 oy aldı. Haziran 2001'de Anayasa Mahkemesi'nin Fazilet Partisi'nin kapatılmasına karar vermesinden sonra kurucusu olduğu Millî Görüş Hareketi bölündü. Erbakan'ın desteklediği Millî Görüşçü (gelenekçi) kanat Recai Kutan başkanlığında Saadet Partisi'ni (SP) kurarken, "yenilikçiler" ise Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Adalet ve Kalkınma Partisi'nde örgütlendiler. Kayıp Trilyon Davası Düzenle Erbakan, "Kayıp Trilyon Davası" olarak bilinen -Refah Partisi'ne 1998 yılı için yapılan yaklaşık 1 trilyon TL'lik hazine yardımının harcanmış gibi gösterilerek devlete iade edilmemesi- davada, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 Mart 2002'de "özel evrakta sahtecilik" suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edildi.[15] 2002 genel seçimlerinde Konya'dan bağımsız milletvekilliği adaylığı başvurusu Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından reddedildi.[16] 5 yıllık siyasi yasağı Şubat 2003'te sona eren Erbakan, 11 Mayıs 2003'te Saadet Partisi Genel Başkanlığına seçildi. 3 Aralık 2003'te hakkındaki mahkûmiyet kararı Yargıtay tarafından onandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, "Kayıp Trilyon Davası"nda mahkûm olan ve mahkûmiyet kararları kesinleşen Erbakan dahil 6 kişinin parti üyeliğinden çıkarılması ve parti organlarındaki görevlerine son verilmesini isteyince Erbakan, 30 Ocak 2004'te Saadet Partisi Genel Başkanlığından ve parti üyeliğinden ayrıldı.[17] Aldığı sağlık raporu doğrultusunda infazı ertelen Erbakan’ın "Kayıp Trilyon Davası" nedeniyle aldığı hapis cezası Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yapılan değişiklik uyarınca Nisan 2008'de ev hapsine çevrildi. Erbakan ev hapsini çekerken Adli Tıp Kurumunun ‘sürekli hastalık’ raporu doğrultusunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 19 Ağustos 2008’de affedildi.[18] 17 Ekim 2010'da tekrar Saadet Partisi'nin tekrar genel başkanlığına seçildi. Bu sırada ise sağlık durumu giderek kötüleşmeye devam ediyordu. Bingöl konuşması Düzenle Necmettin Erbakan için, 24 Şubat 1994'te Bingöl'de yaptığı konuşma nedeniyle, 1998 yılında "din, ırk ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" iddiasıyla Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde dava açıldı. 10 Mart 2000'de, Diyarbakır 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Erbakan'ı "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" gerekçesiyle 1 yıl hapis cezasına mahkum etti.[19] Aynı yıl içinde Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Diyarbakır 1 Nolu DGM’nin, Erbakan’ın 1 yıl hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin kararını onadı. Yargıtay'ın yerel mahkemenin kararını onamasıyla birlikte, 312. maddeden dolayı hapis cezası alan Erbakan, ömür boyu siyasi yasaklı hale geldi. 2000 yılının sonlarında yasalaşan Şartla Salıverilme Yasası uyarınca Erbakan hakkındaki hapis cezası ertelendi. Necmettin Erbakan'ın avukatları, 4454 sayılı Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Yasa uyarınca Diyarbakır 1 No'lu DGM'ye iadeyi muhakeme talebinde bulundu. Yerel mahkeme, bu yasa uyarınca, Erbakan'ın geçmiş hükümlülüğünün "vaki olmamış sayılmasına" dair talebi reddetti. Bu karar, temyiz edilince dosya Yargıtay'da görüşüldü, 8. Ceza Dairesi 2004'te yerel mahkemenin kararını bozdu. DGM'lerin kaldırılması (2004) sonrasında davaya bakan Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Erbakan hakkındaki "mahkumiyet hükmünün vaki olmamış sayılmasına, mahkûmiyet hükmünün tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasına" ve "beraat isteminin reddine" karar verdi. Karar Erbakan'ın avukatları tarafından "müvekkilinin beraat etmesi gerektiği" ileri sürülerek temyiz edilince dosya Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nce ele alındı. 2006 yılında Yargıtay 8. Ceza Dairesi, oybirliğiyle yerel mahkeme kararını onadı.[20] Erbakan'ın 2000 yılında yaptığı başvuruyu değerlendiren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2006'da açıkladığı kararda Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ifade özgürlüğüyle ilgili 10. maddesi ve adil yargılanma hakkıyla ilgili 6. maddesinin 1. fıkrasını ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, tanınan süre içinde Erbakan'ın maddi tazminat talebinde bulunmadığı gerekçesiyle para cezasına gerek görmedi.[21] 19 Ocak 2011'de ayağında nükseden damar iltihabı rahatsızlığı sebebiyle hastanede yoğun bakım altına alınarak bir süre tedavi görerek taburcu edilmesinin ardından kısa süre sonra solunum ve kalp yetmezliği rahatsızlığı sebebiyle kaldırıldığı Ankara'daki Güven Hastanesinde yoğun bakım altında uygulanan tüm tedavilere rağmen solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011 sabahı saat 08.50'de doktorlarının muayenesi esnasında koroner arter rahatsızlığı sonucu şuurunu yitirerek komaya girmiş, saatler aynı sabahın 11.40'ını gösterirken doktorların tüm müdahaleleri ile yaşamsal işlevlerinin desteklenmesine rağmen yaşamını yitirmiştir.[22] Vasiyetine uygun olarak resmî devlet töreni tertip edilmemiş ve 1 Mart 2011 Salı günü önce Ankara'da Hacı Bayram Camisinde sabah namazına müteakip cenaze namazı kılındıktan sonra cenazesi İstanbul'a getirilerek öğlen namazını müteakip Fatih Camisinde kılınan cenaze namazı sonrasında Zeytinburnu Merkezefendi Mezarlığı'na defnedilmiştir. Mezarına, sevenleri tarafından Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden getirilen topraklarla birlikte Kudüs, KKTC ve Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç'in mezarından getirilen topraklar serpilmiştir. Cenaze merasimine Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, Genel Başkanlar, Bakanlar, Milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri Mensupları, Büyükelçiler, Belediye Başkanları, partililerin yanı sıra 60 ülkeden cemaat ve hareket liderleri ile temsilcileri katılmış, cenaze namazı iki milyonu aşkın kişi tarafından kılınarak naaşı aile kabristanın da bulunduğu Merkezefendi Mezarlığı'na defnedilmiştir.[23] Necmettin Erbakan Millî Görüş şeklinde ifade ettiği siyasi-dinî ideolojik anlayışın kurucusu olarak bilinir.
Davam
9.4/10
· 2.810 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
272 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Her müslüman gencin okumasının gerektiğini düşünüyorum. İçinde çok değerli bilgiler bulunduran bir eser. Siyonizmi Emperyalizmi gayet açık ve amaçlarının neler olduğunu anlatmış olan bir eser. Bir dava adamı olan Necmettin Erbakan'ın da bu kitapla daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Siyasi bir kitap olmakla birlikte siyaset yapmayı sevmiyorum diyenler için şu dipnotu düşmek isterim eğer biz siyasetten anlamaz ve siyaset içinde olmaz isek siyasetten anlayan başkaları bizleri yönetir bu düşünce ile hareket edip hayatımıza devam etmeliyiz. Küresel olarak yada direkt bizim üzerimize oynanan oyunların farkında olmamız dileğiyle. Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar :)
Davam
9.4/10
· 2.810 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
137
280 syf.
Davam kitabı erbakan hocanın bizzat elinden yazılan bir eser olmamasına rağmen kitap hocanın geçmişteki siyasi olayların arka perdesini bize açıklamakla birlikte bir müslümanın ne uğruna mücadele vermesi gerektiğini de bizlere pekiştirmektedir
Davam
9.4/10
· 2.810 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
7