Geri Bildirim
Nermin Yıldırım

Nermin Yıldırım

8.4/10
237 Kişi
·
446
Okunma
·
90
Beğeni
·
5.776
Gösterim
Adı:
Nermin Yıldırım
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Bursa, Türkiye, 1980
1980 yılında Bursa'da doğdu. Yalova, İstanbul, Ankara ve İzmit hattında büyüdü. 1987 yılında yazar olmaya karar verdi. İki sene sonra, ilk yazılarından ve şiirlerinden oluşan defteri "Yarını Bekliyorum" amcası tarafından daktiloya çekilip fotokopiyle çoğaltıldıktan sonra ciltlenerek kitap haline getirildi. Bu çalışma, kısa sürede ailenin en çok okunanlar listesinin üst sıralarına yerleştiyse de edebiyat dünyasında pek ses getirmedi.

1997 yılında gazeteci olmaya karar verdi; beş sene sonra da Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın Yayın Bölümü'nden mezun olarak İstanbul'a yerleşti. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazdı, reklam ajanslarında metin yazarlığı yaptı. 2010 yılında Barselona'ya yerleşti.

İlk romanı Unutma Beni Apartmanı 2011, ikinci romanı Rüyalar Anlatılmaz ise 2012 yılında Doğan Kitap tarafından yayımlandı.
Babalar bunu hep yapar. Bir gün ansızın ölürler ve siz elinizdeki hatıralarla idare etmek zorunda kalırsınız.
Nermin Yıldırım
Sayfa 19 - Hep Kitap
Çünkü siz tek birinin sıcaklığı peşindeyseniz, koca dünya sarıp sarmalasa ne fayda! Üşümekten kurtulamazsınız.
Nermin Yıldırım
Sayfa 74 - Hep Kitap
Herkesin kendine göre bir "Gitme" deyişi ve gene herkesin kendine göre bir gitmeyişi vardı.
Çok istenen hiçbir şey olmaz, çok beklenen hiç kimse gelmez ve gerçek aşklar katiyen mutlu bitmez.
"Anladım", dedim. Sadece o kadarını diyebildim. Bazı acıların çünkü, cümlesi olmaz. Sözcükler, kimi manaların yükünü kaldıramaz.
Seni bir başkasıyla hayal ettim. Böyle bir hayali kurabildiğim hayattan nefret ettim.
Bu yazarı mutlaka ama mutlaka tanıyın, onun bir kitabını okuyun.
Yazdıklarının tiryakisi olabilirsiniz.
Metinlerindeki her cümle, özenle yazılmış.
Her cümle ,bir kitap gibi değerli ve güzel.
Yazarın kelime bilgisine, cümlelerindeki diziliş hakimiyetini bayıldım.
Hikayesindeki kurgu da kendine bağlayıcıydı.
Etkileyici, yer yer filozofik cümlelerle anlatılmış bir hayat yolculuğu hikayesi. Bir kadının içsel sorunları, onların peşinden gidişi, bu gidişte yaşadığı her şeyle imtihanı. İçsel yolculuğun sonunda ulaşılan yerin ancak ve ancak kişinin kendisi olabileceği gerçeği. Bu kitap kişinin hatırladığı her şeyin kendine, kişinin kendisine, hatıralarını nasıl bir savaş aracı olarak kullandığını gösteriyor.
“Bir kişi çünkü, dünya demektir. Dünya da hikâye…”
Haruki Murakami’nin kitaplarla ilgili çok sevdiğim bir sözü vardır; “Rüyada bile olsa kitapları anlamak, onları okumak harika bir şeydir” diye. Bu söz okuduğum her iyi kitabın akabinde aklıma gelir. Rüyada bile harika olan bu his gerçekte çok daha harika olduğunu tekrar tekrar anlamış, birebir yaşamış oluyorum. Bu yazıyı bu hislerle yazdığımı belirtmem lazım. Bizim her şeye rağmen iyi kitaplara ihtiyacımız var. Ruhsal bunalımlarımızı, dünyevi, maddi dertlerimizi, kaygılarımızı, kinlerimizi bu kitaplar sayesinde biraz da olsa unutabiliyorsak, gözyaşlarımız dinebiliyorsa hem kitaba hem yazara hem de edebiyatta teşekkürü bir borç bilmemiz lazım. Ben de bu yazı vesilesiyle Nermin Yıldırım’a teşekkürü bir borç bilerek ona teşekkür etmek istiyorum. Bu yıllın en güzel kitaplarından biri olacağına da inanıyorum.
Nermin Yıldırım kısa bire süre içerisinde edebiyatta çok değerli eserler kazandıran genç yazarlarımızdan biri, kendisiyle İzmir 22. Kitap Fuarında bir iki dakikada olsa çok samimi bir sohbetimiz olmuştu. Daha önceki eserlerini okuyanlar Nermin Yıldırım’ın dilline, kurgusuna, karakterlerine, hayal dünyasına, olaylara ve zamana bakış açısına aşinadırlar. Yazar aynı bakış açısıyla kitabını, "Dokunmadan"ı ele alsa da bu sefer çok daha farklı bir yetkinlikle okurunu selamlıyor. Ömer Türkeş, Elif Tanrıyar gibi eleştirmenlerin de dediği gibi “Dokunmadan” kitabı yazarın en iyi kitabıdır hiç şüphesiz.
Peki, nedir bu kitabın konusu? Kitabın konusu; hala vicdanını kaybetmemiş, hala toplumsal ve bireysel kırgınlıklara duyarlı, kalbinin bir yerlerinde hala acıyı yaşayacak kadar insani nüans barındıran, olaylara, kişilere, zamanın ruhuna yabancı kalamayan 29 yaşındaki Adalet’in bir yandan hayatı bir yandan yolculuğu bir yandan geçmişi bir yandan da geleceğidir. Adalet, bir oyuncakla bize hayat dersi verecek kadar bilge, yıllar önce kırdığı kalbi tekrar kazanmak, onarmak için istasyondan istasyona, caddeden caddeye, sokaktan sokağa, şehirden şehire gezecek kadar naif ruhlu, doğru bildiğinden ödün vermeyecek kadar da inatçı bir karakterdir. Toplumda görmek istediğimiz bir kadın karakterdir Adalet. Bu zorlu yolculukta bir de her zaman yanında olan, hastanede, yolda, arabada, trende kendisine eşlik eden bir Hülya’sı var. Hülya bir oyuncak ayı, Mahsun’dan zorla aldığı tekrar geri vermek için yollara beraber düştüğü yol arkadaşı. Sonu hüsranla bitten ruh arkadaşıdır Hülya. Adalet’in kaderi aslında hülyanın kaderidir. Sonu hüsranla bitten bir kaderin iki kurbanı…
Yazar Adalet’in hikâyesini anlatırken toplumsal hafızamıza pek işlemeyen daha doğrusu bir yanın, yani doğunun beleğinde yer edinmiş ama diğer yanını, yanı batının umurunda olmayan trajik olaylara yer veriyor, mesela çocuğun cesedini dolapta saklayan ailenin dramına… Sadece bunla kalmıyor yazar, küçük gelinlerin yaralarına, toplu taşıma araçlarında kadınların maruz kaldığı çirkinliklere de değiniyor az da olsa. Yani aslında yazar Adalet’in hala pak vicdanında bizlere de seslenmek istiyor. Olaylara duyarsız kalmamak adına usta bir şekilde toplumu, bizi eleştiriyor. Ve bakın bu cümlelerle bizleri ne güzel anlatıyor; “İnsanlarda içlerinin karanlığını, ruhunu emdikleri başka insanların aydınlığıyla besleniyor. Anlasana, herkes birbirinin katili. Ama sorsan, herkes Çobanyıldızı, herkes inciltildi, herkes aldatıldı. Peki, o zaman inciten kim, kim kırdı bunca insanı? Şunu kafana sok artık, kötülük bu türün hamurunda var(S.31)”, “İnsan denen mahlûk, üst katta birinin eti çürürken, alt katta saçını kurutup, çamaşır yıkayıp, televizyon izleyebiliyordu(S.170)”.
Adalet’in bu vicdan yolculunda yalnız olmadığından bahsetmiştik. Yanında Hülya’sı olduğunu söylemiştik. Bir de Adalet’i hastanede görür görmez Adalet’e âşık olan Sadi Seber var bu yolculukta kendisine eşlik eden. Öyle bir sever ki Adalet’i fiziksel ve ruhsal hallerini beynine kazır Sadi Seber. Çeşitli oyunlarla, planlarla Adalet’e yakın durmayı, onunla tanışmayı başarır. Beraber bulmaya çalışır oyuncak ayının aslı sahibini yani Mahsunu. Bulmaya ramak kala Adalet Sadi Seber'i yanında istemez, kendisinin gitmesinin asla istemese de o anki ruh haliyle onu kendinden uzaklaştırmayı başarır. Sadi Seber’in mektubuyla başlar ertesi güne. Sadi Seber’in kendisine âşık olduğunu öğrenen Adalet içten içe sevinir ama pişmanlığın verdiği vicdan azabını acısını da iliklerine kadar yaşar. Sadi Seber’in mektubu kitabın en dokunaklı en muazzam, aşkın en gerçekçi hallerini ve özeliklerini anlatan bölümlerden biridir.
Yazar her bölümden önce, çeşitli yazarlardan, şairlerden aldığı birbirinden değerli alıntılarla bölüm hakkında bize ipucu da veriyor aslında ve bu şekilde okuru da bölüme, hikâyeye dahil ediyor. Yukarıda Adalet’in ve oyuncak ayının ortak kaderinden bahsetmiştik. Bu sürpriz sonu okurlara bırakmak istiyorum. Yazıyı çokta uzatmadan, son olarak okurların dilli- eski ve yeni kelimelerin harmanlanışından gelen bir bütünlüğe özellikle dikkat edilmeli-, kurgusu, akışı son derce iyi olan bir kitapla karşı karşıya olduklarını bilmelerini isterim. “ Dokunmadan”ın bir merhamet romanı olduğunu da söylemek doğru olduğunu düşünüyorum. Nermin Yıldırım, hala merhameti, vicdanı, duyarlılığı, toplumsal sorunları dert edinecek, herkesin sustuğu bugünlerde bas bas bağıracak nadide yazarlardan biridir.
Efenndimm yine bir roman, yine bir uzun soluklu okuma halleri. Artık roman okumaktan sıkıldığımı söylüyorum sürekli, fakat etkinlikler yaptığımız için ve önerildiği için okumam gerekiyor. Neyseki kitap hiç ama hiç sıkıcı değildi. Bilakis yazarın anlatışı o kadar keyifli ki anlatı diline bayıldım desem inanın abartmış olmam. Kitaptan bahsetmem gerekirse eğer; illegal bir ilişki yaşayan Feribe, çektiği aşk acısıyla kavrulurken bir gün işyerinde kendi aralarında konuşan arkadaşlarından MİM isminde bir kurum duyuyor. Ne demek bu MİM? Mazi Imha Merkezi Ne olduğunu anlamak için kuruma gidiyor ve "Unutma Dersleri" belli seanslarla başlıyor ve işte kitap sizi burada içine çekiyor. Ben yazarın anlatı dilini ve üslubunu çok begendim. Bir yazarı ilk defa okuyorsam ve o okuduğum kitabı beğendiysem yazarın tüm kitaplarını alır okurum. Bu yazarın da tüm kitaplarını okumayı düşünüyorum. Kitapta birçok yerin altını çizdim, gerçekten güzel bir kitap. Bu arada 6. Baskısı çıkmış. Ben diyeyim bu kitap 10, 20 baskıya kadar gider. Tavsiye ederim
Kısa öykülerden oluşan keyifli bir kitap. Yeni yazarlarla tanışmak için şahane bir fırsattı benim için. Bazı öyküler sıkıcı olsa da beni kendine bağlayıp elimden bırakamadan okuduğum öyküler de oldu, tavsiye ederim.
Unutma Dersleri, aşk acısıyla mücadele etmesi gerektiğine karar veren bir kadının öyküsünü eğlenceli, akıcı ve hicivsel bir serüven şeklinde anlatıyor. Okurken çoğu yerde takılıp kalıyorsunuz ( muhteşem ötesi tespitler var takılmalar normal :) ) lakin zaman zaman da bu ne ya dediğiniz oluyor. Eğlenerek okuyabiliceğiniz bir kitap tavsiye ederim. :)
Çok keyifle okunan bir kitap tavsiye ederim. Akıcı merak uyandırıcı olduğu gibi herkesin yaşayanileceği bir olayı bambaşka bir yöntemle ele alıyor. Elinizden düşmeyecek ️

Yazarın biyografisi

Adı:
Nermin Yıldırım
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Bursa, Türkiye, 1980
1980 yılında Bursa'da doğdu. Yalova, İstanbul, Ankara ve İzmit hattında büyüdü. 1987 yılında yazar olmaya karar verdi. İki sene sonra, ilk yazılarından ve şiirlerinden oluşan defteri "Yarını Bekliyorum" amcası tarafından daktiloya çekilip fotokopiyle çoğaltıldıktan sonra ciltlenerek kitap haline getirildi. Bu çalışma, kısa sürede ailenin en çok okunanlar listesinin üst sıralarına yerleştiyse de edebiyat dünyasında pek ses getirmedi.

1997 yılında gazeteci olmaya karar verdi; beş sene sonra da Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın Yayın Bölümü'nden mezun olarak İstanbul'a yerleşti. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazdı, reklam ajanslarında metin yazarlığı yaptı. 2010 yılında Barselona'ya yerleşti.

İlk romanı Unutma Beni Apartmanı 2011, ikinci romanı Rüyalar Anlatılmaz ise 2012 yılında Doğan Kitap tarafından yayımlandı.

Yazar istatistikleri

  • 90 okur beğendi.
  • 446 okur okudu.
  • 22 okur okuyor.
  • 525 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları