Niccolo Ammaniti

Niccolo Ammaniti

Yazar
8.3/10
50 Kişi
·
122
Okunma
·
8
Beğeni
·
960
Gösterim
Adı:
Niccolo Ammaniti
Unvan:
İtalyan Yazar
Doğum:
Roma, İtalya, 25 Eylül 1966
Niccolò Ammaniti 1966’da Roma’da doğdu. 1994’te "Branchie" adlı romanı, 1995’te "Nel nome del figlio" adlı denemesi, 1996’da "Fango" adlı öykü derlemesi yayımlandı. Öyküleri "Gioventu cannibale" (1996) ve "Tutti i denti del mostro sono perfetti" (1997) adlı seçkilerde de yer aldı. Kitapları Fransızca, Almanca, İspanyolca, Yunanca ve Rusça’ya çevrildi.
Ne bir parça rüzgâr vardı ne kuşlar, ne ağustosböcekleri ne de cırcır böcekleri.
Niccolo Ammaniti
Sayfa 22 - Can Roman
Ama adalet konusunda seninle tartışmak istiyorum. Neden kötülerin işi iyi gidiyor? Neden hainler tasasızca yaşıyor? Onları sen diktin, kök saldılar, Büyüyüp ürün verdiler. Adın ağızlarından düşmüyor, yürekleriyse senden uzak.
"...Neden dünya böyle dönüyordu? Doğuyordun, okula gidiyordun, çalışıyor ve ölüyordun. Kim karar vermişti bunun doğru olduğuna? Başka türlü yaşanamaz mıydı?.."
Niccolo Ammaniti
Sayfa 37 - Can Yayınları
238 syf.
·10/10
Ba yıl dım!
Yazar her şeyi öyle güzel öyle gerçekçi anlatmış ki, sanki tüm bunlar gerçek ve ben bunları yaşadım.
Yazar kitabın başlarında yemyeşil bir vadiden bahsetmiş. Okurken o vadiye gidiyor, güzelliği karşısında nefesiniz kesiliyor. Dört bir yanını sarmış rengarenk çiçekler, mis gibi bir koku, kuşların cıvıltısı, hafif bir esinti ama tam bu vadinin ortasında duran çirkin bir yapı. Yani ev. Tahtaları çürümüş, yıkık dökük, ürkütücü. Peki burada verilen mesajı anladınız mı? Her güzelliğin içinde bir kötülük vardır. Tıpkı bazı insanlarda olduğu gibi. Işte yazar da bu zıtlığı çok güzel anlatmış kitap boyunca. Yemyeşil çayırlar içinde bulunan dökük bir ev ve evin içine adım attığınızda karşınıza çıkan hayatınızı zindan eden bir görüntü. Aynı dokuz yaşında Michele eve adımını atar atmaz hayatını kabus edecek bir şeyi görmesi gibi. O anda o güzelim vadi de artık sıradanlaşır, tıpkı bazı insanların cirkinliğini göremediğimiz gibi.
Kitabın hemen hemen ortasına gelince bu sefer Michele başka bir olaya tanık olur. Olamaz dedim. Michele şimdi ne yapacak? Ben olsam ne yapardım. Kafamda binbir sorular. O kadar heyecanlandım ki bunu kelimelerle ifade etmem inanın çok zor.

Yazar kötülüğün resmini çizmiş kitap boyunca. Acımasızlık, para hırsı, insanların şeytandan daha kötü olduğu, vicdansızlık, çılgınlık ve şiddet kanatlanıp uçuyor, geriye sadece ve sadece küçük bir erkek çocuğunun merhameti kalıyor kitapta.
Muhteşem bir kitaptı. Baskısı yok ama yayınevi tekrar basacağını duyurmuş. Çıktığı gibi alın, okuyun. Bana hak vereceksiniz...
120 syf.
bu kitabı çok seviyorum, çünkü tam sevdiğim şekilde "olan ve biten" bir kurgusu var. ağdalı yapıdan uzak anlatım, sündürülmemiş hikaye, iyi bir konu. yine de ilginç şekilde bertolucci tarafından sinemaya uyarlanan halini daha çok seviyorum, çünkü filmde lorenzo yalnız kalmayı seven, bu yüzden insanlardan kaçan biriydi. oysa kitapta aslında diğerlerinin arasına girmek isteyen, ama yapamadığı için yalnız kalan bir karakter. ve tabi ki olivia"yı canlandıran muhteşem tea falcon yüzünden kitabı da tea falcon"u hayal ederek okumak zorunda kaldım. önce kitabı okumak nasıl olurdu merak ediyorum.
368 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Dört kişilik Satanist bir grubun lideri ses getirecek bir eylem düzenlemek istemektedir. Sonunda ülkenin en ünlü şarkıcısını düzenleyecekleri ayinde kurban etmeye karar verir. Ülkenin en büyük mafya liderinin düzenleyeceği, pek çok ünlü yazarın, politikacının, zengin işadamlarının, televizyoncuların yer alacağı sıra dışı partiye şarkıcının da katılacağını öğrenirler ve garson olarak partiye katılmanın yolunu bulurlar. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Hayal gücünün sınırlarını zorlayan güzel bir kitap.
304 syf.
·6 günde
Ütopya, distopya tarzı yazılmış romanlar okumayı seviyorum. Ütoptayalar umuda açılan kapılar niteliğinde, distopyalar ise farkına varışları beraberinde getiriyor. Dolayısıyla iki türde yazılmış kitaplar da eğer kurgu ve üslup sağlamsa hem edebi yönden akıp gidiyor hem de bir yönüyle düşünmeye sevk ediyor okurları.
Baş kahramanın ismini almış olan bu kitap da iyi bir distopya örneği bana kalırsa. Bizlere keyifli bir okuma süreci yaşatırken aynı zamanda tahayyül yeteneği de bahşediyor. Kurgu, sonunun nereye varacağı hiç belli olmayan, umutlu ve aynı zamanda umutsuz bir mücadeleyle birlikte ilerliyor. İnsanın ayakta kalma gücünü sınıyor. Merak, rekabet, merhamet, sadakat ve fedakarlık gibi nice duyguyu hissettiriyor bir yönüyle de.
Anna'nın ve kardeşi Astor'un öldürücü virüs nedeniyle en büyük kayıpları yaşayıp; açlığa, susuzluğa, her türlü güçlüğe karşı yalnızlık içinde dirilttikleri direnci ve umudu okumak isterseniz, buyurun.
238 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kitabı birkaç kere yarım bıraktığımdan mıdır nedir bu sefer beklentim düşük bir şekilde okumaya başladım. Ve kitap bana kendini o kadar beğendirdi ki bundan sonra kitapları yarım bırakırken oturup bir kere daha düşünme kararı aldım :D Çok zevk alarak okudum, yazarın okuduğum ilk kitabı, betimlemeleri de başarılıydı. Sayfaları sürekli acaba ne olacak diye çevirdim. Arada birkaç sayfada sıkılmadım değil ama bu kitabı okumamak için yeterli bir neden olamaz. Bazen çocuk kitabı okuyormuşsun gibi geliyor ama bana kalırsa çocuk kitabı diye nitelendirmek de doğru olmaz. Kısacası çok beğendim :)
120 syf.
·Beğendi·10/10
14 yaşındaki Lorenzo Cuni ve 23 yaşındaki baba bir üvey ablası Olivia Cuni; kitabın başkahramanları arasında geçen duygusal bir anlatı diyebileceğim, kısa; ama güzel olarak nitelendirebildiğim bir eser. Ayrıntılarla fazla boğulmamış, sade ve anlaşılır bir dille okurun karşısına çıkan bir roman. Tabi ki, çevirinin güzelliğinden bahsedebiliriz bu durumda. Can yayınları farkı. Ben çok beğendim. Duygusal kitaplarla arası iyi olanlarında beğeneceğini umuyorum.
304 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
“Yaşam bize ait değildir, sadece içimizden geçip gider... Geriye dönüp bakmadan yola devam etmek gerekir, çünkü içimizdeki yaşam enerjisini kontrol etmemiz olanaksızdır, hayal kırıklığına uğramış, kör ya da sakat kalmış olsak da yaşamımızı zorlaştıran her türlü olumsuzluğa rağmen beslenmeye, uyumaya, yüzmeye devam ederiz.”
.
.
Çocukların bulaşıcı bir hastalıkla baş başa kaldığı dünyada kim ne yapar, nasıl yaşar, sadece çocuklar olsaydı dünya daha mı güzel olurdu? vs. soruların yanıtlarına cevap bulunabilecek bir kitaptı. Öncelikle kitapta yer yer çocuklara ters düşecek konular açık bir şekilde ele alındığı için çocuklar için pek de uygun bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Çocuklar dışında herkes okuyabilir tabi
.
.
Kitabın bazı bölümlerini okurken irkildim, tiksindim, büyük bir dehşete kapıldım. Yeri geldi Anna oldum. Okyanusun dinine dalıp çırpındım, köpeğimi kurtarmaya çalışırken vicdan azabının sesi zihnimde yankılandı. Yeri geldi “Astor!” diye haykırdığım oldu. Kitap kendine bağlamayı başardı
.
.
Dünyanın dört bir yanında çocuklar savaş, açlık, susuzluk, işkence nevinde ne türlü bela varsa hep bir mücadele içindeler. Hayat en çok çocuklara acımasız davranıyor. Bu kitap bu acımasızlığı bir kez kanıtlamış oldu
Ama çocuklardan öğrenmemiz gereken en mühim şey yaşamak için daima güçlü olmak, ümidini yitirmemek. Yapamam demek yok yapacaksın. Olamam demek yok olacaksın. Çünkü başka çaren yok
120 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kendini hiçbir yere ait hissetmeyen bir çocuk ve uyuşturucu bağımlısı olan bir üvey abla ikisi arasında kısa sürede oluşan bir bağ ve birbirlerinin hayatlarını etkilemeye çalışmalrını çok güzel anlatmış.
304 syf.
·Puan vermedi
Sadece 14 yaş üzeri insanları etkileyen ölümcül bir virüs yüzünden yalnız kalan, büyüklerin olmadığı bir dünyada kendi düzenlerini oluşturan çocukların arasında , kardeşiyle birlikte hayatta kalmaya çalışan anna ‘nın hikayesi. Az biraz #sineklerintanrısı biraz #yol karışımıyla İtalyan usulü postapokaliptik roman. Bu türün en iyi örneği olmadığı muhakkak ama fena da değil #niccoloammaniti #anna

Yazarın biyografisi

Adı:
Niccolo Ammaniti
Unvan:
İtalyan Yazar
Doğum:
Roma, İtalya, 25 Eylül 1966
Niccolò Ammaniti 1966’da Roma’da doğdu. 1994’te "Branchie" adlı romanı, 1995’te "Nel nome del figlio" adlı denemesi, 1996’da "Fango" adlı öykü derlemesi yayımlandı. Öyküleri "Gioventu cannibale" (1996) ve "Tutti i denti del mostro sono perfetti" (1997) adlı seçkilerde de yer aldı. Kitapları Fransızca, Almanca, İspanyolca, Yunanca ve Rusça’ya çevrildi.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 122 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 124 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.