Nevâl es-Saadavi

Nevâl es-Saadavi

Yazar
8.6/10
423 Kişi
·
990
Okunma
·
80
Beğeni
·
3.098
Gösterim
Adı:
Nevâl es-Saadavi
Tam adı:
Nevâl el-Saadavi, Naval Al Saadavi
Unvan:
Mısırlı Feminist Yazar, Aktivist ve Psikiyatrist
Doğum:
Kafr Tahla Köyü, Kahire, 27 Ekim 1931
Neval El Saddavi (Arapça: نوال السعداوى) (d. 27 Ekim 1931) Mısırlı feminist yazar, aktivist ve psikiyatrist. Nil Nehri kıyısındaki Kafr Tahla köyünde doğdu. İslam'da kadının yeri üzerine pek çok kitap yazmıştır.

Saddavi tüm dünyada feminist ve aktivist kişiliği ile tanınmaktadır. İslamiyet’te kadın başlığı altında birçok kitap yazan yazar ülkesinde kadın sünnetini engellemek amacıyla eylemlerde bulunmuş, bu eylemlerden ötürü hapse girmiştir.

Kahire'de ve ülkesinin kırsal kesimlerinde doktor ve psikiyatrist olarak görev yapan Saddavi, eserlerinde Arap toplumunda kadının konumlanışını eleştirel bir dille ele almış ve bunu değiştirmeye çalışmıştır.
Neval El Saddavi, uluslararası birçok ödüle sahip olmuş ve uluslararası ve ulusal birçok konferensa katılmış, eserleri otuzdan çok dile çevrilmiş bir yazardır.

Yaşamı
1931 yılında Kafr Tahla adlı köyde doğan ve tıp eğitimi alarak psikiyatri doktoru olan El Saddavi, çeşitli şehirlerde çalışmış ve sağlık alanında birtakım yazılar yazmıştır. Arap kadınların sorunlarını ele aldığı ve 1972 yılında yazdığı "Woman and Sex" adlı kitabı, laik ve dini kesimler tarafından suçlanmıştır. İngiliz işgaline ve Camp David Sözleşmesi'ne karşı çıktığından dolayı tutuklanmıştır. Kocasından boşanma ve Mısır'dan atılma cezası almıştır. Kadınların yanında işçi sınıfının da sorunlarını da çekinmeden dile getirdiği için siyasi kesim tarafından tepki alarak işinden uzaklaştırılmış, hapse girmiş ve ölüm cezasına çarptırılmıştır. Mücadelesi sonucunda ölüm cezasından kurtulan El Saddavi, hâlen yazmaya devam etmektedir. Kitapları birçok dile çevirilmiştir.
Yalnızca makyajım , saçım ve pahalı ayakkabılarım 'üst sınıf 'tı .
Ben , orta okul diplomam ve arzularımla 'orta sınıf'a aittim .
Ailemse 'aşağı tabaka'dandı .
Nevâl es-Saadavi
Sayfa 24 - Metis Yayınları
Ama tanıdığım bütün erkekler bende tek bir istek uyandırdı: elimi kaldırıp yüzlerine okkalı bir şamar indirmek.
"Geçmişimde, çocukluğumda kayda değer bir şey yoktu; ne aşk ne de başka bir şey. Bu yüzden benim söylediğim her şey gelecekle ilgiliydi. Çünkü gelecek, istediğim renklerle boyamak üzere hâlâ benimdi. Özgürce karar vermek, istersem değiştirmek üzere hâlâ benim..."
"Vahşi ve tehlikeli bir kadınsın sen."

"Ben gerçeği söylüyorum. Gerçek vahşi ve tehlikelidir."
Nevâl es-Saadavi
Sayfa 103 - Metis Yayınları
Kız çocuklarından biri öldüğü zaman babam her zamanki gibi yemeğini yer, anneme ayaklarını yıkatır, sonra yatmaya giderdi. Ölen çocuk erkekse babam annemi dövdükten sonra yemeğini yiyip
gene yatağa yollanırdı.
Yumuşak lüks yatakta geri çekilip bedenimi benden uzaklaşmaya bıraktım.Hâlâ genç ve erdemliydi;geri çekilecek kadar güçlü,karşı koyabilecek kadar iradeliydi.Adamın yaşamının nice yılıyla ağırlaşmış terden sırılsıklam bedeninin göğsüme abandığını hissettim.Yıllar boyu gereksinmelerinin ötesinde,açgözlülüğünü doyurmak için yemekten şişmanlamıştı. Her hareketinde aynı aptal soruyu yineliyordu:
"Zevk alıyor musun?"
Gözlerimi kapayıp, "Evet," diyordum.Her seferinde mutlu olup aptal gibi seviniyor, kısık sesle aynı soruyu yöneliyordu;ben de her seferinde aynı yanıtı veriyordum:
"Evet."
Giderek aptallığı,buna bağlı olarak da zevk aldığıma olan inancı arttı.Ne zaman evet desem aptal gibi seviniyordu,bir an sonra bedenini daha büyük bir ağırlıkla üstümde hissediyordum.Artık dayanamadım,tam sorusunu yinelemek üzereyken öfkeyle bağırdım:
"Hayır!"
Parayı uzattığında müthiş kızgındım.Paraları kaptığım gibi görülmemiş öfkeyle paramparça ettim.Prens bütün paraları parçalandığımı görünce,gözleri fal taşı gibi açıldı.
"Sen cidden bir prensesmişsin.Nasıl oldu da baştan inanmadım?"dediğini işittim.
Öfkeyle,"Ben prenses değilim."dedim.
"Başta fahişe olduğunu sanmıştım."
"Ben fahişe değilim.Ama çocukluğumdan beri babam,amcam,kocam,hepsi bana bir fahişe olarak büyümeyi öğrettiler."
"Yaşam sana öldürmeyi öğretti mi?"
"Elbette."
"Şimdiye kadar kimseyi öldürdün mü?"
"Evet."
Bir an yüzüme bakıp güldü: "Senin gibi birinin adam öldürebileceğine inanamam," dedi.
"Neden?"
"Çünkü çok yumuşaksın."
"Kim demiş yumuşak insanlar adam öldüremez diye?"
Yeniden gözlerime bakıp güldü ve, "Senin bir sineği bile öldürebileceğine inanmam," dedi.
"Sinek değil ama, adam öldürebilirim."
Bana bir kez daha, bu sefer kaçamak bir bakışla baktı ve, "Buna inanamam," dedi.
"Doğruyu söylediğime seni nasıl inandırabilirim?"
"Bunu nasıl yapabileceğini gerçekten anlamıyorum."
Elimi kaldırıp yüzüne okkalı bir tokat attım.
"Şimdi sana vurduğuma inanabilirsin. Boynuna bıçak saplamak da bu kadar kolay işte, aynı hareketi yinelemek yeterli."
Bu kez bana baktığında gözleri korku doluydu.
"Belki şimdi seni pekâlâ da öldürebileceğime inanmışsındır,çünkü bir böcekten farkın yok; bütün yaptığın açlıktan ölen insanlardan aldığın paralan fahişelere yedirmek," dedim.
" O benzersizdi. Sırf çehresi, tavırları, cesareti ya da derin bakışları değildi onu öbür kadınlardan ayıran; yaşamayı toptan reddedişi, ölümden zerre kadar korkmayışıydı. "
Oysa ben aşktan bir şeyler beklemiştim. Aşkı tanıyınca insan olduğumu hissetmeye başlamıştım.
Nevâl es-Saadavi
Sayfa 89 - Metis Yayınları
112 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"Spoiler İçerir.. "
Yazarın sözüyle başlamak isterim : Gerçek Bir Kadının Öyküsüdür Bu Kitap ..!

Psikiyatrist olan yazarımız Kanatır Cezaevi'nde bir grup kadın mahkumun kişilik yapıları üzerine bir araştırma yürütmeye başlar . Sonra diğer mahkumlardan ziyade Firdevs adında mısırlı bir kadın mahkum dikkatini çeker . Firdevs 10 gün sonra idam edilecek , her ne kadar devlet başkanına affını yazmasını isteyenler , idam cezasını müebbet hapise çevirmesini isteyenler olduysa da Firdevs ölümü tercih etmişti . Sayın es-Saadavi bu kadınla görüşmek için her yolu denemiş fakat her seferinde red cevabı almıştı . Diğer mahkumlardan çok farklıydı Firdevs , yemeğini düzgün yemiyor , düzgün bir koğuş istemiyor , hatta koğuşunda tek bir eşya bile barındırmıyordu . Tam ümitler tükendi derken Firdevs nasıl olduysa sayın es-Saadavi ile görüşmeyi kabul etmiştir.

Çok mutlu olmuştur Firdevs'i göreceği için . Ölümüne sadece 48 saatten daha az kalan bir kadını göreceği için ...

Firdevs Mısırlı bir fahişedir . Her şeyi anlatmaya başlar . Çocukluğundan şu anda bulunduğu zindanlara düşmesine kadar olan her anı tek tek anlatır .

Ailesinden söz eder Firdevs babasının sofu diye geçinip karısını çocuklarını dövdükten sonra camiye gidip şeyhin arkasında nasıl iki büklüm olduğunu anlatır .
Annesine , en sevdiğine , en yakınına sadece bir soruyu sorması hayatının hatası olur : Anne babam olmadan nasıl doğurdun beni ? Annesi bir güzel döver , çığlıklar içinde bir KIZ ÇOCUĞUNU SÜNNET ederler .
Babasından , annesinden hiç bir zaman gerçek sevgi görmez , hatta bazen gerçekten annem babam bu insanlar mı diye bile düşünür . Bir amcası vardır , en çok onu sever ama amcası da onu çok sever . El Ezher ' de ders veren bir demokrattır .
Annesi babası ölür , kardeşleri zaten daha önce ölmüştür .
Amcasından bir kaç kez tacize uğrar . Gidecek bir yeri yoktur . Çaresiz sesini çıkartamaz 15-16 yaşında bir kırlangıç kalpli melek ..
Amcası onu okula gönderir , okumayı çok sever , ilkokul ve orta okul diplomalarını alır .
Okul biter , amcası evlenmiştir . Yengesi istemez bizim masum Firdevs'i . Şeyh diye geçinen amcası Mahmut ile Firdevs'i evlendirmek için konuyu kocasına açar . Fakirlik belki üç beş kuruş başlık alırız diyerek Firdevs'i 65 yaşında bir adama verirler . Firdevs'im , kuzum ne yapsın , kime gitsin nereye gitsin ...

Firdevs'in dilinden evlendikleri ilk gece :
''Geceleri kollarını bacaklarını bedenime dolar , yumru yumru ellerini , yıllardır iyi yemeğe hasret aç bir adamın pençesiyle bir tabak yemeği silip süpürmesi , geriye tek bir kırıntı bile bırakmaması gibi , bütün bedenimde gezdirdi ''
Vahşet bu , insanlık dışı ..!
Her gece ağlayarak kalkar zavallı Firdevs Oyaratığın koynundan , banyoya gider , hıçkıra hıçkıra ağlayarak bütün bedenini defalarca yıkar ..

Bir gün döver , o kadar çok döver ki kocası firdevsi kulaklarında burnundan kanlar gelir , amcasına gider , amcası : ''Her evlilikte olur diyip tekrar kocasının evine gönderir . Kocası ile her yemek yediğinde , kocamın gözleri kendi tabağında değil benim tabağımda olurdu , o kadar açtı ki benim tabağımdakileri bile yerdi , der .

Dayanamaz daha fazla kaçar evden , terk eder o yaratığı .. Sokalarda dolanırken bir lokantanın önünde durur , dinlenmek birazda ısınmak için , hava çok soğuktur , içeri girer . Lokanta sahibi Beyumi diye bir adam , evime gel , kalacak bir yer buluncaya kadar kalırsın . Diploması olduğunu da söyleyince Firdevs , hem sana işte buluruz der .
Giderler Beyumi'nin evine ilk günler güzeldir . Beyumi gayet kibar , gayet naziktir . Sonra bir gece Firdevs artık gitmek istediğini söyler , iş bulması gerektiğini ayakları üstünde durması gerektiğini ..
Döver adam Firdevs'i .. Tecavüz eder ... Defalarca kez ... Arkadaşlarına satar Firdevs'i ..
Bir gecelik zevklere meze olur zavallı Firdevs ...
Bir yolunu bulup kaçar .. Şerife adında bir iyi! bir kadınla karşılaşır . Yüzündeki çürükleri görür . gel benimle der , yardım etmek isterim sana der .
Şehrin en elit yerlerinden bir semtte bir apartmana gider . Kadın Fahişedir , hayatını böyle kazanıyordur . Firdevs'i de satar . Hayatta kalmak için razı olur Firdevs ..
Derken bir adam''Müşterisi '' gözünü açar .. Şerife'nin yanından da kaçar ..
Derken kendi çalışmaya başlar serbestçe , en yüksek fiyatı verenin olur . Bir gün bir adam hayatına girer ve tek soru ile ''Saygılı bir iş mi bu yaptığın ? '' hayatını değiştirmeye karar verir.


''Bir kere düşmeye gör , herkes vuruyor , seni bu bataklıktan kurtaracam diyip gelen erkekler bile işini görüp gittiler , gözümdeki yaşa , kalbimdeki acıya bakmadan .. '' der Firdevs .

Sonunu anlatmıym artık , yeterince merak uyandırmışımdır kitap hakkında diye düşünüyorum . '' Kusuruma bakmayın çok uzattım farkındayım , daha da yazmak isterdim ''
Okuyucu yorumu : Kesinlikle okunması gereken bir kitap ..
İslam dinini kartvizit yapıp işledikleri suçları onlarla gölgeleyenlere söz yummak için din ne diyor iyi anlayalım , okuyalım ..

Şimdi soruyorum sizlere : SUÇLU KİM ?

'' Dipnot : The Stoning Of Soraya M. , filmini izlemenizi isterim kitabı okuduktan sonra . ''
112 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Erkeksi iktidarın elinde kalmış müslüman bir ülke.

Kadınlar kim? Kimlikleri ne? Görevleri ne?

Susmak, boyun eğmek, köle olmak... Dayak yemek..

Kadın olmak, fahişe olmak, hele böyle bir yönetim yerinde, din diye dayatılan şeyler ve bağnaz düşünceler arasında..?


Ölmesine saatler kala Firdevs inanılmaz olan o hayat öyküsünü anlatıyor... Gerçek bir hikaye olması insanı derinden etkileyen bir unsur..



O öyle bir kadın ki, zorluklara meydan okuyan, herkesin bilinmeyene yapacağı yolculuktan-ölümden- zerre korkmayan, duyduğu hakaretlere ve zorlu yaşam şartlarına dirayetli..

Suçu neydi peki?

O coğrafyada doğmuş olması?
O ailede, o yıllarda doğmuş olması?

Hayata yenik başladı Firdevs..

Aşkı bilmiyordu, zevki, arzuyu, bilmiyordu...

Öğrenmeye başladı acımasız bir hayatta nasıl yaşaması gerektiğini...
"Çok acımasız bir hayatta .. "

Parayı öğrendi. Özgürlüğü öğrendi.

Bir gün Aşkı da öğrendi ama beklentisi gibi çıkmadı. O da acılıydı. Aşk acısı fiziksel acı gibi de değildi, içten içe yakar kül ederdi insanı... Ama mevzuu bahis aşksa yanmak mübah değil miydi zaten..



Bütün kadınlar fahişeydi ona göre.
Fark şuradaydı:
Kimileri tutsak, mahkum, kocalarına ait, ucuz, değersiz fahişeler;
Bazıları ise özgür, fiyatı yüksek fahişeler.

O özgür olmayı seçti. Acımasız olmayı, hissiz olmayı öğrendi.
Hayır! Dedi, fiyatını yükseltti. Çifte yenilgiye katlanamazdı bir insan. O hayır dedikçe arttı değeri..

Nefret etti erkeklerden. Kendisine dokunan pis ellerden, içi kir dolu tırnaklardan, zevk alıyor musun diye soranlardan..
Almıyordu işte.. nasıl alsındı? Bu onun işiydi sadece. His yoktu. Aşk yoktu. İnanmıyordu artık bunlara. .

Bir gün geldi, kazandığı özgürlüğü almaya çalıştı biri ondan.

Özgürlüğü çok kıymetliydi herkes gibi. Her şekilde bir ümit kurtuluş olarak gördüğü diploması ile iş aramak istedi tekrar, tek emeli özgürlüktü.

Daha fazla dayanamadı ve içindeki fiziksel gücü keşfetti.. Tek dayak yiyen kadınlar olamazdı... Olmamalıydı.
Neden olsundu? Buna bir dur diyemez miydi? Bu dengeyi değiştiremez miydi?

Sonra... Hayat ona öldürmeyi öğretti..

Bir prenses gibi gururluydu ve başı dikti.
Para ise çok değersizleşti gözünde.. Küçükken, daha çok küçükken, hayattan , kadınlıktan, hislerden ve zevkten bihaberken elinde tuttuğu ve gözünde büyüttüğü o bir liranın değeri birden yok olmuştu.


Öldürmek ona göre suç değildi. Çünkü bunu hak ediyorlardı kendi gözünde.
İdama mahkûm oldu. Af istemedi.. Pişman değildi çünkü. Tekrar olsa tekrar öldürürdü.

Kim onun kadar hayatını değiştirecek, kafa tutacak cesarete sahip.?

Ve en önemlisi.....
Sıfır noktası neresi??


Heyy A juez mutlaka okumalısın, harika bir kitap derken haklıymışsın, sonunda okudum. İyiki almışız, itiraf edeyim göz yaşlarıma hakim olamadım bir kaç yerde. Belki de kendimi fazla kaptırdım. Ama inanılmaz bir hikaye ve örnek. Evet kitaplığımın baş köşesinde yerini alacak..
Teşekkürler..

Ve ayrıca, okurken bazı yerlerde duraklayıp düşüneceksiniz..

Bu maceramın etkisi uzun sürecek..
112 syf.
Benim araştırma yapmayı ve okumayı en hevesle yaptığım konular kadınları ve toplumsal cinsiyeti barındırıyor. Bu yüzden bu kitabı da büyük bir iştahla okudum ve benimsedim. Kitabı kapattığımda ateş bastı dört bir yanımı hem sinirden kafayı yiyip hem de kendimi hiç olmadığım kadar onurlu hissediyordum.
Firdevs bendim sanki. Hatta sankisi fazla.
Nevrozlu hastalar ile görüşüp çeşitli hastane ve klinikleri ziyaret ederek bir araştırma yapmaya karar veren Neval El-Saaddavi, Kanatır Kadın Cezaevi'nde görev yapan bir doktorla görüşüp fikir alışverişinde bulunmuş ardından doktor, yazarımıza Firdevs'den -kocasını öldürüp idama mahkum edilmiş- bahsetmiş ve onunla birkaç reddedilişten sonra görüşmesi sağlanmış.
Bütün kadınlar kendini Firdevs'de hissedecektir. Bu tekerine çomak soktuğum dünyasında tek bir kadın yoktur ki taciz edilmemiş olsun. Hepimiz yaşadık, yaşıyoruz ve ne yazık ki yaşamaya devam edeceğiz. Sözle, gözle, temasla... Bugün benim yanımda bulunup hakkımı savunduğunu, beni koruduğunu söyleyen bir alçak iki saat sonra mağduriyetimden nasıl yararlanabilir bunu düşünebiliyor. Yazık ki ne yazık.
Kahramanımız, bir kadının başına gelebilecek her türlü kötü şeyi yaşamış ve en adi insanlarla karşılaşmış. Firdevs'in yaşadığı şeyler çok ağır, daha çocukluğunda amca tacizine, kadın sünnetine(*), yaşlı kocaya, berbat bir halde evdeki yağmurdan zar zor kaçabilmişken doluya tutulmaya daha nelere nelere... Dolayısıyla sürekli dönüp dolaşıp kendini fahişe olarak bulması da tesadüf eseri olmuyor.

(*) Kadın sünneti: Tıbbi gerekçesi ve yararı olmadan, sonuç olarak sadece kadının haz almasını engelleyecek olan, kadın üreme organının bir kısmının ya da tamamının kesilerek alınması olayı. Yani bir Genital Sakatlama.

Ve bunlar yaşanıyor, bu küçük gezegenin her bir dakikasında kaç çocuk kaç kadın hatta kaç erkek cinsel istismara maruz kalıyor.
Benim canım Firdevsim, 1974 yılında o sonbahar gününde idama giderken bile başı dik ve gururluydu eminim. Zaten kitapta da şöyle yazmıyor mu
"Hiçbir şeyden korkmayacaktır çünkü onu incitebilecek her şeyi zaten yaşamıştır. "

Kitabı okurken mola verdiğim sırada mırıldandıklarımı da paylaşmak isterim.

https://youtu.be/DmvfQOJtiOE

https://youtu.be/Kb4z1n8z5nU

https://youtu.be/9DjhgPhX198
112 syf.
·1 günde·9/10
Kitabı bitirdim ve şu an tam olarak ne diyeceğimi bilemiyorum
Bir kadın olarak kendimi şanslı sayabilirim. Firdevs' in hayatını okuduktan sonra ...
Ama bu şanslılık beni neden mutlu etmiyor diye düşünüyorum.
Bir kadın düşünün hiç okşanmamış başı babası tarafından, hiç bir erkek tarafından sevilmemiş, sevilmenin ne demek olduğunu bilmemiş
Firdevs, Ayşe, Fatma isimlerin ne önemi var erkekler tarafından gerek fiziki gerek sözsel şiddete uğrayan bir kadının hayatına değinilmiş bu kitapta. Böyle kaç kadın var diye düşünmeden edemiyorum.
Bugün kendime dert ettiğim bazı ufak tefek şeylerden utandım bu kitabı okuduktan sonra
Özellikle erkeklerin okumasını istediğim tavsiye edeceğim kitap okuyun efenim
112 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
A juez 'in yorumu sayesinde kitabi almak için 15 dakika içinde evden çıktım. Aldığıma da pişman olmadım. Keşke kitaptan daha önce haberdar olsaydım. Coğrafta itibariyle kitabı okurken iliklerime kadar sinir olmam zaten beklediğim bişeydi. Feminist bir tutumum yoktur ve pekte bilgi birikimim olmayan bir konudur. Oynak Frida'yla kıyasladığımızda bu kadın feminizmin direği, kadın özgürleşmesinin simge figürlerinden biri olması gerekirken adını sanını yeni duydum. Bu tarz gerçek yaşam öykülerini çok severim. Bana çok şey katar. Firdevs gibi kadınlara sonsuz saygım var.
Kitapta beni en etkileyen sahnelerden biri kardeşlerinin civcivler gibi kenar köselerde büzülüp öldüğünden bahsettiği anlardı. Sevgisizlik, hırpalanmışlık, kimsesizlik ve daha niceleri bahsi geçen coğrafyada meydana gelince haliyle çin işkencesine dönüşüyor.
İşte bu yüzden sözde bile olsa Cumhuriyet, demokrasi ve insan haklarının olduğu bir ülkede yaşamak güzel galiba....
112 syf.
·2 günde
Mısır’lı bir fahişe olan Firdevs’in acılar ve zorluklarla dolu hayat hikayesini bizlere aktaran ve gerçekten insanı çok derinden etkileyen bir kitap..

Yazar, Firdevs ile idam edileceği gün kanatır cezaevinde tanışıyor. Yaşamının başından beri Ailesinden -babasından-, amcasından, amcasının zorla evlendirdiği yaşlı bir adamdan, ve ondan sonra hayatın gerçek acıları ile yüzleşen bir kadının korkusuzca ölüme gitmesini ve yaşamayı toptan reddedişini ayrıntılarıyla sürükleyici bir biçimde anlatmış.

‘Toplum bir bireyi nasıl suça itekler’ sorusunun en güzel cevabıdır bu kitap. tabii erkek egemenliğinin baskın olduğu bir toplumda Kadının yalnızca bir cinsel obje ve para ile satın alınan bir maldan farksız olduğunun en acı örneğidir Firdevs.

Keşke bütün okullarda zorunlu okunması gereken bir kitap olsaydı, belki kadınları biraz anlardık, belki empati kurabilirdik, belki bu kadar iğrenç insanlar olmazdı..
Defalarca okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum çünkü sadece beni değil okuyan bir çok arkadaşımı da çok derinden etkileyen bir kitap..

Son olarak Yazarın giriş kısmında Firdevs ile ilgili yazdıklarını söyleyemeden geçmeyeceğim..
‘’Firdevs, umarsızca en karanlık sona doğru çekilmiş bir kadının öyküsüdür. Bütün zavallılığına ve umarsızlığına karşın bu kadın, benim gibi yaşamının son anlarına tanık olan herkese, yaşama, sevme ve kendilerini gerçek özgürlük haklarından mahrum bırakan bütün güçlere karşı direnip bu güçleri yenme isteği vermiştir.’’
112 syf.
·Beğendi·10/10
Bir kadın hikayesi işte..Can acıtıcı,aşağılayıcı...Bazen kelimeler kifayetsiz kalıyor,kadınları bu kadar aşağılamaya kimsenin hakkı yok aslında..Aileden başlıyor tacizler,tecavüzler sonra nerelerde açıyor gözünü Firdevs.Maalesef üzücü bir kadın hikayesi daha okumuş bulundum.
112 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle kitabın akılla değil de kalple okunması gerektiğini düşünüyorum.Çünkü yazılanları anlamaya akıl yetmiyor.
Hikaye 1983 yılında geçiyor; 35 yıl önce.Hala Firdevs gibi kadınların olduğu bir toplumda yaşadığımız göz önünde bulundurulursa durum vahim.
Kadın olmak!Böyle bir tabir var değil mi?Oysa ki o da nefes alan bir varlık.Ama üstüne yapıştırılan etiketler kadını ayrıştırıyor.
Kadın, doğduğu andan itibaren belli kalıplarla büyütülüyor.Küçük yaşlarda eline bir kaşık verilip yemek yapması öğretiliyor.Evde temizlik yapılırken toz bezi, oyuncak bebek verilirmişçesine, eline tutuşturuluyor.Daha ileriki yaşlarda ise giydiği kıyafete ambargo konuluyor.”Aman, dikkat çekme” telkinleriyle büyümeye devam ediyor.Programlanmış bir hayatı yaşamaya zorlanıyor.Ataerkil toplumda ise bu şekilde yetiştirilen kadın bulunmaz bir nimet.Çünkü sorgulamayı bilmiyor.Çok daha farklı yetiştirilen erkek kendi fikri dışında bir hayatı yaşayan kadına hükmetme hakkını görüyor.Toplumsal baskılar sonucu gelişen bir kısır döngü.Kadına şiddet, taciz, cinsel saldırı bu döngünün sonucu bence.
İstisnalar kaideyi bozmuyor ne yazık ki.Okuduğumuz ya da duyduğumuz olaylar sonucunda bu tür davranış kalıplarının süre geldiğini farketmek üzücü.Bu düşünce tarzıyla oluşan davranışlar kimi yerlerde alenen yapılırken kimi yerlerde ise gizliden gizliye yapılıyor.En kötüsü de kadın kuralların dışına çıktığında ise suçlu olarak ilan edilip hayat zindan ediliyor.
Ah Firdevs beni nelere getirdin!
Kimdir bu Firdevs?Mısırda yaşayan çocuk olamayan, genç olamayan hatta insan olarak bile görülmeyen bir kadındır.

Sıfır Noktasındaki Kadın ise,görevi nedeniyle Kanatır Cezaevindeki mahkumlarla görüşmeye giden Neval Es Saadavi’nin,adam öldürme suçundan dolayı idama mahkum olan bu kadının hayat hikayesini kaleme aldığı bir kitaptır.

Neval es Saadavi, kitabının önsözünde Firdevsle karşılaştığı anı ve hissettiklerini okurlara şu cümleyle anlatıyor:
“Sanki gözleri gözlerime değdiğinde ölmüştüm.Öldüren bıçak gibi insanın içine işleyen,araştıran gözlerdi bunlar;bakışları durgun ikircimsizdi.”
Yazarın bu cümleleri, acılarla dolu bir hayatın ön izlemesi olduğunu düşündürdü bana ve kitabı okudukça Firdevs’in o bıçak gibi keskin gözlere sahip olma nedenlerini de anladım.Sonun başlangıcıydı El saddiye anlattıkları.Bu başlangıcın özetini ise kendimce anlatmak istiyorum.

Kız çocuklarına itibar edilmeyen Mısırlı bir ailenin çocuğu olarak doğuyor Firdevs.Annesi ve babası tarafından köle gibi çalıştırılıyor.Aslında zeki bir kız ve kızların yok sayıldığı bir ülkede bu bir anlam ifade etmiyor.Üniversitede okuyan amcası sayesinde ortaokul diplomasına sahip oluyor ve hayaller gün yüzüne çıkmaya başlıyor.

“Avukat,doktor,mühendis ya da hakim olacağımı düşünürdüm” diyerek ifade ediyor bu hayallerini.
Fakat küçük yaşlarda amcasının vücuduna dokunuşlarıyla hayat sopasını göstermeye başlıyor.Annesi ve babası öldükten sonra ise amcasının yanına gidiyor.Hayata dair iyimserliği devam ediyor; ama amcasının evinde de fazlalık olarak görülüyor.Yengesi tarafından kendinden yaşça büyük bir insanla evlendiriliyor.”O da farklı bir müslümandı”diyor Firdevs kocası için.Dayak,şiddet,sefalet…Bir azaptan başka bir azaba.

Tüm bunlara daha fazla dayanamıyor ve evden kaçıyor.Fakat her karşılaştığı insan Firdevs’de derin yaralar açıyor.Bıçak gibi gözlere sahip bir kadın doğuyor böylece.

Aşık oluyor.İlk defa kendini değerli ve sevilen hissediyor.Neval es Saadavi’ye hislerini anlatırken şu cümleleri kullanıyor:
“Aşka her şeyimi vermiştim; yeteneklerimi, çabamı, duygularımı, en derin duygularımı.Bir azize gibi, bedelini hiç hesaplamadan, elimde avucumda ne varsa hepsini vermiştim.”

Ama hayat ona bir kere daha kötü yüzünü gösteriyor ve sevdiği adam terkediyor onu.

Aradan yıllar geçiyor ve Firdevs hayat karşısında yenilgileri tek tek tadarak güçlü ve cesur bir kadına dönüşüyor.Ruhunun fahişe olmasına izin vermiyor ve Neval es Saddavi’ye şöyle diyor:

“Gerçek benliğimi korumak için erkeklere dış kabuğumu sunardım.Yüreğimle ruhumu korur;bedenimi edilgen,hareketsiz rolunü oynamaya bırakırdım.Edilgen olarak direnmeyi, hiçbir şey vermeksizin kendimi tümüyle korumayı, kendi dünyama çekilerek yaşamayı öğrenmiştim.Diğer bir deyişle erkeklere bedenime, ölü bir bedene sahip olabileceklerini; ama tepki göstermemi, heyecanlanmamı, haz ya da acı duymamı beklememelerini söylerdim.”

Kitabın vurucu iki paragrafı var ve Firdevs’in yaşadıklarının sebebini çok iyi anlatıyor.

“Ben fahişe değilim; ama çocukluğumdan beri babam, amcam, kocam hepsi bana bir fahişe olarak büyümeyi öğrettiler.”

“Annem suçlu değildi.Suçlu olmak için erkek olmak gerekir.”

Aslında dayatılmış bir hayatı yaşayan, bu hayata savaş açmış ama yine bir erkek yüzünden hayatı sonlandırılan bir kadın var karşımızda.Kendini anlatırken kelimeleri öyle güzel bir üslupla kullanmış ki onunla sayfaların arasında yaşamamak imkansız.Firdevs eziyet edilen bütün kadınların kitap sayfalarına taşınmış hali.

Son olarak, ben de bir duvar yazısı paylaşmak istiyorum.

“ Bütün hükümetler erkektir.”
112 syf.
·Beğendi·10/10
Bugünün kitabı( #30gunde20kitap maratonun 7.kitabı)okuyan herkesi derinden sarsan gerçek bir hayat hikayesinin, Firdevsin kaleme alınmış hali #sıfırnoktasındakikadın.. Aslında isminin de önemi yok.. Çünkü adının değil bedeninin dikkat çektiği, hor görüldüğü, aşağılandığı insan olmanın, çocuk olmanın, kadın olmanın , hepsi olmanın ayrı ayrı ızdırabını yaşadığı bir hikaye onunkisi.. Anne baba sevgisinden mahrum, amcasının tacizleri ile büyüyen, anne baba ölünce sonrasında yine o amcanın himayesine bırakılan çocuk Firdevs.. Çok başarılı bir öğrenci olmasına rağmen insan eti ağır geldi diye amcası ve yengesi tarafindan 50 yaş büyük birisi ile evlendirilen Firdevs.. Bedenini keşfetmeye başladığı zaman annesine sorduğu bir kaç masum soru sonrası cevap olarak sünnet ettirilen Firdevs.. Bedenini pis gözlerden koruyamadığı için sayısız tecavüze uğrayan, kaçışı olmadığına karar verdikten sonra kendi bedeninin kendi bedelini kendisinin belirlediği Firdevs.. En sonunda hem bedenine hem parasına göz diken bir pezevenkten kendini korumak isterken öldürdü diye idama mahkum olan Firdevs.. Bir solukta okuyup, derin derin nefes almanıza sebep olan Firdevs.. Herkese merhametli, özgür bir hayat temennisi ile.. #firdevs #nevalelseddavi #fahişe #katil #kadın #çocuk #taciz #tecavüz Metis Yayınevi #kitap #kitapyorumum #kitaptavsiyesi #kitapmutluluğu #okul #öğrenci #ensest #30gunde20kitap
112 syf.
·Beğendi·10/10
Erkekliğin dünyası, ya da milyon yıllık bir haksızlığın, milyon yıllık bir esaretin tarihi. Neval el Seddavi bu erkeklik rejiminin en ağır bir şekilde işlediği Mısır'dan bir portre sunuyor.
Okunması aslında çok zor. Bir tüketim nesnesi değil bu kitap. Kahvelerinizi yudumlarken bir yandan edebi zevkinize tat verecek bir kitapta değil. Acı bir kitap. Şekersiz bir çay kadar acı. Yaşamın o arka sokağındaki varoşlar kadar acı bir biyografinin öyküsü.

Erkeklik rejiminin boyun eğdirmeye çalıştığı bir beden ve bu rejime başkaldırmış bir Firdevs'le karşı karşıyayız. Kadınla iletişimi sadece cinselliğe indirgeyen bir kültürle ve bunun yörüngesinde gelişen tacizler, tecavüzler ve cinayetlerle dolu bir dünya. Karşı cinsle konuşmayı dahi yasak kılan (haram), kadını bir tür erotik tahrik unsuru olarak gören kapatılan bedenlerin dünyası. İletişim eğitiminin, cinsellik eğitiminin olmadığı bir dünyada erkek öznenin kadınla iletişimi sadece onu dövmekte, taciz etmekte, tecavüz etmekte, köleleştirmekte araması normal bir durum. Fakat sırf böyle bir eğitimin olmayışından yola çıkarak bu barbarlık kültürünü aklamaya kalkışmakta pek mümkün görünmüyor. Bazen oluyor ki ait olduğum cinsin genel olarak insan türünün Freudyen bir bakışla şiddete meyilli olduğunu düşünmeden edemiyorum. Aynı duyguyu Seddavi'nin bu kitabında Firdevs'in öyküsünü okurken yaşadım.

Firdevs'in öyküsü öyle kolay okunulabilecek yenilir yutulur türden bir öykü değil vicdanı olanlar için. Fakat her şeye rağmen bu öykü bir yenilmişliğin değil, yeşilçam havasında bir kadının kötü yollara düşüşünün arabesk bir anlatısı değil, bir zaferin öyküsü. Bir insanın zaferi. Firdevs'in zaferi bu. Kitap bu haliyle insanı özgürlüğe itiyor.

Özgecan'ların yakıldığı, öldürüldüğü, tacize uğradığı, tecavüz edildiği bir ülkede erkeklik Firdevs'in öyküsünde olduğu gibi tehlikeli bir sığınak. Bütün bunları yazmak insanı feminist yapar mı bilmiyorum ama böyle bir dünyada feminizmden daha onurlu daha haklı bir ideoloji var mı diye sormak istiyorum.

Tezer Özlü geliyor aklıma. Onun ülkemiz özelinde aslında bütün bir dünyayı özetleyişi.

"Burası bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi"


Seddavi'nin hapishanede tanıştığı Firdevs en az edebiyatımızın lirik periliçesi Tezer kadar keskin bir dünya görüşüne sahip. Özelde kadınlar genelde ise erkekler kendisiyle yüzleşmek için okuyabilir. Şunu sormak için:

Cinsiyetsiz bir dünya mümkün mü?

Yazarın biyografisi

Adı:
Nevâl es-Saadavi
Tam adı:
Nevâl el-Saadavi, Naval Al Saadavi
Unvan:
Mısırlı Feminist Yazar, Aktivist ve Psikiyatrist
Doğum:
Kafr Tahla Köyü, Kahire, 27 Ekim 1931
Neval El Saddavi (Arapça: نوال السعداوى) (d. 27 Ekim 1931) Mısırlı feminist yazar, aktivist ve psikiyatrist. Nil Nehri kıyısındaki Kafr Tahla köyünde doğdu. İslam'da kadının yeri üzerine pek çok kitap yazmıştır.

Saddavi tüm dünyada feminist ve aktivist kişiliği ile tanınmaktadır. İslamiyet’te kadın başlığı altında birçok kitap yazan yazar ülkesinde kadın sünnetini engellemek amacıyla eylemlerde bulunmuş, bu eylemlerden ötürü hapse girmiştir.

Kahire'de ve ülkesinin kırsal kesimlerinde doktor ve psikiyatrist olarak görev yapan Saddavi, eserlerinde Arap toplumunda kadının konumlanışını eleştirel bir dille ele almış ve bunu değiştirmeye çalışmıştır.
Neval El Saddavi, uluslararası birçok ödüle sahip olmuş ve uluslararası ve ulusal birçok konferensa katılmış, eserleri otuzdan çok dile çevrilmiş bir yazardır.

Yaşamı
1931 yılında Kafr Tahla adlı köyde doğan ve tıp eğitimi alarak psikiyatri doktoru olan El Saddavi, çeşitli şehirlerde çalışmış ve sağlık alanında birtakım yazılar yazmıştır. Arap kadınların sorunlarını ele aldığı ve 1972 yılında yazdığı "Woman and Sex" adlı kitabı, laik ve dini kesimler tarafından suçlanmıştır. İngiliz işgaline ve Camp David Sözleşmesi'ne karşı çıktığından dolayı tutuklanmıştır. Kocasından boşanma ve Mısır'dan atılma cezası almıştır. Kadınların yanında işçi sınıfının da sorunlarını da çekinmeden dile getirdiği için siyasi kesim tarafından tepki alarak işinden uzaklaştırılmış, hapse girmiş ve ölüm cezasına çarptırılmıştır. Mücadelesi sonucunda ölüm cezasından kurtulan El Saddavi, hâlen yazmaya devam etmektedir. Kitapları birçok dile çevirilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 80 okur beğendi.
  • 990 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 674 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları