Neil Gaiman

Neil Gaiman

YazarDerleyen
8.4/10
2.348 Kişi
·
5.392
Okunma
·
468
Beğeni
·
12904
Gösterim
Adı:
Neil Gaiman
Unvan:
İngiliz Yazar ve Senarist
Doğum:
İngiltere, 10 Kasım 1960
Sandman, Coralin, Stardust gibi modern fantastik kurgu edebiyatında iz bırakmış olan roman ve çizgiromanların yazarı. Fantastik kurgudan bilim kurguya, grafik romanlardan filmlere kadar geniş bir alanda ürün vermiş olan Gaiman; Hugo, Nebula, Bram Stoker gibi kurgu edebiyatının en prestijli ödüllerinin sahibidir.

Neil Gaiman, Polonyalı Musevi bir ailenin çocuğu olarak, 10 Kasım 1960 tarihinde, Portchester, Hampshire, İngiltere’de dünyaya geldi ve Fonthill, Ardingly ve Whiftgift’in de arasında bulunduğu bir dizi Church of England okulunda eğitim gördü.

Gençlik yıllarında, J.R.R. Tolkien, Edgar Allan Poe, Ursula Le Guin gibi fantastik kurgunun ve Roger Zelazny, Robert A. Heinlein gibi bilim kurgunun büyük ustalarının eserlerini takip etti. 80’li yılların başlarında gazeteci olarak çalışmaya başlayan Gaiman, bu sayede ileride kitaplarını basacaklarını umduğu basın dünyasının önemli isimleri ile tanıştı.

İlk yayınlanan kitabı, Duran Duran adlı müzik grubunun biyografisiydi. Bir yandan farklı İngiliz dergilerinde makaleleri yayınlanırken, bir yandan da British Fantasy Society’ye yazdıklarını gönderiyordu.

Kendisi gibi İngiliz olan grafik roman yazarı Alan Moore’dan etkilenek, grafik romanlar için senaryo yazmaya başladı. İlk olarak Moore’un yarım bırakmasının ardından Marvelman’i tamamlayan Gaiman, bu yapıttan sonra, Future Shock, Violent Cases, Black Orchield gibi erken dönem eserlerine imza attı.

1989 yılında, kendisine büyük ün ve servet kazandıracak olan Sandman’i çıkarttı. Dream karakterinin baş rolünde yer aldığı çizgiroman serisi, 1989-1996 yılları arasında 75 fasikül olarak piyasaya çıktı ve daha sonra yapılan eklemelerle birlikte 11 cilt olarak kitaplaştırıldı.

Sandman sonrasında farklı çizgiroman firmaları için Elric, Lady Justice, Shadow Death gibi eserleri kaleme alan Gaiman, 2009 yılında, Batman R.I.P. serisi için yazdığı “Whatever Happened to the Caped Crusader” adlı çizgiroman senaryosu ile grafik roman piyayasındaki uzun süreli sessizliğini bozdu.

Grafik romanların dışında uzun romanlar ve kısa hikayelerle düz yazı alanında önemli eserler veren yazar, Diskdünya’nın yazarı Terry Pratchett ile beraber yazdığı Good Omens ile dünya çapında üne kavuştu. 1990 yılında çıkan romanı, 1996 yılında Neverwhere, 1999 yılında, daha sonra sinemaya da uyarlanan Stardust ve 2001 yılında, en iyi eseri olarak bilinen Amerikan Tanrıları takip etti.

Amerikan Tanrıları’nın başarısı üzerine, romanda ek bir karakter olan Anansi’nin adı altında, yeni bir roman kaleme alan Gaiman, Anansi Boys adlı bu roman sayesinde New York Times Best Seller listesinde bir numaraya kadar yükseldi. Yazarın son romanı, 2008 yılında yazdığı ve çocuklara yönelik olan The Graveyard Book (Mezarlık Kitabı) oldu. Gaiman’ın Anansi Boys dışındaki kitapları Türkçe’ye çevrildi.

Amerikan Tanrıları adlı kitabının yazımı sırasında kendisine bir web blog’u açan Gaiman, eserlerinin yapım aşamasını ve hayatından kesintileri yansıttığı ve http://journal.neilgaiman.com adresinde bulunan blogunu açıldığı tarihten beri aktif tutmakta ve yazılarını haftalık olarak sürdürmekte.

Minneapolis, Minesota, A.B.D’de, Addams Family House adını verdiği bir evde yaşayan yazar, eski karısı Mary McGrath’la olan evliliğinden Michael, Holly ve Madeleine adlı üç çocuğa sahip ve 2009 başından bu yana, şarkı sözü yazarı Amanda Palmer ile uzun dönemli bir ilişkisi var.
“Ona en minnettar olduğunuz zamanlarda bile ondan hoşlanmazdınız, ondan en çok nefret ettiğinizde dahi ona minnettar kalırdınız.”
Neil Gaiman
Sayfa 67 - İthaki Yayınları
“Frey, hizmetkârına sevinçten yoksun baktı. ‘Hayatımdaki onsuzluk ebediyen sürecek,’ dedi. ‘Bir gece çok uzun. İki gece daha da uzun. Üç gece ile nasıl başa çıkabilirim? Dört gün bir aydan farksız gözümde ve sen benim dokuz gün beklememi mi bekliyorsun?’ “
312 syf.
Kitapta en başta karakterlerden bahsediyor. Bilgi amaçlı olup, çok uzun olmamasına rağmen gayet anlaşılır olmuş.

Hikayelerden oluşuyor kitap, kısa kısa hikayeler ve çok keyifliydi. Okurken o diyarlarda ben de dolaştım durdum.

Odin, Thor,Freya,Loki ve nicesi burada...
Odin hepsinin babası. Babaların babası hey gidi Odin seni Marvel filmlerinde de sevmiyordum, yine sevemedim gitti seni. Çok gıcık geliyor bana. :)
Thor bir zamanlar adamımdın, ne severdim seni filmlerinde güçlü ve heybetli Thor... Bu kitabı okuyunca fikrim değişti. Heyt huyt höyt, kırarım kemiklerinizi... :)) En güçlüsü Thor ama ama işte spoiler yok. ;)

Ve Loki seni hiç mi hiç sevmezdim. Ama fikrim değişti sen neymişsin böyle. Bildiğimiz Loki fakat fazlası var. Spoiler yok yine ;) çok komik ama en çok Loki bölümlerinde kahkaha atıyordum. Loki ve o sahneleri gözümün önüne getiriyordum kendimi tutamıyordum. Loki seni seviyorum artık.

Loki'nin çocukları, diğer tanrılar, elfler, devler, cüceler, Aerisler hepsi burada. Loki'nin 3 çocuğu için dikkat onlara...

Ilk kez mitoloji okudum ve çok beğendim. Yazarla da böyle tanışmış oldum ve çok beğendim. Fantastik benim sevdiğim tarzdı. Mitoloji ve fantastik müthiş ikili ve yazar çok iyi iş çıkarmış.

Hee bu arada Thor ve Loki neler neler gelecek başlarına bazen çok güleceksiniz. Thor'u düşündükçe gülüyorum, incelemeyi yazarken halen gülüyorum. Thor çok şaşırttın beni. Ve Thor devlerle savaşırken Loki nerelerdeydi acaba? :)))

Toparlasam, hikayeler çok güzeldi. Akıcı kitap ve puntosu da gayet büyük ve çok rahat okunuyor. Mitoloji okumak isteyenler hiç düşünmeyin bile.

Kitap ciltli olarak sadece 3000 adet basıldı. Şanslı sayıyorum kendimi;)

Kaçırmayın derim.
72 syf.
Evet sevgili okur dostlarım!

Benim gibi fantastik tarzda takılanlar bence Gaimanla bir şekilde tanışmıştır. Ama tanışmayanlara diyorum ki çok şey kaçırıyorsunuz.

Şimdi ilk başta şunu diyeceksiniz niye fantastik türü ne öğreneceğiz biz bundan?
Bu konuda Sevgili arkadaşım Oğuz Aktürk le baya tartıştık hatta her an daha hararetli bir tartışmanın ortasında olabiliriz :) Onu yakın zamanda Ursula k le Guinle tanıştıracagim içinde ayrı bir mutluyum. Bilimkurgunun ve fantastik edebiyatın Kraliçesi ile tanışmalı. Ve de siz eğer tanışmadiysaniz :)

Her neyse konumuza dönelim neden bu kadar önemli bana göre normal bir kitabın vereceği verimin 5, 6 katını veriyor. Bazen igneliyor, bazen ironi, yada kaos ortamından ölüme doğru hayatin felsefesini çıkartıyorlar. Yani icin de yok yok tabi kaliteli olması şart. Ben türk yazarlarin kitaplarinda açık ve net söylüyorum ki sıkılıyorum bazen kitabın ne yönde gelişeceğini tahmin ediyorum ve çıkıyor. Çözülmesi gereken bir sey yok her sey fazla yalın hayatın veremediği noktaları veremiyor. Bende soğuyorum. Değildir ki hepsi aynı hayir asla degil :) Tarz diyelim hatta okuyorum da bazilari cidden muazzam tabi onlara saygım sonsuz. Şiirler değerli öyküler.. anlatımı olaganlastiran teknikler sunanlar müstesna onlar gönül tahtında..Her neyse..

Evet Gaiman da o nacizane insanlardan biri bu 4.kitabim oldu. Ki son olmayacak. Hatmedebilirim. Kitaba gelecek olursak meleklerden şeytana.. Tanrıdan ölüme.. Çok farklı bir yolculuk düşük puan niye verilmis anlamadim. Siz onlara bakmayın okuyun derim. :) Kitabın bir felsefesi var ve size farkli bakış açıları kazandırıyor. Çizgi romandan ne öğrenebilirim demeyin:))

Ve inceleme yazmama vesile olan o guzel insana değinmeden edemezdim.
İnci Küpeli Kız :)) <3 Sen olmasan burada hatıra kalacak bu yazı olmazdı.

Tutkulu bir okur olduğum söylenebilir ama okuduklarından taşanları pek dile getirmeyen biriyim üstümde büyük bir suskunluk var sebebini bilmiyorum. Çok guzel inceleme yapıp dile getiren okurlar var :) nacizane şekilde o guzel yazılarına manevi anlamda etrafta olursam destek olmaya çalışıyorum benim yerime haykırsınlar bazen de arada esiyor yazıyorum işte.

Not: Gaimani okumadan ölürseniz de size söylecek bir sözüm yok:/
372 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Bundan yaklaşık 3 yıl evvel, kitap sohbetleri yaptığım bir arkadaşımın tavsiye ettiği iki fantastik eserden biriydi bu. Diğeri de Yerdeniz... Nedense 3 yıl boyunca bir türlü bu kitaba sıra getirememiştim. Ta ki, yine bu sitede, kitap zevkimin uyuştuğu bir arkadaşımın bu kitaba başladığını görene dek...
Ve kitabı okurken, kitabın raflarımda durup da okumadığım her gün için kafamı duvarlara vurmak istedim:)
Kitap, olmayan bir yerdeki olmayan insanların hikayesi aslında... Yazar varlık ve yokluk arasındaki dengede yepyeni bir dünya kurmuş ve içine de inanılmaz keyifli bir olayı yedirmiş.
Bence en belirgin özelliği, okuduğum en ince fantastik eserlerden biri olması. Malum, özellikle fantastik edebiyatta yazar yepyeni bir dünya yaratır ve bunu okuyucuya tam olarak verebilmek için uzun sayfalarca betimlemelerden faydalanır. Ancak bu kitap betimlemenin çok az, olay akışının çok yoğun olduğu ancak buna rağmen mekanı ve ortamı hayal etmede hiç sorun yaşatmayan bir kitap.
Bir diğer sevdiğim nokta da, başrolümüzdeki Richard'ın başta olmak üzere tüm karakterlerin aşırı doğal konuşmaları. "Gerektiğinde saçmalayabilme" bugüne kadar sadece Otostopçunun Galaksi Rehberi'nde okuduğum bir özellikti, bu da iki etti.
Kitaptaki yazım tekniği ile de değinmek istediğim bir nokta daha var ki, kitapta bir an devrimi döndürdü. Her ne kadar kitap baştan sona 3. şahıs tekniği ile yazılmış olsa da okuyucunun kitap boyu dahil olmadığı standart bir yapı mevcut. Ancak kitabın ortalarındaki tek bir cümle ("Şimdi hepsinin rüyalarını izliyoruz" tarzındaydı") tüm gerçekliğimi yıktı... Kitap boyunca aralarından biri olarak ekiplerinin bir üyesi gibi yanlarında adeta koşmuşken, bu tek cümle beni resmen bir an kitaptan kışkışladı, gerçekliğime döndürdü, ve kendimi kanepemde elimde kitapla oturuyor olduğumu farkettirdi. Bu, fantastik romanlarda ilk kez yaşadığım bir histi ve "Deadpool gerçekliği"ni hissettim. (Rüyalar bitip de karakterler uyandığında yine yanlarına dönmüştüm karakterlerin. Yazar bile beni o kadar uzak tutamadı kitabından:) )
Sonuç olarak, Neil Gaiman'a hayran kaldım. Çok zeki ve yaratıcı olduğuna kanaat getirdim. Beklentimin çok üstünde bir kitap oldu. Bir sonraki kitabını okumak için sabırsızlanıyorum.
293 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kitaba bayildim!
Sandman'dan sonra Neil Gaiman sevgim yeniden tavan yapti, o donemde de bu kitap cikinca on siparisten hemen edindim. Ancak her ne kadar zekasina ve hayal gucune hayran olsam da icime sinmeyen bir seyler oluyordu her kitabinda. Ozellikle Amerikan Tanrilari'ndan sonra biraz cekinir olmustum.
Ancak bu kitabina hayran kaldim! Cocuklugum hem Yunan hem de Antik Misir mitoloji hikayeleri ile gecti, butun Tanri'larini, butun hikayalerini ezbere bilirdim. Ancak, Marvel'e bile ilham vermis olan Norvec Mitolojisi hakkinda en ufak bir fikrim bile yoktu. Son yillardaki Marvel sinematik evreniyle (2008-2018 ve sonrasi) Thor ve Loki'nin maceralari yeniden on plana cikti ve benim de ilgimi cekti. Dolayisiyla da bir bakayim istedim neler varmis kitapta diye.
Kitap, bir Neil Gaiman kurgusu degil. Gercekteki Norvec mitolojik hikayelerinin derlenmesi. Evrenin ve tanrilarin olusumu ile baslayip Ragnarok (Kiyamet)'a kadar olan surecteki yaklasik 12-15 hikaye sunuyor. Bu hikayeler kronolojik olarak siralanmis ancak birbirinden bagimsiz hikayeler. Bu hikayeler icinde Odin'in bir gozunu nasil kaybettigini, Thor'un Mjolnir'i nasil edindigi gibi pek cok soruya cevap buluyoruz.
Daha evvel de dedigim gibi, kitap bir Neil Gaiman kurgusu degil, var olan efsanelere yeni bir yorum ve soluk kazandirmis. Kitabin dili inanilmaz rahat. Sanki Hobbit diliyle Silmarillon okumusum gibi hissettim.
Marvel dunyasinda Thor ve Aasgard tanrilarini tanidiktan sonra bu kitabi okuyunca karsilasilabilecek bence en buyuk saskinlik ise Thor:) Thor, Marvel'deki karakterinin aksine, oldukca duz mantik, biraz aptal ve sadece fiziksel gucu olan biri.
312 syf.
·3 günde·9/10
İnceleme değil de daha ziyade “meraklısına notlar” diyelim. Kitabı bitirince aklıma takılan bir iki şeyi araştırdım ve bu bulduklarım benim için şaşırtıcıydı, paylaşmak istedim.

Bu kitabı kısa sürede okumama vesile olan ve aynı zamanda hediye eden sevgili arkadaşım https://1000kitap.com/Jakeee’a çok teşekkür ederim. Bu arada belki fikrim değişir dedim ya, cık değişmedi.Ben çoğunluğun aksine Odin ve Thor’u sevdim. Loki bana göre bir baş belası ve insanları kötülük yapmaya teşvik eden bir sinsi. En nefret ettiğim kişilik.Ama kitapta zincirin en kalın halkası o gibi gözüküyor.Yine de Lokici değilim :) Sevgiler.

*İskandinav evreninin 3 küresi içerisinde 9 tane dünya vardır bunlar; Asgard (tanrı ve savaşçıların dünyası), Vanaheim ( bereket ve doğurganlık tanrıları dünyası), Alfheim ( barış ve ışık elflerı dünyası), Midgard (orta dünya), Jotunheim ( devlerin dünyası), Nidavellir ( cücelerin dünyası), Svartalvheym ( koyu cücelerin dünyası), Hel (ölülerin dünyası), Niflheim ( evrenin en altında yer alan soğuk ve karanlık dünyası).

*İskandinav mitolojisinde Valkyrie savaş meydanına gelir ve ölen askerleri Valhalla’ya götürür. İkinci dünya savaşı zamanında Hitlerı öldürmek için komplo içine giren alman askerleri gizli planı “Valkyrie operasyonu” diye adlandırmışlardır.

*Tolkien “The Hobbit” ve ” Yüzükler Efendisi”nın daha çok İskandinav etkisi altında olduğunu itiraf etmiştir. Örneğin Gandalf görüntüsü  Odin tanrısının kopyasıdır.

*Midgard (insanların dünyası) ve Asgard (tanrıların dünyası) arasında bir köprü var. Bu köprü Bifröst olarak biliniyor. Bifröst Asgard’a geçmek için kullanılan tek yoldur.
720 syf.
·35 günde·4/10
Sanırım bazı kitaplarımı okumadan, okuma sıramda beklerken daha çok seviyorum.

Okuduğum romanların içinde ve yazarların içinde en büyük hayal kırıklığı benim için Neil Gaiman ve kitap olarak da Amerikan Tanrıları’dır. Amerikan Tanrıları için geçtiğimiz ocak ayına kadar sadece bir tek bu siteden bir arkadaşın Youtube kanalında olumsuz yorum almış ama buna rağmen kitaptan olan beklentimi hiçbir şekilde azaltmamış yine de bu orijinal konuya, bu çok fanının olduğu kitaba gelen bu övgülerin ve verilen bu ödüllerin boş yere olmayacağını düşünmüştüm. Ama gelin görün ki bana göre bu kitap haksız bir üne kavuşmuş bir eser. Kitapta kesinlikle bir şeyler eksik, bir şekilde kitabın içine girilemiyor, okur ile kitap arasında istenilen bağ kurulamıyor. Sadece ve sadece konusu çok güzel ama konu da bir, olmadı iki cümle ile rahatlıkla açıklanabilecek bir konu. Gaiman bana göre yutamayacağı lokmayı ısırıp çiğnemeye çalışmış, çiğnemiş çiğnemiş ama yutmayı da başaramamış.

Kitap çok hızlı ve ilgi çekici bir şekilde başlıyor ve dediğim gibi de konu son derece orijinal ve farklı olmasından ötürü her şey çok iyi gidiyordu. Bu güzel giriş bölümünden sonra bana göre Gaiman kurguyu örüp işleme konusunda yetersiz kalmış. Önsözde yazıldığı gibi kitap aslında kırpılmış ama keşke ortalama 300 sayfa daha kırpılsaymış diye düşünüyorum. Çok fazla gereksiz, olmasa da olur tarzında bölümler mevcut. Tamamen kitap ile alakasız gündelik olaylara fazlası ile yer verilmesi kitabın okunabilirliğini iyice etkiliyor. Öyle bir hal alıyor ki artık okuyorum ama neyi okuyorum durumuna gelmiştim. Kitabı çok fazla sevmeye uğraştım ama artık sevecek hiçbir unsur bulamıyor aksine sayfalar zoraki de olsa çevrildikse kitaptan daha çok soğumaya başladım. Bu kitabı okuyanlar sanırım ikiye ayrılıyor: sevenler ve nefret edenler. Sevenler de bana göre ikiye ayrılabilir: gerçek manada sevenler ve sevmeyip popülerliğe ayak uydurmak için sevmiş gibi görünenler. Birçok forum sitesinde kitabı çok sevenlerin olduğu kadar işi abartıp “kutsal kitap” diyenler de var ve bir o kadar da benimle aynı görüşe sahip olup, kitabın kopuk olduğunu belirtip sadece konunun güzel olduğunu savunanlar, tamamen hayal kırıklığı olduğunu belirtenler de var.

Kitap hep kendini fantastik kategorisinde gösteriyor. Evet fazlası ile içinde fantastik öğeler var ama maalesef benim beğendiğim tarzdaki epik fantezi türüne girmiyor; yani bir Yüzüklerin Efendisi, Buz ve Ateşin Şarkısı, Gedik Savaşları ya da Zaman Çarkı tarzı değil kesinlikle hatta fantastik kitaplar genelde olay kitabı olurlarken sanırım Amerikan Tanrıları biraz durum kitabı oluyor. Bu şekilde de olunca ve gerçek manada fantastik olarak beklenti içine girilince kitabı okumak daha da zor oluyor.

Kitap içinde belli bir sayfadan sonra okuduğumuz karakterlerin aslında farklı farklı mitolojilere göre tanrı olduğunu ben şahsen kitabı okurken hiç anlayamadım. Dediğim gibi kitabı okurken oluşan o kopukluk sayesinde okuduklarımı değil tanrı, normal bir karakter hatta gereksiz bir karakter gibi okudum.

Okuduğum kitaplar içinde ilk bu kitabı okurken farklı bir şey yaptım daha doğrusu yapmak zorunda kaldım. Kitabı okurken 2 kere yarım bırakmayı düşünmüş ama pek katılanı kalmadıysa da düzenlediğimiz bir etkinlik olduğu için tahmini 5 – 10 dakika sonra tekrardan okumaya karar verdim ve en sonunda da 3. Kez kitabı tamamen yarım bıraktım. Kitabı yarım bırakmamdaki en büyük etkenlerden biri de kesinlikle çeviri. Herkes Zaman Çarkı serisinden dolayı Niran Elçi çevilerini beğenir ama ben şahsen Niran Elçi çevirisi görünce korkuyorum. Yaptığı çevirilerde, kurduğu cümlelerde sanki çevriyi yaptıktan sonra kelimelerin yerini değiştirip cümleleri daha bir alengirli yapmaya çalışıyor gibi bir hava sezinliyorum. Kendini yavaş okutan, anlamak için daha fazla düşünme ihtiyacı hissettiğim cümleler ile dolu geliyor bana Elçi’nin çevirileri. Sayın Elçi bana göre bol betimlemeli olan Zaman Çarkı’nı bile okuması zor bir seri yapmıştır. Okuduğum bir başka habere göre de “The Malazan Book Of The Fallen” çevirisini de Niran Elçi yapacakmış. Umarım yapmaz, umarım yalan haberdir. Bu efsane seride Niran Elçi adını görmek istemiyorum. Her neyse çeviriye rağmen kitabı elimde süründürerek okurken kitabı en sonunda yarım bıraktım ve 2 gün sonra da İnkılap Kitabevi’nden çıkan baskısını birçok fantastik ve bilim kurgu kitaplarının çevirmenliğini yapan Ferhan ERTÜRK çevirisi ile kaldığım yerden okumaya karar verdim ve başladım. Bu kötü kitabı en azından Elçi çevirisine göre daha güzel çeviri ile bu şekilde bitirebildim. Kesinlikle Ferhan Ertürk çevirisi Niran Elçi çevirisine göre daha güzel, daha kolay ve okuması daha da keyifli. Yazar tarafından kısaltılmış olan bu versiyonu, bu çeviri ile okusam kitabı yine beğenmez ama yarım bırakma ihtiyacı hisseder miydim bilmiyorum. İki farklı çeviriden sizlere de örnek vermem gerekirse şu şekilde iki tane kısa paragraf paylaşabilirim.


-- İthaki Yayınları Niran Elçi Çevirisi, bölüm 17, sayfa 558: --
“Amerika Birleşik Devletleri’nin güneydoğusundaki en önemli yer, Georgia, Tennessee ve daha yukarıdaki Kentucky’nin her yerinde, yüzlerce eski ahır çatısında tanıtılmaktadır. Sürücü ormandan geçen dolambaçlı yolda çürümeye yüz tutmuş kırmızı bir ahıra denk gelir ve çatışına boyayla şu sözlerin yazıldığını görür.

KAYA ŞEHRİ’Nİ GÖRÜN DÜNYANIN SEKİNCİ HARİKASI”



-- İnkılap Kitabevi Ferhan Ertürk Çevirisi, bölüm 17, sayfa 452 --
"Güney-Doğu Birleşik Devletleri’nin en önemli yerinin reklamı Georgia, Tenessee ve Kentucky’ye kadar yüzlerce eskimiş ahır çatısında yapılır. Bir şoför, bir ormanın içindeki kıvrılarak ilerleyen yolda çürüyen, kırmızı bir ahırdan geçecek ve çatısında
KAYA ŞEHRİ’Nİ GÖRÜN DÜNYANIN SEKİNCİ HARİKASI
yazısını ve …”

Bir başka örnek vermem gerekirse:

-- İthaki Yayınları Niran Elçi çevirisi, bölüm 17, sayfa 559: --
“Çünkü Lookout Dağı’nı kim kontrol ediyorsa, toprakları da o kontrol ederdi: efsane böyle diyordu. Orası, ne de olsa, kutsal bir yerdi hem de yüksekti. İç Savaş sırasında, Eyaletler Arası Savaş’ta, orada bir çatışma yaşanmıştı.”


-- İnkılap Kitabevi Ferhan Ertürk çevirisi, bölüm 17, sayfa 454 --
“Lookout Dağı’nı kim kontrol altında tutarsa ülkeyi de kontrolü altında tuttu; efsane böyleydi. Her şeyden önce burası kutsal bir mevkii ve yüksek bir yerdi. İç Savaş’ta, Eyaletler Arası Savaş’ta burada bir çarpışma oldu:”

Sizler ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama bana göre kesinlikle Ferhan Ertürk çevirisi daha sade, daha güzel ve okunması da haliyle daha kolay. Gaiman’ın bu kötü yazım tarzı bu kötü çeviri ile birleşince 10 üstünden 5 puanı hak eden bir kitap oldu bana göre. 5 puanı neden kırdığımı da açıklamam gerekirse: bir kitabı beğendiğim kitaplara eklemiyorsam o kitap zaten 10 puanlık değil 9 puanlık bir kitaptır. Bir kitabın içine girmekte zorlandıysam 1 puan daha kırılır ve 8 puan olur. Kitap kendi içinde kopuk bir şekilde ilerliyorsa ve tam manası ile bölüm aralarında bağlantıda bana göre sorun oluyorsa 1 puan daha kırılır ve 7 puana düşer. Kitap bu sebeplerden ötürü elimde sürünüyorsa ve başka kitapları okumama engel olacak şekilde elimde süre geçirdiyse 1 puan daha kırılır ve 6 puan olur. Bu kitabın çevirisi de kötü ise 1 puan daha kırılır ve 10 üstünden 5 puan almayı hak eder; ama bu kadar olumsuz yönlerini yazdığım bir kitabı ben de şahsen sevmediğim için 1 puan da ben ekstradan kırarım ve 10 üstünden 4 puan almayı sonuna hak eder.

Sanırım Neil Gaiman kitaplarını artık içinde adımı ve soyadımı yazmadığı sürece okumayı düşünmüyorum.
600 syf.
·29 günde·Beğendi·8/10
Bilenler bilir, yabancı dille eğitim veren kurumlarda genelde bir seviyede “American Short Stories”, “Modern Short Stories” tarzı kitaplar okutulur. Öyküler -ingilizcesiyle “Short Story”ler- aslında Amerikan edebiyatının ve dolayısıyla bir dönem dünya edebiyatının belkemiğini oluşturmuşlardır. Rip Van Winkle, 39 Basamak ya da Walter Mitty hep o yıllardan aklımda kalan hikayeler. Tabii bir dönem diyorum, son yıllarda böyle öykü derlemelerini bulmak fazla mümkün olmuyor. Yeni basımlarda bile 1800 ile 1900’lü yılların başlarındaki öykücülerin o bildik klasiklerini okuyabiliyoruz genelde. Öykücülük eskide kalmış başka bir mücevher sanki.

Peki üstünde koskoca kırmızı fontlarla Neil Gaiman yazan bu kitap bu derleme öykü olayının neresinde? Topladığı bu, bazıları ülkemizde de çok iyi bilinen, güruhla ne yapmaya çalışmış bu edebiyatın mega starı? Para kazanmak mı tek amaç?

Bilemeyiz elbette:) Kendisi öyle demiyor tabii, bilinen bir derlemeci ve öykü yazarı olan Al Sarrantonio ile birlikte yıllardır özlemini duydukları bir şeylere girişmişler önsözünde belirttiklerine bakılırsa; iyi yazılmış merak uyandıran öyküler okumak ve okutmak. Bunun için tanıdıkları yazarlara haber salmışlar ve okuyucuya “Peki, sonra ne olmuş?” sorusunu sordurabilecek öyküleri beklediklerini söylemişler. BU meydan okumayı kabul eden roman/öykü yazarları zaten kitabın künyesinde mevcut. Aralarında Chuck Plahniuk, Peter Straub, Joyce Carol Oates, Jodi Picaoult, Michael Moorcock ve tabii Neil Gaiman’ın da bulunduğu 27 yazar künyede yazdığı gibi “Bize daha önce bin kez gördüğümüz bir şeyi sanki ilk kez görüyormuşuz gibi sunacak o büyülü̈ ışığa sahip öykülerini” bize sunuyor. Sunuyor da ne oluyor, geçekten soruyor muyuz Neil Gaiman’ın istediği gibi o kritik soruyu?

Kendi adıma konuşursam kitabı okurken bir kere bile sıkılmadım. Öykülerin hemen hepsi insanı bir yerinden yakalamayı başarıyor. Fantastik hikayeler var, korku hikayeleri, polisiye hikayeler, sürrealist hikayeler, durum hikayeleri, kadın hikayeleri, ironik hikayeler. Uzun hikayeler var, kısa hikayeler var, umut veren hikayeler var, umutsuzluğa sevk eden hikayeler var. Merak var ama hepsinde. İki üç hikaye dışında hiçbiri hayal kırıklığına uğratmadı beni açıkçası.

Tüm hikayelere girip girmemek konusunda kararsız kaldım, ama zaten bu kitabı alan olursa – hala satılıyorsa eğer- tüm öyküleri okuyacağını düşünüyorum, bu yeni masallardaki (Kitabın orijinal ismine gönderme:) Yine de Kan (Roddy Doyle ), Fosil Suretler (Joyce Carol Oates) , Siyah Dağlarda Bir Mağaradır Hakikat (Neil Gaiman), Yıldızlar Kayıyor (Michael Marshall Smith), Juvenal Nyx (Walter Mosley), Ağırlıklar ve Ölçüler (Jodi Picaoult), Yakala ve Bırak (Lawrence Block), Geçmiş Başlasın Atık (Jonathan Carroll), Terapist (Jeffery Deaver), Paralel Çizgiler (Tim Powers), Burun Tarikatı (Al Sarrantonio), Merdivencinin Oğlu (Joe Hill) bence öne çıkanlardan.

Çoğunu söylemişim zaten, umarım okumak isteyenler kitabın baskısını bulabilir. Hikayeyle kalın.
326 syf.
Dizisinden bambaşka tadı olan bir kitap okuduğum açıkçası daha hoşuma gitti. Bilim kurgunun o kendine has kelime yapıları,terimler ve büyüleyici dünyası oldukça yoğun hissedilir cinsten. Bambaşka dünyanın kahramanı ile keyifli okumalar..
312 syf.
İyi akşamlar sayın 1k sakinleri..

Mitoloji severler buraya , sevmeyenler varsa da buyursunlar. İskandinav Mitoloji hakkında daha önce herhangi bir kitap okumadım ve bunun eksikliğini çok hissediyorumdum. Daha önce Yunan , Mısır, ve Roma mitlerı ile ilgili kitaplar okumam hep bir karşılaştırma içinde olmama neden oldu.
Karşılaştırma içinde olunca bazi mitlerin birbirine benzemesi veya farklılık göstermesi gayet normaldir.

Kitap çok akıcı olup 1 günde bitirilebilir. Hikayeler de birbiri ile bağlantı olduğu için su gibi önünüzde akıp gidiyor .
Karakterler giriş yapılması kitabın akıcılığını destekler nitelikte olmuş.
İskandinav mit başlangıcı , Yunan mitolojisine kaos ortamından biraz farklı başlangıç olmuş..

Odin şairlerin bal şarabı için yaptıkları. Bir an gözümde Zeusu canlandırdı.
Daha fazlasını beklemedim Babaların babası Odinden.
Namı diyar gök gürleten Tahir :)
Sıkıntıya gelmeyen , kafasının estiği gibi davranan kot kafalı Thor :)
Çekici Mjollnir bile, Loki'nin teşvikleri sonunda cüceler tarafında yapılmış bir alet . Yani Thor bildiğin Thor değil.
Çekicini bir bakıma Amazonlarin kullandığı Labris benzettim .

Loki iyi olsa sonuçlar farklı olabilecek diyeceğim, ama ona karşıda hep bir ön yargı vardı, tabi oda ön yargının hakkında veriyor:)
Güzeller güzeli Freya, etli sütlüye karışmayan güzel Balder, kör tanrı Hod , buz devleri daha bir çoğunun hikayelerde ismi geçiyor.

Beklenen Ragnarök ve Heimdall ön görülügü ve kudreti nedeniyle beni etkileyen karakter oldu...

Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar. ..
372 syf.
·8/10
Neil Gaiman'ın okuduğum ilk romanıydı ve şimdiye kadar neden okumadım ki dedirten bir kitaptı. Londra' da yerin altında geçen hikaye fantastik olmasına karşın çok fazla fantastik öge içermiyordu, yazar fantastik kurgu yazarken bu kadar az fantastik öge kullanmamayı çok güzel başarmış.
Dili çok akıcıydı, sayfalar çok hızlı akıp gidiyordu hele ki yazarın farklı ve orijinal betimlemeleriyle çokta zevkli ilerliyor. Karakterleri de çok sevdim, her karakterin farklı ve çekici bir özelliği mutlaka vardı.
Bu tarz kitaplarda sıkça rastladığımız sıradan baş karakterin olayların başlamasıyla daha önce bilmediği yeteneklerinin farkına varması gibi bir durum yaşanmıyor ki bu benim çok hoşuma gitti.
Gaiman hikayeyi çok güzel bir şekilde işlerken gizemli havayı da başarılı bir şekilde korudu. Özellikle Marquis de Carabas, Bay Croup ve Bay Vandemar'ın olduğu bölümleri zevkle okudum, en çok bu karakterleri sevdim.
Genel olarak güzel bir kitaptı, yazarın kurduğu yeraltı dünyası esri olsa bence çok güzel olurdu, kitapta bir şey eksikti ya da kitap fazla kısa geldi emin değilim beni tatmin edemeyen küçük bir nokta var ama ne olduğunu tespit edemedim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Neil Gaiman
Unvan:
İngiliz Yazar ve Senarist
Doğum:
İngiltere, 10 Kasım 1960
Sandman, Coralin, Stardust gibi modern fantastik kurgu edebiyatında iz bırakmış olan roman ve çizgiromanların yazarı. Fantastik kurgudan bilim kurguya, grafik romanlardan filmlere kadar geniş bir alanda ürün vermiş olan Gaiman; Hugo, Nebula, Bram Stoker gibi kurgu edebiyatının en prestijli ödüllerinin sahibidir.

Neil Gaiman, Polonyalı Musevi bir ailenin çocuğu olarak, 10 Kasım 1960 tarihinde, Portchester, Hampshire, İngiltere’de dünyaya geldi ve Fonthill, Ardingly ve Whiftgift’in de arasında bulunduğu bir dizi Church of England okulunda eğitim gördü.

Gençlik yıllarında, J.R.R. Tolkien, Edgar Allan Poe, Ursula Le Guin gibi fantastik kurgunun ve Roger Zelazny, Robert A. Heinlein gibi bilim kurgunun büyük ustalarının eserlerini takip etti. 80’li yılların başlarında gazeteci olarak çalışmaya başlayan Gaiman, bu sayede ileride kitaplarını basacaklarını umduğu basın dünyasının önemli isimleri ile tanıştı.

İlk yayınlanan kitabı, Duran Duran adlı müzik grubunun biyografisiydi. Bir yandan farklı İngiliz dergilerinde makaleleri yayınlanırken, bir yandan da British Fantasy Society’ye yazdıklarını gönderiyordu.

Kendisi gibi İngiliz olan grafik roman yazarı Alan Moore’dan etkilenek, grafik romanlar için senaryo yazmaya başladı. İlk olarak Moore’un yarım bırakmasının ardından Marvelman’i tamamlayan Gaiman, bu yapıttan sonra, Future Shock, Violent Cases, Black Orchield gibi erken dönem eserlerine imza attı.

1989 yılında, kendisine büyük ün ve servet kazandıracak olan Sandman’i çıkarttı. Dream karakterinin baş rolünde yer aldığı çizgiroman serisi, 1989-1996 yılları arasında 75 fasikül olarak piyasaya çıktı ve daha sonra yapılan eklemelerle birlikte 11 cilt olarak kitaplaştırıldı.

Sandman sonrasında farklı çizgiroman firmaları için Elric, Lady Justice, Shadow Death gibi eserleri kaleme alan Gaiman, 2009 yılında, Batman R.I.P. serisi için yazdığı “Whatever Happened to the Caped Crusader” adlı çizgiroman senaryosu ile grafik roman piyayasındaki uzun süreli sessizliğini bozdu.

Grafik romanların dışında uzun romanlar ve kısa hikayelerle düz yazı alanında önemli eserler veren yazar, Diskdünya’nın yazarı Terry Pratchett ile beraber yazdığı Good Omens ile dünya çapında üne kavuştu. 1990 yılında çıkan romanı, 1996 yılında Neverwhere, 1999 yılında, daha sonra sinemaya da uyarlanan Stardust ve 2001 yılında, en iyi eseri olarak bilinen Amerikan Tanrıları takip etti.

Amerikan Tanrıları’nın başarısı üzerine, romanda ek bir karakter olan Anansi’nin adı altında, yeni bir roman kaleme alan Gaiman, Anansi Boys adlı bu roman sayesinde New York Times Best Seller listesinde bir numaraya kadar yükseldi. Yazarın son romanı, 2008 yılında yazdığı ve çocuklara yönelik olan The Graveyard Book (Mezarlık Kitabı) oldu. Gaiman’ın Anansi Boys dışındaki kitapları Türkçe’ye çevrildi.

Amerikan Tanrıları adlı kitabının yazımı sırasında kendisine bir web blog’u açan Gaiman, eserlerinin yapım aşamasını ve hayatından kesintileri yansıttığı ve http://journal.neilgaiman.com adresinde bulunan blogunu açıldığı tarihten beri aktif tutmakta ve yazılarını haftalık olarak sürdürmekte.

Minneapolis, Minesota, A.B.D’de, Addams Family House adını verdiği bir evde yaşayan yazar, eski karısı Mary McGrath’la olan evliliğinden Michael, Holly ve Madeleine adlı üç çocuğa sahip ve 2009 başından bu yana, şarkı sözü yazarı Amanda Palmer ile uzun dönemli bir ilişkisi var.

Yazar istatistikleri

  • 468 okur beğendi.
  • 5.392 okur okudu.
  • 173 okur okuyor.
  • 4.035 okur okuyacak.
  • 132 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları