Nicolae Jorga

Nicolae Jorga

Yazar
7.2/10
42 Kişi
·
133
Okunma
·
19
Beğeni
·
1.475
Gösterim
Adı:
Nicolae Jorga
Unvan:
Rumen Tarihçi, Akademisyen, Yazar, Şair ve Devlet Adamı
Doğum:
Botoşani, Romanya, 18 Haziran 1871
Ölüm:
Strejnicu, Romanya, 28 Kasım 1940
1895'te Bükreş Üniversitesi'nde dünya tarihi profesörü oldu. 1902-05 arasında milliyetçi Sămănătorul (Tohum) dergisinin editörlüğünü yaptı. Geschichte des rümänischen Volkes (1905; Rumen Halkının Tarihi) ve Geschichte des osmanischen Reiches (1908-12, 5 cilt; Osmanlı İmparatorluğu Tarihi) adlı kitapları ve haçlı seferleri üzerine incelemeleriyle kısa sürede büyük ün kazandı. Osmanlı Devleti'nin "Bizans'tan sonra Bizans" demek olduğu gibi, daha sonra Türkmilliyetçi tarihçilerinin çok karşı çıkacağı bir tezi ortaya attığı. 1921'de Fontenay-aux-Roses Rumen Okulu'nu açtı. 1922'de Sorbonne'da öğretim üyesi oldu.

Yaş'tan parlamentoya seçildiği 1907'den başlayarak ülke politikasında önemli rol oynadı ve Ulusal Demokrat Parti'yi (Partidul Naționalist-Democrat) kurdu. Meclis başkanlığı yaptıktan sonra 1931-32 yıllarında başbakan ve eğitim bakanı olarak görev yaptı. 1939'da Senato başkanı oldu. Çok üretken bir araştırmacı olan Iorga, 1933'e gelindiğinde yüzlerce makale ve kitap yazmış, Vălenii de Munte'de bir halk üniversitesi (1908) ile Güneydoğu Avrupa Enstitüsü'nü (1913) kurmuş ve çok sayıda dergi çıkarmıştır. Öte yandan milliyetçi görüşlerini dile getirdiği yazıları ve konferanslarıyla ülkenin düşünsel yaşamını derinden etkiledi.

Eski bir öğrencisi olan ve 1930'da sürgünden dönerek tahta çıkan Kral II. Carol yönetimini destekledi. Kasım 1940'ta, karşıtı olduğu faşist Demir Muhafızlarörgütü militanları tarafından öldürüldü.

En önemli yapıtı 10 ciltlik Istoria Românilor (1936-39; Rumen Tarihi), olan Iorga, Venedik, Osmanlı İmparatorluğu ve Haçlı Seferleri tarihleriyle de ilgilenmiştir. Şiirler, genelde tarihi kişilerden esinlenen kırka yakın oyun (Constantin Brâncoveanu, 1914), bir özyaşamöyküsü (Mes horizons; Une vie d'homme telle qu'elle fut, 1934), Prensées (1911) adlı bir yapıt ve gezi öyküleri de yazmıştır. Derin bilgisi, değişik dönemlere ait Rumen edebiyat tarihi kitaplarında ve Histoire des littératures romaniques (1920) adlı bir yapıtta somut olarak görülür.

Yapıtlarından biri Türkçede İstanbul'un Zaptı Hakkında İhmal Edlmiş Bir Kaynak (1948) başlığıyla yayımlanmıştır.
Kanuni’den itibaren Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa için gerçek bir tehlike oldu. 1522'de Rodos'un fethedilmesi Batı ve Orta Avrupa'daki devletlerin gözlerini tekrar Türklere çevirmelerine sebep oldu. Rodos'un Osmanlı hakimiyetine geçmesi ile ilgili 1522-1523 yıllarında 80 tane kitap ve broşür yayınlandı.
Baş vergi tahsildarı Halil’in sıkça bahsettiğimiz ve Avusturya ile yapılan görüşmelerde esas alınan tahrir defterinde, Osmanlı’ya tâbi tüm şehirler, kaleler, köyler, araziler, meyve bahçeleri ve tüm insanlar, Moğolların eski ve hassas titizliği ile kayıtlı idi.
2604 syf.
·24 günde·Puan vermedi
Osmanlı-Türk tarihi üzerinde burada yayınlanan bu anıtsal kitabın yazarı Nicolae Iorga (Jorga), aynı zamanda 1910-1940 yıllarında Romanya’nın akademi ve siyaset hayatında, üniversite rektörü, Akademi başkanı, Millet Meclisi Başkanı ve Başbakan olarak en önde rol oynamış sıradışı bir şahsiyettir. Iorga (Jorga) Romanya’nın gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi sayıldığı gibi, eserleri çeşitli dillerde, Almanya, Fransa, İtalya ve ABD’de defalarca basılmış, dünyaca tanınmış bir tarihçidir. 1908’de Almanya’da ünlü bir dünya tarihi (Geschichte der Europaischen Staten) serisinde Osmanlı Tarihi’nin yazılması düşünüldüğünde, bu iş Iorga’dan istenmiş, burada Türkçe çevirisi yayınlanan beş ciltlik Geschichte des Osmanischen Reiches, (Gotha, 1908-1913), onun kaleminden çıkmıştır.
Osmanlı-Türk tarihi üzerinde burada yayınlanan bu anıtsal kitabın yazarı Nicolae Iorga (Jorga), aynı zamanda 1910-1940 yıllarında Romanya’nın akademi ve siyaset hayatında, üniversite rektörü, Akademi başkanı, Millet Meclisi Başkanı ve Başbakan olarak en önde rol oynamış sıradışı bir şahsiyettir. Iorga (Jorga) Romanya’nın gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi sayıldığı gibi, eserleri çeşitli dillerde, Almanya, Fransa, İtalya ve ABD’de defalarca basılmış, dünyaca tanınmış bir tarihçidir. 1908’de Almanya’da ünlü bir dünya tarihi (Geschichte der Europaischen Staten) serisinde Osmanlı Tarihi’nin yazılması düşünüldüğünde, bu iş Iorga’dan istenmiş, burada Türkçe çevirisi yayınlanan beş ciltlik Geschichte des Osmanischen Reiches, (Gotha, 1908-1913), onun kaleminden çıkmıştır. İnanılmaz bir enerji ve üretkenliğe sahip bu seçkin yazar, 1300 (evet bin üçyüz) kitap ve on binin üstünde makale yayınlamış, birçok bilimsel ve siyasi dergi çıkarmıştır.
OSMANLI TARIHI
Iorga (Jorga)’nın Almanca beş ciltlik Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (1300-1912), daha önce yazılmış belli başlı genel Osmanlı tarihleri (J. von Hammer ve J.W. Zinkeisen) yanında yeni ve kapsamlı bir yaklaşımı temsil eder. Değerli tarihçilerimiz İ. H. Uzunçarşılı ve E.Z. Karal tarafından yazılıp Türk Tarih Kurumu tarafından çıkarılan 8 ciltlik Osmanlı Tarihi (Ankara: 1954-1973). Batı kaynakları, bu arada Iorga’nın eseri hakkıyla kullanılmadan yazılmıştır. Herşeyden önce Iorga’nın Osmanlı tarihi, ön-yargılardan oldukça kurtulmuş, belgelerin tanıklığına öncelik veren ciddi bir tarihçinin eseridir. Iorga’ya göre Osmanlı tarihi, “dünya tarihinin parlak bir bölümü”nü temsil eder. Iorga’nın şimdiye dek kullanılmamış kaynaklara dayanan Osmanlı tarihinin orijinalliği, Türkiye’de erkenden takdir edilmiş, belki Almanca yazılmış olması dolayısıyla Türkçe’ye çevrilmesi gecikmiştir. İlk deney, Ankara Üniversitesi DTC Fakültesinde hocam ve meslektaşım Bekir Sıtkı Baykal tarafından yapılmıştır. Prof. Baykal 1948’de eserin V. cildini Türkçe’ye kazandırmıştır (N. Jorga, Osmanlı Tarihi, 1774-1912, Ankara 1948).
Iorga, Güney-Doğu Avrupa’nın 1500 yıl birbiri ardından iki imparatorluk, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları idaresinde yaşamış ve böylece bölgeye has sui-generis bir kültür sentezi yaratmış olduğu görüşünü yazılarında belirtmiş, Balkan tarihi araştırmalarına kapsamlı doğru bir yön vermek istemiştir (Iorga bir The Byzantine Empire, Londra 1907 yazmış, Bizans tarihi üzerinde çeşitli kitap ve makale yayınlamıştır). Bizans ve Osmanlı tarihlerini derinliğine inceleyen Iorga “Osmanlı Sentezini” ilk kez ifade etmiş bir tarihçidir. Iorga, Osmanlı Tarihini konu almakla beraber aslında bir Balkan tarihçisi sayılabilir. Osmanlı tarihinde Balkanlara ait belgelere dayanan ayrıntılar, esere orijinal niteliğini kazandıran özelliklerin başında gelir. Biz, Osmanlı vilâyet tahrirleri ve kanunnamelerden çift-hane sistemi’ni formüle etmekle, bu temel fikrin ne kadar haklı olduğunu göstermeye çalıştık. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde çift-hane sistemi, tüm bölgede köylü sınıfının sosyal-ekonomik ortak yapısını ve kırsal sektörde devlet maliyesinin temelini oluşturmakta idi. Osmanlının mîrî toprak rejimi ve çift resmine bağlı kapsamlı kırsal vergi sistemi aslında Bizans imparatorluk sisteminin bir devamıdır. Iorga, geniş görüşlü tarihçi yaklaşımı sayesinde bu temel devamlılığı fark etmiştir.
Öte yandan Iorga’ya göre bölge, Avrupa’nın bir parçası olmakla beraber, Avrupa’nın öbür bölgeleri gibi kendi karakterlerini daima korumuştur. Güney-Doğu Avrupa’nın yerli halkı ve temel kültürü ile günümüze kadar gelmesinde önemli olan Osmanlı dönemini, bağnaz milli saptırmalara kapılmadan yorumlamakla, Iorga kuşkusuz derin tarihçi vizyonunu ispat etmiştir. 1930’larda Balkan Antantı ve Balkan Konfederasyonu girişimleriyle bu yayınlar arasındaki ilişki, Iorga’da tarihle halihazırın, bilimle siyasetin nasıl bağdaştığını gösteren iyi bir örnektir. Balkanlarda bağnaz millî devlet ve onun hizmetindeki romantik tarihçi, beşyüz yıl boyunca oluşmuş bir tarihi realiteyi, Osmanlı’yı yok sayıyor; onu temelinden tahrib etmeyi bir hak biliyor; tahrip elini yalnız masum kitlelere değil (sadece 1912-1913’te Balkan savaşlarında Müslümanların kayıpları 1.450.000 ölüdür, 410.000 kişi Türkiye’ye göçmek zorunda kalmıştır.), Osmanlı medeniyetini temsil eden tüm eserlere kadar uzatıyor; camilerini, türbelerini, güzelim köprülerini acımasızca yıkıyor. Balkanları adım adım gezen bir Hollandalı, Dr. Michael Kiel Osmanlı eserlerinin tamamına yakınının ya harap bırakıldığını veya kasıtla tahrip edildiğini tespit etmiştir. Michael Kiel aynen şöyle yazar: “Osmanlı İmparatorluğu’ndan sonra ortaya çıkan devletler halkı, Güney-Doğu Avrupa’da Osmanlıların inşa ettikleri mimari eserlerin belki %98’inin ortadan kalkmasına sebep olmuşlardır”. 1990’da Dobruca’yı gezdiğimde, Babadağ’da Sarı Saltuk türbesinin yıkık duvarları, Filibe’de Fatih’in veziri Şihabeddin Paşa’nın perişan mezarı, bana herşeyden önce Balkan milliyetçisinin bağnazlığını hatırlattı. Herşeye rağmen bağnaz millî devletin tahrip edemediği bir tarih yaşamaktadır: Bugün Balkan dillerinin herbirinde yaşayan Türkçe kültür kelimeleri, 2000 ile 6000 arasında değişir. Balkanlının mutfağı, halk ezgileri, giyinişi ve davranışlarında, ister istemez, tarih yaşar.
Kitabın sayfa sayısından korkmayın %23 Dipnotlar v.s
2604 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Sadece 1. cildini bitirdim. Buradan tarihi okuduğunuzda aslında önünüze o kadar net bir resim geliyor ki, tam olarak anlıyorsunuz tarihi. Romantik tarih yazınından da uzak durulması gerektiğini düşünüyorum. Yani "biz mükemmeliz herkes kötü" anlayışıyla yazılan (Yılmaz Öztuna, Namık Kemal vb.) kitaplar sadece sizi coşturur ama gerçeklerle tanıştırmaz. Oysa mukayeseli olarak çeşitli yazarlardan, bilhassa da daha akademik yazan yazarlardan tarihi okursanız göreceksiniz ki Türkler de tıpkı diğer her millet gibi, iyi şeyleri de var kötü şeyleri de var. Kendi içinde bile entrikalar, ihanetler, ittifaklar düşmanlıklar hepsi mevcut. Ülkelerin çıkarları vardır ve hep buna göre hareket ederler. Bunu bilerek tarihi okursanız her şey gözünüzün önüne serilir zaten. Bu kitap da bunu en iyi gözünüze sokan kitaplardan birisi. Herkes okumalı.
280 syf.
Büyük Türk, Büyük Kartal, Fatih yahut İmparator. Ne derseniz diyin Osmanlı padişahları içerisinde tartışmasız askeri bir deha ve komutan Fatih Sultan Mehmed Han. Kitap İstanbul'un fethi ile başlayıp, Fatih'in Anadolu ve Avrupa'da yaptığı seferleri konu edinmektedir. Nicolae Jorga Batı kaynaklarından oldukça fazla yararlanmış kitabı yazarken. Tabi bu durum da; kimi yerde Batı Tarihçilerinin Türkleri barbar, acımasız kıyıcı gösteriyor. Bizdeki tarih yazıcıları gibi de hümanist değil. Kan, savaşın gereğidir. Ama savatan sonra adalet insanlığın gereğidir. Yazar objektif olarak Fatih dönemi İstanbul'unda Hristiyan ahaliye ayırım yapılmadığı ve haklarının korunduğu adil düzeni çok iyi yansıtmış. Gidilen her seferde fethedilen yerlerden zanaat erbabı kimseler imparatorluğun baş kentine getirilmiş. Böylelikle şehrin kalkınması ve Osmanlı İmparatorluğunun ihtişamlı yükselişi sağlanmış.
646 syf.
·5 günde
Yazar eserinde Osmanlı Tarihini objektif bir açıdan değerlendiriyor. Bu da eserini değerli kılan önemli bir etken.Batılı bir insanın Osmanlı'yı önyargılardan uzak bir şekilde değerlendirmesi bence çok hoş. Bütün Osmanlı Tarihi ile ilgilenen okuyuculara ve özelliklede üniversitelerin 'Tarih Bölümü'nde okuyan arkadaşlara tavsiye ederim.
2604 syf.
·Puan vermedi
Giriş dönemiyle ilgili bilgiler çok eski olduğu için gerçeği ifade etmiyor. H. İnalcık'ın çalışmalarıyla takviye edilmeli. Üstüne araştırma, yalnızca batı kaynakları üzerinde yapıldığı için İmparatorluğun Batıyla ilişkileri ele alınmış. Haliyle Doğu faaliyletlerini de nerdeyse hiç ifade etmiyor, şöyle bir değiniyor. Zaten N. Jorga, Türkçe bilmiyor. Sırplarla ilgili bilgeleri, okurken isimleri sürekli karıştırmak mümkün. Derin bir araştırma için okunmalıdır
254 syf.
·10/10 puan
Nicolae Jorga bu eserinde Sultan II.Mehmed'in daha çok askerî yönünü ele almış. Yazarın Romen oluşu eseri bence daha bir değerli kılıyor çünkü genelde Türk yazarların padişahlar hakkında yazdığı eserler onları objektif yansıtmıyor. Padişahlar'ın bir evliya veya hoca gibi göstermeleri barışçıl insanlar olarak göstermeleri, kan dökmeden toprak aldığını göstermeleri vsvs... Osmanlı 3 Kıta 7 İklim yaşarken bunları barış ve kardeşlik ile elde etmedi. Bu eseri okuyan'da Fatih Sultan Mehmed'in barış güvercini olmadığını iyi idrak eder.. tam bir savaş makinası. İlime,bilime, savaş teknolojisine katkısı müthiş. Eser 200 kaynak'dan yararlanılarak ortaya koyulmuş, batı kaynaklı eserlerden oluştuğu içinde daha bir kıymetli bir eser. II.Mehmed dönemini merak edenler okumalıdır.
280 syf.
·7/10 puan
Sultan'ın döneminde özellikle Anadolu'daki siyasi birlik için verilen mücadele, gayet başarılı bir şekilde okura sunulmuş. Biyografiden ziyade araştırma-inceleme türünde bir eser olduğunu da gözardı etmemek gerekir tabii...
%18 (446/2604)
·Puan vermedi
Kitabı Halil İnalcık hoca tavsiye ettiği ve Ehan Afyoncu hocanında editörlüğüni yaptığı için almıştım.
İslamiyet öncesi, Selçuklular, Osmanlı'nın kuruluşundan 2. Murad' kadar olan süreç, son kısımda Osmanlı'da kültürel hayattan bahsediyor. Genelde yapılan Savaşlar var. Padişahların biyografisi malesef yok. Sıkılıp atladığım yerler oldu doğrusu. Dili gayet iyi ve anlaşılır. Cilt ve kağıt kalitesi çok iyi, fakat boyut büyük olabilirdi.

"Jorga’nın yazdığı her satır bir fikir tohumu taşır; araştırılacak problemler ortaya atar ve okuyanda ilgi uyandırır; bunlar olmadan hiçbir tarih eseri canlı bir bilim dalı olamaz, ölü bir söz olarak kalır".
 
Prof. Dr. Halil İNALCIK
2604 syf.
·8/10 puan
Uzun zamandır Osmanlı Tarihi okumak istiyordum ve bu kitabı Halil İnalcık gibi bir üstad önerdiği için tercih ettim. Zaten arka kapağında da onun yazısı vardır. Peki aradığımı buldum mu? Buna kesin bir dil ile evet yada hayır diyemem ama bu 5 ciltlik kitap da şunu farkettim, Osmanlı Tarihi için 5 cilt azdır... Okuyucu için çok ama bir Tarih için azdır...

Evet, eser 5 cilttir. Çok gibi görünebilir ama bu eserde Osmanlının %80 oranında iç ve dış siyasi olaylar anlatılmaktadır. Osmanının toplumsal, kültürel ve benzeri yanları çok kısıtlı aktarılmış,ü ağrılıklı olarak savaşlar ve siyasi çekişmeler aktarılmıştır. Osmanının siyasi dünyasına bakmak isteyenler için karçırılmayacak bir eser. Ancak Sosyo-Kültürel bir araştırma için eksik kalacak bir eserdir. Bu bir eleştiri değil tariftir.... Çünkü malumunuzdur ortalama 600 yıl yaşamış bir İmparatorluğu elbette hiç bir yazar 5 cilltte anlatamaz. Ancak belli bir yanını anlatabilir, bu kitap da daha çok siyasi yanını anlatmış ve savaşlar ile i,ç siyasi çekişmeler ile süren bir cilttir

Aslında tarih bilinmekten çok anlaşılmak istenir... Ama bizler 100 yıl öncesi veya daha eski alınmış bir karar üzerinden bu millete büyük hizmetler etmiş insanları suçluyoruz, Oysa bakın Cenap Şahabettin ne güzel söylemiş;
"Olağanüstü dönemlerde, bir şeyin hakkı ile yapılıp yapılmadığı aranmaz. Örneğin, deprem olmuş, ekmekler iyi kızarmamış, kimse neden bu ekmek böyle olmuş diyemez. Ancak, ortalık süt liman ve her şey yerli yerinde ise, o zaman yapılan her işin hakkı ve kuralı ile yapılmasını istemek herkesin hakkıdır"

Bu eser de; Tarihi anlamanın, tarihi bilmekten daha elzem olduğunu kanıtlar tarzda yazılmış, okurken kafanızda kıyaslamalar yapacağınız, bazen hak verip bazen eleştireceğiniz güzel bir araştıma-inceleme eseri olmuştur...

Yazarın biyografisi

Adı:
Nicolae Jorga
Unvan:
Rumen Tarihçi, Akademisyen, Yazar, Şair ve Devlet Adamı
Doğum:
Botoşani, Romanya, 18 Haziran 1871
Ölüm:
Strejnicu, Romanya, 28 Kasım 1940
1895'te Bükreş Üniversitesi'nde dünya tarihi profesörü oldu. 1902-05 arasında milliyetçi Sămănătorul (Tohum) dergisinin editörlüğünü yaptı. Geschichte des rümänischen Volkes (1905; Rumen Halkının Tarihi) ve Geschichte des osmanischen Reiches (1908-12, 5 cilt; Osmanlı İmparatorluğu Tarihi) adlı kitapları ve haçlı seferleri üzerine incelemeleriyle kısa sürede büyük ün kazandı. Osmanlı Devleti'nin "Bizans'tan sonra Bizans" demek olduğu gibi, daha sonra Türkmilliyetçi tarihçilerinin çok karşı çıkacağı bir tezi ortaya attığı. 1921'de Fontenay-aux-Roses Rumen Okulu'nu açtı. 1922'de Sorbonne'da öğretim üyesi oldu.

Yaş'tan parlamentoya seçildiği 1907'den başlayarak ülke politikasında önemli rol oynadı ve Ulusal Demokrat Parti'yi (Partidul Naționalist-Democrat) kurdu. Meclis başkanlığı yaptıktan sonra 1931-32 yıllarında başbakan ve eğitim bakanı olarak görev yaptı. 1939'da Senato başkanı oldu. Çok üretken bir araştırmacı olan Iorga, 1933'e gelindiğinde yüzlerce makale ve kitap yazmış, Vălenii de Munte'de bir halk üniversitesi (1908) ile Güneydoğu Avrupa Enstitüsü'nü (1913) kurmuş ve çok sayıda dergi çıkarmıştır. Öte yandan milliyetçi görüşlerini dile getirdiği yazıları ve konferanslarıyla ülkenin düşünsel yaşamını derinden etkiledi.

Eski bir öğrencisi olan ve 1930'da sürgünden dönerek tahta çıkan Kral II. Carol yönetimini destekledi. Kasım 1940'ta, karşıtı olduğu faşist Demir Muhafızlarörgütü militanları tarafından öldürüldü.

En önemli yapıtı 10 ciltlik Istoria Românilor (1936-39; Rumen Tarihi), olan Iorga, Venedik, Osmanlı İmparatorluğu ve Haçlı Seferleri tarihleriyle de ilgilenmiştir. Şiirler, genelde tarihi kişilerden esinlenen kırka yakın oyun (Constantin Brâncoveanu, 1914), bir özyaşamöyküsü (Mes horizons; Une vie d'homme telle qu'elle fut, 1934), Prensées (1911) adlı bir yapıt ve gezi öyküleri de yazmıştır. Derin bilgisi, değişik dönemlere ait Rumen edebiyat tarihi kitaplarında ve Histoire des littératures romaniques (1920) adlı bir yapıtta somut olarak görülür.

Yapıtlarından biri Türkçede İstanbul'un Zaptı Hakkında İhmal Edlmiş Bir Kaynak (1948) başlığıyla yayımlanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 19 okur beğendi.
  • 133 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 115 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.