Nigel Warburton

Nigel Warburton

Yazar
8.3/10
447 Kişi
·
1.201
Okunma
·
77
Beğeni
·
3.100
Gösterim
Adı:
Nigel Warburton
Unvan:
Filozof
Doğum:
1962
Warburton Bristol Üniversitesi'nden lisans ve Cambridge Darwin College'dan doktora derecesi aldı ve 1994 yılında Açık Üniversitede Felsefe Bölümü'ne girmeden önce Nottingham Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Mayıs 2013'te Açık Üniversitede Kıdemli Öğretim Görevlisi görevinden istifa etti.
Yaşamdan aldığımız hazzı artırmanın yollarını aramak yerine, daha iyi bir insan olmaya ve doğru şeyleri yapmaya çalışmalıyız. Yaşamı daha iyi kılan şey budur.
Eğer dünyada gerçek adalet olsaydı, bir yanda elindeki çok fazla parayı nasıl harcayacaklarını bilmeyenler varken, bir yanda da açlık çeken çocuklar olmazdı.
Nigel Warburton
Sayfa 330 - Alfa Yayınları
İnsan olmakla birlikte gelen sorumluluğun yüklediği ağırlıktan kurtulmanın herhangi bir yolu yoktur.
Nigel Warburton
Sayfa 291 - Alfa Felsefe
İyi olmak, aklını kullanan her insanın kendi seçimleri aracılığıyla ulaşması gereken bir şey olmalıdır.
Nigel Warburton
Sayfa 176 - Alfa Felsefe
Bu kadar kötülüğün var olduğu bir durumda, insan nasıl mutlak iyi bir Tanrı'nın var olduğuna içtenlikle inanabilir ki? Her şeyi bilen Tanrı kötülüğün var olduğunu bilir; her şeye kadir bir Tanrı onun ortaya çıkmasına engel olabilir ve mutlak iyi bir Tanrı kötülüğün var olmasını istemez.
Doğru seçimleri yaparsak, boş işlerle zaman harcamazsak hayat genellikle birçok şeyi yapabileceğimiz kadar uzundur.
360 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
İnsan düşünen bir hayvandır. İnsan politik bir hayvandır. İnsan deneyen bir hayvandır. İnsan düpedüz hayvandır. İnsan doğası gereği bencildir. İnsanın özü yoktur. İnsan özgür doğar oysa her yerde zincire vurulmuştur. Duyularımıza asla güvenemeyiz. Düşünüyorum öyleyse varım. Ben varsam, ölüm yok; ölüm varsa, ben yokum. Tanrı vardır. Tanrı yoktur. Tanrı’nın varlığı ve yokluğu bilinemez. Büyük büyük dedelerimizin soyu maymundan gelmiş olabilir. Rüyalar bilinçdışına giden kral yoludur. Vs. vs. Felsefenin Kısa Tarihi, bu çıkarımları temel alan düşünürlerin felsefelerine adı gibi kısaca değinen, anlaması çok kolay bir felsefe kitabı. O yüzden felsefe okumak istiyorsanız giriş kitabı olarak rahatça seçebilirsiniz. Bu kitabın ardına Sofie'nin Dünyası adlı kitabı okursanız felsefeye sağlam bir giriş yapmış olursunuz. Ben tam tersini yaptım tabii ayrı bir şey.

Milattan bilmem kaç yıl önce yaşamış birçok düşünür vardır. Ama ister felsefe kitapları olsun ister felsefeyle ilgili diğer dokümanlar olsun Sokrates’ten önceki düşünürlere fazla yer vermezler. Sebebi yaşadığı döneme damga vurmuş olmasıdır. Felsefesinin temeli akıl yürütmeye ve soru sormaya dayanır. Sorduğu sorularla insanların bildikleri şeyleri gerçekte bilmediklerini kanıtlıyordu. Anlayacağınız tek bildiğimiz hiçbir şey bilmediğimizdi. Sokrates’ten sonra o döneme damga vuran varsa, sizin de aklınıza gelmiştir, kesinlikle Platon’dur. Duyularla değil de düşünme yoluyla gerçeklere ulaşabileceğimizi savunuyordu. Görünüşle gerçek arasındaki farkı anlatmak için mağara örneğini kullanmıştır. Mağaranın girişine arkası dönük olarak zincirlenen kişiler duvara yansıyan gölgelerini gerçeklik sanırlar ama bu görünüştür, bir kişi zincirini kırıp mağaranın dışına çıkarsa gerçeği o zaman görecektir. Buradan hareketle Platon’un felsefesinden çıkaracağımız temel sonuç görünüşlerin aldatıcı olduğudur. Yine o döneme damga vurmuş bir düşünür daha var: Aristoteles. Aristoteles insanları felsefeye iten şeyin ‘nasıl yaşamalıyız, nasıl iyi bir yaşama sahip olabiliriz?’ sorularına cevap aramak olduğunu savunuyordu. Aristoteles bu soruların cevabını gerçek mutluluğu aramak olarak vermişti. Yani haz dediğimizden şeyden tamamen ayrı mutluluğu( bkz. #13562361).

Düşünceleriyle insanları etkileyen her filozofu buraya yazmak çok mantıksız olacağından sadece birkaç tanesini seçip yazmayı tercih ediyorum. Bu dediğim gerçekten doğru mu? Ya tercih ettiğimi düşünürken başka bir şey yapıyorsam. Ya da bunları tamamen başkası yazıyorsa? O yüzden duyularımıza güvenemeyiz diyor Pyrrhon. Duyularımız bizi sıkça aldattığı için her şeyden şüphe etmeliyiz diye de ekliyor. Madem duyularımıza güvenmememiz lazım o zaman şüphe edip edemeyeceğimize nasıl güvenebileceğiz? Duyularımız bizi ne kadar aldatsa da her şeyden şüphe etmenin insan akıl sağlığı için iyi olmadığını düşünüyorum. Descartes de bu görüşe yakın sayılabilecek bir görüşü savunuyordu: Doğru olmama ihtimali olan bir şeye doğru demeyin. Bu görüş onu insan varlığını açıklamaya itiyordu. Cevabı çok basit: Düşünüyorum, öyleyse varım.

Felsefede en çok kafa yorulan konu belki de Tanrı’nın varlığıydı. Kimisi Tanrı vardır, kimisi yoktur, kimisi varlığı yokluğu bilinemez, kimisi Tanrı varsa birden fazladır, kimisi de tanrı doğadır gibi çıkarımlara varmıştı. Blaise Pascal da bu konuya kafa yormuştu. Pascal’ın düşüncesi, felsefi açıdan bakarsak, gayet sağlam bir düşünce bana göre. Kısaca, Tanrı varmış gibi yaşamanın insan için yararlı olduğu temeline dayanıyordu. Böyle bir durumda eğer Tanrı gerçekten varsa sizin için bu iyi bir durumdur. Eğer Tanrı yoksa fazla bir şey de kaybetmeyeceksiniz. Kendi deyimiyle: Kazanırsanız her şeyi kazanacaksınız, kaybederseniz de hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz. Bizim deyimizle açıklamak gerekirse: Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık gibi bir durum. (Farklı bir anlam çıkmaması için deyimi iki davranış, iki kimse, iki karşıt şeyin aynı olması anlamında kullandığımı belirtmek isterim.)

İnsan özgür müdür? Varoluşun gayesi var mıdır? Yine bu konularda da fikir üretmiş çok düşünür var. J. J. Rousseau “İnsan özgür doğar oysa her yerde zincire vurulmuştur,” diyor. Yine kendisi bir yasaya itaat etmenin toplumun yararına olduğunu kavrayamayan kişi özgür olmaya zorlanmalıdır görüşünü ortaya atıyor. Aradaki çelişkiyi siz de fark ettiniz. Kendisi işin içinden özgür olmaya zorlanan kişi daha özgür hale gelir diyerek çıkmış. J. P. Sartre göre burada olmamızın, yani varoluşumuzun, herhangi bir nedeni yoktur(bana göre var), kişi ne yapmak ve ne olmak istediğini seçmekte özgürdür. Bende bundan hareketle, kişi istediği şeyi seçmekte özgürse, soruyorum: Kişi doğruluğunu sorgulamış veya sorgulamamış bir şeyi seçiyor, başka bir kişi de bu seçimi eleştiriyor diyelim. Eee kişi istediğini seçmekte özgür, bu halde kendini seçimini yapmış kişiyi eleştirmek nedir? Cevabını da ben vereyim bu da bir seçimdir. Ben de bu kitabı okumayı seçtim ve okudum. Güzel, keyifli bir kitaptı. Okumak isteyen arkadaşlara iyi okumalar.
360 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Gerçek anlamda muazzam bir kitap okudum. Zaman zaman beyninizin koridorlarında sıkıştığınızı hissedeceksiniz. Konu felsefe olunca ve burada en önemli filozofları okuyor olacağınız için bunu baştan kabul edin. Ama sanıldığının aksine kitabın her yeri paradokslardan oluşmuyor. Belki biraz Hegel'in kayıp dünyasında dolaşmak sizi bir parça zorlayacaktır. Ve bazen anlaşılması zor olan Nietzsche (zaten genelde hayatı anlatılmış) sizi farklı kulvarlara taşıyacaktır. Felsefi akımda bütün filozofların birbirlerinden etkilendiğini söylemek şüphesiz bu kitabı okuyan için çok kolay bir söz haline geliyor. Zaten kitapta her fırsatta bu dile getirilmiş. Tabi burada E. Kant, Hegel ve diğerleri bazen sizi çelişkiye düşürebilir. Şahsen zihnimin çoğu yerde değil belki ama bazı yazarlarda beni çok zorladığını söylemek istiyorum. Her şeyi de anlamak zorunda değilsiniz. :) Bazı yerleri bu yüzden hızlı okuyup geçtim. Ama kitap, gerçekten bir hazine niteliğinde. Felsefenin soğuk duvarlarından korkanlar veya tereddüt edenler bu kitabı rahatlıkla eline alıp okuyabilir. Felsefenin F'sinden anlamayan ben için çok iyi bir başlangıç seviyesi olduğunu söylemeden geçemem. Ha! bu arada artık ciddi bilgi sahibiyim. O kitabı okumadan önceydi. :) Keyifli okumalar :)
360 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Felsefeye giriş sayılabilecek, yalın bir dille yazılan, filozoflar ve argümanlarını örneklerle 7-8 sayfada anlatan müthiş bir kitap okudum. Bu türe, kavranılması güç, karışık olması sebebiyle biraz soğuk bakıyordum. Okuduğumda da çabuk sıkılıyordum doğrusu.
Sokrates'le başlayan felsefe tarihi Peter Singer'le son buluyor. dağınık bilgiler bu kitapla yerini bulabilir. Soyutluk olmamasının yanı sıra, okuduğum süre zarfında zevk aldığımı fark ettim. Gerçekten çok iyi derlenip özetlenmiş, fazlasına veya azına gerek duymuyorsunuz.
Batı felsefesinin büyük düşünürlerini kronolojik sırayla, günlük hayatta kullanabilceğimiz şekilde anlayacaksınız. Felsefe tarihini baz alan bir kitap okumayı düşünüyorsanız bence Warburton'un bu eserini mutlaka tercih etmelisiniz.
360 syf.
Mutlaka okunması gereken. bir kitap tarihe damgasını vuran filozofların düşünceleri özetlenmiş. gayet akıcı ve güzel bir üslupla aktarılmış bir kitap üstelik sıkılmadan okunacak kitaplardan biri.
Ayrıca kitabın eğlenceli kapağı ve kapağın üzerindeki "varoluş hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı" sloganı ile sizi davet ediyor.
Tavsiye edeceğim yegâne kitaplardan biri.
Güzel okumalar dilerim
360 syf.
Kitap adından da anlaşıldığı üzere kronolojik sırayla tarihe adını yazdırmış ünlü düşünürlerin hayatları ve düşünceleri hakkında bilgiler veriyor. Bunları basit bir dille ve kısa hikayeler şeklinde anlatıyor. Sıkılmadan okuyacağınız aynı zamanda çok şey öğreneceğiniz bir kitap.

Sokrates ile başlıyor. Platon, Aristo ile devam ediyor. Peter Singer ile bitiyor. Arada birçok kişiyi daha tanıyoruz. Toplam 40 bölümden oluşuyor. Bazı bölümlerde iki kişiyi aynı anda tanıyoruz. Her alandan sorular ile karşılaşıyoruz. Adalet, Mutluluk, İnanç, Din, Tanrı, Savaş, Bilim ve daha bir çok konu… Çoğunlukla bilgi verdiği için evde bulunması, ara ara okunması gerekiyor.

Ayrıca içinde Alan Turing ve Enigmadan da bahsedilmiş. Kesinlikle Enigma filmini de izlemenizi tavsiye ederim.

Siteye ilk kaydolduğum zamanlardaydı sanırım burada tanıştığım, felsefeyle ilgilenen bir arkadaşın tavsiyesi üzerine Sofie’nin Dünyasını okumuştum. O kitap kurgusal bir şekilde felsefenin tarihinden bahsetmesi ve sorgulamamı sağlaması ile beni felsefeye ısındırmıştı. Liseden kalan önyargılarımı yok etmemi sağladı. O zaman demiştim ki Felsefe ile ilgili kitapları okumaya devam edeceğim. Bu kitapta okuduğum 2. Felsefe kitabı oldu. Zamanla devamı da gelecektir. Felsefe sayesinde sorgulamanın ne olduğunu biliyoruz. Her zaman, her şeyi, kimin ne dediğine bakılmaksızın, milyonlarca insan doğru kabul etse bile sorgulamalıyız…
360 syf.
·Puan vermedi
''Felsefe tarihini merak ediyorum ama sıkılırım diye çekimser kalıp bir türlü başlayamıyorum'' diye bir kez olsun bile düşündüyseniz, başlangıç için oldukça iyi bir eser. Hiç sıkılmayacağınızı rahatlıkla söyleyebilirim. Filozofların düşünceleri arasındaki geçişler ve sıralaması oldukça başarılı. Bir de Sofie'nin dünyasını okuduysanız, daha bir pekiştirici olacağını düşünüyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, keyifli okumalar dilerim.
260 syf.
Felsefeye giriş eserleri, -popüler bilim kitapları gibi- çoğunluğa ulaşmak ve yüzeysel de olsa ana fikri anlatmak için önemlidir. Ama bundan daha önemli olanı, giriş kitaplarının da girişini yani ön sözünü okumaktır. Çünkü felsefe yapmanın ne olduğu bilinmediğinde felsefenin alt başlıkları olan, örnegin zihin felsefesi, sanat felsefesi vs. nin ve hayata dair diğer fikirlerin felsefesinin tam anlamıyla idraki mümkün olmayacaktır. Felsefe yapmak bilgi yığınının ezberlenmesi değil aksine ezberletilenlerin sorgulanması ile ilgilidir. Sorgulama ise sadece muhalif olmakla ilgili değildir. Yanlışa neden yanlış dendiği kadar hatta belki daha fazla, doğruya neden doğru dediğimiz de sorgulanmaya açıktır.

Bilim gibi felsefe de oldukça dar sınırlara hapsedildiği için, nasıl ki bilim insanları gözümüzde asosyal, beyaz önlüklü, gözlüklü insanlar olarak canlanıyorsa; filozoflar da masa başında sorunları teorik olarak çözmeye çalışan ve aslında pek de işe yarar şeyler söylemeyen hafif kafadan kırık tipler olarak belirir. Oysaki bilim de felsefe de insanlığın ilk dönemlerinden beri hayatımızdaydı. Bize şu an makinelerden dolayı basit gibi gelen araç gereçlerin ilk yapımı el ileydi ve bunun yapılabilmesi için bir düşünce süreci gerekti. Bu yüzden felsefe yapmak salt filozofların işine indirgenemez. Uzmanlık arttığı için tüm külliyata erişemeyeceğimiz bir gerçektir ancak bu,  hayatlarımızı hiç sorgulamadan/felsefe yapmadan geçireceğimiz anlamına gelmiyor. Bunu yapabilmek için de belli bir düşünce sistemine sahip olmamız gerekiyor.

Kitapta da geçtiği gibi: "Felsefeyle uğraşmak sadece bizim ön yargılarımız üzerine açık seçik olarak düşünmemize değil fakat inandığımız şeyleri tam anlamıyla açıklığa kavuşturmamıza da yardım eder. O, zaman geçtikçe de geniş kapsamlı bir konular silsilesi hakkında tutarlı bir biçimde tartışma yeteneği kazandırır." 

Ben sorgulanmamış hayatın zevksiz ve renksiz olacağını düşünenlerdenim. Ancak çoğunluğun sorgulama eyleminden uzak durdu(rul)ğunu da görebiliyorum. Çünkü sorgulamak her an değişebilecek şeylerin varlığına gebedir ve değişimin işine gelmeyeceği kişiler mutlaka olacaktır. O zaman işe sorgulamayı sorgulamakla başlamak gerekiyor belki. Bunun için de felsefe başat rolde.
320 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Siyaset, Bilim, Sanat, Zihin, Tanrı gibi konuları en basite indirgeyerek anlatan;felsefeye duyarlı kişilerin ilk aşama olarak okuyabileceği sade, anlaşılır bir eser :)
360 syf.
Felsefenin her sorusuna değinen, soruların cevaplarını kendi içinde sorgulayan, insanın kendisinin düşüncelerine dahi sorgulatan bir kitap...
Felsefe çoğu insan için sıkıcıdır, olayları bunaltıcıdır. Fakat ben bu kitabı okurken ne sıkıldım ne de bunaldım. Kitabın konusu felsefe ile ilgilenen filozoflar. Bu nedenle yaşam felsefeleri, dine yaklaşımları, yazdıkları argümanlar, yaşadıkları aşklar, etkilendikleri düşünürler, ortaya attıkları düşünce deneyleri ve hayatlarından yansıyan daha ne varsa bu kitabın içinde. Hepsinin inandıkları veya inanmadıkları fikir akımları var. Onların inandıklarına inanmayan, inanmadıklarına inanan daha birçoğu yer alıyor. Bu yüzden felsefe kavramı filozofların arasında bazen zıtlıktan bazen de aynı tarafta olmaktan doğuyor. Kronolojik sırada yer almaları da geçmişten günümüze felsefenin varoluşundan itibaren geldiği noktayı gözle görülür bir şekilde vurguluyor. Sizin yapmanız gereken sadece bu kitabı alıp Sokrates'ten itibaren yaşananlara şahit olmak. Tabi şahit olmayı istemek bile sizin elinizde...
Böyle güzel bir eser çıkaran yazarın eline, emeğine, bilgisine sağlık...
320 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Yazarın ikici kitabını okudum.İlki ''Felsefenin kısa tarihi ''kitabıydı.İlk kitap felsefeye iz bırakan kişilerlden kısa kısa açıklamalarla doluydu ve bence okunması gerekli bir kitaptı.Bu kitap ise belirli konularda ortaya sürülen felsefi yaklaşımları ve onlara karşı oluşankarşı tezleri anlatmış durumda.En çok ilk bölümde olan ''Tanrı'' kısmını çok beğendim

Yazarın biyografisi

Adı:
Nigel Warburton
Unvan:
Filozof
Doğum:
1962
Warburton Bristol Üniversitesi'nden lisans ve Cambridge Darwin College'dan doktora derecesi aldı ve 1994 yılında Açık Üniversitede Felsefe Bölümü'ne girmeden önce Nottingham Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Mayıs 2013'te Açık Üniversitede Kıdemli Öğretim Görevlisi görevinden istifa etti.

Yazar istatistikleri

  • 77 okur beğendi.
  • 1.201 okur okudu.
  • 120 okur okuyor.
  • 929 okur okuyacak.
  • 44 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları